En çok kullanılan 500 Felemenkçe kelime
Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.
Bu 500 kelimeyi uygulamada öğren
Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.
Bu liste nasıl sıralandı?
Liste, Flashcardly Felemenkçe kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.
Liste
Dinlemek için bir resme dokun.
Kelime 1–100
-
Hallo MerhabaHallo, hoe gaat het? Merhaba, nasılsın?
-
Welkom hoş geldinizWelkom in ons huis. Evimize hoş geldiniz.
-
Goedemorgen GünaydınGoedemorgen! Günaydın!
-
ja evetJa, ik begrijp het. Evet, anlıyorum.
-
Goedenavond İyi akşamlarGoedenavond! İyi akşamlar!
-
nee hayırZe zei nee. Hayır dedi.
-
doei Hoşça kalDoei, Anna! Hoşça kal, Anna!
-
Goedemiddag TünaydınGoedemiddag! Tünaydın!
-
Tot snel Yakında görüşürüzTot snel, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!
-
Tot morgen Yarın görüşürüzTot morgen! Yarın görüşürüz!
-
Aangenaam Memnun oldumAangenaam kennis te maken! Ben de memnun oldum!
-
Hoe gaat het met je Nasılsın?Hoe gaat het met je vandaag? Bugün nasılsın?
-
de man adamDe man leest het boek. Adam kitabı okuyor.
-
de vrouw kadınDe vrouw draagt een hoed. Kadın şapka takıyor.
-
de jongen erkek çocukDe jongen speelt met speelgoed. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.
-
het meisje kızHet meisje heeft een bal. Kızın bir topu var.
-
de persoon kişiHij is een aardig persoon. O iyi bir kişi.
-
de mensen insanlarDe mensen zijn erg blij. İnsanlar çok mutlu.
-
de volwassene yetişkinIk ben een volwassene. Ben bir yetişkinim.
-
de baby bebekDe baby heeft melk nodig. Bebeğin süte ihtiyacı var.
-
meneer BayMeneer Smith leest graag boeken. Bay Smith kitap okumayı sever.
-
mevrouw BayanMevrouw Smith is een lerares. Bayan Smith bir öğretmen.
-
de buurman komşuMijn buurman is erg vriendelijk. Komşum çok cana yakın.
-
de vriend arkadaşMijn vriend leest graag boeken. Arkadaşım kitap okumayı sever.
-
vandaag bugünVandaag is een goede dag. Bugün güzel bir gün.
-
morgen yarınMorgen is een nieuwe dag. Yarın yeni bir gün.
-
gisteren dünIk heb haar gisteren gezien. Onu dün gördüm.
-
nu şimdiHij wil het nu. Onu şimdi istiyor.
-
de middag öğleden sonraIk vind de middag fijn. Öğleden sonrayı severim.
-
de avond akşamDe avond is rustig. Akşam sessiz.
-
de minuut dakikaWe hebben vijf minuten nodig. Beş dakikaya ihtiyacımız var.
-
de ochtend sabahIk eet 's ochtends mijn ontbijt. Sabah kahvaltı yaparım.
-
later sonraIk doe het later. Onu sonra yapacağım.
-
vroeg erkenZij wordt vroeg wakker. O erken uyanır.
-
te laat geçHij is vaak te laat. O sık sık geç kalır.
-
het uur saatDe les duurt één uur. Ders bir saat sürüyor.
-
Hoe heet je? Adın ne?Hoe heet je? Adın ne?
-
Mijn naam is Benim adımMijn naam is Emily. Benim adım Emily.
-
Waar kom je vandaan? NerelisinWaar kom je vandaan? Nerelisin?
-
Ik kom uit ... AlmanyalıyımIk kom uit Duitsland. Ben Almanyalıyım.
-
Waar woon je Nerede yaşıyorsun?Waar woon je? Nerede yaşıyorsun?
-
Ik woon in ...'da yaşıyorumIk woon in Japan. Japonya'da yaşıyorum.
-
Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?
-
ik spreek konuşuyorumIk spreek goed Engels. İngilizceyi iyi konuşuyorum.
-
Ik spreek een beetje ... Biraz konuşuyorumIk spreek een beetje Frans. Fransızca biraz konuşuyorum.
-
Waar ben je geboren Nerede doğdunWaar ben je geboren? Nerede doğdun?
-
Wat is je achternaam? Soyadın ne?Wat is je achternaam? Soyadın ne?
-
Dit is mijn vriend(in) Bu arkadaşımDit is mijn vriendin Lisa. Bu arkadaşım Lisa.
-
maken yapmakIk maak goede koffie. Güzel kahve yaparım.
-
krijgen almakHij kreeg een cadeau. O bir hediye aldı.
-
hebben sahip olmakEmma heeft een auto. Emma bir arabaya sahip.
-
eten yemekZij eten appels. Onlar elma yiyorlar.
-
drinken içmekDrink jij koffie? Kahve içer misin?
-
slapen uyumakIk wil nu slapen. Şimdi uyumak istiyorum.
-
zien görmekKun je het huis zien? Evi görebiliyor musun?
-
kijken naar bakmakAdam vindt het leuk om naar foto's te kijken. Adam resimlere bakmayı sever.
-
lezen okumakDe student leest boeken. Öğrenci kitap okur.
-
openen açmakZij opent het raam. O, pencereyi açıyor.
-
sluiten kapatmakIk sluit de deur. Kapıyı kapatıyorum.
-
komen gelmekJe komt hier elke dag. Buraya her gün geliyorsun.
-
alsjeblieft LütfenWil je alsjeblieft de deur openen? Lütfen kapıyı açın.
-
Dank je wel Teşekkür ederimDank je wel voor je hulp. Yardımın için teşekkür ederim.
-
Graag gedaan. Rica ederimGraag gedaan. Rica ederim.
-
Pardon AffedersinizPardon, ik heb hulp nodig. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.
-
sorry Özür dilerimHet spijt me. Özür dilerim.
-
Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?
-
Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?Kun je dat alsjeblieft herhalen? Onu tekrar edebilir misin lütfen?
-
Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?
-
Mag ik ... alsjeblieft? ... alabilir miyim lütfen?Mag ik water alsjeblieft? Su alabilir miyim lütfen?
-
ik zou graag ... willen ... istiyorumIk zou graag nog wat thee willen. Biraz daha çay istiyorum.
-
Mag ik ...? alabilir miyimMag ik wat water? Biraz su alabilir miyim?
-
Is het goed als ...? Sakıncası var mı?Is het goed als ik ga zitten? Oturmamın sakıncası var mı?
-
nul sıfırNul is minder dan één. Sıfır birden küçüktür.
-
één birIk heb één appel. Bir elmam var.
-
twee ikiEr zijn twee katten. İki kedi var.
-
drie üçNee, drie is te veel. Hayır, üç çok fazla.
-
vier dörtGeef me er vier, alsjeblieft. Bana dört tane ver, lütfen.
-
vijf beşIk heb vijf honden. Beş köpeğim var.
-
zes altıHij kwam met zes vrienden. Altı arkadaşıyla geldi.
-
zeven yediIk ren zeven kilometer. Yedi kilometre koşuyorum.
-
acht sekizEen spin heeft acht poten. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.
-
negen dokuzNegen is mijn geluksgetal. Dokuz benim uğurlu sayımdır.
-
tien onWij hebben tien vingers. On parmağımız var.
-
plus artıTwee plus twee is vier. İki artı iki dört eder.
-
Ik begrijp het niet AnlamıyorumIk begrijp het niet. Anlamıyorum.
-
Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?
-
Iets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfenIets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfen.
-
Wat betekent dat? Bu ne demek?Wat betekent dat? Bu ne demek?
-
Hoe zeg je dat in ...? nasıl denir?Hoe zeg je dat in het Spaans? Bu İspanyolcada nasıl denir?
-
Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?
-
Kun je het opschrijven? Bunu yazabilir misin?Kun je het opschrijven, alsjeblieft? Bunu yazabilir misin, lütfen?
-
Kun je me ... laten zien Bana gösterebilir misin?Kun je me de foto laten zien? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?
-
Spreek je ...? ... konuşuyor musun?Spreek je Engels? İngilizce konuşuyor musun?
-
Een momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfenEen momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfen.
-
Ik denk het wel. Öyle düşünüyorumIk denk het ook. Ben de öyle düşünüyorum.
-
Ik weet het niet. BilmiyorumIk weet het niet. Bilmiyorum.
-
dit buDit is mijn rode auto. Bu benim kırmızı arabam.
-
die oDie hond is erg vriendelijk. O köpek çok arkadaş canlısı.
-
hier buradaIk vind het fijn om hier te zijn. Burada olmayı seviyorum.
-
daar oradaWe spreken daar na het werk af. İşten sonra orada buluşuruz.
Kelime 101–200
-
nog een başka birHij wil nog een stukje taart. Başka bir dilim pasta istiyor.
-
hetzelfde aynıWij dragen hetzelfde blauwe shirt. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.
-
deze bunlarDeze appels zijn klaar om te eten. Bunlar yemeye hazır.
-
die oDie koekjes zien er erg lekker uit. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.
-
precies hier tam buradaDe sleutels liggen precies hier. Anahtarlar tam burada.
-
daar oradaMijn schoenen staan daar. Ayakkabılarım orada.
-
boven op üstündeDe kat zit boven op de tafel. Kedi masanın üstünde.
-
onder altındaDe hond zit onder de tafel. Köpek masanın altında.
-
Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?
-
Lang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman olduLang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
-
Waar geniet je van Nelerden hoşlanırsın?Waar geniet je van? Nelerden hoşlanırsın?
-
Wat ben je aan het doen ...? Neler yapıyorsun?Wat ben je nu aan het doen? Şu an neler yapıyorsun?
-
Prettige dag İyi günlerPrettige dag nog, John! İyi günler, John!
-
Pas goed op jezelf Kendine iyi bakPas goed op jezelf. Tot morgen. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.
-
Veel succes! Bol şanslarVeel succes! Ik geloof in je! Bol şanslar! Sana inanıyorum!
-
Gefeliciteerd! TebriklerGefeliciteerd! Je hebt het zware werk afgerond. Tebrikler! Zor işi bitirdin.
-
Proost! Şerefe!Proost! Şerefe!
-
Geen probleem Sorun değil.Geen probleem, ik kan je helpen. Sorun değil, sana yardım edebilirim.
-
Maak je geen zorgen Merak etmeMaak je geen zorgen, het komt wel goed. Merak etme, her şey iyi olacak.
-
Dat klinkt goed Kulağa hoş geliyorDat klinkt goed voor mij, bedankt! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!
-
weten bilmekJe weet het antwoord nu. Cevabı şimdi biliyorsun.
-
vragen sormakJe kunt het aan je broer vragen. Erkek kardeşine sorabilirsin.
-
horen duymakKun je dat geluid horen? O sesi duyabiliyor musun?
-
leren öğrenmekJe leert elke dag iets nieuws. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.
-
praten met konuşmakVind je het leuk om met je vrienden te praten? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?
-
zeggen demekIk wil iets zeggen. Bir şey demek istiyorum.
-
kiezen seçmekJe kiest je favoriete kleur. En sevdiğin rengi seçersin.
-
schrijven yazmakDe studenten schrijven een verhaal. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.
-
bellen aramakIk ga je bellen. Seni arayacağım.
-
luisteren naar dinlemekIk luister naar de radio. Radyo dinliyorum.
-
studeren çalışmakIk moet hard studeren voor elke toets. Her sınava çok çalışırım.
-
vertellen söylemekHij vertelt me zijn naam. Bana adını söylüyor.
-
ontmoeten buluşmakIk ontmoet je morgen. Seninle yarın buluşacağım.
-
zich aansluiten bij katılmakZij zal zich bij onze groep aansluiten. Grubumuza katılacak.
-
genieten van keyif almakWij genieten van de muziek. Müzikten keyif alıyoruz.
-
beschrijven betimlemekDe jongen beschreef het dier. Çocuk hayvanı betimledi.
-
uitleggen açıklamakZij zal het probleem uitleggen. Sorunu o açıklayacak.
-
lesgeven öğretmekIk lesgeef de nieuwe studenten. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.
-
voorstellen tanıştırmakIk zal mijn vriend voorstellen. Arkadaşımı tanıştıracağım.
-
accepteren kabul etmekZij accepteert het cadeau. Hediyeyi kabul ediyor.
-
weigeren reddetmekHet kind weigert het eten. Çocuk yemeği reddediyor.
-
beloven söz vermekIk beloof dat ik je zal helpen. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.
-
bespreken tartışmakZij bespreken het nieuwe plan. Yeni planı tartışıyorlar.
-
contact opnemen met iletişime geçmekIk zal contact opnemen met de dokter. Doktorla iletişime geçeceğim.
-
lachen gülmekDe kinderen lachen hard. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.
-
schreeuwen bağırmakDe jongen schreeuwt om hulp. Çocuk yardım için bağırıyor.
-
fluisteren fısıldamakHij fluistert in mijn oor. Kulağıma fısıldıyor.
-
zwaaien el sallamakZe zwaait gedag. Vedalaşmak için el sallıyor.
-
knikken başını sallamakDe vrouw knikt met haar hoofd. Kadın başını sallıyor.
-
knuffelen sarılmakDe moeder knuffelt haar kind. Anne çocuğuna sarılıyor.
-
kussen öpmekDe moeder kust haar kind. Anne çocuğunu öpüyor.
-
wijzen işaret etmekHet kind wijst naar de hond. Çocuk köpeği işaret ediyor.
-
knipperen göz kırpmakHij knippert snel met zijn ogen. Hızlıca göz kırpıyor.
-
fronsen kaşlarını çatmakDe vader fronst naar zijn zoon. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.
-
gapen esnemekDe vermoeide man gaapt. Yorgun adam esniyor.
-
snuiven koklamakDe hond snuift aan het eten. Köpek yemeği kokluyor.
-
goed iyiZij is een goede persoon. O iyi bir insan.
-
slecht kötüDie melk ruikt slecht. O süt kötü kokuyor.
-
groot büyükDe grote hond kan springen. Büyük köpek zıplayabilir.
-
klein küçükDe baby heeft kleine handjes. Bebeğin küçük elleri var.
-
fout yanlışJe antwoord is fout. Cevabın yanlış.
-
makkelijk kolayDeze som is makkelijk. Bu matematik problemi kolay.
-
moeilijk zorDie toets was moeilijk. O sınav zordu.
-
snel hızlıAuto's rijden erg snel. Arabalar çok hızlı gider.
-
langzaam yavaşDe schildpad is erg langzaam. Kaplumbağa çok yavaş.
-
nieuw yeniDit is een nieuwe auto. Bu yeni bir araba.
-
waar doğruIs dit verhaal waar? Bu hikaye doğru mu?
-
onjuist yanlışHet antwoord is onjuist. Cevap yanlış.
-
Ik wil istiyorumIk wil pizza eten. Pizza yemek istiyorum.
-
ik moet ... gerekiyorIk moet haar bellen. Onu aramam gerekiyor.
-
ik ga ... -eceğimIk ga zo eten. Birazdan yemek yiyeceğim.
-
ik zou graag ... isterimIk zou graag tennissen. Tenis oynamak isterim.
-
ik moet zorundayımIk moet nu gaan. Şimdi gitmek zorundayım.
-
Mag ik ... alabilir miyimMag ik water, alsjeblieft? Su alabilir miyim, lütfen?
-
help me met ... bana yardım etHelp me alsjeblieft met deze tas. Lütfen bu çantayla bana yardım et.
-
laat me zien hoe je ... bana nasıl ... gösterLaat me zien hoe je dit doet. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.
-
Ik kan nu niet ... şu an ...-amamIk kan nu niet helpen. Şu an yardım edemem.
-
Ik probeer te -maya çalışıyorumIk probeer te slapen nu. Şu an uyumaya çalışıyorum.
-
Is het mogelijk om ... ... mümkün mü?Is het mogelijk om hier te zwemmen? Burada yüzmek mümkün mü?
-
Waar kan ik ... Nerede ...-ebilirim?Waar kan ik lunchen? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?
-
maandag PazartesiMaandag is de eerste dag. Pazartesi ilk gündür.
-
dinsdag SalıDinsdag is altijd leuk. Salı her zaman eğlencelidir.
-
woensdag ÇarşambaZe gaat woensdag naar huis. O çarşamba günü eve gider.
-
donderdag PerşembeHij komt op donderdag. Perşembe günü geliyor.
-
vrijdag CumaVrijdag is de beste dag. Cuma en iyi gündür.
-
zaterdag CumartesiIk vertrek op zaterdag. Cumartesi günü ayrılıyorum.
-
zondag PazarIk ga op zondag uitrusten. Pazar günü dinleneceğim.
-
de doordeweekse dag hafta içiZe werkt elke doordeweekse ochtend. Hafta içi her sabah çalışıyor.
-
het weekend hafta sonuWie houdt er niet van het weekend? Hafta sonunu kim sevmez?
-
dagelijks her günWij lezen dagelijks de krant. Gazeteyi her gün okuruz.
-
wekelijks haftalıkIk kijk meestal wekelijks naar het nieuws. Haberleri genellikle haftalık izlerim.
-
maandelijks aylıkZij betalen de maandelijkse prijs. Aylık fiyatı ödüyorlar.
-
de dag günWe hebben één dag gewacht. Bir gün bekledik.
-
de nacht geceWij slapen 's nachts. Biz geceleri uyuruz.
-
de week haftaWe zijn één week gebleven. Bir hafta kaldık.
-
de maand ayHij heeft één maand gewerkt. Bir ay boyunca çalıştı.
-
het jaar yılWe hebben één jaar gewacht. Bir yıl bekledik.
-
de tijd zamanWe hebben meer tijd nodig. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
-
het moment anHij wachtte even een moment. Bir an bekledi.
-
de toekomst gelecekIk denk na over de toekomst. Geleceği düşünüyorum.
Kelime 201–300
-
uur saatIk word om zeven uur wakker. Saat yedide uyanırım.
-
de middernacht gece yarısıWe vertrekken om middernacht. Gece yarısı yola çıkacağız.
-
de middag öğle vaktiDe zon is heet op de middag. Öğle vakti güneş sıcaktır.
-
vanavond bu geceDe gasten komen vanavond aan. Misafirler bu gece gelecekler.
-
de hulp yardımHulp! Ik zit in de problemen. Yardım et! Başım dertte.
-
het gevaar tehlikeWe zijn in gevaar! Tehlikedeyiz!
-
de politie polisBel de politie! Polisi ara!
-
de dokter doktorIk heb een dokter nodig! Bir doktora ihtiyacım var!
-
de ambulance ambulansBel een ambulance! Ambulans çağır!
-
de brandweerman itfaiyeciDe brandweermannen zijn helden. İtfaiyeciler kahramandır.
-
het ongeluk kazaIk heb een ongeluk gehad. Kaza yaptım.
-
beschermen korumakDe politie moet ons beschermen. Polis bizi korur.
-
waarschuwen uyarmakIk moet ze waarschuwen! Onları uyarmam lazım!
-
de wekker alarmDe wekker ging af! Alarm çaldı!
-
de brand yangınEr is brand! Yangın var!
-
de rook dumanEr komt rook uit het gebouw! Binadan duman çıkıyor!
-
werken als olarak çalışmakZe werken als verpleegkundigen in het ziekenhuis. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.
-
kopen satın almakJe kunt hier fruit kopen. Burada meyve satın alabilirsin.
-
betalen ödemekJe moet hiervoor betalen. Bunun için ödemelisin.
-
verkopen satmakZe verkopen hier vers fruit. Burada taze meyve satıyorlar.
-
leggen koymakHij legt het boek op tafel. Kitabı masaya koyuyor.
-
zitten oturmakEmma zit in die stoel. Emma o sandalyede oturuyor.
-
staan durmakIk sta bij de deur. Kapının yanında duruyorum.
-
zwemmen yüzmekZij kunnen snel zwemmen. Onlar hızlı yüzebilirler.
-
rijden araba sürmekJe moet voorzichtig rijden. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.
-
plannen planlamakZij plannen om binnenkort op bezoek te komen. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.
-
afmaken bitirmekHij kan zijn huiswerk later afmaken. Ödevini daha sonra bitirebilir.
-
geven vermekIk geef cadeaus aan vrienden. Arkadaşlara hediyeler veririm.
-
elf on birIk krijg altijd elf stukken. Her zaman on bir parça alırım.
-
twaalf on ikiEr zitten twaalf eieren in een doos. Bir kartonda on iki yumurta var.
-
dertien on üçHet getal dertien brengt ongeluk. On üç sayısı uğursuzdur.
-
veertien on dörtHet appartementencomplex heeft veertien verdiepingen. Apartmanın on dört katı var.
-
vijftien on beşIk sla het boek open op pagina vijftien. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.
-
zestien on altıDat is zestien keer meer! Bu on altı kat daha fazla!
-
zeventien on yediWij hebben zeventien potloden. On yedi kalemimiz var.
-
achttien on sekizHet is achttien meter hoog. On sekiz metre yüksekliğinde.
-
negentien on dokuzNegentien is mijn lievelingsgetal. On dokuz benim en sevdiğim sayı.
-
twintig yirmiZij heeft twintig kleine appels nodig. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.
-
dertig otuzHij is dertig jaar oud. O otuz yaşında.
-
honderd yüzHij telde tot honderd. Yüze kadar saydı.
-
veertig kırkZe heeft in totaal veertig potloden. Toplamda kırk kalemi var.
-
vijftig elliHij heeft vijftig dollar. Onun elli doları var.
-
zestig altmışJohn is zestig jaar oud. John altmış yaşında.
-
zeventig yetmişMijn opa is zeventig. Dedem yetmiş yaşında.
-
tachtig seksenIk heb tachtig gram suiker. Seksen gram şekerim var.
-
negentig doksanHij heeft negentig boeken om te lezen. Okuyacak doksan kitabı var.
-
duizend binDuizend is een groot getal. Bin büyük bir sayıdır.
-
miljoen milyonDie auto kost een miljoen dollar. O araba bir milyon dolar.
-
helft yarımHij at de helft van de pizza op. Yarım pizzayı yedi.
-
het kwart çeyrekEr is nog maar een kwart van over. Onların sadece çeyreği kaldı.
-
het dozijn düzineIk koop een dozijn eieren in de winkel. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.
-
het paar çiftDat paar schoenen is schoon. O çift ayakkabı temiz.
-
eerste birinciHij won gemakkelijk de eerste plaats. Birinci sırayı kolayca kazandı.
-
tweede ikinciDit is de tweede keer dat ik hier ben. Bu benim buradaki ikinci seferim.
-
derde üçüncüZe eindigden op de derde plaats. Üçüncü sırada bitirdiler.
-
vierde dördüncüIk sta als vierde in de rij. Sırada dördüncüyüm.
-
vijfde beşinciZij zit in de vijfde rij. O, beşinci sırada.
-
zesde altıncıHij is de zesde persoon. O, altıncı kişi.
-
zevende yedinciZe wonen op de zevende verdieping. Yedinci katta oturuyorlar.
-
achtste sekizinciDit is de achtste appel. Bu sekizinci elma.
-
negende dokuzuncuDe negende dag is een feestdag. Dokuzuncu gün tatildir.
-
tiende onuncuZij staat op de tiende plaats. O, onuncu sırada.
-
elfde on birinciZe vieren hun elfde jubileum. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.
-
twaalfde on ikinciDat is de twaalfde maand. O, on ikinci ay.
-
altijd her zamanIk drink 's ochtends altijd koffie. Sabahları her zaman kahve içerim.
-
meestal genellikleHij eet meestal rond het middaguur zijn lunch. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.
-
vaak sık sıkMensen eten hier vaak pizza. İnsanlar burada sık sık pizza yer.
-
soms bazenZij gaat soms naar de bibliotheek. Bazen kütüphaneye gider.
-
zelden nadirenIk eet zelden fastfood. Nadiren fast food yerim.
-
nooit aslaZij gaan nooit naar die winkel. O mağazaya asla gitmezler.
-
elke dag her günWij eten elke dag chocolade. Her gün çikolata yeriz.
-
elke week her haftaZij zwemt elke week. O her hafta yüzer.
-
in het weekend hafta sonlarıIk ontspan in het weekend thuis. Hafta sonları evde dinlenirim.
-
in de ochtend sabahMensen eten 's ochtends ontbijt. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.
-
’s nachts geceZe slapen ’s nachts in hun bedden. Onlar gece yataklarında uyurlar.
-
na het werk işten sonraHij ontspant elke dag na het werk. Her gün işten sonra dinlenir.
-
één keer per ... haftada birIk ga één keer per week. Haftada bir giderim.
-
twee keer per haftada iki kezMijn vader komt twee keer per week op bezoek. Babam haftada iki kez ziyaret eder.
-
om de ... iki haftada birZe komen om de week langs. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.
-
ten minste en azHij eet ten minste één appel per dag. O her gün en az bir elma yer.
-
hooguit en fazlaIk koop er hooguit twee. En fazla iki tane alacağım.
-
meer dan den fazlaDit is meer dan genoeg eten. Bu, yeterinden fazla yemek.
-
minder dan den daha azJe hebt minder dan de vorige keer. Geçen seferden daha az aldın.
-
een beetje birazHij heeft een beetje hulp nodig. Biraz yardıma ihtiyacı var.
-
een beetje birazZe at een beetje van de taart. Biraz kek yedi.
-
veel çokIk studeer veel. Çok çalışıyorum.
-
te veel çok fazlaZe aten te veel taart. Çok fazla kek yediler.
-
niet genoeg yeterli değilDit bedrag is niet genoeg. Bu miktar yeterli değil.
-
geleden önceIk ben twee dagen geleden aangekomen. İki gün önce geldim.
-
binnenkort yakındaMijn vriend komt binnenkort aan. Arkadaşım yakında gelecek.
-
nog hâlâIk heb nog honger. Hâlâ açım.
-
ooit hiçHeb je ooit de oceaan gezien? Hiç okyanus gördün mü?
-
nog niet henüzMijn vriend is nog niet gearriveerd. Arkadaşım henüz gelmedi.
-
meteen hemenIk heb meteen hulp nodig. Hemen yardıma ihtiyacım var.
-
misschien belkiMisschien komt ze later. Belki o daha sonra gelir.
-
eens bir araWe zullen elkaar eens ontmoeten. Bir ara buluşuruz.
-
altijd her zamanJe kunt ons altijd bezoeken. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.
-
vóór önceWij vertrokken vóór de storm. Fırtınadan önce ayrıldık.
-
na sonraWe vertrekken na de maaltijd. Yemekten sonra ayrılacağız.
-
tegenwoordig bugünlerdeMensen reizen tegenwoordig meer. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.
Kelime 301–400
-
januari OcakJanuari is de eerste maand. Ocak birinci aydır.
-
februari ŞubatFebruari is meestal een korte maand. Şubat genellikle kısa bir aydır.
-
maart MartIk bezoek hen meestal in maart. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.
-
april NisanDe basketbalwedstrijd is in april. Basketbol maçı nisanda.
-
mei MayısMijn eindexamen is in mei. Final sınavım mayısta.
-
juni HaziranIk weet het antwoord in juni. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.
-
juli TemmuzJuli is meestal een erg warme maand. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.
-
augustus AğustosKunnen we in augustus weer afspreken? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?
-
september EylülMijn vakantie is in september. Tatilim eylülde.
-
oktober EkimIs je verjaardag in oktober? Doğum günün ekimde mi?
-
november KasımWaarom regent het in november? Neden kasımda yağmur yağar?
-
december Aralıkdecember is de laatste maand. Aralık son aydır.
-
over üzerindenDe kat springt over de doos. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.
-
onder altındaZe wonen onder een grote boom. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.
-
door içindenHij loopt door de deur. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.
-
langs boyuncaWij lopen langs het strand. Sahil boyunca yürüyoruz.
-
rond etrafındaMensen lopen rond het park. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.
-
aan de overkant van karşıyaIk ga aan de overkant van de straat. Caddeden karşıya geçiyorum.
-
in içineHij loopt langzaam de kamer in. O yavaşça odanın içine yürüyor.
-
uit dışarıHet kind rent de school uit. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.
-
omhoog yukarıZe kijkt omhoog naar de wolken. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.
-
neer aşağıDe hond legde de bal neer. Köpek topu aşağıya koydu.
-
naar boven üst katIk ga naar boven om te slapen. Uyumak için üst kata çıkıyorum.
-
beneden alt kattaIk hoor geluiden beneden. Alt katta sesler duyuyorum.
-
meebrengen getirmekZij brengen eten mee naar het feest. Partiye yemek getiriyorlar.
-
pakken almakJe pakt altijd mijn pen. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.
-
dragen taşımakHij kan de doos dragen. O kutuyu taşıyabilir.
-
ophalen teslim almakKun je het pakketje ophalen? Paketi teslim alabilir misin?
-
laten vallen düşürmekAls ik de telefoon laat vallen, gaat hij kapot. Telefonu düşürürsem kırılır.
-
aanreiken uzatmakKun je me het zout aanreiken? Tuzu bana uzatabilir misin?
-
neerzetten yere koymakWij zetten onze rugzakken neer. Sırt çantalarımızı yere koyduk.
-
opruimen kaldırmakIk ruim mijn speelgoed op. Oyuncaklarımı kaldırdım.
-
buitenzetten dışarı çıkarmakZij buitenzet het vuilnis. Çöpü dışarı çıkaracak.
-
ophangen asmakZe hangen hun jassen op. Onlar paltolarını asarlar.
-
aanzetten açmakJe zet het licht aan. Işığı açıyorsun.
-
uitzetten kapatmakKan iemand de radio uitzetten? Biri radyoyu kapatabilir mi?
-
springen atlamakDe kat springt over de muur. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.
-
gooien atmakDe jongen gooit de steen. Çocuk taşı atıyor.
-
vangen yakalamakHij vangt de bal. Topu yakalıyor.
-
rijden binmekDe jongen rijdt op een paard. Çocuk ata biniyor.
-
vliegen uçmakDe vogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
kruipen emeklemekDe baby kruipt op de vloer. Bebek yerde emekliyor.
-
overslaan atlamakZij sloeg de eerste pagina over. İlk sayfayı atladı.
-
schoppen tekmelerHet kind schopt tegen de bal. Çocuk topu tekmeliyor.
-
stuiteren zıplamakDe bal stuitert op de grond. Top yerde zıplıyor.
-
klimmen tırmanmakDe kat klimt in de boom. Kedi ağaca tırmanıyor.
-
duiken dalmakDe jongen duikt in het water. Çocuk suya dalıyor.
-
glijden kaymakDe doos glijdt over de vloer. Kutu yerde kayıyor.
-
knijpen çimdiklemekHij kneep in mijn arm. Kolumu çimdikledi.
-
knijpen sıkmakZij knijpt in mijn hand. Elimi sıkıyor.
-
prikken dürtmekHet kind prikte in mijn arm. Çocuk kolumu dürttü.
-
aaien sevmekDe jongen aait de hond. Çocuk köpeği seviyor.
-
wrijven ovmakIk wrijf in mijn vermoeide ogen. Yorgun gözlerimi ovuyorum.
-
draaien bükmekDe man draait aan het touw. Adam ipi büküyor.
-
schudden sallamakDe baby schudt met het speelgoed. Bebek oyuncağı sallıyor.
-
vouwen katlamakIk vouw het papier. Kağıdı katlıyorum.
-
drukken op basmakZij drukt op de rode knop. Kırmızı düğmeye basıyor.
-
bevestigen bağlamakHij zal het touw bevestigen. İpi bağlayacak.
-
trekken çekmekDe man trekt aan het zware touw. Adam ağır ipi çekiyor.
-
inpakken hazırlamakIk pak mijn tas in. Çantamı hazırlıyorum.
-
Waar is de ... neredeWaar is het hotel? Otel nerede?
-
Is er een ... in de buurt Yakınlarda bir ... var mı?Is er een bank in de buurt? Yakınlarda bir banka var mı?
-
Hoe kom ik bij ...? nasıl giderimHoe kom ik bij school? Okula nasıl giderim?
-
Welke bus gaat naar ...? ...'ya hangi otobüs gider?Welke bus gaat naar het centrum? Merkeze hangi otobüs gider?
-
Welke lijn gaat naar ... Hangi hat ...'ya gider?Welke lijn gaat naar het museum? Hangi hat müzeye gider?
-
Hoe lang duurt het ... Ne kadar sürer?Ik vraag me af hoe lang het duurt. Ne kadar sürer merak ediyorum.
-
Hoe ver is het Ne kadar uzak?Hoe ver is het? Ne kadar uzak?
-
Kun je me ... op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?Kun je me op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?
-
ik zoek aramakZe zijn op zoek naar een toilet. Onlar bir tuvalet arıyorlar.
-
de dichtstbijzijnde En yakınDe dichtstbijzijnde winkel is daar beneden. En yakın mağaza aşağıda.
-
Gaat dit naar ...? Bu ...-e gider mi?Gaat dit naar het restaurant? Bu restorana gider mi?
-
Bij welke halte moet ik zijn voor ...? ... için hangi durak?Bij welke halte moet ik zijn voor het centrum? Şehir merkezi için hangi durak?
-
het station istasyonZe wachten op het station. Tren istasyonunda bekliyorlar.
-
de bushalte otobüs durağıDe bushalte is vlakbij. Otobüs durağı yakında.
-
de metrohalte metro istasyonuDeze metrohalte is erg druk. Bu metro istasyonu çok kalabalık.
-
het hotel otelJe kunt online een hotel boeken. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.
-
de apotheek eczaneMark werkt bij de apotheek. Mark eczanede çalışıyor.
-
de bank bankaHij gaat naar de bank. Bankaya gidiyor.
-
het toilet tuvaletDit is een schoon toilet. Bu temiz bir tuvalet.
-
de supermarkt süpermarketWij kopen eten in de supermarkt. Süpermarketten yiyecek alırız.
-
het restaurant restoranZe vinden dat restaurant erg leuk. O restoranı çok seviyorlar.
-
het café kafeJane werkt in het café. Jane kafede çalışıyor.
-
het park parkZe houdt van het groene park. Yeşil parkı seviyor.
-
het ziekenhuis hastaneEen ziekenhuis helpt zieke mensen. Hastane hasta insanlara yardım eder.
-
de luchthaven havalimanıWe kwamen aan op de luchthaven. Havalimanına vardık.
-
het stadion stadyumWij gingen naar het stadion. Stadyuma gittik.
-
de fabriek fabrikaDeze fabriek maakt kleding. Bu fabrika kıyafet üretiyor.
-
de universiteit üniversiteZij studeert aan de universiteit. O, üniversitede okuyor.
-
de hogeschool üniversiteZij studeert aan de hogeschool. O, üniversitede okuyor.
-
de club kulüpWe zijn lid geworden van de sportclub. Spor kulübüne katıldık.
-
de gevangenis hapishaneDe crimineel is uit de gevangenis ontsnapt. Suçlu hapishaneden kaçtı.
-
de toren kuleIk zie de hoge toren. Yüksek kuleyi görüyorum.
-
het winkelcentrum alışveriş merkeziIk heb schoenen gekocht in het winkelcentrum. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.
-
het gemeentehuis belediye binasıWe hebben afgesproken bij het gemeentehuis. Belediye binasında buluştuk.
-
het politiebureau karakolIk zie het politiebureau. Karakolu görüyorum.
-
de brandweerkazerne itfaiye istasyonuIk woon vlak bij de brandweerkazerne. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.
-
Sla linksaf Sola dönSla linksaf hier. Burada sola dön.
-
sla rechtsaf sağa dönSla rechtsaf bij het kruispunt. Kavşakta sağa dön.
-
Ga rechtdoor Dümdüz gitGa rechtdoor naar school. Okula dümdüz git.
-
Het is dichtbij yakınHet is dichtbij. Yakın.
Kelime 401–500
-
Het is ver Uzak.Het is ver. Uzak.
-
aan de overkant van de straat caddenin karşısındaHij woont aan de overkant van de straat. O, caddenin karşısında oturuyor.
-
op de hoek KöşedeZe staat op de hoek te wachten. Köşede bekliyor.
-
bij het stoplicht Trafik ışığındaWe stopten bij het stoplicht. Trafik ışığında durduk.
-
op het kruispunt KavşaktaDe bar is op het kruispunt. Bar kavşakta.
-
het zebrapad yaya geçidiDat zebrapad is erg veilig. O yaya geçidi çok güvenli.
-
één blok verderop Bir blok ötedeHet museum is één blok verderop. Müze bir blok ötede.
-
de borden volgen Tabelaları takip etJe moet de borden volgen naar de veiligheid. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.
-
de koffer valizHeb je je koffer al ingepakt? Valizini çoktan hazırladın mı?
-
de magneet mıknatısDe kleine magneet is een cadeau. Küçük mıknatıs bir hediye.
-
de haarborstel saç fırçasıZe kan haar haarborstel niet vinden. Saç fırçasını bulamıyor.
-
het kussen yastıkDit kussen is zacht en warm. Bu yastık yumuşak ve sıcak.
-
de deken battaniyePak een deken als je het koud hebt. Üşüyorsan bir battaniye al.
-
de matras yatakOnze nieuwe matras ligt echt heerlijk. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.
-
het gordijn perdeDoe alsjeblieft het gordijn open, het is donker. Lütfen perdeyi aç, karanlık.
-
de jaloezieën jaluziIk doe 's avonds meestal de jaloezieën dicht. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.
-
het tapijt halıEr ligt stof onder het tapijt. Halının altında toz var.
-
de vaas vazoDeze vaas ziet er duur uit. Bu vazo pahalı görünüyor.
-
de bezem süpürgeHeeft dit appartement een bezem? Bu dairede süpürge var mı?
-
het wc-papier tuvalet kağıdıOh nee, het wc-papier is op! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!
-
de wol yünHet schaap heeft dikke wol. Koyunun kalın bir yünü var.
-
het metaal metalWe hebben hout en metaal nodig. Odun ve metale ihtiyacımız var.
-
plastic plastikZe wast de plastic kom. Plastik kaseyi yıkıyor.
-
het leer deriIk heb een nieuwe leren tas gekocht. Yeni bir deri çanta aldım.
-
de katoen pamukDe boer verbouwt katoen. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.
-
de zijde ipekDeze zijde is erg zacht. Bu ipek çok yumuşak.
-
het rubber kauçukDe bal is gemaakt van rubber. Top kauçuktan yapılmıştır.
-
de denim kotHij kocht dikke denimstof. Kalın bir kot kumaş satın aldı.
-
keramisch seramikZe waste de keramische kom af. Seramik kaseyi yıkadı.
-
het marmer mermerZe sneden het witte marmer. Beyaz mermeri kestiler.
-
de baksteen tuğlaHij houdt een rode baksteen vast. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.
-
het staal çelikZe maken de gereedschappen van staal. Aletleri çelikten yapıyorlar.
-
achter arkasındaHet staat achter dat gebouw. O, şu binanın arkasında.
-
voor önündeZij staat voor mij. O benim önümde.
-
tussen arasındaHet park ligt tussen twee huizen. Park iki evin arasında.
-
naast yanındaDie winkel ligt naast mijn huis. O mağaza evimin yanında.
-
de tegenovergestelde tersWij gaan de tegenovergestelde richting op. Ters yöne gidiyoruz.
-
tegenover karşısındaWij wonen tegenover de winkel. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.
-
om de hoek hemen köşedeZe woont nu om de hoek. O şimdi hemen köşede yaşıyor.
-
richting -e doğruDe kinderen lopen richting de grote boom. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.
-
voorbij yanındanJe moet voorbij de brug gaan. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.
-
aan het einde van de straat sokağın sonundaIk woon aan het einde van de straat. Sokağın sonunda yaşıyorum.
-
aan de linkerkant soldaZij parkeert aan de linkerkant. Solda park ediyor.
-
aan de rechterkant sağdaZe staan aan de rechterkant. Onlar sağda.
-
boven üzerindeDe zon staat boven de berg. Güneş dağın üzerindedir.
-
onder aşağısındaHet dorp ligt onder de berg. Köy dağın aşağısında.
-
bovenop en üstteDe doos staat bovenop. Kutu en üstte.
-
vlakbij yakınındaIk woon vlakbij de rivier. Nehrin yakınında yaşıyorum.
-
in het midden ortasındaHij staat in het midden. Tam ortasında duruyor.
-
binnen içindeDe hond is binnen in het huis. Köpek evin içinde.
-
de plek yerWe hebben een veilige plek gevonden. Güvenli bir yer bulduk.
-
de winkel mağazaWij kopen eten in de winkel. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.
-
het huis evHet gezin woont in dat huis. Aile o evde yaşıyor.
-
het busstation otogarIk wacht bij het busstation. Otogarda bekliyorum.
-
het stadscentrum şehir merkeziIk woon vlak bij het stadscentrum. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.
-
het winkelcentrum alışveriş merkeziHet winkelcentrum is erg groot. Alışveriş merkezi çok büyük.
-
de fontein çeşmeDie fontein heeft heel helder water. O çeşmenin suyu çok berrak.
-
de rotonde döner kavşakDeze rotonde helpt het verkeer. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.
-
de kruising kavşakWe stopten bij de kruising. Kavşakta durduk.
-
de brug köprüMensen lopen over de brug. İnsanlar köprüden yürür.
-
de tunnel tünelDe auto rijdt door een tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.
-
het stopbord dur tabelasıJe moet je aan het stopbord houden. Dur tabelasına uyman gerekiyor.
-
het viaduct üst geçitZe hebben bij ons in de buurt een viaduct gebouwd. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.
-
de tunnel alt geçitWe lopen door de tunnel. Alt geçitten yürüyeceğiz.
-
de bezienswaardigheid simgesel yapıDe bezienswaardigheid ligt vlak bij de rivier. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.
-
het verkeersbord trafik işaretiDit verkeersbord betekent stoppen. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.
-
het standbeeld heykelHij zag het prachtige standbeeld. Güzel heykeli gördü.
-
het monument anıtZe bezochten het hoge monument. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.
-
het noorden kuzeyHet noorden van deze stad is interessant. Bu şehrin kuzeyi ilginç.
-
het zuiden güneyDe wind komt uit het zuiden. Rüzgâr güneyden geliyor.
-
oosten doğuDe wind komt uit het oosten. Rüzgâr doğudan geliyor.
-
het westen batıDe zon gaat onder in het westen. Güneş batıda batar.
-
het noordoosten kuzeydoğuBen woont in het noordoosten. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
het noordwesten kuzeybatıDie staat ligt in het noordwesten. O eyalet kuzeybatıda.
-
zuidoosten güneydoğuHij woont in het zuidoosten van het land. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
het zuidwesten güneybatıZe reden naar het zuidwesten. Güneybatıya doğru sürdüler.
-
de U-bocht U dönüşüDit is een U-bocht. Bu bir U dönüşü.
-
de doodlopende weg çıkmaz sokakDie straat is een doodlopende weg. O sokak bir çıkmaz sokak.
-
de roltrap yürüyen merdivenDe roltrap brengt je naar de bovenste verdieping. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.
-
de hellingbaan rampaRolstoelen hebben hellingbanen nodig. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.
-
het weer havaHet is vandaag mooi weer. Bugün hava güzel.
-
zonnig güneşliHij houdt van een zonnige dag. Güneşli bir günü sever.
-
bewolkt bulutluZe verwachten een bewolkte middag. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.
-
regenachtig yağmurluEen regenachtige dag kan gezellig zijn. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.
-
winderig rüzgarlıHet is buiten winderig. Dışarısı rüzgarlı.
-
heet sıcakDeze thee is erg heet. Bu çay çok sıcak.
-
koud soğukDe koude wind waait in de winter. Kışın soğuk rüzgar eser.
-
warm ılıkHet was vandaag warm op het strand. Bugün plaj ılıktı.
-
de lente ilkbaharDe bloemen houden van de lente. Çiçekler ilkbaharı sever.
-
de zomer yazDe zomer is een erg heet seizoen. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.
-
de herfst sonbaharDe herfst is mijn favoriete seizoen. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.
-
de winter kışWinter kan hier erg koud zijn. Kış burada çok soğuk olabilir.
-
de zon güneşDe zon schijnt aan de hemel. Güneş gökyüzünde parlıyor.
-
de maan ayIk zie de heldere maan. Parlak ayı görüyorum.
-
de ster yıldızIk zie een heldere ster. Parlak bir yıldız görüyorum.
-
de lucht gökyüzüVogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
de wolk bulutEen donkere wolk verbergt de zon. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.
-
de regen yağmurDe regen valt uit de lucht. Yağmur gökyüzünden yağıyor.
-
de wind rüzgarWij voelen de koude wind. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.
-
de storm fırtınaDe sterke storm brak de bomen. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.
Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.