En çok kullanılan 1000 Felemenkçe kelime
Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.
Bu 1000 kelimeyi uygulamada öğren
Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.
Bu liste nasıl sıralandı?
Liste, Flashcardly Felemenkçe kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.
Liste
Dinlemek için bir resme dokun.
Kelime 1–100
-
Hallo MerhabaHallo, hoe gaat het? Merhaba, nasılsın?
-
Welkom hoş geldinizWelkom in ons huis. Evimize hoş geldiniz.
-
Goedemorgen GünaydınGoedemorgen! Günaydın!
-
ja evetJa, ik begrijp het. Evet, anlıyorum.
-
Goedenavond İyi akşamlarGoedenavond! İyi akşamlar!
-
nee hayırZe zei nee. Hayır dedi.
-
doei Hoşça kalDoei, Anna! Hoşça kal, Anna!
-
Goedemiddag TünaydınGoedemiddag! Tünaydın!
-
Tot snel Yakında görüşürüzTot snel, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!
-
Tot morgen Yarın görüşürüzTot morgen! Yarın görüşürüz!
-
Aangenaam Memnun oldumAangenaam kennis te maken! Ben de memnun oldum!
-
Hoe gaat het met je Nasılsın?Hoe gaat het met je vandaag? Bugün nasılsın?
-
de man adamDe man leest het boek. Adam kitabı okuyor.
-
de vrouw kadınDe vrouw draagt een hoed. Kadın şapka takıyor.
-
de jongen erkek çocukDe jongen speelt met speelgoed. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.
-
het meisje kızHet meisje heeft een bal. Kızın bir topu var.
-
de persoon kişiHij is een aardig persoon. O iyi bir kişi.
-
de mensen insanlarDe mensen zijn erg blij. İnsanlar çok mutlu.
-
de volwassene yetişkinIk ben een volwassene. Ben bir yetişkinim.
-
de baby bebekDe baby heeft melk nodig. Bebeğin süte ihtiyacı var.
-
meneer BayMeneer Smith leest graag boeken. Bay Smith kitap okumayı sever.
-
mevrouw BayanMevrouw Smith is een lerares. Bayan Smith bir öğretmen.
-
de buurman komşuMijn buurman is erg vriendelijk. Komşum çok cana yakın.
-
de vriend arkadaşMijn vriend leest graag boeken. Arkadaşım kitap okumayı sever.
-
vandaag bugünVandaag is een goede dag. Bugün güzel bir gün.
-
morgen yarınMorgen is een nieuwe dag. Yarın yeni bir gün.
-
gisteren dünIk heb haar gisteren gezien. Onu dün gördüm.
-
nu şimdiHij wil het nu. Onu şimdi istiyor.
-
de middag öğleden sonraIk vind de middag fijn. Öğleden sonrayı severim.
-
de avond akşamDe avond is rustig. Akşam sessiz.
-
de minuut dakikaWe hebben vijf minuten nodig. Beş dakikaya ihtiyacımız var.
-
de ochtend sabahIk eet 's ochtends mijn ontbijt. Sabah kahvaltı yaparım.
-
later sonraIk doe het later. Onu sonra yapacağım.
-
vroeg erkenZij wordt vroeg wakker. O erken uyanır.
-
te laat geçHij is vaak te laat. O sık sık geç kalır.
-
het uur saatDe les duurt één uur. Ders bir saat sürüyor.
-
Hoe heet je? Adın ne?Hoe heet je? Adın ne?
-
Mijn naam is Benim adımMijn naam is Emily. Benim adım Emily.
-
Waar kom je vandaan? NerelisinWaar kom je vandaan? Nerelisin?
-
Ik kom uit ... AlmanyalıyımIk kom uit Duitsland. Ben Almanyalıyım.
-
Waar woon je Nerede yaşıyorsun?Waar woon je? Nerede yaşıyorsun?
-
Ik woon in ...'da yaşıyorumIk woon in Japan. Japonya'da yaşıyorum.
-
Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?
-
ik spreek konuşuyorumIk spreek goed Engels. İngilizceyi iyi konuşuyorum.
-
Ik spreek een beetje ... Biraz konuşuyorumIk spreek een beetje Frans. Fransızca biraz konuşuyorum.
-
Waar ben je geboren Nerede doğdunWaar ben je geboren? Nerede doğdun?
-
Wat is je achternaam? Soyadın ne?Wat is je achternaam? Soyadın ne?
-
Dit is mijn vriend(in) Bu arkadaşımDit is mijn vriendin Lisa. Bu arkadaşım Lisa.
-
maken yapmakIk maak goede koffie. Güzel kahve yaparım.
-
krijgen almakHij kreeg een cadeau. O bir hediye aldı.
-
hebben sahip olmakEmma heeft een auto. Emma bir arabaya sahip.
-
eten yemekZij eten appels. Onlar elma yiyorlar.
-
drinken içmekDrink jij koffie? Kahve içer misin?
-
slapen uyumakIk wil nu slapen. Şimdi uyumak istiyorum.
-
zien görmekKun je het huis zien? Evi görebiliyor musun?
-
kijken naar bakmakAdam vindt het leuk om naar foto's te kijken. Adam resimlere bakmayı sever.
-
lezen okumakDe student leest boeken. Öğrenci kitap okur.
-
openen açmakZij opent het raam. O, pencereyi açıyor.
-
sluiten kapatmakIk sluit de deur. Kapıyı kapatıyorum.
-
komen gelmekJe komt hier elke dag. Buraya her gün geliyorsun.
-
alsjeblieft LütfenWil je alsjeblieft de deur openen? Lütfen kapıyı açın.
-
Dank je wel Teşekkür ederimDank je wel voor je hulp. Yardımın için teşekkür ederim.
-
Graag gedaan. Rica ederimGraag gedaan. Rica ederim.
-
Pardon AffedersinizPardon, ik heb hulp nodig. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.
-
sorry Özür dilerimHet spijt me. Özür dilerim.
-
Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?
-
Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?Kun je dat alsjeblieft herhalen? Onu tekrar edebilir misin lütfen?
-
Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?
-
Mag ik ... alsjeblieft? ... alabilir miyim lütfen?Mag ik water alsjeblieft? Su alabilir miyim lütfen?
-
ik zou graag ... willen ... istiyorumIk zou graag nog wat thee willen. Biraz daha çay istiyorum.
-
Mag ik ...? alabilir miyimMag ik wat water? Biraz su alabilir miyim?
-
Is het goed als ...? Sakıncası var mı?Is het goed als ik ga zitten? Oturmamın sakıncası var mı?
-
nul sıfırNul is minder dan één. Sıfır birden küçüktür.
-
één birIk heb één appel. Bir elmam var.
-
twee ikiEr zijn twee katten. İki kedi var.
-
drie üçNee, drie is te veel. Hayır, üç çok fazla.
-
vier dörtGeef me er vier, alsjeblieft. Bana dört tane ver, lütfen.
-
vijf beşIk heb vijf honden. Beş köpeğim var.
-
zes altıHij kwam met zes vrienden. Altı arkadaşıyla geldi.
-
zeven yediIk ren zeven kilometer. Yedi kilometre koşuyorum.
-
acht sekizEen spin heeft acht poten. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.
-
negen dokuzNegen is mijn geluksgetal. Dokuz benim uğurlu sayımdır.
-
tien onWij hebben tien vingers. On parmağımız var.
-
plus artıTwee plus twee is vier. İki artı iki dört eder.
-
Ik begrijp het niet AnlamıyorumIk begrijp het niet. Anlamıyorum.
-
Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?
-
Iets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfenIets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfen.
-
Wat betekent dat? Bu ne demek?Wat betekent dat? Bu ne demek?
-
Hoe zeg je dat in ...? nasıl denir?Hoe zeg je dat in het Spaans? Bu İspanyolcada nasıl denir?
-
Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?
-
Kun je het opschrijven? Bunu yazabilir misin?Kun je het opschrijven, alsjeblieft? Bunu yazabilir misin, lütfen?
-
Kun je me ... laten zien Bana gösterebilir misin?Kun je me de foto laten zien? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?
-
Spreek je ...? ... konuşuyor musun?Spreek je Engels? İngilizce konuşuyor musun?
-
Een momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfenEen momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfen.
-
Ik denk het wel. Öyle düşünüyorumIk denk het ook. Ben de öyle düşünüyorum.
-
Ik weet het niet. BilmiyorumIk weet het niet. Bilmiyorum.
-
dit buDit is mijn rode auto. Bu benim kırmızı arabam.
-
die oDie hond is erg vriendelijk. O köpek çok arkadaş canlısı.
-
hier buradaIk vind het fijn om hier te zijn. Burada olmayı seviyorum.
-
daar oradaWe spreken daar na het werk af. İşten sonra orada buluşuruz.
Kelime 101–200
-
nog een başka birHij wil nog een stukje taart. Başka bir dilim pasta istiyor.
-
hetzelfde aynıWij dragen hetzelfde blauwe shirt. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.
-
deze bunlarDeze appels zijn klaar om te eten. Bunlar yemeye hazır.
-
die oDie koekjes zien er erg lekker uit. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.
-
precies hier tam buradaDe sleutels liggen precies hier. Anahtarlar tam burada.
-
daar oradaMijn schoenen staan daar. Ayakkabılarım orada.
-
boven op üstündeDe kat zit boven op de tafel. Kedi masanın üstünde.
-
onder altındaDe hond zit onder de tafel. Köpek masanın altında.
-
Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?
-
Lang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman olduLang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
-
Waar geniet je van Nelerden hoşlanırsın?Waar geniet je van? Nelerden hoşlanırsın?
-
Wat ben je aan het doen ...? Neler yapıyorsun?Wat ben je nu aan het doen? Şu an neler yapıyorsun?
-
Prettige dag İyi günlerPrettige dag nog, John! İyi günler, John!
-
Pas goed op jezelf Kendine iyi bakPas goed op jezelf. Tot morgen. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.
-
Veel succes! Bol şanslarVeel succes! Ik geloof in je! Bol şanslar! Sana inanıyorum!
-
Gefeliciteerd! TebriklerGefeliciteerd! Je hebt het zware werk afgerond. Tebrikler! Zor işi bitirdin.
-
Proost! Şerefe!Proost! Şerefe!
-
Geen probleem Sorun değil.Geen probleem, ik kan je helpen. Sorun değil, sana yardım edebilirim.
-
Maak je geen zorgen Merak etmeMaak je geen zorgen, het komt wel goed. Merak etme, her şey iyi olacak.
-
Dat klinkt goed Kulağa hoş geliyorDat klinkt goed voor mij, bedankt! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!
-
weten bilmekJe weet het antwoord nu. Cevabı şimdi biliyorsun.
-
vragen sormakJe kunt het aan je broer vragen. Erkek kardeşine sorabilirsin.
-
horen duymakKun je dat geluid horen? O sesi duyabiliyor musun?
-
leren öğrenmekJe leert elke dag iets nieuws. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.
-
praten met konuşmakVind je het leuk om met je vrienden te praten? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?
-
zeggen demekIk wil iets zeggen. Bir şey demek istiyorum.
-
kiezen seçmekJe kiest je favoriete kleur. En sevdiğin rengi seçersin.
-
schrijven yazmakDe studenten schrijven een verhaal. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.
-
bellen aramakIk ga je bellen. Seni arayacağım.
-
luisteren naar dinlemekIk luister naar de radio. Radyo dinliyorum.
-
studeren çalışmakIk moet hard studeren voor elke toets. Her sınava çok çalışırım.
-
vertellen söylemekHij vertelt me zijn naam. Bana adını söylüyor.
-
ontmoeten buluşmakIk ontmoet je morgen. Seninle yarın buluşacağım.
-
zich aansluiten bij katılmakZij zal zich bij onze groep aansluiten. Grubumuza katılacak.
-
genieten van keyif almakWij genieten van de muziek. Müzikten keyif alıyoruz.
-
beschrijven betimlemekDe jongen beschreef het dier. Çocuk hayvanı betimledi.
-
uitleggen açıklamakZij zal het probleem uitleggen. Sorunu o açıklayacak.
-
lesgeven öğretmekIk lesgeef de nieuwe studenten. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.
-
voorstellen tanıştırmakIk zal mijn vriend voorstellen. Arkadaşımı tanıştıracağım.
-
accepteren kabul etmekZij accepteert het cadeau. Hediyeyi kabul ediyor.
-
weigeren reddetmekHet kind weigert het eten. Çocuk yemeği reddediyor.
-
beloven söz vermekIk beloof dat ik je zal helpen. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.
-
bespreken tartışmakZij bespreken het nieuwe plan. Yeni planı tartışıyorlar.
-
contact opnemen met iletişime geçmekIk zal contact opnemen met de dokter. Doktorla iletişime geçeceğim.
-
lachen gülmekDe kinderen lachen hard. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.
-
schreeuwen bağırmakDe jongen schreeuwt om hulp. Çocuk yardım için bağırıyor.
-
fluisteren fısıldamakHij fluistert in mijn oor. Kulağıma fısıldıyor.
-
zwaaien el sallamakZe zwaait gedag. Vedalaşmak için el sallıyor.
-
knikken başını sallamakDe vrouw knikt met haar hoofd. Kadın başını sallıyor.
-
knuffelen sarılmakDe moeder knuffelt haar kind. Anne çocuğuna sarılıyor.
-
kussen öpmekDe moeder kust haar kind. Anne çocuğunu öpüyor.
-
wijzen işaret etmekHet kind wijst naar de hond. Çocuk köpeği işaret ediyor.
-
knipperen göz kırpmakHij knippert snel met zijn ogen. Hızlıca göz kırpıyor.
-
fronsen kaşlarını çatmakDe vader fronst naar zijn zoon. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.
-
gapen esnemekDe vermoeide man gaapt. Yorgun adam esniyor.
-
snuiven koklamakDe hond snuift aan het eten. Köpek yemeği kokluyor.
-
goed iyiZij is een goede persoon. O iyi bir insan.
-
slecht kötüDie melk ruikt slecht. O süt kötü kokuyor.
-
groot büyükDe grote hond kan springen. Büyük köpek zıplayabilir.
-
klein küçükDe baby heeft kleine handjes. Bebeğin küçük elleri var.
-
fout yanlışJe antwoord is fout. Cevabın yanlış.
-
makkelijk kolayDeze som is makkelijk. Bu matematik problemi kolay.
-
moeilijk zorDie toets was moeilijk. O sınav zordu.
-
snel hızlıAuto's rijden erg snel. Arabalar çok hızlı gider.
-
langzaam yavaşDe schildpad is erg langzaam. Kaplumbağa çok yavaş.
-
nieuw yeniDit is een nieuwe auto. Bu yeni bir araba.
-
waar doğruIs dit verhaal waar? Bu hikaye doğru mu?
-
onjuist yanlışHet antwoord is onjuist. Cevap yanlış.
-
Ik wil istiyorumIk wil pizza eten. Pizza yemek istiyorum.
-
ik moet ... gerekiyorIk moet haar bellen. Onu aramam gerekiyor.
-
ik ga ... -eceğimIk ga zo eten. Birazdan yemek yiyeceğim.
-
ik zou graag ... isterimIk zou graag tennissen. Tenis oynamak isterim.
-
ik moet zorundayımIk moet nu gaan. Şimdi gitmek zorundayım.
-
Mag ik ... alabilir miyimMag ik water, alsjeblieft? Su alabilir miyim, lütfen?
-
help me met ... bana yardım etHelp me alsjeblieft met deze tas. Lütfen bu çantayla bana yardım et.
-
laat me zien hoe je ... bana nasıl ... gösterLaat me zien hoe je dit doet. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.
-
Ik kan nu niet ... şu an ...-amamIk kan nu niet helpen. Şu an yardım edemem.
-
Ik probeer te -maya çalışıyorumIk probeer te slapen nu. Şu an uyumaya çalışıyorum.
-
Is het mogelijk om ... ... mümkün mü?Is het mogelijk om hier te zwemmen? Burada yüzmek mümkün mü?
-
Waar kan ik ... Nerede ...-ebilirim?Waar kan ik lunchen? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?
-
maandag PazartesiMaandag is de eerste dag. Pazartesi ilk gündür.
-
dinsdag SalıDinsdag is altijd leuk. Salı her zaman eğlencelidir.
-
woensdag ÇarşambaZe gaat woensdag naar huis. O çarşamba günü eve gider.
-
donderdag PerşembeHij komt op donderdag. Perşembe günü geliyor.
-
vrijdag CumaVrijdag is de beste dag. Cuma en iyi gündür.
-
zaterdag CumartesiIk vertrek op zaterdag. Cumartesi günü ayrılıyorum.
-
zondag PazarIk ga op zondag uitrusten. Pazar günü dinleneceğim.
-
de doordeweekse dag hafta içiZe werkt elke doordeweekse ochtend. Hafta içi her sabah çalışıyor.
-
het weekend hafta sonuWie houdt er niet van het weekend? Hafta sonunu kim sevmez?
-
dagelijks her günWij lezen dagelijks de krant. Gazeteyi her gün okuruz.
-
wekelijks haftalıkIk kijk meestal wekelijks naar het nieuws. Haberleri genellikle haftalık izlerim.
-
maandelijks aylıkZij betalen de maandelijkse prijs. Aylık fiyatı ödüyorlar.
-
de dag günWe hebben één dag gewacht. Bir gün bekledik.
-
de nacht geceWij slapen 's nachts. Biz geceleri uyuruz.
-
de week haftaWe zijn één week gebleven. Bir hafta kaldık.
-
de maand ayHij heeft één maand gewerkt. Bir ay boyunca çalıştı.
-
het jaar yılWe hebben één jaar gewacht. Bir yıl bekledik.
-
de tijd zamanWe hebben meer tijd nodig. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
-
het moment anHij wachtte even een moment. Bir an bekledi.
-
de toekomst gelecekIk denk na over de toekomst. Geleceği düşünüyorum.
Kelime 201–300
-
uur saatIk word om zeven uur wakker. Saat yedide uyanırım.
-
de middernacht gece yarısıWe vertrekken om middernacht. Gece yarısı yola çıkacağız.
-
de middag öğle vaktiDe zon is heet op de middag. Öğle vakti güneş sıcaktır.
-
vanavond bu geceDe gasten komen vanavond aan. Misafirler bu gece gelecekler.
-
de hulp yardımHulp! Ik zit in de problemen. Yardım et! Başım dertte.
-
het gevaar tehlikeWe zijn in gevaar! Tehlikedeyiz!
-
de politie polisBel de politie! Polisi ara!
-
de dokter doktorIk heb een dokter nodig! Bir doktora ihtiyacım var!
-
de ambulance ambulansBel een ambulance! Ambulans çağır!
-
de brandweerman itfaiyeciDe brandweermannen zijn helden. İtfaiyeciler kahramandır.
-
het ongeluk kazaIk heb een ongeluk gehad. Kaza yaptım.
-
beschermen korumakDe politie moet ons beschermen. Polis bizi korur.
-
waarschuwen uyarmakIk moet ze waarschuwen! Onları uyarmam lazım!
-
de wekker alarmDe wekker ging af! Alarm çaldı!
-
de brand yangınEr is brand! Yangın var!
-
de rook dumanEr komt rook uit het gebouw! Binadan duman çıkıyor!
-
werken als olarak çalışmakZe werken als verpleegkundigen in het ziekenhuis. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.
-
kopen satın almakJe kunt hier fruit kopen. Burada meyve satın alabilirsin.
-
betalen ödemekJe moet hiervoor betalen. Bunun için ödemelisin.
-
verkopen satmakZe verkopen hier vers fruit. Burada taze meyve satıyorlar.
-
leggen koymakHij legt het boek op tafel. Kitabı masaya koyuyor.
-
zitten oturmakEmma zit in die stoel. Emma o sandalyede oturuyor.
-
staan durmakIk sta bij de deur. Kapının yanında duruyorum.
-
zwemmen yüzmekZij kunnen snel zwemmen. Onlar hızlı yüzebilirler.
-
rijden araba sürmekJe moet voorzichtig rijden. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.
-
plannen planlamakZij plannen om binnenkort op bezoek te komen. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.
-
afmaken bitirmekHij kan zijn huiswerk later afmaken. Ödevini daha sonra bitirebilir.
-
geven vermekIk geef cadeaus aan vrienden. Arkadaşlara hediyeler veririm.
-
elf on birIk krijg altijd elf stukken. Her zaman on bir parça alırım.
-
twaalf on ikiEr zitten twaalf eieren in een doos. Bir kartonda on iki yumurta var.
-
dertien on üçHet getal dertien brengt ongeluk. On üç sayısı uğursuzdur.
-
veertien on dörtHet appartementencomplex heeft veertien verdiepingen. Apartmanın on dört katı var.
-
vijftien on beşIk sla het boek open op pagina vijftien. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.
-
zestien on altıDat is zestien keer meer! Bu on altı kat daha fazla!
-
zeventien on yediWij hebben zeventien potloden. On yedi kalemimiz var.
-
achttien on sekizHet is achttien meter hoog. On sekiz metre yüksekliğinde.
-
negentien on dokuzNegentien is mijn lievelingsgetal. On dokuz benim en sevdiğim sayı.
-
twintig yirmiZij heeft twintig kleine appels nodig. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.
-
dertig otuzHij is dertig jaar oud. O otuz yaşında.
-
honderd yüzHij telde tot honderd. Yüze kadar saydı.
-
veertig kırkZe heeft in totaal veertig potloden. Toplamda kırk kalemi var.
-
vijftig elliHij heeft vijftig dollar. Onun elli doları var.
-
zestig altmışJohn is zestig jaar oud. John altmış yaşında.
-
zeventig yetmişMijn opa is zeventig. Dedem yetmiş yaşında.
-
tachtig seksenIk heb tachtig gram suiker. Seksen gram şekerim var.
-
negentig doksanHij heeft negentig boeken om te lezen. Okuyacak doksan kitabı var.
-
duizend binDuizend is een groot getal. Bin büyük bir sayıdır.
-
miljoen milyonDie auto kost een miljoen dollar. O araba bir milyon dolar.
-
helft yarımHij at de helft van de pizza op. Yarım pizzayı yedi.
-
het kwart çeyrekEr is nog maar een kwart van over. Onların sadece çeyreği kaldı.
-
het dozijn düzineIk koop een dozijn eieren in de winkel. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.
-
het paar çiftDat paar schoenen is schoon. O çift ayakkabı temiz.
-
eerste birinciHij won gemakkelijk de eerste plaats. Birinci sırayı kolayca kazandı.
-
tweede ikinciDit is de tweede keer dat ik hier ben. Bu benim buradaki ikinci seferim.
-
derde üçüncüZe eindigden op de derde plaats. Üçüncü sırada bitirdiler.
-
vierde dördüncüIk sta als vierde in de rij. Sırada dördüncüyüm.
-
vijfde beşinciZij zit in de vijfde rij. O, beşinci sırada.
-
zesde altıncıHij is de zesde persoon. O, altıncı kişi.
-
zevende yedinciZe wonen op de zevende verdieping. Yedinci katta oturuyorlar.
-
achtste sekizinciDit is de achtste appel. Bu sekizinci elma.
-
negende dokuzuncuDe negende dag is een feestdag. Dokuzuncu gün tatildir.
-
tiende onuncuZij staat op de tiende plaats. O, onuncu sırada.
-
elfde on birinciZe vieren hun elfde jubileum. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.
-
twaalfde on ikinciDat is de twaalfde maand. O, on ikinci ay.
-
altijd her zamanIk drink 's ochtends altijd koffie. Sabahları her zaman kahve içerim.
-
meestal genellikleHij eet meestal rond het middaguur zijn lunch. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.
-
vaak sık sıkMensen eten hier vaak pizza. İnsanlar burada sık sık pizza yer.
-
soms bazenZij gaat soms naar de bibliotheek. Bazen kütüphaneye gider.
-
zelden nadirenIk eet zelden fastfood. Nadiren fast food yerim.
-
nooit aslaZij gaan nooit naar die winkel. O mağazaya asla gitmezler.
-
elke dag her günWij eten elke dag chocolade. Her gün çikolata yeriz.
-
elke week her haftaZij zwemt elke week. O her hafta yüzer.
-
in het weekend hafta sonlarıIk ontspan in het weekend thuis. Hafta sonları evde dinlenirim.
-
in de ochtend sabahMensen eten 's ochtends ontbijt. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.
-
’s nachts geceZe slapen ’s nachts in hun bedden. Onlar gece yataklarında uyurlar.
-
na het werk işten sonraHij ontspant elke dag na het werk. Her gün işten sonra dinlenir.
-
één keer per ... haftada birIk ga één keer per week. Haftada bir giderim.
-
twee keer per haftada iki kezMijn vader komt twee keer per week op bezoek. Babam haftada iki kez ziyaret eder.
-
om de ... iki haftada birZe komen om de week langs. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.
-
ten minste en azHij eet ten minste één appel per dag. O her gün en az bir elma yer.
-
hooguit en fazlaIk koop er hooguit twee. En fazla iki tane alacağım.
-
meer dan den fazlaDit is meer dan genoeg eten. Bu, yeterinden fazla yemek.
-
minder dan den daha azJe hebt minder dan de vorige keer. Geçen seferden daha az aldın.
-
een beetje birazHij heeft een beetje hulp nodig. Biraz yardıma ihtiyacı var.
-
een beetje birazZe at een beetje van de taart. Biraz kek yedi.
-
veel çokIk studeer veel. Çok çalışıyorum.
-
te veel çok fazlaZe aten te veel taart. Çok fazla kek yediler.
-
niet genoeg yeterli değilDit bedrag is niet genoeg. Bu miktar yeterli değil.
-
geleden önceIk ben twee dagen geleden aangekomen. İki gün önce geldim.
-
binnenkort yakındaMijn vriend komt binnenkort aan. Arkadaşım yakında gelecek.
-
nog hâlâIk heb nog honger. Hâlâ açım.
-
ooit hiçHeb je ooit de oceaan gezien? Hiç okyanus gördün mü?
-
nog niet henüzMijn vriend is nog niet gearriveerd. Arkadaşım henüz gelmedi.
-
meteen hemenIk heb meteen hulp nodig. Hemen yardıma ihtiyacım var.
-
misschien belkiMisschien komt ze later. Belki o daha sonra gelir.
-
eens bir araWe zullen elkaar eens ontmoeten. Bir ara buluşuruz.
-
altijd her zamanJe kunt ons altijd bezoeken. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.
-
vóór önceWij vertrokken vóór de storm. Fırtınadan önce ayrıldık.
-
na sonraWe vertrekken na de maaltijd. Yemekten sonra ayrılacağız.
-
tegenwoordig bugünlerdeMensen reizen tegenwoordig meer. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.
Kelime 301–400
-
januari OcakJanuari is de eerste maand. Ocak birinci aydır.
-
februari ŞubatFebruari is meestal een korte maand. Şubat genellikle kısa bir aydır.
-
maart MartIk bezoek hen meestal in maart. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.
-
april NisanDe basketbalwedstrijd is in april. Basketbol maçı nisanda.
-
mei MayısMijn eindexamen is in mei. Final sınavım mayısta.
-
juni HaziranIk weet het antwoord in juni. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.
-
juli TemmuzJuli is meestal een erg warme maand. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.
-
augustus AğustosKunnen we in augustus weer afspreken? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?
-
september EylülMijn vakantie is in september. Tatilim eylülde.
-
oktober EkimIs je verjaardag in oktober? Doğum günün ekimde mi?
-
november KasımWaarom regent het in november? Neden kasımda yağmur yağar?
-
december Aralıkdecember is de laatste maand. Aralık son aydır.
-
over üzerindenDe kat springt over de doos. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.
-
onder altındaZe wonen onder een grote boom. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.
-
door içindenHij loopt door de deur. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.
-
langs boyuncaWij lopen langs het strand. Sahil boyunca yürüyoruz.
-
rond etrafındaMensen lopen rond het park. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.
-
aan de overkant van karşıyaIk ga aan de overkant van de straat. Caddeden karşıya geçiyorum.
-
in içineHij loopt langzaam de kamer in. O yavaşça odanın içine yürüyor.
-
uit dışarıHet kind rent de school uit. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.
-
omhoog yukarıZe kijkt omhoog naar de wolken. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.
-
neer aşağıDe hond legde de bal neer. Köpek topu aşağıya koydu.
-
naar boven üst katIk ga naar boven om te slapen. Uyumak için üst kata çıkıyorum.
-
beneden alt kattaIk hoor geluiden beneden. Alt katta sesler duyuyorum.
-
meebrengen getirmekZij brengen eten mee naar het feest. Partiye yemek getiriyorlar.
-
pakken almakJe pakt altijd mijn pen. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.
-
dragen taşımakHij kan de doos dragen. O kutuyu taşıyabilir.
-
ophalen teslim almakKun je het pakketje ophalen? Paketi teslim alabilir misin?
-
laten vallen düşürmekAls ik de telefoon laat vallen, gaat hij kapot. Telefonu düşürürsem kırılır.
-
aanreiken uzatmakKun je me het zout aanreiken? Tuzu bana uzatabilir misin?
-
neerzetten yere koymakWij zetten onze rugzakken neer. Sırt çantalarımızı yere koyduk.
-
opruimen kaldırmakIk ruim mijn speelgoed op. Oyuncaklarımı kaldırdım.
-
buitenzetten dışarı çıkarmakZij buitenzet het vuilnis. Çöpü dışarı çıkaracak.
-
ophangen asmakZe hangen hun jassen op. Onlar paltolarını asarlar.
-
aanzetten açmakJe zet het licht aan. Işığı açıyorsun.
-
uitzetten kapatmakKan iemand de radio uitzetten? Biri radyoyu kapatabilir mi?
-
springen atlamakDe kat springt over de muur. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.
-
gooien atmakDe jongen gooit de steen. Çocuk taşı atıyor.
-
vangen yakalamakHij vangt de bal. Topu yakalıyor.
-
rijden binmekDe jongen rijdt op een paard. Çocuk ata biniyor.
-
vliegen uçmakDe vogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
kruipen emeklemekDe baby kruipt op de vloer. Bebek yerde emekliyor.
-
overslaan atlamakZij sloeg de eerste pagina over. İlk sayfayı atladı.
-
schoppen tekmelerHet kind schopt tegen de bal. Çocuk topu tekmeliyor.
-
stuiteren zıplamakDe bal stuitert op de grond. Top yerde zıplıyor.
-
klimmen tırmanmakDe kat klimt in de boom. Kedi ağaca tırmanıyor.
-
duiken dalmakDe jongen duikt in het water. Çocuk suya dalıyor.
-
glijden kaymakDe doos glijdt over de vloer. Kutu yerde kayıyor.
-
knijpen çimdiklemekHij kneep in mijn arm. Kolumu çimdikledi.
-
knijpen sıkmakZij knijpt in mijn hand. Elimi sıkıyor.
-
prikken dürtmekHet kind prikte in mijn arm. Çocuk kolumu dürttü.
-
aaien sevmekDe jongen aait de hond. Çocuk köpeği seviyor.
-
wrijven ovmakIk wrijf in mijn vermoeide ogen. Yorgun gözlerimi ovuyorum.
-
draaien bükmekDe man draait aan het touw. Adam ipi büküyor.
-
schudden sallamakDe baby schudt met het speelgoed. Bebek oyuncağı sallıyor.
-
vouwen katlamakIk vouw het papier. Kağıdı katlıyorum.
-
drukken op basmakZij drukt op de rode knop. Kırmızı düğmeye basıyor.
-
bevestigen bağlamakHij zal het touw bevestigen. İpi bağlayacak.
-
trekken çekmekDe man trekt aan het zware touw. Adam ağır ipi çekiyor.
-
inpakken hazırlamakIk pak mijn tas in. Çantamı hazırlıyorum.
-
Waar is de ... neredeWaar is het hotel? Otel nerede?
-
Is er een ... in de buurt Yakınlarda bir ... var mı?Is er een bank in de buurt? Yakınlarda bir banka var mı?
-
Hoe kom ik bij ...? nasıl giderimHoe kom ik bij school? Okula nasıl giderim?
-
Welke bus gaat naar ...? ...'ya hangi otobüs gider?Welke bus gaat naar het centrum? Merkeze hangi otobüs gider?
-
Welke lijn gaat naar ... Hangi hat ...'ya gider?Welke lijn gaat naar het museum? Hangi hat müzeye gider?
-
Hoe lang duurt het ... Ne kadar sürer?Ik vraag me af hoe lang het duurt. Ne kadar sürer merak ediyorum.
-
Hoe ver is het Ne kadar uzak?Hoe ver is het? Ne kadar uzak?
-
Kun je me ... op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?Kun je me op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?
-
ik zoek aramakZe zijn op zoek naar een toilet. Onlar bir tuvalet arıyorlar.
-
de dichtstbijzijnde En yakınDe dichtstbijzijnde winkel is daar beneden. En yakın mağaza aşağıda.
-
Gaat dit naar ...? Bu ...-e gider mi?Gaat dit naar het restaurant? Bu restorana gider mi?
-
Bij welke halte moet ik zijn voor ...? ... için hangi durak?Bij welke halte moet ik zijn voor het centrum? Şehir merkezi için hangi durak?
-
het station istasyonZe wachten op het station. Tren istasyonunda bekliyorlar.
-
de bushalte otobüs durağıDe bushalte is vlakbij. Otobüs durağı yakında.
-
de metrohalte metro istasyonuDeze metrohalte is erg druk. Bu metro istasyonu çok kalabalık.
-
het hotel otelJe kunt online een hotel boeken. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.
-
de apotheek eczaneMark werkt bij de apotheek. Mark eczanede çalışıyor.
-
de bank bankaHij gaat naar de bank. Bankaya gidiyor.
-
het toilet tuvaletDit is een schoon toilet. Bu temiz bir tuvalet.
-
de supermarkt süpermarketWij kopen eten in de supermarkt. Süpermarketten yiyecek alırız.
-
het restaurant restoranZe vinden dat restaurant erg leuk. O restoranı çok seviyorlar.
-
het café kafeJane werkt in het café. Jane kafede çalışıyor.
-
het park parkZe houdt van het groene park. Yeşil parkı seviyor.
-
het ziekenhuis hastaneEen ziekenhuis helpt zieke mensen. Hastane hasta insanlara yardım eder.
-
de luchthaven havalimanıWe kwamen aan op de luchthaven. Havalimanına vardık.
-
het stadion stadyumWij gingen naar het stadion. Stadyuma gittik.
-
de fabriek fabrikaDeze fabriek maakt kleding. Bu fabrika kıyafet üretiyor.
-
de universiteit üniversiteZij studeert aan de universiteit. O, üniversitede okuyor.
-
de hogeschool üniversiteZij studeert aan de hogeschool. O, üniversitede okuyor.
-
de club kulüpWe zijn lid geworden van de sportclub. Spor kulübüne katıldık.
-
de gevangenis hapishaneDe crimineel is uit de gevangenis ontsnapt. Suçlu hapishaneden kaçtı.
-
de toren kuleIk zie de hoge toren. Yüksek kuleyi görüyorum.
-
het winkelcentrum alışveriş merkeziIk heb schoenen gekocht in het winkelcentrum. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.
-
het gemeentehuis belediye binasıWe hebben afgesproken bij het gemeentehuis. Belediye binasında buluştuk.
-
het politiebureau karakolIk zie het politiebureau. Karakolu görüyorum.
-
de brandweerkazerne itfaiye istasyonuIk woon vlak bij de brandweerkazerne. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.
-
Sla linksaf Sola dönSla linksaf hier. Burada sola dön.
-
sla rechtsaf sağa dönSla rechtsaf bij het kruispunt. Kavşakta sağa dön.
-
Ga rechtdoor Dümdüz gitGa rechtdoor naar school. Okula dümdüz git.
-
Het is dichtbij yakınHet is dichtbij. Yakın.
Kelime 401–500
-
Het is ver Uzak.Het is ver. Uzak.
-
aan de overkant van de straat caddenin karşısındaHij woont aan de overkant van de straat. O, caddenin karşısında oturuyor.
-
op de hoek KöşedeZe staat op de hoek te wachten. Köşede bekliyor.
-
bij het stoplicht Trafik ışığındaWe stopten bij het stoplicht. Trafik ışığında durduk.
-
op het kruispunt KavşaktaDe bar is op het kruispunt. Bar kavşakta.
-
het zebrapad yaya geçidiDat zebrapad is erg veilig. O yaya geçidi çok güvenli.
-
één blok verderop Bir blok ötedeHet museum is één blok verderop. Müze bir blok ötede.
-
de borden volgen Tabelaları takip etJe moet de borden volgen naar de veiligheid. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.
-
de koffer valizHeb je je koffer al ingepakt? Valizini çoktan hazırladın mı?
-
de magneet mıknatısDe kleine magneet is een cadeau. Küçük mıknatıs bir hediye.
-
de haarborstel saç fırçasıZe kan haar haarborstel niet vinden. Saç fırçasını bulamıyor.
-
het kussen yastıkDit kussen is zacht en warm. Bu yastık yumuşak ve sıcak.
-
de deken battaniyePak een deken als je het koud hebt. Üşüyorsan bir battaniye al.
-
de matras yatakOnze nieuwe matras ligt echt heerlijk. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.
-
het gordijn perdeDoe alsjeblieft het gordijn open, het is donker. Lütfen perdeyi aç, karanlık.
-
de jaloezieën jaluziIk doe 's avonds meestal de jaloezieën dicht. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.
-
het tapijt halıEr ligt stof onder het tapijt. Halının altında toz var.
-
de vaas vazoDeze vaas ziet er duur uit. Bu vazo pahalı görünüyor.
-
de bezem süpürgeHeeft dit appartement een bezem? Bu dairede süpürge var mı?
-
het wc-papier tuvalet kağıdıOh nee, het wc-papier is op! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!
-
de wol yünHet schaap heeft dikke wol. Koyunun kalın bir yünü var.
-
het metaal metalWe hebben hout en metaal nodig. Odun ve metale ihtiyacımız var.
-
plastic plastikZe wast de plastic kom. Plastik kaseyi yıkıyor.
-
het leer deriIk heb een nieuwe leren tas gekocht. Yeni bir deri çanta aldım.
-
de katoen pamukDe boer verbouwt katoen. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.
-
de zijde ipekDeze zijde is erg zacht. Bu ipek çok yumuşak.
-
het rubber kauçukDe bal is gemaakt van rubber. Top kauçuktan yapılmıştır.
-
de denim kotHij kocht dikke denimstof. Kalın bir kot kumaş satın aldı.
-
keramisch seramikZe waste de keramische kom af. Seramik kaseyi yıkadı.
-
het marmer mermerZe sneden het witte marmer. Beyaz mermeri kestiler.
-
de baksteen tuğlaHij houdt een rode baksteen vast. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.
-
het staal çelikZe maken de gereedschappen van staal. Aletleri çelikten yapıyorlar.
-
achter arkasındaHet staat achter dat gebouw. O, şu binanın arkasında.
-
voor önündeZij staat voor mij. O benim önümde.
-
tussen arasındaHet park ligt tussen twee huizen. Park iki evin arasında.
-
naast yanındaDie winkel ligt naast mijn huis. O mağaza evimin yanında.
-
de tegenovergestelde tersWij gaan de tegenovergestelde richting op. Ters yöne gidiyoruz.
-
tegenover karşısındaWij wonen tegenover de winkel. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.
-
om de hoek hemen köşedeZe woont nu om de hoek. O şimdi hemen köşede yaşıyor.
-
richting -e doğruDe kinderen lopen richting de grote boom. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.
-
voorbij yanındanJe moet voorbij de brug gaan. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.
-
aan het einde van de straat sokağın sonundaIk woon aan het einde van de straat. Sokağın sonunda yaşıyorum.
-
aan de linkerkant soldaZij parkeert aan de linkerkant. Solda park ediyor.
-
aan de rechterkant sağdaZe staan aan de rechterkant. Onlar sağda.
-
boven üzerindeDe zon staat boven de berg. Güneş dağın üzerindedir.
-
onder aşağısındaHet dorp ligt onder de berg. Köy dağın aşağısında.
-
bovenop en üstteDe doos staat bovenop. Kutu en üstte.
-
vlakbij yakınındaIk woon vlakbij de rivier. Nehrin yakınında yaşıyorum.
-
in het midden ortasındaHij staat in het midden. Tam ortasında duruyor.
-
binnen içindeDe hond is binnen in het huis. Köpek evin içinde.
-
de plek yerWe hebben een veilige plek gevonden. Güvenli bir yer bulduk.
-
de winkel mağazaWij kopen eten in de winkel. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.
-
het huis evHet gezin woont in dat huis. Aile o evde yaşıyor.
-
het busstation otogarIk wacht bij het busstation. Otogarda bekliyorum.
-
het stadscentrum şehir merkeziIk woon vlak bij het stadscentrum. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.
-
het winkelcentrum alışveriş merkeziHet winkelcentrum is erg groot. Alışveriş merkezi çok büyük.
-
de fontein çeşmeDie fontein heeft heel helder water. O çeşmenin suyu çok berrak.
-
de rotonde döner kavşakDeze rotonde helpt het verkeer. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.
-
de kruising kavşakWe stopten bij de kruising. Kavşakta durduk.
-
de brug köprüMensen lopen over de brug. İnsanlar köprüden yürür.
-
de tunnel tünelDe auto rijdt door een tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.
-
het stopbord dur tabelasıJe moet je aan het stopbord houden. Dur tabelasına uyman gerekiyor.
-
het viaduct üst geçitZe hebben bij ons in de buurt een viaduct gebouwd. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.
-
de tunnel alt geçitWe lopen door de tunnel. Alt geçitten yürüyeceğiz.
-
de bezienswaardigheid simgesel yapıDe bezienswaardigheid ligt vlak bij de rivier. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.
-
het verkeersbord trafik işaretiDit verkeersbord betekent stoppen. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.
-
het standbeeld heykelHij zag het prachtige standbeeld. Güzel heykeli gördü.
-
het monument anıtZe bezochten het hoge monument. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.
-
het noorden kuzeyHet noorden van deze stad is interessant. Bu şehrin kuzeyi ilginç.
-
het zuiden güneyDe wind komt uit het zuiden. Rüzgâr güneyden geliyor.
-
oosten doğuDe wind komt uit het oosten. Rüzgâr doğudan geliyor.
-
het westen batıDe zon gaat onder in het westen. Güneş batıda batar.
-
het noordoosten kuzeydoğuBen woont in het noordoosten. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
het noordwesten kuzeybatıDie staat ligt in het noordwesten. O eyalet kuzeybatıda.
-
zuidoosten güneydoğuHij woont in het zuidoosten van het land. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.
-
het zuidwesten güneybatıZe reden naar het zuidwesten. Güneybatıya doğru sürdüler.
-
de U-bocht U dönüşüDit is een U-bocht. Bu bir U dönüşü.
-
de doodlopende weg çıkmaz sokakDie straat is een doodlopende weg. O sokak bir çıkmaz sokak.
-
de roltrap yürüyen merdivenDe roltrap brengt je naar de bovenste verdieping. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.
-
de hellingbaan rampaRolstoelen hebben hellingbanen nodig. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.
-
het weer havaHet is vandaag mooi weer. Bugün hava güzel.
-
zonnig güneşliHij houdt van een zonnige dag. Güneşli bir günü sever.
-
bewolkt bulutluZe verwachten een bewolkte middag. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.
-
regenachtig yağmurluEen regenachtige dag kan gezellig zijn. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.
-
winderig rüzgarlıHet is buiten winderig. Dışarısı rüzgarlı.
-
heet sıcakDeze thee is erg heet. Bu çay çok sıcak.
-
koud soğukDe koude wind waait in de winter. Kışın soğuk rüzgar eser.
-
warm ılıkHet was vandaag warm op het strand. Bugün plaj ılıktı.
-
de lente ilkbaharDe bloemen houden van de lente. Çiçekler ilkbaharı sever.
-
de zomer yazDe zomer is een erg heet seizoen. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.
-
de herfst sonbaharDe herfst is mijn favoriete seizoen. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.
-
de winter kışWinter kan hier erg koud zijn. Kış burada çok soğuk olabilir.
-
de zon güneşDe zon schijnt aan de hemel. Güneş gökyüzünde parlıyor.
-
de maan ayIk zie de heldere maan. Parlak ayı görüyorum.
-
de ster yıldızIk zie een heldere ster. Parlak bir yıldız görüyorum.
-
de lucht gökyüzüVogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.
-
de wolk bulutEen donkere wolk verbergt de zon. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.
-
de regen yağmurDe regen valt uit de lucht. Yağmur gökyüzünden yağıyor.
-
de wind rüzgarWij voelen de koude wind. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.
-
de storm fırtınaDe sterke storm brak de bomen. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.
Kelime 501–600
-
de regenboog gökkuşağıIk zie een regenboog in de lucht. Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum.
-
de schaduw gölgeIk zie een donkere schaduw. Karanlık bir gölge görüyorum.
-
de zonsondergang gün batımıWe hebben naar de prachtige zonsondergang gekeken. Güzel gün batımını izledik.
-
de donder gök gürültüsüWe hoorden de harde donder. Şiddetli gök gürültüsünü duyduk.
-
de paraplu şemsiyeZe heeft een rode paraplu. Onun kırmızı bir şemsiyesi var.
-
de regenjas yağmurlukDeze regenjas houdt me warm. Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor.
-
de weersverwachting tahminIk kijk elke dag naar de weersverwachting. Her gün hava tahminini izliyorum.
-
de schaduw gölgeWe hebben schaduw nodig op een hete dag. Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var.
-
het onweer gök gürültülü fırtınaEen onweer brengt zware regen met zich mee. Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir.
-
de bliksem şimşekHij zag gisteravond felle bliksem. Dün gece parlak bir şimşek gördü.
-
de mist sisZe reden door dikke mist. Yoğun siste araba sürdüler.
-
de sneeuw karDit is verse, witte sneeuw. Bu taze, beyaz kar.
-
het ijs buzWe doen ijs in onze drankjes. İçeceklerimize buz koyarız.
-
de hagel doluEr ligt een heleboel hagel buiten. Dışarıda çok fazla dolu var.
-
glad kayganZe viel op het gladde ijs. Kaygan buzda düştü.
-
de temperatuur sıcaklıkZe controleren dagelijks de temperatuur. Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar.
-
het bos ormanEen bos staat vol met bomen. Orman ağaçlarla doludur.
-
de rivier nehirDe rivier heeft koel, helder water. Nehrin serin, berrak bir suyu var.
-
het meer gölZe zwemt in het diepe meer. O derin gölde yüzüyor.
-
de berg dağZe beklommen de hoge berg. Yüksek dağa tırmandılar.
-
de natuur doğaPeter houdt van de natuur. Peter doğayı seviyor.
-
de kust sahilDit is een prachtige kust. Bu güzel bir sahil.
-
het eiland adaHij woont op een klein eiland. Küçük bir adada yaşıyor.
-
de woestijn çölEen woestijn is een erg droge plek. Çöl çok kuru bir yerdir.
-
de vallei vadiDe vallei is groen en breed. Vadi yeşil ve geniş.
-
de waterval şelaleZe zagen een prachtige waterval. Güzel bir şelale gördüler.
-
de klif uçurumDie klif is erg hoog. O uçurum çok yüksek.
-
de weide çayırZe houdt ervan om in weiden te wandelen. Çayırlarda yürümeyi sever.
-
de boom ağaçDe hond slaapt onder de boom. Köpek ağacın altında uyuyor.
-
de bloem çiçekDe rode bloem is mooi. Kırmızı çiçek çok güzel.
-
het blad yaprakEr viel een blad van de boom. Ağaçtan bir yaprak düştü.
-
het gras otDe koe eet het gras. İnek otu yiyor.
-
de plant bitkiDe plant heeft groene bladeren. Bitkinin yeşil yaprakları var.
-
de rots kayaDe man tilde de zware rots op. Adam ağır kayayı kaldırdı.
-
de steen taşIk heb een zware steen gevonden. Ağır bir taş buldum.
-
de tak dalDe vogel zit op de tak. Kuş dalda oturuyor.
-
de wortel kökDeze plant heeft een lange wortel. Bu bitkinin uzun bir kökü var.
-
het zaad tohumDe boer plant het zaad. Çiftçi tohumu ekiyor.
-
de struik çalıDe vogel verstopt zich in de struik. Kuş, çalının içinde gizleniyor.
-
het hout odunIk heb hout nodig voor het vuur. Ateş için odun lazım.
-
de wereld dünyaDe wereld is erg groot. Dünya çok büyüktür.
-
de stad şehirVeel mensen wonen in de stad. Pek çok insan şehirde yaşıyor.
-
het land ülkeHij woont in een ander land. O, başka bir ülkede yaşıyor.
-
de stad kasabaWij wonen in een klein stadje. Küçük bir kasabada yaşıyoruz.
-
de weg yolDeze weg is erg lang. Bu yol çok uzun.
-
de heuvel tepeHet huis staat op de heuvel. Ev tepede.
-
het land karaDe zeelieden zagen het land. Denizciler karayı gördü.
-
de lucht havaIk adem de schone lucht in. Temiz havayı içime çekiyorum.
-
de oceaan okyanusVissen leven in de oceaan. Balıklar okyanusta yaşar.
-
de grond yerDe man zit op de grond. Adam yerde oturuyor.
-
de regio bölgeWij wonen in een koude regio. Soğuk bir bölgede yaşıyoruz.
-
de omgeving alanVeel mensen wonen in deze omgeving. Bu alanda birçok insan yaşıyor.
-
het strand plajIk vind het strand leuk. Plajı seviyorum.
-
de zee denizDe zee is blauw. Deniz mavi.
-
de golven dalgaZe kijken naar de golven van de oceaan. Okyanus dalgalarını izliyorlar.
-
het zand kumZij houdt van warm, zacht zand. Sıcak, yumuşak kumu sever.
-
de zonnebrandcrème güneş kremiIk gebruik zonnebrandcrème op zonnige dagen. Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım.
-
de strandparasol plaj şemsiyesiDie strandparasol is kleurrijk. Şu plaj şemsiyesi renkli.
-
de slippers parmak arası terlikDeze slippers zitten comfortabel. Bu parmak arası terlikler rahat.
-
het badpak mayoZij heeft een nieuw badpak. Onun yeni bir mayosu var.
-
de zwembroek deniz şortuVergeet je zwembroek niet. Deniz şortunu unutma.
-
de badmeester cankurtaranDe badmeester houdt zwemmers veilig. Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar.
-
de vloed yüksek gelgitBij vloed is het erg nat. Yüksek gelgit çok ıslaktır.
-
de zonnebrand güneş yanığıDie zonnebrand ziet er behoorlijk pijnlijk uit. O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor.
-
het kaartje biletZe heeft een treinkaartje. Onun bir tren bileti var.
-
de bagage bagajWaar laten we onze bagage? Bagajlarımızı nereye koyuyoruz?
-
de kaartautomaat bilet makinesiIk koop het bij de kaartautomaat. Onu bilet makinesinden alacağım.
-
het perron peronDat is het perron voor de trein. O, tren peronu.
-
het rooster tarifeZij leest het rooster. O, tarifeyi okuyor.
-
de bus otobüsWachten we op een bus? Otobüs mü bekliyoruz?
-
de trein trenDe trein is erg modern. Tren çok modern.
-
de tram tramvayDe snelste manier is met de tram. En hızlı yol tramvayla.
-
de taxi taksiHoeveel kost de taxi? Taksi ne kadar tutuyor?
-
op tijd zamanındaHet is belangrijk om op tijd te komen. Zamanında varmak önemlidir.
-
vertraging hebben rötarlıDie vlucht had vertraging. O uçuş rötarlıydı.
-
de metro metroEen metro rijdt ondergronds. Metro yer altından gider.
-
de auto arabaHij heeft een nieuwe auto gekocht. Yeni bir araba satın aldı.
-
de vrachtwagen kamyonDe man bestuurt een grote vrachtwagen. Adam büyük bir kamyon sürüyor.
-
de fiets bisikletIk rijd met mijn fiets naar school. Okula bisikletimle gidiyorum.
-
de tractor traktörDe boer rijdt op een grote tractor. Çiftçi büyük bir traktör sürüyor.
-
de motor motosikletHij rijdt op een snelle motor. O, hızlı bir motosiklet kullanıyor.
-
de step scooterHet kind rijdt op een step. Çocuk scooter'a biniyor.
-
de bestelbus minibüsHij rijdt in een grote bestelbus. O, büyük bir minibüs kullanıyor.
-
de bestuurder şoförDe bestuurder stopte de auto. Şoför arabayı durdurdu.
-
het verkeer trafikHet verkeer gaat vandaag erg langzaam. Bugün trafik çok yavaş.
-
het wiel tekerlekHij heeft het kapotte wiel gerepareerd. Kırık tekerleği tamir etti.
-
de parkeerplaats otoparkWe hebben een parkeerplaats gevonden. Bir otopark yeri bulduk.
-
de trailer römorkDe vrachtwagen trekt de trailer. Kamyon römorku çekiyor.
-
het vliegtuig uçakHet vliegtuig landt op het vliegveld. Uçak havaalanına iniş yapıyor.
-
de boot tekneIk zie een kleine boot. Küçük bir tekne görüyorum.
-
het schip gemiHet grote schip steekt de oceaan over. Büyük gemi okyanusu geçiyor.
-
de helikopter helikopterDe helikopter vliegt in de lucht. Helikopter gökyüzünde uçuyor.
-
de raket roketDe raket vliegt de lucht in. Roket gökyüzüne doğru uçuyor.
-
het ruimteschip uzay gemisiHet ruimteschip landde op de maan. Uzay gemisi aya iniş yaptı.
-
de brandweerauto itfaiye aracıDe brandweerauto vervoert water. İtfaiye aracı su taşır.
-
de straaljager jetDe straaljager vliegt erg snel. Jet çok hızlı uçar.
-
de kajak kayakZe zit in de kajak. O, kayakta oturuyor.
-
het vlot salWe hebben een houten vlot gebouwd. Tahtadan bir sal yaptık.
-
de kano kanoHij peddelt in de kleine kano. Küçük kanoyu kürekle sürüyor.
-
de zeilboot yelkenliDe wind verplaatst de zeilboot. Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor.
Kelime 601–700
-
de prijs fiyatZie je de prijs? Fiyatı görüyor musun?
-
goedkoop ucuzHij kocht goedkope schoenen. Ucuz ayakkabı aldı.
-
duur pahalıDie auto ziet er duur uit. O araba pahalı görünüyor.
-
het contant geld nakitIk denk dat ze wat contant geld nodig heeft. Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var.
-
de creditcard kredi kartıIk kan met mijn creditcard betalen. Kredi kartımla ödeyebilirim.
-
de kassabon fişMag ik de kassabon, alsjeblieft? Fişi alabilir miyim lütfen?
-
de rekening hesapWie gaat de rekening betalen? Hesabı kim ödeyecek?
-
het wisselgeld para üstüIk heb betaald en kreeg wat wisselgeld terug. Ödedim ve para üstü aldım.
-
de munt madeni paraIk heb een paar munten. Birkaç tane madeni param var.
-
het bankbiljet banknotWat voor een bankbiljet is dat? O ne tür bir banknot?
-
Hoeveel kost dit Bu ne kadar?Hoeveel kost dit? Bu ne kadar?
-
Kan ik met de kaart betalen? Kartla ödeyebilir miyim?Kan ik met de kaart betalen? Kartla ödeyebilir miyim?
-
de munteenheid para birimiDie munteenheid is erg sterk. O para birimi çok güçlü.
-
de wisselkoers döviz kuruDeze wisselkoers is verschrikkelijk. Bu döviz kuru berbat.
-
het wisselkantoor döviz bürosuWe hebben een wisselkantoor nodig. Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var.
-
de commissie komisyonMoet je commissie betalen? Komisyon ödemek zorunda mısın?
-
de buitenlandse valuta dövizDat is buitenlandse valuta. O döviz.
-
de kaartbetaling kart ödemesiDe kaartbetaling is gelukt. Kart ödemesi onaylandı.
-
contactloos temassızDit is een contactloze betaling. Bu temassız bir ödeme.
-
de pincode PIN koduIk ben mijn pincode vergeten. PIN kodumu unuttum.
-
de opnamekosten para çekme ücretiZe hebben de opnamekosten betaald. Para çekme ücretini ödediler.
-
de daglimiet günlük limitZe heeft de daglimiet bereikt. Günlük limite ulaştı.
-
de terugbetaling para iadesiJe ontvangt een terugbetaling. Para iadesi alacaksın.
-
de servicekosten servis ücretiDe servicekosten zijn inbegrepen. Servis ücreti dahildir.
-
de winkel mağazaDit is mijn favoriete winkel. Bu benim en sevdiğim mağaza.
-
de kassier kasiyerZij is de nieuwe kassier. O, yeni kasiyer.
-
de rij sıraDeze rij is erg lang. Bu sıra çok uzun.
-
open açıkDe winkel is vandaag open. Dükkan bugün açık.
-
gesloten kapalıHelaas is de apotheek gesloten. Maalesef eczane kapalı.
-
de prijskaart fiyat etiketiZe zagen de prijskaart. Fiyat etiketini gördüler.
-
de korting indirimIk ben dol op hun kortingen. İndirimlerini çok seviyorum.
-
het retourbeleid iade politikasıDit retourbeleid lijkt eerlijk. Bu iade politikası adil görünüyor.
-
de garantie garantiEen garantie beschermt je aankoop. Garanti, aldığın ürünü korur.
-
het pashokje deneme kabiniZe gebruikten het pashokje. Deneme kabinini kullandılar.
-
het winkelwagentje alışveriş arabasıWe hebben een winkelwagentje nodig. Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var.
-
de klant müşteriDe klant heeft altijd gelijk. Müşteri her zaman haklıdır.
-
de tafel masaKun je deze salade op de tafel zetten? Bu salatayı masaya koyabilir misin?
-
het menu menüZe hebben een uitgebreid menu. Geniş bir menüleri var.
-
de reservering rezervasyonWij hebben een reservering. Rezervasyonumuz var.
-
de server garsonDe servers werken hard. Garsonlar çok çalışıyor.
-
de bestelling siparişWij plaatsen nu onze bestelling. Şimdi sipariş veriyoruz.
-
het water suZij drinkt koud water. O soğuk su içer.
-
de koffie kahveZij drinken sterke koffie. Onlar sert kahve içerler.
-
de thee çayHete thee in de winter is het lekkerst. Kışın sıcak çay en iyisidir.
-
het bier biraIk wil graag nog een bier, alstublieft. Bir bira daha alabilir miyim lütfen?
-
de wijn şarapKunnen we deze wijn krijgen, alsjeblieft? Bu şarabı alabilir miyiz lütfen?
-
De rekening, alstublieft. Hesap, lütfen.De rekening, alstublieft. Hesap, lütfen.
-
heerlijk lezzetliDie taart is heerlijk! O turta lezzetli!
-
het voorgerecht başlangıçWe bestellen eerst een voorgerecht. Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz.
-
het hoofdgerecht ana yemekIk ben dol op het hoofdgerecht. Ana yemeği seviyorum.
-
het dessert tatlıZe vindt het dessert lekker. Tatlıyı seviyor.
-
het dagmenu günün spesiyaliDat is het dagmenu. O, günün spesiyali.
-
het dagmenu günün menüsüZe hebben het dagmenu. Onlarda günün menüsü var.
-
tafel voor twee iki kişilik masaWe hebben een tafel voor twee nodig. İki kişilik masa istiyoruz.
-
de reservering op naam van ... adına rezervasyonZe heeft een reservering op naam van Smith. Smith adına rezervasyon var.
-
het kraanwater musluk suyuIk drink meestal kraanwater. Genelde musluk suyu içerim.
-
de rekening delen hesabı paylaşmakWe kunnen de rekening delen. Hesabı paylaşmak mümkün.
-
samen betalen beraber ödemekWij zullen samen betalen. Beraber ödeyeceğiz.
-
de fooi bahşişIk geef altijd grote fooien. Her zaman bol bahşiş veririm.
-
betalen bij de kassa kasada ödemekKunnen we betalen bij de kassa? Kasada ödeyebilir miyiz?
-
de maat bedenDeze maat is te klein. Bu beden çok küçük.
-
passen olmakZe past nog steeds in haar oude spijkerbroek. Eski kotu ona hâlâ oluyor.
-
te groot çok büyükIk vind dit shirt te groot. Bence bu gömlek çok büyük.
-
te klein çok küçükHelaas is deze schoen te klein. Maalesef, bu ayakkabı çok küçük.
-
passen denemekWij passen nieuwe hoeden. Yeni şapkalar deniyoruz.
-
zwart siyahBen draagt een zwart shirt. Ben siyah bir gömlek giyer.
-
wit beyazZij draagt een witte broek. O beyaz pantolon giyiyor.
-
rood kırmızıZijn rode rozen niet de beste? Kırmızı güller en iyisi değil mi?
-
blauw maviIs blauw je lievelingskleur? Mavi senin en sevdiğin renk mi?
-
groen yeşilZou je de groene jurk nemen? Yeşil elbiseyi alır mıydın?
-
geel sarıZe houdt van gele shirts. Sarı gömlekleri sever.
-
de kleur renkWelke kleur vind je mooi? Hangi rengi seviyorsun?
-
roze pembeIk zie een roze bloem. Pembe bir çiçek görüyorum.
-
paars morIk zie een paarse bloem. Mor bir çiçek görüyorum.
-
bruin kahverengiIk zie een bruine hond. Kahverengi bir köpek görüyorum.
-
grijs griDe kat is grijs. Kedi gri.
-
gouden altın rengiDe ring is gouden. Yüzük altın rengi.
-
zilver gümüş rengiDe auto is zilver. Araba gümüş rengi.
-
beige bejZij draagt een beige shirt. Bej bir gömlek giyiyor.
-
marineblauw lacivertZijn jas is marineblauw. Ceketi lacivert.
-
fel parlakDe zon is erg fel. Güneş çok parlak.
-
bleek solgunHet zieke kind is bleek. Hasta çocuğun yüzü solgun.
-
donker karanlıkDe kamer is erg donker. Oda çok karanlık.
-
gestreept çizgiliHij draagt een gestreept overhemd. Çizgili bir gömlek giyiyor.
-
de kamer odaBen je blij met je kamer? Odandan memnun musun?
-
de deur kapıDeze deur moet worden vervangen. Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor.
-
de sleutel anahtarIk denk dat ik mijn sleutel kwijt ben. Sanırım anahtarımı kaybettim.
-
het raam pencereHet raam is erg schoon. Pencere çok temiz.
-
het licht ışıkDeze kamer krijgt veel licht. Bu oda çok ışık alıyor.
-
de schakelaar düğmeDe schakelaar voor het licht zit op de muur. Işık düğmesi duvarda.
-
het bed yatakIk moet nog steeds een bed kopen. Hâlâ bir yatak almam gerekiyor.
-
de keuken mutfakDeze keuken is erg schoon. Bu mutfak çok temiz.
-
de badkamer banyoZe gebruikt vaak de badkamer. O sık sık banyoyu kullanır.
-
de douche duşZij nemen dagelijks een douche. Her gün duş alırlar.
-
de wifi Wi-FiHeeft deze bar wifi? Bu barda Wi-Fi var mı?
-
het adres adresWat is je adres? Adresin ne?
-
de hoofdpijn baş ağrısıHoofdpijn is nooit leuk. Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir.
-
de koorts ateşHij heeft hoge koorts. Onun yüksek ateşi var.
-
de hoest öksürükMijn hoest gaat niet weg. Öksürüğüm geçmiyor.
-
de keelpijn boğaz ağrısıMarry heeft keelpijn. Marry'nin boğaz ağrısı var.
Kelime 701–800
-
de loopneus burun akıntısıDat is een loopneus. O bir burun akıntısı.
-
duizelig baş dönmesiIk voel me duizelig na het ronddraaien. Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum.
-
ziek hastaZe voelt zich vandaag erg ziek. Bugün kendini çok hasta hissediyor.
-
de medicatie ilaçVergeet niet om je medicatie in te nemen. İlacını almayı unutma.
-
het recept reçeteIs dit uw recept, meneer? Bu sizin reçeteniz mi, efendim?
-
de dokter doktorEen dokter helpt veel mensen. Bir doktor birçok insana yardım eder.
-
de apotheek eczaneWij bezoeken soms de apotheek. Bazen eczaneye gideriz.
-
de kliniek klinikOpa is momenteel in de kliniek. Dedem şu anda klinikte.
-
de toeristische informatie turistik bilgiHet bord geeft toeristische informatie. Tabela turistik bilgi sağlıyor.
-
de bibliotheek kütüphaneDe bibliotheek staat vol met mensen. Kütüphane insanlarla dolu.
-
de bank bankaPapa moet nog naar de bank. Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor.
-
de kapper kuaförZe vindt de kapper leuk. O kuaförü seviyor.
-
de kapper berberDie kapper knipt elke dag haar. O berber her gün saç keser.
-
de stomerij kuru temizlemeciDit pak moet naar de stomerij. Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor.
-
de reparatiewerkplaats tamirhaneIs de reparatiewerkplaats vandaag open? Tamirhane bugün açık mı?
-
de telefoonwinkel cep telefonu mağazasıZij werkt in de telefoonwinkel. O, cep telefonu mağazasında çalışıyor.
-
de koeriersdienst kurye servisiWe hebben het pakket met de koeriersdienst verstuurd. Paketi kurye servisiyle gönderdik.
-
de autohuur araç kiralamaWe hebben voor het weekend een autohuur geboekt. Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık.
-
de fietsverhuur bisiklet kiralama yeriDeze fietsverhuur ziet er nieuw uit. Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor.
-
de dierenarts veterinerDe dierenarts controleert onze hond elke maand. Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder.
-
verliezen kaybetmekIk ben mijn sleutels in het park verloren. Anahtarlarımı parkta kaybettim.
-
de portemonnee cüzdanHij is zijn portemonnee verloren in de bus. Cüzdanını otobüste kaybetti.
-
de telefoon telefonZet tijdens de les alsjeblieft je telefoon uit. Lütfen ders sırasında telefonunu kapat.
-
de identiteitskaart kimlik kartıHeb je je identiteitskaart gevonden? Kimlik kartını buldun mu?
-
de tas çantaHaar tas zit altijd vol. Onun çantası her zaman dolu.
-
het verslag raporZe schreef een verslag over de vergadering. Toplantı hakkında bir rapor yazdı.
-
de beschrijving tarifDit is een geweldige beschrijving. Bu harika bir tarif.
-
het telefoonnummer iletişim numarasıIk heb je telefoonnummer nodig. İletişim numarası vermen gerekiyor.
-
de gevonden voorwerpen kayıp eşya bürosuZe vond het bij de gevonden voorwerpen. Onu kayıp eşya bürosunda buldu.
-
de sleutels anahtarlarIk ben gisteren mijn sleutels verloren. Dün anahtarlarımı kaybettim.
-
terugbrengen iade etmekZij zal het boek morgenochtend terugbrengen. Yarın sabah kitabı iade edecek.
-
de eigenaar sahipKen jij de eigenaar? Sahibini tanıyor musun?
-
de verpleegkundige hemşireDe verpleegkundige hielp de patiënt. Hemşire hastaya yardım etti.
-
de tandarts diş hekimiDe tandarts heeft mijn tand gerepareerd. Diş hekimi dişimi tedavi etti.
-
de ober garsonDe ober bracht ons eten. Garson yemeğimizi getirdi.
-
de serveerster kadın garsonDe serveerster bracht ons eten. Kadın garson yemeğimizi getirdi.
-
de chef-kok şefDe chef-kok bereidt de maaltijd. Yemeği şef pişiriyor.
-
de monteur tamirciDe monteur heeft mijn auto gerepareerd. Tamirci arabamı düzeltti.
-
de postbode postacıDe postbode bracht een brief. Postacı bir mektup getirdi.
-
de schoonmaker temizlikçiDe schoonmaker heeft de vloer gedweild. Temizlikçi yerleri yıkadı.
-
de tuinman bahçıvanDe tuinman geeft de planten water. Bahçıvan bitkileri suluyor.
-
de schilder ressamDe schilder schildert een prachtig schilderij. Ressam çok güzel bir tablo yapıyor.
-
de kleermaker terziDe kleermaker maakt prachtige kleding. Terzi güzel kıyafetler diker.
-
de bibliothecaris kütüphaneciDe bibliothecaris organiseert de boeken. Kütüphaneci kitapları düzenler.
-
de acteur oyuncuIk zag de beroemde acteur. Ünlü oyuncuyu gördüm.
-
de actrice aktrisIk zag de beroemde actrice. Ünlü aktrisi gördüm.
-
de kunstenaar sanatçıDe kunstenaar schildert een schilderij. Sanatçı bir resim yapıyor.
-
de fotograaf fotoğrafçıDe fotograaf maakte een foto van mij. Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti.
-
de schrijver yazarDe schrijver heeft het boek afgemaakt. Yazar kitabı bitirdi.
-
de manager müdürWe hebben de nieuwe manager ontmoet. Yeni müdürle tanıştık.
-
de advocaat avukatIk heb een goede advocaat nodig. İyi bir avukata ihtiyacım var.
-
de secretaresse sekreterDe secretaresse werkt op kantoor. Sekreter ofiste çalışıyor.
-
de journalist gazeteciDe journalist schrijft het nieuws. Gazeteci haberleri yazar.
-
de assistent asistanMijn assistent zal je helpen. Asistanım size yardımcı olacak.
-
de verslaggever muhabirDe verslaggever schrijft het nieuws. Muhabir haberleri yazar.
-
de ontwerper tasarımcıDe ontwerper maakt prachtige kleding. Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor.
-
de ingenieur mühendisDe ingenieur repareerde de machine. Mühendis makineyi tamir etti.
-
de piloot pilotDe piloot bestuurt het vliegtuig. Pilot uçağı uçuruyor.
-
de boer çiftçiDe boer werkt op het land. Çiftçi tarlada çalışıyor.
-
de visser balıkçıDe visser ving een grote vis. Balıkçı büyük bir balık yakaladı.
-
de wetenschapper bilim insanıDe wetenschapper ontdekte een nieuw medicijn. Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti.
-
de programmeur programcıDe programmeur schrijft de software. Programcı yazılımı yazar.
-
de politieagent polis memuruDe politieagent heeft de dief gepakt. Polis memuru hırsızı yakaladı.
-
de soldaat askerDe soldaat beschermt de stad. Asker şehri koruyor.
-
de professor profesörDe professor geeft les aan de studenten. Profesör öğrencilere ders anlatıyor.
-
de bouwvakker inşaatçıDe bouwvakker bouwt het nieuwe huis. İnşaatçı yeni evi inşa ediyor.
-
de bakker fırıncıDe bakker maakt vers brood. Fırıncı taze ekmek yapar.
-
de atleet sporcuDe atleet rent heel erg snel. Sporcu çok hızlı koşuyor.
-
de uitgang ÇıkışPardon, waar is de uitgang? Affedersiniz, çıkış nerede?
-
de ingang girişDit zou de ingang moeten zijn. Burası giriş olmalı.
-
duwen itmekZij duwen de rode deur. Kırmızı kapıyı itiyorlar.
-
trekken çekmekJe moet aan de deur trekken. Kapıyı çekmen gerekiyor.
-
verboden te roken Sigara içilmezDit bord zegt dat het hier verboden te roken is. Bu tabelada sigara içilmez yazıyor.
-
verboden te parkeren Park yasakHet is hier verboden te parkeren, sorry. Burada park yasak, üzgünüm.
-
buiten gebruik arızalıDie lift is buiten gebruik. O asansör arızalı.
-
alleen voor personeel Sadece personelDie ruimte is alleen voor personeel. O alan sadece personel içindir.
-
de nooduitgang acil çıkışElk gebouw heeft een nooduitgang. Her binada bir acil çıkış vardır.
-
de informatie BilgiWe hebben meer informatie nodig. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.
-
het loket Bilet gişesiDat is het loket. Şurası bilet gişesi.
-
niet op het gras lopen Çimlere basmayınLoop alstublieft niet op het gras. Lütfen çimlere basmayın.
-
de geldautomaat ATMWaar is de geldautomaat? ATM nerede?
-
de bankrekening banka hesabıZe heeft een bankrekening. Onun bir banka hesabı var.
-
de bankpas banka kartıWij gebruiken altijd een bankpas. Her zaman banka kartı kullanırız.
-
geld opnemen nakit çekmekIk neem elke week geld op. Her hafta nakit çekerim.
-
contant geld storten nakit yatırmakJe kunt bij geldautomaten contant geld storten. ATM'lerde nakit yatırırsın.
-
geld overmaken para transfer etmekZe maken elke dag geld over. Her gün para transfer ediyorlar.
-
het saldo bakiyeZe controleert haar banksaldo. Hesap bakiyesini kontrol ediyor.
-
het bankafschrift ekstreWaar is je bankafschrift? Banka ekstren nerede?
-
de vergoeding ücretZit er een vergoeding aan deze transactie verbonden? Bu işlemin bir ücreti var mı?
-
de toeslag ek ücretIk heb de toeslag al betaald. Ek ücreti zaten ödedim.
-
de spaarrekening birikim hesabıWe hebben een spaarrekening geopend. Bir birikim hesabı açtık.
-
de kluis kasaHet geld ligt in de kluis. Para kasada.
-
de bank koltukDeze bank is erg comfortabel. Bu koltuk çok rahat.
-
de tafel masaIs dit een nieuwe tafel? Bu yeni bir masa mı?
-
de stoel sandalyeFred zit altijd in de stoel. Fred her zaman sandalyede oturur.
-
de kledingkast gardıropDe kledingkast zit vol met kleren. Gardırop kıyafetlerle dolu.
-
de plank rafIk moet mijn plank schoonmaken. Rafımı temizlemem gerekiyor.
-
de koelkast buzdolabıDe koelkast houdt eten koud. Buzdolabı yemekleri soğuk tutar.
-
de vriezer derin dondurucuDe vriezer zit vol. Derin dondurucu dolu.
-
het fornuis ocakHij gebruikt het fornuis vaak. Ocağı sık sık kullanır.
Kelime 801–900
-
de oven fırınDeze oven wordt erg heet. Bu fırın çok ısınıyor.
-
de gootsteen lavaboDe gootsteen staat vol met borden. Lavabo tabaklarla dolu.
-
de lamp lambaMijn moeder gebruikt een lamp om te lezen. Annem okumak için lamba kullanıyor.
-
de prullenbak çöp kutusuDaniel heeft de prullenbak geleegd. Daniel çöp kutusunu boşalttı.
-
de klok saatDe klok geeft de tijd aan. Saat zamanı gösteriyor.
-
de computer bilgisayarIk gebruik een computer voor mijn werk. İş için bir bilgisayar kullanıyorum.
-
de lijst çerçeveHij schilderde de houten lijst. Ahşap çerçeveyi boyadı.
-
de radio radyoIk luister naar de radio. Radyo dinlerim.
-
de camera fotoğraf makinesiIk heb een nieuwe camera gekocht. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.
-
de open haard şömineHet vuur brandt in de open haard. Ateş şöminede yanıyor.
-
de leunstoel koltukHij rust in de leunstoel. Koltukta dinleniyor.
-
de kast dolapDe borden staan in de kast. Tabaklar dolapta.
-
de boekenkast kitaplıkHij heeft een nieuwe boekenkast gekocht. Yeni bir kitaplık satın aldı.
-
de lade çekmeceDe sleutels liggen in de lade. Anahtarlar çekmecede.
-
de hal koridorWe wachtten in de hal. Koridorda bekledik.
-
het kleed kilimDe kat slaapt op het kleed. Kedi kilimin üzerinde uyuyor.
-
de woonkamer oturma odasıDit is onze oude woonkamer. Bu bizim eski oturma odamız.
-
de slaapkamer yatak odasıZe hebben de slaapkamer blauw geverfd. Yatak odasını maviye boyadılar.
-
de eetkamer yemek odasıWij eten in de eetkamer. Yemek odasında yemek yeriz.
-
de gang koridorDie gang is erg lang. O koridor çok uzun.
-
het balkon balkonEen balkon biedt uitzicht over de stad. Bir balkon şehir manzarası sunar.
-
de tuin bahçeZijn tuin is erg mooi. Onun bahçesi çok güzel.
-
de tuin avluDe kinderen spelen in de tuin. Çocuklar avluda oynuyor.
-
de garage garajDe garagedeur sluit automatisch. Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor.
-
de kelder bodrumDeze kelder is erg schoon. Bu bodrum çok temiz.
-
het plafond tavanWe hebben het plafond wit geverfd. Tavanı beyaza boyadık.
-
het dak çatıDat dak ziet er oud uit. Şu çatı eski görünüyor.
-
de muur duvarHij schilderde de muur blauw. Duvarı maviye boyadı.
-
schoon temizZij wil een schoon huis. Temiz bir ev istiyor.
-
wassen yıkamakIk ga nu de afwas doen. Şimdi bulaşık yıkayacağım.
-
koken pişirmekZij koken elke avond het avondeten. Onlar her gece akşam yemeği pişirirler.
-
koken kaynatmakJe kookt water voor thee. Çay için su kaynatırsın.
-
bakken kızartmakBakt u uw eten vaak? Yemeklerini sık sık kızartır mısın?
-
bakken pişirmekZij bakt vandaag brood. O bugün ekmek pişiriyor.
-
vegen süpürmekIk veeg de vloer sneller. Yeri daha hızlı süpürürüm.
-
de dweil paspasDe schoonmaker gebruikt de dweil. Temizlikçi paspası kullanıyor.
-
stofzuigen elektrikli süpürgeyle süpürmekWij stofzuigen de woonkamer. Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz.
-
het stof tozZe veegt het stof weg. Tozu siliyor.
-
water geven sulamakZe geven wekelijks water aan de tuin. Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar.
-
uitdoen kapatmakKun je het licht uitdoen? Işıkları kapatabilir misin?
-
schenken dökmekZij schenkt water in het kopje. Bardağa su döküyor.
-
roeren karıştırmakIk roer in de hete soep. Sıcak çorbayı karıştırıyorum.
-
hakken doğramakDe man hakt het hout. Adam odunları doğruyor.
-
dopen batırmakZij dopt de doek in het water. Bezi suya batırıyor.
-
schillen soymakZij schilt de sinaasappel. Portakalı soyuyor.
-
raspen rendelemekZij raspt de groenten. Sebzeleri rendeliyor.
-
de hitte sıcaklıkIk voel de hitte van het vuur. Ateşin sıcaklığını hissediyorum.
-
mengen karıştırmakIk meng het zout en het water. Tuz ve suyu karıştırıyorum.
-
besmeren sürmekZij besmeert het brood met boter. Ekmeğe tereyağı sürüyor.
-
smelten eritmekDe zon smelt het ijs. Güneş buzları eritir.
-
meten ölçmekIk meet het lange touw. Uzun ipi ölçüyorum.
-
vullen doldurmakIk vul de beker met water. Bardağı suyla dolduruyorum.
-
de wasmachine çamaşır makinesiDeze wasmachine is schoon. Bu çamaşır makinesi temiz.
-
de wasdroger kurutma makinesiDe wasdroger is erg heet. Kurutma makinesi çok sıcak.
-
het wasmiddel deterjanWe hebben nu meer wasmiddel nodig. Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var.
-
de wasverzachter yumuşatıcıZij gebruikt altijd wasverzachter. O her zaman yumuşatıcı kullanır.
-
de vlek lekeWanneer heb je deze vlek gekregen? Bu leke ne zaman oldu?
-
de vlekkenverwijderaar leke çıkarıcıDeze vlekkenverwijderaar werkt goed. Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor.
-
de wasmand çamaşır sepetiWe hebben een wasmand nodig. Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var.
-
de kledinghanger askıIk kan de kledinghanger niet vinden. Elbise askısını bulamıyorum.
-
de wasknijper mandalGebruik jij wasknijpers? Mandal kullanıyor musun?
-
de waslijn çamaşır ipiDeze waslijn houdt natte was vast. Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır.
-
de strijkplank ütü masasıDe strijkplank staat in de weg. Ütü masası ayak altında.
-
het strijkijzer ütüZe gebruikt een heet strijkijzer voor haar kleding. Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor.
-
kapot bozukHelaas is dat speelgoed kapot. Maalesef, o oyuncak bozuk.
-
repareren tamir etmekWij repareren hier kapotte dingen. Burada bozuk eşyaları tamir ederiz.
-
de kraan muslukOnze kraan lekt nog steeds. Musluğumuz hâlâ sızdırıyor.
-
het lek sızıntıZe zijn eindelijk het lek aan het repareren. Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar.
-
de pijp boruIk kan de pijp zien. Boruyu görebiliyorum.
-
repareren onarmakWeet je hoe je het moet repareren? Onu nasıl onaracağını biliyor musun?
-
de loodgieter tesisatçıZe heeft vandaag de loodgieter gebeld. Bugün tesisatçıyı aradı.
-
de elektricien elektrikçiZe hebben een elektricien ingehuurd. Bir elektrikçi tuttular.
-
de zekering sigortaDeze zekering beschermt het circuit. Bu sigorta devreyi korur.
-
de gloeilamp ampulHebben we nog een gloeilamp? Başka bir ampulümüz var mı?
-
vervangen değiştirmekWij vervangen oude banden. Eski lastikleri değiştiririz.
-
het onderhoud bakımZe plegen regelmatig onderhoud. Düzenli bakım yapıyorlar.
-
de knipbeurt saç kesimiIk heb binnenkort een knipbeurt nodig. Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var.
-
het parfum parfümZij houdt van dat parfum. O parfümü seviyor.
-
de shampoo şampuanHeb je nog een andere shampoo? Başka bir şampuanın var mı?
-
de zeep sabunJe moet je wassen met zeep. Sabunla yıkanmalısın.
-
de tandenborstel diş fırçasıHoe oud is je tandenborstel? Diş fırçan ne kadar eski?
-
de tandpasta diş macunuDit is de beste tandpasta. Bu en iyi diş macunu.
-
de handdoek havluSchone handdoeken liggen op de plank. Temiz havlular rafta.
-
het scheermes tıraş bıçağıIk gebruik elke keer een nieuw scheermes. Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım.
-
de kam tarakZe gebruikt dagelijks een kam. O her gün tarak kullanır.
-
de spiegel aynaHeb je gisteren de spiegel schoongemaakt? Dün aynayı temizledin mi?
-
de deodorant deodorantIk heb elke dag deodorant nodig. Her gün deodoranta ihtiyacım var.
-
de douchegel duş jeliDeze douchegel ruikt lekker. Bu duş jeli güzel kokuyor.
-
het hoofd başBescherm alsjeblieft je hoofd. Lütfen başını koru.
-
het gezicht yüzJe wast elke ochtend je gezicht. Her sabah yüzünü yıkarsın.
-
de voet ayakKun je je voet aanraken? Ayağına dokunabilir misin?
-
het oog gözJe hebt prachtige ogen. Güzel gözlerin var.
-
de arm kolHij heeft gisteren zijn arm gebroken. Dün kolunu kırdı.
-
de neus burunWie heeft de grotere neus? Kimin burnu daha büyük?
-
de mond ağızZe stopte het snoepje in haar mond. Şekeri ağzına koydu.
-
de tanden dişZe poetsen dagelijks hun tanden. Dişlerini her gün fırçalarlar.
-
de hand elHet wassen van je handen is erg belangrijk. Elleri yıkamak çok önemlidir.
-
het oor kulakHeeft dit dier oren? Bu hayvanın kulakları var mı?
-
het been bacakDoet je been pijn? Bacağın ağrıyor mu?
-
het haar saçHoe vaak borstel jij je haar? Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın?
Kelime 901–1000
-
het lichaam vücutDe man heeft een sterk lichaam. Adamın güçlü bir vücudu var.
-
glimlachen gülümsemekHet kind glimlacht naar mij. Çocuk bana gülümsüyor.
-
de rug sırtHij raakte mijn rug aan. Sırtıma dokundu.
-
de nek boyunZe raakte haar nek aan. Boynuna dokundu.
-
de schouder omuzDe dokter raakte mijn schouder aan. Doktor omzuma dokundu.
-
de maag mideMijn maag doet pijn. Midem ağrıyor.
-
de borst göğüsHij voelde pijn in zijn borst. Göğsünde bir ağrı hissetti.
-
de lip dudakDe jongen raakte zijn lip aan. Çocuk dudağına dokundu.
-
de tong dilDe hete soep verbrandde mijn tong. Sıcak çorba dilimi yaktı.
-
de keel boğazMijn keel is erg droog. Boğazım çok kuru.
-
de snor bıyıkMijn vader heeft een snor. Babamın bıyığı var.
-
de baard sakalDe man heeft een lange baard. Adamın uzun bir sakalı var.
-
de vinger parmakDe baby pakte mijn vinger vast. Bebek parmağımı yakaladı.
-
de duim başparmakHij wees met zijn duim. Başparmağıyla işaret etti.
-
de teen ayak parmağıIk heb mijn teen bezeerd. Ayak parmağımı incittim.
-
de knie dizHij boog zijn rechterknie. Sağ dizini büktü.
-
de elleboog dirsekDe dokter onderzocht mijn elleboog. Doktor dirseğimi muayene etti.
-
de pols bilekIk heb mijn pols bezeerd. Bileğimi incittim.
-
de enkel ayak bileğiZe heeft haar enkel bezeerd. Ayak bileğini incitti.
-
de handpalm avuçZe opende haar handpalm. Avucunu açtı.
-
de hiel topukDe hond beet in mijn hiel. Köpek topuğumu ısırdı.
-
de heup kalçaMijn linkerheup doet pijn. Sol kalçam ağrıyor.
-
de taille belHij bond een touw om zijn taille. Belinin etrafına bir ip bağladı.
-
de spier kasMijn beenspier doet pijn. Bacak kasım ağrıyor.
-
de oefening egzersizDit is een geweldige fitnessoefening. Bu harika bir fitness egzersizi.
-
de sportschool spor salonuGa je naar de sportschool? Spor salonuna gidiyor musun?
-
de training antrenmanRegelmatige training houdt je gezond. Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar.
-
opwarmen ısıtmakDit helpt om de spieren op te warmen. Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur.
-
rekken esnemekIk rek me elke ochtend uit. Her sabah esnerim.
-
rennen koşmakZij rennen erg snel. Çok hızlı koşarlar.
-
lopen yürümekZe houdt ervan om 's avonds te lopen. Akşamları yürümeyi sever.
-
gewichten heffen ağırlık kaldırmakDoor gewichten heffen groeien je spieren. Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür.
-
de yoga yogaYoga voelt erg rustgevend. Yoga çok sakinleştirici.
-
ademen nefes almaWij oefenen met diep ademen. Derin nefes alma çalışması yapıyoruz.
-
fit blijven formda kalmakIk blijf fit door hard te lopen. Formda kalmak için koşuyorum.
-
de rustdag dinlenme günüZe heeft een rustdag nodig. Ona bir dinlenme günü lazım.
-
uitgaan dışarı çıkmakWij gaan meestal op vrijdag uit. Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız.
-
de nachtclub gece kulübüDe nachtclub is na middernacht vol. Gece kulübü gece yarısından sonra doludur.
-
de bar barLaten we straks afspreken bij de bar. Daha sonra barda buluşalım.
-
de sigaret sigaraHij staat buiten een sigaret te roken. Dışarıda sigara içiyor.
-
de asbak küllükGebruik alsjeblieft de asbak. Lütfen küllüğü kullan.
-
de aansteker çakmakHeb je een aansteker? Sende çakmak var mı?
-
de alcohol alkolZe drinkt niet vaak alcohol. O çok sık alkol içmez.
-
de flesopener şişe açacağıWe hebben een flesopener nodig voor deze fles. Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var.
-
dansen dans etmekMijn vrienden willen altijd dansen. Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar.
-
dronken sarhoşHij is dronken, dus hij loopt naar huis. O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor.
-
de handtas el çantasıHaar telefoon zit in de rode handtas. Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde.
-
de zanger şarkıcıDe zanger was geweldig vanavond. Şarkıcı bu gece harikaydı.
-
de nies hapşırıkDie nies was erg hard. O hapşırık çok gürültülüydü.
-
de spierpijn kas ağrısıMijn training veroorzaakte spierpijn. Antrenmanım kas ağrısı yaptı.
-
de kramp krampKramp in je been is het ergste. Bacak krampları en kötüsü.
-
de stijve nek boyun tutulmasıHoe kom ik van deze stijve nek af? Bu boyun tutulması nasıl geçer?
-
de blauwe plek morlukIk heb een grote blauwe plek. Büyük bir morluğum var.
-
de buikpijn karın ağrısıIk kreeg gisteren buikpijn. Dün karın ağrısı çektim.
-
de kiespijn diş ağrısıDat is een erge kiespijn. O kötü bir diş ağrısı.
-
de rugpijn sırt ağrısıOma heeft vandaag rugpijn. Büyükannemin bugün sırt ağrısı var.
-
de oorpijn kulak ağrısıHij heeft nu oorpijn. Onun şu an kulak ağrısı var.
-
de uitputting yorgunlukJe baan kan leiden tot uitputting. İşin yorgunluğa sebep olabilir.
-
de allergie alerjiMijn allergie is het ergst in de lente. Alerjim baharda en kötüdür.
-
Het doet hier pijn Burası ağrıyorHet doet hier pijn. Burası ağrıyor.
-
huilen ağlamakHet verdrietige kind huilt. Üzgün çocuk ağlıyor.
-
vallen düşmekDe vrucht valt van de boom. Meyve ağaçtan düşer.
-
ziek hastaHet kind is erg ziek. Çocuk çok hasta.
-
goed iyiIk voel me vandaag goed. Bugün kendimi iyi hissediyorum.
-
snijden kesmekZij snijdt het brood. Ekmeği kesiyor.
-
het verband sargıHij deed een verband op de wond. Yaranın üzerine bir sargı sardı.
-
branden yanmakHet droge hout brandt snel. Kuru odun çabuk yanar.
-
krabben tırmalamakDe kat krabde in mijn arm. Kedi kolumu tırmaladı.
-
stoten çarpmakIk stootte mijn hoofd. Başımı çarptım.
-
het litteken yara iziHij raakte het oude litteken aan. Eski yara izine dokundu.
-
herstellen toparlanmakHij herstelde van de ziekte. Hastalıktan toparlandı.
-
genezen iyileşmekDe diepe wond zal genezen. Derin yara iyileşecek.
-
de stroomstoring elektrik kesintisiGelukkig was de stroomstoring kort. Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü.
-
inpluggen fişHij vergat de oplader van de laptop in te pluggen. Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu.
-
het stopcontact prizZe stak haar telefoon in het stopcontact aan de muur. Telefonunu duvar prizine taktı.
-
het verlengsnoer uzatma kablosuDit verlengsnoer is lang. Bu uzatma kablosu uzun.
-
de stekkerdoos uzatma kablosuZe sloot haar computer aan op de stekkerdoos. Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı.
-
de wereldstekker adaptör fişiJe hebt een wereldstekker nodig. Bir adaptör fişine ihtiyacın var.
-
de meterkast sigorta kutusuDe meterkast is kapot. Sigorta kutusu bozuk.
-
de stroomonderbreker şalterDe stroomonderbreker sloeg tijdens de storm uit. Fırtına sırasında şalter kapandı.
-
de spanning voltajDeze spanning lijkt erg laag. Bu voltaj çok düşük görünüyor.
-
de batterij pilEen batterij voedt de zaklamp. Bir pil el fenerini çalıştırır.
-
de lege batterij bitmiş bataryaWe moeten de lege batterij opladen. Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor.
-
de batterij vervangen pili değiştirmekJe vervangt de batterij vaak. Sık sık pili değiştirirsin.
-
de elektriciteit elektrikWe hebben elektriciteit nodig voor licht. Işık için elektriğe ihtiyacımız var.
-
het gas gazDe geur van gas vulde de keuken. Gaz kokusu mutfağı doldurdu.
-
de uiterste inleverdatum son ödeme tarihiControleer alsjeblieft de uiterste inleverdatum op de rekening. Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et.
-
de verwarming ısıtmaKun je de verwarming aanzetten? Isıtmayı açabilir misin?
-
het internet internetZe gebruiken dagelijks het internet. Onlar her gün internet kullanıyorlar.
-
de rekening faturaWat is de uiterste betaaldatum voor de waterrekening? Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman?
-
de technicus teknisyenEr kwam een technicus om de lijn te controleren. Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi.
-
de leverancier tedarikçiDe leverancier stuurde een nieuw contract. Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi.
-
het contract sözleşmeHet contract is verlopen. Sözleşmenin süresi doldu.
-
de provider sağlayıcıIk ben overgestapt naar een andere internetprovider. İnternet sağlayıcımı değiştirdim.
-
het rekeningnummer hesap numarasıWat is mijn rekeningnummer? Hesap numaram nedir?
-
de klantenservice müşteri hizmetleriWij bieden een uitstekende klantenservice. Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz.
-
het formulier formHij heeft een geprint formulier nodig. Basılı bir forma ihtiyacı var.
-
de handtekening imzaIs mijn handtekening voldoende? İmzam yeterli olacak mı?
-
het paspoort pasaportBen je je paspoort verloren? Pasaportunu mu kaybettin?
-
het visum vizeDat land vereist een visum. O ülke vize istiyor.
Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.