En çok kullanılan 500 Sırpça kelime
Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.
Bu 500 kelimeyi uygulamada öğren
Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.
Bu liste nasıl sıralandı?
Liste, Flashcardly Sırpça kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.
Liste
Dinlemek için bir resme dokun.
Kelime 1–100
-
Zdravo MerhabaZdravo, kako si? Merhaba, nasılsın?
-
dobrodošli hoş geldinizDobrodošli u naš dom. Evimize hoş geldiniz.
-
Dobro jutro GünaydınDobro jutro! Günaydın!
-
da evetDa, razumem. Evet, anlıyorum.
-
Dobro veče İyi akşamlarDobro veče! İyi akşamlar!
-
ne hayırRekla je ne. Hayır dedi.
-
Doviđenja Hoşça kalDoviđenja, Ana! Hoşça kal, Anna!
-
Dobar dan TünaydınDobar dan! Tünaydın!
-
Vidimo se uskoro Yakında görüşürüzVidimo se uskoro, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!
-
Vidimo se sutra Yarın görüşürüzVidimo se sutra! Yarın görüşürüz!
-
Drago mi je! Memnun oldumTakođe, drago mi je! Ben de memnun oldum!
-
Kako si? Nasılsın?Kako si danas? Bugün nasılsın?
-
muškarac adamMuškarac čita knjigu. Adam kitabı okuyor.
-
žena kadınŽena nosi šešir. Kadın şapka takıyor.
-
dečak erkek çocukDečak se igra igračkama. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.
-
devojčica kızDevojčica ima loptu. Kızın bir topu var.
-
osoba kişiOn je fina osoba. O iyi bir kişi.
-
ljudi insanlarLjudi su veoma srećni. İnsanlar çok mutlu.
-
odrasla osoba yetişkinJa sam odrasla osoba. Ben bir yetişkinim.
-
beba bebekBebi treba mleko. Bebeğin süte ihtiyacı var.
-
gospodin BayGospodin Smit voli da čita knjige. Bay Smith kitap okumayı sever.
-
gospođa BayanGospođa Smith je učiteljica. Bayan Smith bir öğretmen.
-
komšija komşuMoj komšija je veoma ljubazan. Komşum çok cana yakın.
-
prijatelj arkadaşMoj prijatelj voli da čita knjige. Arkadaşım kitap okumayı sever.
-
danas bugünDanas je dobar dan. Bugün güzel bir gün.
-
sutra yarınSutra je novi dan. Yarın yeni bir gün.
-
juče dünVideo sam je juče. Onu dün gördüm.
-
sada şimdiOn to želi sada. Onu şimdi istiyor.
-
popodne öğleden sonraVolim popodne. Öğleden sonrayı severim.
-
veče akşamVeče je tiho. Akşam sessiz.
-
minut dakikaPotrebno nam je pet minuta. Beş dakikaya ihtiyacımız var.
-
jutro sabahDoručkujem ujutru. Sabah kahvaltı yaparım.
-
kasnije sonraUradiću to kasnije. Onu sonra yapacağım.
-
rano erkenOna se budi rano. O erken uyanır.
-
kasno geçOn često dolazi kasno. O sık sık geç kalır.
-
sat saatČas traje jedan sat. Ders bir saat sürüyor.
-
Kako se zoveš? Adın ne?Kako se zoveš? Adın ne?
-
Moje ime je Benim adımMoje ime je Emily. Benim adım Emily.
-
Odakle si? NerelisinOdakle si? Nerelisin?
-
Ja sam iz AlmanyalıyımJa sam iz Nemačke. Ben Almanyalıyım.
-
Gde živiš? Nerede yaşıyorsun?Gde živiš? Nerede yaşıyorsun?
-
Ja živim u ...'da yaşıyorumJa živim u Japanu. Japonya'da yaşıyorum.
-
Koje jezike govoriš? Hangi dilleri konuşuyorsun?Koje jezike govoriš? Hangi dilleri konuşuyorsun?
-
Ja govorim konuşuyorumJa govorim engleski dobro. İngilizceyi iyi konuşuyorum.
-
Govorim malo Biraz konuşuyorumGovorim malo francuskog. Fransızca biraz konuşuyorum.
-
Gde si rođen Nerede doğdunGde si rođen? Nerede doğdun?
-
Kako se prezivaš? Soyadın ne?Kako se prezivaš? Soyadın ne?
-
Ovo je moja prijateljica Bu arkadaşımOvo je moja prijateljica Lisa. Bu arkadaşım Lisa.
-
praviti yapmakJa pravim dobru kafu. Güzel kahve yaparım.
-
dobiti almakOn je dobio poklon. O bir hediye aldı.
-
imati sahip olmakEma ima auto. Emma bir arabaya sahip.
-
jesti yemekOni jedu jabuke. Onlar elma yiyorlar.
-
piti içmekPiješ li kafu? Kahve içer misin?
-
spavati uyumakŽelim da spavam sada. Şimdi uyumak istiyorum.
-
videti görmekVidiš li kuću? Evi görebiliyor musun?
-
gledati bakmakAdam voli da gleda slike. Adam resimlere bakmayı sever.
-
čitati okumakStudent čita knjige. Öğrenci kitap okur.
-
otvoriti açmakOna otvara prozor. O, pencereyi açıyor.
-
zatvoriti kapatmakZatvaram vrata. Kapıyı kapatıyorum.
-
dolaziti gelmekTi dolaziš ovde svaki dan. Buraya her gün geliyorsun.
-
Molim te LütfenMolim te, otvori vrata. Lütfen kapıyı açın.
-
Hvala Teşekkür ederimHvala na pomoći. Yardımın için teşekkür ederim.
-
Nema na čemu Rica ederimNema na čemu. Rica ederim.
-
Izvinite AffedersinizIzvinite, treba mi pomoć. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.
-
Žao mi je. Özür dilerimŽao mi je. Özür dilerim.
-
Možeš li mi pomoći? Bana yardım edebilir misin?Možeš li mi pomoći? Bana yardım edebilir misin?
-
Možeš li, molim te, da ponoviš? Tekrar edebilir misin lütfen?Možeš li, molim te, da ponoviš to? Onu tekrar edebilir misin lütfen?
-
Možete li govoriti sporije? Daha yavaş konuşabilir misin?Možete li govoriti sporije? Daha yavaş konuşabilir misin?
-
Mogu li dobiti vodu, molim vas? ... alabilir miyim lütfen?Mogu li dobiti vodu, molim vas? Su alabilir miyim lütfen?
-
Hteo bih ... istiyorumHteo bih još čaja. Biraz daha çay istiyorum.
-
Mogu li...? alabilir miyimMogu li dobiti malo vode? Biraz su alabilir miyim?
-
Da li je u redu ako...? Sakıncası var mı?Da li je u redu ako sednem? Oturmamın sakıncası var mı?
-
nula sıfırNula je manje od jedan. Sıfır birden küçüktür.
-
jedan birImam jednu jabuku. Bir elmam var.
-
dva ikiIma dve mačke. İki kedi var.
-
tri üçNe, tri je previše. Hayır, üç çok fazla.
-
četiri dörtDaj mi četiri, molim te. Bana dört tane ver, lütfen.
-
pet beşImam pet pasa. Beş köpeğim var.
-
šest altıDošao je sa šest prijatelja. Altı arkadaşıyla geldi.
-
sedam yediTrčim sedam kilometara. Yedi kilometre koşuyorum.
-
osam sekizPauk ima osam nogu. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.
-
devet dokuzDevet je moj srećan broj. Dokuz benim uğurlu sayımdır.
-
deset onImamo deset prstiju. On parmağımız var.
-
plus artıDva plus dva je četiri. İki artı iki dört eder.
-
Ne razumem. AnlamıyorumNe razumem. Anlamıyorum.
-
Možeš li ponoviti to, molim te Tekrar edebilir misin lütfen?Možeš li ponoviti to, molim te? Tekrar edebilir misin lütfen?
-
Sporije, molim vas. Daha yavaş lütfenSporije, molim vas. Daha yavaş lütfen.
-
Šta to znači? Bu ne demek?Šta to znači? Bu ne demek?
-
Kako se kaže to na...? nasıl denir?Kako se kaže to na španskom? Bu İspanyolcada nasıl denir?
-
Kako se to speluje? Bunu nasıl hecelersin?Kako se to speluje? Bunu nasıl hecelersin?
-
Možeš li to da zapišeš? Bunu yazabilir misin?Možeš li to da zapišeš, molim te? Bunu yazabilir misin, lütfen?
-
Možeš li mi pokazati? Bana gösterebilir misin?Možeš li mi pokazati sliku? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?
-
Da li govoriš ... konuşuyor musun?Da li govoriš engleski? İngilizce konuşuyor musun?
-
Samo trenutak, molim. Bir dakika lütfenSamo trenutak, molim. Bir dakika lütfen.
-
Tako mislim. Öyle düşünüyorumI ja tako mislim. Ben de öyle düşünüyorum.
-
Ne znam. BilmiyorumNe znam. Bilmiyorum.
-
ovo buOvo je moj crveni auto. Bu benim kırmızı arabam.
-
taj oTaj pas je veoma druželjubiv. O köpek çok arkadaş canlısı.
-
ovde buradaVolim da budem ovde. Burada olmayı seviyorum.
-
tamo oradaSastajemo se tamo posle posla. İşten sonra orada buluşuruz.
Kelime 101–200
-
još jedan başka birOn hoće još jedno parče kolača. Başka bir dilim pasta istiyor.
-
isti aynıNosimo istu plavu košulju. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.
-
ove bunlarOve jabuke su spremne za jelo. Bunlar yemeye hazır.
-
oni oOni kolači izgledaju baš dobro. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.
-
baš ovde tam buradaKljučevi su baš ovde. Anahtarlar tam burada.
-
tamo oradaMoje cipele su tamo. Ayakkabılarım orada.
-
na vrhu üstündeMačka je na vrhu stola. Kedi masanın üstünde.
-
ispod altındaPas je ispod stola. Köpek masanın altında.
-
Kako ide? Nasıl gidiyor?Kako ide? Nasıl gidiyor?
-
Dugo se nismo videli Görüşmeyeli uzun zaman olduDugo se nismo videli! Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
-
U čemu uživaš? Nelerden hoşlanırsın?U čemu uživaš? Nelerden hoşlanırsın?
-
Šta radiš? Neler yapıyorsun?Šta sada radiš? Şu an neler yapıyorsun?
-
Ugodan dan! İyi günlerUgodan dan, Džone! İyi günler, John!
-
Čuvaj se Kendine iyi bakČuvaj se. Vidimo se sutra. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.
-
Srećno! Bol şanslarSrećno! Verujem u tebe! Bol şanslar! Sana inanıyorum!
-
Čestitam! TebriklerČestitam! Završio si težak posao. Tebrikler! Zor işi bitirdin.
-
Živeli! Şerefe!Živeli! Şerefe!
-
Nema problema Sorun değil.Nema problema, mogu ti pomoći. Sorun değil, sana yardım edebilirim.
-
Ne brini Merak etmeNe brini, sve će biti u redu. Merak etme, her şey iyi olacak.
-
Zvuči mi dobro Kulağa hoş geliyorZvuči mi dobro, hvala! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!
-
znati bilmekSada znaš odgovor. Cevabı şimdi biliyorsun.
-
pitati sormakMožeš pitati svog brata. Erkek kardeşine sorabilirsin.
-
čuti duymakČuješ li taj zvuk? O sesi duyabiliyor musun?
-
naučiti öğrenmekSvakog dana naučiš nešto novo. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.
-
pričati sa konuşmakVoliš li pričati sa svojim prijateljima? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?
-
kazati demekŽelim nešto kazati. Bir şey demek istiyorum.
-
birati seçmekTi biraš tvoju omiljenu boju. En sevdiğin rengi seçersin.
-
pisati yazmakStudenti pišu priču. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.
-
pozvati aramakPozvaću te. Seni arayacağım.
-
slušati dinlemekSlušam radio. Radyo dinliyorum.
-
učiti çalışmakUčim naporno za svaki test. Her sınava çok çalışırım.
-
reći söylemekOn mi kaže svoje ime. Bana adını söylüyor.
-
naći se buluşmakSutra ću se naći sa tobom. Seninle yarın buluşacağım.
-
pridružiti se katılmakOna će se pridružiti našoj grupi. Grubumuza katılacak.
-
uživati keyif almakMi uživamo u muzici. Müzikten keyif alıyoruz.
-
opisati betimlemekDečak je opisao životinju. Çocuk hayvanı betimledi.
-
objasniti açıklamakOna će objasniti problem. Sorunu o açıklayacak.
-
podučavati öğretmekJa podučavam nove studente. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.
-
predstaviti tanıştırmakJa ću predstaviti svog prijatelja. Arkadaşımı tanıştıracağım.
-
prihvatiti kabul etmekOna prihvata poklon. Hediyeyi kabul ediyor.
-
odbiti reddetmekDete odbija hranu. Çocuk yemeği reddediyor.
-
obećati söz vermekObećavam da ću ti pomoći. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.
-
diskutovati tartışmakOni diskutuju o novom planu. Yeni planı tartışıyorlar.
-
kontaktirati iletişime geçmekJa ću kontaktirati lekara. Doktorla iletişime geçeceğim.
-
smejati se gülmekDeca se glasno smeju. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.
-
vikati bağırmakDečak viče u pomoć. Çocuk yardım için bağırıyor.
-
šaputati fısıldamakOn mi šapuće na uvo. Kulağıma fısıldıyor.
-
mahati el sallamakOna maše rukom na rastanku. Vedalaşmak için el sallıyor.
-
klimati başını sallamakŽena klima glavom. Kadın başını sallıyor.
-
zagrliti sarılmakMajka grli svoje dete. Anne çocuğuna sarılıyor.
-
poljubiti öpmekMajka ljubi svoje dete. Anne çocuğunu öpüyor.
-
pokazivati işaret etmekDete pokazuje na psa. Çocuk köpeği işaret ediyor.
-
treptati göz kırpmakOn brzo trepće očima. Hızlıca göz kırpıyor.
-
namrštiti se kaşlarını çatmakOtac se mršti na svog sina. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.
-
zevati esnemekUmorni čovek zeva. Yorgun adam esniyor.
-
njuškati koklamakPas njuška hranu. Köpek yemeği kokluyor.
-
dobar iyiOna je dobra osoba. O iyi bir insan.
-
loš kötüTo mleko miriše loše. O süt kötü kokuyor.
-
veliki büyükVeliki pas može da skoči. Büyük köpek zıplayabilir.
-
mali küçükBeba ima male ruke. Bebeğin küçük elleri var.
-
pogrešan yanlışTvoj odgovor je pogrešan. Cevabın yanlış.
-
lak kolayOvaj matematički problem je lak. Bu matematik problemi kolay.
-
težak zorTaj test je bio težak. O sınav zordu.
-
brz hızlıAutomobili idu veoma brzo. Arabalar çok hızlı gider.
-
spor yavaşKornjača je veoma spora. Kaplumbağa çok yavaş.
-
nov yeniOvo je novi auto. Bu yeni bir araba.
-
istinit doğruDa li je ova priča istinita? Bu hikaye doğru mu?
-
netačan yanlışOdgovor je netačan. Cevap yanlış.
-
Želim da istiyorumŽelim da jedem picu. Pizza yemek istiyorum.
-
Moram da gerekiyorMoram da je pozovem. Onu aramam gerekiyor.
-
Ja ću -eceğimJa ću uskoro jesti. Birazdan yemek yiyeceğim.
-
Voleo bih da isterimVoleo bih da igram tenis. Tenis oynamak isterim.
-
Moram zorundayımMoram ići sada. Şimdi gitmek zorundayım.
-
Mogu li...? alabilir miyimMogu li dobiti vode, molim te? Su alabilir miyim, lütfen?
-
pomozite mi oko bana yardım etMolim vas, pomozite mi oko ove torbe. Lütfen bu çantayla bana yardım et.
-
Pokaži mi kako da bana nasıl ... gösterPokaži mi kako da uradim ovo. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.
-
Ne mogu pomoći trenutno şu an ...-amamNe mogu pomoći trenutno. Şu an yardım edemem.
-
Pokušavam da -maya çalışıyorumPokušavam da spavam sad. Şu an uyumaya çalışıyorum.
-
Da li je moguće...? ... mümkün mü?Da li je moguće plivati ovde? Burada yüzmek mümkün mü?
-
Gde mogu da...? Nerede ...-ebilirim?Gde mogu da ručam? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?
-
ponedeljak PazartesiPonedeljak je prvi dan. Pazartesi ilk gündür.
-
utorak SalıUtorak je uvek zabavan. Salı her zaman eğlencelidir.
-
sreda ÇarşambaOna ide kući u sredu. O çarşamba günü eve gider.
-
četvrtak PerşembeOn dolazi u četvrtak. Perşembe günü geliyor.
-
petak CumaPetak je najbolji dan. Cuma en iyi gündür.
-
subota CumartesiOdlazim u subotu. Cumartesi günü ayrılıyorum.
-
Nedelja PazarOdmoriću se u nedelju. Pazar günü dinleneceğim.
-
radni dan hafta içiOna radi svakog radnog dana ujutru. Hafta içi her sabah çalışıyor.
-
vikend hafta sonuKo ne voli vikend? Hafta sonunu kim sevmez?
-
svakodnevno her günČitamo novine svakodnevno. Gazeteyi her gün okuruz.
-
nedeljno haftalıkObično gledam vesti nedeljno. Haberleri genellikle haftalık izlerim.
-
mesečni aylıkOni plaćaju mesečnu cenu. Aylık fiyatı ödüyorlar.
-
dan günČekali smo jedan dan. Bir gün bekledik.
-
noć geceMi spavamo noću. Biz geceleri uyuruz.
-
nedelja haftaOstali smo jednu nedelju. Bir hafta kaldık.
-
mesec ayRadio je jedan mesec. Bir ay boyunca çalıştı.
-
godina yılČekali smo jednu godinu. Bir yıl bekledik.
-
vreme zamanTreba nam više vremena. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
-
trenutak anČekao je jedan trenutak. Bir an bekledi.
-
budućnost gelecekRazmišljam o budućnosti. Geleceği düşünüyorum.
Kelime 201–300
-
sati saatBudim se u sedam sati. Saat yedide uyanırım.
-
ponoć gece yarısıKrenućemo u ponoć. Gece yarısı yola çıkacağız.
-
podne öğle vaktiSunce je jako u podne. Öğle vakti güneş sıcaktır.
-
večeras bu geceGosti će stići večeras. Misafirler bu gece gelecekler.
-
pomoć yardımPomoć! U nevolji sam. Yardım et! Başım dertte.
-
opasnost tehlikeU opasnosti smo! Tehlikedeyiz!
-
policija polisPozovi policiju! Polisi ara!
-
doktor doktorTreba mi doktor! Bir doktora ihtiyacım var!
-
hitna pomoć ambulansPozovite hitnu pomoć! Ambulans çağır!
-
vatrogasac itfaiyeciVatrogasci su heroji. İtfaiyeciler kahramandır.
-
nesreća kazaDesila mi se nesreća. Kaza yaptım.
-
štititi korumakPolicija nas štiti. Polis bizi korur.
-
upozoriti uyarmakMoram da ih upozorim! Onları uyarmam lazım!
-
alarm alarmAlarm se oglasio! Alarm çaldı!
-
požar yangınIzbio je požar! Yangın var!
-
dim dumanDim izlazi iz zgrade! Binadan duman çıkıyor!
-
raditi kao olarak çalışmakOne rade kao medicinske sestre u bolnici. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.
-
kupiti satın almakOvde možeš da kupiš voće. Burada meyve satın alabilirsin.
-
platiti ödemekMoraš da platiš ovo. Bunun için ödemelisin.
-
prodavati satmakOni prodaju sveže voće ovde. Burada taze meyve satıyorlar.
-
staviti koymakOn stavlja knjigu na sto. Kitabı masaya koyuyor.
-
sedeti oturmakEma sedi u toj stolici. Emma o sandalyede oturuyor.
-
stajati durmakStojim pored vrata. Kapının yanında duruyorum.
-
plivati yüzmekOni mogu brzo plivati. Onlar hızlı yüzebilirler.
-
voziti araba sürmekTreba da voziš pažljivo. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.
-
planirati planlamakPlaniraju da posete uskoro. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.
-
završiti bitirmekOn može da završi domaći kasnije. Ödevini daha sonra bitirebilir.
-
dati vermekDajem poklone prijateljima. Arkadaşlara hediyeler veririm.
-
jedanaest on birUvek dobijam jedanaest komada. Her zaman on bir parça alırım.
-
dvanaest on ikiU kartonu ima dvanaest jaja. Bir kartonda on iki yumurta var.
-
trinaest on üçBroj trinaest je nesrećan. On üç sayısı uğursuzdur.
-
četrnaest on dörtStan ima četrnaest spratova. Apartmanın on dört katı var.
-
petnaest on beşOtvaram knjigu na stranici petnaest. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.
-
šesnaest on altıTo je šesnaest puta više! Bu on altı kat daha fazla!
-
sedamnaest on yediImamo sedamnaest olovaka. On yedi kalemimiz var.
-
osamnaest on sekizVisoko je osamnaest metara. On sekiz metre yüksekliğinde.
-
devetnaest on dokuzDevetnaest je moj omiljeni broj. On dokuz benim en sevdiğim sayı.
-
dvadeset yirmiNjoj treba dvadeset malih jabuka. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.
-
trideset otuzOn ima trideset godina. O otuz yaşında.
-
sto yüzBrojao je do sto. Yüze kadar saydı.
-
četrdeset kırkOna ima ukupno četrdeset olovaka. Toplamda kırk kalemi var.
-
pedeset elliOn ima pedeset dolara. Onun elli doları var.
-
šezdeset altmışDžon ima šezdeset godina. John altmış yaşında.
-
sedamdeset yetmişMoj deda ima sedamdeset godina. Dedem yetmiş yaşında.
-
osamdeset seksenImam osamdeset grama šećera. Seksen gram şekerim var.
-
devedeset doksanOn ima devedeset knjiga da čita. Okuyacak doksan kitabı var.
-
hiljada binHiljada je veliki broj. Bin büyük bir sayıdır.
-
milion milyonTaj auto košta milion dolara. O araba bir milyon dolar.
-
pola yarımOn je pojeo pola pice. Yarım pizzayı yedi.
-
četvrtina çeyrekOstalo ih je samo četvrtina. Onların sadece çeyreği kaldı.
-
tuce düzineKupujem tuce jaja u prodavnici. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.
-
par çiftTaj par cipela je čist. O çift ayakkabı temiz.
-
prvi birinciLako je osvojio prvo mesto. Birinci sırayı kolayca kazandı.
-
drugi ikinciOvo je moj drugi put ovde. Bu benim buradaki ikinci seferim.
-
treći üçüncüZavršili su na trećem mestu. Üçüncü sırada bitirdiler.
-
četvrti dördüncüJa sam četvrti u redu. Sırada dördüncüyüm.
-
peti beşinciOna je u petom redu. O, beşinci sırada.
-
šesti altıncıOn je šesta osoba. O, altıncı kişi.
-
sedmi yedinciŽive na sedmom spratu. Yedinci katta oturuyorlar.
-
osmi sekizinciOvo je osma jabuka. Bu sekizinci elma.
-
deveti dokuzuncuDeveti dan je praznik. Dokuzuncu gün tatildir.
-
deseti onuncuOna je deseta. O, onuncu sırada.
-
jedanaesti on birinciSlave svoju jedanaestu godišnjicu. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.
-
dvanaesti on ikinciTo je dvanaesti mesec. O, on ikinci ay.
-
uvek her zamanUvek pijem kafu ujutru. Sabahları her zaman kahve içerim.
-
obično genellikleOn obično jede ručak u podne. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.
-
često sık sıkLjudi često jedu picu ovde. İnsanlar burada sık sık pizza yer.
-
ponekad bazenOna ponekad ide u biblioteku. Bazen kütüphaneye gider.
-
retko nadirenRetko jedem brzu hranu. Nadiren fast food yerim.
-
nikada aslaNikada ne idu u tu prodavnicu. O mağazaya asla gitmezler.
-
svaki dan her günJedemo čokoladu svaki dan. Her gün çikolata yeriz.
-
svake nedelje her haftaOna pliva svake nedelje. O her hafta yüzer.
-
vikendom hafta sonlarıOpustim se vikendom kod kuće. Hafta sonları evde dinlenirim.
-
ujutru sabahLjudi doručkuju ujutru. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.
-
noću geceSpavaju noću u svojim krevetima. Onlar gece yataklarında uyurlar.
-
posle posla işten sonraOpušta se posle posla svaki dan. Her gün işten sonra dinlenir.
-
jednom haftada birIdem jednom nedeljno. Haftada bir giderim.
-
dva puta haftada iki kezMoj tata dolazi dva puta nedeljno. Babam haftada iki kez ziyaret eder.
-
svaki drugi iki haftada birPosećuju svake druge nedelje. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.
-
barem en azOn jede barem jednu jabuku dnevno. O her gün en az bir elma yer.
-
najviše en fazlaKupiću najviše dva. En fazla iki tane alacağım.
-
više nego den fazlaOvo je više nego dovoljno hrane. Bu, yeterinden fazla yemek.
-
manje od den daha azDobio si manje od prošlog puta. Geçen seferden daha az aldın.
-
malo birazTreba mu malo pomoći. Biraz yardıma ihtiyacı var.
-
malo birazPojela je malo kolača. Biraz kek yedi.
-
mnogo çokUčim mnogo. Çok çalışıyorum.
-
previše çok fazlaPojeli su previše kolača. Çok fazla kek yediler.
-
nije dovoljna yeterli değilOva količina nije dovoljna. Bu miktar yeterli değil.
-
pre önceStigao sam pre dva dana. İki gün önce geldim.
-
uskoro yakındaMoj prijatelj će stići uskoro. Arkadaşım yakında gelecek.
-
još uvek hâlâJoš uvek sam gladan. Hâlâ açım.
-
ikada hiçDa li ste ikada videli okean? Hiç okyanus gördün mü?
-
još henüzMoj prijatelj još nije stigao. Arkadaşım henüz gelmedi.
-
odmah hemenPotrebna mi je pomoć odmah. Hemen yardıma ihtiyacım var.
-
možda belkiMožda će ona doći kasnije. Belki o daha sonra gelir.
-
nekada bir araNaći ćemo se nekada. Bir ara buluşuruz.
-
bilo kada her zamanMožete nas posetiti bilo kada. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.
-
pre önceOtišli smo pre oluje. Fırtınadan önce ayrıldık.
-
posle sonraKrenućemo posle obroka. Yemekten sonra ayrılacağız.
-
danas bugünlerdeLjudi danas više putuju. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.
Kelime 301–400
-
januar OcakJanuar je prvi mesec. Ocak birinci aydır.
-
februar ŞubatFebruar je obično kratak mesec. Şubat genellikle kısa bir aydır.
-
mart MartObično ih posećujem u martu. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.
-
april NisanKošarkaška utakmica je u aprilu. Basketbol maçı nisanda.
-
maj MayısMoj završni ispit je u maju. Final sınavım mayısta.
-
jun HaziranZnaću odgovor do juna. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.
-
jul TemmuzJul je obično veoma topao mesec. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.
-
avgust AğustosMožemo li se ponovo naći u avgustu? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?
-
septembar EylülMoj odmor je u septembru. Tatilim eylülde.
-
oktobar EkimDa li je tvoj rođendan u oktobru? Doğum günün ekimde mi?
-
Novembar KasımZašto pada kiša u novembru? Neden kasımda yağmur yağar?
-
Decembar AralıkDecembar je poslednji mesec. Aralık son aydır.
-
preko üzerindenMačka skače preko kutije. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.
-
ispod altındaŽive ispod velikog drveta. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.
-
kroz içindenOn prolazi kroz vrata. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.
-
uz boyuncaŠetamo uz plažu. Sahil boyunca yürüyoruz.
-
oko etrafındaLjudi šetaju oko parka. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.
-
preko karşıyaIdem preko ulice. Caddeden karşıya geçiyorum.
-
u içineOn polako ulazi u sobu. O yavaşça odanın içine yürüyor.
-
iz dışarıDete trči iz škole. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.
-
gore yukarıOna gleda gore u oblake. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.
-
dole aşağıPas je stavio loptu dole. Köpek topu aşağıya koydu.
-
na spratu üst katIdem u krevet na spratu. Uyumak için üst kata çıkıyorum.
-
u prizemlju alt kattaČujem buku u prizemlju. Alt katta sesler duyuyorum.
-
doneti getirmekOni donose hranu na zabavu. Partiye yemek getiriyorlar.
-
uzimati almakTi uvek uzimaš moju olovku. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.
-
nositi taşımakOn može nositi kutiju. O kutuyu taşıyabilir.
-
preuzeti teslim almakMožeš li preuzeti paket? Paketi teslim alabilir misin?
-
ispustiti düşürmekAko ispustim telefon, razbiće se. Telefonu düşürürsem kırılır.
-
dodati uzatmakMožeš li mi dodati so? Tuzu bana uzatabilir misin?
-
spustiti yere koymakSpustili smo naše rančeve. Sırt çantalarımızı yere koyduk.
-
spremiti kaldırmakJa sam spremio svoje igračke. Oyuncaklarımı kaldırdım.
-
izneti dışarı çıkarmakOna će izneti smeće. Çöpü dışarı çıkaracak.
-
okačiti asmakOni kače svoje kapute. Onlar paltolarını asarlar.
-
uključiti açmakTi uključuješ svetlo. Işığı açıyorsun.
-
isključiti kapatmakMože li neko da isključi radio? Biri radyoyu kapatabilir mi?
-
skočiti atlamakMačka skače preko zida. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.
-
baciti atmakDečak baca kamen. Çocuk taşı atıyor.
-
uhvatiti yakalamakOn hvata loptu. Topu yakalıyor.
-
jahati binmekDečak jaše konja. Çocuk ata biniyor.
-
leteti uçmakPtice lete na nebu. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
puzati emeklemekBeba puzi po podu. Bebek yerde emekliyor.
-
preskočiti atlamakOna je preskočila prvu stranu. İlk sayfayı atladı.
-
šutnuti tekmelerDete šutira loptu. Çocuk topu tekmeliyor.
-
odskakati zıplamakLopta odskače o zemlju. Top yerde zıplıyor.
-
penjati se tırmanmakMačka se penje na drvo. Kedi ağaca tırmanıyor.
-
zaroniti dalmakDečak zaroni u vodu. Çocuk suya dalıyor.
-
kliziti kaymakKutija klizi po podu. Kutu yerde kayıyor.
-
uštinuti çimdiklemekUštinuo me je za ruku. Kolumu çimdikledi.
-
stisnuti sıkmakOna mi stiska ruku. Elimi sıkıyor.
-
bocnuti dürtmekDete me je bocnulo u ruku. Çocuk kolumu dürttü.
-
maziti sevmekDečak mazi psa. Çocuk köpeği seviyor.
-
trljati ovmakTrljam svoje umorne oči. Yorgun gözlerimi ovuyorum.
-
uvijati bükmekČovek uvija konopac. Adam ipi büküyor.
-
tresti sallamakBeba trese igračku. Bebek oyuncağı sallıyor.
-
saviti katlamakJa savijam papir. Kağıdı katlıyorum.
-
pritisnuti basmakOna pritiska crveno dugme. Kırmızı düğmeye basıyor.
-
pričvrstiti bağlamakOn će pričvrstiti konopac. İpi bağlayacak.
-
vući çekmekČovek vuče težak konopac. Adam ağır ipi çekiyor.
-
pakovati hazırlamakJa pakujem svoju torbu. Çantamı hazırlıyorum.
-
Gde je...? neredeGde je hotel? Otel nerede?
-
Ima li banke negde blizu? Yakınlarda bir ... var mı?Ima li banke negde blizu? Yakınlarda bir banka var mı?
-
Kako da dođem do nasıl giderimKako da dođem do škole? Okula nasıl giderim?
-
Koji autobus ide do ...'ya hangi otobüs gider?Koji autobus ide do grada? Merkeze hangi otobüs gider?
-
Koja linija ide do...? Hangi hat ...'ya gider?Koja linija ide do muzeja? Hangi hat müzeye gider?
-
Koliko to traje? Ne kadar sürer?Pitam se koliko to traje. Ne kadar sürer merak ediyorum.
-
Koliko je daleko? Ne kadar uzak?Koliko je daleko? Ne kadar uzak?
-
Možeš li mi pokazati na mapi? Haritada gösterebilir misin?Možeš li mi pokazati na mapi? Haritada gösterebilir misin?
-
tražiti aramakTraže toalet. Onlar bir tuvalet arıyorlar.
-
najbliži En yakınNajbliža prodavnica je tamo dole. En yakın mağaza aşağıda.
-
Da li ovo ide do...? Bu ...-e gider mi?Da li ovo ide do restorana? Bu restorana gider mi?
-
Koja je stanica za...? ... için hangi durak?Koja je stanica za centar? Şehir merkezi için hangi durak?
-
stanica istasyonČekaju na železničkoj stanici. Tren istasyonunda bekliyorlar.
-
autobuska stanica otobüs durağıAutobuska stanica je blizu. Otobüs durağı yakında.
-
metro stanica metro istasyonuOva metro stanica je veoma puna ljudi. Bu metro istasyonu çok kalabalık.
-
hotel otelMožeš da rezervišeš hotel online. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.
-
apoteka eczaneMark radi u apoteci. Mark eczanede çalışıyor.
-
banka bankaOn ide u banku. Bankaya gidiyor.
-
toalet tuvaletOvo je čist toalet. Bu temiz bir tuvalet.
-
supermarket süpermarketKupujemo hranu u supermarketu. Süpermarketten yiyecek alırız.
-
restoran restoranMnogo vole taj restoran. O restoranı çok seviyorlar.
-
kafić kafeDžejn radi u kafiću. Jane kafede çalışıyor.
-
park parkOna voli zeleni park. Yeşil parkı seviyor.
-
bolnica hastaneBolnica pomaže bolesnim ljudima. Hastane hasta insanlara yardım eder.
-
aerodrom havalimanıStigli smo na aerodrom. Havalimanına vardık.
-
stadion stadyumIšli smo na stadion. Stadyuma gittik.
-
fabrika fabrikaOva fabrika proizvodi odeću. Bu fabrika kıyafet üretiyor.
-
univerzitet üniversiteOna studira na univerzitetu. O, üniversitede okuyor.
-
fakultet üniversiteOna studira na fakultetu. O, üniversitede okuyor.
-
klub kulüpUčlanili smo se u sportski klub. Spor kulübüne katıldık.
-
zatvor hapishaneKriminalac je pobegao iz zatvora. Suçlu hapishaneden kaçtı.
-
kula kuleVidim visoku kulu. Yüksek kuleyi görüyorum.
-
tržni centar alışveriş merkeziKupio sam cipele u tržnom centru. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.
-
opština belediye binasıNašli smo se kod opštine. Belediye binasında buluştuk.
-
policijska stanica karakolVidim policijsku stanicu. Karakolu görüyorum.
-
vatrogasna stanica itfaiye istasyonuŽivim blizu vatrogasne stanice. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.
-
Skreni levo Sola dönSkreni levo ovde. Burada sola dön.
-
Skreni desno sağa dönSkreni desno na raskrsnici. Kavşakta sağa dön.
-
Idi pravo Dümdüz gitIdi pravo do škole. Okula dümdüz git.
-
Blizu je yakınBlizu je. Yakın.
Kelime 401–500
-
Daleko je. Uzak.Daleko je. Uzak.
-
preko puta caddenin karşısındaŽivi preko puta. O, caddenin karşısında oturuyor.
-
Na uglu KöşedeOna čeka na uglu. Köşede bekliyor.
-
Na semaforu Trafik ışığındaStali smo na semaforu. Trafik ışığında durduk.
-
Na raskrsnici KavşaktaKafić je na raskrsnici. Bar kavşakta.
-
pešački prelaz yaya geçidiTaj pešački prelaz je veoma bezbedan. O yaya geçidi çok güvenli.
-
jedan blok dalje Bir blok ötedeMuzej je jedan blok dalje. Müze bir blok ötede.
-
Prati znakove Tabelaları takip etPrati znakove do bezbednosti. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.
-
kofer valizJesi li već spakovao kofer? Valizini çoktan hazırladın mı?
-
magnet mıknatısMali magnet je poklon. Küçük mıknatıs bir hediye.
-
četka za kosu saç fırçasıOna ne može da nađe svoju četku za kosu. Saç fırçasını bulamıyor.
-
jastuk yastıkOvaj jastuk je mekan i topao. Bu yastık yumuşak ve sıcak.
-
ćebe battaniyeUzmi ćebe ako ti je hladno. Üşüyorsan bir battaniye al.
-
dušek yatakNaš novi dušek je zaista udoban. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.
-
zavesa perdeMolim te otvori zavesu, mračno je. Lütfen perdeyi aç, karanlık.
-
roletna jaluziObično zatvaram roletne uveče. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.
-
tepih halıPod tepihom ima prašine. Halının altında toz var.
-
vaza vazoOva vaza izgleda skupo. Bu vazo pahalı görünüyor.
-
metla süpürgeIma li ovaj stan metlu? Bu dairede süpürge var mı?
-
toalet papir tuvalet kağıdıO ne, nestalo je toalet papira! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!
-
vuna yünOva ovca ima gustu vunu. Koyunun kalın bir yünü var.
-
metal metalTrebaju nam drvo i metal. Odun ve metale ihtiyacımız var.
-
plastičan plastikOna pere plastičnu činiju. Plastik kaseyi yıkıyor.
-
koža deriKupio sam novu kožnu torbu. Yeni bir deri çanta aldım.
-
pamuk pamukFarmer uzgaja pamuk. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.
-
svila ipekOva svila je veoma mekana. Bu ipek çok yumuşak.
-
guma kauçukLopta je napravljena od gume. Top kauçuktan yapılmıştır.
-
teksas kotKupio je debelo teksas platno. Kalın bir kot kumaş satın aldı.
-
keramički seramikOprala je keramičku činiju. Seramik kaseyi yıkadı.
-
mermer mermerIsekli su beli mermer. Beyaz mermeri kestiler.
-
cigla tuğlaOn drži crvenu ciglu. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.
-
čelik çelikOni prave alat od čelika. Aletleri çelikten yapıyorlar.
-
iza arkasındaTo je iza te zgrade. O, şu binanın arkasında.
-
ispred önündeOna je ispred mene. O benim önümde.
-
između arasındaPark je između dve kuće. Park iki evin arasında.
-
pored yanındaTa prodavnica je pored moje kuće. O mağaza evimin yanında.
-
suprotan tersIdemo u suprotnom smeru. Ters yöne gidiyoruz.
-
preko puta karşısındaŽivimo preko puta prodavnice. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.
-
iza ugla hemen köşedeSada živi iza ugla. O şimdi hemen köşede yaşıyor.
-
prema -e doğruDeca idu prema velikom drvetu. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.
-
pored yanındanTreba da prođeš pored mosta. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.
-
na kraju ulice sokağın sonundaŽivim na kraju ulice. Sokağın sonunda yaşıyorum.
-
na levoj strani soldaOna se parkira na levoj strani. Solda park ediyor.
-
sa desne strane sağdaNalaze se sa desne strane. Onlar sağda.
-
iznad üzerindeSunce je iznad planine. Güneş dağın üzerindedir.
-
ispod aşağısındaSelo se nalazi ispod planine. Köy dağın aşağısında.
-
na vrhu en üstteKutija je na vrhu. Kutu en üstte.
-
blizu yakınındaŽivim blizu reke. Nehrin yakınında yaşıyorum.
-
u sredini ortasındaOn stoji u sredini. Tam ortasında duruyor.
-
u içindePas je u kući. Köpek evin içinde.
-
mesto yerPronašli smo sigurno mesto. Güvenli bir yer bulduk.
-
prodavnica mağazaMi kupujemo hranu u prodavnici. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.
-
kuća evPorodica živi u toj kući. Aile o evde yaşıyor.
-
autobuska stanica otogarČekam na autobuskoj stanici. Otogarda bekliyorum.
-
centar grada şehir merkeziŽivim blizu centra grada. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.
-
tržni centar alışveriş merkeziTržni centar je veoma veliki. Alışveriş merkezi çok büyük.
-
fontana çeşmeTa fontana ima veoma bistru vodu. O çeşmenin suyu çok berrak.
-
kružni tok döner kavşakOvaj kružni tok pomaže saobraćaju. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.
-
raskrsnica kavşakZaustavili smo se na raskrsnici. Kavşakta durduk.
-
most köprüLjudi šetaju preko mosta. İnsanlar köprüden yürür.
-
tunel tünelAuto vozi kroz tunel. Araba bir tünelden geçiyor.
-
stop znak dur tabelasıMoraš poštovati stop znak. Dur tabelasına uyman gerekiyor.
-
nadvožnjak üst geçitIzgradili su nadvožnjak blizu kuće. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.
-
podvožnjak alt geçitProći ćemo kroz podvožnjak. Alt geçitten yürüyeceğiz.
-
orijentir simgesel yapıOrijentir se nalazi blizu reke. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.
-
saobraćajni znak trafik işaretiOvaj saobraćajni znak znači stop. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.
-
kip heykelVideo je prelepi kip. Güzel heykeli gördü.
-
spomenik anıtPosetili su visoki spomenik. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.
-
sever kuzeySever ovog grada je zanimljiv. Bu şehrin kuzeyi ilginç.
-
jug güneyVetar duva sa juga. Rüzgâr güneyden geliyor.
-
istok doğuVetar duva sa istoka. Rüzgâr doğudan geliyor.
-
zapad batıSunce zalazi na zapadu. Güneş batıda batar.
-
severoistok kuzeydoğuBen živi u severoistočnom delu. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
severozapad kuzeybatıTa država je na severozapadu. O eyalet kuzeybatıda.
-
jugoistok güneydoğuOn živi u jugoistočnom regionu. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
jugozapad güneybatıVozili su se na jugozapad. Güneybatıya doğru sürdüler.
-
polukružno okretanje U dönüşüOvo je polukružno okretanje. Bu bir U dönüşü.
-
slepa ulica çıkmaz sokakTa ulica je slepa ulica. O sokak bir çıkmaz sokak.
-
pokretne stepenice yürüyen merdivenPokretne stepenice te vode na poslednji sprat. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.
-
rampa rampaInvalidskim kolicima su potrebne rampe. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.
-
vreme havaDanas je lepo vreme. Bugün hava güzel.
-
sunčan güneşliOn voli sunčan dan. Güneşli bir günü sever.
-
oblačan bulutluOčekuju oblačno popodne. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.
-
kišni yağmurluKišni dan može biti prijatan. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.
-
vetrovito rüzgarlıNapolju je vetrovito. Dışarısı rüzgarlı.
-
vruć sıcakOvaj čaj je veoma vruć. Bu çay çok sıcak.
-
hladan soğukHladan vetar duva zimi. Kışın soğuk rüzgar eser.
-
topao ılıkDanas je na plaži bilo toplo. Bugün plaj ılıktı.
-
proleće ilkbaharCveće voli proleće. Çiçekler ilkbaharı sever.
-
leto yazLeto je veoma toplo godišnje doba. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.
-
jesen sonbaharJesen je moje omiljeno godišnje doba. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.
-
zima kışZima može biti veoma hladna ovde. Kış burada çok soğuk olabilir.
-
sunce güneşSunce sija na nebu. Güneş gökyüzünde parlıyor.
-
Mesec ayVidim sjajan Mesec. Parlak ayı görüyorum.
-
zvezda yıldızVidim jednu sjajnu zvezdu. Parlak bir yıldız görüyorum.
-
nebo gökyüzüPtice lete na nebu. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
oblak bulutTamni oblak sakriva sunce. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.
-
kiša yağmurKiša pada sa neba. Yağmur gökyüzünden yağıyor.
-
vetar rüzgarOsećamo hladan vetar. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.
-
oluja fırtınaJaka oluja je polomila drveće. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.
Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.
Daha fazla Sırpça
Konulara göre Sırpça kelimeler