En çok kullanılan 1000 Felemenkçe kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 1000 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly Felemenkçe kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. Hallo — Merhaba
    Hallo Merhaba

    Hallo, hoe gaat het? Merhaba, nasılsın?

  2. Welkom — hoş geldiniz
    Welkom hoş geldiniz

    Welkom in ons huis. Evimize hoş geldiniz.

  3. Goedemorgen — Günaydın
    Goedemorgen Günaydın

    Goedemorgen! Günaydın!

  4. ja — evet
    ja evet

    Ja, ik begrijp het. Evet, anlıyorum.

  5. Goedenavond — İyi akşamlar
    Goedenavond İyi akşamlar

    Goedenavond! İyi akşamlar!

  6. nee — hayır
    nee hayır

    Ze zei nee. Hayır dedi.

  7. doei — Hoşça kal
    doei Hoşça kal

    Doei, Anna! Hoşça kal, Anna!

  8. Goedemiddag — Tünaydın
    Goedemiddag Tünaydın

    Goedemiddag! Tünaydın!

  9. Tot snel — Yakında görüşürüz
    Tot snel Yakında görüşürüz

    Tot snel, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. Tot morgen — Yarın görüşürüz
    Tot morgen Yarın görüşürüz

    Tot morgen! Yarın görüşürüz!

  11. Aangenaam — Memnun oldum
    Aangenaam Memnun oldum

    Aangenaam kennis te maken! Ben de memnun oldum!

  12. Hoe gaat het met je — Nasılsın?
    Hoe gaat het met je Nasılsın?

    Hoe gaat het met je vandaag? Bugün nasılsın?

  13. de man — adam
    de man adam

    De man leest het boek. Adam kitabı okuyor.

  14. de vrouw — kadın
    de vrouw kadın

    De vrouw draagt een hoed. Kadın şapka takıyor.

  15. de jongen — erkek çocuk
    de jongen erkek çocuk

    De jongen speelt met speelgoed. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. het meisje — kız
    het meisje kız

    Het meisje heeft een bal. Kızın bir topu var.

  17. de persoon — kişi
    de persoon kişi

    Hij is een aardig persoon. O iyi bir kişi.

  18. de mensen — insanlar
    de mensen insanlar

    De mensen zijn erg blij. İnsanlar çok mutlu.

  19. de volwassene — yetişkin
    de volwassene yetişkin

    Ik ben een volwassene. Ben bir yetişkinim.

  20. de baby — bebek
    de baby bebek

    De baby heeft melk nodig. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. meneer — Bay
    meneer Bay

    Meneer Smith leest graag boeken. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. mevrouw — Bayan
    mevrouw Bayan

    Mevrouw Smith is een lerares. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. de buurman — komşu
    de buurman komşu

    Mijn buurman is erg vriendelijk. Komşum çok cana yakın.

  24. de vriend — arkadaş
    de vriend arkadaş

    Mijn vriend leest graag boeken. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. vandaag — bugün
    vandaag bugün

    Vandaag is een goede dag. Bugün güzel bir gün.

  26. morgen — yarın
    morgen yarın

    Morgen is een nieuwe dag. Yarın yeni bir gün.

  27. gisteren — dün
    gisteren dün

    Ik heb haar gisteren gezien. Onu dün gördüm.

  28. nu — şimdi
    nu şimdi

    Hij wil het nu. Onu şimdi istiyor.

  29. de middag — öğleden sonra
    de middag öğleden sonra

    Ik vind de middag fijn. Öğleden sonrayı severim.

  30. de avond — akşam
    de avond akşam

    De avond is rustig. Akşam sessiz.

  31. de minuut — dakika
    de minuut dakika

    We hebben vijf minuten nodig. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. de ochtend — sabah
    de ochtend sabah

    Ik eet 's ochtends mijn ontbijt. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. later — sonra
    later sonra

    Ik doe het later. Onu sonra yapacağım.

  34. vroeg — erken
    vroeg erken

    Zij wordt vroeg wakker. O erken uyanır.

  35. te laat — geç
    te laat geç

    Hij is vaak te laat. O sık sık geç kalır.

  36. het uur — saat
    het uur saat

    De les duurt één uur. Ders bir saat sürüyor.

  37. Hoe heet je? — Adın ne?
    Hoe heet je? Adın ne?

    Hoe heet je? Adın ne?

  38. Mijn naam is — Benim adım
    Mijn naam is Benim adım

    Mijn naam is Emily. Benim adım Emily.

  39. Waar kom je vandaan? — Nerelisin
    Waar kom je vandaan? Nerelisin

    Waar kom je vandaan? Nerelisin?

  40. Ik kom uit ... — Almanyalıyım
    Ik kom uit ... Almanyalıyım

    Ik kom uit Duitsland. Ben Almanyalıyım.

  41. Waar woon je — Nerede yaşıyorsun?
    Waar woon je Nerede yaşıyorsun?

    Waar woon je? Nerede yaşıyorsun?

  42. Ik woon in — ...'da yaşıyorum
    Ik woon in ...'da yaşıyorum

    Ik woon in Japan. Japonya'da yaşıyorum.

  43. Welke talen spreek je? — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    Welke talen spreek je? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. ik spreek — konuşuyorum
    ik spreek konuşuyorum

    Ik spreek goed Engels. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. Ik spreek een beetje ... — Biraz konuşuyorum
    Ik spreek een beetje ... Biraz konuşuyorum

    Ik spreek een beetje Frans. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. Waar ben je geboren — Nerede doğdun
    Waar ben je geboren Nerede doğdun

    Waar ben je geboren? Nerede doğdun?

  47. Wat is je achternaam? — Soyadın ne?
    Wat is je achternaam? Soyadın ne?

    Wat is je achternaam? Soyadın ne?

  48. Dit is mijn vriend(in) — Bu arkadaşım
    Dit is mijn vriend(in) Bu arkadaşım

    Dit is mijn vriendin Lisa. Bu arkadaşım Lisa.

  49. maken — yapmak
    maken yapmak

    Ik maak goede koffie. Güzel kahve yaparım.

  50. krijgen — almak
    krijgen almak

    Hij kreeg een cadeau. O bir hediye aldı.

  51. hebben — sahip olmak
    hebben sahip olmak

    Emma heeft een auto. Emma bir arabaya sahip.

  52. eten — yemek
    eten yemek

    Zij eten appels. Onlar elma yiyorlar.

  53. drinken — içmek
    drinken içmek

    Drink jij koffie? Kahve içer misin?

  54. slapen — uyumak
    slapen uyumak

    Ik wil nu slapen. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. zien — görmek
    zien görmek

    Kun je het huis zien? Evi görebiliyor musun?

  56. kijken naar — bakmak
    kijken naar bakmak

    Adam vindt het leuk om naar foto's te kijken. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. lezen — okumak
    lezen okumak

    De student leest boeken. Öğrenci kitap okur.

  58. openen — açmak
    openen açmak

    Zij opent het raam. O, pencereyi açıyor.

  59. sluiten — kapatmak
    sluiten kapatmak

    Ik sluit de deur. Kapıyı kapatıyorum.

  60. komen — gelmek
    komen gelmek

    Je komt hier elke dag. Buraya her gün geliyorsun.

  61. alsjeblieft — Lütfen
    alsjeblieft Lütfen

    Wil je alsjeblieft de deur openen? Lütfen kapıyı açın.

  62. Dank je wel — Teşekkür ederim
    Dank je wel Teşekkür ederim

    Dank je wel voor je hulp. Yardımın için teşekkür ederim.

  63. Graag gedaan. — Rica ederim
    Graag gedaan. Rica ederim

    Graag gedaan. Rica ederim.

  64. Pardon — Affedersiniz
    Pardon Affedersiniz

    Pardon, ik heb hulp nodig. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. sorry — Özür dilerim
    sorry Özür dilerim

    Het spijt me. Özür dilerim.

  66. Kun je me helpen? — Bana yardım edebilir misin?
    Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?

    Kun je me helpen? Bana yardım edebilir misin?

  67. Kun je dat alsjeblieft herhalen? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Kun je dat alsjeblieft herhalen? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. Zou je wat langzamer kunnen spreken? — Daha yavaş konuşabilir misin?
    Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?

    Zou je wat langzamer kunnen spreken? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. Mag ik ... alsjeblieft? — ... alabilir miyim lütfen?
    Mag ik ... alsjeblieft? ... alabilir miyim lütfen?

    Mag ik water alsjeblieft? Su alabilir miyim lütfen?

  70. ik zou graag ... willen — ... istiyorum
    ik zou graag ... willen ... istiyorum

    Ik zou graag nog wat thee willen. Biraz daha çay istiyorum.

  71. Mag ik ...? — alabilir miyim
    Mag ik ...? alabilir miyim

    Mag ik wat water? Biraz su alabilir miyim?

  72. Is het goed als ...? — Sakıncası var mı?
    Is het goed als ...? Sakıncası var mı?

    Is het goed als ik ga zitten? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. nul — sıfır
    nul sıfır

    Nul is minder dan één. Sıfır birden küçüktür.

  74. één — bir
    één bir

    Ik heb één appel. Bir elmam var.

  75. twee — iki
    twee iki

    Er zijn twee katten. İki kedi var.

  76. drie — üç
    drie üç

    Nee, drie is te veel. Hayır, üç çok fazla.

  77. vier — dört
    vier dört

    Geef me er vier, alsjeblieft. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. vijf — beş
    vijf beş

    Ik heb vijf honden. Beş köpeğim var.

  79. zes — altı
    zes altı

    Hij kwam met zes vrienden. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. zeven — yedi
    zeven yedi

    Ik ren zeven kilometer. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. acht — sekiz
    acht sekiz

    Een spin heeft acht poten. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. negen — dokuz
    negen dokuz

    Negen is mijn geluksgetal. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. tien — on
    tien on

    Wij hebben tien vingers. On parmağımız var.

  84. plus — artı
    plus artı

    Twee plus twee is vier. İki artı iki dört eder.

  85. Ik begrijp het niet — Anlamıyorum
    Ik begrijp het niet Anlamıyorum

    Ik begrijp het niet. Anlamıyorum.

  86. Kun je dat alsjeblieft herhalen? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Kun je dat alsjeblieft herhalen? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. Iets langzamer, alsjeblieft. — Daha yavaş lütfen
    Iets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfen

    Iets langzamer, alsjeblieft. Daha yavaş lütfen.

  88. Wat betekent dat? — Bu ne demek?
    Wat betekent dat? Bu ne demek?

    Wat betekent dat? Bu ne demek?

  89. Hoe zeg je dat in ...? — nasıl denir?
    Hoe zeg je dat in ...? nasıl denir?

    Hoe zeg je dat in het Spaans? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. Hoe spel je dat? — Bunu nasıl hecelersin?
    Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?

    Hoe spel je dat? Bunu nasıl hecelersin?

  91. Kun je het opschrijven? — Bunu yazabilir misin?
    Kun je het opschrijven? Bunu yazabilir misin?

    Kun je het opschrijven, alsjeblieft? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. Kun je me ... laten zien — Bana gösterebilir misin?
    Kun je me ... laten zien Bana gösterebilir misin?

    Kun je me de foto laten zien? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. Spreek je ...? — ... konuşuyor musun?
    Spreek je ...? ... konuşuyor musun?

    Spreek je Engels? İngilizce konuşuyor musun?

  94. Een momentje, alsjeblieft. — Bir dakika lütfen
    Een momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfen

    Een momentje, alsjeblieft. Bir dakika lütfen.

  95. Ik denk het wel. — Öyle düşünüyorum
    Ik denk het wel. Öyle düşünüyorum

    Ik denk het ook. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. Ik weet het niet. — Bilmiyorum
    Ik weet het niet. Bilmiyorum

    Ik weet het niet. Bilmiyorum.

  97. dit — bu
    dit bu

    Dit is mijn rode auto. Bu benim kırmızı arabam.

  98. die — o
    die o

    Die hond is erg vriendelijk. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. hier — burada
    hier burada

    Ik vind het fijn om hier te zijn. Burada olmayı seviyorum.

  100. daar — orada
    daar orada

    We spreken daar na het werk af. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. nog een — başka bir
    nog een başka bir

    Hij wil nog een stukje taart. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. hetzelfde — aynı
    hetzelfde aynı

    Wij dragen hetzelfde blauwe shirt. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. deze — bunlar
    deze bunlar

    Deze appels zijn klaar om te eten. Bunlar yemeye hazır.

  4. die — o
    die o

    Die koekjes zien er erg lekker uit. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. precies hier — tam burada
    precies hier tam burada

    De sleutels liggen precies hier. Anahtarlar tam burada.

  6. daar — orada
    daar orada

    Mijn schoenen staan daar. Ayakkabılarım orada.

  7. boven op — üstünde
    boven op üstünde

    De kat zit boven op de tafel. Kedi masanın üstünde.

  8. onder — altında
    onder altında

    De hond zit onder de tafel. Köpek masanın altında.

  9. Hoe gaat het? — Nasıl gidiyor?
    Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?

    Hoe gaat het? Nasıl gidiyor?

  10. Lang niet gezien. — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    Lang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    Lang niet gezien. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. Waar geniet je van — Nelerden hoşlanırsın?
    Waar geniet je van Nelerden hoşlanırsın?

    Waar geniet je van? Nelerden hoşlanırsın?

  12. Wat ben je aan het doen ...? — Neler yapıyorsun?
    Wat ben je aan het doen ...? Neler yapıyorsun?

    Wat ben je nu aan het doen? Şu an neler yapıyorsun?

  13. Prettige dag — İyi günler
    Prettige dag İyi günler

    Prettige dag nog, John! İyi günler, John!

  14. Pas goed op jezelf — Kendine iyi bak
    Pas goed op jezelf Kendine iyi bak

    Pas goed op jezelf. Tot morgen. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. Veel succes! — Bol şanslar
    Veel succes! Bol şanslar

    Veel succes! Ik geloof in je! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. Gefeliciteerd! — Tebrikler
    Gefeliciteerd! Tebrikler

    Gefeliciteerd! Je hebt het zware werk afgerond. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. Proost! — Şerefe!
    Proost! Şerefe!

    Proost! Şerefe!

  18. Geen probleem — Sorun değil.
    Geen probleem Sorun değil.

    Geen probleem, ik kan je helpen. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. Maak je geen zorgen — Merak etme
    Maak je geen zorgen Merak etme

    Maak je geen zorgen, het komt wel goed. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. Dat klinkt goed — Kulağa hoş geliyor
    Dat klinkt goed Kulağa hoş geliyor

    Dat klinkt goed voor mij, bedankt! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. weten — bilmek
    weten bilmek

    Je weet het antwoord nu. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. vragen — sormak
    vragen sormak

    Je kunt het aan je broer vragen. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. horen — duymak
    horen duymak

    Kun je dat geluid horen? O sesi duyabiliyor musun?

  24. leren — öğrenmek
    leren öğrenmek

    Je leert elke dag iets nieuws. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. praten met — konuşmak
    praten met konuşmak

    Vind je het leuk om met je vrienden te praten? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. zeggen — demek
    zeggen demek

    Ik wil iets zeggen. Bir şey demek istiyorum.

  27. kiezen — seçmek
    kiezen seçmek

    Je kiest je favoriete kleur. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. schrijven — yazmak
    schrijven yazmak

    De studenten schrijven een verhaal. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. bellen — aramak
    bellen aramak

    Ik ga je bellen. Seni arayacağım.

  30. luisteren naar — dinlemek
    luisteren naar dinlemek

    Ik luister naar de radio. Radyo dinliyorum.

  31. studeren — çalışmak
    studeren çalışmak

    Ik moet hard studeren voor elke toets. Her sınava çok çalışırım.

  32. vertellen — söylemek
    vertellen söylemek

    Hij vertelt me zijn naam. Bana adını söylüyor.

  33. ontmoeten — buluşmak
    ontmoeten buluşmak

    Ik ontmoet je morgen. Seninle yarın buluşacağım.

  34. zich aansluiten bij — katılmak
    zich aansluiten bij katılmak

    Zij zal zich bij onze groep aansluiten. Grubumuza katılacak.

  35. genieten van — keyif almak
    genieten van keyif almak

    Wij genieten van de muziek. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. beschrijven — betimlemek
    beschrijven betimlemek

    De jongen beschreef het dier. Çocuk hayvanı betimledi.

  37. uitleggen — açıklamak
    uitleggen açıklamak

    Zij zal het probleem uitleggen. Sorunu o açıklayacak.

  38. lesgeven — öğretmek
    lesgeven öğretmek

    Ik lesgeef de nieuwe studenten. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. voorstellen — tanıştırmak
    voorstellen tanıştırmak

    Ik zal mijn vriend voorstellen. Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. accepteren — kabul etmek
    accepteren kabul etmek

    Zij accepteert het cadeau. Hediyeyi kabul ediyor.

  41. weigeren — reddetmek
    weigeren reddetmek

    Het kind weigert het eten. Çocuk yemeği reddediyor.

  42. beloven — söz vermek
    beloven söz vermek

    Ik beloof dat ik je zal helpen. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. bespreken — tartışmak
    bespreken tartışmak

    Zij bespreken het nieuwe plan. Yeni planı tartışıyorlar.

  44. contact opnemen met — iletişime geçmek
    contact opnemen met iletişime geçmek

    Ik zal contact opnemen met de dokter. Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. lachen — gülmek
    lachen gülmek

    De kinderen lachen hard. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. schreeuwen — bağırmak
    schreeuwen bağırmak

    De jongen schreeuwt om hulp. Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. fluisteren — fısıldamak
    fluisteren fısıldamak

    Hij fluistert in mijn oor. Kulağıma fısıldıyor.

  48. zwaaien — el sallamak
    zwaaien el sallamak

    Ze zwaait gedag. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. knikken — başını sallamak
    knikken başını sallamak

    De vrouw knikt met haar hoofd. Kadın başını sallıyor.

  50. knuffelen — sarılmak
    knuffelen sarılmak

    De moeder knuffelt haar kind. Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. kussen — öpmek
    kussen öpmek

    De moeder kust haar kind. Anne çocuğunu öpüyor.

  52. wijzen — işaret etmek
    wijzen işaret etmek

    Het kind wijst naar de hond. Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. knipperen — göz kırpmak
    knipperen göz kırpmak

    Hij knippert snel met zijn ogen. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. fronsen — kaşlarını çatmak
    fronsen kaşlarını çatmak

    De vader fronst naar zijn zoon. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. gapen — esnemek
    gapen esnemek

    De vermoeide man gaapt. Yorgun adam esniyor.

  56. snuiven — koklamak
    snuiven koklamak

    De hond snuift aan het eten. Köpek yemeği kokluyor.

  57. goed — iyi
    goed iyi

    Zij is een goede persoon. O iyi bir insan.

  58. slecht — kötü
    slecht kötü

    Die melk ruikt slecht. O süt kötü kokuyor.

  59. groot — büyük
    groot büyük

    De grote hond kan springen. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. klein — küçük
    klein küçük

    De baby heeft kleine handjes. Bebeğin küçük elleri var.

  61. fout — yanlış
    fout yanlış

    Je antwoord is fout. Cevabın yanlış.

  62. makkelijk — kolay
    makkelijk kolay

    Deze som is makkelijk. Bu matematik problemi kolay.

  63. moeilijk — zor
    moeilijk zor

    Die toets was moeilijk. O sınav zordu.

  64. snel — hızlı
    snel hızlı

    Auto's rijden erg snel. Arabalar çok hızlı gider.

  65. langzaam — yavaş
    langzaam yavaş

    De schildpad is erg langzaam. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. nieuw — yeni
    nieuw yeni

    Dit is een nieuwe auto. Bu yeni bir araba.

  67. waar — doğru
    waar doğru

    Is dit verhaal waar? Bu hikaye doğru mu?

  68. onjuist — yanlış
    onjuist yanlış

    Het antwoord is onjuist. Cevap yanlış.

  69. Ik wil — istiyorum
    Ik wil istiyorum

    Ik wil pizza eten. Pizza yemek istiyorum.

  70. ik moet ... — gerekiyor
    ik moet ... gerekiyor

    Ik moet haar bellen. Onu aramam gerekiyor.

  71. ik ga ... — -eceğim
    ik ga ... -eceğim

    Ik ga zo eten. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. ik zou graag ... — isterim
    ik zou graag ... isterim

    Ik zou graag tennissen. Tenis oynamak isterim.

  73. ik moet — zorundayım
    ik moet zorundayım

    Ik moet nu gaan. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. Mag ik ... — alabilir miyim
    Mag ik ... alabilir miyim

    Mag ik water, alsjeblieft? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. help me met ... — bana yardım et
    help me met ... bana yardım et

    Help me alsjeblieft met deze tas. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. laat me zien hoe je ... — bana nasıl ... göster
    laat me zien hoe je ... bana nasıl ... göster

    Laat me zien hoe je dit doet. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. Ik kan nu niet ... — şu an ...-amam
    Ik kan nu niet ... şu an ...-amam

    Ik kan nu niet helpen. Şu an yardım edemem.

  78. Ik probeer te — -maya çalışıyorum
    Ik probeer te -maya çalışıyorum

    Ik probeer te slapen nu. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. Is het mogelijk om ... — ... mümkün mü?
    Is het mogelijk om ... ... mümkün mü?

    Is het mogelijk om hier te zwemmen? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. Waar kan ik ... — Nerede ...-ebilirim?
    Waar kan ik ... Nerede ...-ebilirim?

    Waar kan ik lunchen? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. maandag — Pazartesi
    maandag Pazartesi

    Maandag is de eerste dag. Pazartesi ilk gündür.

  82. dinsdag — Salı
    dinsdag Salı

    Dinsdag is altijd leuk. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. woensdag — Çarşamba
    woensdag Çarşamba

    Ze gaat woensdag naar huis. O çarşamba günü eve gider.

  84. donderdag — Perşembe
    donderdag Perşembe

    Hij komt op donderdag. Perşembe günü geliyor.

  85. vrijdag — Cuma
    vrijdag Cuma

    Vrijdag is de beste dag. Cuma en iyi gündür.

  86. zaterdag — Cumartesi
    zaterdag Cumartesi

    Ik vertrek op zaterdag. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. zondag — Pazar
    zondag Pazar

    Ik ga op zondag uitrusten. Pazar günü dinleneceğim.

  88. de doordeweekse dag — hafta içi
    de doordeweekse dag hafta içi

    Ze werkt elke doordeweekse ochtend. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. het weekend — hafta sonu
    het weekend hafta sonu

    Wie houdt er niet van het weekend? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. dagelijks — her gün
    dagelijks her gün

    Wij lezen dagelijks de krant. Gazeteyi her gün okuruz.

  91. wekelijks — haftalık
    wekelijks haftalık

    Ik kijk meestal wekelijks naar het nieuws. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. maandelijks — aylık
    maandelijks aylık

    Zij betalen de maandelijkse prijs. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. de dag — gün
    de dag gün

    We hebben één dag gewacht. Bir gün bekledik.

  94. de nacht — gece
    de nacht gece

    Wij slapen 's nachts. Biz geceleri uyuruz.

  95. de week — hafta
    de week hafta

    We zijn één week gebleven. Bir hafta kaldık.

  96. de maand — ay
    de maand ay

    Hij heeft één maand gewerkt. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. het jaar — yıl
    het jaar yıl

    We hebben één jaar gewacht. Bir yıl bekledik.

  98. de tijd — zaman
    de tijd zaman

    We hebben meer tijd nodig. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. het moment — an
    het moment an

    Hij wachtte even een moment. Bir an bekledi.

  100. de toekomst — gelecek
    de toekomst gelecek

    Ik denk na over de toekomst. Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. uur — saat
    uur saat

    Ik word om zeven uur wakker. Saat yedide uyanırım.

  2. de middernacht — gece yarısı
    de middernacht gece yarısı

    We vertrekken om middernacht. Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. de middag — öğle vakti
    de middag öğle vakti

    De zon is heet op de middag. Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. vanavond — bu gece
    vanavond bu gece

    De gasten komen vanavond aan. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. de hulp — yardım
    de hulp yardım

    Hulp! Ik zit in de problemen. Yardım et! Başım dertte.

  6. het gevaar — tehlike
    het gevaar tehlike

    We zijn in gevaar! Tehlikedeyiz!

  7. de politie — polis
    de politie polis

    Bel de politie! Polisi ara!

  8. de dokter — doktor
    de dokter doktor

    Ik heb een dokter nodig! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. de ambulance — ambulans
    de ambulance ambulans

    Bel een ambulance! Ambulans çağır!

  10. de brandweerman — itfaiyeci
    de brandweerman itfaiyeci

    De brandweermannen zijn helden. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. het ongeluk — kaza
    het ongeluk kaza

    Ik heb een ongeluk gehad. Kaza yaptım.

  12. beschermen — korumak
    beschermen korumak

    De politie moet ons beschermen. Polis bizi korur.

  13. waarschuwen — uyarmak
    waarschuwen uyarmak

    Ik moet ze waarschuwen! Onları uyarmam lazım!

  14. de wekker — alarm
    de wekker alarm

    De wekker ging af! Alarm çaldı!

  15. de brand — yangın
    de brand yangın

    Er is brand! Yangın var!

  16. de rook — duman
    de rook duman

    Er komt rook uit het gebouw! Binadan duman çıkıyor!

  17. werken als — olarak çalışmak
    werken als olarak çalışmak

    Ze werken als verpleegkundigen in het ziekenhuis. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. kopen — satın almak
    kopen satın almak

    Je kunt hier fruit kopen. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. betalen — ödemek
    betalen ödemek

    Je moet hiervoor betalen. Bunun için ödemelisin.

  20. verkopen — satmak
    verkopen satmak

    Ze verkopen hier vers fruit. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. leggen — koymak
    leggen koymak

    Hij legt het boek op tafel. Kitabı masaya koyuyor.

  22. zitten — oturmak
    zitten oturmak

    Emma zit in die stoel. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. staan — durmak
    staan durmak

    Ik sta bij de deur. Kapının yanında duruyorum.

  24. zwemmen — yüzmek
    zwemmen yüzmek

    Zij kunnen snel zwemmen. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. rijden — araba sürmek
    rijden araba sürmek

    Je moet voorzichtig rijden. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. plannen — planlamak
    plannen planlamak

    Zij plannen om binnenkort op bezoek te komen. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. afmaken — bitirmek
    afmaken bitirmek

    Hij kan zijn huiswerk later afmaken. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. geven — vermek
    geven vermek

    Ik geef cadeaus aan vrienden. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. elf — on bir
    elf on bir

    Ik krijg altijd elf stukken. Her zaman on bir parça alırım.

  30. twaalf — on iki
    twaalf on iki

    Er zitten twaalf eieren in een doos. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. dertien — on üç
    dertien on üç

    Het getal dertien brengt ongeluk. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. veertien — on dört
    veertien on dört

    Het appartementencomplex heeft veertien verdiepingen. Apartmanın on dört katı var.

  33. vijftien — on beş
    vijftien on beş

    Ik sla het boek open op pagina vijftien. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. zestien — on altı
    zestien on altı

    Dat is zestien keer meer! Bu on altı kat daha fazla!

  35. zeventien — on yedi
    zeventien on yedi

    Wij hebben zeventien potloden. On yedi kalemimiz var.

  36. achttien — on sekiz
    achttien on sekiz

    Het is achttien meter hoog. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. negentien — on dokuz
    negentien on dokuz

    Negentien is mijn lievelingsgetal. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. twintig — yirmi
    twintig yirmi

    Zij heeft twintig kleine appels nodig. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. dertig — otuz
    dertig otuz

    Hij is dertig jaar oud. O otuz yaşında.

  40. honderd — yüz
    honderd yüz

    Hij telde tot honderd. Yüze kadar saydı.

  41. veertig — kırk
    veertig kırk

    Ze heeft in totaal veertig potloden. Toplamda kırk kalemi var.

  42. vijftig — elli
    vijftig elli

    Hij heeft vijftig dollar. Onun elli doları var.

  43. zestig — altmış
    zestig altmış

    John is zestig jaar oud. John altmış yaşında.

  44. zeventig — yetmiş
    zeventig yetmiş

    Mijn opa is zeventig. Dedem yetmiş yaşında.

  45. tachtig — seksen
    tachtig seksen

    Ik heb tachtig gram suiker. Seksen gram şekerim var.

  46. negentig — doksan
    negentig doksan

    Hij heeft negentig boeken om te lezen. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. duizend — bin
    duizend bin

    Duizend is een groot getal. Bin büyük bir sayıdır.

  48. miljoen — milyon
    miljoen milyon

    Die auto kost een miljoen dollar. O araba bir milyon dolar.

  49. helft — yarım
    helft yarım

    Hij at de helft van de pizza op. Yarım pizzayı yedi.

  50. het kwart — çeyrek
    het kwart çeyrek

    Er is nog maar een kwart van over. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. het dozijn — düzine
    het dozijn düzine

    Ik koop een dozijn eieren in de winkel. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. het paar — çift
    het paar çift

    Dat paar schoenen is schoon. O çift ayakkabı temiz.

  53. eerste — birinci
    eerste birinci

    Hij won gemakkelijk de eerste plaats. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. tweede — ikinci
    tweede ikinci

    Dit is de tweede keer dat ik hier ben. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. derde — üçüncü
    derde üçüncü

    Ze eindigden op de derde plaats. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. vierde — dördüncü
    vierde dördüncü

    Ik sta als vierde in de rij. Sırada dördüncüyüm.

  57. vijfde — beşinci
    vijfde beşinci

    Zij zit in de vijfde rij. O, beşinci sırada.

  58. zesde — altıncı
    zesde altıncı

    Hij is de zesde persoon. O, altıncı kişi.

  59. zevende — yedinci
    zevende yedinci

    Ze wonen op de zevende verdieping. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. achtste — sekizinci
    achtste sekizinci

    Dit is de achtste appel. Bu sekizinci elma.

  61. negende — dokuzuncu
    negende dokuzuncu

    De negende dag is een feestdag. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. tiende — onuncu
    tiende onuncu

    Zij staat op de tiende plaats. O, onuncu sırada.

  63. elfde — on birinci
    elfde on birinci

    Ze vieren hun elfde jubileum. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. twaalfde — on ikinci
    twaalfde on ikinci

    Dat is de twaalfde maand. O, on ikinci ay.

  65. altijd — her zaman
    altijd her zaman

    Ik drink 's ochtends altijd koffie. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. meestal — genellikle
    meestal genellikle

    Hij eet meestal rond het middaguur zijn lunch. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. vaak — sık sık
    vaak sık sık

    Mensen eten hier vaak pizza. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. soms — bazen
    soms bazen

    Zij gaat soms naar de bibliotheek. Bazen kütüphaneye gider.

  69. zelden — nadiren
    zelden nadiren

    Ik eet zelden fastfood. Nadiren fast food yerim.

  70. nooit — asla
    nooit asla

    Zij gaan nooit naar die winkel. O mağazaya asla gitmezler.

  71. elke dag — her gün
    elke dag her gün

    Wij eten elke dag chocolade. Her gün çikolata yeriz.

  72. elke week — her hafta
    elke week her hafta

    Zij zwemt elke week. O her hafta yüzer.

  73. in het weekend — hafta sonları
    in het weekend hafta sonları

    Ik ontspan in het weekend thuis. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. in de ochtend — sabah
    in de ochtend sabah

    Mensen eten 's ochtends ontbijt. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. ’s nachts — gece
    ’s nachts gece

    Ze slapen ’s nachts in hun bedden. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. na het werk — işten sonra
    na het werk işten sonra

    Hij ontspant elke dag na het werk. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. één keer per ... — haftada bir
    één keer per ... haftada bir

    Ik ga één keer per week. Haftada bir giderim.

  78. twee keer per — haftada iki kez
    twee keer per haftada iki kez

    Mijn vader komt twee keer per week op bezoek. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. om de ... — iki haftada bir
    om de ... iki haftada bir

    Ze komen om de week langs. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. ten minste — en az
    ten minste en az

    Hij eet ten minste één appel per dag. O her gün en az bir elma yer.

  81. hooguit — en fazla
    hooguit en fazla

    Ik koop er hooguit twee. En fazla iki tane alacağım.

  82. meer dan — den fazla
    meer dan den fazla

    Dit is meer dan genoeg eten. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. minder dan — den daha az
    minder dan den daha az

    Je hebt minder dan de vorige keer. Geçen seferden daha az aldın.

  84. een beetje — biraz
    een beetje biraz

    Hij heeft een beetje hulp nodig. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. een beetje — biraz
    een beetje biraz

    Ze at een beetje van de taart. Biraz kek yedi.

  86. veel — çok
    veel çok

    Ik studeer veel. Çok çalışıyorum.

  87. te veel — çok fazla
    te veel çok fazla

    Ze aten te veel taart. Çok fazla kek yediler.

  88. niet genoeg — yeterli değil
    niet genoeg yeterli değil

    Dit bedrag is niet genoeg. Bu miktar yeterli değil.

  89. geleden — önce
    geleden önce

    Ik ben twee dagen geleden aangekomen. İki gün önce geldim.

  90. binnenkort — yakında
    binnenkort yakında

    Mijn vriend komt binnenkort aan. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. nog — hâlâ
    nog hâlâ

    Ik heb nog honger. Hâlâ açım.

  92. ooit — hiç
    ooit hiç

    Heb je ooit de oceaan gezien? Hiç okyanus gördün mü?

  93. nog niet — henüz
    nog niet henüz

    Mijn vriend is nog niet gearriveerd. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. meteen — hemen
    meteen hemen

    Ik heb meteen hulp nodig. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. misschien — belki
    misschien belki

    Misschien komt ze later. Belki o daha sonra gelir.

  96. eens — bir ara
    eens bir ara

    We zullen elkaar eens ontmoeten. Bir ara buluşuruz.

  97. altijd — her zaman
    altijd her zaman

    Je kunt ons altijd bezoeken. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. vóór — önce
    vóór önce

    Wij vertrokken vóór de storm. Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. na — sonra
    na sonra

    We vertrekken na de maaltijd. Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. tegenwoordig — bugünlerde
    tegenwoordig bugünlerde

    Mensen reizen tegenwoordig meer. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. januari — Ocak
    januari Ocak

    Januari is de eerste maand. Ocak birinci aydır.

  2. februari — Şubat
    februari Şubat

    Februari is meestal een korte maand. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. maart — Mart
    maart Mart

    Ik bezoek hen meestal in maart. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. april — Nisan
    april Nisan

    De basketbalwedstrijd is in april. Basketbol maçı nisanda.

  5. mei — Mayıs
    mei Mayıs

    Mijn eindexamen is in mei. Final sınavım mayısta.

  6. juni — Haziran
    juni Haziran

    Ik weet het antwoord in juni. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. juli — Temmuz
    juli Temmuz

    Juli is meestal een erg warme maand. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. augustus — Ağustos
    augustus Ağustos

    Kunnen we in augustus weer afspreken? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. september — Eylül
    september Eylül

    Mijn vakantie is in september. Tatilim eylülde.

  10. oktober — Ekim
    oktober Ekim

    Is je verjaardag in oktober? Doğum günün ekimde mi?

  11. november — Kasım
    november Kasım

    Waarom regent het in november? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. december — Aralık
    december Aralık

    december is de laatste maand. Aralık son aydır.

  13. over — üzerinden
    over üzerinden

    De kat springt over de doos. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. onder — altında
    onder altında

    Ze wonen onder een grote boom. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. door — içinden
    door içinden

    Hij loopt door de deur. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. langs — boyunca
    langs boyunca

    Wij lopen langs het strand. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. rond — etrafında
    rond etrafında

    Mensen lopen rond het park. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. aan de overkant van — karşıya
    aan de overkant van karşıya

    Ik ga aan de overkant van de straat. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. in — içine
    in içine

    Hij loopt langzaam de kamer in. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. uit — dışarı
    uit dışarı

    Het kind rent de school uit. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. omhoog — yukarı
    omhoog yukarı

    Ze kijkt omhoog naar de wolken. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. neer — aşağı
    neer aşağı

    De hond legde de bal neer. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. naar boven — üst kat
    naar boven üst kat

    Ik ga naar boven om te slapen. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. beneden — alt katta
    beneden alt katta

    Ik hoor geluiden beneden. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. meebrengen — getirmek
    meebrengen getirmek

    Zij brengen eten mee naar het feest. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. pakken — almak
    pakken almak

    Je pakt altijd mijn pen. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. dragen — taşımak
    dragen taşımak

    Hij kan de doos dragen. O kutuyu taşıyabilir.

  28. ophalen — teslim almak
    ophalen teslim almak

    Kun je het pakketje ophalen? Paketi teslim alabilir misin?

  29. laten vallen — düşürmek
    laten vallen düşürmek

    Als ik de telefoon laat vallen, gaat hij kapot. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. aanreiken — uzatmak
    aanreiken uzatmak

    Kun je me het zout aanreiken? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. neerzetten — yere koymak
    neerzetten yere koymak

    Wij zetten onze rugzakken neer. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. opruimen — kaldırmak
    opruimen kaldırmak

    Ik ruim mijn speelgoed op. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. buitenzetten — dışarı çıkarmak
    buitenzetten dışarı çıkarmak

    Zij buitenzet het vuilnis. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. ophangen — asmak
    ophangen asmak

    Ze hangen hun jassen op. Onlar paltolarını asarlar.

  35. aanzetten — açmak
    aanzetten açmak

    Je zet het licht aan. Işığı açıyorsun.

  36. uitzetten — kapatmak
    uitzetten kapatmak

    Kan iemand de radio uitzetten? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. springen — atlamak
    springen atlamak

    De kat springt over de muur. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. gooien — atmak
    gooien atmak

    De jongen gooit de steen. Çocuk taşı atıyor.

  39. vangen — yakalamak
    vangen yakalamak

    Hij vangt de bal. Topu yakalıyor.

  40. rijden — binmek
    rijden binmek

    De jongen rijdt op een paard. Çocuk ata biniyor.

  41. vliegen — uçmak
    vliegen uçmak

    De vogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. kruipen — emeklemek
    kruipen emeklemek

    De baby kruipt op de vloer. Bebek yerde emekliyor.

  43. overslaan — atlamak
    overslaan atlamak

    Zij sloeg de eerste pagina over. İlk sayfayı atladı.

  44. schoppen — tekmeler
    schoppen tekmeler

    Het kind schopt tegen de bal. Çocuk topu tekmeliyor.

  45. stuiteren — zıplamak
    stuiteren zıplamak

    De bal stuitert op de grond. Top yerde zıplıyor.

  46. klimmen — tırmanmak
    klimmen tırmanmak

    De kat klimt in de boom. Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. duiken — dalmak
    duiken dalmak

    De jongen duikt in het water. Çocuk suya dalıyor.

  48. glijden — kaymak
    glijden kaymak

    De doos glijdt over de vloer. Kutu yerde kayıyor.

  49. knijpen — çimdiklemek
    knijpen çimdiklemek

    Hij kneep in mijn arm. Kolumu çimdikledi.

  50. knijpen — sıkmak
    knijpen sıkmak

    Zij knijpt in mijn hand. Elimi sıkıyor.

  51. prikken — dürtmek
    prikken dürtmek

    Het kind prikte in mijn arm. Çocuk kolumu dürttü.

  52. aaien — sevmek
    aaien sevmek

    De jongen aait de hond. Çocuk köpeği seviyor.

  53. wrijven — ovmak
    wrijven ovmak

    Ik wrijf in mijn vermoeide ogen. Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. draaien — bükmek
    draaien bükmek

    De man draait aan het touw. Adam ipi büküyor.

  55. schudden — sallamak
    schudden sallamak

    De baby schudt met het speelgoed. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. vouwen — katlamak
    vouwen katlamak

    Ik vouw het papier. Kağıdı katlıyorum.

  57. drukken op — basmak
    drukken op basmak

    Zij drukt op de rode knop. Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. bevestigen — bağlamak
    bevestigen bağlamak

    Hij zal het touw bevestigen. İpi bağlayacak.

  59. trekken — çekmek
    trekken çekmek

    De man trekt aan het zware touw. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. inpakken — hazırlamak
    inpakken hazırlamak

    Ik pak mijn tas in. Çantamı hazırlıyorum.

  61. Waar is de ... — nerede
    Waar is de ... nerede

    Waar is het hotel? Otel nerede?

  62. Is er een ... in de buurt — Yakınlarda bir ... var mı?
    Is er een ... in de buurt Yakınlarda bir ... var mı?

    Is er een bank in de buurt? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. Hoe kom ik bij ...? — nasıl giderim
    Hoe kom ik bij ...? nasıl giderim

    Hoe kom ik bij school? Okula nasıl giderim?

  64. Welke bus gaat naar ...? — ...'ya hangi otobüs gider?
    Welke bus gaat naar ...? ...'ya hangi otobüs gider?

    Welke bus gaat naar het centrum? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. Welke lijn gaat naar ... — Hangi hat ...'ya gider?
    Welke lijn gaat naar ... Hangi hat ...'ya gider?

    Welke lijn gaat naar het museum? Hangi hat müzeye gider?

  66. Hoe lang duurt het ... — Ne kadar sürer?
    Hoe lang duurt het ... Ne kadar sürer?

    Ik vraag me af hoe lang het duurt. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. Hoe ver is het — Ne kadar uzak?
    Hoe ver is het Ne kadar uzak?

    Hoe ver is het? Ne kadar uzak?

  68. Kun je me ... op de kaart laten zien? — Haritada gösterebilir misin?
    Kun je me ... op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?

    Kun je me op de kaart laten zien? Haritada gösterebilir misin?

  69. ik zoek — aramak
    ik zoek aramak

    Ze zijn op zoek naar een toilet. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. de dichtstbijzijnde — En yakın
    de dichtstbijzijnde En yakın

    De dichtstbijzijnde winkel is daar beneden. En yakın mağaza aşağıda.

  71. Gaat dit naar ...? — Bu ...-e gider mi?
    Gaat dit naar ...? Bu ...-e gider mi?

    Gaat dit naar het restaurant? Bu restorana gider mi?

  72. Bij welke halte moet ik zijn voor ...? — ... için hangi durak?
    Bij welke halte moet ik zijn voor ...? ... için hangi durak?

    Bij welke halte moet ik zijn voor het centrum? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. het station — istasyon
    het station istasyon

    Ze wachten op het station. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. de bushalte — otobüs durağı
    de bushalte otobüs durağı

    De bushalte is vlakbij. Otobüs durağı yakında.

  75. de metrohalte — metro istasyonu
    de metrohalte metro istasyonu

    Deze metrohalte is erg druk. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. het hotel — otel
    het hotel otel

    Je kunt online een hotel boeken. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. de apotheek — eczane
    de apotheek eczane

    Mark werkt bij de apotheek. Mark eczanede çalışıyor.

  78. de bank — banka
    de bank banka

    Hij gaat naar de bank. Bankaya gidiyor.

  79. het toilet — tuvalet
    het toilet tuvalet

    Dit is een schoon toilet. Bu temiz bir tuvalet.

  80. de supermarkt — süpermarket
    de supermarkt süpermarket

    Wij kopen eten in de supermarkt. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. het restaurant — restoran
    het restaurant restoran

    Ze vinden dat restaurant erg leuk. O restoranı çok seviyorlar.

  82. het café — kafe
    het café kafe

    Jane werkt in het café. Jane kafede çalışıyor.

  83. het park — park
    het park park

    Ze houdt van het groene park. Yeşil parkı seviyor.

  84. het ziekenhuis — hastane
    het ziekenhuis hastane

    Een ziekenhuis helpt zieke mensen. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. de luchthaven — havalimanı
    de luchthaven havalimanı

    We kwamen aan op de luchthaven. Havalimanına vardık.

  86. het stadion — stadyum
    het stadion stadyum

    Wij gingen naar het stadion. Stadyuma gittik.

  87. de fabriek — fabrika
    de fabriek fabrika

    Deze fabriek maakt kleding. Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. de universiteit — üniversite
    de universiteit üniversite

    Zij studeert aan de universiteit. O, üniversitede okuyor.

  89. de hogeschool — üniversite
    de hogeschool üniversite

    Zij studeert aan de hogeschool. O, üniversitede okuyor.

  90. de club — kulüp
    de club kulüp

    We zijn lid geworden van de sportclub. Spor kulübüne katıldık.

  91. de gevangenis — hapishane
    de gevangenis hapishane

    De crimineel is uit de gevangenis ontsnapt. Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. de toren — kule
    de toren kule

    Ik zie de hoge toren. Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. het winkelcentrum — alışveriş merkezi
    het winkelcentrum alışveriş merkezi

    Ik heb schoenen gekocht in het winkelcentrum. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. het gemeentehuis — belediye binası
    het gemeentehuis belediye binası

    We hebben afgesproken bij het gemeentehuis. Belediye binasında buluştuk.

  95. het politiebureau — karakol
    het politiebureau karakol

    Ik zie het politiebureau. Karakolu görüyorum.

  96. de brandweerkazerne — itfaiye istasyonu
    de brandweerkazerne itfaiye istasyonu

    Ik woon vlak bij de brandweerkazerne. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. Sla linksaf — Sola dön
    Sla linksaf Sola dön

    Sla linksaf hier. Burada sola dön.

  98. sla rechtsaf — sağa dön
    sla rechtsaf sağa dön

    Sla rechtsaf bij het kruispunt. Kavşakta sağa dön.

  99. Ga rechtdoor — Dümdüz git
    Ga rechtdoor Dümdüz git

    Ga rechtdoor naar school. Okula dümdüz git.

  100. Het is dichtbij — yakın
    Het is dichtbij yakın

    Het is dichtbij. Yakın.

Kelime 401–500

  1. Het is ver — Uzak.
    Het is ver Uzak.

    Het is ver. Uzak.

  2. aan de overkant van de straat — caddenin karşısında
    aan de overkant van de straat caddenin karşısında

    Hij woont aan de overkant van de straat. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. op de hoek — Köşede
    op de hoek Köşede

    Ze staat op de hoek te wachten. Köşede bekliyor.

  4. bij het stoplicht — Trafik ışığında
    bij het stoplicht Trafik ışığında

    We stopten bij het stoplicht. Trafik ışığında durduk.

  5. op het kruispunt — Kavşakta
    op het kruispunt Kavşakta

    De bar is op het kruispunt. Bar kavşakta.

  6. het zebrapad — yaya geçidi
    het zebrapad yaya geçidi

    Dat zebrapad is erg veilig. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. één blok verderop — Bir blok ötede
    één blok verderop Bir blok ötede

    Het museum is één blok verderop. Müze bir blok ötede.

  8. de borden volgen — Tabelaları takip et
    de borden volgen Tabelaları takip et

    Je moet de borden volgen naar de veiligheid. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. de koffer — valiz
    de koffer valiz

    Heb je je koffer al ingepakt? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. de magneet — mıknatıs
    de magneet mıknatıs

    De kleine magneet is een cadeau. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. de haarborstel — saç fırçası
    de haarborstel saç fırçası

    Ze kan haar haarborstel niet vinden. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. het kussen — yastık
    het kussen yastık

    Dit kussen is zacht en warm. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. de deken — battaniye
    de deken battaniye

    Pak een deken als je het koud hebt. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. de matras — yatak
    de matras yatak

    Onze nieuwe matras ligt echt heerlijk. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. het gordijn — perde
    het gordijn perde

    Doe alsjeblieft het gordijn open, het is donker. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. de jaloezieën — jaluzi
    de jaloezieën jaluzi

    Ik doe 's avonds meestal de jaloezieën dicht. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. het tapijt — halı
    het tapijt halı

    Er ligt stof onder het tapijt. Halının altında toz var.

  18. de vaas — vazo
    de vaas vazo

    Deze vaas ziet er duur uit. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. de bezem — süpürge
    de bezem süpürge

    Heeft dit appartement een bezem? Bu dairede süpürge var mı?

  20. het wc-papier — tuvalet kağıdı
    het wc-papier tuvalet kağıdı

    Oh nee, het wc-papier is op! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. de wol — yün
    de wol yün

    Het schaap heeft dikke wol. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. het metaal — metal
    het metaal metal

    We hebben hout en metaal nodig. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. plastic — plastik
    plastic plastik

    Ze wast de plastic kom. Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. het leer — deri
    het leer deri

    Ik heb een nieuwe leren tas gekocht. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. de katoen — pamuk
    de katoen pamuk

    De boer verbouwt katoen. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. de zijde — ipek
    de zijde ipek

    Deze zijde is erg zacht. Bu ipek çok yumuşak.

  27. het rubber — kauçuk
    het rubber kauçuk

    De bal is gemaakt van rubber. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. de denim — kot
    de denim kot

    Hij kocht dikke denimstof. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. keramisch — seramik
    keramisch seramik

    Ze waste de keramische kom af. Seramik kaseyi yıkadı.

  30. het marmer — mermer
    het marmer mermer

    Ze sneden het witte marmer. Beyaz mermeri kestiler.

  31. de baksteen — tuğla
    de baksteen tuğla

    Hij houdt een rode baksteen vast. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. het staal — çelik
    het staal çelik

    Ze maken de gereedschappen van staal. Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. achter — arkasında
    achter arkasında

    Het staat achter dat gebouw. O, şu binanın arkasında.

  34. voor — önünde
    voor önünde

    Zij staat voor mij. O benim önümde.

  35. tussen — arasında
    tussen arasında

    Het park ligt tussen twee huizen. Park iki evin arasında.

  36. naast — yanında
    naast yanında

    Die winkel ligt naast mijn huis. O mağaza evimin yanında.

  37. de tegenovergestelde — ters
    de tegenovergestelde ters

    Wij gaan de tegenovergestelde richting op. Ters yöne gidiyoruz.

  38. tegenover — karşısında
    tegenover karşısında

    Wij wonen tegenover de winkel. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. om de hoek — hemen köşede
    om de hoek hemen köşede

    Ze woont nu om de hoek. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. richting — -e doğru
    richting -e doğru

    De kinderen lopen richting de grote boom. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. voorbij — yanından
    voorbij yanından

    Je moet voorbij de brug gaan. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. aan het einde van de straat — sokağın sonunda
    aan het einde van de straat sokağın sonunda

    Ik woon aan het einde van de straat. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. aan de linkerkant — solda
    aan de linkerkant solda

    Zij parkeert aan de linkerkant. Solda park ediyor.

  44. aan de rechterkant — sağda
    aan de rechterkant sağda

    Ze staan aan de rechterkant. Onlar sağda.

  45. boven — üzerinde
    boven üzerinde

    De zon staat boven de berg. Güneş dağın üzerindedir.

  46. onder — aşağısında
    onder aşağısında

    Het dorp ligt onder de berg. Köy dağın aşağısında.

  47. bovenop — en üstte
    bovenop en üstte

    De doos staat bovenop. Kutu en üstte.

  48. vlakbij — yakınında
    vlakbij yakınında

    Ik woon vlakbij de rivier. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. in het midden — ortasında
    in het midden ortasında

    Hij staat in het midden. Tam ortasında duruyor.

  50. binnen — içinde
    binnen içinde

    De hond is binnen in het huis. Köpek evin içinde.

  51. de plek — yer
    de plek yer

    We hebben een veilige plek gevonden. Güvenli bir yer bulduk.

  52. de winkel — mağaza
    de winkel mağaza

    Wij kopen eten in de winkel. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. het huis — ev
    het huis ev

    Het gezin woont in dat huis. Aile o evde yaşıyor.

  54. het busstation — otogar
    het busstation otogar

    Ik wacht bij het busstation. Otogarda bekliyorum.

  55. het stadscentrum — şehir merkezi
    het stadscentrum şehir merkezi

    Ik woon vlak bij het stadscentrum. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. het winkelcentrum — alışveriş merkezi
    het winkelcentrum alışveriş merkezi

    Het winkelcentrum is erg groot. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. de fontein — çeşme
    de fontein çeşme

    Die fontein heeft heel helder water. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. de rotonde — döner kavşak
    de rotonde döner kavşak

    Deze rotonde helpt het verkeer. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. de kruising — kavşak
    de kruising kavşak

    We stopten bij de kruising. Kavşakta durduk.

  60. de brug — köprü
    de brug köprü

    Mensen lopen over de brug. İnsanlar köprüden yürür.

  61. de tunnel — tünel
    de tunnel tünel

    De auto rijdt door een tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. het stopbord — dur tabelası
    het stopbord dur tabelası

    Je moet je aan het stopbord houden. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. het viaduct — üst geçit
    het viaduct üst geçit

    Ze hebben bij ons in de buurt een viaduct gebouwd. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. de tunnel — alt geçit
    de tunnel alt geçit

    We lopen door de tunnel. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. de bezienswaardigheid — simgesel yapı
    de bezienswaardigheid simgesel yapı

    De bezienswaardigheid ligt vlak bij de rivier. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. het verkeersbord — trafik işareti
    het verkeersbord trafik işareti

    Dit verkeersbord betekent stoppen. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. het standbeeld — heykel
    het standbeeld heykel

    Hij zag het prachtige standbeeld. Güzel heykeli gördü.

  68. het monument — anıt
    het monument anıt

    Ze bezochten het hoge monument. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. het noorden — kuzey
    het noorden kuzey

    Het noorden van deze stad is interessant. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. het zuiden — güney
    het zuiden güney

    De wind komt uit het zuiden. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. oosten — doğu
    oosten doğu

    De wind komt uit het oosten. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. het westen — batı
    het westen batı

    De zon gaat onder in het westen. Güneş batıda batar.

  73. het noordoosten — kuzeydoğu
    het noordoosten kuzeydoğu

    Ben woont in het noordoosten. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. het noordwesten — kuzeybatı
    het noordwesten kuzeybatı

    Die staat ligt in het noordwesten. O eyalet kuzeybatıda.

  75. zuidoosten — güneydoğu
    zuidoosten güneydoğu

    Hij woont in het zuidoosten van het land. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. het zuidwesten — güneybatı
    het zuidwesten güneybatı

    Ze reden naar het zuidwesten. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. de U-bocht — U dönüşü
    de U-bocht U dönüşü

    Dit is een U-bocht. Bu bir U dönüşü.

  78. de doodlopende weg — çıkmaz sokak
    de doodlopende weg çıkmaz sokak

    Die straat is een doodlopende weg. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. de roltrap — yürüyen merdiven
    de roltrap yürüyen merdiven

    De roltrap brengt je naar de bovenste verdieping. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. de hellingbaan — rampa
    de hellingbaan rampa

    Rolstoelen hebben hellingbanen nodig. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. het weer — hava
    het weer hava

    Het is vandaag mooi weer. Bugün hava güzel.

  82. zonnig — güneşli
    zonnig güneşli

    Hij houdt van een zonnige dag. Güneşli bir günü sever.

  83. bewolkt — bulutlu
    bewolkt bulutlu

    Ze verwachten een bewolkte middag. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. regenachtig — yağmurlu
    regenachtig yağmurlu

    Een regenachtige dag kan gezellig zijn. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. winderig — rüzgarlı
    winderig rüzgarlı

    Het is buiten winderig. Dışarısı rüzgarlı.

  86. heet — sıcak
    heet sıcak

    Deze thee is erg heet. Bu çay çok sıcak.

  87. koud — soğuk
    koud soğuk

    De koude wind waait in de winter. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. warm — ılık
    warm ılık

    Het was vandaag warm op het strand. Bugün plaj ılıktı.

  89. de lente — ilkbahar
    de lente ilkbahar

    De bloemen houden van de lente. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. de zomer — yaz
    de zomer yaz

    De zomer is een erg heet seizoen. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. de herfst — sonbahar
    de herfst sonbahar

    De herfst is mijn favoriete seizoen. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. de winter — kış
    de winter kış

    Winter kan hier erg koud zijn. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. de zon — güneş
    de zon güneş

    De zon schijnt aan de hemel. Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. de maan — ay
    de maan ay

    Ik zie de heldere maan. Parlak ayı görüyorum.

  95. de ster — yıldız
    de ster yıldız

    Ik zie een heldere ster. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. de lucht — gökyüzü
    de lucht gökyüzü

    Vogels vliegen in de lucht. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. de wolk — bulut
    de wolk bulut

    Een donkere wolk verbergt de zon. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. de regen — yağmur
    de regen yağmur

    De regen valt uit de lucht. Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. de wind — rüzgar
    de wind rüzgar

    Wij voelen de koude wind. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. de storm — fırtına
    de storm fırtına

    De sterke storm brak de bomen. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kelime 501–600

  1. de regenboog — gökkuşağı
    de regenboog gökkuşağı

    Ik zie een regenboog in de lucht. Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum.

  2. de schaduw — gölge
    de schaduw gölge

    Ik zie een donkere schaduw. Karanlık bir gölge görüyorum.

  3. de zonsondergang — gün batımı
    de zonsondergang gün batımı

    We hebben naar de prachtige zonsondergang gekeken. Güzel gün batımını izledik.

  4. de donder — gök gürültüsü
    de donder gök gürültüsü

    We hoorden de harde donder. Şiddetli gök gürültüsünü duyduk.

  5. de paraplu — şemsiye
    de paraplu şemsiye

    Ze heeft een rode paraplu. Onun kırmızı bir şemsiyesi var.

  6. de regenjas — yağmurluk
    de regenjas yağmurluk

    Deze regenjas houdt me warm. Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor.

  7. de weersverwachting — tahmin
    de weersverwachting tahmin

    Ik kijk elke dag naar de weersverwachting. Her gün hava tahminini izliyorum.

  8. de schaduw — gölge
    de schaduw gölge

    We hebben schaduw nodig op een hete dag. Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var.

  9. het onweer — gök gürültülü fırtına
    het onweer gök gürültülü fırtına

    Een onweer brengt zware regen met zich mee. Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir.

  10. de bliksem — şimşek
    de bliksem şimşek

    Hij zag gisteravond felle bliksem. Dün gece parlak bir şimşek gördü.

  11. de mist — sis
    de mist sis

    Ze reden door dikke mist. Yoğun siste araba sürdüler.

  12. de sneeuw — kar
    de sneeuw kar

    Dit is verse, witte sneeuw. Bu taze, beyaz kar.

  13. het ijs — buz
    het ijs buz

    We doen ijs in onze drankjes. İçeceklerimize buz koyarız.

  14. de hagel — dolu
    de hagel dolu

    Er ligt een heleboel hagel buiten. Dışarıda çok fazla dolu var.

  15. glad — kaygan
    glad kaygan

    Ze viel op het gladde ijs. Kaygan buzda düştü.

  16. de temperatuur — sıcaklık
    de temperatuur sıcaklık

    Ze controleren dagelijks de temperatuur. Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar.

  17. het bos — orman
    het bos orman

    Een bos staat vol met bomen. Orman ağaçlarla doludur.

  18. de rivier — nehir
    de rivier nehir

    De rivier heeft koel, helder water. Nehrin serin, berrak bir suyu var.

  19. het meer — göl
    het meer göl

    Ze zwemt in het diepe meer. O derin gölde yüzüyor.

  20. de berg — dağ
    de berg dağ

    Ze beklommen de hoge berg. Yüksek dağa tırmandılar.

  21. de natuur — doğa
    de natuur doğa

    Peter houdt van de natuur. Peter doğayı seviyor.

  22. de kust — sahil
    de kust sahil

    Dit is een prachtige kust. Bu güzel bir sahil.

  23. het eiland — ada
    het eiland ada

    Hij woont op een klein eiland. Küçük bir adada yaşıyor.

  24. de woestijn — çöl
    de woestijn çöl

    Een woestijn is een erg droge plek. Çöl çok kuru bir yerdir.

  25. de vallei — vadi
    de vallei vadi

    De vallei is groen en breed. Vadi yeşil ve geniş.

  26. de waterval — şelale
    de waterval şelale

    Ze zagen een prachtige waterval. Güzel bir şelale gördüler.

  27. de klif — uçurum
    de klif uçurum

    Die klif is erg hoog. O uçurum çok yüksek.

  28. de weide — çayır
    de weide çayır

    Ze houdt ervan om in weiden te wandelen. Çayırlarda yürümeyi sever.

  29. de boom — ağaç
    de boom ağaç

    De hond slaapt onder de boom. Köpek ağacın altında uyuyor.

  30. de bloem — çiçek
    de bloem çiçek

    De rode bloem is mooi. Kırmızı çiçek çok güzel.

  31. het blad — yaprak
    het blad yaprak

    Er viel een blad van de boom. Ağaçtan bir yaprak düştü.

  32. het gras — ot
    het gras ot

    De koe eet het gras. İnek otu yiyor.

  33. de plant — bitki
    de plant bitki

    De plant heeft groene bladeren. Bitkinin yeşil yaprakları var.

  34. de rots — kaya
    de rots kaya

    De man tilde de zware rots op. Adam ağır kayayı kaldırdı.

  35. de steen — taş
    de steen taş

    Ik heb een zware steen gevonden. Ağır bir taş buldum.

  36. de tak — dal
    de tak dal

    De vogel zit op de tak. Kuş dalda oturuyor.

  37. de wortel — kök
    de wortel kök

    Deze plant heeft een lange wortel. Bu bitkinin uzun bir kökü var.

  38. het zaad — tohum
    het zaad tohum

    De boer plant het zaad. Çiftçi tohumu ekiyor.

  39. de struik — çalı
    de struik çalı

    De vogel verstopt zich in de struik. Kuş, çalının içinde gizleniyor.

  40. het hout — odun
    het hout odun

    Ik heb hout nodig voor het vuur. Ateş için odun lazım.

  41. de wereld — dünya
    de wereld dünya

    De wereld is erg groot. Dünya çok büyüktür.

  42. de stad — şehir
    de stad şehir

    Veel mensen wonen in de stad. Pek çok insan şehirde yaşıyor.

  43. het land — ülke
    het land ülke

    Hij woont in een ander land. O, başka bir ülkede yaşıyor.

  44. de stad — kasaba
    de stad kasaba

    Wij wonen in een klein stadje. Küçük bir kasabada yaşıyoruz.

  45. de weg — yol
    de weg yol

    Deze weg is erg lang. Bu yol çok uzun.

  46. de heuvel — tepe
    de heuvel tepe

    Het huis staat op de heuvel. Ev tepede.

  47. het land — kara
    het land kara

    De zeelieden zagen het land. Denizciler karayı gördü.

  48. de lucht — hava
    de lucht hava

    Ik adem de schone lucht in. Temiz havayı içime çekiyorum.

  49. de oceaan — okyanus
    de oceaan okyanus

    Vissen leven in de oceaan. Balıklar okyanusta yaşar.

  50. de grond — yer
    de grond yer

    De man zit op de grond. Adam yerde oturuyor.

  51. de regio — bölge
    de regio bölge

    Wij wonen in een koude regio. Soğuk bir bölgede yaşıyoruz.

  52. de omgeving — alan
    de omgeving alan

    Veel mensen wonen in deze omgeving. Bu alanda birçok insan yaşıyor.

  53. het strand — plaj
    het strand plaj

    Ik vind het strand leuk. Plajı seviyorum.

  54. de zee — deniz
    de zee deniz

    De zee is blauw. Deniz mavi.

  55. de golven — dalga
    de golven dalga

    Ze kijken naar de golven van de oceaan. Okyanus dalgalarını izliyorlar.

  56. het zand — kum
    het zand kum

    Zij houdt van warm, zacht zand. Sıcak, yumuşak kumu sever.

  57. de zonnebrandcrème — güneş kremi
    de zonnebrandcrème güneş kremi

    Ik gebruik zonnebrandcrème op zonnige dagen. Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım.

  58. de strandparasol — plaj şemsiyesi
    de strandparasol plaj şemsiyesi

    Die strandparasol is kleurrijk. Şu plaj şemsiyesi renkli.

  59. de slippers — parmak arası terlik
    de slippers parmak arası terlik

    Deze slippers zitten comfortabel. Bu parmak arası terlikler rahat.

  60. het badpak — mayo
    het badpak mayo

    Zij heeft een nieuw badpak. Onun yeni bir mayosu var.

  61. de zwembroek — deniz şortu
    de zwembroek deniz şortu

    Vergeet je zwembroek niet. Deniz şortunu unutma.

  62. de badmeester — cankurtaran
    de badmeester cankurtaran

    De badmeester houdt zwemmers veilig. Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar.

  63. de vloed — yüksek gelgit
    de vloed yüksek gelgit

    Bij vloed is het erg nat. Yüksek gelgit çok ıslaktır.

  64. de zonnebrand — güneş yanığı
    de zonnebrand güneş yanığı

    Die zonnebrand ziet er behoorlijk pijnlijk uit. O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor.

  65. het kaartje — bilet
    het kaartje bilet

    Ze heeft een treinkaartje. Onun bir tren bileti var.

  66. de bagage — bagaj
    de bagage bagaj

    Waar laten we onze bagage? Bagajlarımızı nereye koyuyoruz?

  67. de kaartautomaat — bilet makinesi
    de kaartautomaat bilet makinesi

    Ik koop het bij de kaartautomaat. Onu bilet makinesinden alacağım.

  68. het perron — peron
    het perron peron

    Dat is het perron voor de trein. O, tren peronu.

  69. het rooster — tarife
    het rooster tarife

    Zij leest het rooster. O, tarifeyi okuyor.

  70. de bus — otobüs
    de bus otobüs

    Wachten we op een bus? Otobüs mü bekliyoruz?

  71. de trein — tren
    de trein tren

    De trein is erg modern. Tren çok modern.

  72. de tram — tramvay
    de tram tramvay

    De snelste manier is met de tram. En hızlı yol tramvayla.

  73. de taxi — taksi
    de taxi taksi

    Hoeveel kost de taxi? Taksi ne kadar tutuyor?

  74. op tijd — zamanında
    op tijd zamanında

    Het is belangrijk om op tijd te komen. Zamanında varmak önemlidir.

  75. vertraging hebben — rötarlı
    vertraging hebben rötarlı

    Die vlucht had vertraging. O uçuş rötarlıydı.

  76. de metro — metro
    de metro metro

    Een metro rijdt ondergronds. Metro yer altından gider.

  77. de auto — araba
    de auto araba

    Hij heeft een nieuwe auto gekocht. Yeni bir araba satın aldı.

  78. de vrachtwagen — kamyon
    de vrachtwagen kamyon

    De man bestuurt een grote vrachtwagen. Adam büyük bir kamyon sürüyor.

  79. de fiets — bisiklet
    de fiets bisiklet

    Ik rijd met mijn fiets naar school. Okula bisikletimle gidiyorum.

  80. de tractor — traktör
    de tractor traktör

    De boer rijdt op een grote tractor. Çiftçi büyük bir traktör sürüyor.

  81. de motor — motosiklet
    de motor motosiklet

    Hij rijdt op een snelle motor. O, hızlı bir motosiklet kullanıyor.

  82. de step — scooter
    de step scooter

    Het kind rijdt op een step. Çocuk scooter'a biniyor.

  83. de bestelbus — minibüs
    de bestelbus minibüs

    Hij rijdt in een grote bestelbus. O, büyük bir minibüs kullanıyor.

  84. de bestuurder — şoför
    de bestuurder şoför

    De bestuurder stopte de auto. Şoför arabayı durdurdu.

  85. het verkeer — trafik
    het verkeer trafik

    Het verkeer gaat vandaag erg langzaam. Bugün trafik çok yavaş.

  86. het wiel — tekerlek
    het wiel tekerlek

    Hij heeft het kapotte wiel gerepareerd. Kırık tekerleği tamir etti.

  87. de parkeerplaats — otopark
    de parkeerplaats otopark

    We hebben een parkeerplaats gevonden. Bir otopark yeri bulduk.

  88. de trailer — römork
    de trailer römork

    De vrachtwagen trekt de trailer. Kamyon römorku çekiyor.

  89. het vliegtuig — uçak
    het vliegtuig uçak

    Het vliegtuig landt op het vliegveld. Uçak havaalanına iniş yapıyor.

  90. de boot — tekne
    de boot tekne

    Ik zie een kleine boot. Küçük bir tekne görüyorum.

  91. het schip — gemi
    het schip gemi

    Het grote schip steekt de oceaan over. Büyük gemi okyanusu geçiyor.

  92. de helikopter — helikopter
    de helikopter helikopter

    De helikopter vliegt in de lucht. Helikopter gökyüzünde uçuyor.

  93. de raket — roket
    de raket roket

    De raket vliegt de lucht in. Roket gökyüzüne doğru uçuyor.

  94. het ruimteschip — uzay gemisi
    het ruimteschip uzay gemisi

    Het ruimteschip landde op de maan. Uzay gemisi aya iniş yaptı.

  95. de brandweerauto — itfaiye aracı
    de brandweerauto itfaiye aracı

    De brandweerauto vervoert water. İtfaiye aracı su taşır.

  96. de straaljager — jet
    de straaljager jet

    De straaljager vliegt erg snel. Jet çok hızlı uçar.

  97. de kajak — kayak
    de kajak kayak

    Ze zit in de kajak. O, kayakta oturuyor.

  98. het vlot — sal
    het vlot sal

    We hebben een houten vlot gebouwd. Tahtadan bir sal yaptık.

  99. de kano — kano
    de kano kano

    Hij peddelt in de kleine kano. Küçük kanoyu kürekle sürüyor.

  100. de zeilboot — yelkenli
    de zeilboot yelkenli

    De wind verplaatst de zeilboot. Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor.

Kelime 601–700

  1. de prijs — fiyat
    de prijs fiyat

    Zie je de prijs? Fiyatı görüyor musun?

  2. goedkoop — ucuz
    goedkoop ucuz

    Hij kocht goedkope schoenen. Ucuz ayakkabı aldı.

  3. duur — pahalı
    duur pahalı

    Die auto ziet er duur uit. O araba pahalı görünüyor.

  4. het contant geld — nakit
    het contant geld nakit

    Ik denk dat ze wat contant geld nodig heeft. Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var.

  5. de creditcard — kredi kartı
    de creditcard kredi kartı

    Ik kan met mijn creditcard betalen. Kredi kartımla ödeyebilirim.

  6. de kassabon — fiş
    de kassabon fiş

    Mag ik de kassabon, alsjeblieft? Fişi alabilir miyim lütfen?

  7. de rekening — hesap
    de rekening hesap

    Wie gaat de rekening betalen? Hesabı kim ödeyecek?

  8. het wisselgeld — para üstü
    het wisselgeld para üstü

    Ik heb betaald en kreeg wat wisselgeld terug. Ödedim ve para üstü aldım.

  9. de munt — madeni para
    de munt madeni para

    Ik heb een paar munten. Birkaç tane madeni param var.

  10. het bankbiljet — banknot
    het bankbiljet banknot

    Wat voor een bankbiljet is dat? O ne tür bir banknot?

  11. Hoeveel kost dit — Bu ne kadar?
    Hoeveel kost dit Bu ne kadar?

    Hoeveel kost dit? Bu ne kadar?

  12. Kan ik met de kaart betalen? — Kartla ödeyebilir miyim?
    Kan ik met de kaart betalen? Kartla ödeyebilir miyim?

    Kan ik met de kaart betalen? Kartla ödeyebilir miyim?

  13. de munteenheid — para birimi
    de munteenheid para birimi

    Die munteenheid is erg sterk. O para birimi çok güçlü.

  14. de wisselkoers — döviz kuru
    de wisselkoers döviz kuru

    Deze wisselkoers is verschrikkelijk. Bu döviz kuru berbat.

  15. het wisselkantoor — döviz bürosu
    het wisselkantoor döviz bürosu

    We hebben een wisselkantoor nodig. Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var.

  16. de commissie — komisyon
    de commissie komisyon

    Moet je commissie betalen? Komisyon ödemek zorunda mısın?

  17. de buitenlandse valuta — döviz
    de buitenlandse valuta döviz

    Dat is buitenlandse valuta. O döviz.

  18. de kaartbetaling — kart ödemesi
    de kaartbetaling kart ödemesi

    De kaartbetaling is gelukt. Kart ödemesi onaylandı.

  19. contactloos — temassız
    contactloos temassız

    Dit is een contactloze betaling. Bu temassız bir ödeme.

  20. de pincode — PIN kodu
    de pincode PIN kodu

    Ik ben mijn pincode vergeten. PIN kodumu unuttum.

  21. de opnamekosten — para çekme ücreti
    de opnamekosten para çekme ücreti

    Ze hebben de opnamekosten betaald. Para çekme ücretini ödediler.

  22. de daglimiet — günlük limit
    de daglimiet günlük limit

    Ze heeft de daglimiet bereikt. Günlük limite ulaştı.

  23. de terugbetaling — para iadesi
    de terugbetaling para iadesi

    Je ontvangt een terugbetaling. Para iadesi alacaksın.

  24. de servicekosten — servis ücreti
    de servicekosten servis ücreti

    De servicekosten zijn inbegrepen. Servis ücreti dahildir.

  25. de winkel — mağaza
    de winkel mağaza

    Dit is mijn favoriete winkel. Bu benim en sevdiğim mağaza.

  26. de kassier — kasiyer
    de kassier kasiyer

    Zij is de nieuwe kassier. O, yeni kasiyer.

  27. de rij — sıra
    de rij sıra

    Deze rij is erg lang. Bu sıra çok uzun.

  28. open — açık
    open açık

    De winkel is vandaag open. Dükkan bugün açık.

  29. gesloten — kapalı
    gesloten kapalı

    Helaas is de apotheek gesloten. Maalesef eczane kapalı.

  30. de prijskaart — fiyat etiketi
    de prijskaart fiyat etiketi

    Ze zagen de prijskaart. Fiyat etiketini gördüler.

  31. de korting — indirim
    de korting indirim

    Ik ben dol op hun kortingen. İndirimlerini çok seviyorum.

  32. het retourbeleid — iade politikası
    het retourbeleid iade politikası

    Dit retourbeleid lijkt eerlijk. Bu iade politikası adil görünüyor.

  33. de garantie — garanti
    de garantie garanti

    Een garantie beschermt je aankoop. Garanti, aldığın ürünü korur.

  34. het pashokje — deneme kabini
    het pashokje deneme kabini

    Ze gebruikten het pashokje. Deneme kabinini kullandılar.

  35. het winkelwagentje — alışveriş arabası
    het winkelwagentje alışveriş arabası

    We hebben een winkelwagentje nodig. Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var.

  36. de klant — müşteri
    de klant müşteri

    De klant heeft altijd gelijk. Müşteri her zaman haklıdır.

  37. de tafel — masa
    de tafel masa

    Kun je deze salade op de tafel zetten? Bu salatayı masaya koyabilir misin?

  38. het menu — menü
    het menu menü

    Ze hebben een uitgebreid menu. Geniş bir menüleri var.

  39. de reservering — rezervasyon
    de reservering rezervasyon

    Wij hebben een reservering. Rezervasyonumuz var.

  40. de server — garson
    de server garson

    De servers werken hard. Garsonlar çok çalışıyor.

  41. de bestelling — sipariş
    de bestelling sipariş

    Wij plaatsen nu onze bestelling. Şimdi sipariş veriyoruz.

  42. het water — su
    het water su

    Zij drinkt koud water. O soğuk su içer.

  43. de koffie — kahve
    de koffie kahve

    Zij drinken sterke koffie. Onlar sert kahve içerler.

  44. de thee — çay
    de thee çay

    Hete thee in de winter is het lekkerst. Kışın sıcak çay en iyisidir.

  45. het bier — bira
    het bier bira

    Ik wil graag nog een bier, alstublieft. Bir bira daha alabilir miyim lütfen?

  46. de wijn — şarap
    de wijn şarap

    Kunnen we deze wijn krijgen, alsjeblieft? Bu şarabı alabilir miyiz lütfen?

  47. De rekening, alstublieft. — Hesap, lütfen.
    De rekening, alstublieft. Hesap, lütfen.

    De rekening, alstublieft. Hesap, lütfen.

  48. heerlijk — lezzetli
    heerlijk lezzetli

    Die taart is heerlijk! O turta lezzetli!

  49. het voorgerecht — başlangıç
    het voorgerecht başlangıç

    We bestellen eerst een voorgerecht. Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz.

  50. het hoofdgerecht — ana yemek
    het hoofdgerecht ana yemek

    Ik ben dol op het hoofdgerecht. Ana yemeği seviyorum.

  51. het dessert — tatlı
    het dessert tatlı

    Ze vindt het dessert lekker. Tatlıyı seviyor.

  52. het dagmenu — günün spesiyali
    het dagmenu günün spesiyali

    Dat is het dagmenu. O, günün spesiyali.

  53. het dagmenu — günün menüsü
    het dagmenu günün menüsü

    Ze hebben het dagmenu. Onlarda günün menüsü var.

  54. tafel voor twee — iki kişilik masa
    tafel voor twee iki kişilik masa

    We hebben een tafel voor twee nodig. İki kişilik masa istiyoruz.

  55. de reservering op naam van ... — adına rezervasyon
    de reservering op naam van ... adına rezervasyon

    Ze heeft een reservering op naam van Smith. Smith adına rezervasyon var.

  56. het kraanwater — musluk suyu
    het kraanwater musluk suyu

    Ik drink meestal kraanwater. Genelde musluk suyu içerim.

  57. de rekening delen — hesabı paylaşmak
    de rekening delen hesabı paylaşmak

    We kunnen de rekening delen. Hesabı paylaşmak mümkün.

  58. samen betalen — beraber ödemek
    samen betalen beraber ödemek

    Wij zullen samen betalen. Beraber ödeyeceğiz.

  59. de fooi — bahşiş
    de fooi bahşiş

    Ik geef altijd grote fooien. Her zaman bol bahşiş veririm.

  60. betalen bij de kassa — kasada ödemek
    betalen bij de kassa kasada ödemek

    Kunnen we betalen bij de kassa? Kasada ödeyebilir miyiz?

  61. de maat — beden
    de maat beden

    Deze maat is te klein. Bu beden çok küçük.

  62. passen — olmak
    passen olmak

    Ze past nog steeds in haar oude spijkerbroek. Eski kotu ona hâlâ oluyor.

  63. te groot — çok büyük
    te groot çok büyük

    Ik vind dit shirt te groot. Bence bu gömlek çok büyük.

  64. te klein — çok küçük
    te klein çok küçük

    Helaas is deze schoen te klein. Maalesef, bu ayakkabı çok küçük.

  65. passen — denemek
    passen denemek

    Wij passen nieuwe hoeden. Yeni şapkalar deniyoruz.

  66. zwart — siyah
    zwart siyah

    Ben draagt een zwart shirt. Ben siyah bir gömlek giyer.

  67. wit — beyaz
    wit beyaz

    Zij draagt een witte broek. O beyaz pantolon giyiyor.

  68. rood — kırmızı
    rood kırmızı

    Zijn rode rozen niet de beste? Kırmızı güller en iyisi değil mi?

  69. blauw — mavi
    blauw mavi

    Is blauw je lievelingskleur? Mavi senin en sevdiğin renk mi?

  70. groen — yeşil
    groen yeşil

    Zou je de groene jurk nemen? Yeşil elbiseyi alır mıydın?

  71. geel — sarı
    geel sarı

    Ze houdt van gele shirts. Sarı gömlekleri sever.

  72. de kleur — renk
    de kleur renk

    Welke kleur vind je mooi? Hangi rengi seviyorsun?

  73. roze — pembe
    roze pembe

    Ik zie een roze bloem. Pembe bir çiçek görüyorum.

  74. paars — mor
    paars mor

    Ik zie een paarse bloem. Mor bir çiçek görüyorum.

  75. bruin — kahverengi
    bruin kahverengi

    Ik zie een bruine hond. Kahverengi bir köpek görüyorum.

  76. grijs — gri
    grijs gri

    De kat is grijs. Kedi gri.

  77. gouden — altın rengi
    gouden altın rengi

    De ring is gouden. Yüzük altın rengi.

  78. zilver — gümüş rengi
    zilver gümüş rengi

    De auto is zilver. Araba gümüş rengi.

  79. beige — bej
    beige bej

    Zij draagt een beige shirt. Bej bir gömlek giyiyor.

  80. marineblauw — lacivert
    marineblauw lacivert

    Zijn jas is marineblauw. Ceketi lacivert.

  81. fel — parlak
    fel parlak

    De zon is erg fel. Güneş çok parlak.

  82. bleek — solgun
    bleek solgun

    Het zieke kind is bleek. Hasta çocuğun yüzü solgun.

  83. donker — karanlık
    donker karanlık

    De kamer is erg donker. Oda çok karanlık.

  84. gestreept — çizgili
    gestreept çizgili

    Hij draagt een gestreept overhemd. Çizgili bir gömlek giyiyor.

  85. de kamer — oda
    de kamer oda

    Ben je blij met je kamer? Odandan memnun musun?

  86. de deur — kapı
    de deur kapı

    Deze deur moet worden vervangen. Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor.

  87. de sleutel — anahtar
    de sleutel anahtar

    Ik denk dat ik mijn sleutel kwijt ben. Sanırım anahtarımı kaybettim.

  88. het raam — pencere
    het raam pencere

    Het raam is erg schoon. Pencere çok temiz.

  89. het licht — ışık
    het licht ışık

    Deze kamer krijgt veel licht. Bu oda çok ışık alıyor.

  90. de schakelaar — düğme
    de schakelaar düğme

    De schakelaar voor het licht zit op de muur. Işık düğmesi duvarda.

  91. het bed — yatak
    het bed yatak

    Ik moet nog steeds een bed kopen. Hâlâ bir yatak almam gerekiyor.

  92. de keuken — mutfak
    de keuken mutfak

    Deze keuken is erg schoon. Bu mutfak çok temiz.

  93. de badkamer — banyo
    de badkamer banyo

    Ze gebruikt vaak de badkamer. O sık sık banyoyu kullanır.

  94. de douche — duş
    de douche duş

    Zij nemen dagelijks een douche. Her gün duş alırlar.

  95. de wifi — Wi-Fi
    de wifi Wi-Fi

    Heeft deze bar wifi? Bu barda Wi-Fi var mı?

  96. het adres — adres
    het adres adres

    Wat is je adres? Adresin ne?

  97. de hoofdpijn — baş ağrısı
    de hoofdpijn baş ağrısı

    Hoofdpijn is nooit leuk. Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir.

  98. de koorts — ateş
    de koorts ateş

    Hij heeft hoge koorts. Onun yüksek ateşi var.

  99. de hoest — öksürük
    de hoest öksürük

    Mijn hoest gaat niet weg. Öksürüğüm geçmiyor.

  100. de keelpijn — boğaz ağrısı
    de keelpijn boğaz ağrısı

    Marry heeft keelpijn. Marry'nin boğaz ağrısı var.

Kelime 701–800

  1. de loopneus — burun akıntısı
    de loopneus burun akıntısı

    Dat is een loopneus. O bir burun akıntısı.

  2. duizelig — baş dönmesi
    duizelig baş dönmesi

    Ik voel me duizelig na het ronddraaien. Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum.

  3. ziek — hasta
    ziek hasta

    Ze voelt zich vandaag erg ziek. Bugün kendini çok hasta hissediyor.

  4. de medicatie — ilaç
    de medicatie ilaç

    Vergeet niet om je medicatie in te nemen. İlacını almayı unutma.

  5. het recept — reçete
    het recept reçete

    Is dit uw recept, meneer? Bu sizin reçeteniz mi, efendim?

  6. de dokter — doktor
    de dokter doktor

    Een dokter helpt veel mensen. Bir doktor birçok insana yardım eder.

  7. de apotheek — eczane
    de apotheek eczane

    Wij bezoeken soms de apotheek. Bazen eczaneye gideriz.

  8. de kliniek — klinik
    de kliniek klinik

    Opa is momenteel in de kliniek. Dedem şu anda klinikte.

  9. de toeristische informatie — turistik bilgi
    de toeristische informatie turistik bilgi

    Het bord geeft toeristische informatie. Tabela turistik bilgi sağlıyor.

  10. de bibliotheek — kütüphane
    de bibliotheek kütüphane

    De bibliotheek staat vol met mensen. Kütüphane insanlarla dolu.

  11. de bank — banka
    de bank banka

    Papa moet nog naar de bank. Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor.

  12. de kapper — kuaför
    de kapper kuaför

    Ze vindt de kapper leuk. O kuaförü seviyor.

  13. de kapper — berber
    de kapper berber

    Die kapper knipt elke dag haar. O berber her gün saç keser.

  14. de stomerij — kuru temizlemeci
    de stomerij kuru temizlemeci

    Dit pak moet naar de stomerij. Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor.

  15. de reparatiewerkplaats — tamirhane
    de reparatiewerkplaats tamirhane

    Is de reparatiewerkplaats vandaag open? Tamirhane bugün açık mı?

  16. de telefoonwinkel — cep telefonu mağazası
    de telefoonwinkel cep telefonu mağazası

    Zij werkt in de telefoonwinkel. O, cep telefonu mağazasında çalışıyor.

  17. de koeriersdienst — kurye servisi
    de koeriersdienst kurye servisi

    We hebben het pakket met de koeriersdienst verstuurd. Paketi kurye servisiyle gönderdik.

  18. de autohuur — araç kiralama
    de autohuur araç kiralama

    We hebben voor het weekend een autohuur geboekt. Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık.

  19. de fietsverhuur — bisiklet kiralama yeri
    de fietsverhuur bisiklet kiralama yeri

    Deze fietsverhuur ziet er nieuw uit. Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor.

  20. de dierenarts — veteriner
    de dierenarts veteriner

    De dierenarts controleert onze hond elke maand. Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder.

  21. verliezen — kaybetmek
    verliezen kaybetmek

    Ik ben mijn sleutels in het park verloren. Anahtarlarımı parkta kaybettim.

  22. de portemonnee — cüzdan
    de portemonnee cüzdan

    Hij is zijn portemonnee verloren in de bus. Cüzdanını otobüste kaybetti.

  23. de telefoon — telefon
    de telefoon telefon

    Zet tijdens de les alsjeblieft je telefoon uit. Lütfen ders sırasında telefonunu kapat.

  24. de identiteitskaart — kimlik kartı
    de identiteitskaart kimlik kartı

    Heb je je identiteitskaart gevonden? Kimlik kartını buldun mu?

  25. de tas — çanta
    de tas çanta

    Haar tas zit altijd vol. Onun çantası her zaman dolu.

  26. het verslag — rapor
    het verslag rapor

    Ze schreef een verslag over de vergadering. Toplantı hakkında bir rapor yazdı.

  27. de beschrijving — tarif
    de beschrijving tarif

    Dit is een geweldige beschrijving. Bu harika bir tarif.

  28. het telefoonnummer — iletişim numarası
    het telefoonnummer iletişim numarası

    Ik heb je telefoonnummer nodig. İletişim numarası vermen gerekiyor.

  29. de gevonden voorwerpen — kayıp eşya bürosu
    de gevonden voorwerpen kayıp eşya bürosu

    Ze vond het bij de gevonden voorwerpen. Onu kayıp eşya bürosunda buldu.

  30. de sleutels — anahtarlar
    de sleutels anahtarlar

    Ik ben gisteren mijn sleutels verloren. Dün anahtarlarımı kaybettim.

  31. terugbrengen — iade etmek
    terugbrengen iade etmek

    Zij zal het boek morgenochtend terugbrengen. Yarın sabah kitabı iade edecek.

  32. de eigenaar — sahip
    de eigenaar sahip

    Ken jij de eigenaar? Sahibini tanıyor musun?

  33. de verpleegkundige — hemşire
    de verpleegkundige hemşire

    De verpleegkundige hielp de patiënt. Hemşire hastaya yardım etti.

  34. de tandarts — diş hekimi
    de tandarts diş hekimi

    De tandarts heeft mijn tand gerepareerd. Diş hekimi dişimi tedavi etti.

  35. de ober — garson
    de ober garson

    De ober bracht ons eten. Garson yemeğimizi getirdi.

  36. de serveerster — kadın garson
    de serveerster kadın garson

    De serveerster bracht ons eten. Kadın garson yemeğimizi getirdi.

  37. de chef-kok — şef
    de chef-kok şef

    De chef-kok bereidt de maaltijd. Yemeği şef pişiriyor.

  38. de monteur — tamirci
    de monteur tamirci

    De monteur heeft mijn auto gerepareerd. Tamirci arabamı düzeltti.

  39. de postbode — postacı
    de postbode postacı

    De postbode bracht een brief. Postacı bir mektup getirdi.

  40. de schoonmaker — temizlikçi
    de schoonmaker temizlikçi

    De schoonmaker heeft de vloer gedweild. Temizlikçi yerleri yıkadı.

  41. de tuinman — bahçıvan
    de tuinman bahçıvan

    De tuinman geeft de planten water. Bahçıvan bitkileri suluyor.

  42. de schilder — ressam
    de schilder ressam

    De schilder schildert een prachtig schilderij. Ressam çok güzel bir tablo yapıyor.

  43. de kleermaker — terzi
    de kleermaker terzi

    De kleermaker maakt prachtige kleding. Terzi güzel kıyafetler diker.

  44. de bibliothecaris — kütüphaneci
    de bibliothecaris kütüphaneci

    De bibliothecaris organiseert de boeken. Kütüphaneci kitapları düzenler.

  45. de acteur — oyuncu
    de acteur oyuncu

    Ik zag de beroemde acteur. Ünlü oyuncuyu gördüm.

  46. de actrice — aktris
    de actrice aktris

    Ik zag de beroemde actrice. Ünlü aktrisi gördüm.

  47. de kunstenaar — sanatçı
    de kunstenaar sanatçı

    De kunstenaar schildert een schilderij. Sanatçı bir resim yapıyor.

  48. de fotograaf — fotoğrafçı
    de fotograaf fotoğrafçı

    De fotograaf maakte een foto van mij. Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti.

  49. de schrijver — yazar
    de schrijver yazar

    De schrijver heeft het boek afgemaakt. Yazar kitabı bitirdi.

  50. de manager — müdür
    de manager müdür

    We hebben de nieuwe manager ontmoet. Yeni müdürle tanıştık.

  51. de advocaat — avukat
    de advocaat avukat

    Ik heb een goede advocaat nodig. İyi bir avukata ihtiyacım var.

  52. de secretaresse — sekreter
    de secretaresse sekreter

    De secretaresse werkt op kantoor. Sekreter ofiste çalışıyor.

  53. de journalist — gazeteci
    de journalist gazeteci

    De journalist schrijft het nieuws. Gazeteci haberleri yazar.

  54. de assistent — asistan
    de assistent asistan

    Mijn assistent zal je helpen. Asistanım size yardımcı olacak.

  55. de verslaggever — muhabir
    de verslaggever muhabir

    De verslaggever schrijft het nieuws. Muhabir haberleri yazar.

  56. de ontwerper — tasarımcı
    de ontwerper tasarımcı

    De ontwerper maakt prachtige kleding. Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor.

  57. de ingenieur — mühendis
    de ingenieur mühendis

    De ingenieur repareerde de machine. Mühendis makineyi tamir etti.

  58. de piloot — pilot
    de piloot pilot

    De piloot bestuurt het vliegtuig. Pilot uçağı uçuruyor.

  59. de boer — çiftçi
    de boer çiftçi

    De boer werkt op het land. Çiftçi tarlada çalışıyor.

  60. de visser — balıkçı
    de visser balıkçı

    De visser ving een grote vis. Balıkçı büyük bir balık yakaladı.

  61. de wetenschapper — bilim insanı
    de wetenschapper bilim insanı

    De wetenschapper ontdekte een nieuw medicijn. Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti.

  62. de programmeur — programcı
    de programmeur programcı

    De programmeur schrijft de software. Programcı yazılımı yazar.

  63. de politieagent — polis memuru
    de politieagent polis memuru

    De politieagent heeft de dief gepakt. Polis memuru hırsızı yakaladı.

  64. de soldaat — asker
    de soldaat asker

    De soldaat beschermt de stad. Asker şehri koruyor.

  65. de professor — profesör
    de professor profesör

    De professor geeft les aan de studenten. Profesör öğrencilere ders anlatıyor.

  66. de bouwvakker — inşaatçı
    de bouwvakker inşaatçı

    De bouwvakker bouwt het nieuwe huis. İnşaatçı yeni evi inşa ediyor.

  67. de bakker — fırıncı
    de bakker fırıncı

    De bakker maakt vers brood. Fırıncı taze ekmek yapar.

  68. de atleet — sporcu
    de atleet sporcu

    De atleet rent heel erg snel. Sporcu çok hızlı koşuyor.

  69. de uitgang — Çıkış
    de uitgang Çıkış

    Pardon, waar is de uitgang? Affedersiniz, çıkış nerede?

  70. de ingang — giriş
    de ingang giriş

    Dit zou de ingang moeten zijn. Burası giriş olmalı.

  71. duwen — itmek
    duwen itmek

    Zij duwen de rode deur. Kırmızı kapıyı itiyorlar.

  72. trekken — çekmek
    trekken çekmek

    Je moet aan de deur trekken. Kapıyı çekmen gerekiyor.

  73. verboden te roken — Sigara içilmez
    verboden te roken Sigara içilmez

    Dit bord zegt dat het hier verboden te roken is. Bu tabelada sigara içilmez yazıyor.

  74. verboden te parkeren — Park yasak
    verboden te parkeren Park yasak

    Het is hier verboden te parkeren, sorry. Burada park yasak, üzgünüm.

  75. buiten gebruik — arızalı
    buiten gebruik arızalı

    Die lift is buiten gebruik. O asansör arızalı.

  76. alleen voor personeel — Sadece personel
    alleen voor personeel Sadece personel

    Die ruimte is alleen voor personeel. O alan sadece personel içindir.

  77. de nooduitgang — acil çıkış
    de nooduitgang acil çıkış

    Elk gebouw heeft een nooduitgang. Her binada bir acil çıkış vardır.

  78. de informatie — Bilgi
    de informatie Bilgi

    We hebben meer informatie nodig. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

  79. het loket — Bilet gişesi
    het loket Bilet gişesi

    Dat is het loket. Şurası bilet gişesi.

  80. niet op het gras lopen — Çimlere basmayın
    niet op het gras lopen Çimlere basmayın

    Loop alstublieft niet op het gras. Lütfen çimlere basmayın.

  81. de geldautomaat — ATM
    de geldautomaat ATM

    Waar is de geldautomaat? ATM nerede?

  82. de bankrekening — banka hesabı
    de bankrekening banka hesabı

    Ze heeft een bankrekening. Onun bir banka hesabı var.

  83. de bankpas — banka kartı
    de bankpas banka kartı

    Wij gebruiken altijd een bankpas. Her zaman banka kartı kullanırız.

  84. geld opnemen — nakit çekmek
    geld opnemen nakit çekmek

    Ik neem elke week geld op. Her hafta nakit çekerim.

  85. contant geld storten — nakit yatırmak
    contant geld storten nakit yatırmak

    Je kunt bij geldautomaten contant geld storten. ATM'lerde nakit yatırırsın.

  86. geld overmaken — para transfer etmek
    geld overmaken para transfer etmek

    Ze maken elke dag geld over. Her gün para transfer ediyorlar.

  87. het saldo — bakiye
    het saldo bakiye

    Ze controleert haar banksaldo. Hesap bakiyesini kontrol ediyor.

  88. het bankafschrift — ekstre
    het bankafschrift ekstre

    Waar is je bankafschrift? Banka ekstren nerede?

  89. de vergoeding — ücret
    de vergoeding ücret

    Zit er een vergoeding aan deze transactie verbonden? Bu işlemin bir ücreti var mı?

  90. de toeslag — ek ücret
    de toeslag ek ücret

    Ik heb de toeslag al betaald. Ek ücreti zaten ödedim.

  91. de spaarrekening — birikim hesabı
    de spaarrekening birikim hesabı

    We hebben een spaarrekening geopend. Bir birikim hesabı açtık.

  92. de kluis — kasa
    de kluis kasa

    Het geld ligt in de kluis. Para kasada.

  93. de bank — koltuk
    de bank koltuk

    Deze bank is erg comfortabel. Bu koltuk çok rahat.

  94. de tafel — masa
    de tafel masa

    Is dit een nieuwe tafel? Bu yeni bir masa mı?

  95. de stoel — sandalye
    de stoel sandalye

    Fred zit altijd in de stoel. Fred her zaman sandalyede oturur.

  96. de kledingkast — gardırop
    de kledingkast gardırop

    De kledingkast zit vol met kleren. Gardırop kıyafetlerle dolu.

  97. de plank — raf
    de plank raf

    Ik moet mijn plank schoonmaken. Rafımı temizlemem gerekiyor.

  98. de koelkast — buzdolabı
    de koelkast buzdolabı

    De koelkast houdt eten koud. Buzdolabı yemekleri soğuk tutar.

  99. de vriezer — derin dondurucu
    de vriezer derin dondurucu

    De vriezer zit vol. Derin dondurucu dolu.

  100. het fornuis — ocak
    het fornuis ocak

    Hij gebruikt het fornuis vaak. Ocağı sık sık kullanır.

Kelime 801–900

  1. de oven — fırın
    de oven fırın

    Deze oven wordt erg heet. Bu fırın çok ısınıyor.

  2. de gootsteen — lavabo
    de gootsteen lavabo

    De gootsteen staat vol met borden. Lavabo tabaklarla dolu.

  3. de lamp — lamba
    de lamp lamba

    Mijn moeder gebruikt een lamp om te lezen. Annem okumak için lamba kullanıyor.

  4. de prullenbak — çöp kutusu
    de prullenbak çöp kutusu

    Daniel heeft de prullenbak geleegd. Daniel çöp kutusunu boşalttı.

  5. de klok — saat
    de klok saat

    De klok geeft de tijd aan. Saat zamanı gösteriyor.

  6. de computer — bilgisayar
    de computer bilgisayar

    Ik gebruik een computer voor mijn werk. İş için bir bilgisayar kullanıyorum.

  7. de lijst — çerçeve
    de lijst çerçeve

    Hij schilderde de houten lijst. Ahşap çerçeveyi boyadı.

  8. de radio — radyo
    de radio radyo

    Ik luister naar de radio. Radyo dinlerim.

  9. de camera — fotoğraf makinesi
    de camera fotoğraf makinesi

    Ik heb een nieuwe camera gekocht. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.

  10. de open haard — şömine
    de open haard şömine

    Het vuur brandt in de open haard. Ateş şöminede yanıyor.

  11. de leunstoel — koltuk
    de leunstoel koltuk

    Hij rust in de leunstoel. Koltukta dinleniyor.

  12. de kast — dolap
    de kast dolap

    De borden staan in de kast. Tabaklar dolapta.

  13. de boekenkast — kitaplık
    de boekenkast kitaplık

    Hij heeft een nieuwe boekenkast gekocht. Yeni bir kitaplık satın aldı.

  14. de lade — çekmece
    de lade çekmece

    De sleutels liggen in de lade. Anahtarlar çekmecede.

  15. de hal — koridor
    de hal koridor

    We wachtten in de hal. Koridorda bekledik.

  16. het kleed — kilim
    het kleed kilim

    De kat slaapt op het kleed. Kedi kilimin üzerinde uyuyor.

  17. de woonkamer — oturma odası
    de woonkamer oturma odası

    Dit is onze oude woonkamer. Bu bizim eski oturma odamız.

  18. de slaapkamer — yatak odası
    de slaapkamer yatak odası

    Ze hebben de slaapkamer blauw geverfd. Yatak odasını maviye boyadılar.

  19. de eetkamer — yemek odası
    de eetkamer yemek odası

    Wij eten in de eetkamer. Yemek odasında yemek yeriz.

  20. de gang — koridor
    de gang koridor

    Die gang is erg lang. O koridor çok uzun.

  21. het balkon — balkon
    het balkon balkon

    Een balkon biedt uitzicht over de stad. Bir balkon şehir manzarası sunar.

  22. de tuin — bahçe
    de tuin bahçe

    Zijn tuin is erg mooi. Onun bahçesi çok güzel.

  23. de tuin — avlu
    de tuin avlu

    De kinderen spelen in de tuin. Çocuklar avluda oynuyor.

  24. de garage — garaj
    de garage garaj

    De garagedeur sluit automatisch. Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor.

  25. de kelder — bodrum
    de kelder bodrum

    Deze kelder is erg schoon. Bu bodrum çok temiz.

  26. het plafond — tavan
    het plafond tavan

    We hebben het plafond wit geverfd. Tavanı beyaza boyadık.

  27. het dak — çatı
    het dak çatı

    Dat dak ziet er oud uit. Şu çatı eski görünüyor.

  28. de muur — duvar
    de muur duvar

    Hij schilderde de muur blauw. Duvarı maviye boyadı.

  29. schoon — temiz
    schoon temiz

    Zij wil een schoon huis. Temiz bir ev istiyor.

  30. wassen — yıkamak
    wassen yıkamak

    Ik ga nu de afwas doen. Şimdi bulaşık yıkayacağım.

  31. koken — pişirmek
    koken pişirmek

    Zij koken elke avond het avondeten. Onlar her gece akşam yemeği pişirirler.

  32. koken — kaynatmak
    koken kaynatmak

    Je kookt water voor thee. Çay için su kaynatırsın.

  33. bakken — kızartmak
    bakken kızartmak

    Bakt u uw eten vaak? Yemeklerini sık sık kızartır mısın?

  34. bakken — pişirmek
    bakken pişirmek

    Zij bakt vandaag brood. O bugün ekmek pişiriyor.

  35. vegen — süpürmek
    vegen süpürmek

    Ik veeg de vloer sneller. Yeri daha hızlı süpürürüm.

  36. de dweil — paspas
    de dweil paspas

    De schoonmaker gebruikt de dweil. Temizlikçi paspası kullanıyor.

  37. stofzuigen — elektrikli süpürgeyle süpürmek
    stofzuigen elektrikli süpürgeyle süpürmek

    Wij stofzuigen de woonkamer. Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz.

  38. het stof — toz
    het stof toz

    Ze veegt het stof weg. Tozu siliyor.

  39. water geven — sulamak
    water geven sulamak

    Ze geven wekelijks water aan de tuin. Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar.

  40. uitdoen — kapatmak
    uitdoen kapatmak

    Kun je het licht uitdoen? Işıkları kapatabilir misin?

  41. schenken — dökmek
    schenken dökmek

    Zij schenkt water in het kopje. Bardağa su döküyor.

  42. roeren — karıştırmak
    roeren karıştırmak

    Ik roer in de hete soep. Sıcak çorbayı karıştırıyorum.

  43. hakken — doğramak
    hakken doğramak

    De man hakt het hout. Adam odunları doğruyor.

  44. dopen — batırmak
    dopen batırmak

    Zij dopt de doek in het water. Bezi suya batırıyor.

  45. schillen — soymak
    schillen soymak

    Zij schilt de sinaasappel. Portakalı soyuyor.

  46. raspen — rendelemek
    raspen rendelemek

    Zij raspt de groenten. Sebzeleri rendeliyor.

  47. de hitte — sıcaklık
    de hitte sıcaklık

    Ik voel de hitte van het vuur. Ateşin sıcaklığını hissediyorum.

  48. mengen — karıştırmak
    mengen karıştırmak

    Ik meng het zout en het water. Tuz ve suyu karıştırıyorum.

  49. besmeren — sürmek
    besmeren sürmek

    Zij besmeert het brood met boter. Ekmeğe tereyağı sürüyor.

  50. smelten — eritmek
    smelten eritmek

    De zon smelt het ijs. Güneş buzları eritir.

  51. meten — ölçmek
    meten ölçmek

    Ik meet het lange touw. Uzun ipi ölçüyorum.

  52. vullen — doldurmak
    vullen doldurmak

    Ik vul de beker met water. Bardağı suyla dolduruyorum.

  53. de wasmachine — çamaşır makinesi
    de wasmachine çamaşır makinesi

    Deze wasmachine is schoon. Bu çamaşır makinesi temiz.

  54. de wasdroger — kurutma makinesi
    de wasdroger kurutma makinesi

    De wasdroger is erg heet. Kurutma makinesi çok sıcak.

  55. het wasmiddel — deterjan
    het wasmiddel deterjan

    We hebben nu meer wasmiddel nodig. Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var.

  56. de wasverzachter — yumuşatıcı
    de wasverzachter yumuşatıcı

    Zij gebruikt altijd wasverzachter. O her zaman yumuşatıcı kullanır.

  57. de vlek — leke
    de vlek leke

    Wanneer heb je deze vlek gekregen? Bu leke ne zaman oldu?

  58. de vlekkenverwijderaar — leke çıkarıcı
    de vlekkenverwijderaar leke çıkarıcı

    Deze vlekkenverwijderaar werkt goed. Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor.

  59. de wasmand — çamaşır sepeti
    de wasmand çamaşır sepeti

    We hebben een wasmand nodig. Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var.

  60. de kledinghanger — askı
    de kledinghanger askı

    Ik kan de kledinghanger niet vinden. Elbise askısını bulamıyorum.

  61. de wasknijper — mandal
    de wasknijper mandal

    Gebruik jij wasknijpers? Mandal kullanıyor musun?

  62. de waslijn — çamaşır ipi
    de waslijn çamaşır ipi

    Deze waslijn houdt natte was vast. Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır.

  63. de strijkplank — ütü masası
    de strijkplank ütü masası

    De strijkplank staat in de weg. Ütü masası ayak altında.

  64. het strijkijzer — ütü
    het strijkijzer ütü

    Ze gebruikt een heet strijkijzer voor haar kleding. Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor.

  65. kapot — bozuk
    kapot bozuk

    Helaas is dat speelgoed kapot. Maalesef, o oyuncak bozuk.

  66. repareren — tamir etmek
    repareren tamir etmek

    Wij repareren hier kapotte dingen. Burada bozuk eşyaları tamir ederiz.

  67. de kraan — musluk
    de kraan musluk

    Onze kraan lekt nog steeds. Musluğumuz hâlâ sızdırıyor.

  68. het lek — sızıntı
    het lek sızıntı

    Ze zijn eindelijk het lek aan het repareren. Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar.

  69. de pijp — boru
    de pijp boru

    Ik kan de pijp zien. Boruyu görebiliyorum.

  70. repareren — onarmak
    repareren onarmak

    Weet je hoe je het moet repareren? Onu nasıl onaracağını biliyor musun?

  71. de loodgieter — tesisatçı
    de loodgieter tesisatçı

    Ze heeft vandaag de loodgieter gebeld. Bugün tesisatçıyı aradı.

  72. de elektricien — elektrikçi
    de elektricien elektrikçi

    Ze hebben een elektricien ingehuurd. Bir elektrikçi tuttular.

  73. de zekering — sigorta
    de zekering sigorta

    Deze zekering beschermt het circuit. Bu sigorta devreyi korur.

  74. de gloeilamp — ampul
    de gloeilamp ampul

    Hebben we nog een gloeilamp? Başka bir ampulümüz var mı?

  75. vervangen — değiştirmek
    vervangen değiştirmek

    Wij vervangen oude banden. Eski lastikleri değiştiririz.

  76. het onderhoud — bakım
    het onderhoud bakım

    Ze plegen regelmatig onderhoud. Düzenli bakım yapıyorlar.

  77. de knipbeurt — saç kesimi
    de knipbeurt saç kesimi

    Ik heb binnenkort een knipbeurt nodig. Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var.

  78. het parfum — parfüm
    het parfum parfüm

    Zij houdt van dat parfum. O parfümü seviyor.

  79. de shampoo — şampuan
    de shampoo şampuan

    Heb je nog een andere shampoo? Başka bir şampuanın var mı?

  80. de zeep — sabun
    de zeep sabun

    Je moet je wassen met zeep. Sabunla yıkanmalısın.

  81. de tandenborstel — diş fırçası
    de tandenborstel diş fırçası

    Hoe oud is je tandenborstel? Diş fırçan ne kadar eski?

  82. de tandpasta — diş macunu
    de tandpasta diş macunu

    Dit is de beste tandpasta. Bu en iyi diş macunu.

  83. de handdoek — havlu
    de handdoek havlu

    Schone handdoeken liggen op de plank. Temiz havlular rafta.

  84. het scheermes — tıraş bıçağı
    het scheermes tıraş bıçağı

    Ik gebruik elke keer een nieuw scheermes. Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım.

  85. de kam — tarak
    de kam tarak

    Ze gebruikt dagelijks een kam. O her gün tarak kullanır.

  86. de spiegel — ayna
    de spiegel ayna

    Heb je gisteren de spiegel schoongemaakt? Dün aynayı temizledin mi?

  87. de deodorant — deodorant
    de deodorant deodorant

    Ik heb elke dag deodorant nodig. Her gün deodoranta ihtiyacım var.

  88. de douchegel — duş jeli
    de douchegel duş jeli

    Deze douchegel ruikt lekker. Bu duş jeli güzel kokuyor.

  89. het hoofd — baş
    het hoofd baş

    Bescherm alsjeblieft je hoofd. Lütfen başını koru.

  90. het gezicht — yüz
    het gezicht yüz

    Je wast elke ochtend je gezicht. Her sabah yüzünü yıkarsın.

  91. de voet — ayak
    de voet ayak

    Kun je je voet aanraken? Ayağına dokunabilir misin?

  92. het oog — göz
    het oog göz

    Je hebt prachtige ogen. Güzel gözlerin var.

  93. de arm — kol
    de arm kol

    Hij heeft gisteren zijn arm gebroken. Dün kolunu kırdı.

  94. de neus — burun
    de neus burun

    Wie heeft de grotere neus? Kimin burnu daha büyük?

  95. de mond — ağız
    de mond ağız

    Ze stopte het snoepje in haar mond. Şekeri ağzına koydu.

  96. de tanden — diş
    de tanden diş

    Ze poetsen dagelijks hun tanden. Dişlerini her gün fırçalarlar.

  97. de hand — el
    de hand el

    Het wassen van je handen is erg belangrijk. Elleri yıkamak çok önemlidir.

  98. het oor — kulak
    het oor kulak

    Heeft dit dier oren? Bu hayvanın kulakları var mı?

  99. het been — bacak
    het been bacak

    Doet je been pijn? Bacağın ağrıyor mu?

  100. het haar — saç
    het haar saç

    Hoe vaak borstel jij je haar? Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın?

Kelime 901–1000

  1. het lichaam — vücut
    het lichaam vücut

    De man heeft een sterk lichaam. Adamın güçlü bir vücudu var.

  2. glimlachen — gülümsemek
    glimlachen gülümsemek

    Het kind glimlacht naar mij. Çocuk bana gülümsüyor.

  3. de rug — sırt
    de rug sırt

    Hij raakte mijn rug aan. Sırtıma dokundu.

  4. de nek — boyun
    de nek boyun

    Ze raakte haar nek aan. Boynuna dokundu.

  5. de schouder — omuz
    de schouder omuz

    De dokter raakte mijn schouder aan. Doktor omzuma dokundu.

  6. de maag — mide
    de maag mide

    Mijn maag doet pijn. Midem ağrıyor.

  7. de borst — göğüs
    de borst göğüs

    Hij voelde pijn in zijn borst. Göğsünde bir ağrı hissetti.

  8. de lip — dudak
    de lip dudak

    De jongen raakte zijn lip aan. Çocuk dudağına dokundu.

  9. de tong — dil
    de tong dil

    De hete soep verbrandde mijn tong. Sıcak çorba dilimi yaktı.

  10. de keel — boğaz
    de keel boğaz

    Mijn keel is erg droog. Boğazım çok kuru.

  11. de snor — bıyık
    de snor bıyık

    Mijn vader heeft een snor. Babamın bıyığı var.

  12. de baard — sakal
    de baard sakal

    De man heeft een lange baard. Adamın uzun bir sakalı var.

  13. de vinger — parmak
    de vinger parmak

    De baby pakte mijn vinger vast. Bebek parmağımı yakaladı.

  14. de duim — başparmak
    de duim başparmak

    Hij wees met zijn duim. Başparmağıyla işaret etti.

  15. de teen — ayak parmağı
    de teen ayak parmağı

    Ik heb mijn teen bezeerd. Ayak parmağımı incittim.

  16. de knie — diz
    de knie diz

    Hij boog zijn rechterknie. Sağ dizini büktü.

  17. de elleboog — dirsek
    de elleboog dirsek

    De dokter onderzocht mijn elleboog. Doktor dirseğimi muayene etti.

  18. de pols — bilek
    de pols bilek

    Ik heb mijn pols bezeerd. Bileğimi incittim.

  19. de enkel — ayak bileği
    de enkel ayak bileği

    Ze heeft haar enkel bezeerd. Ayak bileğini incitti.

  20. de handpalm — avuç
    de handpalm avuç

    Ze opende haar handpalm. Avucunu açtı.

  21. de hiel — topuk
    de hiel topuk

    De hond beet in mijn hiel. Köpek topuğumu ısırdı.

  22. de heup — kalça
    de heup kalça

    Mijn linkerheup doet pijn. Sol kalçam ağrıyor.

  23. de taille — bel
    de taille bel

    Hij bond een touw om zijn taille. Belinin etrafına bir ip bağladı.

  24. de spier — kas
    de spier kas

    Mijn beenspier doet pijn. Bacak kasım ağrıyor.

  25. de oefening — egzersiz
    de oefening egzersiz

    Dit is een geweldige fitnessoefening. Bu harika bir fitness egzersizi.

  26. de sportschool — spor salonu
    de sportschool spor salonu

    Ga je naar de sportschool? Spor salonuna gidiyor musun?

  27. de training — antrenman
    de training antrenman

    Regelmatige training houdt je gezond. Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar.

  28. opwarmen — ısıtmak
    opwarmen ısıtmak

    Dit helpt om de spieren op te warmen. Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur.

  29. rekken — esnemek
    rekken esnemek

    Ik rek me elke ochtend uit. Her sabah esnerim.

  30. rennen — koşmak
    rennen koşmak

    Zij rennen erg snel. Çok hızlı koşarlar.

  31. lopen — yürümek
    lopen yürümek

    Ze houdt ervan om 's avonds te lopen. Akşamları yürümeyi sever.

  32. gewichten heffen — ağırlık kaldırmak
    gewichten heffen ağırlık kaldırmak

    Door gewichten heffen groeien je spieren. Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür.

  33. de yoga — yoga
    de yoga yoga

    Yoga voelt erg rustgevend. Yoga çok sakinleştirici.

  34. ademen — nefes alma
    ademen nefes alma

    Wij oefenen met diep ademen. Derin nefes alma çalışması yapıyoruz.

  35. fit blijven — formda kalmak
    fit blijven formda kalmak

    Ik blijf fit door hard te lopen. Formda kalmak için koşuyorum.

  36. de rustdag — dinlenme günü
    de rustdag dinlenme günü

    Ze heeft een rustdag nodig. Ona bir dinlenme günü lazım.

  37. uitgaan — dışarı çıkmak
    uitgaan dışarı çıkmak

    Wij gaan meestal op vrijdag uit. Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız.

  38. de nachtclub — gece kulübü
    de nachtclub gece kulübü

    De nachtclub is na middernacht vol. Gece kulübü gece yarısından sonra doludur.

  39. de bar — bar
    de bar bar

    Laten we straks afspreken bij de bar. Daha sonra barda buluşalım.

  40. de sigaret — sigara
    de sigaret sigara

    Hij staat buiten een sigaret te roken. Dışarıda sigara içiyor.

  41. de asbak — küllük
    de asbak küllük

    Gebruik alsjeblieft de asbak. Lütfen küllüğü kullan.

  42. de aansteker — çakmak
    de aansteker çakmak

    Heb je een aansteker? Sende çakmak var mı?

  43. de alcohol — alkol
    de alcohol alkol

    Ze drinkt niet vaak alcohol. O çok sık alkol içmez.

  44. de flesopener — şişe açacağı
    de flesopener şişe açacağı

    We hebben een flesopener nodig voor deze fles. Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var.

  45. dansen — dans etmek
    dansen dans etmek

    Mijn vrienden willen altijd dansen. Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar.

  46. dronken — sarhoş
    dronken sarhoş

    Hij is dronken, dus hij loopt naar huis. O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor.

  47. de handtas — el çantası
    de handtas el çantası

    Haar telefoon zit in de rode handtas. Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde.

  48. de zanger — şarkıcı
    de zanger şarkıcı

    De zanger was geweldig vanavond. Şarkıcı bu gece harikaydı.

  49. de nies — hapşırık
    de nies hapşırık

    Die nies was erg hard. O hapşırık çok gürültülüydü.

  50. de spierpijn — kas ağrısı
    de spierpijn kas ağrısı

    Mijn training veroorzaakte spierpijn. Antrenmanım kas ağrısı yaptı.

  51. de kramp — kramp
    de kramp kramp

    Kramp in je been is het ergste. Bacak krampları en kötüsü.

  52. de stijve nek — boyun tutulması
    de stijve nek boyun tutulması

    Hoe kom ik van deze stijve nek af? Bu boyun tutulması nasıl geçer?

  53. de blauwe plek — morluk
    de blauwe plek morluk

    Ik heb een grote blauwe plek. Büyük bir morluğum var.

  54. de buikpijn — karın ağrısı
    de buikpijn karın ağrısı

    Ik kreeg gisteren buikpijn. Dün karın ağrısı çektim.

  55. de kiespijn — diş ağrısı
    de kiespijn diş ağrısı

    Dat is een erge kiespijn. O kötü bir diş ağrısı.

  56. de rugpijn — sırt ağrısı
    de rugpijn sırt ağrısı

    Oma heeft vandaag rugpijn. Büyükannemin bugün sırt ağrısı var.

  57. de oorpijn — kulak ağrısı
    de oorpijn kulak ağrısı

    Hij heeft nu oorpijn. Onun şu an kulak ağrısı var.

  58. de uitputting — yorgunluk
    de uitputting yorgunluk

    Je baan kan leiden tot uitputting. İşin yorgunluğa sebep olabilir.

  59. de allergie — alerji
    de allergie alerji

    Mijn allergie is het ergst in de lente. Alerjim baharda en kötüdür.

  60. Het doet hier pijn — Burası ağrıyor
    Het doet hier pijn Burası ağrıyor

    Het doet hier pijn. Burası ağrıyor.

  61. huilen — ağlamak
    huilen ağlamak

    Het verdrietige kind huilt. Üzgün çocuk ağlıyor.

  62. vallen — düşmek
    vallen düşmek

    De vrucht valt van de boom. Meyve ağaçtan düşer.

  63. ziek — hasta
    ziek hasta

    Het kind is erg ziek. Çocuk çok hasta.

  64. goed — iyi
    goed iyi

    Ik voel me vandaag goed. Bugün kendimi iyi hissediyorum.

  65. snijden — kesmek
    snijden kesmek

    Zij snijdt het brood. Ekmeği kesiyor.

  66. het verband — sargı
    het verband sargı

    Hij deed een verband op de wond. Yaranın üzerine bir sargı sardı.

  67. branden — yanmak
    branden yanmak

    Het droge hout brandt snel. Kuru odun çabuk yanar.

  68. krabben — tırmalamak
    krabben tırmalamak

    De kat krabde in mijn arm. Kedi kolumu tırmaladı.

  69. stoten — çarpmak
    stoten çarpmak

    Ik stootte mijn hoofd. Başımı çarptım.

  70. het litteken — yara izi
    het litteken yara izi

    Hij raakte het oude litteken aan. Eski yara izine dokundu.

  71. herstellen — toparlanmak
    herstellen toparlanmak

    Hij herstelde van de ziekte. Hastalıktan toparlandı.

  72. genezen — iyileşmek
    genezen iyileşmek

    De diepe wond zal genezen. Derin yara iyileşecek.

  73. de stroomstoring — elektrik kesintisi
    de stroomstoring elektrik kesintisi

    Gelukkig was de stroomstoring kort. Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü.

  74. inpluggen — fiş
    inpluggen fiş

    Hij vergat de oplader van de laptop in te pluggen. Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu.

  75. het stopcontact — priz
    het stopcontact priz

    Ze stak haar telefoon in het stopcontact aan de muur. Telefonunu duvar prizine taktı.

  76. het verlengsnoer — uzatma kablosu
    het verlengsnoer uzatma kablosu

    Dit verlengsnoer is lang. Bu uzatma kablosu uzun.

  77. de stekkerdoos — uzatma kablosu
    de stekkerdoos uzatma kablosu

    Ze sloot haar computer aan op de stekkerdoos. Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı.

  78. de wereldstekker — adaptör fişi
    de wereldstekker adaptör fişi

    Je hebt een wereldstekker nodig. Bir adaptör fişine ihtiyacın var.

  79. de meterkast — sigorta kutusu
    de meterkast sigorta kutusu

    De meterkast is kapot. Sigorta kutusu bozuk.

  80. de stroomonderbreker — şalter
    de stroomonderbreker şalter

    De stroomonderbreker sloeg tijdens de storm uit. Fırtına sırasında şalter kapandı.

  81. de spanning — voltaj
    de spanning voltaj

    Deze spanning lijkt erg laag. Bu voltaj çok düşük görünüyor.

  82. de batterij — pil
    de batterij pil

    Een batterij voedt de zaklamp. Bir pil el fenerini çalıştırır.

  83. de lege batterij — bitmiş batarya
    de lege batterij bitmiş batarya

    We moeten de lege batterij opladen. Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor.

  84. de batterij vervangen — pili değiştirmek
    de batterij vervangen pili değiştirmek

    Je vervangt de batterij vaak. Sık sık pili değiştirirsin.

  85. de elektriciteit — elektrik
    de elektriciteit elektrik

    We hebben elektriciteit nodig voor licht. Işık için elektriğe ihtiyacımız var.

  86. het gas — gaz
    het gas gaz

    De geur van gas vulde de keuken. Gaz kokusu mutfağı doldurdu.

  87. de uiterste inleverdatum — son ödeme tarihi
    de uiterste inleverdatum son ödeme tarihi

    Controleer alsjeblieft de uiterste inleverdatum op de rekening. Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et.

  88. de verwarming — ısıtma
    de verwarming ısıtma

    Kun je de verwarming aanzetten? Isıtmayı açabilir misin?

  89. het internet — internet
    het internet internet

    Ze gebruiken dagelijks het internet. Onlar her gün internet kullanıyorlar.

  90. de rekening — fatura
    de rekening fatura

    Wat is de uiterste betaaldatum voor de waterrekening? Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman?

  91. de technicus — teknisyen
    de technicus teknisyen

    Er kwam een technicus om de lijn te controleren. Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi.

  92. de leverancier — tedarikçi
    de leverancier tedarikçi

    De leverancier stuurde een nieuw contract. Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi.

  93. het contract — sözleşme
    het contract sözleşme

    Het contract is verlopen. Sözleşmenin süresi doldu.

  94. de provider — sağlayıcı
    de provider sağlayıcı

    Ik ben overgestapt naar een andere internetprovider. İnternet sağlayıcımı değiştirdim.

  95. het rekeningnummer — hesap numarası
    het rekeningnummer hesap numarası

    Wat is mijn rekeningnummer? Hesap numaram nedir?

  96. de klantenservice — müşteri hizmetleri
    de klantenservice müşteri hizmetleri

    Wij bieden een uitstekende klantenservice. Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz.

  97. het formulier — form
    het formulier form

    Hij heeft een geprint formulier nodig. Basılı bir forma ihtiyacı var.

  98. de handtekening — imza
    de handtekening imza

    Is mijn handtekening voldoende? İmzam yeterli olacak mı?

  99. het paspoort — pasaport
    het paspoort pasaport

    Ben je je paspoort verloren? Pasaportunu mu kaybettin?

  100. het visum — vize
    het visum vize

    Dat land vereist een visum. O ülke vize istiyor.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Daha fazla Felemenkçe

En çok kullanılan Felemenkçe kelimeler, sıralı

Bu 1000 Felemenkçe kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.