En çok kullanılan 1000 İtalyanca kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 1000 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly İtalyanca kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. Ciao — Merhaba
    Ciao Merhaba

    Ciao, come stai? Merhaba, nasılsın?

  2. benvenuto — hoş geldiniz
    benvenuto hoş geldiniz

    Benvenuti a casa nostra. Evimize hoş geldiniz.

  3. Buongiorno — Günaydın
    Buongiorno Günaydın

    Buongiorno! Günaydın!

  4. sì — evet
    sì evet

    Sì, capisco. Evet, anlıyorum.

  5. Buonasera — İyi akşamlar
    Buonasera İyi akşamlar

    Buonasera! İyi akşamlar!

  6. no — hayır
    no hayır

    Ha detto di no. Hayır dedi.

  7. Arrivederci — Hoşça kal
    Arrivederci Hoşça kal

    Arrivederci, Anna! Hoşça kal, Anna!

  8. Buon pomeriggio — Tünaydın
    Buon pomeriggio Tünaydın

    Buon pomeriggio! Tünaydın!

  9. A presto — Yakında görüşürüz
    A presto Yakında görüşürüz

    A presto, Mia! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. Ci vediamo domani — Yarın görüşürüz
    Ci vediamo domani Yarın görüşürüz

    Ci vediamo domani! Yarın görüşürüz!

  11. Piacere — Memnun oldum
    Piacere Memnun oldum

    Piacere, anche a te! Ben de memnun oldum!

  12. Come stai? — Nasılsın?
    Come stai? Nasılsın?

    Come stai oggi? Bugün nasılsın?

  13. un uomo — adam
    un uomo adam

    L'uomo legge il libro. Adam kitabı okuyor.

  14. una donna — kadın
    una donna kadın

    La donna indossa un cappello. Kadın şapka takıyor.

  15. un ragazzo — erkek çocuk
    un ragazzo erkek çocuk

    Il ragazzo gioca con i giocattoli. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. una ragazza — kız
    una ragazza kız

    La ragazza ha una palla. Kızın bir topu var.

  17. una persona — kişi
    una persona kişi

    È una persona brava. O iyi bir kişi.

  18. la gente — insanlar
    la gente insanlar

    La gente è molto felice. İnsanlar çok mutlu.

  19. un adulto — yetişkin
    un adulto yetişkin

    Sono un adulto. Ben bir yetişkinim.

  20. un bambino — bebek
    un bambino bebek

    Il bambino ha bisogno di latte. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. signore — Bay
    signore Bay

    Al signor Smith piace leggere libri. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. Signora — Bayan
    Signora Bayan

    La signora Smith è un'insegnante. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. un vicino — komşu
    un vicino komşu

    Il mio vicino è molto amichevole. Komşum çok cana yakın.

  24. un amico — arkadaş
    un amico arkadaş

    Al mio amico piace leggere libri. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. oggi — bugün
    oggi bugün

    Oggi è una bella giornata. Bugün güzel bir gün.

  26. domani — yarın
    domani yarın

    Domani è un nuovo giorno. Yarın yeni bir gün.

  27. ieri — dün
    ieri dün

    L'ho vista ieri. Onu dün gördüm.

  28. adesso — şimdi
    adesso şimdi

    Lo vuole adesso. Onu şimdi istiyor.

  29. un pomeriggio — öğleden sonra
    un pomeriggio öğleden sonra

    Mi piace il pomeriggio. Öğleden sonrayı severim.

  30. una sera — akşam
    una sera akşam

    La sera è tranquilla. Akşam sessiz.

  31. un minuto — dakika
    un minuto dakika

    Ci servono cinque minuti. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. una mattina — sabah
    una mattina sabah

    Faccio colazione la mattina. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. più tardi — sonra
    più tardi sonra

    Lo farò più tardi. Onu sonra yapacağım.

  34. presto — erken
    presto erken

    Si sveglia presto. O erken uyanır.

  35. in ritardo — geç
    in ritardo geç

    È spesso in ritardo. O sık sık geç kalır.

  36. un'ora — saat
    un'ora saat

    La lezione dura un'ora. Ders bir saat sürüyor.

  37. Come ti chiami? — Adın ne?
    Come ti chiami? Adın ne?

    Come ti chiami? Adın ne?

  38. Mi chiamo — Benim adım
    Mi chiamo Benim adım

    Mi chiamo Emily. Benim adım Emily.

  39. Di dove sei? — Nerelisin
    Di dove sei? Nerelisin

    Di dove sei? Nerelisin?

  40. Sono di — Almanyalıyım
    Sono di Almanyalıyım

    Sono della Germania. Ben Almanyalıyım.

  41. Dove abiti? — Nerede yaşıyorsun?
    Dove abiti? Nerede yaşıyorsun?

    Dove abiti? Nerede yaşıyorsun?

  42. Vivo in — ...'da yaşıyorum
    Vivo in ...'da yaşıyorum

    Vivo in Giappone. Japonya'da yaşıyorum.

  43. Che lingue parli? — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    Che lingue parli? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    Che lingue parli? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. parlo — konuşuyorum
    parlo konuşuyorum

    Parlo inglese bene. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. parlo un po' — Biraz konuşuyorum
    parlo un po' Biraz konuşuyorum

    Parlo un po' di francese. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. Dove sei nato — Nerede doğdun
    Dove sei nato Nerede doğdun

    Dove sei nato? Nerede doğdun?

  47. Qual è il tuo cognome? — Soyadın ne?
    Qual è il tuo cognome? Soyadın ne?

    Qual è il tuo cognome? Soyadın ne?

  48. Questa è la mia amica — Bu arkadaşım
    Questa è la mia amica Bu arkadaşım

    Questa è la mia amica Lisa. Bu arkadaşım Lisa.

  49. fare — yapmak
    fare yapmak

    Faccio un buon caffè. Güzel kahve yaparım.

  50. ricevere — almak
    ricevere almak

    Lui ha ricevuto un regalo. O bir hediye aldı.

  51. avere — sahip olmak
    avere sahip olmak

    Emma ha una macchina. Emma bir arabaya sahip.

  52. mangiare — yemek
    mangiare yemek

    Stanno mangiando le mele. Onlar elma yiyorlar.

  53. bere — içmek
    bere içmek

    Bevi caffè? Kahve içer misin?

  54. dormire — uyumak
    dormire uyumak

    Voglio dormire adesso. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. vedere — görmek
    vedere görmek

    Vedi la casa? Evi görebiliyor musun?

  56. guardare — bakmak
    guardare bakmak

    A Adamo piace guardare le foto. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. leggere — okumak
    leggere okumak

    Lo studente legge libri. Öğrenci kitap okur.

  58. aprire — açmak
    aprire açmak

    Lei apre la finestra. O, pencereyi açıyor.

  59. chiudere — kapatmak
    chiudere kapatmak

    Chiudo la porta. Kapıyı kapatıyorum.

  60. venire — gelmek
    venire gelmek

    Vieni qui ogni giorno. Buraya her gün geliyorsun.

  61. Per favore — Lütfen
    Per favore Lütfen

    Per favore, apri la porta. Lütfen kapıyı açın.

  62. Grazie — Teşekkür ederim
    Grazie Teşekkür ederim

    Grazie per il tuo aiuto. Yardımın için teşekkür ederim.

  63. Prego — Rica ederim
    Prego Rica ederim

    Prego. Rica ederim.

  64. Scusi — Affedersiniz
    Scusi Affedersiniz

    Scusi, ho bisogno di aiuto. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. Mi dispiace — Özür dilerim
    Mi dispiace Özür dilerim

    Mi dispiace. Özür dilerim.

  66. Potresti aiutarmi? — Bana yardım edebilir misin?
    Potresti aiutarmi? Bana yardım edebilir misin?

    Potresti aiutarmi? Bana yardım edebilir misin?

  67. Potresti ripetere, per favore? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Potresti ripetere, per favore? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Potresti ripetere quello, per favore? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. Potresti parlare più lentamente? — Daha yavaş konuşabilir misin?
    Potresti parlare più lentamente? Daha yavaş konuşabilir misin?

    Potresti parlare più lentamente? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. Potrei avere... per favore? — ... alabilir miyim lütfen?
    Potrei avere... per favore? ... alabilir miyim lütfen?

    Potrei avere dell'acqua, per favore? Su alabilir miyim lütfen?

  70. vorrei — ... istiyorum
    vorrei ... istiyorum

    Vorrei ancora un po' di tè. Biraz daha çay istiyorum.

  71. Posso...? — alabilir miyim
    Posso...? alabilir miyim

    Posso avere dell'acqua? Biraz su alabilir miyim?

  72. Va bene se...? — Sakıncası var mı?
    Va bene se...? Sakıncası var mı?

    Va bene se mi siedo? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. zero — sıfır
    zero sıfır

    Zero è meno di uno. Sıfır birden küçüktür.

  74. uno — bir
    uno bir

    Ho una mela. Bir elmam var.

  75. due — iki
    due iki

    Ci sono due gatti. İki kedi var.

  76. tre — üç
    tre üç

    No, tre è troppo. Hayır, üç çok fazla.

  77. quattro — dört
    quattro dört

    Dammi quattro, per favore. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. cinque — beş
    cinque beş

    Ho cinque cani. Beş köpeğim var.

  79. sei — altı
    sei altı

    È venuto con sei amici. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. sette — yedi
    sette yedi

    Corro sette chilometri. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. otto — sekiz
    otto sekiz

    Un ragno ha otto zampe. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. nove — dokuz
    nove dokuz

    Nove è il mio numero fortunato. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. dieci — on
    dieci on

    Abbiamo dieci dita. On parmağımız var.

  84. più — artı
    più artı

    Due più due fa quattro. İki artı iki dört eder.

  85. Non capisco — Anlamıyorum
    Non capisco Anlamıyorum

    Non capisco. Anlamıyorum.

  86. Potresti ripetere, per favore? — Tekrar edebilir misin lütfen?
    Potresti ripetere, per favore? Tekrar edebilir misin lütfen?

    Potresti ripetere, per favore? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. Più lentamente per favore — Daha yavaş lütfen
    Più lentamente per favore Daha yavaş lütfen

    Più lentamente per favore. Daha yavaş lütfen.

  88. Cosa significa? — Bu ne demek?
    Cosa significa? Bu ne demek?

    Cosa significa? Bu ne demek?

  89. Come si dice... in — nasıl denir?
    Come si dice... in nasıl denir?

    Come si dice questo in spagnolo? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. Come si scrive? — Bunu nasıl hecelersin?
    Come si scrive? Bunu nasıl hecelersin?

    Come si scrive? Bunu nasıl hecelersin?

  91. Puoi scriverlo? — Bunu yazabilir misin?
    Puoi scriverlo? Bunu yazabilir misin?

    Puoi scriverlo, per favore? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. Puoi mostrarmi? — Bana gösterebilir misin?
    Puoi mostrarmi? Bana gösterebilir misin?

    Puoi mostrarmi la foto? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. parli...? — ... konuşuyor musun?
    parli...? ... konuşuyor musun?

    Parli inglese? İngilizce konuşuyor musun?

  94. Un attimo, per favore. — Bir dakika lütfen
    Un attimo, per favore. Bir dakika lütfen

    Un attimo, per favore. Bir dakika lütfen.

  95. Credo di sì — Öyle düşünüyorum
    Credo di sì Öyle düşünüyorum

    Credo di sì anch'io. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. Non lo so — Bilmiyorum
    Non lo so Bilmiyorum

    Non lo so. Bilmiyorum.

  97. questo — bu
    questo bu

    Questa è la mia macchina rossa. Bu benim kırmızı arabam.

  98. quello — o
    quello o

    Quel cane è molto amichevole. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. qui — burada
    qui burada

    Mi piace stare qui. Burada olmayı seviyorum.

  100. lì — orada
    lì orada

    Ci incontriamo lì dopo il lavoro. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. altro — başka bir
    altro başka bir

    Vuole un altro pezzo di torta. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. stesso — aynı
    stesso aynı

    Indossiamo la stessa camicia blu. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. questi — bunlar
    questi bunlar

    Queste mele sono pronte da mangiare. Bunlar yemeye hazır.

  4. quello — o
    quello o

    Quei biscotti sembrano molto buoni. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. proprio qui — tam burada
    proprio qui tam burada

    Le chiavi sono proprio qui. Anahtarlar tam burada.

  6. lì — orada
    lì orada

    Le mie scarpe sono lì. Ayakkabılarım orada.

  7. sopra — üstünde
    sopra üstünde

    Il gatto è sopra il tavolo. Kedi masanın üstünde.

  8. sotto — altında
    sotto altında

    Il cane è sotto il tavolo. Köpek masanın altında.

  9. Come va? — Nasıl gidiyor?
    Come va? Nasıl gidiyor?

    Come va? Nasıl gidiyor?

  10. Quanto tempo! — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    Quanto tempo! Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    Quanto tempo! Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. Cosa ti piace? — Nelerden hoşlanırsın?
    Cosa ti piace? Nelerden hoşlanırsın?

    Cosa ti piace? Nelerden hoşlanırsın?

  12. Cosa fai? — Neler yapıyorsun?
    Cosa fai? Neler yapıyorsun?

    Cosa fai adesso? Şu an neler yapıyorsun?

  13. Buona giornata — İyi günler
    Buona giornata İyi günler

    Buona giornata, John! İyi günler, John!

  14. Stai bene — Kendine iyi bak
    Stai bene Kendine iyi bak

    Stai bene. Ci vediamo domani. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. Buona fortuna! — Bol şanslar
    Buona fortuna! Bol şanslar

    Buona fortuna! Credo in te! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. Congratulazioni! — Tebrikler
    Congratulazioni! Tebrikler

    Congratulazioni! Hai finito il duro lavoro. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. Cin cin! — Şerefe!
    Cin cin! Şerefe!

    Cin cin! Şerefe!

  18. Nessun problema — Sorun değil.
    Nessun problema Sorun değil.

    Nessun problema, posso aiutarti. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. Non preoccuparti — Merak etme
    Non preoccuparti Merak etme

    Non preoccuparti, andrà tutto bene. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. Va bene — Kulağa hoş geliyor
    Va bene Kulağa hoş geliyor

    Va bene per me, grazie! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. sapere — bilmek
    sapere bilmek

    Sai la risposta adesso. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. chiedere — sormak
    chiedere sormak

    Puoi chiedere a tuo fratello. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. sentire — duymak
    sentire duymak

    Senti quel suono? O sesi duyabiliyor musun?

  24. imparare — öğrenmek
    imparare öğrenmek

    Impari qualcosa di nuovo ogni giorno. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. parlare con — konuşmak
    parlare con konuşmak

    Ti piace parlare con i tuoi amici? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. dire — demek
    dire demek

    Voglio dire qualcosa. Bir şey demek istiyorum.

  27. scegliere — seçmek
    scegliere seçmek

    Tu scegli il tuo colore preferito. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. scrivere — yazmak
    scrivere yazmak

    Gli studenti scrivono una storia. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. chiamare — aramak
    chiamare aramak

    Ti chiamerò. Seni arayacağım.

  30. ascoltare — dinlemek
    ascoltare dinlemek

    Ascolto la radio. Radyo dinliyorum.

  31. studiare — çalışmak
    studiare çalışmak

    Studio tanto per ogni esame. Her sınava çok çalışırım.

  32. raccontare — söylemek
    raccontare söylemek

    Mi racconta il suo nome. Bana adını söylüyor.

  33. incontrare — buluşmak
    incontrare buluşmak

    Ti incontro domani. Seninle yarın buluşacağım.

  34. unirsi — katılmak
    unirsi katılmak

    Lei si unirà al nostro gruppo. Grubumuza katılacak.

  35. godersi — keyif almak
    godersi keyif almak

    Ci godiamo la musica. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. descrivere — betimlemek
    descrivere betimlemek

    Il ragazzo descrisse l'animale. Çocuk hayvanı betimledi.

  37. spiegare — açıklamak
    spiegare açıklamak

    Lei spiegherà il problema. Sorunu o açıklayacak.

  38. insegnare — öğretmek
    insegnare öğretmek

    Insegno ai nuovi studenti. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. presentare — tanıştırmak
    presentare tanıştırmak

    Ti presenterò il mio amico. Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. accettare — kabul etmek
    accettare kabul etmek

    Lei accetta il regalo. Hediyeyi kabul ediyor.

  41. rifiutare — reddetmek
    rifiutare reddetmek

    Il bambino rifiuta il cibo. Çocuk yemeği reddediyor.

  42. promettere — söz vermek
    promettere söz vermek

    Ti prometto di aiutarti. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. discutere — tartışmak
    discutere tartışmak

    Loro discutono il nuovo piano. Yeni planı tartışıyorlar.

  44. contattare — iletişime geçmek
    contattare iletişime geçmek

    Contatterò il medico. Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. ridere — gülmek
    ridere gülmek

    I bambini ridono forte. Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. gridare — bağırmak
    gridare bağırmak

    Il ragazzo grida aiuto. Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. sussurrare — fısıldamak
    sussurrare fısıldamak

    Lui mi sussurra all'orecchio. Kulağıma fısıldıyor.

  48. salutare — el sallamak
    salutare el sallamak

    Lei saluta con la mano per dire addio. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. fare un cenno con la testa — başını sallamak
    fare un cenno con la testa başını sallamak

    La donna fa un cenno con la testa. Kadın başını sallıyor.

  50. abbracciare — sarılmak
    abbracciare sarılmak

    La madre abbraccia il suo bambino. Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. baciare — öpmek
    baciare öpmek

    La madre bacia il suo bambino. Anne çocuğunu öpüyor.

  52. indicare — işaret etmek
    indicare işaret etmek

    Il bambino indica il cane. Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. sbattere — göz kırpmak
    sbattere göz kırpmak

    Lui sbatte le palpebre velocemente. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. accigliare — kaşlarını çatmak
    accigliare kaşlarını çatmak

    Il padre si acciglia guardando suo figlio. Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. sbadigliare — esnemek
    sbadigliare esnemek

    L'uomo stanco sbadiglia. Yorgun adam esniyor.

  56. annusare — koklamak
    annusare koklamak

    Il cane annusa il cibo. Köpek yemeği kokluyor.

  57. buono — iyi
    buono iyi

    È una brava persona. O iyi bir insan.

  58. cattivo — kötü
    cattivo kötü

    Quel latte ha un cattivo odore. O süt kötü kokuyor.

  59. grande — büyük
    grande büyük

    Il cane grande può saltare. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. piccolo — küçük
    piccolo küçük

    Il bambino ha le mani piccole. Bebeğin küçük elleri var.

  61. sbagliato — yanlış
    sbagliato yanlış

    La tua risposta è sbagliata. Cevabın yanlış.

  62. facile — kolay
    facile kolay

    Questo problema di matematica è facile. Bu matematik problemi kolay.

  63. difficile — zor
    difficile zor

    Quel test era difficile. O sınav zordu.

  64. veloce — hızlı
    veloce hızlı

    Le macchine vanno molto veloce. Arabalar çok hızlı gider.

  65. lento — yavaş
    lento yavaş

    La tartaruga è molto lenta. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. nuovo — yeni
    nuovo yeni

    Questa è una macchina nuova. Bu yeni bir araba.

  67. vero — doğru
    vero doğru

    Questa storia è vera? Bu hikaye doğru mu?

  68. falso — yanlış
    falso yanlış

    La risposta è falsa. Cevap yanlış.

  69. volere — istiyorum
    volere istiyorum

    Voglio mangiare la pizza. Pizza yemek istiyorum.

  70. Devo — gerekiyor
    Devo gerekiyor

    Devo chiamarla. Onu aramam gerekiyor.

  71. stare per — -eceğim
    stare per -eceğim

    Sto per mangiare tra poco. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. Vorrei — isterim
    Vorrei isterim

    Vorrei giocare a tennis. Tenis oynamak isterim.

  73. dovere — zorundayım
    dovere zorundayım

    Devo andare adesso. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. Posso...? — alabilir miyim
    Posso...? alabilir miyim

    Posso avere un po' d'acqua, per favore? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. aiutami con — bana yardım et
    aiutami con bana yardım et

    Per favore, aiutami con questa borsa. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. fammi vedere come — bana nasıl ... göster
    fammi vedere come bana nasıl ... göster

    Fammi vedere come si fa. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. non posso ... adesso — şu an ...-amam
    non posso ... adesso şu an ...-amam

    Non posso aiutare adesso. Şu an yardım edemem.

  78. Cercare di — -maya çalışıyorum
    Cercare di -maya çalışıyorum

    Sto cercando di dormire ora. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. È possibile...? — ... mümkün mü?
    È possibile...? ... mümkün mü?

    È possibile nuotare qui? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. Dove posso...? — Nerede ...-ebilirim?
    Dove posso...? Nerede ...-ebilirim?

    Dove posso pranzare? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. lunedì — Pazartesi
    lunedì Pazartesi

    Lunedì è il primo giorno. Pazartesi ilk gündür.

  82. martedì — Salı
    martedì Salı

    Martedì è sempre divertente. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. mercoledì — Çarşamba
    mercoledì Çarşamba

    Torna a casa mercoledì. O çarşamba günü eve gider.

  84. giovedì — Perşembe
    giovedì Perşembe

    Viene giovedì. Perşembe günü geliyor.

  85. venerdì — Cuma
    venerdì Cuma

    Venerdì è il giorno migliore. Cuma en iyi gündür.

  86. sabato — Cumartesi
    sabato Cumartesi

    Parto sabato. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. domenica — Pazar
    domenica Pazar

    Mi riposerò domenica. Pazar günü dinleneceğim.

  88. un giorno feriale — hafta içi
    un giorno feriale hafta içi

    Lei lavora ogni mattina nei giorni feriali. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. un weekend — hafta sonu
    un weekend hafta sonu

    A chi non piace il weekend? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. ogni giorno — her gün
    ogni giorno her gün

    Leggiamo il giornale ogni giorno. Gazeteyi her gün okuruz.

  91. settimanalmente — haftalık
    settimanalmente haftalık

    Di solito guardo il notiziario settimanalmente. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. mensile — aylık
    mensile aylık

    Pagano il prezzo mensile. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. un giorno — gün
    un giorno gün

    Abbiamo aspettato per un giorno. Bir gün bekledik.

  94. una notte — gece
    una notte gece

    Noi dormiamo di notte. Biz geceleri uyuruz.

  95. una settimana — hafta
    una settimana hafta

    Siamo rimasti per una settimana. Bir hafta kaldık.

  96. un mese — ay
    un mese ay

    Ha lavorato per un mese. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. un anno — yıl
    un anno yıl

    Abbiamo aspettato per un anno. Bir yıl bekledik.

  98. un tempo — zaman
    un tempo zaman

    Abbiamo bisogno di più tempo. Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. un momento — an
    un momento an

    Ha aspettato per un momento. Bir an bekledi.

  100. un futuro — gelecek
    un futuro gelecek

    Penso al futuro. Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. in punto — saat
    in punto saat

    Mi sveglio alle sette in punto. Saat yedide uyanırım.

  2. una mezzanotte — gece yarısı
    una mezzanotte gece yarısı

    Partiremo a mezzanotte. Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. un mezzogiorno — öğle vakti
    un mezzogiorno öğle vakti

    Il sole è caldo a mezzogiorno. Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. stasera — bu gece
    stasera bu gece

    Gli ospiti arriveranno stasera. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. un aiuto — yardım
    un aiuto yardım

    Aiuto! Sono nei guai. Yardım et! Başım dertte.

  6. un pericolo — tehlike
    un pericolo tehlike

    Siamo in pericolo! Tehlikedeyiz!

  7. una polizia — polis
    una polizia polis

    Chiama la polizia! Polisi ara!

  8. un dottore — doktor
    un dottore doktor

    Ho bisogno di un dottore! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. un'ambulanza — ambulans
    un'ambulanza ambulans

    Chiama un'ambulanza! Ambulans çağır!

  10. un pompiere — itfaiyeci
    un pompiere itfaiyeci

    I pompieri sono eroi. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. un incidente — kaza
    un incidente kaza

    Ho avuto un incidente. Kaza yaptım.

  12. proteggere — korumak
    proteggere korumak

    La polizia ci protegge. Polis bizi korur.

  13. avvertire — uyarmak
    avvertire uyarmak

    Devo avvertirli! Onları uyarmam lazım!

  14. un allarme — alarm
    un allarme alarm

    L'allarme è suonato! Alarm çaldı!

  15. un incendio — yangın
    un incendio yangın

    C'è un incendio! Yangın var!

  16. un fumo — duman
    un fumo duman

    Il fumo sta uscendo dall'edificio! Binadan duman çıkıyor!

  17. lavorare come — olarak çalışmak
    lavorare come olarak çalışmak

    Lavorano come infermiere in ospedale. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. comprare — satın almak
    comprare satın almak

    Qui puoi comprare frutta. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. pagare — ödemek
    pagare ödemek

    Devi pagare questo. Bunun için ödemelisin.

  20. vendere — satmak
    vendere satmak

    Qui vendono frutta fresca. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. mettere — koymak
    mettere koymak

    Lui mette il libro sul tavolo. Kitabı masaya koyuyor.

  22. sedere — oturmak
    sedere oturmak

    Emma si siede su quella sedia. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. stare — durmak
    stare durmak

    Sto in piedi vicino alla porta. Kapının yanında duruyorum.

  24. nuotare — yüzmek
    nuotare yüzmek

    Possono nuotare velocemente. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. guidare — araba sürmek
    guidare araba sürmek

    Devi guidare con attenzione. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. pianificare — planlamak
    pianificare planlamak

    Loro pianificano di visitare presto. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. finire — bitirmek
    finire bitirmek

    Può finire i compiti più tardi. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. dare — vermek
    dare vermek

    Do regali agli amici. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. undici — on bir
    undici on bir

    Prendo sempre undici pezzi. Her zaman on bir parça alırım.

  30. dodici — on iki
    dodici on iki

    Ci sono dodici uova in un cartone. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. tredici — on üç
    tredici on üç

    Il numero tredici è sfortunato. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. quattordici — on dört
    quattordici on dört

    L'appartamento ha quattordici piani. Apartmanın on dört katı var.

  33. quindici — on beş
    quindici on beş

    Apro il libro a pagina quindici. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. sedici — on altı
    sedici on altı

    È sedici volte di più! Bu on altı kat daha fazla!

  35. diciassette — on yedi
    diciassette on yedi

    Abbiamo diciassette matite. On yedi kalemimiz var.

  36. diciotto — on sekiz
    diciotto on sekiz

    È alto diciotto metri. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. diciannove — on dokuz
    diciannove on dokuz

    Diciannove è il mio numero preferito. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. venti — yirmi
    venti yirmi

    Le servono venti piccole mele. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. trenta — otuz
    trenta otuz

    Ha trent'anni. O otuz yaşında.

  40. cento — yüz
    cento yüz

    Ha contato fino a cento. Yüze kadar saydı.

  41. quaranta — kırk
    quaranta kırk

    Lei ha quaranta matite in totale. Toplamda kırk kalemi var.

  42. cinquanta — elli
    cinquanta elli

    Ha cinquanta dollari. Onun elli doları var.

  43. sessanta — altmış
    sessanta altmış

    John ha sessanta anni. John altmış yaşında.

  44. settanta — yetmiş
    settanta yetmiş

    Mio nonno ha settanta anni. Dedem yetmiş yaşında.

  45. ottanta — seksen
    ottanta seksen

    Ho ottanta grammi di zucchero. Seksen gram şekerim var.

  46. novanta — doksan
    novanta doksan

    Ha novanta libri da leggere. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. mille — bin
    mille bin

    Mille è un numero grande. Bin büyük bir sayıdır.

  48. un milione — milyon
    un milione milyon

    Quell'auto costa un milione di dollari. O araba bir milyon dolar.

  49. una metà — yarım
    una metà yarım

    Ha mangiato metà della pizza. Yarım pizzayı yedi.

  50. un quarto — çeyrek
    un quarto çeyrek

    Ne rimane solo un quarto. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. una dozzina — düzine
    una dozzina düzine

    Compro una dozzina di uova al negozio. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. un paio — çift
    un paio çift

    Quel paio di scarpe è pulito. O çift ayakkabı temiz.

  53. primo — birinci
    primo birinci

    Ha vinto il primo posto facilmente. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. secondo — ikinci
    secondo ikinci

    Questa è la mia seconda volta qui. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. terzo — üçüncü
    terzo üçüncü

    Sono arrivati al terzo posto. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. quarto — dördüncü
    quarto dördüncü

    Sono il quarto in fila. Sırada dördüncüyüm.

  57. quinto — beşinci
    quinto beşinci

    Lei è nella quinta fila. O, beşinci sırada.

  58. sesto — altıncı
    sesto altıncı

    Lui è la sesta persona. O, altıncı kişi.

  59. settimo — yedinci
    settimo yedinci

    Vivono al settimo piano. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. ottavo — sekizinci
    ottavo sekizinci

    Questa è l'ottava mela. Bu sekizinci elma.

  61. nono — dokuzuncu
    nono dokuzuncu

    Il nono giorno è una festa. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. decimo — onuncu
    decimo onuncu

    Lei è il decimo posto. O, onuncu sırada.

  63. undicesimo — on birinci
    undicesimo on birinci

    Festeggiano il loro undicesimo anniversario. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. dodicesimo — on ikinci
    dodicesimo on ikinci

    Quello è il dodicesimo mese. O, on ikinci ay.

  65. sempre — her zaman
    sempre her zaman

    Bevo sempre caffè la mattina. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. di solito — genellikle
    di solito genellikle

    Di solito mangia il pranzo a mezzogiorno. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. spesso — sık sık
    spesso sık sık

    La gente spesso mangia la pizza qui. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. a volte — bazen
    a volte bazen

    Lei a volte va in biblioteca. Bazen kütüphaneye gider.

  69. raramente — nadiren
    raramente nadiren

    Mangio raramente cibo spazzatura. Nadiren fast food yerim.

  70. mai — asla
    mai asla

    Non vanno mai in quel negozio. O mağazaya asla gitmezler.

  71. ogni giorno — her gün
    ogni giorno her gün

    Mangiamo cioccolato ogni giorno. Her gün çikolata yeriz.

  72. ogni settimana — her hafta
    ogni settimana her hafta

    Lei nuota ogni settimana. O her hafta yüzer.

  73. nei fine settimana — hafta sonları
    nei fine settimana hafta sonları

    Mi rilasso nei fine settimana a casa. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. di mattina — sabah
    di mattina sabah

    La gente fa colazione di mattina. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. di notte — gece
    di notte gece

    Dormono di notte nei loro letti. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. dopo il lavoro — işten sonra
    dopo il lavoro işten sonra

    Si rilassa dopo il lavoro ogni giorno. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. una volta a — haftada bir
    una volta a haftada bir

    Vado una volta alla settimana. Haftada bir giderim.

  78. due volte alla — haftada iki kez
    due volte alla haftada iki kez

    Mio padre visita due volte alla settimana. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. ogni due — iki haftada bir
    ogni due iki haftada bir

    Visitano ogni due settimane. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. almeno — en az
    almeno en az

    Mangia almeno una mela ogni giorno. O her gün en az bir elma yer.

  81. al massimo — en fazla
    al massimo en fazla

    Comprerò due al massimo. En fazla iki tane alacağım.

  82. più che — den fazla
    più che den fazla

    Questo cibo è più che sufficiente. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. meno di — den daha az
    meno di den daha az

    Hai fatto meno dell'ultima volta. Geçen seferden daha az aldın.

  84. un po' — biraz
    un po' biraz

    Ha bisogno di un po' di aiuto. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. un po' — biraz
    un po' biraz

    Ha mangiato un po' di torta. Biraz kek yedi.

  86. molto — çok
    molto çok

    Studio molto. Çok çalışıyorum.

  87. troppo — çok fazla
    troppo çok fazla

    Hanno mangiato troppa torta. Çok fazla kek yediler.

  88. non abbastanza — yeterli değil
    non abbastanza yeterli değil

    Questa quantità non è abbastanza. Bu miktar yeterli değil.

  89. fa — önce
    fa önce

    Sono arrivato due giorni fa. İki gün önce geldim.

  90. presto — yakında
    presto yakında

    Il mio amico arriverà presto. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. ancora — hâlâ
    ancora hâlâ

    Ho ancora fame. Hâlâ açım.

  92. mai — hiç
    mai hiç

    Hai mai visto l'oceano? Hiç okyanus gördün mü?

  93. ancora — henüz
    ancora henüz

    Il mio amico non è ancora arrivato. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. immediatamente — hemen
    immediatamente hemen

    Ho bisogno di aiuto immediatamente. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. forse — belki
    forse belki

    Forse lei verrà più tardi. Belki o daha sonra gelir.

  96. prima o poi — bir ara
    prima o poi bir ara

    Ci incontreremo prima o poi. Bir ara buluşuruz.

  97. in qualsiasi momento — her zaman
    in qualsiasi momento her zaman

    Puoi venirci a trovare in qualsiasi momento. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. prima di — önce
    prima di önce

    Siamo partiti prima della tempesta. Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. dopo — sonra
    dopo sonra

    Partiremo dopo il pasto. Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. oggigiorno — bugünlerde
    oggigiorno bugünlerde

    La gente viaggia di più oggigiorno. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. gennaio — Ocak
    gennaio Ocak

    Gennaio è il primo mese. Ocak birinci aydır.

  2. febbraio — Şubat
    febbraio Şubat

    Febbraio di solito è un mese breve. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. marzo — Mart
    marzo Mart

    Di solito vado a trovarli a marzo. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. aprile — Nisan
    aprile Nisan

    La partita di basket è ad aprile. Basketbol maçı nisanda.

  5. maggio — Mayıs
    maggio Mayıs

    Il mio esame finale è a maggio. Final sınavım mayısta.

  6. giugno — Haziran
    giugno Haziran

    Saprò la risposta entro giugno. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. luglio — Temmuz
    luglio Temmuz

    Luglio è di solito un mese molto caldo. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. agosto — Ağustos
    agosto Ağustos

    Ci vediamo di nuovo ad agosto? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. settembre — Eylül
    settembre Eylül

    La mia vacanza è a settembre. Tatilim eylülde.

  10. ottobre — Ekim
    ottobre Ekim

    Il tuo compleanno è a ottobre? Doğum günün ekimde mi?

  11. novembre — Kasım
    novembre Kasım

    Perché piove a novembre? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. dicembre — Aralık
    dicembre Aralık

    Dicembre è l'ultimo mese. Aralık son aydır.

  13. sopra — üzerinden
    sopra üzerinden

    Il gatto salta sopra la scatola. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. sotto — altında
    sotto altında

    Vivono sotto un grande albero. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. attraverso — içinden
    attraverso içinden

    Cammina attraverso la porta. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. lungo — boyunca
    lungo boyunca

    Camminiamo lungo la spiaggia. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. attorno a — etrafında
    attorno a etrafında

    Le persone camminano attorno al parco. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. dall'altra parte — karşıya
    dall'altra parte karşıya

    Vado dall'altra parte della strada. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. in — içine
    in içine

    Cammina lentamente nella stanza. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. fuori da — dışarı
    fuori da dışarı

    Il bambino corre fuori dalla scuola. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. su — yukarı
    su yukarı

    Lei guarda su verso le nuvole. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. giù — aşağı
    giù aşağı

    Il cane ha messo giù la palla. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. di sopra — üst kat
    di sopra üst kat

    Vado di sopra a letto. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. di sotto — alt katta
    di sotto alt katta

    Sento dei rumori di sotto. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. portare — getirmek
    portare getirmek

    Portano cibo alla festa. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. prendere — almak
    prendere almak

    Prendi sempre la mia penna. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. trasportare — taşımak
    trasportare taşımak

    Lui può trasportare la scatola. O kutuyu taşıyabilir.

  28. ritirare — teslim almak
    ritirare teslim almak

    Puoi ritirare il pacco? Paketi teslim alabilir misin?

  29. lasciare cadere — düşürmek
    lasciare cadere düşürmek

    Se lascio cadere il telefono, si romperà. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. passare — uzatmak
    passare uzatmak

    Mi passi il sale? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. mettere giù — yere koymak
    mettere giù yere koymak

    Abbiamo messo giù i nostri zaini. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. mettere via — kaldırmak
    mettere via kaldırmak

    Metto via i miei giocattoli. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. portare fuori — dışarı çıkarmak
    portare fuori dışarı çıkarmak

    Porterà fuori la spazzatura. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. appendere — asmak
    appendere asmak

    Appendono i loro cappotti. Onlar paltolarını asarlar.

  35. accendere — açmak
    accendere açmak

    Tu accendi la luce. Işığı açıyorsun.

  36. spegnere — kapatmak
    spegnere kapatmak

    Qualcuno potrebbe spegnere la radio? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. saltare — atlamak
    saltare atlamak

    Il gatto salta oltre il muro. Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. lanciare — atmak
    lanciare atmak

    Il ragazzo lancia il sasso. Çocuk taşı atıyor.

  39. prendere — yakalamak
    prendere yakalamak

    Lui prende la palla. Topu yakalıyor.

  40. cavalcare — binmek
    cavalcare binmek

    Il ragazzo cavalca un cavallo. Çocuk ata biniyor.

  41. volare — uçmak
    volare uçmak

    Gli uccelli volano nel cielo. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. gattonare — emeklemek
    gattonare emeklemek

    Il bambino gattona sul pavimento. Bebek yerde emekliyor.

  43. saltare — atlamak
    saltare atlamak

    Lei ha saltato la prima pagina. İlk sayfayı atladı.

  44. calciare — tekmeler
    calciare tekmeler

    Il bambino calcia la palla. Çocuk topu tekmeliyor.

  45. rimbalzare — zıplamak
    rimbalzare zıplamak

    La palla rimbalza per terra. Top yerde zıplıyor.

  46. arrampicarsi — tırmanmak
    arrampicarsi tırmanmak

    Il gatto si arrampica sull'albero. Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. tuffarsi — dalmak
    tuffarsi dalmak

    Il ragazzo si tuffa in acqua. Çocuk suya dalıyor.

  48. scivolare — kaymak
    scivolare kaymak

    La scatola scivola sul pavimento. Kutu yerde kayıyor.

  49. pizzicare — çimdiklemek
    pizzicare çimdiklemek

    Mi ha pizzicato il braccio. Kolumu çimdikledi.

  50. stringere — sıkmak
    stringere sıkmak

    Lei mi stringe la mano. Elimi sıkıyor.

  51. stuzzicare — dürtmek
    stuzzicare dürtmek

    Il bambino mi ha stuzzicato il braccio. Çocuk kolumu dürttü.

  52. accarezzare — sevmek
    accarezzare sevmek

    Il bambino accarezza il cane. Çocuk köpeği seviyor.

  53. strofinare — ovmak
    strofinare ovmak

    Mi strofino gli occhi stanchi. Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. attorcigliare — bükmek
    attorcigliare bükmek

    L'uomo attorciglia la corda. Adam ipi büküyor.

  55. scuotere — sallamak
    scuotere sallamak

    Il bambino scuote il giocattolo. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. piegare — katlamak
    piegare katlamak

    Piego il foglio. Kağıdı katlıyorum.

  57. premere — basmak
    premere basmak

    Lei preme il pulsante rosso. Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. attaccare — bağlamak
    attaccare bağlamak

    Lui attaccherà la corda. İpi bağlayacak.

  59. tirare — çekmek
    tirare çekmek

    L'uomo tira la corda pesante. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. fare — hazırlamak
    fare hazırlamak

    Faccio la valigia. Çantamı hazırlıyorum.

  61. Dov'è il...? — nerede
    Dov'è il...? nerede

    Dov'è l'hotel? Otel nerede?

  62. C'è... qui vicino? — Yakınlarda bir ... var mı?
    C'è... qui vicino? Yakınlarda bir ... var mı?

    C'è una banca qui vicino? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. Come faccio ad arrivare a...? — nasıl giderim
    Come faccio ad arrivare a...? nasıl giderim

    Come faccio ad arrivare a scuola? Okula nasıl giderim?

  64. Quale autobus va a...? — ...'ya hangi otobüs gider?
    Quale autobus va a...? ...'ya hangi otobüs gider?

    Quale autobus va al centro? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. Quale linea va a...? — Hangi hat ...'ya gider?
    Quale linea va a...? Hangi hat ...'ya gider?

    Quale linea va al museo? Hangi hat müzeye gider?

  66. Quanto tempo ci vuole? — Ne kadar sürer?
    Quanto tempo ci vuole? Ne kadar sürer?

    Mi chiedo quanto tempo ci vuole. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. Quanto dista? — Ne kadar uzak?
    Quanto dista? Ne kadar uzak?

    Quanto dista? Ne kadar uzak?

  68. Puoi mostrarmi sulla mappa? — Haritada gösterebilir misin?
    Puoi mostrarmi sulla mappa? Haritada gösterebilir misin?

    Puoi mostrarmi sulla mappa? Haritada gösterebilir misin?

  69. cercare — aramak
    cercare aramak

    Cercano un bagno. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. il più vicino — En yakın
    il più vicino En yakın

    Il negozio più vicino è laggiù. En yakın mağaza aşağıda.

  71. Questo va a...? — Bu ...-e gider mi?
    Questo va a...? Bu ...-e gider mi?

    Questo va al ristorante? Bu restorana gider mi?

  72. Quale fermata per...? — ... için hangi durak?
    Quale fermata per...? ... için hangi durak?

    Quale fermata per il centro? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. una stazione — istasyon
    una stazione istasyon

    Aspettano in stazione. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. una fermata — otobüs durağı
    una fermata otobüs durağı

    La fermata è qui vicino. Otobüs durağı yakında.

  75. una stazione della metropolitana — metro istasyonu
    una stazione della metropolitana metro istasyonu

    Questa stazione della metropolitana è molto affollata. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. un hotel — otel
    un hotel otel

    Puoi prenotare un hotel online. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. una farmacia — eczane
    una farmacia eczane

    Mark lavora in farmacia. Mark eczanede çalışıyor.

  78. una banca — banka
    una banca banka

    Lui va alla banca. Bankaya gidiyor.

  79. un bagno — tuvalet
    un bagno tuvalet

    Questo è un bagno pulito. Bu temiz bir tuvalet.

  80. un supermercato — süpermarket
    un supermercato süpermarket

    Compriamo cibo al supermercato. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. un ristorante — restoran
    un ristorante restoran

    Gli piace molto quel ristorante. O restoranı çok seviyorlar.

  82. un bar — kafe
    un bar kafe

    Jane lavora al bar. Jane kafede çalışıyor.

  83. un parco — park
    un parco park

    Le piace il parco verde. Yeşil parkı seviyor.

  84. un ospedale — hastane
    un ospedale hastane

    Un ospedale aiuta i malati. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. un aeroporto — havalimanı
    un aeroporto havalimanı

    Siamo arrivati all'aeroporto. Havalimanına vardık.

  86. uno stadio — stadyum
    uno stadio stadyum

    Siamo andati allo stadio. Stadyuma gittik.

  87. una fabbrica — fabrika
    una fabbrica fabrika

    Questa fabbrica produce vestiti. Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. un'università — üniversite
    un'università üniversite

    Lei studia all'università. O, üniversitede okuyor.

  89. un'università — üniversite
    un'università üniversite

    Lei studia all'università. O, üniversitede okuyor.

  90. un club — kulüp
    un club kulüp

    Ci siamo iscritti al club sportivo. Spor kulübüne katıldık.

  91. una prigione — hapishane
    una prigione hapishane

    Il criminale è evaso dalla prigione. Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. una torre — kule
    una torre kule

    Vedo l'alta torre. Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. un centro commerciale — alışveriş merkezi
    un centro commerciale alışveriş merkezi

    Ho comprato le scarpe al centro commerciale. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. un municipio — belediye binası
    un municipio belediye binası

    Ci siamo incontrati al municipio. Belediye binasında buluştuk.

  95. un commissariato — karakol
    un commissariato karakol

    Vedo il commissariato. Karakolu görüyorum.

  96. una caserma dei vigili del fuoco — itfaiye istasyonu
    una caserma dei vigili del fuoco itfaiye istasyonu

    Abito vicino alla caserma dei vigili del fuoco. İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. girare a sinistra — Sola dön
    girare a sinistra Sola dön

    Gira a sinistra qui. Burada sola dön.

  98. girare a destra — sağa dön
    girare a destra sağa dön

    Gira a destra all'incrocio. Kavşakta sağa dön.

  99. Andare dritto — Dümdüz git
    Andare dritto Dümdüz git

    Vai dritto a scuola. Okula dümdüz git.

  100. È vicino — yakın
    È vicino yakın

    È vicino. Yakın.

Kelime 401–500

  1. È lontano. — Uzak.
    È lontano. Uzak.

    È lontano. Uzak.

  2. dall'altra parte della strada — caddenin karşısında
    dall'altra parte della strada caddenin karşısında

    Lui vive dall'altra parte della strada. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. all'angolo — Köşede
    all'angolo Köşede

    Sta aspettando all'angolo. Köşede bekliyor.

  4. Al semaforo — Trafik ışığında
    Al semaforo Trafik ışığında

    Ci siamo fermati al semaforo. Trafik ışığında durduk.

  5. all'incrocio — Kavşakta
    all'incrocio Kavşakta

    Il bar è all'incrocio. Bar kavşakta.

  6. un attraversamento pedonale — yaya geçidi
    un attraversamento pedonale yaya geçidi

    Quell'attraversamento pedonale è molto sicuro. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. a un isolato — Bir blok ötede
    a un isolato Bir blok ötede

    Il museo è a un isolato. Müze bir blok ötede.

  8. seguire i segnali — Tabelaları takip et
    seguire i segnali Tabelaları takip et

    Segui i segnali verso la sicurezza. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. una valigia — valiz
    una valigia valiz

    Hai già fatto la tua valigia? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. un magnete — mıknatıs
    un magnete mıknatıs

    Il piccolo magnete è un regalo. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. una spazzola — saç fırçası
    una spazzola saç fırçası

    Non trova la sua spazzola. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. un cuscino — yastık
    un cuscino yastık

    Questo cuscino è morbido e caldo. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. una coperta — battaniye
    una coperta battaniye

    Prendi una coperta se hai freddo. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. un materasso — yatak
    un materasso yatak

    Il nostro nuovo materasso è davvero comodo. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. una tenda — perde
    una tenda perde

    Per favore apri la tenda, è buio. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. una tapparella — jaluzi
    una tapparella jaluzi

    Di solito chiudo le tapparelle di notte. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. un tappeto — halı
    un tappeto halı

    C'è polvere sotto il tappeto. Halının altında toz var.

  18. un vaso — vazo
    un vaso vazo

    Questo vaso sembra costoso. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. una scopa — süpürge
    una scopa süpürge

    C'è una scopa in questo appartamento? Bu dairede süpürge var mı?

  20. una carta igienica — tuvalet kağıdı
    una carta igienica tuvalet kağıdı

    Oh no, la carta igienica è finita! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. una lana — yün
    una lana yün

    La pecora ha una lana folta. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. un metallo — metal
    un metallo metal

    Abbiamo bisogno di legno e metallo. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. plastica — plastik
    plastica plastik

    Lei lava la ciotola di plastica. Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. una pelle — deri
    una pelle deri

    Ho comprato una borsa di pelle nuova. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. un cotone — pamuk
    un cotone pamuk

    L'agricoltore coltiva il cotone. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. una seta — ipek
    una seta ipek

    Questa seta è molto morbida. Bu ipek çok yumuşak.

  27. una gomma — kauçuk
    una gomma kauçuk

    La palla è fatta di gomma. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. un denim — kot
    un denim kot

    Lui ha comprato un tessuto denim molto spesso. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. ceramica — seramik
    ceramica seramik

    Ha lavato la ciotola di ceramica. Seramik kaseyi yıkadı.

  30. un marmo — mermer
    un marmo mermer

    Hanno tagliato il marmo bianco. Beyaz mermeri kestiler.

  31. un mattone — tuğla
    un mattone tuğla

    Lui tiene in mano un mattone rosso. Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. un acciaio — çelik
    un acciaio çelik

    Producono gli attrezzi in acciaio. Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. dietro — arkasında
    dietro arkasında

    È dietro quel palazzo. O, şu binanın arkasında.

  34. davanti a — önünde
    davanti a önünde

    Lei è davanti a me. O benim önümde.

  35. tra — arasında
    tra arasında

    Il parco è tra due case. Park iki evin arasında.

  36. accanto a — yanında
    accanto a yanında

    Quel negozio è accanto a casa mia. O mağaza evimin yanında.

  37. opposto — ters
    opposto ters

    Andiamo nella direzione opposta. Ters yöne gidiyoruz.

  38. di fronte a — karşısında
    di fronte a karşısında

    Viviamo di fronte al negozio. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. dietro l'angolo — hemen köşede
    dietro l'angolo hemen köşede

    Ora abita dietro l'angolo. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. verso — -e doğru
    verso -e doğru

    I bambini camminano verso il grande albero. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. oltre — yanından
    oltre yanından

    Devi andare oltre il ponte. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. in fondo alla strada — sokağın sonunda
    in fondo alla strada sokağın sonunda

    Abito in fondo alla strada. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. a sinistra — solda
    a sinistra solda

    Lei parcheggia a sinistra. Solda park ediyor.

  44. a destra — sağda
    a destra sağda

    Sono a destra. Onlar sağda.

  45. sopra — üzerinde
    sopra üzerinde

    Il sole è sopra la montagna. Güneş dağın üzerindedir.

  46. sotto — aşağısında
    sotto aşağısında

    Il villaggio si trova sotto la montagna. Köy dağın aşağısında.

  47. in cima — en üstte
    in cima en üstte

    La scatola è in cima. Kutu en üstte.

  48. vicino a — yakınında
    vicino a yakınında

    Abito vicino al fiume. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. nel mezzo — ortasında
    nel mezzo ortasında

    Lui sta in piedi nel mezzo. Tam ortasında duruyor.

  50. dentro — içinde
    dentro içinde

    Il cane è dentro casa. Köpek evin içinde.

  51. un posto — yer
    un posto yer

    Abbiamo trovato un posto sicuro. Güvenli bir yer bulduk.

  52. un negozio — mağaza
    un negozio mağaza

    Compriamo il cibo al negozio. Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. una casa — ev
    una casa ev

    La famiglia vive in quella casa. Aile o evde yaşıyor.

  54. una stazione degli autobus — otogar
    una stazione degli autobus otogar

    Aspetto alla stazione degli autobus. Otogarda bekliyorum.

  55. un centro città — şehir merkezi
    un centro città şehir merkezi

    Vivo vicino al centro città. Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. un centro commerciale — alışveriş merkezi
    un centro commerciale alışveriş merkezi

    Il centro commerciale è molto grande. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. una fontana — çeşme
    una fontana çeşme

    Quella fontana ha acqua molto limpida. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. una rotonda — döner kavşak
    una rotonda döner kavşak

    Questa rotonda aiuta il traffico. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. un incrocio — kavşak
    un incrocio kavşak

    Ci siamo fermati all'incrocio. Kavşakta durduk.

  60. un ponte — köprü
    un ponte köprü

    La gente cammina sul ponte. İnsanlar köprüden yürür.

  61. un tunnel — tünel
    un tunnel tünel

    L'auto attraversa un tunnel. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. un segnale di stop — dur tabelası
    un segnale di stop dur tabelası

    Devi rispettare il segnale di stop. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. un cavalcavia — üst geçit
    un cavalcavia üst geçit

    Hanno costruito un cavalcavia vicino a casa. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. un sottopassaggio — alt geçit
    un sottopassaggio alt geçit

    Cammineremo attraverso il sottopassaggio. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. un punto di riferimento — simgesel yapı
    un punto di riferimento simgesel yapı

    Il punto di riferimento è vicino al fiume. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. un segnale stradale — trafik işareti
    un segnale stradale trafik işareti

    Questo segnale stradale significa stop. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. una statua — heykel
    una statua heykel

    Ha visto la bella statua. Güzel heykeli gördü.

  68. un monumento — anıt
    un monumento anıt

    Hanno visitato il monumento alto. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. nord — kuzey
    nord kuzey

    Il nord di questa città è interessante. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. sud — güney
    sud güney

    Il vento viene da sud. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. est — doğu
    est doğu

    Il vento viene da est. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. ovest — batı
    ovest batı

    Il sole tramonta a ovest. Güneş batıda batar.

  73. nord-est — kuzeydoğu
    nord-est kuzeydoğu

    Ben vive nella zona nord-est. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. nord-ovest — kuzeybatı
    nord-ovest kuzeybatı

    Quello stato è nel nord-ovest. O eyalet kuzeybatıda.

  75. sud-orientale — güneydoğu
    sud-orientale güneydoğu

    Lui vive nella regione sud-orientale. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. sud-ovest — güneybatı
    sud-ovest güneybatı

    Sono andati verso sud-ovest. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. un'inversione a U — U dönüşü
    un'inversione a U U dönüşü

    Questa è un'inversione a U. Bu bir U dönüşü.

  78. una strada senza uscita — çıkmaz sokak
    una strada senza uscita çıkmaz sokak

    Quella strada è una strada senza uscita. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. una scala mobile — yürüyen merdiven
    una scala mobile yürüyen merdiven

    La scala mobile ti porta all'ultimo piano. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. una rampa — rampa
    una rampa rampa

    Le sedie a rotelle richiedono rampe. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. un tempo — hava
    un tempo hava

    Oggi fa bel tempo. Bugün hava güzel.

  82. soleggiato — güneşli
    soleggiato güneşli

    Gli piace una giornata soleggiata. Güneşli bir günü sever.

  83. nuvoloso — bulutlu
    nuvoloso bulutlu

    Prevedono un pomeriggio nuvoloso. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. piovoso — yağmurlu
    piovoso yağmurlu

    Una giornata piovosa può essere accogliente. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. ventoso — rüzgarlı
    ventoso rüzgarlı

    È ventoso fuori. Dışarısı rüzgarlı.

  86. caldo — sıcak
    caldo sıcak

    Questo tè è molto caldo. Bu çay çok sıcak.

  87. freddo — soğuk
    freddo soğuk

    Il vento freddo soffia in inverno. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. tiepido — ılık
    tiepido ılık

    Oggi il clima era tiepido in spiaggia. Bugün plaj ılıktı.

  89. una primavera — ilkbahar
    una primavera ilkbahar

    I fiori amano la primavera. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. un'estate — yaz
    un'estate yaz

    L'estate è una stagione molto calda. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. un autunno — sonbahar
    un autunno sonbahar

    L'autunno è la mia stagione preferita. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. un inverno — kış
    un inverno kış

    L'inverno qui può essere molto freddo. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. un sole — güneş
    un sole güneş

    Il sole splende nel cielo. Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. una luna — ay
    una luna ay

    Vedo la luna luminosa. Parlak ayı görüyorum.

  95. una stella — yıldız
    una stella yıldız

    Vedo una stella luminosa. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. un cielo — gökyüzü
    un cielo gökyüzü

    Gli uccelli volano nel cielo. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. una nuvola — bulut
    una nuvola bulut

    Una nuvola scura nasconde il sole. Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. una pioggia — yağmur
    una pioggia yağmur

    La pioggia cade dal cielo. Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. un vento — rüzgar
    un vento rüzgar

    Sentiamo il vento freddo. Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. una tempesta — fırtına
    una tempesta fırtına

    La forte tempesta ha spezzato gli alberi. Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kelime 501–600

  1. un arcobaleno — gökkuşağı
    un arcobaleno gökkuşağı

    Vedo un arcobaleno nel cielo. Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum.

  2. un'ombra — gölge
    un'ombra gölge

    Vedo un'ombra scura. Karanlık bir gölge görüyorum.

  3. un tramonto — gün batımı
    un tramonto gün batımı

    Abbiamo guardato il bellissimo tramonto. Güzel gün batımını izledik.

  4. un tuono — gök gürültüsü
    un tuono gök gürültüsü

    Abbiamo sentito il forte tuono. Şiddetli gök gürültüsünü duyduk.

  5. un ombrello — şemsiye
    un ombrello şemsiye

    Lei ha un ombrello rosso. Onun kırmızı bir şemsiyesi var.

  6. un impermeabile — yağmurluk
    un impermeabile yağmurluk

    Questo impermeabile mi tiene al caldo. Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor.

  7. una previsione — tahmin
    una previsione tahmin

    Guardo le previsioni del tempo ogni giorno. Her gün hava tahminini izliyorum.

  8. un'ombra — gölge
    un'ombra gölge

    Abbiamo bisogno di ombra in una giornata calda. Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var.

  9. un temporale — gök gürültülü fırtına
    un temporale gök gürültülü fırtına

    Un temporale porta pioggia forte. Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir.

  10. un fulmine — şimşek
    un fulmine şimşek

    Ha visto un fulmine luminoso ieri sera. Dün gece parlak bir şimşek gördü.

  11. una nebbia — sis
    una nebbia sis

    Hanno guidato attraverso una nebbia fitta. Yoğun siste araba sürdüler.

  12. una neve — kar
    una neve kar

    Questa è neve fresca e bianca. Bu taze, beyaz kar.

  13. un ghiaccio — buz
    un ghiaccio buz

    Mettiamo il ghiaccio nelle nostre bevande. İçeceklerimize buz koyarız.

  14. una grandine — dolu
    una grandine dolu

    C'è molta grandine fuori. Dışarıda çok fazla dolu var.

  15. scivoloso — kaygan
    scivoloso kaygan

    È caduta sul ghiaccio scivoloso. Kaygan buzda düştü.

  16. una temperatura — sıcaklık
    una temperatura sıcaklık

    Controllano la temperatura ogni giorno. Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar.

  17. una foresta — orman
    una foresta orman

    Una foresta è piena di alberi. Orman ağaçlarla doludur.

  18. un fiume — nehir
    un fiume nehir

    Il fiume ha acqua fresca e limpida. Nehrin serin, berrak bir suyu var.

  19. un lago — göl
    un lago göl

    Lei nuota nel lago profondo. O derin gölde yüzüyor.

  20. una montagna — dağ
    una montagna dağ

    Hanno scalato la montagna alta. Yüksek dağa tırmandılar.

  21. una natura — doğa
    una natura doğa

    Pietro ama la natura. Peter doğayı seviyor.

  22. una costa — sahil
    una costa sahil

    Questa è una bellissima costa. Bu güzel bir sahil.

  23. un'isola — ada
    un'isola ada

    Vive su una piccola isola. Küçük bir adada yaşıyor.

  24. un deserto — çöl
    un deserto çöl

    Un deserto è un posto molto secco. Çöl çok kuru bir yerdir.

  25. una valle — vadi
    una valle vadi

    La valle è verde e ampia. Vadi yeşil ve geniş.

  26. una cascata — şelale
    una cascata şelale

    Hanno visto una bella cascata. Güzel bir şelale gördüler.

  27. una scogliera — uçurum
    una scogliera uçurum

    Quella scogliera è molto alta. O uçurum çok yüksek.

  28. un prato — çayır
    un prato çayır

    Le piace camminare nei prati. Çayırlarda yürümeyi sever.

  29. un albero — ağaç
    un albero ağaç

    Il cane dorme sotto l'albero. Köpek ağacın altında uyuyor.

  30. un fiore — çiçek
    un fiore çiçek

    Il fiore rosso è bellissimo. Kırmızı çiçek çok güzel.

  31. una foglia — yaprak
    una foglia yaprak

    Una foglia è caduta dall'albero. Ağaçtan bir yaprak düştü.

  32. un'erba — ot
    un'erba ot

    La mucca mangia l'erba. İnek otu yiyor.

  33. una pianta — bitki
    una pianta bitki

    La pianta ha le foglie verdi. Bitkinin yeşil yaprakları var.

  34. un masso — kaya
    un masso kaya

    L'uomo ha sollevato il pesante masso. Adam ağır kayayı kaldırdı.

  35. una pietra — taş
    una pietra taş

    Ho trovato una pietra pesante. Ağır bir taş buldum.

  36. un ramo — dal
    un ramo dal

    L'uccello è seduto sul ramo. Kuş dalda oturuyor.

  37. una radice — kök
    una radice kök

    Questa pianta ha una radice lunga. Bu bitkinin uzun bir kökü var.

  38. un seme — tohum
    un seme tohum

    L'agricoltore pianta il seme. Çiftçi tohumu ekiyor.

  39. un cespuglio — çalı
    un cespuglio çalı

    L'uccello si nasconde nel cespuglio. Kuş, çalının içinde gizleniyor.

  40. legna — odun
    legna odun

    Mi serve della legna per il fuoco. Ateş için odun lazım.

  41. un mondo — dünya
    un mondo dünya

    Il mondo è molto grande. Dünya çok büyüktür.

  42. una città — şehir
    una città şehir

    Molte persone vivono in città. Pek çok insan şehirde yaşıyor.

  43. un paese — ülke
    un paese ülke

    Lui vive in un altro paese. O, başka bir ülkede yaşıyor.

  44. la cittadina — kasaba
    la cittadina kasaba

    Viviamo in una piccola cittadina. Küçük bir kasabada yaşıyoruz.

  45. una strada — yol
    una strada yol

    Questa strada è molto lunga. Bu yol çok uzun.

  46. una collina — tepe
    una collina tepe

    La casa si trova sulla collina. Ev tepede.

  47. una terra — kara
    una terra kara

    I marinai videro la terra. Denizciler karayı gördü.

  48. un'aria — hava
    un'aria hava

    Respiro l'aria pulita. Temiz havayı içime çekiyorum.

  49. un oceano — okyanus
    un oceano okyanus

    I pesci vivono nell'oceano. Balıklar okyanusta yaşar.

  50. una terra — yer
    una terra yer

    L'uomo si siede per terra. Adam yerde oturuyor.

  51. una regione — bölge
    una regione bölge

    Viviamo in una regione fredda. Soğuk bir bölgede yaşıyoruz.

  52. una zona — alan
    una zona alan

    Molte persone vivono in questa zona. Bu alanda birçok insan yaşıyor.

  53. una spiaggia — plaj
    una spiaggia plaj

    Mi piace la spiaggia. Plajı seviyorum.

  54. un mare — deniz
    un mare deniz

    Il mare è blu. Deniz mavi.

  55. un'onda — dalga
    un'onda dalga

    Guardano le onde del mare. Okyanus dalgalarını izliyorlar.

  56. una sabbia — kum
    una sabbia kum

    Le piace la sabbia calda e morbida. Sıcak, yumuşak kumu sever.

  57. una crema solare — güneş kremi
    una crema solare güneş kremi

    Uso la crema solare nelle giornate di sole. Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım.

  58. un ombrellone — plaj şemsiyesi
    un ombrellone plaj şemsiyesi

    Quell'ombrellone è colorato. Şu plaj şemsiyesi renkli.

  59. infradito — parmak arası terlik
    infradito parmak arası terlik

    Queste infradito sono comode. Bu parmak arası terlikler rahat.

  60. un costume da bagno — mayo
    un costume da bagno mayo

    Ha un nuovo costume da bagno. Onun yeni bir mayosu var.

  61. i pantaloncini da bagno — deniz şortu
    i pantaloncini da bagno deniz şortu

    Non dimenticare i tuoi pantaloncini da bagno. Deniz şortunu unutma.

  62. un bagnino — cankurtaran
    un bagnino cankurtaran

    Il bagnino tiene i nuotatori al sicuro. Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar.

  63. un'alta marea — yüksek gelgit
    un'alta marea yüksek gelgit

    Con l'alta marea, è tutto molto bagnato. Yüksek gelgit çok ıslaktır.

  64. una scottatura — güneş yanığı
    una scottatura güneş yanığı

    Quella scottatura sembra piuttosto dolorosa. O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor.

  65. un biglietto — bilet
    un biglietto bilet

    Lei ha un biglietto del treno. Onun bir tren bileti var.

  66. un bagaglio — bagaj
    un bagaglio bagaj

    Dove mettiamo il nostro bagaglio? Bagajlarımızı nereye koyuyoruz?

  67. una biglietteria automatica — bilet makinesi
    una biglietteria automatica bilet makinesi

    Lo comprerò alla biglietteria automatica. Onu bilet makinesinden alacağım.

  68. una banchina — peron
    una banchina peron

    Quella è la banchina del treno. O, tren peronu.

  69. un orario — tarife
    un orario tarife

    Lei legge l'orario. O, tarifeyi okuyor.

  70. un autobus — otobüs
    un autobus otobüs

    Stiamo aspettando un autobus? Otobüs mü bekliyoruz?

  71. un treno — tren
    un treno tren

    Il treno è molto moderno. Tren çok modern.

  72. un tram — tramvay
    un tram tramvay

    Il modo più veloce è in tram. En hızlı yol tramvayla.

  73. un taxi — taksi
    un taxi taksi

    Quanto costa il taxi? Taksi ne kadar tutuyor?

  74. in orario — zamanında
    in orario zamanında

    È importante arrivare in orario. Zamanında varmak önemlidir.

  75. ritardato — rötarlı
    ritardato rötarlı

    Quel volo è stato ritardato. O uçuş rötarlıydı.

  76. una metro — metro
    una metro metro

    La metro corre sottoterra. Metro yer altından gider.

  77. una macchina — araba
    una macchina araba

    Lui ha comprato una macchina nuova. Yeni bir araba satın aldı.

  78. un camion — kamyon
    un camion kamyon

    L'uomo guida un grande camion. Adam büyük bir kamyon sürüyor.

  79. una bicicletta — bisiklet
    una bicicletta bisiklet

    Vado a scuola in bicicletta. Okula bisikletimle gidiyorum.

  80. un trattore — traktör
    un trattore traktör

    L'agricoltore guida un grande trattore. Çiftçi büyük bir traktör sürüyor.

  81. una motocicletta — motosiklet
    una motocicletta motosiklet

    Lui guida una motocicletta veloce. O, hızlı bir motosiklet kullanıyor.

  82. un monopattino — scooter
    un monopattino scooter

    Il bambino va sul monopattino. Çocuk scooter'a biniyor.

  83. un furgone — minibüs
    un furgone minibüs

    Lui guida un grosso furgone. O, büyük bir minibüs kullanıyor.

  84. autista — şoför
    autista şoför

    L'autista ha fermato la macchina. Şoför arabayı durdurdu.

  85. un traffico — trafik
    un traffico trafik

    Il traffico è molto lento oggi. Bugün trafik çok yavaş.

  86. una ruota — tekerlek
    una ruota tekerlek

    Lui ha riparato la ruota rotta. Kırık tekerleği tamir etti.

  87. un parcheggio — otopark
    un parcheggio otopark

    Abbiamo trovato un parcheggio. Bir otopark yeri bulduk.

  88. un rimorchio — römork
    un rimorchio römork

    Il camion traina il rimorchio. Kamyon römorku çekiyor.

  89. un aereo — uçak
    un aereo uçak

    L'aereo atterra all'aeroporto. Uçak havaalanına iniş yapıyor.

  90. una barca — tekne
    una barca tekne

    Vedo una piccola barca. Küçük bir tekne görüyorum.

  91. una nave — gemi
    una nave gemi

    La grande nave attraversa l'oceano. Büyük gemi okyanusu geçiyor.

  92. un elicottero — helikopter
    un elicottero helikopter

    L'elicottero vola nel cielo. Helikopter gökyüzünde uçuyor.

  93. un razzo — roket
    un razzo roket

    Il razzo vola verso il cielo. Roket gökyüzüne doğru uçuyor.

  94. un'astronave — uzay gemisi
    un'astronave uzay gemisi

    L'astronave è atterrata sulla luna. Uzay gemisi aya iniş yaptı.

  95. un'autopompa — itfaiye aracı
    un'autopompa itfaiye aracı

    L'autopompa trasporta l'acqua. İtfaiye aracı su taşır.

  96. un jet — jet
    un jet jet

    Il jet vola molto velocemente. Jet çok hızlı uçar.

  97. un kayak — kayak
    un kayak kayak

    Lei è seduta nel kayak. O, kayakta oturuyor.

  98. una zattera — sal
    una zattera sal

    Abbiamo costruito una zattera di legno. Tahtadan bir sal yaptık.

  99. una canoa — kano
    una canoa kano

    Lui rema sulla piccola canoa. Küçük kanoyu kürekle sürüyor.

  100. una barca a vela — yelkenli
    una barca a vela yelkenli

    Il vento muove la barca a vela. Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor.

Kelime 601–700

  1. un prezzo — fiyat
    un prezzo fiyat

    Vedi il prezzo? Fiyatı görüyor musun?

  2. economico — ucuz
    economico ucuz

    Ha comprato scarpe economiche. Ucuz ayakkabı aldı.

  3. costoso — pahalı
    costoso pahalı

    Quella macchina sembra costosa. O araba pahalı görünüyor.

  4. dei contanti — nakit
    dei contanti nakit

    Penso che abbia bisogno di contanti. Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var.

  5. una carta di credito — kredi kartı
    una carta di credito kredi kartı

    Posso pagare con la mia carta di credito. Kredi kartımla ödeyebilirim.

  6. uno scontrino — fiş
    uno scontrino fiş

    Posso avere lo scontrino, per favore? Fişi alabilir miyim lütfen?

  7. un conto — hesap
    un conto hesap

    Chi paga il conto? Hesabı kim ödeyecek?

  8. un resto — para üstü
    un resto para üstü

    Ho pagato e ho ricevuto il resto. Ödedim ve para üstü aldım.

  9. una moneta — madeni para
    una moneta madeni para

    Ho alcune monete. Birkaç tane madeni param var.

  10. una banconota — banknot
    una banconota banknot

    Che tipo di banconota è quella? O ne tür bir banknot?

  11. Quanto costa — Bu ne kadar?
    Quanto costa Bu ne kadar?

    Quanto costa? Bu ne kadar?

  12. Posso pagare con la carta? — Kartla ödeyebilir miyim?
    Posso pagare con la carta? Kartla ödeyebilir miyim?

    Posso pagare con la carta? Kartla ödeyebilir miyim?

  13. una valuta — para birimi
    una valuta para birimi

    Quella valuta è molto forte. O para birimi çok güçlü.

  14. un tasso di cambio — döviz kuru
    un tasso di cambio döviz kuru

    Questo tasso di cambio è orribile. Bu döviz kuru berbat.

  15. un ufficio cambio — döviz bürosu
    un ufficio cambio döviz bürosu

    Ci serve un ufficio cambio. Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var.

  16. una commissione — komisyon
    una commissione komisyon

    Devi pagare una commissione? Komisyon ödemek zorunda mısın?

  17. valuta estera — döviz
    valuta estera döviz

    Quella è valuta estera. O döviz.

  18. pagamento con carta — kart ödemesi
    pagamento con carta kart ödemesi

    Il pagamento con carta è andato a buon fine. Kart ödemesi onaylandı.

  19. contactless — temassız
    contactless temassız

    Questo è un pagamento contactless. Bu temassız bir ödeme.

  20. un codice PIN — PIN kodu
    un codice PIN PIN kodu

    Ho dimenticato il mio codice PIN. PIN kodumu unuttum.

  21. una commissione di prelievo — para çekme ücreti
    una commissione di prelievo para çekme ücreti

    Hanno pagato la commissione di prelievo. Para çekme ücretini ödediler.

  22. limite giornaliero — günlük limit
    limite giornaliero günlük limit

    Ha raggiunto il limite giornaliero. Günlük limite ulaştı.

  23. un rimborso — para iadesi
    un rimborso para iadesi

    Riceverai un rimborso. Para iadesi alacaksın.

  24. un costo del servizio — servis ücreti
    un costo del servizio servis ücreti

    È incluso un costo del servizio. Servis ücreti dahildir.

  25. un negozio — mağaza
    un negozio mağaza

    Questo è il mio negozio preferito. Bu benim en sevdiğim mağaza.

  26. una cassiera — kasiyer
    una cassiera kasiyer

    Lei è la nuova cassiera. O, yeni kasiyer.

  27. una coda — sıra
    una coda sıra

    Questa coda è molto lunga. Bu sıra çok uzun.

  28. aperto — açık
    aperto açık

    Il negozio è aperto oggi. Dükkan bugün açık.

  29. chiuso — kapalı
    chiuso kapalı

    Purtroppo, la farmacia è chiusa. Maalesef eczane kapalı.

  30. un cartellino del prezzo — fiyat etiketi
    un cartellino del prezzo fiyat etiketi

    Hanno visto il cartellino del prezzo. Fiyat etiketini gördüler.

  31. uno sconto — indirim
    uno sconto indirim

    Adoro i loro sconti. İndirimlerini çok seviyorum.

  32. una politica di reso — iade politikası
    una politica di reso iade politikası

    Questa politica di reso sembra giusta. Bu iade politikası adil görünüyor.

  33. una garanzia — garanti
    una garanzia garanti

    Una garanzia protegge il tuo acquisto. Garanti, aldığın ürünü korur.

  34. un camerino — deneme kabini
    un camerino deneme kabini

    Hanno usato il camerino. Deneme kabinini kullandılar.

  35. un carrello — alışveriş arabası
    un carrello alışveriş arabası

    Ci serve un carrello. Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var.

  36. un cliente — müşteri
    un cliente müşteri

    Il cliente ha sempre ragione. Müşteri her zaman haklıdır.

  37. un tavolo — masa
    un tavolo masa

    Puoi mettere questa insalata sul tavolo? Bu salatayı masaya koyabilir misin?

  38. un menù — menü
    un menù menü

    Hanno un menù ampio. Geniş bir menüleri var.

  39. una prenotazione — rezervasyon
    una prenotazione rezervasyon

    Abbiamo una prenotazione. Rezervasyonumuz var.

  40. un cameriere — garson
    un cameriere garson

    I camerieri stanno lavorando sodo. Garsonlar çok çalışıyor.

  41. un'ordinazione — sipariş
    un'ordinazione sipariş

    Facciamo la nostra ordinazione adesso. Şimdi sipariş veriyoruz.

  42. un'acqua — su
    un'acqua su

    Lei beve acqua fredda. O soğuk su içer.

  43. un caffè — kahve
    un caffè kahve

    Bevono caffè forte. Onlar sert kahve içerler.

  44. un tè — çay
    un tè çay

    Il tè caldo d'inverno è il massimo. Kışın sıcak çay en iyisidir.

  45. una birra — bira
    una birra bira

    Vorrei un'altra birra, per favore. Bir bira daha alabilir miyim lütfen?

  46. un vino — şarap
    un vino şarap

    Possiamo avere questo vino, per favore? Bu şarabı alabilir miyiz lütfen?

  47. Il conto, per favore. — Hesap, lütfen.
    Il conto, per favore. Hesap, lütfen.

    Il conto, per favore. Hesap, lütfen.

  48. delizioso — lezzetli
    delizioso lezzetli

    Quella torta è deliziosa! O turta lezzetli!

  49. un antipasto — başlangıç
    un antipasto başlangıç

    Ordineremo prima un antipasto. Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz.

  50. secondo piatto — ana yemek
    secondo piatto ana yemek

    Adoro il secondo piatto. Ana yemeği seviyorum.

  51. un dessert — tatlı
    un dessert tatlı

    Le piace il dessert. Tatlıyı seviyor.

  52. il piatto del giorno — günün spesiyali
    il piatto del giorno günün spesiyali

    Quello è il piatto del giorno. O, günün spesiyali.

  53. menù del giorno — günün menüsü
    menù del giorno günün menüsü

    Hanno il menù del giorno. Onlarda günün menüsü var.

  54. tavolo per due — iki kişilik masa
    tavolo per due iki kişilik masa

    Ci serve un tavolo per due. İki kişilik masa istiyoruz.

  55. prenotazione a nome di — adına rezervasyon
    prenotazione a nome di adına rezervasyon

    Lei ha una prenotazione a nome di Smith. Smith adına rezervasyon var.

  56. un'acqua del rubinetto — musluk suyu
    un'acqua del rubinetto musluk suyu

    Di solito bevo acqua del rubinetto. Genelde musluk suyu içerim.

  57. dividere il conto — hesabı paylaşmak
    dividere il conto hesabı paylaşmak

    Possiamo dividere il conto. Hesabı paylaşmak mümkün.

  58. pagare insieme — beraber ödemek
    pagare insieme beraber ödemek

    Pagheremo insieme. Beraber ödeyeceğiz.

  59. una mancia — bahşiş
    una mancia bahşiş

    Do sempre grandi mance. Her zaman bol bahşiş veririm.

  60. pagare alla cassa — kasada ödemek
    pagare alla cassa kasada ödemek

    Possiamo pagare alla cassa? Kasada ödeyebilir miyiz?

  61. una taglia — beden
    una taglia beden

    Questa taglia è troppo piccola. Bu beden çok küçük.

  62. entrare — olmak
    entrare olmak

    Lei entra ancora nei suoi vecchi jeans. Eski kotu ona hâlâ oluyor.

  63. troppo grande — çok büyük
    troppo grande çok büyük

    Penso che questa camicia sia troppo grande. Bence bu gömlek çok büyük.

  64. troppo piccolo — çok küçük
    troppo piccolo çok küçük

    Purtroppo, questa scarpa è troppo piccola. Maalesef, bu ayakkabı çok küçük.

  65. provare — denemek
    provare denemek

    Proviamo cappelli nuovi. Yeni şapkalar deniyoruz.

  66. nero — siyah
    nero siyah

    Ben indossa una camicia nera. Ben siyah bir gömlek giyer.

  67. bianco — beyaz
    bianco beyaz

    Indossa pantaloni bianchi. O beyaz pantolon giyiyor.

  68. rosso — kırmızı
    rosso kırmızı

    Le rose rosse non sono le migliori? Kırmızı güller en iyisi değil mi?

  69. blu — mavi
    blu mavi

    Il blu è il tuo colore preferito? Mavi senin en sevdiğin renk mi?

  70. verde — yeşil
    verde yeşil

    Prenderesti il vestito verde? Yeşil elbiseyi alır mıydın?

  71. giallo — sarı
    giallo sarı

    Le piacciono le camicie gialle. Sarı gömlekleri sever.

  72. un colore — renk
    un colore renk

    Che colore ti piace? Hangi rengi seviyorsun?

  73. rosa — pembe
    rosa pembe

    Vedo un fiore rosa. Pembe bir çiçek görüyorum.

  74. viola — mor
    viola mor

    Vedo un fiore viola. Mor bir çiçek görüyorum.

  75. marrone — kahverengi
    marrone kahverengi

    Vedo un cane marrone. Kahverengi bir köpek görüyorum.

  76. grigio — gri
    grigio gri

    Il gatto è grigio. Kedi gri.

  77. dorato — altın rengi
    dorato altın rengi

    L'anello è dorato. Yüzük altın rengi.

  78. argentato — gümüş rengi
    argentato gümüş rengi

    La macchina è argentata. Araba gümüş rengi.

  79. beige — bej
    beige bej

    Lei indossa una camicia beige. Bej bir gömlek giyiyor.

  80. blu marino — lacivert
    blu marino lacivert

    La sua giacca è blu marino. Ceketi lacivert.

  81. luminoso — parlak
    luminoso parlak

    Il sole è molto luminoso. Güneş çok parlak.

  82. pallido — solgun
    pallido solgun

    Il bambino malato è pallido. Hasta çocuğun yüzü solgun.

  83. buio — karanlık
    buio karanlık

    La stanza è molto buia. Oda çok karanlık.

  84. a righe — çizgili
    a righe çizgili

    Indossa una camicia a righe. Çizgili bir gömlek giyiyor.

  85. una stanza — oda
    una stanza oda

    Ti piace la tua stanza? Odandan memnun musun?

  86. una porta — kapı
    una porta kapı

    Questa porta deve essere sostituita. Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor.

  87. una chiave — anahtar
    una chiave anahtar

    Credo di aver perso la mia chiave. Sanırım anahtarımı kaybettim.

  88. una finestra — pencere
    una finestra pencere

    La finestra è molto pulita. Pencere çok temiz.

  89. una luce — ışık
    una luce ışık

    Questa stanza riceve molta luce. Bu oda çok ışık alıyor.

  90. un interruttore — düğme
    un interruttore düğme

    L'interruttore della luce è sul muro. Işık düğmesi duvarda.

  91. un letto — yatak
    un letto yatak

    Devo ancora comprare un letto. Hâlâ bir yatak almam gerekiyor.

  92. una cucina — mutfak
    una cucina mutfak

    Questa cucina è molto pulita. Bu mutfak çok temiz.

  93. un bagno — banyo
    un bagno banyo

    Lei usa il bagno spesso. O sık sık banyoyu kullanır.

  94. una doccia — duş
    una doccia duş

    Si fanno la doccia ogni giorno. Her gün duş alırlar.

  95. un Wi-Fi — Wi-Fi
    un Wi-Fi Wi-Fi

    Questo bar ha il Wi-Fi? Bu barda Wi-Fi var mı?

  96. un indirizzo — adres
    un indirizzo adres

    Qual è il tuo indirizzo? Adresin ne?

  97. un mal di testa — baş ağrısı
    un mal di testa baş ağrısı

    Un mal di testa non è mai divertente. Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir.

  98. una febbre — ateş
    una febbre ateş

    Ha una brutta febbre. Onun yüksek ateşi var.

  99. una tosse — öksürük
    una tosse öksürük

    La mia tosse non passa. Öksürüğüm geçmiyor.

  100. mal di gola — boğaz ağrısı
    mal di gola boğaz ağrısı

    Marry ha il mal di gola. Marry'nin boğaz ağrısı var.

Kelime 701–800

  1. naso che cola — burun akıntısı
    naso che cola burun akıntısı

    Questo è un naso che cola. O bir burun akıntısı.

  2. stordito — baş dönmesi
    stordito baş dönmesi

    Mi sento stordito dopo aver girato. Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum.

  3. malato — hasta
    malato hasta

    Lei si sente molto malata oggi. Bugün kendini çok hasta hissediyor.

  4. una medicina — ilaç
    una medicina ilaç

    Non dimenticare di prendere la tua medicina. İlacını almayı unutma.

  5. una ricetta — reçete
    una ricetta reçete

    È questa la Sua ricetta, signore? Bu sizin reçeteniz mi, efendim?

  6. un dottore — doktor
    un dottore doktor

    Un dottore aiuta molte persone. Bir doktor birçok insana yardım eder.

  7. una farmacia — eczane
    una farmacia eczane

    Visitiamo la farmacia a volte. Bazen eczaneye gideriz.

  8. una clinica — klinik
    una clinica klinik

    Il nonno si trova attualmente alla clinica. Dedem şu anda klinikte.

  9. informazioni turistiche — turistik bilgi
    informazioni turistiche turistik bilgi

    Il cartello fornisce informazioni turistiche. Tabela turistik bilgi sağlıyor.

  10. una biblioteca — kütüphane
    una biblioteca kütüphane

    La biblioteca è piena di gente. Kütüphane insanlarla dolu.

  11. una banca — banka
    una banca banka

    Papà deve ancora andare in banca. Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor.

  12. un parrucchiere — kuaför
    un parrucchiere kuaför

    Le piace il parrucchiere. O kuaförü seviyor.

  13. un barbiere — berber
    un barbiere berber

    Quel barbiere taglia i capelli ogni giorno. O berber her gün saç keser.

  14. una tintoria — kuru temizlemeci
    una tintoria kuru temizlemeci

    Questo vestito ha bisogno di una tintoria. Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor.

  15. un'officina — tamirhane
    un'officina tamirhane

    L'officina è aperta oggi? Tamirhane bugün açık mı?

  16. un negozio di telefonia — cep telefonu mağazası
    un negozio di telefonia cep telefonu mağazası

    Lavora nel negozio di telefonia. O, cep telefonu mağazasında çalışıyor.

  17. un servizio di corriere — kurye servisi
    un servizio di corriere kurye servisi

    Abbiamo spedito il pacco con un servizio di corriere. Paketi kurye servisiyle gönderdik.

  18. un noleggio auto — araç kiralama
    un noleggio auto araç kiralama

    Abbiamo prenotato un noleggio auto per il fine settimana. Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık.

  19. un noleggio bici — bisiklet kiralama yeri
    un noleggio bici bisiklet kiralama yeri

    Questo noleggio bici sembra nuovo. Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor.

  20. un veterinario — veteriner
    un veterinario veteriner

    Il veterinario controlla il nostro cane ogni mese. Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder.

  21. perdere — kaybetmek
    perdere kaybetmek

    Ho perso le mie chiavi al parco. Anahtarlarımı parkta kaybettim.

  22. un portafoglio — cüzdan
    un portafoglio cüzdan

    Ha perso il suo portafoglio sull'autobus. Cüzdanını otobüste kaybetti.

  23. un telefono — telefon
    un telefono telefon

    Per favore, spegni il tuo telefono durante la lezione. Lütfen ders sırasında telefonunu kapat.

  24. una carta d'identità — kimlik kartı
    una carta d'identità kimlik kartı

    Hai trovato la tua carta d'identità? Kimlik kartını buldun mu?

  25. una borsa — çanta
    una borsa çanta

    La sua borsa è sempre piena. Onun çantası her zaman dolu.

  26. un resoconto — rapor
    un resoconto rapor

    Ha scritto un resoconto sull'incontro. Toplantı hakkında bir rapor yazdı.

  27. una descrizione — tarif
    una descrizione tarif

    Questa è una descrizione incredibile. Bu harika bir tarif.

  28. un numero di telefono — iletişim numarası
    un numero di telefono iletişim numarası

    Ho bisogno del tuo numero di telefono. İletişim numarası vermen gerekiyor.

  29. un ufficio oggetti smarriti — kayıp eşya bürosu
    un ufficio oggetti smarriti kayıp eşya bürosu

    L'ha trovato nell'ufficio oggetti smarriti. Onu kayıp eşya bürosunda buldu.

  30. le chiavi — anahtarlar
    le chiavi anahtarlar

    Ho perso le mie chiavi ieri. Dün anahtarlarımı kaybettim.

  31. restituire — iade etmek
    restituire iade etmek

    Lei restituirà il libro domani mattina. Yarın sabah kitabı iade edecek.

  32. un proprietario — sahip
    un proprietario sahip

    Conosci il proprietario? Sahibini tanıyor musun?

  33. un infermiere — hemşire
    un infermiere hemşire

    L'infermiere ha aiutato il paziente. Hemşire hastaya yardım etti.

  34. dentista — diş hekimi
    dentista diş hekimi

    Il dentista mi ha curato il dente. Diş hekimi dişimi tedavi etti.

  35. un cameriere — garson
    un cameriere garson

    Il cameriere ha portato il nostro cibo. Garson yemeğimizi getirdi.

  36. una cameriera — kadın garson
    una cameriera kadın garson

    La cameriera ha portato il nostro cibo. Kadın garson yemeğimizi getirdi.

  37. uno chef — şef
    uno chef şef

    Lo chef prepara il pasto. Yemeği şef pişiriyor.

  38. un meccanico — tamirci
    un meccanico tamirci

    Il meccanico ha riparato la mia macchina. Tamirci arabamı düzeltti.

  39. un postino — postacı
    un postino postacı

    Il postino ha portato una lettera. Postacı bir mektup getirdi.

  40. un addetto alle pulizie — temizlikçi
    un addetto alle pulizie temizlikçi

    L'addetto alle pulizie ha lavato il pavimento. Temizlikçi yerleri yıkadı.

  41. un giardiniere — bahçıvan
    un giardiniere bahçıvan

    Il giardiniere annaffia le piante. Bahçıvan bitkileri suluyor.

  42. un pittore — ressam
    un pittore ressam

    Il pittore dipinge un bellissimo quadro. Ressam çok güzel bir tablo yapıyor.

  43. un sarto — terzi
    un sarto terzi

    Il sarto realizza abiti bellissimi. Terzi güzel kıyafetler diker.

  44. un bibliotecario — kütüphaneci
    un bibliotecario kütüphaneci

    Il bibliotecario organizza i libri. Kütüphaneci kitapları düzenler.

  45. un attore — oyuncu
    un attore oyuncu

    Ho visto il famoso attore. Ünlü oyuncuyu gördüm.

  46. un'attrice — aktris
    un'attrice aktris

    Ho visto la famosa attrice. Ünlü aktrisi gördüm.

  47. artista — sanatçı
    artista sanatçı

    L'artista dipinge un quadro. Sanatçı bir resim yapıyor.

  48. un fotografo — fotoğrafçı
    un fotografo fotoğrafçı

    Il fotografo mi ha fatto una foto. Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti.

  49. uno scrittore — yazar
    uno scrittore yazar

    Lo scrittore ha finito il libro. Yazar kitabı bitirdi.

  50. un direttore — müdür
    un direttore müdür

    Abbiamo incontrato il nuovo direttore. Yeni müdürle tanıştık.

  51. un avvocato — avukat
    un avvocato avukat

    Ho bisogno di un buon avvocato. İyi bir avukata ihtiyacım var.

  52. un segretario — sekreter
    un segretario sekreter

    Il segretario lavora in ufficio. Sekreter ofiste çalışıyor.

  53. giornalista — gazeteci
    giornalista gazeteci

    Il giornalista scrive le notizie. Gazeteci haberleri yazar.

  54. assistente — asistan
    assistente asistan

    Il mio assistente ti aiuterà. Asistanım size yardımcı olacak.

  55. il cronista — muhabir
    il cronista muhabir

    Il cronista scrive le notizie. Muhabir haberleri yazar.

  56. uno stilista — tasarımcı
    uno stilista tasarımcı

    Lo stilista crea dei vestiti bellissimi. Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor.

  57. un ingegnere — mühendis
    un ingegnere mühendis

    L'ingegnere ha riparato la macchina. Mühendis makineyi tamir etti.

  58. un pilota — pilot
    un pilota pilot

    Il pilota fa volare l'aereo. Pilot uçağı uçuruyor.

  59. un contadino — çiftçi
    un contadino çiftçi

    Il contadino lavora nel campo. Çiftçi tarlada çalışıyor.

  60. un pescatore — balıkçı
    un pescatore balıkçı

    Il pescatore ha preso un pesce grande. Balıkçı büyük bir balık yakaladı.

  61. uno scienziato — bilim insanı
    uno scienziato bilim insanı

    Lo scienziato ha scoperto un nuovo farmaco. Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti.

  62. un programmatore — programcı
    un programmatore programcı

    Il programmatore scrive il software. Programcı yazılımı yazar.

  63. un poliziotto — polis memuru
    un poliziotto polis memuru

    Il poliziotto ha catturato il ladro. Polis memuru hırsızı yakaladı.

  64. un soldato — asker
    un soldato asker

    Il soldato protegge la città. Asker şehri koruyor.

  65. un professore — profesör
    un professore profesör

    Il professore insegna agli studenti. Profesör öğrencilere ders anlatıyor.

  66. un costruttore — inşaatçı
    un costruttore inşaatçı

    Il costruttore costruisce la nuova casa. İnşaatçı yeni evi inşa ediyor.

  67. un panettiere — fırıncı
    un panettiere fırıncı

    Il panettiere prepara il pane fresco. Fırıncı taze ekmek yapar.

  68. atleta — sporcu
    atleta sporcu

    L'atleta corre molto veloce. Sporcu çok hızlı koşuyor.

  69. un'uscita — Çıkış
    un'uscita Çıkış

    Mi scusi, dov'è l'uscita? Affedersiniz, çıkış nerede?

  70. un ingresso — giriş
    un ingresso giriş

    Questo dovrebbe essere l'ingresso. Burası giriş olmalı.

  71. spingere — itmek
    spingere itmek

    Spingono la porta rossa. Kırmızı kapıyı itiyorlar.

  72. tirare — çekmek
    tirare çekmek

    Devi tirare la porta. Kapıyı çekmen gerekiyor.

  73. Divieto di fumo — Sigara içilmez
    Divieto di fumo Sigara içilmez

    Questo cartello dice divieto di fumo. Bu tabelada sigara içilmez yazıyor.

  74. Divieto di sosta — Park yasak
    Divieto di sosta Park yasak

    Qui c'è divieto di sosta, mi dispiace. Burada park yasak, üzgünüm.

  75. fuori servizio — arızalı
    fuori servizio arızalı

    Quell'ascensore è fuori servizio. O asansör arızalı.

  76. Solo personale — Sadece personel
    Solo personale Sadece personel

    Quello spazio è solo per il personale. O alan sadece personel içindir.

  77. un'uscita di emergenza — acil çıkış
    un'uscita di emergenza acil çıkış

    Ogni edificio ha un'uscita di emergenza. Her binada bir acil çıkış vardır.

  78. un'informazione — Bilgi
    un'informazione Bilgi

    Abbiamo bisogno di più informazioni. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

  79. una biglietteria — Bilet gişesi
    una biglietteria Bilet gişesi

    Quella è la biglietteria. Şurası bilet gişesi.

  80. non calpestare l'erba — Çimlere basmayın
    non calpestare l'erba Çimlere basmayın

    Per favore, non calpestare l'erba. Lütfen çimlere basmayın.

  81. un bancomat — ATM
    un bancomat ATM

    Dov'è il bancomat? ATM nerede?

  82. un conto bancario — banka hesabı
    un conto bancario banka hesabı

    Lei ha un conto bancario. Onun bir banka hesabı var.

  83. una carta bancaria — banka kartı
    una carta bancaria banka kartı

    Usiamo sempre una carta bancaria. Her zaman banka kartı kullanırız.

  84. prelevare contanti — nakit çekmek
    prelevare contanti nakit çekmek

    Prelevo contanti ogni settimana. Her hafta nakit çekerim.

  85. depositare contanti — nakit yatırmak
    depositare contanti nakit yatırmak

    Depositi contanti al bancomat. ATM'lerde nakit yatırırsın.

  86. trasferire denaro — para transfer etmek
    trasferire denaro para transfer etmek

    Trasferiscono denaro ogni giorno. Her gün para transfer ediyorlar.

  87. un saldo — bakiye
    un saldo bakiye

    Controlla il saldo del suo conto. Hesap bakiyesini kontrol ediyor.

  88. un estratto conto — ekstre
    un estratto conto ekstre

    Dov'è il tuo estratto conto? Banka ekstren nerede?

  89. una commissione — ücret
    una commissione ücret

    Questa operazione ha una commissione? Bu işlemin bir ücreti var mı?

  90. un supplemento — ek ücret
    un supplemento ek ücret

    Ho già pagato il supplemento. Ek ücreti zaten ödedim.

  91. un conto di risparmio — birikim hesabı
    un conto di risparmio birikim hesabı

    Abbiamo aperto un conto di risparmio. Bir birikim hesabı açtık.

  92. una cassaforte — kasa
    una cassaforte kasa

    I soldi sono nella cassaforte. Para kasada.

  93. un divano — koltuk
    un divano koltuk

    Questo divano è molto comodo. Bu koltuk çok rahat.

  94. un tavolo — masa
    un tavolo masa

    È un tavolo nuovo? Bu yeni bir masa mı?

  95. una sedia — sandalye
    una sedia sandalye

    Fred si siede sempre sulla sedia. Fred her zaman sandalyede oturur.

  96. un armadio — gardırop
    un armadio gardırop

    L'armadio è pieno di vestiti. Gardırop kıyafetlerle dolu.

  97. una mensola — raf
    una mensola raf

    Devo pulire la mia mensola. Rafımı temizlemem gerekiyor.

  98. un frigo — buzdolabı
    un frigo buzdolabı

    Il frigo mantiene il cibo freddo. Buzdolabı yemekleri soğuk tutar.

  99. un congelatore — derin dondurucu
    un congelatore derin dondurucu

    Il congelatore è pieno. Derin dondurucu dolu.

  100. una cucina — ocak
    una cucina ocak

    Lui usa spesso la cucina. Ocağı sık sık kullanır.

Kelime 801–900

  1. un forno — fırın
    un forno fırın

    Questo forno diventa molto caldo. Bu fırın çok ısınıyor.

  2. un lavello — lavabo
    un lavello lavabo

    Il lavello è pieno di piatti. Lavabo tabaklarla dolu.

  3. una lampada — lamba
    una lampada lamba

    Mia mamma usa una lampada per leggere. Annem okumak için lamba kullanıyor.

  4. una pattumiera — çöp kutusu
    una pattumiera çöp kutusu

    Daniele ha svuotato la pattumiera. Daniel çöp kutusunu boşalttı.

  5. un orologio — saat
    un orologio saat

    L'orologio segna l'ora. Saat zamanı gösteriyor.

  6. un computer — bilgisayar
    un computer bilgisayar

    Uso un computer per lavoro. İş için bir bilgisayar kullanıyorum.

  7. una cornice — çerçeve
    una cornice çerçeve

    Lui ha dipinto la cornice di legno. Ahşap çerçeveyi boyadı.

  8. una radio — radyo
    una radio radyo

    Ascolto la radio. Radyo dinlerim.

  9. una fotocamera — fotoğraf makinesi
    una fotocamera fotoğraf makinesi

    Ho comprato una nuova fotocamera. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.

  10. un camino — şömine
    un camino şömine

    Il fuoco brucia nel camino. Ateş şöminede yanıyor.

  11. una poltrona — koltuk
    una poltrona koltuk

    Lui si riposa sulla poltrona. Koltukta dinleniyor.

  12. una credenza — dolap
    una credenza dolap

    I piatti sono nella credenza. Tabaklar dolapta.

  13. una libreria — kitaplık
    una libreria kitaplık

    Ha comprato una nuova libreria. Yeni bir kitaplık satın aldı.

  14. un cassetto — çekmece
    un cassetto çekmece

    Le chiavi sono nel cassetto. Anahtarlar çekmecede.

  15. un corridoio — koridor
    un corridoio koridor

    Abbiamo aspettato nel corridoio. Koridorda bekledik.

  16. un tappeto — kilim
    un tappeto kilim

    Il gatto dorme sul tappeto. Kedi kilimin üzerinde uyuyor.

  17. un soggiorno — oturma odası
    un soggiorno oturma odası

    Questo è il nostro vecchio soggiorno. Bu bizim eski oturma odamız.

  18. una camera da letto — yatak odası
    una camera da letto yatak odası

    Hanno dipinto la camera da letto di blu. Yatak odasını maviye boyadılar.

  19. una sala da pranzo — yemek odası
    una sala da pranzo yemek odası

    Mangiamo nella sala da pranzo. Yemek odasında yemek yeriz.

  20. un corridoio — koridor
    un corridoio koridor

    Quel corridoio è molto lungo. O koridor çok uzun.

  21. un balcone — balkon
    un balcone balkon

    Un balcone offre viste sulla città. Bir balkon şehir manzarası sunar.

  22. un giardino — bahçe
    un giardino bahçe

    Il suo giardino è molto bello. Onun bahçesi çok güzel.

  23. il cortile — avlu
    il cortile avlu

    I bambini giocano nel cortile. Çocuklar avluda oynuyor.

  24. un garage — garaj
    un garage garaj

    Il portone del garage si chiude automaticamente. Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor.

  25. una cantina — bodrum
    una cantina bodrum

    Questa cantina è molto pulita. Bu bodrum çok temiz.

  26. un soffitto — tavan
    un soffitto tavan

    Abbiamo dipinto il soffitto di bianco. Tavanı beyaza boyadık.

  27. un tetto — çatı
    un tetto çatı

    Quel tetto sembra vecchio. Şu çatı eski görünüyor.

  28. una parete — duvar
    una parete duvar

    Ha dipinto la parete blu. Duvarı maviye boyadı.

  29. pulito — temiz
    pulito temiz

    Lei vuole una casa pulita. Temiz bir ev istiyor.

  30. lavare — yıkamak
    lavare yıkamak

    Laverò i piatti adesso. Şimdi bulaşık yıkayacağım.

  31. cucinare — pişirmek
    cucinare pişirmek

    Cucinano la cena ogni sera. Onlar her gece akşam yemeği pişirirler.

  32. bollire — kaynatmak
    bollire kaynatmak

    Tu fai bollire l'acqua per il tè. Çay için su kaynatırsın.

  33. friggere — kızartmak
    friggere kızartmak

    Friggi spesso il tuo cibo? Yemeklerini sık sık kızartır mısın?

  34. cuocere — pişirmek
    cuocere pişirmek

    Lei cuoce il pane oggi. O bugün ekmek pişiriyor.

  35. spazzare — süpürmek
    spazzare süpürmek

    Spazzo il pavimento più in fretta. Yeri daha hızlı süpürürüm.

  36. un mocio — paspas
    un mocio paspas

    La donna delle pulizie usa il mocio. Temizlikçi paspası kullanıyor.

  37. passare l'aspirapolvere — elektrikli süpürgeyle süpürmek
    passare l'aspirapolvere elektrikli süpürgeyle süpürmek

    Passiamo l'aspirapolvere in salotto. Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz.

  38. una polvere — toz
    una polvere toz

    Lei toglie la polvere. Tozu siliyor.

  39. innaffiare — sulamak
    innaffiare sulamak

    Innaffiano il giardino ogni settimana. Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar.

  40. spegnere — kapatmak
    spegnere kapatmak

    Puoi spegnere le luci? Işıkları kapatabilir misin?

  41. versare — dökmek
    versare dökmek

    Lei versa l'acqua nella tazza. Bardağa su döküyor.

  42. mescolare — karıştırmak
    mescolare karıştırmak

    Mescolo la zuppa calda. Sıcak çorbayı karıştırıyorum.

  43. tagliare — doğramak
    tagliare doğramak

    L'uomo taglia la legna. Adam odunları doğruyor.

  44. immergere — batırmak
    immergere batırmak

    Lei immerge il panno nell'acqua. Bezi suya batırıyor.

  45. sbucciare — soymak
    sbucciare soymak

    Lei sbuccia l'arancia. Portakalı soyuyor.

  46. grattugiare — rendelemek
    grattugiare rendelemek

    Lei grattugia le verdure. Sebzeleri rendeliyor.

  47. un calore — sıcaklık
    un calore sıcaklık

    Sento il calore del fuoco. Ateşin sıcaklığını hissediyorum.

  48. mischiare — karıştırmak
    mischiare karıştırmak

    Mischio il sale e l'acqua. Tuz ve suyu karıştırıyorum.

  49. spalmare — sürmek
    spalmare sürmek

    Lei spalma il burro sul pane. Ekmeğe tereyağı sürüyor.

  50. sciogliere — eritmek
    sciogliere eritmek

    Il sole scioglie il ghiaccio. Güneş buzları eritir.

  51. misurare — ölçmek
    misurare ölçmek

    Io misuro la corda lunga. Uzun ipi ölçüyorum.

  52. riempire — doldurmak
    riempire doldurmak

    Riempio la tazza d'acqua. Bardağı suyla dolduruyorum.

  53. una lavatrice — çamaşır makinesi
    una lavatrice çamaşır makinesi

    Questa lavatrice è pulita. Bu çamaşır makinesi temiz.

  54. un'asciugatrice — kurutma makinesi
    un'asciugatrice kurutma makinesi

    L'asciugatrice è molto calda. Kurutma makinesi çok sıcak.

  55. un detersivo — deterjan
    un detersivo deterjan

    Ci serve altro detersivo ora. Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var.

  56. un ammorbidente — yumuşatıcı
    un ammorbidente yumuşatıcı

    Lei usa sempre l'ammorbidente. O her zaman yumuşatıcı kullanır.

  57. una macchia — leke
    una macchia leke

    Quando hai fatto questa macchia? Bu leke ne zaman oldu?

  58. uno smacchiatore — leke çıkarıcı
    uno smacchiatore leke çıkarıcı

    Questo smacchiatore funziona bene. Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor.

  59. un cesto della biancheria — çamaşır sepeti
    un cesto della biancheria çamaşır sepeti

    Abbiamo bisogno di un cesto della biancheria. Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var.

  60. una gruccia — askı
    una gruccia askı

    Non trovo la gruccia. Elbise askısını bulamıyorum.

  61. una molletta — mandal
    una molletta mandal

    Usi le mollette? Mandal kullanıyor musun?

  62. uno stendibiancheria — çamaşır ipi
    uno stendibiancheria çamaşır ipi

    Questo stendibiancheria regge il bucato bagnato. Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır.

  63. un'asse da stiro — ütü masası
    un'asse da stiro ütü masası

    L'asse da stiro è in mezzo. Ütü masası ayak altında.

  64. un ferro da stiro — ütü
    un ferro da stiro ütü

    Usa un ferro da stiro caldo sui suoi vestiti. Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor.

  65. rotto — bozuk
    rotto bozuk

    Purtroppo quel giocattolo è rotto. Maalesef, o oyuncak bozuk.

  66. riparare — tamir etmek
    riparare tamir etmek

    Qui ripariamo cose rotte. Burada bozuk eşyaları tamir ederiz.

  67. un rubinetto — musluk
    un rubinetto musluk

    Il nostro rubinetto perde ancora. Musluğumuz hâlâ sızdırıyor.

  68. una perdita — sızıntı
    una perdita sızıntı

    Stanno finalmente riparando la perdita. Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar.

  69. un tubo — boru
    un tubo boru

    Vedo il tubo. Boruyu görebiliyorum.

  70. aggiustare — onarmak
    aggiustare onarmak

    Sai come aggiustarlo? Onu nasıl onaracağını biliyor musun?

  71. un idraulico — tesisatçı
    un idraulico tesisatçı

    Ha chiamato l'idraulico oggi. Bugün tesisatçıyı aradı.

  72. un elettricista — elektrikçi
    un elettricista elektrikçi

    Hanno assunto un elettricista. Bir elektrikçi tuttular.

  73. un fusibile — sigorta
    un fusibile sigorta

    Questo fusibile protegge il circuito. Bu sigorta devreyi korur.

  74. una lampadina — ampul
    una lampadina ampul

    Abbiamo un'altra lampadina? Başka bir ampulümüz var mı?

  75. sostituire — değiştirmek
    sostituire değiştirmek

    Sostituiamo le vecchie gomme. Eski lastikleri değiştiririz.

  76. una manutenzione — bakım
    una manutenzione bakım

    Fanno manutenzione regolare. Düzenli bakım yapıyorlar.

  77. un taglio di capelli — saç kesimi
    un taglio di capelli saç kesimi

    Mi serve un taglio di capelli presto. Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var.

  78. un profumo — parfüm
    un profumo parfüm

    Le piace quel profumo. O parfümü seviyor.

  79. uno shampoo — şampuan
    uno shampoo şampuan

    Hai un altro shampoo? Başka bir şampuanın var mı?

  80. un sapone — sabun
    un sapone sabun

    Dovresti lavarti con il sapone. Sabunla yıkanmalısın.

  81. uno spazzolino da denti — diş fırçası
    uno spazzolino da denti diş fırçası

    Quanti anni ha il tuo spazzolino da denti? Diş fırçan ne kadar eski?

  82. un dentifricio — diş macunu
    un dentifricio diş macunu

    Questo è il miglior dentifricio. Bu en iyi diş macunu.

  83. un asciugamano — havlu
    un asciugamano havlu

    Asciugamani puliti sono sullo scaffale. Temiz havlular rafta.

  84. un rasoio — tıraş bıçağı
    un rasoio tıraş bıçağı

    Uso un rasoio nuovo ogni volta. Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım.

  85. un pettine — tarak
    un pettine tarak

    Lei usa un pettine ogni giorno. O her gün tarak kullanır.

  86. uno specchio — ayna
    uno specchio ayna

    Hai pulito lo specchio ieri? Dün aynayı temizledin mi?

  87. un deodorante — deodorant
    un deodorante deodorant

    Mi serve il deodorante ogni giorno. Her gün deodoranta ihtiyacım var.

  88. un bagnoschiuma — duş jeli
    un bagnoschiuma duş jeli

    Questo bagnoschiuma ha un buon profumo. Bu duş jeli güzel kokuyor.

  89. una testa — baş
    una testa baş

    Per favore, proteggi la tua testa. Lütfen başını koru.

  90. una faccia — yüz
    una faccia yüz

    Ti lavi la faccia ogni mattina. Her sabah yüzünü yıkarsın.

  91. un piede — ayak
    un piede ayak

    Puoi toccare il tuo piede? Ayağına dokunabilir misin?

  92. un occhio — göz
    un occhio göz

    Hai begli occhi. Güzel gözlerin var.

  93. un braccio — kol
    un braccio kol

    Ha rotto il braccio ieri. Dün kolunu kırdı.

  94. un naso — burun
    un naso burun

    Chi ha il naso più grande? Kimin burnu daha büyük?

  95. una bocca — ağız
    una bocca ağız

    Ha messo la caramella in bocca. Şekeri ağzına koydu.

  96. un dente — diş
    un dente diş

    Si lavano i denti ogni giorno. Dişlerini her gün fırçalarlar.

  97. una mano — el
    una mano el

    Lavare le mani è molto importante. Elleri yıkamak çok önemlidir.

  98. un orecchio — kulak
    un orecchio kulak

    Questo animale ha le orecchie? Bu hayvanın kulakları var mı?

  99. una gamba — bacak
    una gamba bacak

    Ti fa male la gamba? Bacağın ağrıyor mu?

  100. un capello — saç
    un capello saç

    Quanto spesso ti spazzoli i capelli? Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın?

Kelime 901–1000

  1. un corpo — vücut
    un corpo vücut

    L'uomo ha un corpo robusto. Adamın güçlü bir vücudu var.

  2. sorridere — gülümsemek
    sorridere gülümsemek

    Il bambino mi sorride. Çocuk bana gülümsüyor.

  3. una schiena — sırt
    una schiena sırt

    Mi ha toccato la schiena. Sırtıma dokundu.

  4. un collo — boyun
    un collo boyun

    Lei si è toccata il collo. Boynuna dokundu.

  5. una spalla — omuz
    una spalla omuz

    Il dottore mi ha toccato la spalla. Doktor omzuma dokundu.

  6. uno stomaco — mide
    uno stomaco mide

    Mi fa male lo stomaco. Midem ağrıyor.

  7. un petto — göğüs
    un petto göğüs

    Sentiva dolore al petto. Göğsünde bir ağrı hissetti.

  8. un labbro — dudak
    un labbro dudak

    Il ragazzo si è toccato il labbro. Çocuk dudağına dokundu.

  9. una lingua — dil
    una lingua dil

    La zuppa calda mi ha bruciato la lingua. Sıcak çorba dilimi yaktı.

  10. una gola — boğaz
    una gola boğaz

    Ho la gola molto secca. Boğazım çok kuru.

  11. dei baffi — bıyık
    dei baffi bıyık

    Mio padre ha i baffi. Babamın bıyığı var.

  12. una barba — sakal
    una barba sakal

    L'uomo ha una barba lunga. Adamın uzun bir sakalı var.

  13. un dito — parmak
    un dito parmak

    Il bambino mi ha afferrato il dito. Bebek parmağımı yakaladı.

  14. un pollice — başparmak
    un pollice başparmak

    Ha indicato con il pollice. Başparmağıyla işaret etti.

  15. un dito del piede — ayak parmağı
    un dito del piede ayak parmağı

    Mi sono fatto male a un dito del piede. Ayak parmağımı incittim.

  16. un ginocchio — diz
    un ginocchio diz

    Ha piegato il suo ginocchio destro. Sağ dizini büktü.

  17. un gomito — dirsek
    un gomito dirsek

    Il dottore mi ha esaminato il gomito. Doktor dirseğimi muayene etti.

  18. un polso — bilek
    un polso bilek

    Mi sono fatto male al polso. Bileğimi incittim.

  19. una caviglia — ayak bileği
    una caviglia ayak bileği

    Si è fatta male alla caviglia. Ayak bileğini incitti.

  20. un palmo — avuç
    un palmo avuç

    Ha aperto il palmo della mano. Avucunu açtı.

  21. un calcagno — topuk
    un calcagno topuk

    Il cane mi ha morso il calcagno. Köpek topuğumu ısırdı.

  22. un'anca — kalça
    un'anca kalça

    Mi fa male l'anca sinistra. Sol kalçam ağrıyor.

  23. una vita — bel
    una vita bel

    Si è legato una corda intorno alla vita. Belinin etrafına bir ip bağladı.

  24. un muscolo — kas
    un muscolo kas

    Mi fa male il muscolo della gamba. Bacak kasım ağrıyor.

  25. un esercizio — egzersiz
    un esercizio egzersiz

    Questo è un incredibile esercizio di fitness. Bu harika bir fitness egzersizi.

  26. una palestra — spor salonu
    una palestra spor salonu

    Vai in palestra? Spor salonuna gidiyor musun?

  27. un allenamento — antrenman
    un allenamento antrenman

    Un allenamento regolare ti mantiene in salute. Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar.

  28. riscaldare — ısıtmak
    riscaldare ısıtmak

    Questo aiuta a riscaldare i muscoli. Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur.

  29. allungarsi — esnemek
    allungarsi esnemek

    Mi allungo ogni mattina. Her sabah esnerim.

  30. correre — koşmak
    correre koşmak

    Corrono molto velocemente. Çok hızlı koşarlar.

  31. camminare — yürümek
    camminare yürümek

    Le piace camminare la sera. Akşamları yürümeyi sever.

  32. fare pesi — ağırlık kaldırmak
    fare pesi ağırlık kaldırmak

    Fare pesi fa crescere i muscoli. Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür.

  33. uno yoga — yoga
    uno yoga yoga

    Lo yoga è molto rilassante. Yoga çok sakinleştirici.

  34. una respirazione — nefes alma
    una respirazione nefes alma

    Pratichiamo la respirazione profonda. Derin nefes alma çalışması yapıyoruz.

  35. mantenersi in forma — formda kalmak
    mantenersi in forma formda kalmak

    Mi mantengo in forma correndo. Formda kalmak için koşuyorum.

  36. giorno di riposo — dinlenme günü
    giorno di riposo dinlenme günü

    Ha bisogno di un giorno di riposo. Ona bir dinlenme günü lazım.

  37. uscire — dışarı çıkmak
    uscire dışarı çıkmak

    Di solito usciamo il venerdì. Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız.

  38. una discoteca — gece kulübü
    una discoteca gece kulübü

    La discoteca è piena dopo mezzanotte. Gece kulübü gece yarısından sonra doludur.

  39. un bar — bar
    un bar bar

    Ci vediamo al bar più tardi. Daha sonra barda buluşalım.

  40. una sigaretta — sigara
    una sigaretta sigara

    È fuori, fumando una sigaretta. Dışarıda sigara içiyor.

  41. un posacenere — küllük
    un posacenere küllük

    Per favore usa il posacenere. Lütfen küllüğü kullan.

  42. un accendino — çakmak
    un accendino çakmak

    Hai un accendino? Sende çakmak var mı?

  43. un alcol — alkol
    un alcol alkol

    Lei non beve alcol molto spesso. O çok sık alkol içmez.

  44. un apribottiglie — şişe açacağı
    un apribottiglie şişe açacağı

    Ci serve un apribottiglie per questo. Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var.

  45. ballare — dans etmek
    ballare dans etmek

    I miei amici vogliono sempre ballare. Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar.

  46. ubriaco — sarhoş
    ubriaco sarhoş

    È ubriaco, quindi torna a casa a piedi. O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor.

  47. una borsetta — el çantası
    una borsetta el çantası

    Il suo telefono è dentro la borsetta rossa. Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde.

  48. un cantante — şarkıcı
    un cantante şarkıcı

    Il cantante è stato fantastico stasera. Şarkıcı bu gece harikaydı.

  49. uno starnuto — hapşırık
    uno starnuto hapşırık

    Quello starnuto è stato molto forte. O hapşırık çok gürültülüydü.

  50. i muscoli indolenziti — kas ağrısı
    i muscoli indolenziti kas ağrısı

    Il mio allenamento mi ha causato muscoli indolenziti. Antrenmanım kas ağrısı yaptı.

  51. un crampo — kramp
    un crampo kramp

    I crampi alle gambe fanno schifo. Bacak krampları en kötüsü.

  52. un torcicollo — boyun tutulması
    un torcicollo boyun tutulması

    Come faccio a far passare questo torcicollo? Bu boyun tutulması nasıl geçer?

  53. un livido — morluk
    un livido morluk

    Ho un grosso livido. Büyük bir morluğum var.

  54. un mal di pancia — karın ağrısı
    un mal di pancia karın ağrısı

    Mi è venuto il mal di pancia ieri. Dün karın ağrısı çektim.

  55. un mal di denti — diş ağrısı
    un mal di denti diş ağrısı

    È un brutto mal di denti. O kötü bir diş ağrısı.

  56. un mal di schiena — sırt ağrısı
    un mal di schiena sırt ağrısı

    La nonna ha mal di schiena oggi. Büyükannemin bugün sırt ağrısı var.

  57. un mal d'orecchio — kulak ağrısı
    un mal d'orecchio kulak ağrısı

    Ha un mal d'orecchio adesso. Onun şu an kulak ağrısı var.

  58. una spossatezza — yorgunluk
    una spossatezza yorgunluk

    Il tuo lavoro può causare spossatezza. İşin yorgunluğa sebep olabilir.

  59. un'allergia — alerji
    un'allergia alerji

    La mia allergia è la peggiore in primavera. Alerjim baharda en kötüdür.

  60. Fa male qui — Burası ağrıyor
    Fa male qui Burası ağrıyor

    Fa male qui. Burası ağrıyor.

  61. piangere — ağlamak
    piangere ağlamak

    Il bambino triste piange. Üzgün çocuk ağlıyor.

  62. cadere — düşmek
    cadere düşmek

    Il frutto cade dall'albero. Meyve ağaçtan düşer.

  63. malato — hasta
    malato hasta

    Il bambino è molto malato. Çocuk çok hasta.

  64. bene — iyi
    bene iyi

    Oggi mi sento bene. Bugün kendimi iyi hissediyorum.

  65. tagliare — kesmek
    tagliare kesmek

    Lei taglia il pane. Ekmeği kesiyor.

  66. una benda — sargı
    una benda sargı

    Ha messo una benda sulla ferita. Yaranın üzerine bir sargı sardı.

  67. bruciare — yanmak
    bruciare yanmak

    La legna secca brucia velocemente. Kuru odun çabuk yanar.

  68. graffiare — tırmalamak
    graffiare tırmalamak

    Il gatto mi ha graffiato il braccio. Kedi kolumu tırmaladı.

  69. picchiare — çarpmak
    picchiare çarpmak

    Ho picchiato la testa. Başımı çarptım.

  70. una cicatrice — yara izi
    una cicatrice yara izi

    Lui toccò la vecchia cicatrice. Eski yara izine dokundu.

  71. guarire — toparlanmak
    guarire toparlanmak

    È guarito dalla malattia. Hastalıktan toparlandı.

  72. rimarginare — iyileşmek
    rimarginare iyileşmek

    La ferita profonda si rimarginerà. Derin yara iyileşecek.

  73. un blackout — elektrik kesintisi
    un blackout elektrik kesintisi

    Per fortuna, il blackout è stato breve. Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü.

  74. collegare — fiş
    collegare fiş

    Si è dimenticato di collegare il caricabatterie del portatile. Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu.

  75. una presa — priz
    una presa priz

    Ha collegato il suo telefono nella presa a muro. Telefonunu duvar prizine taktı.

  76. una prolunga — uzatma kablosu
    una prolunga uzatma kablosu

    Questa prolunga è lunga. Bu uzatma kablosu uzun.

  77. una multipresa — uzatma kablosu
    una multipresa uzatma kablosu

    Ha collegato il suo computer alla multipresa. Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı.

  78. un adattatore — adaptör fişi
    un adattatore adaptör fişi

    Hai bisogno di un adattatore. Bir adaptör fişine ihtiyacın var.

  79. un quadro elettrico — sigorta kutusu
    un quadro elettrico sigorta kutusu

    Il quadro elettrico è rotto. Sigorta kutusu bozuk.

  80. un interruttore automatico — şalter
    un interruttore automatico şalter

    L'interruttore automatico è scattato durante il temporale. Fırtına sırasında şalter kapandı.

  81. una tensione — voltaj
    una tensione voltaj

    Questa tensione sembra molto bassa. Bu voltaj çok düşük görünüyor.

  82. una batteria — pil
    una batteria pil

    Una batteria alimenta la torcia. Bir pil el fenerini çalıştırır.

  83. batteria scarica — bitmiş batarya
    batteria scarica bitmiş batarya

    Dobbiamo caricare la batteria scarica. Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor.

  84. sostituire la batteria — pili değiştirmek
    sostituire la batteria pili değiştirmek

    Sostituisci la batteria spesso. Sık sık pili değiştirirsin.

  85. un'elettricità — elektrik
    un'elettricità elektrik

    Abbiamo bisogno di elettricità per la luce. Işık için elektriğe ihtiyacımız var.

  86. un gas — gaz
    un gas gaz

    L'odore di gas ha riempito la cucina. Gaz kokusu mutfağı doldurdu.

  87. data di scadenza — son ödeme tarihi
    data di scadenza son ödeme tarihi

    Per favore controlla la data di scadenza sulla bolletta. Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et.

  88. un riscaldamento — ısıtma
    un riscaldamento ısıtma

    Puoi accendere il riscaldamento? Isıtmayı açabilir misin?

  89. internet — internet
    internet internet

    Usano internet ogni giorno. Onlar her gün internet kullanıyorlar.

  90. una bolletta — fatura
    una bolletta fatura

    Qual è la scadenza della bolletta dell'acqua? Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman?

  91. un tecnico — teknisyen
    un tecnico teknisyen

    Un tecnico è venuto a controllare la linea. Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi.

  92. un fornitore — tedarikçi
    un fornitore tedarikçi

    Il fornitore ha inviato un nuovo contratto. Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi.

  93. un contratto — sözleşme
    un contratto sözleşme

    Il contratto è scaduto. Sözleşmenin süresi doldu.

  94. un fornitore — sağlayıcı
    un fornitore sağlayıcı

    Ho cambiato il mio fornitore di internet. İnternet sağlayıcımı değiştirdim.

  95. un numero di conto — hesap numarası
    un numero di conto hesap numarası

    Qual è il mio numero di conto? Hesap numaram nedir?

  96. servizio clienti — müşteri hizmetleri
    servizio clienti müşteri hizmetleri

    Offriamo un ottimo servizio clienti. Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz.

  97. un modulo — form
    un modulo form

    Ha bisogno di un modulo stampato. Basılı bir forma ihtiyacı var.

  98. una firma — imza
    una firma imza

    Basta la mia firma? İmzam yeterli olacak mı?

  99. un passaporto — pasaport
    un passaporto pasaport

    Hai perso il passaporto? Pasaportunu mu kaybettin?

  100. un visto — vize
    un visto vize

    Quel paese richiede un visto. O ülke vize istiyor.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Bu 1000 İtalyanca kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.