En çok kullanılan 500 İngilizce kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 500 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly İngilizce kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. Hello — Merhaba
    Hello Merhaba

    Hello, how are you? Merhaba, nasılsın?

  2. Welcome — hoş geldiniz
    Welcome hoş geldiniz

    Welcome to our home. Evimize hoş geldiniz.

  3. Good morning — Günaydın
    Good morning Günaydın

    Good morning! Günaydın!

  4. yes — evet
    yes evet

    Yes, I understand. Evet, anlıyorum.

  5. Good evening — İyi akşamlar
    Good evening İyi akşamlar

    Good evening! İyi akşamlar!

  6. no — hayır
    no hayır

    She said no. Hayır dedi.

  7. Goodbye — Hoşça kal
    Goodbye Hoşça kal

    Goodbye, Anna! Hoşça kal, Anna!

  8. Good afternoon — Tünaydın
    Good afternoon Tünaydın

    Good afternoon! Tünaydın!

  9. See you soon — Yakında görüşürüz
    See you soon Yakında görüşürüz

    See you soon, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. See you tomorrow — Yarın görüşürüz
    See you tomorrow Yarın görüşürüz

    See you tomorrow! Yarın görüşürüz!

  11. Nice to meet you — Memnun oldum
    Nice to meet you Memnun oldum

    Nice to meet you too! Ben de memnun oldum!

  12. How are you? — Nasılsın?
    How are you? Nasılsın?

    How are you today? Bugün nasılsın?

  13. man — adam
    man adam

    The man reads the book. Adam kitabı okuyor.

  14. woman — kadın
    woman kadın

    The woman wears a hat. Kadın şapka takıyor.

  15. boy — erkek çocuk
    boy erkek çocuk

    The boy plays with toys. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. girl — kız
    girl kız

    The girl has a ball. Kızın bir topu var.

  17. person — kişi
    person kişi

    He is a nice person. O iyi bir kişi.

  18. people — insanlar
    people insanlar

    The people are very happy. İnsanlar çok mutlu.

  19. adult — yetişkin
    adult yetişkin

    I am an adult. Ben bir yetişkinim.

  20. baby — bebek
    baby bebek

    The baby needs milk. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. Mr — Bay
    Mr Bay

    Mr. Smith likes to read books. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. Mrs — Bayan
    Mrs Bayan

    Mrs. Smith is a teacher. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. neighbor — komşu
    neighbor komşu

    My neighbor is very friendly. Komşum çok cana yakın.

  24. friend — arkadaş
    friend arkadaş

    My friend likes to read books. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. today — bugün
    today bugün

    Today is a good day. Bugün güzel bir gün.

  26. tomorrow — yarın
    tomorrow yarın

    Tomorrow is a new day. Yarın yeni bir gün.

  27. yesterday — dün
    yesterday dün

    I saw her yesterday. Onu dün gördüm.

  28. now — şimdi
    now şimdi

    He wants it now. Onu şimdi istiyor.

  29. afternoon — öğleden sonra
    afternoon öğleden sonra

    I like the afternoon. Öğleden sonrayı severim.

  30. evening — akşam
    evening akşam

    The evening is quiet. Akşam sessiz.

  31. minute — dakika
    minute dakika

    We need five minutes. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. morning — sabah
    morning sabah

    I eat breakfast in the morning. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. later — sonra
    later sonra

    I will do it later. Onu sonra yapacağım.

  34. early — erken
    early erken

    She wakes up early. O erken uyanır.

  35. late — geç
    late geç

    He is often late. O sık sık geç kalır.

  36. hour — saat
    hour saat

    The class lasts one hour. Ders bir saat sürüyor.

  37. What's your name? — Adın ne?
    What's your name? Adın ne?

    What's your name? Adın ne?

  38. My name is — Benim adım
    My name is Benim adım

    My name is Emily. Benim adım Emily.

  39. Where are you from? — Nerelisin
    Where are you from? Nerelisin

    Where are you from? Nerelisin?

  40. I'm from — Almanyalıyım
    I'm from Almanyalıyım

    I'm from Germany. Ben Almanyalıyım.

  41. Where do you live? — Nerede yaşıyorsun?
    Where do you live? Nerede yaşıyorsun?

    Where do you live? Nerede yaşıyorsun?

  42. I live in — ...'da yaşıyorum
    I live in ...'da yaşıyorum

    I live in Japan. Japonya'da yaşıyorum.

  43. What languages do you speak? — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    What languages do you speak? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    What languages do you speak? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. I speak — konuşuyorum
    I speak konuşuyorum

    I speak English well. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. I speak a little — Biraz konuşuyorum
    I speak a little Biraz konuşuyorum

    I speak a little French. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. Where were you born — Nerede doğdun
    Where were you born Nerede doğdun

    Where were you born? Nerede doğdun?

  47. What's your surname? — Soyadın ne?
    What's your surname? Soyadın ne?

    What's your surname? Soyadın ne?

  48. This is my friend — Bu arkadaşım
    This is my friend Bu arkadaşım

    This is my friend Lisa. Bu arkadaşım Lisa.

  49. make — yapmak
    make yapmak

    I make good coffee. Güzel kahve yaparım.

  50. get — almak
    get almak

    He got a present. O bir hediye aldı.

  51. have — sahip olmak
    have sahip olmak

    Emma has a car. Emma bir arabaya sahip.

  52. eat — yemek
    eat yemek

    They are eating apples. Onlar elma yiyorlar.

  53. drink — içmek
    drink içmek

    Do you drink coffee? Kahve içer misin?

  54. sleep — uyumak
    sleep uyumak

    I want to sleep now. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. see — görmek
    see görmek

    Can you see the house? Evi görebiliyor musun?

  56. look at — bakmak
    look at bakmak

    Adam likes to look at pictures. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. read — okumak
    read okumak

    The student reads books. Öğrenci kitap okur.

  58. open — açmak
    open açmak

    She opens the window. O, pencereyi açıyor.

  59. close — kapatmak
    close kapatmak

    I close the door. Kapıyı kapatıyorum.

  60. come — gelmek
    come gelmek

    You come here every day. Buraya her gün geliyorsun.

  61. Please. — Lütfen
    Please. Lütfen

    Please open the door. Lütfen kapıyı açın.

  62. Thank you. — Teşekkür ederim
    Thank you. Teşekkür ederim

    Thank you for your help. Yardımın için teşekkür ederim.

  63. You're welcome. — Rica ederim
    You're welcome. Rica ederim

    You're welcome. Rica ederim.

  64. Excuse me. — Affedersiniz
    Excuse me. Affedersiniz

    Excuse me, I need help. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. Sorry. — Özür dilerim
    Sorry. Özür dilerim

    I am sorry. Özür dilerim.

  66. Could you help me? — Bana yardım edebilir misin?
    Could you help me? Bana yardım edebilir misin?

    Could you help me? Bana yardım edebilir misin?

  67. Could you please repeat? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Could you please repeat? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Could you please repeat that? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. Could you speak more slowly? — Daha yavaş konuşabilir misin?
    Could you speak more slowly? Daha yavaş konuşabilir misin?

    Could you speak more slowly? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. Could I have ... please? — ... alabilir miyim lütfen?
    Could I have ... please? ... alabilir miyim lütfen?

    Could I have water please? Su alabilir miyim lütfen?

  70. I'd like — ... istiyorum
    I'd like ... istiyorum

    I'd like some more tea. Biraz daha çay istiyorum.

  71. May I...? — alabilir miyim
    May I...? alabilir miyim

    May I have some water? Biraz su alabilir miyim?

  72. Is it okay if...? — Sakıncası var mı?
    Is it okay if...? Sakıncası var mı?

    Is it okay if I sit? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. zero — sıfır
    zero sıfır

    Zero is less than one. Sıfır birden küçüktür.

  74. one — bir
    one bir

    I have one apple. Bir elmam var.

  75. two — iki
    two iki

    There are two cats. İki kedi var.

  76. three — üç
    three üç

    No, three is too much. Hayır, üç çok fazla.

  77. four — dört
    four dört

    Give me four, please. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. five — beş
    five beş

    I have five dogs. Beş köpeğim var.

  79. six — altı
    six altı

    He came with six friends. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. seven — yedi
    seven yedi

    I am running seven kilometers. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. eight — sekiz
    eight sekiz

    A spider has eight legs. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. nine — dokuz
    nine dokuz

    Nine is my lucky number. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. ten — on
    ten on

    We have ten fingers. On parmağımız var.

  84. plus — artı
    plus artı

    Two plus two is four. İki artı iki dört eder.

  85. I don't understand. — Anlamıyorum
    I don't understand. Anlamıyorum

    I don't understand. Anlamıyorum.

  86. Could you repeat that please? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Could you repeat that please? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Could you repeat that please? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. More slowly please. — Daha yavaş lütfen
    More slowly please. Daha yavaş lütfen

    More slowly please. Daha yavaş lütfen.

  88. What does that mean? — Bu ne demek?
    What does that mean? Bu ne demek?

    What does that mean? Bu ne demek?

  89. How do you say that in ...? — nasıl denir?
    How do you say that in ...? nasıl denir?

    How do you say that in Spanish? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. How do you spell that? — Bunu nasıl hecelersin?
    How do you spell that? Bunu nasıl hecelersin?

    How do you spell that? Bunu nasıl hecelersin?

  91. Can you write it down? — Bunu yazabilir misin?
    Can you write it down? Bunu yazabilir misin?

    Can you write it down, please? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. Can you show me? — Bana gösterebilir misin?
    Can you show me? Bana gösterebilir misin?

    Can you show me the photo? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. Do you speak ...? — ... konuşuyor musun?
    Do you speak ...? ... konuşuyor musun?

    Do you speak English? İngilizce konuşuyor musun?

  94. Just a moment please. — Bir dakika lütfen
    Just a moment please. Bir dakika lütfen

    Just a moment please. Bir dakika lütfen.

  95. I think so. — Öyle düşünüyorum
    I think so. Öyle düşünüyorum

    I think so too. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. I don't know. — Bilmiyorum
    I don't know. Bilmiyorum

    I don't know. Bilmiyorum.

  97. this — bu
    this bu

    This is my red car. Bu benim kırmızı arabam.

  98. that — o
    that o

    That dog is very friendly. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. here — burada
    here burada

    I like being here. Burada olmayı seviyorum.

  100. there — orada
    there orada

    We meet there after work. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. another — başka bir
    another başka bir

    He wants another piece of cake. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. same — aynı
    same aynı

    We wear the same blue shirt. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. these — bunlar
    these bunlar

    These apples are ready to eat. Bunlar yemeye hazır.

  4. those — o
    those o

    Those cookies look very good. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. right here — tam burada
    right here tam burada

    The keys are right here. Anahtarlar tam burada.

  6. over there — orada
    over there orada

    My shoes are over there. Ayakkabılarım orada.

  7. on top of — üstünde
    on top of üstünde

    The cat is on top of the table. Kedi masanın üstünde.

  8. underneath — altında
    underneath altında

    The dog is underneath the table. Köpek masanın altında.

  9. How's it going? — Nasıl gidiyor?
    How's it going? Nasıl gidiyor?

    How's it going? Nasıl gidiyor?

  10. Long time no see. — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    Long time no see. Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    Long time no see. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. What do you enjoy? — Nelerden hoşlanırsın?
    What do you enjoy? Nelerden hoşlanırsın?

    What do you enjoy? Nelerden hoşlanırsın?

  12. What are you up to? — Neler yapıyorsun?
    What are you up to? Neler yapıyorsun?

    What are you up to now? Şu an neler yapıyorsun?

  13. Have a nice day. — İyi günler
    Have a nice day. İyi günler

    Have a nice day, John! İyi günler, John!

  14. Take care. — Kendine iyi bak
    Take care. Kendine iyi bak

    Take care. See you tomorrow. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. Good luck! — Bol şanslar
    Good luck! Bol şanslar

    Good luck! I believe in you! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. Congratulations! — Tebrikler
    Congratulations! Tebrikler

    Congratulations! You finished the hard work. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. Cheers! — Şerefe!
    Cheers! Şerefe!

    Cheers! Şerefe!

  18. No problem. — Sorun değil.
    No problem. Sorun değil.

    No problem, I can help you. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. Don't worry. — Merak etme
    Don't worry. Merak etme

    Don't worry, it will be okay. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. Sounds good. — Kulağa hoş geliyor
    Sounds good. Kulağa hoş geliyor

    Sounds good to me, thanks! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. know — bilmek
    know bilmek

    You know the answer now. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. ask — sormak
    ask sormak

    You can ask your brother. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. hear — duymak
    hear duymak

    Can you hear that sound? O sesi duyabiliyor musun?

  24. learn — öğrenmek
    learn öğrenmek

    You learn something new everyday. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. talk with — konuşmak
    talk with konuşmak

    Do you like talking with your friends? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. say — demek
    say demek

    I want to say something. Bir şey demek istiyorum.

  27. choose — seçmek
    choose seçmek

    You choose your favorite color. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. write — yazmak
    write yazmak

    The students write a story. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. call — aramak
    call aramak

    I am going to call you. Seni arayacağım.

  30. listen to — dinlemek
    listen to dinlemek

    I listen to the radio. Radyo dinliyorum.

  31. study — çalışmak
    study çalışmak

    I study hard for every test. Her sınava çok çalışırım.

  32. tell — söylemek
    tell söylemek

    He tells me his name. Bana adını söylüyor.

  33. meet — buluşmak
    meet buluşmak

    I will meet you tomorrow. Seninle yarın buluşacağım.

  34. join — katılmak
    join katılmak

    She will join our group. Grubumuza katılacak.

  35. enjoy — keyif almak
    enjoy keyif almak

    We enjoy the music. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. describe — betimlemek
    describe betimlemek

    The boy described the animal. Çocuk hayvanı betimledi.

  37. explain — açıklamak
    explain açıklamak

    She will explain the problem. Sorunu o açıklayacak.

  38. teach — öğretmek
    teach öğretmek

    I teach the new students. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. introduce — tanıştırmak
    introduce tanıştırmak

    I will introduce my friend. Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. accept — kabul etmek
    accept kabul etmek

    She accepts the gift. Hediyeyi kabul ediyor.

  41. refuse — reddetmek
    refuse reddetmek

    The child refuses the food. Çocuk yemeği reddediyor.

  42. promise — söz vermek
    promise söz vermek

    I promise to help you. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. discuss — tartışmak
    discuss tartışmak

    They discuss the new plan. Yeni planı tartışıyorlar.

  44. contact — iletişime geçmek
    contact iletişime geçmek

    I will contact the doctor. Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. laugh — gülmek
    laugh gülmek

    The children laugh loudly. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. shout — bağırmak
    shout bağırmak

    The boy shouts for help. Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. whisper — fısıldamak
    whisper fısıldamak

    He whispers in my ear. Kulağıma fısıldıyor.

  48. wave — el sallamak
    wave el sallamak

    She waves goodbye. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. nod — başını sallamak
    nod başını sallamak

    The woman nods her head. Kadın başını sallıyor.

  50. hug — sarılmak
    hug sarılmak

    The mother hugs her child. Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. kiss — öpmek
    kiss öpmek

    The mother kisses her child. Anne çocuğunu öpüyor.

  52. point — işaret etmek
    point işaret etmek

    The child points at the dog. Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. blink — göz kırpmak
    blink göz kırpmak

    He blinks his eyes quickly. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. frown — kaşlarını çatmak
    frown kaşlarını çatmak

    The father frowns at his son. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. yawn — esnemek
    yawn esnemek

    The tired man yawns. Yorgun adam esniyor.

  56. sniff — koklamak
    sniff koklamak

    The dog sniffs the food. Köpek yemeği kokluyor.

  57. good — iyi
    good iyi

    She is a good person. O iyi bir insan.

  58. bad — kötü
    bad kötü

    That milk smells bad. O süt kötü kokuyor.

  59. big — büyük
    big büyük

    The big dog can jump. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. small — küçük
    small küçük

    The baby has small hands. Bebeğin küçük elleri var.

  61. wrong — yanlış
    wrong yanlış

    Your answer is wrong. Cevabın yanlış.

  62. easy — kolay
    easy kolay

    This math problem is easy. Bu matematik problemi kolay.

  63. difficult — zor
    difficult zor

    That test was difficult. O sınav zordu.

  64. fast — hızlı
    fast hızlı

    Cars go very fast. Arabalar çok hızlı gider.

  65. slow — yavaş
    slow yavaş

    The turtle is very slow. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. new — yeni
    new yeni

    This is a new car. Bu yeni bir araba.

  67. true — doğru
    true doğru

    Is this story true? Bu hikaye doğru mu?

  68. false — yanlış
    false yanlış

    The answer is false. Cevap yanlış.

  69. I want to — istiyorum
    I want to istiyorum

    I want to eat pizza. Pizza yemek istiyorum.

  70. I need to — gerekiyor
    I need to gerekiyor

    I need to call her. Onu aramam gerekiyor.

  71. I'm going to — -eceğim
    I'm going to -eceğim

    I'm going to eat soon. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. I'd like to — isterim
    I'd like to isterim

    I'd like to play tennis. Tenis oynamak isterim.

  73. I have to — zorundayım
    I have to zorundayım

    I have to go now. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. May I ...? — alabilir miyim
    May I ...? alabilir miyim

    May I have water, please? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. Help me with — bana yardım et
    Help me with bana yardım et

    Please help me with this bag. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. Show me how to — bana nasıl ... göster
    Show me how to bana nasıl ... göster

    Show me how to do this. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. I can't ... right now. — şu an ...-amam
    I can't ... right now. şu an ...-amam

    I can't help right now. Şu an yardım edemem.

  78. I’m trying to — -maya çalışıyorum
    I’m trying to -maya çalışıyorum

    I’m trying to sleep now. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. Is it possible to ...? — ... mümkün mü?
    Is it possible to ...? ... mümkün mü?

    Is it possible to swim here? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. Where can I ...? — Nerede ...-ebilirim?
    Where can I ...? Nerede ...-ebilirim?

    Where can I eat lunch? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. Monday — Pazartesi
    Monday Pazartesi

    Monday is the first day. Pazartesi ilk gündür.

  82. Tuesday — Salı
    Tuesday Salı

    Tuesday is always fun. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. Wednesday — Çarşamba
    Wednesday Çarşamba

    She goes home Wednesday. O çarşamba günü eve gider.

  84. Thursday — Perşembe
    Thursday Perşembe

    He comes on Thursday. Perşembe günü geliyor.

  85. Friday — Cuma
    Friday Cuma

    Friday is the best day. Cuma en iyi gündür.

  86. Saturday — Cumartesi
    Saturday Cumartesi

    I leave on Saturday. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. Sunday — Pazar
    Sunday Pazar

    I will rest on Sunday. Pazar günü dinleneceğim.

  88. weekday — hafta içi
    weekday hafta içi

    She works every weekday morning. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. weekend — hafta sonu
    weekend hafta sonu

    Who does not like the weekend? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. daily — her gün
    daily her gün

    We read the newspaper daily . Gazeteyi her gün okuruz.

  91. weekly — haftalık
    weekly haftalık

    I usually watch the news weekly. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. monthly — aylık
    monthly aylık

    They pay the monthly price. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. day — gün
    day gün

    We waited for one day. Bir gün bekledik.

  94. night — gece
    night gece

    We sleep at night. Biz geceleri uyuruz.

  95. week — hafta
    week hafta

    We stayed for one week. Bir hafta kaldık.

  96. month — ay
    month ay

    He worked for one month. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. year — yıl
    year yıl

    We waited for one year. Bir yıl bekledik.

  98. time — zaman
    time zaman

    We need more time. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. moment — an
    moment an

    He waited for a moment. Bir an bekledi.

  100. future — gelecek
    future gelecek

    I think about the future. Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. o'clock — saat
    o'clock saat

    I wake up at seven o'clock. Saat yedide uyanırım.

  2. midnight — gece yarısı
    midnight gece yarısı

    We will leave at midnight. Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. midday — öğle vakti
    midday öğle vakti

    The sun is hot at midday. Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. tonight — bu gece
    tonight bu gece

    The guests will arrive tonight. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. help — yardım
    help yardım

    Help! I am in trouble. Yardım et! Başım dertte.

  6. danger — tehlike
    danger tehlike

    We are in danger! Tehlikedeyiz!

  7. police — polis
    police polis

    Call the police! Polisi ara!

  8. doctor — doktor
    doctor doktor

    I need a doctor! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. ambulance — ambulans
    ambulance ambulans

    Call an ambulance! Ambulans çağır!

  10. firefighter — itfaiyeci
    firefighter itfaiyeci

    The firefighters are heroes. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. accident — kaza
    accident kaza

    I had an accident. Kaza yaptım.

  12. protect — korumak
    protect korumak

    The police protect us. Polis bizi korur.

  13. warn — uyarmak
    warn uyarmak

    I need to warn them! Onları uyarmam lazım!

  14. alarm — alarm
    alarm alarm

    The alarm went off! Alarm çaldı!

  15. fire — yangın
    fire yangın

    There is a fire! Yangın var!

  16. smoke — duman
    smoke duman

    Smoke is coming out of the building! Binadan duman çıkıyor!

  17. work as — olarak çalışmak
    work as olarak çalışmak

    They work as hospital nurses. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. buy — satın almak
    buy satın almak

    You can buy fruit here. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. pay — ödemek
    pay ödemek

    You must pay for this. Bunun için ödemelisin.

  20. sell — satmak
    sell satmak

    They sell fresh fruit here. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. put — koymak
    put koymak

    He puts the book on table. Kitabı masaya koyuyor.

  22. sit — oturmak
    sit oturmak

    Emma sits in that chair. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. stand — durmak
    stand durmak

    I stand by the door. Kapının yanında duruyorum.

  24. swim — yüzmek
    swim yüzmek

    They can swim fast. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. drive — araba sürmek
    drive araba sürmek

    You need to drive carefully. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. plan — planlamak
    plan planlamak

    They plan to visit soon. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. finish — bitirmek
    finish bitirmek

    He can finish homework later. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. give — vermek
    give vermek

    I give presents to friends. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. eleven — on bir
    eleven on bir

    I always get eleven pieces. Her zaman on bir parça alırım.

  30. twelve — on iki
    twelve on iki

    There are twelve eggs in a carton. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. thirteen — on üç
    thirteen on üç

    The number thirteen is unlucky. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. fourteen — on dört
    fourteen on dört

    The apartment has fourteen floors. Apartmanın on dört katı var.

  33. fifteen — on beş
    fifteen on beş

    I open the book at page fifteen. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. sixteen — on altı
    sixteen on altı

    That is sixteen times more! Bu on altı kat daha fazla!

  35. seventeen — on yedi
    seventeen on yedi

    We have seventeen pencils. On yedi kalemimiz var.

  36. eighteen — on sekiz
    eighteen on sekiz

    It is eighteen meters high. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. nineteen — on dokuz
    nineteen on dokuz

    Nineteen is my favourite number. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. twenty — yirmi
    twenty yirmi

    She needs twenty small apples. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. thirty — otuz
    thirty otuz

    He is thirty years old. O otuz yaşında.

  40. hundred — yüz
    hundred yüz

    He counted to one hundred. Yüze kadar saydı.

  41. forty — kırk
    forty kırk

    She has forty pencils in total. Toplamda kırk kalemi var.

  42. fifty — elli
    fifty elli

    He has fifty dollars. Onun elli doları var.

  43. sixty — altmış
    sixty altmış

    John is sixty years old. John altmış yaşında.

  44. seventy — yetmiş
    seventy yetmiş

    My grandpa is seventy years old. Dedem yetmiş yaşında.

  45. eighty — seksen
    eighty seksen

    I have eighty grams of sugar. Seksen gram şekerim var.

  46. ninety — doksan
    ninety doksan

    He has ninety books to read. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. thousand — bin
    thousand bin

    A thousand is a big number. Bin büyük bir sayıdır.

  48. million — milyon
    million milyon

    That car costs a million dollars. O araba bir milyon dolar.

  49. half — yarım
    half yarım

    He ate half the pizza. Yarım pizzayı yedi.

  50. quarter — çeyrek
    quarter çeyrek

    There is only a quarter of them left. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. dozen — düzine
    dozen düzine

    I buy a dozen eggs at the store. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. pair — çift
    pair çift

    That pair of shoes is clean. O çift ayakkabı temiz.

  53. first — birinci
    first birinci

    He won first place easily. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. second — ikinci
    second ikinci

    This is my second time here. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. third — üçüncü
    third üçüncü

    They finished in third place. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. fourth — dördüncü
    fourth dördüncü

    I am fourth in line. Sırada dördüncüyüm.

  57. fifth — beşinci
    fifth beşinci

    She is in the fifth row. O, beşinci sırada.

  58. sixth — altıncı
    sixth altıncı

    He is the sixth person. O, altıncı kişi.

  59. seventh — yedinci
    seventh yedinci

    They live on the seventh floor. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. eighth — sekizinci
    eighth sekizinci

    This is the eighth apple. Bu sekizinci elma.

  61. ninth — dokuzuncu
    ninth dokuzuncu

    The ninth day is a holiday. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. tenth — onuncu
    tenth onuncu

    She is the tenth place. O, onuncu sırada.

  63. eleventh — on birinci
    eleventh on birinci

    They celebrate their eleventh anniversary. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. twelfth — on ikinci
    twelfth on ikinci

    That is the twelfth month. O, on ikinci ay.

  65. always — her zaman
    always her zaman

    I always drink coffee in the morning. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. usually — genellikle
    usually genellikle

    He usually eats lunch at noon. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. often — sık sık
    often sık sık

    People often eat pizza here. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. sometimes — bazen
    sometimes bazen

    She sometimes goes to the library. Bazen kütüphaneye gider.

  69. rarely — nadiren
    rarely nadiren

    I rarely eat fast food. Nadiren fast food yerim.

  70. never — asla
    never asla

    They never go to that store. O mağazaya asla gitmezler.

  71. every day — her gün
    every day her gün

    We eat chocolate every day. Her gün çikolata yeriz.

  72. every week — her hafta
    every week her hafta

    She swims every week. O her hafta yüzer.

  73. on weekends — hafta sonları
    on weekends hafta sonları

    I relax on weekends at home. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. in the morning — sabah
    in the morning sabah

    People eat breakfast in the morning. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. at night — gece
    at night gece

    They sleep at night in their beds. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. after work — işten sonra
    after work işten sonra

    He relaxes after work every day. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. once a — haftada bir
    once a haftada bir

    I go once a week. Haftada bir giderim.

  78. twice a — haftada iki kez
    twice a haftada iki kez

    My dad visits twice a week. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. every other — iki haftada bir
    every other iki haftada bir

    They visit every other week. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. at least — en az
    at least en az

    He eats at least one apple daily. O her gün en az bir elma yer.

  81. at most — en fazla
    at most en fazla

    I will buy two at most. En fazla iki tane alacağım.

  82. more than — den fazla
    more than den fazla

    This is more than enough food. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. less than — den daha az
    less than den daha az

    You got less than last time. Geçen seferden daha az aldın.

  84. a little — biraz
    a little biraz

    He needs a little help. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. a bit — biraz
    a bit biraz

    She ate a bit of cake. Biraz kek yedi.

  86. a lot — çok
    a lot çok

    I study a lot. Çok çalışıyorum.

  87. too much — çok fazla
    too much çok fazla

    They ate too much cake. Çok fazla kek yediler.

  88. not enough — yeterli değil
    not enough yeterli değil

    This amount is not enough. Bu miktar yeterli değil.

  89. ago — önce
    ago önce

    I arrived two days ago. İki gün önce geldim.

  90. soon — yakında
    soon yakında

    My friend will arrive soon. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. still — hâlâ
    still hâlâ

    I am still hungry. Hâlâ açım.

  92. ever — hiç
    ever hiç

    Have you ever seen the ocean? Hiç okyanus gördün mü?

  93. yet — henüz
    yet henüz

    My friend has not arrived yet. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. immediately — hemen
    immediately hemen

    I need help immediately. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. maybe — belki
    maybe belki

    Maybe she will come later. Belki o daha sonra gelir.

  96. sometime — bir ara
    sometime bir ara

    We will meet sometime. Bir ara buluşuruz.

  97. anytime — her zaman
    anytime her zaman

    You can visit us anytime. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. before — önce
    before önce

    We left before the storm. Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. after — sonra
    after sonra

    We will leave after the meal. Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. nowadays — bugünlerde
    nowadays bugünlerde

    People travel more nowadays. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. January — Ocak
    January Ocak

    January is the first month. Ocak birinci aydır.

  2. February — Şubat
    February Şubat

    February is usually a short month. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. March — Mart
    March Mart

    I usually visit them in March. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. April — Nisan
    April Nisan

    The basketball game is in April. Basketbol maçı nisanda.

  5. May — Mayıs
    May Mayıs

    My final exam is in May. Final sınavım mayısta.

  6. June — Haziran
    June Haziran

    I will know the answer by June. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. July — Temmuz
    July Temmuz

    July is usually a very warm month. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. August — Ağustos
    August Ağustos

    Can we meet again in August? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. September — Eylül
    September Eylül

    My vacation is in September. Tatilim eylülde.

  10. October — Ekim
    October Ekim

    Is your birthday in October? Doğum günün ekimde mi?

  11. November — Kasım
    November Kasım

    Why does it rain in November? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. December — Aralık
    December Aralık

    December is the last month. Aralık son aydır.

  13. over — üzerinden
    over üzerinden

    The cat jumps over the box. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. under — altında
    under altında

    They live under a big tree. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. through — içinden
    through içinden

    He walks through the door. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. along — boyunca
    along boyunca

    We walk along the beach. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. around — etrafında
    around etrafında

    People walk around the park. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. across — karşıya
    across karşıya

    I go across the street. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. into — içine
    into içine

    He walks slowly into the room. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. out of — dışarı
    out of dışarı

    The kid runs out of the school. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. up — yukarı
    up yukarı

    She looks up at the clouds. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. down — aşağı
    down aşağı

    The dog put the ball down. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. upstairs — üst kat
    upstairs üst kat

    I go upstairs to bed. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. downstairs — alt katta
    downstairs alt katta

    I hear noises downstairs. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. bring — getirmek
    bring getirmek

    They bring food to the party. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. take — almak
    take almak

    You always take my pen. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. carry — taşımak
    carry taşımak

    He can carry the box. O kutuyu taşıyabilir.

  28. pick up — teslim almak
    pick up teslim almak

    Can you pick up the package? Paketi teslim alabilir misin?

  29. drop — düşürmek
    drop düşürmek

    If I drop the phone, it will break. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. pass — uzatmak
    pass uzatmak

    Can you pass me the salt? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. put down — yere koymak
    put down yere koymak

    We put down our backpacks. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. put away — kaldırmak
    put away kaldırmak

    I put away my toys. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. take out — dışarı çıkarmak
    take out dışarı çıkarmak

    She will take out the trash. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. hang up — asmak
    hang up asmak

    They hang up their coats. Onlar paltolarını asarlar.

  35. turn on — açmak
    turn on açmak

    You turn on the light. Işığı açıyorsun.

  36. turn off — kapatmak
    turn off kapatmak

    Can someone turn off the radio? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. jump — atlamak
    jump atlamak

    The cat jumps over the wall. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. throw — atmak
    throw atmak

    The boy throws the stone. Çocuk taşı atıyor.

  39. catch — yakalamak
    catch yakalamak

    He catches the ball. Topu yakalıyor.

  40. ride — binmek
    ride binmek

    The boy rides a horse. Çocuk ata biniyor.

  41. fly — uçmak
    fly uçmak

    The birds fly in the sky. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. crawl — emeklemek
    crawl emeklemek

    The baby crawls on the floor. Bebek yerde emekliyor.

  43. skip — atlamak
    skip atlamak

    She skipped the first page. İlk sayfayı atladı.

  44. kick — tekmeler
    kick tekmeler

    The child kicks the ball. Çocuk topu tekmeliyor.

  45. bounce — zıplamak
    bounce zıplamak

    The ball bounces on the ground. Top yerde zıplıyor.

  46. climb — tırmanmak
    climb tırmanmak

    The cat climbs the tree. Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. dive — dalmak
    dive dalmak

    The boy dives into the water. Çocuk suya dalıyor.

  48. slide — kaymak
    slide kaymak

    The box slides on the floor. Kutu yerde kayıyor.

  49. pinch — çimdiklemek
    pinch çimdiklemek

    He pinched my arm. Kolumu çimdikledi.

  50. squeeze — sıkmak
    squeeze sıkmak

    She squeezes my hand. Elimi sıkıyor.

  51. poke — dürtmek
    poke dürtmek

    The child poked my arm. Çocuk kolumu dürttü.

  52. stroke — sevmek
    stroke sevmek

    The boy strokes the dog. Çocuk köpeği seviyor.

  53. rub — ovmak
    rub ovmak

    I rub my tired eyes. Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. twist — bükmek
    twist bükmek

    The man twists the rope. Adam ipi büküyor.

  55. shake — sallamak
    shake sallamak

    The baby shakes the toy. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. fold — katlamak
    fold katlamak

    I fold the paper. Kağıdı katlıyorum.

  57. press — basmak
    press basmak

    She presses the red button. Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. attach — bağlamak
    attach bağlamak

    He will attach the rope. İpi bağlayacak.

  59. pull — çekmek
    pull çekmek

    The man pulls the heavy rope. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. pack — hazırlamak
    pack hazırlamak

    I pack my bag. Çantamı hazırlıyorum.

  61. Where is the ...? — nerede
    Where is the ...? nerede

    Where is the hotel? Otel nerede?

  62. Is there a ... nearby? — Yakınlarda bir ... var mı?
    Is there a ... nearby? Yakınlarda bir ... var mı?

    Is there a bank nearby? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. How do I get to ...? — nasıl giderim
    How do I get to ...? nasıl giderim

    How do I get to school? Okula nasıl giderim?

  64. Which bus goes to ...? — ...'ya hangi otobüs gider?
    Which bus goes to ...? ...'ya hangi otobüs gider?

    Which bus goes to town? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. Which line goes to ...? — Hangi hat ...'ya gider?
    Which line goes to ...? Hangi hat ...'ya gider?

    Which line goes to the museum? Hangi hat müzeye gider?

  66. How long does it take? — Ne kadar sürer?
    How long does it take? Ne kadar sürer?

    I wonder how long does it take. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. How far is it? — Ne kadar uzak?
    How far is it? Ne kadar uzak?

    How far is it? Ne kadar uzak?

  68. Can you show me on the map? — Haritada gösterebilir misin?
    Can you show me on the map? Haritada gösterebilir misin?

    Can you show me on the map? Haritada gösterebilir misin?

  69. I'm looking for — aramak
    I'm looking for aramak

    They are looking for a restroom. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. The nearest — En yakın
    The nearest En yakın

    The nearest store is down there. En yakın mağaza aşağıda.

  71. Does this go to ...? — Bu ...-e gider mi?
    Does this go to ...? Bu ...-e gider mi?

    Does this go to the restaurant? Bu restorana gider mi?

  72. Which stop for ...? — ... için hangi durak?
    Which stop for ...? ... için hangi durak?

    Which stop for downtown? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. station — istasyon
    station istasyon

    They wait at the train station. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. bus stop — otobüs durağı
    bus stop otobüs durağı

    The bus stop is nearby. Otobüs durağı yakında.

  75. subway station — metro istasyonu
    subway station metro istasyonu

    This subway station is very crowded. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. hotel — otel
    hotel otel

    You can book a hotel online. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. pharmacy — eczane
    pharmacy eczane

    Mark works at the pharmacy. Mark eczanede çalışıyor.

  78. bank — banka
    bank banka

    He goes to the bank. Bankaya gidiyor.

  79. restroom — tuvalet
    restroom tuvalet

    This is a clean restroom. Bu temiz bir tuvalet.

  80. supermarket — süpermarket
    supermarket süpermarket

    We buy food at the supermarket. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. restaurant — restoran
    restaurant restoran

    They like that restaurant a lot. O restoranı çok seviyorlar.

  82. café — kafe
    café kafe

    Jane works at the café. Jane kafede çalışıyor.

  83. park — park
    park park

    She likes the green park. Yeşil parkı seviyor.

  84. hospital — hastane
    hospital hastane

    A hospital helps sick people. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. airport — havalimanı
    airport havalimanı

    We arrived at the airport. Havalimanına vardık.

  86. stadium — stadyum
    stadium stadyum

    We went to the stadium. Stadyuma gittik.

  87. factory — fabrika
    factory fabrika

    This factory makes clothes. Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. university — üniversite
    university üniversite

    She studies at the university. O, üniversitede okuyor.

  89. college — üniversite
    college üniversite

    She studies at the college. O, üniversitede okuyor.

  90. club — kulüp
    club kulüp

    We joined the sports club. Spor kulübüne katıldık.

  91. prison — hapishane
    prison hapishane

    The criminal escaped from prison. Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. tower — kule
    tower kule

    I see the tall tower. Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. mall — alışveriş merkezi
    mall alışveriş merkezi

    I bought shoes at the mall. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. town hall — belediye binası
    town hall belediye binası

    We met at the town hall. Belediye binasında buluştuk.

  95. police station — karakol
    police station karakol

    I see the police station. Karakolu görüyorum.

  96. fire station — itfaiye istasyonu
    fire station itfaiye istasyonu

    I live near the fire station. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. Turn left. — Sola dön
    Turn left. Sola dön

    Turn left here. Burada sola dön.

  98. Turn right. — sağa dön
    Turn right. sağa dön

    Turn right at the intersection. Kavşakta sağa dön.

  99. Go straight ahead. — Dümdüz git
    Go straight ahead. Dümdüz git

    Go straight ahead to school. Okula dümdüz git.

  100. It's near. — yakın
    It's near. yakın

    It's near. Yakın.

Kelime 401–500

  1. It's far. — Uzak.
    It's far. Uzak.

    It's far. Uzak.

  2. Across the street. — caddenin karşısında
    Across the street. caddenin karşısında

    He lives across the street. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. At the corner. — Köşede
    At the corner. Köşede

    She is waiting at the corner. Köşede bekliyor.

  4. At the traffic light. — Trafik ışığında
    At the traffic light. Trafik ışığında

    We stopped at the traffic light. Trafik ışığında durduk.

  5. At the intersection. — Kavşakta
    At the intersection. Kavşakta

    The bar is at the intersection. Bar kavşakta.

  6. Crosswalk. — yaya geçidi
    Crosswalk. yaya geçidi

    That crosswalk is very safe. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. One block away. — Bir blok ötede
    One block away. Bir blok ötede

    The museum is one block away. Müze bir blok ötede.

  8. Follow the signs. — Tabelaları takip et
    Follow the signs. Tabelaları takip et

    Follow the signs to safety. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. suitcase — valiz
    suitcase valiz

    Did you pack your suitcase already? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. magnet — mıknatıs
    magnet mıknatıs

    The small magnet is a present. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. hairbrush — saç fırçası
    hairbrush saç fırçası

    She can’t find her hairbrush. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. pillow — yastık
    pillow yastık

    This pillow is soft and warm. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. blanket — battaniye
    blanket battaniye

    Take a blanket if you are cold. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. mattress — yatak
    mattress yatak

    Our new mattress is really comfortable. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. curtain — perde
    curtain perde

    Please open the curtain, it's dark. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. blinds — jaluzi
    blinds jaluzi

    I usually close the blinds at night. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. carpet — halı
    carpet halı

    There is dust under the carpet. Halının altında toz var.

  18. vase — vazo
    vase vazo

    This vase looks expensive. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. broom — süpürge
    broom süpürge

    Does this apartment have a broom? Bu dairede süpürge var mı?

  20. toilet paper — tuvalet kağıdı
    toilet paper tuvalet kağıdı

    Oh no, the toilet paper’s gone! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. wool — yün
    wool yün

    The sheep has thick wool. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. metal — metal
    metal metal

    We need wood and metal. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. plastic — plastik
    plastic plastik

    She washes the plastic bowl. Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. leather — deri
    leather deri

    I bought a new leather bag. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. cotton — pamuk
    cotton pamuk

    The farmer grows cotton. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. silk — ipek
    silk ipek

    This silk is very soft. Bu ipek çok yumuşak.

  27. rubber — kauçuk
    rubber kauçuk

    The ball is made of rubber. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. denim — kot
    denim kot

    He bought thick denim fabric. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. ceramic — seramik
    ceramic seramik

    She washed the ceramic bowl. Seramik kaseyi yıkadı.

  30. marble — mermer
    marble mermer

    They cut the white marble. Beyaz mermeri kestiler.

  31. brick — tuğla
    brick tuğla

    He holds a red brick. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. steel — çelik
    steel çelik

    They make the tools from steel. Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. behind — arkasında
    behind arkasında

    It is behind that building. O, şu binanın arkasında.

  34. in front of — önünde
    in front of önünde

    She is in front of me. O benim önümde.

  35. between — arasında
    between arasında

    The park is between two houses. Park iki evin arasında.

  36. next to — yanında
    next to yanında

    That store is next to my house. O mağaza evimin yanında.

  37. opposite — ters
    opposite ters

    We go the opposite direction. Ters yöne gidiyoruz.

  38. across from — karşısında
    across from karşısında

    We live across from the store. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. around the corner — hemen köşede
    around the corner hemen köşede

    She lives around the corner now. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. towards — -e doğru
    towards -e doğru

    The kids walk towards the big tree. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. past — yanından
    past yanından

    You need to go past the bridge. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. at the end of the street — sokağın sonunda
    at the end of the street sokağın sonunda

    I live at the end of the street. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. on the left — solda
    on the left solda

    She parks on the left side. Solda park ediyor.

  44. on the right — sağda
    on the right sağda

    They are on the right. Onlar sağda.

  45. above — üzerinde
    above üzerinde

    The sun is above the mountain. Güneş dağın üzerindedir.

  46. below — aşağısında
    below aşağısında

    The village is below the mountain. Köy dağın aşağısında.

  47. on top — en üstte
    on top en üstte

    The box is on top. Kutu en üstte.

  48. near — yakınında
    near yakınında

    I live near the river. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. in the middle — ortasında
    in the middle ortasında

    He stands in the middle. Tam ortasında duruyor.

  50. inside — içinde
    inside içinde

    The dog is inside the house. Köpek evin içinde.

  51. place — yer
    place yer

    We found a safe place. Güvenli bir yer bulduk.

  52. store — mağaza
    store mağaza

    We buy food at the store. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. house — ev
    house ev

    The family lives in that house. Aile o evde yaşıyor.

  54. bus station — otogar
    bus station otogar

    I wait at the bus station. Otogarda bekliyorum.

  55. city center — şehir merkezi
    city center şehir merkezi

    I live near the city center. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. shopping mall — alışveriş merkezi
    shopping mall alışveriş merkezi

    The shopping mall is very big. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. fountain — çeşme
    fountain çeşme

    That fountain has very clear water. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. roundabout — döner kavşak
    roundabout döner kavşak

    This roundabout helps the traffic. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. crossroads — kavşak
    crossroads kavşak

    We stopped at the crossroads. Kavşakta durduk.

  60. bridge — köprü
    bridge köprü

    People walk across the bridge. İnsanlar köprüden yürür.

  61. tunnel — tünel
    tunnel tünel

    The car drives through a tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. stop sign — dur tabelası
    stop sign dur tabelası

    You need to respect the stop sign. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. overpass — üst geçit
    overpass üst geçit

    They built an overpass near home. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. underpass — alt geçit
    underpass alt geçit

    We will walk through the underpass. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. landmark — simgesel yapı
    landmark simgesel yapı

    The landmark is near the river. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. traffic sign — trafik işareti
    traffic sign trafik işareti

    This traffic sign means stop. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. statue — heykel
    statue heykel

    He saw the beautiful statue. Güzel heykeli gördü.

  68. monument — anıt
    monument anıt

    They visited the tall monument. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. north — kuzey
    north kuzey

    The north of this city is interesting. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. south — güney
    south güney

    The wind comes from the south. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. east — doğu
    east doğu

    The wind comes from the east. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. west — batı
    west batı

    The sun sets in the west. Güneş batıda batar.

  73. northeast — kuzeydoğu
    northeast kuzeydoğu

    Ben lives in the northeast area. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. northwest — kuzeybatı
    northwest kuzeybatı

    That state is in the northwest. O eyalet kuzeybatıda.

  75. southeast — güneydoğu
    southeast güneydoğu

    He lives in the southeast region. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. southwest — güneybatı
    southwest güneybatı

    They drove to the southwest. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. U-turn — U dönüşü
    U-turn U dönüşü

    This is a U-turn. Bu bir U dönüşü.

  78. dead end — çıkmaz sokak
    dead end çıkmaz sokak

    That street is a dead end. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. escalator — yürüyen merdiven
    escalator yürüyen merdiven

    The escalator takes you to the top floor. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. ramp — rampa
    ramp rampa

    Wheelchairs require ramps. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. weather — hava
    weather hava

    This is nice weather today. Bugün hava güzel.

  82. sunny — güneşli
    sunny güneşli

    He likes a sunny day. Güneşli bir günü sever.

  83. cloudy — bulutlu
    cloudy bulutlu

    They expect a cloudy afternoon. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. rainy — yağmurlu
    rainy yağmurlu

    A rainy day can be cozy. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. windy — rüzgarlı
    windy rüzgarlı

    It is windy outside. Dışarısı rüzgarlı.

  86. hot — sıcak
    hot sıcak

    This tea is very hot. Bu çay çok sıcak.

  87. cold — soğuk
    cold soğuk

    The cold wind blows in winter. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. warm — ılık
    warm ılık

    It was warm at the beach today. Bugün plaj ılıktı.

  89. spring — ilkbahar
    spring ilkbahar

    The flowers love the spring. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. summer — yaz
    summer yaz

    Summer is a very hot season. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. autumn — sonbahar
    autumn sonbahar

    Autumn is my favorite season. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. winter — kış
    winter kış

    Winter can be very cold here. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. sun — güneş
    sun güneş

    The sun shines in the sky. Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. Moon — ay
    Moon ay

    I see the bright moon. Parlak ayı görüyorum.

  95. star — yıldız
    star yıldız

    I see a bright star. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. sky — gökyüzü
    sky gökyüzü

    Birds fly in the sky. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. cloud — bulut
    cloud bulut

    A dark cloud hides the sun. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. rain — yağmur
    rain yağmur

    The rain falls from the sky. Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. wind — rüzgar
    wind rüzgar

    We feel the cold wind. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. storm — fırtına
    storm fırtına

    The strong storm broke the trees. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Bu 500 İngilizce kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.