En çok kullanılan 1000 İngilizce kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 1000 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly İngilizce kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. Hello — Merhaba
    Hello Merhaba

    Hello, how are you? Merhaba, nasılsın?

  2. Welcome — hoş geldiniz
    Welcome hoş geldiniz

    Welcome to our home. Evimize hoş geldiniz.

  3. Good morning — Günaydın
    Good morning Günaydın

    Good morning! Günaydın!

  4. yes — evet
    yes evet

    Yes, I understand. Evet, anlıyorum.

  5. Good evening — İyi akşamlar
    Good evening İyi akşamlar

    Good evening! İyi akşamlar!

  6. no — hayır
    no hayır

    She said no. Hayır dedi.

  7. Goodbye — Hoşça kal
    Goodbye Hoşça kal

    Goodbye, Anna! Hoşça kal, Anna!

  8. Good afternoon — Tünaydın
    Good afternoon Tünaydın

    Good afternoon! Tünaydın!

  9. See you soon — Yakında görüşürüz
    See you soon Yakında görüşürüz

    See you soon, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. See you tomorrow — Yarın görüşürüz
    See you tomorrow Yarın görüşürüz

    See you tomorrow! Yarın görüşürüz!

  11. Nice to meet you — Memnun oldum
    Nice to meet you Memnun oldum

    Nice to meet you too! Ben de memnun oldum!

  12. How are you? — Nasılsın?
    How are you? Nasılsın?

    How are you today? Bugün nasılsın?

  13. man — adam
    man adam

    The man reads the book. Adam kitabı okuyor.

  14. woman — kadın
    woman kadın

    The woman wears a hat. Kadın şapka takıyor.

  15. boy — erkek çocuk
    boy erkek çocuk

    The boy plays with toys. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. girl — kız
    girl kız

    The girl has a ball. Kızın bir topu var.

  17. person — kişi
    person kişi

    He is a nice person. O iyi bir kişi.

  18. people — insanlar
    people insanlar

    The people are very happy. İnsanlar çok mutlu.

  19. adult — yetişkin
    adult yetişkin

    I am an adult. Ben bir yetişkinim.

  20. baby — bebek
    baby bebek

    The baby needs milk. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. Mr — Bay
    Mr Bay

    Mr. Smith likes to read books. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. Mrs — Bayan
    Mrs Bayan

    Mrs. Smith is a teacher. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. neighbor — komşu
    neighbor komşu

    My neighbor is very friendly. Komşum çok cana yakın.

  24. friend — arkadaş
    friend arkadaş

    My friend likes to read books. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. today — bugün
    today bugün

    Today is a good day. Bugün güzel bir gün.

  26. tomorrow — yarın
    tomorrow yarın

    Tomorrow is a new day. Yarın yeni bir gün.

  27. yesterday — dün
    yesterday dün

    I saw her yesterday. Onu dün gördüm.

  28. now — şimdi
    now şimdi

    He wants it now. Onu şimdi istiyor.

  29. afternoon — öğleden sonra
    afternoon öğleden sonra

    I like the afternoon. Öğleden sonrayı severim.

  30. evening — akşam
    evening akşam

    The evening is quiet. Akşam sessiz.

  31. minute — dakika
    minute dakika

    We need five minutes. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. morning — sabah
    morning sabah

    I eat breakfast in the morning. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. later — sonra
    later sonra

    I will do it later. Onu sonra yapacağım.

  34. early — erken
    early erken

    She wakes up early. O erken uyanır.

  35. late — geç
    late geç

    He is often late. O sık sık geç kalır.

  36. hour — saat
    hour saat

    The class lasts one hour. Ders bir saat sürüyor.

  37. What's your name? — Adın ne?
    What's your name? Adın ne?

    What's your name? Adın ne?

  38. My name is — Benim adım
    My name is Benim adım

    My name is Emily. Benim adım Emily.

  39. Where are you from? — Nerelisin
    Where are you from? Nerelisin

    Where are you from? Nerelisin?

  40. I'm from — Almanyalıyım
    I'm from Almanyalıyım

    I'm from Germany. Ben Almanyalıyım.

  41. Where do you live? — Nerede yaşıyorsun?
    Where do you live? Nerede yaşıyorsun?

    Where do you live? Nerede yaşıyorsun?

  42. I live in — ...'da yaşıyorum
    I live in ...'da yaşıyorum

    I live in Japan. Japonya'da yaşıyorum.

  43. What languages do you speak? — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    What languages do you speak? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    What languages do you speak? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. I speak — konuşuyorum
    I speak konuşuyorum

    I speak English well. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. I speak a little — Biraz konuşuyorum
    I speak a little Biraz konuşuyorum

    I speak a little French. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. Where were you born — Nerede doğdun
    Where were you born Nerede doğdun

    Where were you born? Nerede doğdun?

  47. What's your surname? — Soyadın ne?
    What's your surname? Soyadın ne?

    What's your surname? Soyadın ne?

  48. This is my friend — Bu arkadaşım
    This is my friend Bu arkadaşım

    This is my friend Lisa. Bu arkadaşım Lisa.

  49. make — yapmak
    make yapmak

    I make good coffee. Güzel kahve yaparım.

  50. get — almak
    get almak

    He got a present. O bir hediye aldı.

  51. have — sahip olmak
    have sahip olmak

    Emma has a car. Emma bir arabaya sahip.

  52. eat — yemek
    eat yemek

    They are eating apples. Onlar elma yiyorlar.

  53. drink — içmek
    drink içmek

    Do you drink coffee? Kahve içer misin?

  54. sleep — uyumak
    sleep uyumak

    I want to sleep now. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. see — görmek
    see görmek

    Can you see the house? Evi görebiliyor musun?

  56. look at — bakmak
    look at bakmak

    Adam likes to look at pictures. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. read — okumak
    read okumak

    The student reads books. Öğrenci kitap okur.

  58. open — açmak
    open açmak

    She opens the window. O, pencereyi açıyor.

  59. close — kapatmak
    close kapatmak

    I close the door. Kapıyı kapatıyorum.

  60. come — gelmek
    come gelmek

    You come here every day. Buraya her gün geliyorsun.

  61. Please. — Lütfen
    Please. Lütfen

    Please open the door. Lütfen kapıyı açın.

  62. Thank you. — Teşekkür ederim
    Thank you. Teşekkür ederim

    Thank you for your help. Yardımın için teşekkür ederim.

  63. You're welcome. — Rica ederim
    You're welcome. Rica ederim

    You're welcome. Rica ederim.

  64. Excuse me. — Affedersiniz
    Excuse me. Affedersiniz

    Excuse me, I need help. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. Sorry. — Özür dilerim
    Sorry. Özür dilerim

    I am sorry. Özür dilerim.

  66. Could you help me? — Bana yardım edebilir misin?
    Could you help me? Bana yardım edebilir misin?

    Could you help me? Bana yardım edebilir misin?

  67. Could you please repeat? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Could you please repeat? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Could you please repeat that? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. Could you speak more slowly? — Daha yavaş konuşabilir misin?
    Could you speak more slowly? Daha yavaş konuşabilir misin?

    Could you speak more slowly? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. Could I have ... please? — ... alabilir miyim lütfen?
    Could I have ... please? ... alabilir miyim lütfen?

    Could I have water please? Su alabilir miyim lütfen?

  70. I'd like — ... istiyorum
    I'd like ... istiyorum

    I'd like some more tea. Biraz daha çay istiyorum.

  71. May I...? — alabilir miyim
    May I...? alabilir miyim

    May I have some water? Biraz su alabilir miyim?

  72. Is it okay if...? — Sakıncası var mı?
    Is it okay if...? Sakıncası var mı?

    Is it okay if I sit? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. zero — sıfır
    zero sıfır

    Zero is less than one. Sıfır birden küçüktür.

  74. one — bir
    one bir

    I have one apple. Bir elmam var.

  75. two — iki
    two iki

    There are two cats. İki kedi var.

  76. three — üç
    three üç

    No, three is too much. Hayır, üç çok fazla.

  77. four — dört
    four dört

    Give me four, please. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. five — beş
    five beş

    I have five dogs. Beş köpeğim var.

  79. six — altı
    six altı

    He came with six friends. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. seven — yedi
    seven yedi

    I am running seven kilometers. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. eight — sekiz
    eight sekiz

    A spider has eight legs. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. nine — dokuz
    nine dokuz

    Nine is my lucky number. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. ten — on
    ten on

    We have ten fingers. On parmağımız var.

  84. plus — artı
    plus artı

    Two plus two is four. İki artı iki dört eder.

  85. I don't understand. — Anlamıyorum
    I don't understand. Anlamıyorum

    I don't understand. Anlamıyorum.

  86. Could you repeat that please? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Could you repeat that please? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Could you repeat that please? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. More slowly please. — Daha yavaş lütfen
    More slowly please. Daha yavaş lütfen

    More slowly please. Daha yavaş lütfen.

  88. What does that mean? — Bu ne demek?
    What does that mean? Bu ne demek?

    What does that mean? Bu ne demek?

  89. How do you say that in ...? — nasıl denir?
    How do you say that in ...? nasıl denir?

    How do you say that in Spanish? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. How do you spell that? — Bunu nasıl hecelersin?
    How do you spell that? Bunu nasıl hecelersin?

    How do you spell that? Bunu nasıl hecelersin?

  91. Can you write it down? — Bunu yazabilir misin?
    Can you write it down? Bunu yazabilir misin?

    Can you write it down, please? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. Can you show me? — Bana gösterebilir misin?
    Can you show me? Bana gösterebilir misin?

    Can you show me the photo? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. Do you speak ...? — ... konuşuyor musun?
    Do you speak ...? ... konuşuyor musun?

    Do you speak English? İngilizce konuşuyor musun?

  94. Just a moment please. — Bir dakika lütfen
    Just a moment please. Bir dakika lütfen

    Just a moment please. Bir dakika lütfen.

  95. I think so. — Öyle düşünüyorum
    I think so. Öyle düşünüyorum

    I think so too. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. I don't know. — Bilmiyorum
    I don't know. Bilmiyorum

    I don't know. Bilmiyorum.

  97. this — bu
    this bu

    This is my red car. Bu benim kırmızı arabam.

  98. that — o
    that o

    That dog is very friendly. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. here — burada
    here burada

    I like being here. Burada olmayı seviyorum.

  100. there — orada
    there orada

    We meet there after work. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. another — başka bir
    another başka bir

    He wants another piece of cake. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. same — aynı
    same aynı

    We wear the same blue shirt. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. these — bunlar
    these bunlar

    These apples are ready to eat. Bunlar yemeye hazır.

  4. those — o
    those o

    Those cookies look very good. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. right here — tam burada
    right here tam burada

    The keys are right here. Anahtarlar tam burada.

  6. over there — orada
    over there orada

    My shoes are over there. Ayakkabılarım orada.

  7. on top of — üstünde
    on top of üstünde

    The cat is on top of the table. Kedi masanın üstünde.

  8. underneath — altında
    underneath altında

    The dog is underneath the table. Köpek masanın altında.

  9. How's it going? — Nasıl gidiyor?
    How's it going? Nasıl gidiyor?

    How's it going? Nasıl gidiyor?

  10. Long time no see. — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    Long time no see. Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    Long time no see. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. What do you enjoy? — Nelerden hoşlanırsın?
    What do you enjoy? Nelerden hoşlanırsın?

    What do you enjoy? Nelerden hoşlanırsın?

  12. What are you up to? — Neler yapıyorsun?
    What are you up to? Neler yapıyorsun?

    What are you up to now? Şu an neler yapıyorsun?

  13. Have a nice day. — İyi günler
    Have a nice day. İyi günler

    Have a nice day, John! İyi günler, John!

  14. Take care. — Kendine iyi bak
    Take care. Kendine iyi bak

    Take care. See you tomorrow. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. Good luck! — Bol şanslar
    Good luck! Bol şanslar

    Good luck! I believe in you! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. Congratulations! — Tebrikler
    Congratulations! Tebrikler

    Congratulations! You finished the hard work. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. Cheers! — Şerefe!
    Cheers! Şerefe!

    Cheers! Şerefe!

  18. No problem. — Sorun değil.
    No problem. Sorun değil.

    No problem, I can help you. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. Don't worry. — Merak etme
    Don't worry. Merak etme

    Don't worry, it will be okay. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. Sounds good. — Kulağa hoş geliyor
    Sounds good. Kulağa hoş geliyor

    Sounds good to me, thanks! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. know — bilmek
    know bilmek

    You know the answer now. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. ask — sormak
    ask sormak

    You can ask your brother. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. hear — duymak
    hear duymak

    Can you hear that sound? O sesi duyabiliyor musun?

  24. learn — öğrenmek
    learn öğrenmek

    You learn something new everyday. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. talk with — konuşmak
    talk with konuşmak

    Do you like talking with your friends? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. say — demek
    say demek

    I want to say something. Bir şey demek istiyorum.

  27. choose — seçmek
    choose seçmek

    You choose your favorite color. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. write — yazmak
    write yazmak

    The students write a story. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. call — aramak
    call aramak

    I am going to call you. Seni arayacağım.

  30. listen to — dinlemek
    listen to dinlemek

    I listen to the radio. Radyo dinliyorum.

  31. study — çalışmak
    study çalışmak

    I study hard for every test. Her sınava çok çalışırım.

  32. tell — söylemek
    tell söylemek

    He tells me his name. Bana adını söylüyor.

  33. meet — buluşmak
    meet buluşmak

    I will meet you tomorrow. Seninle yarın buluşacağım.

  34. join — katılmak
    join katılmak

    She will join our group. Grubumuza katılacak.

  35. enjoy — keyif almak
    enjoy keyif almak

    We enjoy the music. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. describe — betimlemek
    describe betimlemek

    The boy described the animal. Çocuk hayvanı betimledi.

  37. explain — açıklamak
    explain açıklamak

    She will explain the problem. Sorunu o açıklayacak.

  38. teach — öğretmek
    teach öğretmek

    I teach the new students. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. introduce — tanıştırmak
    introduce tanıştırmak

    I will introduce my friend. Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. accept — kabul etmek
    accept kabul etmek

    She accepts the gift. Hediyeyi kabul ediyor.

  41. refuse — reddetmek
    refuse reddetmek

    The child refuses the food. Çocuk yemeği reddediyor.

  42. promise — söz vermek
    promise söz vermek

    I promise to help you. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. discuss — tartışmak
    discuss tartışmak

    They discuss the new plan. Yeni planı tartışıyorlar.

  44. contact — iletişime geçmek
    contact iletişime geçmek

    I will contact the doctor. Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. laugh — gülmek
    laugh gülmek

    The children laugh loudly. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. shout — bağırmak
    shout bağırmak

    The boy shouts for help. Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. whisper — fısıldamak
    whisper fısıldamak

    He whispers in my ear. Kulağıma fısıldıyor.

  48. wave — el sallamak
    wave el sallamak

    She waves goodbye. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. nod — başını sallamak
    nod başını sallamak

    The woman nods her head. Kadın başını sallıyor.

  50. hug — sarılmak
    hug sarılmak

    The mother hugs her child. Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. kiss — öpmek
    kiss öpmek

    The mother kisses her child. Anne çocuğunu öpüyor.

  52. point — işaret etmek
    point işaret etmek

    The child points at the dog. Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. blink — göz kırpmak
    blink göz kırpmak

    He blinks his eyes quickly. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. frown — kaşlarını çatmak
    frown kaşlarını çatmak

    The father frowns at his son. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. yawn — esnemek
    yawn esnemek

    The tired man yawns. Yorgun adam esniyor.

  56. sniff — koklamak
    sniff koklamak

    The dog sniffs the food. Köpek yemeği kokluyor.

  57. good — iyi
    good iyi

    She is a good person. O iyi bir insan.

  58. bad — kötü
    bad kötü

    That milk smells bad. O süt kötü kokuyor.

  59. big — büyük
    big büyük

    The big dog can jump. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. small — küçük
    small küçük

    The baby has small hands. Bebeğin küçük elleri var.

  61. wrong — yanlış
    wrong yanlış

    Your answer is wrong. Cevabın yanlış.

  62. easy — kolay
    easy kolay

    This math problem is easy. Bu matematik problemi kolay.

  63. difficult — zor
    difficult zor

    That test was difficult. O sınav zordu.

  64. fast — hızlı
    fast hızlı

    Cars go very fast. Arabalar çok hızlı gider.

  65. slow — yavaş
    slow yavaş

    The turtle is very slow. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. new — yeni
    new yeni

    This is a new car. Bu yeni bir araba.

  67. true — doğru
    true doğru

    Is this story true? Bu hikaye doğru mu?

  68. false — yanlış
    false yanlış

    The answer is false. Cevap yanlış.

  69. I want to — istiyorum
    I want to istiyorum

    I want to eat pizza. Pizza yemek istiyorum.

  70. I need to — gerekiyor
    I need to gerekiyor

    I need to call her. Onu aramam gerekiyor.

  71. I'm going to — -eceğim
    I'm going to -eceğim

    I'm going to eat soon. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. I'd like to — isterim
    I'd like to isterim

    I'd like to play tennis. Tenis oynamak isterim.

  73. I have to — zorundayım
    I have to zorundayım

    I have to go now. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. May I ...? — alabilir miyim
    May I ...? alabilir miyim

    May I have water, please? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. Help me with — bana yardım et
    Help me with bana yardım et

    Please help me with this bag. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. Show me how to — bana nasıl ... göster
    Show me how to bana nasıl ... göster

    Show me how to do this. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. I can't ... right now. — şu an ...-amam
    I can't ... right now. şu an ...-amam

    I can't help right now. Şu an yardım edemem.

  78. I’m trying to — -maya çalışıyorum
    I’m trying to -maya çalışıyorum

    I’m trying to sleep now. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. Is it possible to ...? — ... mümkün mü?
    Is it possible to ...? ... mümkün mü?

    Is it possible to swim here? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. Where can I ...? — Nerede ...-ebilirim?
    Where can I ...? Nerede ...-ebilirim?

    Where can I eat lunch? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. Monday — Pazartesi
    Monday Pazartesi

    Monday is the first day. Pazartesi ilk gündür.

  82. Tuesday — Salı
    Tuesday Salı

    Tuesday is always fun. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. Wednesday — Çarşamba
    Wednesday Çarşamba

    She goes home Wednesday. O çarşamba günü eve gider.

  84. Thursday — Perşembe
    Thursday Perşembe

    He comes on Thursday. Perşembe günü geliyor.

  85. Friday — Cuma
    Friday Cuma

    Friday is the best day. Cuma en iyi gündür.

  86. Saturday — Cumartesi
    Saturday Cumartesi

    I leave on Saturday. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. Sunday — Pazar
    Sunday Pazar

    I will rest on Sunday. Pazar günü dinleneceğim.

  88. weekday — hafta içi
    weekday hafta içi

    She works every weekday morning. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. weekend — hafta sonu
    weekend hafta sonu

    Who does not like the weekend? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. daily — her gün
    daily her gün

    We read the newspaper daily . Gazeteyi her gün okuruz.

  91. weekly — haftalık
    weekly haftalık

    I usually watch the news weekly. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. monthly — aylık
    monthly aylık

    They pay the monthly price. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. day — gün
    day gün

    We waited for one day. Bir gün bekledik.

  94. night — gece
    night gece

    We sleep at night. Biz geceleri uyuruz.

  95. week — hafta
    week hafta

    We stayed for one week. Bir hafta kaldık.

  96. month — ay
    month ay

    He worked for one month. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. year — yıl
    year yıl

    We waited for one year. Bir yıl bekledik.

  98. time — zaman
    time zaman

    We need more time. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. moment — an
    moment an

    He waited for a moment. Bir an bekledi.

  100. future — gelecek
    future gelecek

    I think about the future. Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. o'clock — saat
    o'clock saat

    I wake up at seven o'clock. Saat yedide uyanırım.

  2. midnight — gece yarısı
    midnight gece yarısı

    We will leave at midnight. Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. midday — öğle vakti
    midday öğle vakti

    The sun is hot at midday. Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. tonight — bu gece
    tonight bu gece

    The guests will arrive tonight. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. help — yardım
    help yardım

    Help! I am in trouble. Yardım et! Başım dertte.

  6. danger — tehlike
    danger tehlike

    We are in danger! Tehlikedeyiz!

  7. police — polis
    police polis

    Call the police! Polisi ara!

  8. doctor — doktor
    doctor doktor

    I need a doctor! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. ambulance — ambulans
    ambulance ambulans

    Call an ambulance! Ambulans çağır!

  10. firefighter — itfaiyeci
    firefighter itfaiyeci

    The firefighters are heroes. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. accident — kaza
    accident kaza

    I had an accident. Kaza yaptım.

  12. protect — korumak
    protect korumak

    The police protect us. Polis bizi korur.

  13. warn — uyarmak
    warn uyarmak

    I need to warn them! Onları uyarmam lazım!

  14. alarm — alarm
    alarm alarm

    The alarm went off! Alarm çaldı!

  15. fire — yangın
    fire yangın

    There is a fire! Yangın var!

  16. smoke — duman
    smoke duman

    Smoke is coming out of the building! Binadan duman çıkıyor!

  17. work as — olarak çalışmak
    work as olarak çalışmak

    They work as hospital nurses. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. buy — satın almak
    buy satın almak

    You can buy fruit here. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. pay — ödemek
    pay ödemek

    You must pay for this. Bunun için ödemelisin.

  20. sell — satmak
    sell satmak

    They sell fresh fruit here. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. put — koymak
    put koymak

    He puts the book on table. Kitabı masaya koyuyor.

  22. sit — oturmak
    sit oturmak

    Emma sits in that chair. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. stand — durmak
    stand durmak

    I stand by the door. Kapının yanında duruyorum.

  24. swim — yüzmek
    swim yüzmek

    They can swim fast. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. drive — araba sürmek
    drive araba sürmek

    You need to drive carefully. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. plan — planlamak
    plan planlamak

    They plan to visit soon. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. finish — bitirmek
    finish bitirmek

    He can finish homework later. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. give — vermek
    give vermek

    I give presents to friends. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. eleven — on bir
    eleven on bir

    I always get eleven pieces. Her zaman on bir parça alırım.

  30. twelve — on iki
    twelve on iki

    There are twelve eggs in a carton. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. thirteen — on üç
    thirteen on üç

    The number thirteen is unlucky. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. fourteen — on dört
    fourteen on dört

    The apartment has fourteen floors. Apartmanın on dört katı var.

  33. fifteen — on beş
    fifteen on beş

    I open the book at page fifteen. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. sixteen — on altı
    sixteen on altı

    That is sixteen times more! Bu on altı kat daha fazla!

  35. seventeen — on yedi
    seventeen on yedi

    We have seventeen pencils. On yedi kalemimiz var.

  36. eighteen — on sekiz
    eighteen on sekiz

    It is eighteen meters high. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. nineteen — on dokuz
    nineteen on dokuz

    Nineteen is my favourite number. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. twenty — yirmi
    twenty yirmi

    She needs twenty small apples. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. thirty — otuz
    thirty otuz

    He is thirty years old. O otuz yaşında.

  40. hundred — yüz
    hundred yüz

    He counted to one hundred. Yüze kadar saydı.

  41. forty — kırk
    forty kırk

    She has forty pencils in total. Toplamda kırk kalemi var.

  42. fifty — elli
    fifty elli

    He has fifty dollars. Onun elli doları var.

  43. sixty — altmış
    sixty altmış

    John is sixty years old. John altmış yaşında.

  44. seventy — yetmiş
    seventy yetmiş

    My grandpa is seventy years old. Dedem yetmiş yaşında.

  45. eighty — seksen
    eighty seksen

    I have eighty grams of sugar. Seksen gram şekerim var.

  46. ninety — doksan
    ninety doksan

    He has ninety books to read. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. thousand — bin
    thousand bin

    A thousand is a big number. Bin büyük bir sayıdır.

  48. million — milyon
    million milyon

    That car costs a million dollars. O araba bir milyon dolar.

  49. half — yarım
    half yarım

    He ate half the pizza. Yarım pizzayı yedi.

  50. quarter — çeyrek
    quarter çeyrek

    There is only a quarter of them left. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. dozen — düzine
    dozen düzine

    I buy a dozen eggs at the store. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. pair — çift
    pair çift

    That pair of shoes is clean. O çift ayakkabı temiz.

  53. first — birinci
    first birinci

    He won first place easily. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. second — ikinci
    second ikinci

    This is my second time here. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. third — üçüncü
    third üçüncü

    They finished in third place. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. fourth — dördüncü
    fourth dördüncü

    I am fourth in line. Sırada dördüncüyüm.

  57. fifth — beşinci
    fifth beşinci

    She is in the fifth row. O, beşinci sırada.

  58. sixth — altıncı
    sixth altıncı

    He is the sixth person. O, altıncı kişi.

  59. seventh — yedinci
    seventh yedinci

    They live on the seventh floor. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. eighth — sekizinci
    eighth sekizinci

    This is the eighth apple. Bu sekizinci elma.

  61. ninth — dokuzuncu
    ninth dokuzuncu

    The ninth day is a holiday. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. tenth — onuncu
    tenth onuncu

    She is the tenth place. O, onuncu sırada.

  63. eleventh — on birinci
    eleventh on birinci

    They celebrate their eleventh anniversary. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. twelfth — on ikinci
    twelfth on ikinci

    That is the twelfth month. O, on ikinci ay.

  65. always — her zaman
    always her zaman

    I always drink coffee in the morning. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. usually — genellikle
    usually genellikle

    He usually eats lunch at noon. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. often — sık sık
    often sık sık

    People often eat pizza here. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. sometimes — bazen
    sometimes bazen

    She sometimes goes to the library. Bazen kütüphaneye gider.

  69. rarely — nadiren
    rarely nadiren

    I rarely eat fast food. Nadiren fast food yerim.

  70. never — asla
    never asla

    They never go to that store. O mağazaya asla gitmezler.

  71. every day — her gün
    every day her gün

    We eat chocolate every day. Her gün çikolata yeriz.

  72. every week — her hafta
    every week her hafta

    She swims every week. O her hafta yüzer.

  73. on weekends — hafta sonları
    on weekends hafta sonları

    I relax on weekends at home. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. in the morning — sabah
    in the morning sabah

    People eat breakfast in the morning. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. at night — gece
    at night gece

    They sleep at night in their beds. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. after work — işten sonra
    after work işten sonra

    He relaxes after work every day. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. once a — haftada bir
    once a haftada bir

    I go once a week. Haftada bir giderim.

  78. twice a — haftada iki kez
    twice a haftada iki kez

    My dad visits twice a week. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. every other — iki haftada bir
    every other iki haftada bir

    They visit every other week. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. at least — en az
    at least en az

    He eats at least one apple daily. O her gün en az bir elma yer.

  81. at most — en fazla
    at most en fazla

    I will buy two at most. En fazla iki tane alacağım.

  82. more than — den fazla
    more than den fazla

    This is more than enough food. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. less than — den daha az
    less than den daha az

    You got less than last time. Geçen seferden daha az aldın.

  84. a little — biraz
    a little biraz

    He needs a little help. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. a bit — biraz
    a bit biraz

    She ate a bit of cake. Biraz kek yedi.

  86. a lot — çok
    a lot çok

    I study a lot. Çok çalışıyorum.

  87. too much — çok fazla
    too much çok fazla

    They ate too much cake. Çok fazla kek yediler.

  88. not enough — yeterli değil
    not enough yeterli değil

    This amount is not enough. Bu miktar yeterli değil.

  89. ago — önce
    ago önce

    I arrived two days ago. İki gün önce geldim.

  90. soon — yakında
    soon yakında

    My friend will arrive soon. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. still — hâlâ
    still hâlâ

    I am still hungry. Hâlâ açım.

  92. ever — hiç
    ever hiç

    Have you ever seen the ocean? Hiç okyanus gördün mü?

  93. yet — henüz
    yet henüz

    My friend has not arrived yet. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. immediately — hemen
    immediately hemen

    I need help immediately. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. maybe — belki
    maybe belki

    Maybe she will come later. Belki o daha sonra gelir.

  96. sometime — bir ara
    sometime bir ara

    We will meet sometime. Bir ara buluşuruz.

  97. anytime — her zaman
    anytime her zaman

    You can visit us anytime. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. before — önce
    before önce

    We left before the storm. Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. after — sonra
    after sonra

    We will leave after the meal. Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. nowadays — bugünlerde
    nowadays bugünlerde

    People travel more nowadays. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. January — Ocak
    January Ocak

    January is the first month. Ocak birinci aydır.

  2. February — Şubat
    February Şubat

    February is usually a short month. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. March — Mart
    March Mart

    I usually visit them in March. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. April — Nisan
    April Nisan

    The basketball game is in April. Basketbol maçı nisanda.

  5. May — Mayıs
    May Mayıs

    My final exam is in May. Final sınavım mayısta.

  6. June — Haziran
    June Haziran

    I will know the answer by June. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. July — Temmuz
    July Temmuz

    July is usually a very warm month. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. August — Ağustos
    August Ağustos

    Can we meet again in August? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. September — Eylül
    September Eylül

    My vacation is in September. Tatilim eylülde.

  10. October — Ekim
    October Ekim

    Is your birthday in October? Doğum günün ekimde mi?

  11. November — Kasım
    November Kasım

    Why does it rain in November? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. December — Aralık
    December Aralık

    December is the last month. Aralık son aydır.

  13. over — üzerinden
    over üzerinden

    The cat jumps over the box. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. under — altında
    under altında

    They live under a big tree. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. through — içinden
    through içinden

    He walks through the door. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. along — boyunca
    along boyunca

    We walk along the beach. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. around — etrafında
    around etrafında

    People walk around the park. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. across — karşıya
    across karşıya

    I go across the street. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. into — içine
    into içine

    He walks slowly into the room. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. out of — dışarı
    out of dışarı

    The kid runs out of the school. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. up — yukarı
    up yukarı

    She looks up at the clouds. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. down — aşağı
    down aşağı

    The dog put the ball down. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. upstairs — üst kat
    upstairs üst kat

    I go upstairs to bed. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. downstairs — alt katta
    downstairs alt katta

    I hear noises downstairs. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. bring — getirmek
    bring getirmek

    They bring food to the party. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. take — almak
    take almak

    You always take my pen. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. carry — taşımak
    carry taşımak

    He can carry the box. O kutuyu taşıyabilir.

  28. pick up — teslim almak
    pick up teslim almak

    Can you pick up the package? Paketi teslim alabilir misin?

  29. drop — düşürmek
    drop düşürmek

    If I drop the phone, it will break. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. pass — uzatmak
    pass uzatmak

    Can you pass me the salt? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. put down — yere koymak
    put down yere koymak

    We put down our backpacks. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. put away — kaldırmak
    put away kaldırmak

    I put away my toys. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. take out — dışarı çıkarmak
    take out dışarı çıkarmak

    She will take out the trash. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. hang up — asmak
    hang up asmak

    They hang up their coats. Onlar paltolarını asarlar.

  35. turn on — açmak
    turn on açmak

    You turn on the light. Işığı açıyorsun.

  36. turn off — kapatmak
    turn off kapatmak

    Can someone turn off the radio? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. jump — atlamak
    jump atlamak

    The cat jumps over the wall. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. throw — atmak
    throw atmak

    The boy throws the stone. Çocuk taşı atıyor.

  39. catch — yakalamak
    catch yakalamak

    He catches the ball. Topu yakalıyor.

  40. ride — binmek
    ride binmek

    The boy rides a horse. Çocuk ata biniyor.

  41. fly — uçmak
    fly uçmak

    The birds fly in the sky. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. crawl — emeklemek
    crawl emeklemek

    The baby crawls on the floor. Bebek yerde emekliyor.

  43. skip — atlamak
    skip atlamak

    She skipped the first page. İlk sayfayı atladı.

  44. kick — tekmeler
    kick tekmeler

    The child kicks the ball. Çocuk topu tekmeliyor.

  45. bounce — zıplamak
    bounce zıplamak

    The ball bounces on the ground. Top yerde zıplıyor.

  46. climb — tırmanmak
    climb tırmanmak

    The cat climbs the tree. Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. dive — dalmak
    dive dalmak

    The boy dives into the water. Çocuk suya dalıyor.

  48. slide — kaymak
    slide kaymak

    The box slides on the floor. Kutu yerde kayıyor.

  49. pinch — çimdiklemek
    pinch çimdiklemek

    He pinched my arm. Kolumu çimdikledi.

  50. squeeze — sıkmak
    squeeze sıkmak

    She squeezes my hand. Elimi sıkıyor.

  51. poke — dürtmek
    poke dürtmek

    The child poked my arm. Çocuk kolumu dürttü.

  52. stroke — sevmek
    stroke sevmek

    The boy strokes the dog. Çocuk köpeği seviyor.

  53. rub — ovmak
    rub ovmak

    I rub my tired eyes. Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. twist — bükmek
    twist bükmek

    The man twists the rope. Adam ipi büküyor.

  55. shake — sallamak
    shake sallamak

    The baby shakes the toy. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. fold — katlamak
    fold katlamak

    I fold the paper. Kağıdı katlıyorum.

  57. press — basmak
    press basmak

    She presses the red button. Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. attach — bağlamak
    attach bağlamak

    He will attach the rope. İpi bağlayacak.

  59. pull — çekmek
    pull çekmek

    The man pulls the heavy rope. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. pack — hazırlamak
    pack hazırlamak

    I pack my bag. Çantamı hazırlıyorum.

  61. Where is the ...? — nerede
    Where is the ...? nerede

    Where is the hotel? Otel nerede?

  62. Is there a ... nearby? — Yakınlarda bir ... var mı?
    Is there a ... nearby? Yakınlarda bir ... var mı?

    Is there a bank nearby? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. How do I get to ...? — nasıl giderim
    How do I get to ...? nasıl giderim

    How do I get to school? Okula nasıl giderim?

  64. Which bus goes to ...? — ...'ya hangi otobüs gider?
    Which bus goes to ...? ...'ya hangi otobüs gider?

    Which bus goes to town? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. Which line goes to ...? — Hangi hat ...'ya gider?
    Which line goes to ...? Hangi hat ...'ya gider?

    Which line goes to the museum? Hangi hat müzeye gider?

  66. How long does it take? — Ne kadar sürer?
    How long does it take? Ne kadar sürer?

    I wonder how long does it take. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. How far is it? — Ne kadar uzak?
    How far is it? Ne kadar uzak?

    How far is it? Ne kadar uzak?

  68. Can you show me on the map? — Haritada gösterebilir misin?
    Can you show me on the map? Haritada gösterebilir misin?

    Can you show me on the map? Haritada gösterebilir misin?

  69. I'm looking for — aramak
    I'm looking for aramak

    They are looking for a restroom. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. The nearest — En yakın
    The nearest En yakın

    The nearest store is down there. En yakın mağaza aşağıda.

  71. Does this go to ...? — Bu ...-e gider mi?
    Does this go to ...? Bu ...-e gider mi?

    Does this go to the restaurant? Bu restorana gider mi?

  72. Which stop for ...? — ... için hangi durak?
    Which stop for ...? ... için hangi durak?

    Which stop for downtown? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. station — istasyon
    station istasyon

    They wait at the train station. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. bus stop — otobüs durağı
    bus stop otobüs durağı

    The bus stop is nearby. Otobüs durağı yakında.

  75. subway station — metro istasyonu
    subway station metro istasyonu

    This subway station is very crowded. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. hotel — otel
    hotel otel

    You can book a hotel online. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. pharmacy — eczane
    pharmacy eczane

    Mark works at the pharmacy. Mark eczanede çalışıyor.

  78. bank — banka
    bank banka

    He goes to the bank. Bankaya gidiyor.

  79. restroom — tuvalet
    restroom tuvalet

    This is a clean restroom. Bu temiz bir tuvalet.

  80. supermarket — süpermarket
    supermarket süpermarket

    We buy food at the supermarket. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. restaurant — restoran
    restaurant restoran

    They like that restaurant a lot. O restoranı çok seviyorlar.

  82. café — kafe
    café kafe

    Jane works at the café. Jane kafede çalışıyor.

  83. park — park
    park park

    She likes the green park. Yeşil parkı seviyor.

  84. hospital — hastane
    hospital hastane

    A hospital helps sick people. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. airport — havalimanı
    airport havalimanı

    We arrived at the airport. Havalimanına vardık.

  86. stadium — stadyum
    stadium stadyum

    We went to the stadium. Stadyuma gittik.

  87. factory — fabrika
    factory fabrika

    This factory makes clothes. Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. university — üniversite
    university üniversite

    She studies at the university. O, üniversitede okuyor.

  89. college — üniversite
    college üniversite

    She studies at the college. O, üniversitede okuyor.

  90. club — kulüp
    club kulüp

    We joined the sports club. Spor kulübüne katıldık.

  91. prison — hapishane
    prison hapishane

    The criminal escaped from prison. Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. tower — kule
    tower kule

    I see the tall tower. Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. mall — alışveriş merkezi
    mall alışveriş merkezi

    I bought shoes at the mall. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. town hall — belediye binası
    town hall belediye binası

    We met at the town hall. Belediye binasında buluştuk.

  95. police station — karakol
    police station karakol

    I see the police station. Karakolu görüyorum.

  96. fire station — itfaiye istasyonu
    fire station itfaiye istasyonu

    I live near the fire station. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. Turn left. — Sola dön
    Turn left. Sola dön

    Turn left here. Burada sola dön.

  98. Turn right. — sağa dön
    Turn right. sağa dön

    Turn right at the intersection. Kavşakta sağa dön.

  99. Go straight ahead. — Dümdüz git
    Go straight ahead. Dümdüz git

    Go straight ahead to school. Okula dümdüz git.

  100. It's near. — yakın
    It's near. yakın

    It's near. Yakın.

Kelime 401–500

  1. It's far. — Uzak.
    It's far. Uzak.

    It's far. Uzak.

  2. Across the street. — caddenin karşısında
    Across the street. caddenin karşısında

    He lives across the street. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. At the corner. — Köşede
    At the corner. Köşede

    She is waiting at the corner. Köşede bekliyor.

  4. At the traffic light. — Trafik ışığında
    At the traffic light. Trafik ışığında

    We stopped at the traffic light. Trafik ışığında durduk.

  5. At the intersection. — Kavşakta
    At the intersection. Kavşakta

    The bar is at the intersection. Bar kavşakta.

  6. Crosswalk. — yaya geçidi
    Crosswalk. yaya geçidi

    That crosswalk is very safe. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. One block away. — Bir blok ötede
    One block away. Bir blok ötede

    The museum is one block away. Müze bir blok ötede.

  8. Follow the signs. — Tabelaları takip et
    Follow the signs. Tabelaları takip et

    Follow the signs to safety. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. suitcase — valiz
    suitcase valiz

    Did you pack your suitcase already? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. magnet — mıknatıs
    magnet mıknatıs

    The small magnet is a present. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. hairbrush — saç fırçası
    hairbrush saç fırçası

    She can’t find her hairbrush. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. pillow — yastık
    pillow yastık

    This pillow is soft and warm. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. blanket — battaniye
    blanket battaniye

    Take a blanket if you are cold. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. mattress — yatak
    mattress yatak

    Our new mattress is really comfortable. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. curtain — perde
    curtain perde

    Please open the curtain, it's dark. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. blinds — jaluzi
    blinds jaluzi

    I usually close the blinds at night. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. carpet — halı
    carpet halı

    There is dust under the carpet. Halının altında toz var.

  18. vase — vazo
    vase vazo

    This vase looks expensive. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. broom — süpürge
    broom süpürge

    Does this apartment have a broom? Bu dairede süpürge var mı?

  20. toilet paper — tuvalet kağıdı
    toilet paper tuvalet kağıdı

    Oh no, the toilet paper’s gone! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. wool — yün
    wool yün

    The sheep has thick wool. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. metal — metal
    metal metal

    We need wood and metal. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. plastic — plastik
    plastic plastik

    She washes the plastic bowl. Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. leather — deri
    leather deri

    I bought a new leather bag. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. cotton — pamuk
    cotton pamuk

    The farmer grows cotton. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. silk — ipek
    silk ipek

    This silk is very soft. Bu ipek çok yumuşak.

  27. rubber — kauçuk
    rubber kauçuk

    The ball is made of rubber. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. denim — kot
    denim kot

    He bought thick denim fabric. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. ceramic — seramik
    ceramic seramik

    She washed the ceramic bowl. Seramik kaseyi yıkadı.

  30. marble — mermer
    marble mermer

    They cut the white marble. Beyaz mermeri kestiler.

  31. brick — tuğla
    brick tuğla

    He holds a red brick. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. steel — çelik
    steel çelik

    They make the tools from steel. Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. behind — arkasında
    behind arkasında

    It is behind that building. O, şu binanın arkasında.

  34. in front of — önünde
    in front of önünde

    She is in front of me. O benim önümde.

  35. between — arasında
    between arasında

    The park is between two houses. Park iki evin arasında.

  36. next to — yanında
    next to yanında

    That store is next to my house. O mağaza evimin yanında.

  37. opposite — ters
    opposite ters

    We go the opposite direction. Ters yöne gidiyoruz.

  38. across from — karşısında
    across from karşısında

    We live across from the store. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. around the corner — hemen köşede
    around the corner hemen köşede

    She lives around the corner now. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. towards — -e doğru
    towards -e doğru

    The kids walk towards the big tree. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. past — yanından
    past yanından

    You need to go past the bridge. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. at the end of the street — sokağın sonunda
    at the end of the street sokağın sonunda

    I live at the end of the street. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. on the left — solda
    on the left solda

    She parks on the left side. Solda park ediyor.

  44. on the right — sağda
    on the right sağda

    They are on the right. Onlar sağda.

  45. above — üzerinde
    above üzerinde

    The sun is above the mountain. Güneş dağın üzerindedir.

  46. below — aşağısında
    below aşağısında

    The village is below the mountain. Köy dağın aşağısında.

  47. on top — en üstte
    on top en üstte

    The box is on top. Kutu en üstte.

  48. near — yakınında
    near yakınında

    I live near the river. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. in the middle — ortasında
    in the middle ortasında

    He stands in the middle. Tam ortasında duruyor.

  50. inside — içinde
    inside içinde

    The dog is inside the house. Köpek evin içinde.

  51. place — yer
    place yer

    We found a safe place. Güvenli bir yer bulduk.

  52. store — mağaza
    store mağaza

    We buy food at the store. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. house — ev
    house ev

    The family lives in that house. Aile o evde yaşıyor.

  54. bus station — otogar
    bus station otogar

    I wait at the bus station. Otogarda bekliyorum.

  55. city center — şehir merkezi
    city center şehir merkezi

    I live near the city center. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. shopping mall — alışveriş merkezi
    shopping mall alışveriş merkezi

    The shopping mall is very big. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. fountain — çeşme
    fountain çeşme

    That fountain has very clear water. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. roundabout — döner kavşak
    roundabout döner kavşak

    This roundabout helps the traffic. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. crossroads — kavşak
    crossroads kavşak

    We stopped at the crossroads. Kavşakta durduk.

  60. bridge — köprü
    bridge köprü

    People walk across the bridge. İnsanlar köprüden yürür.

  61. tunnel — tünel
    tunnel tünel

    The car drives through a tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. stop sign — dur tabelası
    stop sign dur tabelası

    You need to respect the stop sign. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. overpass — üst geçit
    overpass üst geçit

    They built an overpass near home. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. underpass — alt geçit
    underpass alt geçit

    We will walk through the underpass. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. landmark — simgesel yapı
    landmark simgesel yapı

    The landmark is near the river. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. traffic sign — trafik işareti
    traffic sign trafik işareti

    This traffic sign means stop. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. statue — heykel
    statue heykel

    He saw the beautiful statue. Güzel heykeli gördü.

  68. monument — anıt
    monument anıt

    They visited the tall monument. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. north — kuzey
    north kuzey

    The north of this city is interesting. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. south — güney
    south güney

    The wind comes from the south. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. east — doğu
    east doğu

    The wind comes from the east. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. west — batı
    west batı

    The sun sets in the west. Güneş batıda batar.

  73. northeast — kuzeydoğu
    northeast kuzeydoğu

    Ben lives in the northeast area. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. northwest — kuzeybatı
    northwest kuzeybatı

    That state is in the northwest. O eyalet kuzeybatıda.

  75. southeast — güneydoğu
    southeast güneydoğu

    He lives in the southeast region. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. southwest — güneybatı
    southwest güneybatı

    They drove to the southwest. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. U-turn — U dönüşü
    U-turn U dönüşü

    This is a U-turn. Bu bir U dönüşü.

  78. dead end — çıkmaz sokak
    dead end çıkmaz sokak

    That street is a dead end. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. escalator — yürüyen merdiven
    escalator yürüyen merdiven

    The escalator takes you to the top floor. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. ramp — rampa
    ramp rampa

    Wheelchairs require ramps. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. weather — hava
    weather hava

    This is nice weather today. Bugün hava güzel.

  82. sunny — güneşli
    sunny güneşli

    He likes a sunny day. Güneşli bir günü sever.

  83. cloudy — bulutlu
    cloudy bulutlu

    They expect a cloudy afternoon. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. rainy — yağmurlu
    rainy yağmurlu

    A rainy day can be cozy. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. windy — rüzgarlı
    windy rüzgarlı

    It is windy outside. Dışarısı rüzgarlı.

  86. hot — sıcak
    hot sıcak

    This tea is very hot. Bu çay çok sıcak.

  87. cold — soğuk
    cold soğuk

    The cold wind blows in winter. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. warm — ılık
    warm ılık

    It was warm at the beach today. Bugün plaj ılıktı.

  89. spring — ilkbahar
    spring ilkbahar

    The flowers love the spring. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. summer — yaz
    summer yaz

    Summer is a very hot season. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. autumn — sonbahar
    autumn sonbahar

    Autumn is my favorite season. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. winter — kış
    winter kış

    Winter can be very cold here. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. sun — güneş
    sun güneş

    The sun shines in the sky. Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. Moon — ay
    Moon ay

    I see the bright moon. Parlak ayı görüyorum.

  95. star — yıldız
    star yıldız

    I see a bright star. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. sky — gökyüzü
    sky gökyüzü

    Birds fly in the sky. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. cloud — bulut
    cloud bulut

    A dark cloud hides the sun. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. rain — yağmur
    rain yağmur

    The rain falls from the sky. Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. wind — rüzgar
    wind rüzgar

    We feel the cold wind. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. storm — fırtına
    storm fırtına

    The strong storm broke the trees. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kelime 501–600

  1. rainbow — gökkuşağı
    rainbow gökkuşağı

    I see a rainbow in the sky. Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum.

  2. shadow — gölge
    shadow gölge

    I see a dark shadow. Karanlık bir gölge görüyorum.

  3. sunset — gün batımı
    sunset gün batımı

    We watched the beautiful sunset. Güzel gün batımını izledik.

  4. thunder — gök gürültüsü
    thunder gök gürültüsü

    We heard the loud thunder. Şiddetli gök gürültüsünü duyduk.

  5. umbrella — şemsiye
    umbrella şemsiye

    She has a red umbrella. Onun kırmızı bir şemsiyesi var.

  6. raincoat — yağmurluk
    raincoat yağmurluk

    This raincoat keeps me warm. Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor.

  7. forecast — tahmin
    forecast tahmin

    I watch the weather forecast everyday. Her gün hava tahminini izliyorum.

  8. shade — gölge
    shade gölge

    We need shade on a hot day. Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var.

  9. thunderstorm — gök gürültülü fırtına
    thunderstorm gök gürültülü fırtına

    A thunderstorm brings heavy rain. Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir.

  10. lightning — şimşek
    lightning şimşek

    He saw bright lightning last night. Dün gece parlak bir şimşek gördü.

  11. fog — sis
    fog sis

    They drove through thick fog. Yoğun siste araba sürdüler.

  12. snow — kar
    snow kar

    This is fresh, white snow. Bu taze, beyaz kar.

  13. ice — buz
    ice buz

    We put ice in our drinks. İçeceklerimize buz koyarız.

  14. hail — dolu
    hail dolu

    That is a lot of hail outside. Dışarıda çok fazla dolu var.

  15. slippery — kaygan
    slippery kaygan

    She fell on the slippery ice. Kaygan buzda düştü.

  16. temperature — sıcaklık
    temperature sıcaklık

    They check the temperature daily. Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar.

  17. forest — orman
    forest orman

    A forest is full of trees. Orman ağaçlarla doludur.

  18. river — nehir
    river nehir

    The river has cool, clear water. Nehrin serin, berrak bir suyu var.

  19. lake — göl
    lake göl

    She swims in the deep lake. O derin gölde yüzüyor.

  20. mountain — dağ
    mountain dağ

    They climbed the tall mountain. Yüksek dağa tırmandılar.

  21. nature — doğa
    nature doğa

    Peter loves the nature. Peter doğayı seviyor.

  22. coast — sahil
    coast sahil

    This is a beautiful coast. Bu güzel bir sahil.

  23. island — ada
    island ada

    He lives on a small island. Küçük bir adada yaşıyor.

  24. desert — çöl
    desert çöl

    A desert is a very dry place. Çöl çok kuru bir yerdir.

  25. valley — vadi
    valley vadi

    The valley is green and wide. Vadi yeşil ve geniş.

  26. waterfall — şelale
    waterfall şelale

    They saw a beautiful waterfall. Güzel bir şelale gördüler.

  27. cliff — uçurum
    cliff uçurum

    That cliff is very high. O uçurum çok yüksek.

  28. meadow — çayır
    meadow çayır

    She likes to walk in meadows. Çayırlarda yürümeyi sever.

  29. tree — ağaç
    tree ağaç

    The dog sleeps under the tree. Köpek ağacın altında uyuyor.

  30. flower — çiçek
    flower çiçek

    The red flower is beautiful. Kırmızı çiçek çok güzel.

  31. leaf — yaprak
    leaf yaprak

    A leaf fell from the tree. Ağaçtan bir yaprak düştü.

  32. grass — ot
    grass ot

    The cow eats the grass. İnek otu yiyor.

  33. plant — bitki
    plant bitki

    The plant has green leaves. Bitkinin yeşil yaprakları var.

  34. rock — kaya
    rock kaya

    The man lifted the heavy rock. Adam ağır kayayı kaldırdı.

  35. stone — taş
    stone taş

    I found a heavy stone. Ağır bir taş buldum.

  36. branch — dal
    branch dal

    The bird sits on the branch. Kuş dalda oturuyor.

  37. root — kök
    root kök

    This plant has a long root. Bu bitkinin uzun bir kökü var.

  38. seed — tohum
    seed tohum

    The farmer plants the seed. Çiftçi tohumu ekiyor.

  39. bush — çalı
    bush çalı

    The bird hides in the bush. Kuş, çalının içinde gizleniyor.

  40. wood — odun
    wood odun

    I need wood for the fire. Ateş için odun lazım.

  41. world — dünya
    world dünya

    The world is very big. Dünya çok büyüktür.

  42. city — şehir
    city şehir

    Many people live in the city. Pek çok insan şehirde yaşıyor.

  43. country — ülke
    country ülke

    He lives in another country. O, başka bir ülkede yaşıyor.

  44. town — kasaba
    town kasaba

    We live in a small town. Küçük bir kasabada yaşıyoruz.

  45. road — yol
    road yol

    This road is very long. Bu yol çok uzun.

  46. hill — tepe
    hill tepe

    The house is on the hill. Ev tepede.

  47. land — kara
    land kara

    The sailors saw the land. Denizciler karayı gördü.

  48. air — hava
    air hava

    I breathe the clean air. Temiz havayı içime çekiyorum.

  49. ocean — okyanus
    ocean okyanus

    Fish live in the ocean. Balıklar okyanusta yaşar.

  50. ground — yer
    ground yer

    The man sits on the ground. Adam yerde oturuyor.

  51. region — bölge
    region bölge

    We live in a cold region. Soğuk bir bölgede yaşıyoruz.

  52. area — alan
    area alan

    Many people live in this area. Bu alanda birçok insan yaşıyor.

  53. beach — plaj
    beach plaj

    I like the beach. Plajı seviyorum.

  54. sea — deniz
    sea deniz

    The sea is blue. Deniz mavi.

  55. waves — dalga
    waves dalga

    They watch the ocean waves. Okyanus dalgalarını izliyorlar.

  56. sand — kum
    sand kum

    She likes warm, soft sand. Sıcak, yumuşak kumu sever.

  57. sunscreen — güneş kremi
    sunscreen güneş kremi

    I use sunscreen on sunny days. Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım.

  58. beach umbrella — plaj şemsiyesi
    beach umbrella plaj şemsiyesi

    That beach umbrella is colorful. Şu plaj şemsiyesi renkli.

  59. flip-flops — parmak arası terlik
    flip-flops parmak arası terlik

    These flip-flops are comfortable. Bu parmak arası terlikler rahat.

  60. swimsuit — mayo
    swimsuit mayo

    She has a new swimsuit. Onun yeni bir mayosu var.

  61. swim trunks — deniz şortu
    swim trunks deniz şortu

    Don't forget your swim trunks. Deniz şortunu unutma.

  62. lifeguard — cankurtaran
    lifeguard cankurtaran

    The lifeguard keeps swimmers safe. Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar.

  63. high tide — yüksek gelgit
    high tide yüksek gelgit

    High tide is very wet. Yüksek gelgit çok ıslaktır.

  64. sunburn — güneş yanığı
    sunburn güneş yanığı

    That sunburn looks quite painful. O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor.

  65. ticket — bilet
    ticket bilet

    She has a train ticket. Onun bir tren bileti var.

  66. luggage — bagaj
    luggage bagaj

    Where do we put our luggage? Bagajlarımızı nereye koyuyoruz?

  67. ticket machine — bilet makinesi
    ticket machine bilet makinesi

    I will buy it at the ticket machine. Onu bilet makinesinden alacağım.

  68. platform — peron
    platform peron

    That is the train platform. O, tren peronu.

  69. timetable — tarife
    timetable tarife

    She reads the timetable. O, tarifeyi okuyor.

  70. bus — otobüs
    bus otobüs

    Are we waiting for a bus? Otobüs mü bekliyoruz?

  71. train — tren
    train tren

    The train is very modern. Tren çok modern.

  72. tram — tramvay
    tram tramvay

    The fastest way is with tram. En hızlı yol tramvayla.

  73. taxi — taksi
    taxi taksi

    How much does the taxi cost? Taksi ne kadar tutuyor?

  74. on time — zamanında
    on time zamanında

    It is important to arrive on time. Zamanında varmak önemlidir.

  75. delayed — rötarlı
    delayed rötarlı

    That flight was delayed. O uçuş rötarlıydı.

  76. metro — metro
    metro metro

    A metro runs underground. Metro yer altından gider.

  77. car — araba
    car araba

    He bought a new car. Yeni bir araba satın aldı.

  78. truck — kamyon
    truck kamyon

    The man drives a big truck. Adam büyük bir kamyon sürüyor.

  79. bike — bisiklet
    bike bisiklet

    I ride my bike to school. Okula bisikletimle gidiyorum.

  80. tractor — traktör
    tractor traktör

    The farmer drives a large tractor. Çiftçi büyük bir traktör sürüyor.

  81. motorcycle — motosiklet
    motorcycle motosiklet

    He rides a fast motorcycle. O, hızlı bir motosiklet kullanıyor.

  82. scooter — scooter
    scooter scooter

    The child rides a scooter. Çocuk scooter'a biniyor.

  83. van — minibüs
    van minibüs

    He drives a large van. O, büyük bir minibüs kullanıyor.

  84. driver — şoför
    driver şoför

    The driver stopped the car. Şoför arabayı durdurdu.

  85. traffic — trafik
    traffic trafik

    The traffic is very slow today. Bugün trafik çok yavaş.

  86. wheel — tekerlek
    wheel tekerlek

    He fixed the broken wheel. Kırık tekerleği tamir etti.

  87. parking — otopark
    parking otopark

    We found a parking space. Bir otopark yeri bulduk.

  88. trailer — römork
    trailer römork

    The truck pulls the trailer. Kamyon römorku çekiyor.

  89. plane — uçak
    plane uçak

    The plane lands at the airport. Uçak havaalanına iniş yapıyor.

  90. boat — tekne
    boat tekne

    I see a small boat. Küçük bir tekne görüyorum.

  91. ship — gemi
    ship gemi

    The large ship crosses the ocean. Büyük gemi okyanusu geçiyor.

  92. helicopter — helikopter
    helicopter helikopter

    The helicopter flies in the sky. Helikopter gökyüzünde uçuyor.

  93. rocket — roket
    rocket roket

    The rocket flies into the sky. Roket gökyüzüne doğru uçuyor.

  94. spaceship — uzay gemisi
    spaceship uzay gemisi

    The spaceship landed on the moon. Uzay gemisi aya iniş yaptı.

  95. fire engine — itfaiye aracı
    fire engine itfaiye aracı

    The fire engine carries water. İtfaiye aracı su taşır.

  96. jet — jet
    jet jet

    The jet flies very fast. Jet çok hızlı uçar.

  97. kayak — kayak
    kayak kayak

    She sits in the kayak. O, kayakta oturuyor.

  98. raft — sal
    raft sal

    We built a wooden raft. Tahtadan bir sal yaptık.

  99. canoe — kano
    canoe kano

    He paddles the small canoe. Küçük kanoyu kürekle sürüyor.

  100. sailboat — yelkenli
    sailboat yelkenli

    The wind moves the sailboat. Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor.

Kelime 601–700

  1. price — fiyat
    price fiyat

    Do you see the price? Fiyatı görüyor musun?

  2. cheap — ucuz
    cheap ucuz

    He bought cheap shoes. Ucuz ayakkabı aldı.

  3. expensive — pahalı
    expensive pahalı

    That car looks expensive. O araba pahalı görünüyor.

  4. cash — nakit
    cash nakit

    I think she needs some cash. Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var.

  5. credit card — kredi kartı
    credit card kredi kartı

    I can pay with my credit card. Kredi kartımla ödeyebilirim.

  6. receipt — fiş
    receipt fiş

    Can I get the receipt please? Fişi alabilir miyim lütfen?

  7. bill — hesap
    bill hesap

    Who is going to pay the bill? Hesabı kim ödeyecek?

  8. change — para üstü
    change para üstü

    I paid and got some change. Ödedim ve para üstü aldım.

  9. coin — madeni para
    coin madeni para

    I have a few coins. Birkaç tane madeni param var.

  10. banknote — banknot
    banknote banknot

    What kind of banknote is that? O ne tür bir banknot?

  11. How much is this? — Bu ne kadar?
    How much is this? Bu ne kadar?

    How much is this? Bu ne kadar?

  12. Can I pay by card? — Kartla ödeyebilir miyim?
    Can I pay by card? Kartla ödeyebilir miyim?

    Can I pay by card? Kartla ödeyebilir miyim?

  13. currency — para birimi
    currency para birimi

    That currency is very strong. O para birimi çok güçlü.

  14. exchange rate — döviz kuru
    exchange rate döviz kuru

    This exchange rate is horrible. Bu döviz kuru berbat.

  15. exchange office — döviz bürosu
    exchange office döviz bürosu

    We need an exchange office. Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var.

  16. commission — komisyon
    commission komisyon

    Do you have to pay a commission? Komisyon ödemek zorunda mısın?

  17. foreign currency — döviz
    foreign currency döviz

    That is foreign currency. O döviz.

  18. card payment — kart ödemesi
    card payment kart ödemesi

    The card payment went through. Kart ödemesi onaylandı.

  19. contactless — temassız
    contactless temassız

    This is a contactless payment. Bu temassız bir ödeme.

  20. PIN code — PIN kodu
    PIN code PIN kodu

    I forgot my PIN code. PIN kodumu unuttum.

  21. withdrawal fee — para çekme ücreti
    withdrawal fee para çekme ücreti

    They paid the withdrawal fee. Para çekme ücretini ödediler.

  22. daily limit — günlük limit
    daily limit günlük limit

    She reached the daily limit. Günlük limite ulaştı.

  23. refund — para iadesi
    refund para iadesi

    You will receive a refund. Para iadesi alacaksın.

  24. service charge — servis ücreti
    service charge servis ücreti

    A service charge is included. Servis ücreti dahildir.

  25. shop — mağaza
    shop mağaza

    This is my favourite shop. Bu benim en sevdiğim mağaza.

  26. cashier — kasiyer
    cashier kasiyer

    She is the new cashier. O, yeni kasiyer.

  27. queue — sıra
    queue sıra

    This queue is very long. Bu sıra çok uzun.

  28. open — açık
    open açık

    The shop is open today. Dükkan bugün açık.

  29. closed — kapalı
    closed kapalı

    Sadly, the pharmacy is closed. Maalesef eczane kapalı.

  30. price tag — fiyat etiketi
    price tag fiyat etiketi

    They saw the price tag. Fiyat etiketini gördüler.

  31. discount — indirim
    discount indirim

    I love their discounts. İndirimlerini çok seviyorum.

  32. return policy — iade politikası
    return policy iade politikası

    This return policy seems fair. Bu iade politikası adil görünüyor.

  33. warranty — garanti
    warranty garanti

    A warranty protects your purchase. Garanti, aldığın ürünü korur.

  34. fitting room — deneme kabini
    fitting room deneme kabini

    They used the fitting room. Deneme kabinini kullandılar.

  35. shopping cart — alışveriş arabası
    shopping cart alışveriş arabası

    We need a shopping cart. Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var.

  36. customer — müşteri
    customer müşteri

    The customer is always right. Müşteri her zaman haklıdır.

  37. table — masa
    table masa

    Can you put this salad on the table? Bu salatayı masaya koyabilir misin?

  38. menu — menü
    menu menü

    They have a large menu. Geniş bir menüleri var.

  39. reservation — rezervasyon
    reservation rezervasyon

    We have a reservation. Rezervasyonumuz var.

  40. server — garson
    server garson

    The servers are working hard. Garsonlar çok çalışıyor.

  41. order — sipariş
    order sipariş

    We place our order now. Şimdi sipariş veriyoruz.

  42. water — su
    water su

    She drinks cold water. O soğuk su içer.

  43. coffee — kahve
    coffee kahve

    They drink strong coffee. Onlar sert kahve içerler.

  44. tea — çay
    tea çay

    Hot tea in the winter is the best. Kışın sıcak çay en iyisidir.

  45. beer — bira
    beer bira

    I'd like another beer, please. Bir bira daha alabilir miyim lütfen?

  46. wine — şarap
    wine şarap

    Can we have this wine, please? Bu şarabı alabilir miyiz lütfen?

  47. The bill, please. — Hesap, lütfen.
    The bill, please. Hesap, lütfen.

    The bill, please. Hesap, lütfen.

  48. delicious — lezzetli
    delicious lezzetli

    That pie is delicious! O turta lezzetli!

  49. starter — başlangıç
    starter başlangıç

    We will order a starter first. Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz.

  50. main course — ana yemek
    main course ana yemek

    I love the main course. Ana yemeği seviyorum.

  51. dessert — tatlı
    dessert tatlı

    She likes the dessert. Tatlıyı seviyor.

  52. today's special — günün spesiyali
    today's special günün spesiyali

    That is today's special. O, günün spesiyali.

  53. menu of the day — günün menüsü
    menu of the day günün menüsü

    They have the menu of the day. Onlarda günün menüsü var.

  54. table for two — iki kişilik masa
    table for two iki kişilik masa

    We need a table for two. İki kişilik masa istiyoruz.

  55. reservation under — adına rezervasyon
    reservation under adına rezervasyon

    She has reservation under Smith. Smith adına rezervasyon var.

  56. tap water — musluk suyu
    tap water musluk suyu

    I usually drink tap water. Genelde musluk suyu içerim.

  57. split the bill — hesabı paylaşmak
    split the bill hesabı paylaşmak

    We can split the bill. Hesabı paylaşmak mümkün.

  58. pay together — beraber ödemek
    pay together beraber ödemek

    We will pay together. Beraber ödeyeceğiz.

  59. tip — bahşiş
    tip bahşiş

    I always give big tips. Her zaman bol bahşiş veririm.

  60. pay at the counter — kasada ödemek
    pay at the counter kasada ödemek

    Can we pay at the counter? Kasada ödeyebilir miyiz?

  61. size — beden
    size beden

    This size is too small. Bu beden çok küçük.

  62. fits — olmak
    fits olmak

    She still fits her old jeans. Eski kotu ona hâlâ oluyor.

  63. too big — çok büyük
    too big çok büyük

    I think this shirt is too big. Bence bu gömlek çok büyük.

  64. too small — çok küçük
    too small çok küçük

    Unfortunately, this shoe is too small. Maalesef, bu ayakkabı çok küçük.

  65. try on — denemek
    try on denemek

    We try on new hats. Yeni şapkalar deniyoruz.

  66. black — siyah
    black siyah

    Ben wears a black shirt. Ben siyah bir gömlek giyer.

  67. white — beyaz
    white beyaz

    She wears white pants. O beyaz pantolon giyiyor.

  68. red — kırmızı
    red kırmızı

    Aren't red roses the best? Kırmızı güller en iyisi değil mi?

  69. blue — mavi
    blue mavi

    Is blue your favourite color? Mavi senin en sevdiğin renk mi?

  70. green — yeşil
    green yeşil

    Would you take the green dress? Yeşil elbiseyi alır mıydın?

  71. yellow — sarı
    yellow sarı

    She likes yellow shirts. Sarı gömlekleri sever.

  72. color — renk
    color renk

    What color do you like? Hangi rengi seviyorsun?

  73. pink — pembe
    pink pembe

    I see a pink flower. Pembe bir çiçek görüyorum.

  74. purple — mor
    purple mor

    I see a purple flower. Mor bir çiçek görüyorum.

  75. brown — kahverengi
    brown kahverengi

    I see a brown dog. Kahverengi bir köpek görüyorum.

  76. gray — gri
    gray gri

    The cat is gray. Kedi gri.

  77. golden — altın rengi
    golden altın rengi

    The ring is golden. Yüzük altın rengi.

  78. silver — gümüş rengi
    silver gümüş rengi

    The car is silver. Araba gümüş rengi.

  79. beige — bej
    beige bej

    She wears a beige shirt. Bej bir gömlek giyiyor.

  80. navy — lacivert
    navy lacivert

    His jacket is navy. Ceketi lacivert.

  81. bright — parlak
    bright parlak

    The sun is very bright. Güneş çok parlak.

  82. pale — solgun
    pale solgun

    The sick child is pale. Hasta çocuğun yüzü solgun.

  83. dark — karanlık
    dark karanlık

    The room is very dark. Oda çok karanlık.

  84. striped — çizgili
    striped çizgili

    He wears a striped shirt. Çizgili bir gömlek giyiyor.

  85. room — oda
    room oda

    Are you happy with your room? Odandan memnun musun?

  86. door — kapı
    door kapı

    This door needs to be replaced. Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor.

  87. key — anahtar
    key anahtar

    I think I lost my key. Sanırım anahtarımı kaybettim.

  88. window — pencere
    window pencere

    The window is very clean. Pencere çok temiz.

  89. light — ışık
    light ışık

    This room gets a lot of light. Bu oda çok ışık alıyor.

  90. switch — düğme
    switch düğme

    The switch for the light is on the wall. Işık düğmesi duvarda.

  91. bed — yatak
    bed yatak

    I still need to buy a bed. Hâlâ bir yatak almam gerekiyor.

  92. kitchen — mutfak
    kitchen mutfak

    This kitchen is very clean. Bu mutfak çok temiz.

  93. bathroom — banyo
    bathroom banyo

    She uses the bathroom often. O sık sık banyoyu kullanır.

  94. shower — duş
    shower duş

    They take a shower daily. Her gün duş alırlar.

  95. Wi-Fi — Wi-Fi
    Wi-Fi Wi-Fi

    Does this bar have Wi-Fi? Bu barda Wi-Fi var mı?

  96. address — adres
    address adres

    What is your address? Adresin ne?

  97. headache — baş ağrısı
    headache baş ağrısı

    A headache is never fun. Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir.

  98. fever — ateş
    fever ateş

    He has a bad fever. Onun yüksek ateşi var.

  99. cough — öksürük
    cough öksürük

    My cough is not going away. Öksürüğüm geçmiyor.

  100. sore throat — boğaz ağrısı
    sore throat boğaz ağrısı

    Marry has a sore throat. Marry'nin boğaz ağrısı var.

Kelime 701–800

  1. runny nose — burun akıntısı
    runny nose burun akıntısı

    That is a runny nose. O bir burun akıntısı.

  2. dizzy — baş dönmesi
    dizzy baş dönmesi

    I feel dizzy after spinning. Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum.

  3. sick — hasta
    sick hasta

    She feels very sick today. Bugün kendini çok hasta hissediyor.

  4. medicine — ilaç
    medicine ilaç

    Do not forget to take your medicine. İlacını almayı unutma.

  5. prescription — reçete
    prescription reçete

    Is this your prescription, sir? Bu sizin reçeteniz mi, efendim?

  6. doctor — doktor
    doctor doktor

    A doctor helps a lot of people. Bir doktor birçok insana yardım eder.

  7. pharmacy — eczane
    pharmacy eczane

    We visit the pharmacy sometimes. Bazen eczaneye gideriz.

  8. clinic — klinik
    clinic klinik

    Grandpa is currently at the clinic. Dedem şu anda klinikte.

  9. tourist information — turistik bilgi
    tourist information turistik bilgi

    The sign provides tourist information. Tabela turistik bilgi sağlıyor.

  10. library — kütüphane
    library kütüphane

    The library is full of people. Kütüphane insanlarla dolu.

  11. bank — banka
    bank banka

    Dad still needs to go to the bank. Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor.

  12. hairdresser — kuaför
    hairdresser kuaför

    She likes the hairdresser. O kuaförü seviyor.

  13. barber — berber
    barber berber

    That barber cuts hair everyday. O berber her gün saç keser.

  14. dry cleaner — kuru temizlemeci
    dry cleaner kuru temizlemeci

    This suit requires a dry cleaner. Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor.

  15. repair shop — tamirhane
    repair shop tamirhane

    Is the repair shop open today? Tamirhane bugün açık mı?

  16. mobile phone shop — cep telefonu mağazası
    mobile phone shop cep telefonu mağazası

    She works at the mobile phone shop. O, cep telefonu mağazasında çalışıyor.

  17. courier service — kurye servisi
    courier service kurye servisi

    We sent the parcel by courier service. Paketi kurye servisiyle gönderdik.

  18. car rental — araç kiralama
    car rental araç kiralama

    We booked a car rental for the weekend. Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık.

  19. bike rental — bisiklet kiralama yeri
    bike rental bisiklet kiralama yeri

    This bike rental looks new. Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor.

  20. vet — veteriner
    vet veteriner

    The vet checks our dog every month. Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder.

  21. lost — kaybetmek
    lost kaybetmek

    I lost my keys at the park. Anahtarlarımı parkta kaybettim.

  22. wallet — cüzdan
    wallet cüzdan

    He lost his wallet on the bus. Cüzdanını otobüste kaybetti.

  23. phone — telefon
    phone telefon

    Please turn off your phone during class. Lütfen ders sırasında telefonunu kapat.

  24. ID card — kimlik kartı
    ID card kimlik kartı

    Did you find your ID card? Kimlik kartını buldun mu?

  25. bag — çanta
    bag çanta

    Her bag is always full. Onun çantası her zaman dolu.

  26. report — rapor
    report rapor

    She wrote a report about the meeting. Toplantı hakkında bir rapor yazdı.

  27. description — tarif
    description tarif

    This is an amazing description. Bu harika bir tarif.

  28. contact number — iletişim numarası
    contact number iletişim numarası

    I need your contact number. İletişim numarası vermen gerekiyor.

  29. lost and found — kayıp eşya bürosu
    lost and found kayıp eşya bürosu

    She found it in lost and found. Onu kayıp eşya bürosunda buldu.

  30. keys — anahtarlar
    keys anahtarlar

    I lost my keys yesterday. Dün anahtarlarımı kaybettim.

  31. return — iade etmek
    return iade etmek

    She will return the book tomorrow morning. Yarın sabah kitabı iade edecek.

  32. owner — sahip
    owner sahip

    Do you know the owner? Sahibini tanıyor musun?

  33. nurse — hemşire
    nurse hemşire

    The nurse helped the patient. Hemşire hastaya yardım etti.

  34. dentist — diş hekimi
    dentist diş hekimi

    The dentist fixed my tooth. Diş hekimi dişimi tedavi etti.

  35. waiter — garson
    waiter garson

    The waiter brought our food. Garson yemeğimizi getirdi.

  36. waitress — kadın garson
    waitress kadın garson

    The waitress brought our food. Kadın garson yemeğimizi getirdi.

  37. chef — şef
    chef şef

    The chef cooks the meal. Yemeği şef pişiriyor.

  38. mechanic — tamirci
    mechanic tamirci

    The mechanic fixed my car. Tamirci arabamı düzeltti.

  39. postman — postacı
    postman postacı

    The postman brought a letter. Postacı bir mektup getirdi.

  40. cleaner — temizlikçi
    cleaner temizlikçi

    The cleaner washed the floor. Temizlikçi yerleri yıkadı.

  41. gardener — bahçıvan
    gardener bahçıvan

    The gardener waters the plants. Bahçıvan bitkileri suluyor.

  42. painter — ressam
    painter ressam

    The painter paints a beautiful picture. Ressam çok güzel bir tablo yapıyor.

  43. tailor — terzi
    tailor terzi

    The tailor makes beautiful clothes. Terzi güzel kıyafetler diker.

  44. librarian — kütüphaneci
    librarian kütüphaneci

    The librarian organizes the books. Kütüphaneci kitapları düzenler.

  45. actor — oyuncu
    actor oyuncu

    I saw the famous actor. Ünlü oyuncuyu gördüm.

  46. actress — aktris
    actress aktris

    I saw the famous actress. Ünlü aktrisi gördüm.

  47. artist — sanatçı
    artist sanatçı

    The artist paints a picture. Sanatçı bir resim yapıyor.

  48. photographer — fotoğrafçı
    photographer fotoğrafçı

    The photographer took my picture. Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti.

  49. writer — yazar
    writer yazar

    The writer finished the book. Yazar kitabı bitirdi.

  50. manager — müdür
    manager müdür

    We met the new manager. Yeni müdürle tanıştık.

  51. lawyer — avukat
    lawyer avukat

    I need a good lawyer. İyi bir avukata ihtiyacım var.

  52. secretary — sekreter
    secretary sekreter

    The secretary works in the office. Sekreter ofiste çalışıyor.

  53. journalist — gazeteci
    journalist gazeteci

    The journalist writes the news. Gazeteci haberleri yazar.

  54. assistant — asistan
    assistant asistan

    My assistant will help you. Asistanım size yardımcı olacak.

  55. reporter — muhabir
    reporter muhabir

    The reporter writes the news. Muhabir haberleri yazar.

  56. designer — tasarımcı
    designer tasarımcı

    The designer makes beautiful clothes. Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor.

  57. engineer — mühendis
    engineer mühendis

    The engineer fixed the machine. Mühendis makineyi tamir etti.

  58. pilot — pilot
    pilot pilot

    The pilot flies the plane. Pilot uçağı uçuruyor.

  59. farmer — çiftçi
    farmer çiftçi

    The farmer works in the field. Çiftçi tarlada çalışıyor.

  60. fisherman — balıkçı
    fisherman balıkçı

    The fisherman caught a big fish. Balıkçı büyük bir balık yakaladı.

  61. scientist — bilim insanı
    scientist bilim insanı

    The scientist discovered a new medicine. Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti.

  62. programmer — programcı
    programmer programcı

    The programmer writes the software. Programcı yazılımı yazar.

  63. police officer — polis memuru
    police officer polis memuru

    The police officer caught the thief. Polis memuru hırsızı yakaladı.

  64. soldier — asker
    soldier asker

    The soldier protects the city. Asker şehri koruyor.

  65. professor — profesör
    professor profesör

    The professor teaches the students. Profesör öğrencilere ders anlatıyor.

  66. builder — inşaatçı
    builder inşaatçı

    The builder constructs the new house. İnşaatçı yeni evi inşa ediyor.

  67. baker — fırıncı
    baker fırıncı

    The baker makes fresh bread. Fırıncı taze ekmek yapar.

  68. athlete — sporcu
    athlete sporcu

    The athlete runs very fast. Sporcu çok hızlı koşuyor.

  69. Exit — Çıkış
    Exit Çıkış

    Excuse me, where is the exit? Affedersiniz, çıkış nerede?

  70. Entrance — giriş
    Entrance giriş

    This should be the entrance. Burası giriş olmalı.

  71. Push — itmek
    Push itmek

    They push the red door. Kırmızı kapıyı itiyorlar.

  72. Pull — çekmek
    Pull çekmek

    You need to pull the door. Kapıyı çekmen gerekiyor.

  73. No smoking — Sigara içilmez
    No smoking Sigara içilmez

    This sign says no smoking. Bu tabelada sigara içilmez yazıyor.

  74. No parking — Park yasak
    No parking Park yasak

    No parking here, sorry. Burada park yasak, üzgünüm.

  75. Out of order — arızalı
    Out of order arızalı

    That elevator is out of order. O asansör arızalı.

  76. Staff only — Sadece personel
    Staff only Sadece personel

    That space is for staff only. O alan sadece personel içindir.

  77. Emergency exit — acil çıkış
    Emergency exit acil çıkış

    Every building has an emergency exit. Her binada bir acil çıkış vardır.

  78. Information — Bilgi
    Information Bilgi

    We need more information. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

  79. Ticket office — Bilet gişesi
    Ticket office Bilet gişesi

    That is the ticket office. Şurası bilet gişesi.

  80. Keep off the grass — Çimlere basmayın
    Keep off the grass Çimlere basmayın

    Please keep off the grass. Lütfen çimlere basmayın.

  81. ATM — ATM
    ATM ATM

    Where is the ATM? ATM nerede?

  82. bank account — banka hesabı
    bank account banka hesabı

    She has a bank account. Onun bir banka hesabı var.

  83. bank card — banka kartı
    bank card banka kartı

    We always use a bank card. Her zaman banka kartı kullanırız.

  84. withdraw cash — nakit çekmek
    withdraw cash nakit çekmek

    I withdraw cash every week. Her hafta nakit çekerim.

  85. deposit cash — nakit yatırmak
    deposit cash nakit yatırmak

    You deposit cash at ATMs. ATM'lerde nakit yatırırsın.

  86. transfer money — para transfer etmek
    transfer money para transfer etmek

    They transfer money every day. Her gün para transfer ediyorlar.

  87. balance — bakiye
    balance bakiye

    She checks her account balance. Hesap bakiyesini kontrol ediyor.

  88. statement — ekstre
    statement ekstre

    Where is your bank statement? Banka ekstren nerede?

  89. fee — ücret
    fee ücret

    Does this transaction have a fee? Bu işlemin bir ücreti var mı?

  90. surcharge — ek ücret
    surcharge ek ücret

    I already paid the surcharge. Ek ücreti zaten ödedim.

  91. savings account — birikim hesabı
    savings account birikim hesabı

    We opened a savings account. Bir birikim hesabı açtık.

  92. safe — kasa
    safe kasa

    The money is in the safe. Para kasada.

  93. sofa — koltuk
    sofa koltuk

    This sofa is very comfortable. Bu koltuk çok rahat.

  94. table — masa
    table masa

    Is this a new table? Bu yeni bir masa mı?

  95. chair — sandalye
    chair sandalye

    Fred always sits in the chair. Fred her zaman sandalyede oturur.

  96. wardrobe — gardırop
    wardrobe gardırop

    The wardrobe is full of clothes. Gardırop kıyafetlerle dolu.

  97. shelf — raf
    shelf raf

    I need to clean my shelf. Rafımı temizlemem gerekiyor.

  98. fridge — buzdolabı
    fridge buzdolabı

    The fridge keeps food cold. Buzdolabı yemekleri soğuk tutar.

  99. freezer — derin dondurucu
    freezer derin dondurucu

    The freezer is full. Derin dondurucu dolu.

  100. stove — ocak
    stove ocak

    He uses the stove often. Ocağı sık sık kullanır.

Kelime 801–900

  1. oven — fırın
    oven fırın

    This oven gets very hot. Bu fırın çok ısınıyor.

  2. sink — lavabo
    sink lavabo

    The sink is full of plates. Lavabo tabaklarla dolu.

  3. lamp — lamba
    lamp lamba

    My mom uses a lamp for reading. Annem okumak için lamba kullanıyor.

  4. trash bin — çöp kutusu
    trash bin çöp kutusu

    Daniel emptied the trash bin. Daniel çöp kutusunu boşalttı.

  5. clock — saat
    clock saat

    The clock shows the time. Saat zamanı gösteriyor.

  6. computer — bilgisayar
    computer bilgisayar

    I use a computer for work. İş için bir bilgisayar kullanıyorum.

  7. frame — çerçeve
    frame çerçeve

    He painted the wooden frame. Ahşap çerçeveyi boyadı.

  8. radio — radyo
    radio radyo

    I listen to the radio. Radyo dinlerim.

  9. camera — fotoğraf makinesi
    camera fotoğraf makinesi

    I bought a new camera. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.

  10. fireplace — şömine
    fireplace şömine

    The fire burns in the fireplace. Ateş şöminede yanıyor.

  11. armchair — koltuk
    armchair koltuk

    He rests in the armchair. Koltukta dinleniyor.

  12. cupboard — dolap
    cupboard dolap

    The plates are in the cupboard. Tabaklar dolapta.

  13. bookcase — kitaplık
    bookcase kitaplık

    He bought a new bookcase. Yeni bir kitaplık satın aldı.

  14. drawer — çekmece
    drawer çekmece

    The keys are in the drawer. Anahtarlar çekmecede.

  15. hall — koridor
    hall koridor

    We waited in the hall. Koridorda bekledik.

  16. rug — kilim
    rug kilim

    The cat sleeps on the rug. Kedi kilimin üzerinde uyuyor.

  17. living room — oturma odası
    living room oturma odası

    This is our old living room. Bu bizim eski oturma odamız.

  18. bedroom — yatak odası
    bedroom yatak odası

    They painted the bedroom blue. Yatak odasını maviye boyadılar.

  19. dining room — yemek odası
    dining room yemek odası

    We eat in the dining room. Yemek odasında yemek yeriz.

  20. hallway — koridor
    hallway koridor

    That hallway is very long. O koridor çok uzun.

  21. balcony — balkon
    balcony balkon

    A balcony offers city views. Bir balkon şehir manzarası sunar.

  22. garden — bahçe
    garden bahçe

    His garden is very beautiful. Onun bahçesi çok güzel.

  23. yard — avlu
    yard avlu

    The kids are playing in the yard. Çocuklar avluda oynuyor.

  24. garage — garaj
    garage garaj

    The garage door closes automatically. Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor.

  25. basement — bodrum
    basement bodrum

    This basement is very clean. Bu bodrum çok temiz.

  26. ceiling — tavan
    ceiling tavan

    We painted the ceiling white. Tavanı beyaza boyadık.

  27. roof — çatı
    roof çatı

    That roof looks old. Şu çatı eski görünüyor.

  28. wall — duvar
    wall duvar

    He painted the wall blue. Duvarı maviye boyadı.

  29. clean — temiz
    clean temiz

    She want a clean home. Temiz bir ev istiyor.

  30. wash — yıkamak
    wash yıkamak

    I will wash dishes now. Şimdi bulaşık yıkayacağım.

  31. cook — pişirmek
    cook pişirmek

    They cook dinner every night. Onlar her gece akşam yemeği pişirirler.

  32. boil — kaynatmak
    boil kaynatmak

    You boil water for tea. Çay için su kaynatırsın.

  33. fry — kızartmak
    fry kızartmak

    Do you fry your food often? Yemeklerini sık sık kızartır mısın?

  34. bake — pişirmek
    bake pişirmek

    She bakes bread today. O bugün ekmek pişiriyor.

  35. sweep — süpürmek
    sweep süpürmek

    I sweep the floor faster. Yeri daha hızlı süpürürüm.

  36. mop — paspas
    mop paspas

    The cleaner uses the mop. Temizlikçi paspası kullanıyor.

  37. vacuum — elektrikli süpürgeyle süpürmek
    vacuum elektrikli süpürgeyle süpürmek

    We vacuum the living room. Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz.

  38. dust — toz
    dust toz

    She wipes away the dust. Tozu siliyor.

  39. to water — sulamak
    to water sulamak

    They water the garden weekly. Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar.

  40. switch off — kapatmak
    switch off kapatmak

    Can you turn off the lights? Işıkları kapatabilir misin?

  41. pour — dökmek
    pour dökmek

    She pours water into the cup. Bardağa su döküyor.

  42. stir — karıştırmak
    stir karıştırmak

    I stir the hot soup. Sıcak çorbayı karıştırıyorum.

  43. chop — doğramak
    chop doğramak

    The man chops the wood. Adam odunları doğruyor.

  44. dip — batırmak
    dip batırmak

    She dips the cloth in water. Bezi suya batırıyor.

  45. peel — soymak
    peel soymak

    She peels the orange. Portakalı soyuyor.

  46. grate — rendelemek
    grate rendelemek

    She grates the vegetables. Sebzeleri rendeliyor.

  47. heat — sıcaklık
    heat sıcaklık

    I feel the heat from the fire. Ateşin sıcaklığını hissediyorum.

  48. mix — karıştırmak
    mix karıştırmak

    I mix the salt and water. Tuz ve suyu karıştırıyorum.

  49. spread — sürmek
    spread sürmek

    She spreads butter on the bread. Ekmeğe tereyağı sürüyor.

  50. melt — eritmek
    melt eritmek

    The sun melts the ice. Güneş buzları eritir.

  51. measure — ölçmek
    measure ölçmek

    I measure the long rope. Uzun ipi ölçüyorum.

  52. fill — doldurmak
    fill doldurmak

    I fill the cup with water. Bardağı suyla dolduruyorum.

  53. washing machine — çamaşır makinesi
    washing machine çamaşır makinesi

    This washing machine is clean. Bu çamaşır makinesi temiz.

  54. dryer — kurutma makinesi
    dryer kurutma makinesi

    The dryer is very hot. Kurutma makinesi çok sıcak.

  55. detergent — deterjan
    detergent deterjan

    We need more detergent now. Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var.

  56. fabric softener — yumuşatıcı
    fabric softener yumuşatıcı

    She uses fabric softener always. O her zaman yumuşatıcı kullanır.

  57. stain — leke
    stain leke

    When did you get this stain? Bu leke ne zaman oldu?

  58. stain remover — leke çıkarıcı
    stain remover leke çıkarıcı

    This stain remover works well. Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor.

  59. laundry basket — çamaşır sepeti
    laundry basket çamaşır sepeti

    We need a laundry basket. Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var.

  60. hanger — askı
    hanger askı

    I can not find the coat hanger. Elbise askısını bulamıyorum.

  61. clothespin — mandal
    clothespin mandal

    Do you use clothespins? Mandal kullanıyor musun?

  62. clothesline — çamaşır ipi
    clothesline çamaşır ipi

    This clothesline holds wet laundry. Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır.

  63. ironing board — ütü masası
    ironing board ütü masası

    The ironing board is in the way. Ütü masası ayak altında.

  64. iron — ütü
    iron ütü

    She uses a hot iron on her clothes. Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor.

  65. broken — bozuk
    broken bozuk

    Unfortunately, that toy is broken. Maalesef, o oyuncak bozuk.

  66. fix — tamir etmek
    fix tamir etmek

    We fix broken things here. Burada bozuk eşyaları tamir ederiz.

  67. tap — musluk
    tap musluk

    Our tap is still leaking. Musluğumuz hâlâ sızdırıyor.

  68. leak — sızıntı
    leak sızıntı

    They are finally fixing the leak. Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar.

  69. pipe — boru
    pipe boru

    I can see the pipe. Boruyu görebiliyorum.

  70. repair — onarmak
    repair onarmak

    Do you know how to repair it? Onu nasıl onaracağını biliyor musun?

  71. plumber — tesisatçı
    plumber tesisatçı

    She called the plumber today. Bugün tesisatçıyı aradı.

  72. electrician — elektrikçi
    electrician elektrikçi

    They hired an electrician. Bir elektrikçi tuttular.

  73. fuse — sigorta
    fuse sigorta

    This fuse protects the circuit. Bu sigorta devreyi korur.

  74. light bulb — ampul
    light bulb ampul

    Do we have another light bulb? Başka bir ampulümüz var mı?

  75. replace — değiştirmek
    replace değiştirmek

    We replace old tires. Eski lastikleri değiştiririz.

  76. maintenance — bakım
    maintenance bakım

    They do regular maintenance. Düzenli bakım yapıyorlar.

  77. haircut — saç kesimi
    haircut saç kesimi

    I need a haircut soon. Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var.

  78. perfume — parfüm
    perfume parfüm

    She likes that perfume. O parfümü seviyor.

  79. shampoo — şampuan
    shampoo şampuan

    Do you have another shampoo? Başka bir şampuanın var mı?

  80. soap — sabun
    soap sabun

    You should wash with soap. Sabunla yıkanmalısın.

  81. toothbrush — diş fırçası
    toothbrush diş fırçası

    How old is your toothbrush? Diş fırçan ne kadar eski?

  82. toothpaste — diş macunu
    toothpaste diş macunu

    This is the best toothpaste. Bu en iyi diş macunu.

  83. towel — havlu
    towel havlu

    Clean towels are on the shelf. Temiz havlular rafta.

  84. razor — tıraş bıçağı
    razor tıraş bıçağı

    I use a new razor everytime. Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım.

  85. comb — tarak
    comb tarak

    She uses a comb daily. O her gün tarak kullanır.

  86. mirror — ayna
    mirror ayna

    Did you clean the mirror yesterday? Dün aynayı temizledin mi?

  87. deodorant — deodorant
    deodorant deodorant

    I need deodorant every day. Her gün deodoranta ihtiyacım var.

  88. shower gel — duş jeli
    shower gel duş jeli

    This shower gel smells nice. Bu duş jeli güzel kokuyor.

  89. head — baş
    head baş

    Please protect your head. Lütfen başını koru.

  90. face — yüz
    face yüz

    You wash your face every morning. Her sabah yüzünü yıkarsın.

  91. foot — ayak
    foot ayak

    Can you touch your foot? Ayağına dokunabilir misin?

  92. eye — göz
    eye göz

    You have beautiful eyes. Güzel gözlerin var.

  93. arm — kol
    arm kol

    He broke his arm yesterday. Dün kolunu kırdı.

  94. nose — burun
    nose burun

    Who has the bigger nose? Kimin burnu daha büyük?

  95. mouth — ağız
    mouth ağız

    She put the candy in her mouth. Şekeri ağzına koydu.

  96. teeth — diş
    teeth diş

    They brush their teeth daily. Dişlerini her gün fırçalarlar.

  97. hand — el
    hand el

    Washing hands is very important. Elleri yıkamak çok önemlidir.

  98. ear — kulak
    ear kulak

    Does this animal have ears? Bu hayvanın kulakları var mı?

  99. leg — bacak
    leg bacak

    Does you leg hurt? Bacağın ağrıyor mu?

  100. hair — saç
    hair saç

    How often do you brush your hair? Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın?

Kelime 901–1000

  1. body — vücut
    body vücut

    The man has a strong body. Adamın güçlü bir vücudu var.

  2. smile — gülümsemek
    smile gülümsemek

    The child smiles at me. Çocuk bana gülümsüyor.

  3. back — sırt
    back sırt

    He touched my back. Sırtıma dokundu.

  4. neck — boyun
    neck boyun

    She touched her neck. Boynuna dokundu.

  5. shoulder — omuz
    shoulder omuz

    The doctor touched my shoulder. Doktor omzuma dokundu.

  6. stomach — mide
    stomach mide

    My stomach hurts. Midem ağrıyor.

  7. chest — göğüs
    chest göğüs

    He felt pain in his chest. Göğsünde bir ağrı hissetti.

  8. lip — dudak
    lip dudak

    The boy touched his lip. Çocuk dudağına dokundu.

  9. tongue — dil
    tongue dil

    The hot soup burned my tongue. Sıcak çorba dilimi yaktı.

  10. throat — boğaz
    throat boğaz

    My throat is very dry. Boğazım çok kuru.

  11. mustache — bıyık
    mustache bıyık

    My father has a mustache. Babamın bıyığı var.

  12. beard — sakal
    beard sakal

    The man has a long beard. Adamın uzun bir sakalı var.

  13. finger — parmak
    finger parmak

    The baby grabbed my finger. Bebek parmağımı yakaladı.

  14. thumb — başparmak
    thumb başparmak

    He pointed with his thumb. Başparmağıyla işaret etti.

  15. toe — ayak parmağı
    toe ayak parmağı

    I hurt my toe. Ayak parmağımı incittim.

  16. knee — diz
    knee diz

    He bent his right knee. Sağ dizini büktü.

  17. elbow — dirsek
    elbow dirsek

    The doctor examined my elbow. Doktor dirseğimi muayene etti.

  18. wrist — bilek
    wrist bilek

    I hurt my wrist. Bileğimi incittim.

  19. ankle — ayak bileği
    ankle ayak bileği

    She hurt her ankle. Ayak bileğini incitti.

  20. palm — avuç
    palm avuç

    She opened her palm. Avucunu açtı.

  21. heel — topuk
    heel topuk

    The dog bit my heel. Köpek topuğumu ısırdı.

  22. hip — kalça
    hip kalça

    My left hip hurts. Sol kalçam ağrıyor.

  23. waist — bel
    waist bel

    He tied a rope around his waist. Belinin etrafına bir ip bağladı.

  24. muscle — kas
    muscle kas

    My leg muscle hurts. Bacak kasım ağrıyor.

  25. exercise — egzersiz
    exercise egzersiz

    This is an amazing fitness exercise. Bu harika bir fitness egzersizi.

  26. gym — spor salonu
    gym spor salonu

    Do you go to the gym? Spor salonuna gidiyor musun?

  27. workout — antrenman
    workout antrenman

    Regular workout keeps you healthy. Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar.

  28. warm up — ısıtmak
    warm up ısıtmak

    This helps warm up muscles. Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur.

  29. stretch — esnemek
    stretch esnemek

    I stretch every morning. Her sabah esnerim.

  30. run — koşmak
    run koşmak

    They run very fast. Çok hızlı koşarlar.

  31. walk — yürümek
    walk yürümek

    She likes to walk in the evening. Akşamları yürümeyi sever.

  32. lift weights — ağırlık kaldırmak
    lift weights ağırlık kaldırmak

    Lifting weights grows your muscles. Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür.

  33. yoga — yoga
    yoga yoga

    Yoga feels very calming. Yoga çok sakinleştirici.

  34. breathing — nefes alma
    breathing nefes alma

    We practice breathing deeply. Derin nefes alma çalışması yapıyoruz.

  35. keep fit — formda kalmak
    keep fit formda kalmak

    I keep fit by running. Formda kalmak için koşuyorum.

  36. rest day — dinlenme günü
    rest day dinlenme günü

    She needs a rest day. Ona bir dinlenme günü lazım.

  37. to go out — dışarı çıkmak
    to go out dışarı çıkmak

    We usually go out on Fridays. Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız.

  38. nightclub — gece kulübü
    nightclub gece kulübü

    The nightclub is full after midnight. Gece kulübü gece yarısından sonra doludur.

  39. bar — bar
    bar bar

    Let’s meet at the bar later. Daha sonra barda buluşalım.

  40. cigarette — sigara
    cigarette sigara

    He is outside, smoking a cigarette. Dışarıda sigara içiyor.

  41. ashtray — küllük
    ashtray küllük

    Please use the ashtray. Lütfen küllüğü kullan.

  42. lighter — çakmak
    lighter çakmak

    Do you have a lighter? Sende çakmak var mı?

  43. alcohol — alkol
    alcohol alkol

    She doesn’t drink alcohol very often. O çok sık alkol içmez.

  44. bottle opener — şişe açacağı
    bottle opener şişe açacağı

    We need a bottle opener for this. Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var.

  45. dance — dans etmek
    dance dans etmek

    My friends always want to dance. Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar.

  46. drunk — sarhoş
    drunk sarhoş

    He is drunk, so he walks home. O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor.

  47. handbag — el çantası
    handbag el çantası

    Her phone is inside the red handbag. Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde.

  48. singer — şarkıcı
    singer şarkıcı

    The singer was awesome tonight. Şarkıcı bu gece harikaydı.

  49. sneeze — hapşırık
    sneeze hapşırık

    That sneeze was very loud. O hapşırık çok gürültülüydü.

  50. sore muscles — kas ağrısı
    sore muscles kas ağrısı

    My training caused sore muscles. Antrenmanım kas ağrısı yaptı.

  51. cramp — kramp
    cramp kramp

    Leg cramps are the worst. Bacak krampları en kötüsü.

  52. stiff neck — boyun tutulması
    stiff neck boyun tutulması

    How do I fix this stiff neck? Bu boyun tutulması nasıl geçer?

  53. bruise — morluk
    bruise morluk

    I have a big bruise. Büyük bir morluğum var.

  54. stomach ache — karın ağrısı
    stomach ache karın ağrısı

    I got a stomach ache yesterday. Dün karın ağrısı çektim.

  55. toothache — diş ağrısı
    toothache diş ağrısı

    That is a bad toothache. O kötü bir diş ağrısı.

  56. back pain — sırt ağrısı
    back pain sırt ağrısı

    Grandma has back pain today. Büyükannemin bugün sırt ağrısı var.

  57. earache — kulak ağrısı
    earache kulak ağrısı

    He has an earache now. Onun şu an kulak ağrısı var.

  58. exhaustion — yorgunluk
    exhaustion yorgunluk

    Your job can cause exhaustion. İşin yorgunluğa sebep olabilir.

  59. allergy — alerji
    allergy alerji

    My allergy is the worst in spring. Alerjim baharda en kötüdür.

  60. It hurts here. — Burası ağrıyor
    It hurts here. Burası ağrıyor

    It hurts here. Burası ağrıyor.

  61. cry — ağlamak
    cry ağlamak

    The sad child is crying. Üzgün çocuk ağlıyor.

  62. fall — düşmek
    fall düşmek

    The fruit falls from the tree. Meyve ağaçtan düşer.

  63. ill — hasta
    ill hasta

    The child is very ill. Çocuk çok hasta.

  64. fine — iyi
    fine iyi

    I feel fine today. Bugün kendimi iyi hissediyorum.

  65. cut — kesmek
    cut kesmek

    She cuts the bread. Ekmeği kesiyor.

  66. bandage — sargı
    bandage sargı

    He put a bandage on the wound. Yaranın üzerine bir sargı sardı.

  67. burn — yanmak
    burn yanmak

    The dry wood burns quickly. Kuru odun çabuk yanar.

  68. scratch — tırmalamak
    scratch tırmalamak

    The cat scratched my arm. Kedi kolumu tırmaladı.

  69. bump — çarpmak
    bump çarpmak

    I bumped my head. Başımı çarptım.

  70. scar — yara izi
    scar yara izi

    He touched the old scar. Eski yara izine dokundu.

  71. recover — toparlanmak
    recover toparlanmak

    He recovered from the illness. Hastalıktan toparlandı.

  72. heal — iyileşmek
    heal iyileşmek

    The deep wound will heal. Derin yara iyileşecek.

  73. blackout — elektrik kesintisi
    blackout elektrik kesintisi

    Luckily, the blackout was brief. Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü.

  74. plug — fiş
    plug fiş

    He forgot to plug in the laptop charger. Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu.

  75. socket — priz
    socket priz

    She plugged her phone into the wall socket. Telefonunu duvar prizine taktı.

  76. extension cord — uzatma kablosu
    extension cord uzatma kablosu

    This extension cord is long. Bu uzatma kablosu uzun.

  77. power strip — uzatma kablosu
    power strip uzatma kablosu

    She connected her computer to the power strip. Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı.

  78. adapter plug — adaptör fişi
    adapter plug adaptör fişi

    You need an adapter plug. Bir adaptör fişine ihtiyacın var.

  79. fuse box — sigorta kutusu
    fuse box sigorta kutusu

    The fuse box is broken. Sigorta kutusu bozuk.

  80. circuit breaker — şalter
    circuit breaker şalter

    The circuit breaker turned off during the storm. Fırtına sırasında şalter kapandı.

  81. voltage — voltaj
    voltage voltaj

    This voltage seems very low. Bu voltaj çok düşük görünüyor.

  82. battery — pil
    battery pil

    A battery powers the flashlight. Bir pil el fenerini çalıştırır.

  83. dead battery — bitmiş batarya
    dead battery bitmiş batarya

    We need to charge the dead battery. Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor.

  84. replace the battery — pili değiştirmek
    replace the battery pili değiştirmek

    You replace the battery often. Sık sık pili değiştirirsin.

  85. electricity — elektrik
    electricity elektrik

    We need electricity for light. Işık için elektriğe ihtiyacımız var.

  86. gas — gaz
    gas gaz

    The smell of gas filled the kitchen. Gaz kokusu mutfağı doldurdu.

  87. due date — son ödeme tarihi
    due date son ödeme tarihi

    Please check the due date on the bill. Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et.

  88. heating — ısıtma
    heating ısıtma

    Can you turn the heating on? Isıtmayı açabilir misin?

  89. internet — internet
    internet internet

    They use the internet daily. Onlar her gün internet kullanıyorlar.

  90. bill — fatura
    bill fatura

    What’s the due date for the water bill? Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman?

  91. technician — teknisyen
    technician teknisyen

    A technician came to check the line. Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi.

  92. supplier — tedarikçi
    supplier tedarikçi

    The supplier sent a new contract. Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi.

  93. contract — sözleşme
    contract sözleşme

    The contract has expired. Sözleşmenin süresi doldu.

  94. provider — sağlayıcı
    provider sağlayıcı

    I changed my internet provider. İnternet sağlayıcımı değiştirdim.

  95. account number — hesap numarası
    account number hesap numarası

    What is my account number? Hesap numaram nedir?

  96. customer service — müşteri hizmetleri
    customer service müşteri hizmetleri

    We offer great customer service. Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz.

  97. form — form
    form form

    He needs a printed form. Basılı bir forma ihtiyacı var.

  98. signature — imza
    signature imza

    Is my signature going to be enough? İmzam yeterli olacak mı?

  99. passport — pasaport
    passport pasaport

    Did you lose your passport? Pasaportunu mu kaybettin?

  100. visa — vize
    visa vize

    That country requires a visa. O ülke vize istiyor.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Bu 1000 İngilizce kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.