En çok kullanılan 1000 Arapça kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 1000 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly Arapça kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. مَرْحَبًا — Merhaba
    مَرْحَبًا marḥaban Merhaba

    مَرْحَبًا، كيف حالك؟ Marḥaban, kayfa ḥāluka? Merhaba, nasılsın?

  2. أَهْلًا وَسَهْلًا — hoş geldiniz
    أَهْلًا وَسَهْلًا ahlan wa-sahlan hoş geldiniz

    أهلًا وسهلًا بكم في بيتنا. ahlan wa-sahlan bikum fī baytinā. Evimize hoş geldiniz.

  3. صَبَاحُ الخَيْر — Günaydın
    صَبَاحُ الخَيْر ṣabāḥ al-khayr Günaydın

    صباح الخير! ṣabāḥ al-khayr! Günaydın!

  4. نَعَمْ — evet
    نَعَمْ na'am evet

    نعم، أفهم. naʿam, afham. Evet, anlıyorum.

  5. مَسَاءُ الخَيْر — İyi akşamlar
    مَسَاءُ الخَيْر masa' al-khayr İyi akşamlar

    مَسَاءُ الخَيْر! masā' al-khayr! İyi akşamlar!

  6. لَا — hayır
    لَا lā hayır

    قالَتْ لَا. Qaalat laa. Hayır dedi.

  7. مَعَ السَّلَامَة — Hoşça kal
    مَعَ السَّلَامَة maʿa as-salāma Hoşça kal

    مع السلامة يا آنا! maʿa as-salāma yā Ānā! Hoşça kal, Anna!

  8. نَهَارُكَ سَعِيد — Tünaydın
    نَهَارُكَ سَعِيد nahāruka saʿīd Tünaydın

    نَهَارُكَ سَعِيد! nahāruka saʿīd! Tünaydın!

  9. أَرَاكَ قَرِيبًا — Yakında görüşürüz
    أَرَاكَ قَرِيبًا arāka qarīban Yakında görüşürüz

    أَرَاكِ قَرِيبًا يَا مِيَا! arāki qarīban yā miyā! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. أَرَاكَ غَدًا — Yarın görüşürüz
    أَرَاكَ غَدًا arāka ghadan Yarın görüşürüz

    أراك غدًا! arāka ghadan! Yarın görüşürüz!

  11. تَشَرَّفْنَا — Memnun oldum
    تَشَرَّفْنَا tasharrafnā Memnun oldum

    تَشَرَّفْنَا بِكَ أيضاً! tasharrafna bika aydan! Ben de memnun oldum!

  12. كَيْفَ حَالُكَ؟ — Nasılsın?
    كَيْفَ حَالُكَ؟ kayfa ḥāluka? Nasılsın?

    كيف حالك اليوم؟ Kayfa ḥāluka al-yawm? Bugün nasılsın?

  13. رَجُل — adam
    رَجُل rajul adam

    يَقْرَأُ الرجل الكتاب. Yaqra'u ar-rajul al-kitab. Adam kitabı okuyor.

  14. اِمْرَأَة — kadın
    اِمْرَأَة imra'a kadın

    ترتدي المرأة قبعة. Tartadī al-mar'atu qubba'ah. Kadın şapka takıyor.

  15. وَلَد — erkek çocuk
    وَلَد walad erkek çocuk

    يلعب الولد بالألعاب. Yal'abu al-waladu bil-al'aab. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. بِنْت — kız
    بِنْت bint kız

    لدى البنت كرة. lada al-binti kura. Kızın bir topu var.

  17. شَخْص — kişi
    شَخْص shakhṣ kişi

    هو شخص لطيف. Huwa shakhs lateef. O iyi bir kişi.

  18. نَاس — insanlar
    نَاس nās insanlar

    النَّاس سعداء جداً. an-nās suʿadāʾ jiddan. İnsanlar çok mutlu.

  19. بَالِغ — yetişkin
    بَالِغ bāligh yetişkin

    أَنَا بَالِغ. ana bāligh. Ben bir yetişkinim.

  20. رَضِيع — bebek
    رَضِيع raḍīʿ bebek

    يحتاج الرضيع إلى الحليب. Yaḥtāj ar-raḍīʿ 'ilā al-ḥalīb. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. سَيِّد — Bay
    سَيِّد sayyid Bay

    يُحِبُّ السَّيِّد سْمِيث قِرَاءَة الكُتُب. yuḥibbu as-sayyid smīth qirā'at al-kutub. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. سَيِّدَة — Bayan
    سَيِّدَة sayyida Bayan

    السيدة سميث معلمة. As-sayyidah Smith mu'allimah. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. جَار — komşu
    جَار jār komşu

    سَاعَدَنِي جاري. sāʿadanī jārī. Komşum çok cana yakın.

  24. صَدِيق — arkadaş
    صَدِيق ṣadīq arkadaş

    صَدِيقِي يُحِبُّ قِرَاءَةَ الكُتُب. Ṣadīqī yuḥibbu qirā'ata l-kutub. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. اليَوْم — bugün
    اليَوْم al-yawm bugün

    اليوم يوم جميل. al-yawm yawm jameel. Bugün güzel bir gün.

  26. غَدًا — yarın
    غَدًا ghadan yarın

    غَدًا يَوْمٌ جَدِيد. Ghadan yawmun jadid. Yarın yeni bir gün.

  27. أَمْسِ — dün
    أَمْسِ amsi dün

    رأيتُها أَمْسِ. ra'aytuha amsi. Onu dün gördüm.

  28. الآنَ — şimdi
    الآنَ al-’ān şimdi

    يُريدُهُ الآن. Yurīduhu al-ān. Onu şimdi istiyor.

  29. بَعْدَ الظُّهْر — öğleden sonra
    بَعْدَ الظُّهْر ba'da az-zuhr öğleden sonra

    أُحِبُّ فترة ما بَعْدَ الظُّهْر. Uḥibbu fatrata mā baʿda aẓ-ẓuhr. Öğleden sonrayı severim.

  30. مَسَاء — akşam
    مَسَاء masāʾ akşam

    المَسَاء هادئ. al-masā' hādi'. Akşam sessiz.

  31. دَقِيقَة — dakika
    دَقِيقَة daqīqa dakika

    نحتاج إلى خمس دقائق. Naḥtāju 'ilā khamsi daqā'iq. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. صَبَاح — sabah
    صَبَاح ṣabāḥ sabah

    أتناول الفطور في الصباح. Atanāwalu al-fuṭūr fī aṣ-ṣabāḥ. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. لَاحِقاً — sonra
    لَاحِقاً lāḥiqan sonra

    سأفعله لاحقاً. sa'af'aluhu lāḥiqan. Onu sonra yapacağım.

  34. مُبَكِّرًا — erken
    مُبَكِّرًا mubakkiran erken

    تستيقظ مُبَكِّرًا. tastayqiẓu mubakkiran. O erken uyanır.

  35. مُتَأَخِّر — geç
    مُتَأَخِّر muta'akhkhir geç

    هو غالباً مُتَأَخِّر. Huwa ghaliban muta'akhkhir. O sık sık geç kalır.

  36. سَاعَة — saat
    سَاعَة sāʿa saat

    تستمر الحصة ساعة واحدة. Tastamirru al-ḥiṣṣatu sāʿa wāḥida. Ders bir saat sürüyor.

  37. مَا اسْمُكَ؟ — Adın ne?
    مَا اسْمُكَ؟ ma ismuka? Adın ne?

    مَا اسْمُكَ؟ ma ismuka? Adın ne?

  38. اِسْمِي — Benim adım
    اِسْمِي ismi Benim adım

    اِسْمِي إيميلي. ismi emili. Benim adım Emily.

  39. مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ — Nerelisin
    مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ min ayna anta? Nerelisin

    مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ min ayna anta? Nerelisin?

  40. أَنَا مِنْ — Almanyalıyım
    أَنَا مِنْ ana min Almanyalıyım

    أنا من ألمانيا. Ana min Almanya. Ben Almanyalıyım.

  41. أَيْنَ تَسْكُنُ؟ — Nerede yaşıyorsun?
    أَيْنَ تَسْكُنُ؟ ayna taskun? Nerede yaşıyorsun?

    أَيْنَ تَسْكُنُ؟ ayna taskun? Nerede yaşıyorsun?

  42. أَسْكُنُ فِي — ...'da yaşıyorum
    أَسْكُنُ فِي askunu fī ...'da yaşıyorum

    أَسْكُنُ فِي اليابان. askunu fil-yaban. Japonya'da yaşıyorum.

  43. أَيَّ لُغَاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    أَيَّ لُغَاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ ayya lughātin tataḥaddathu? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    أيَّ لُغاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ ayya lughātin tataḥaddath? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. أَتَحَدَّثُ — konuşuyorum
    أَتَحَدَّثُ atahaddathu konuşuyorum

    أتحدث الإنجليزية جيداً. ataḥaddathu al-injilīziyyata jayyidan. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. أَتَحَدَّثُ القَلِيلَ مِن — Biraz konuşuyorum
    أَتَحَدَّثُ القَلِيلَ مِن ataḥaddathu al-qalīla min Biraz konuşuyorum

    أتحدث القليل من الفرنسية. ataḥaddathu l-qalīla mina l-faransiyyah. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. أَيْنَ وُلِدْتَ؟ — Nerede doğdun
    أَيْنَ وُلِدْتَ؟ ayna wulidta? Nerede doğdun

    أَيْنَ وُلِدْتَ؟ ayna wulidta? Nerede doğdun?

  47. مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ — Soyadın ne?
    مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ mā ismu ʿāʾilatika? Soyadın ne?

    مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ mā ismu ʿāʾilatika? Soyadın ne?

  48. هَذِهِ صَدِيقَتِي — Bu arkadaşım
    هَذِهِ صَدِيقَتِي hādhihi ṣadīqatī Bu arkadaşım

    هَذِهِ صَدِيقَتِي ليزا. Hadhihi sadiqati Liza. Bu arkadaşım Lisa.

  49. صَنَعَ — yapmak
    صَنَعَ ṣanaʿa yapmak

    أَصْنَعُ قهوة جيدة. Aṣnaʿu qahwa jayyida. Güzel kahve yaparım.

  50. حَصَلَ عَلَى — almak
    حَصَلَ عَلَى ḥaṣala ʿala almak

    حَصَلَ عَلَى هدية. ḥaṣala ʿalā hadiyyah. O bir hediye aldı.

  51. عِنْدَ — sahip olmak
    عِنْدَ ʿinda sahip olmak

    عِنْدَ إيما سيارة. ʿinda Īmā sayyārah. Emma bir arabaya sahip.

  52. أَكَلَ — yemek
    أَكَلَ akala yemek

    هم يأكلون التفاح. hum ya'kulūna at-tuffāḥ. Onlar elma yiyorlar.

  53. شَرِبَ — içmek
    شَرِبَ shariba içmek

    هل تَشْرَب القهوة؟ Hal tashrab al-qahwa? Kahve içer misin?

  54. نَامَ — uyumak
    نَامَ nāma uyumak

    أريد أن أنام الآن. ureedu an anaama al-aan. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. رَأَى — görmek
    رَأَى ra'ā görmek

    هل تستطيع أن تَرَى المنزل؟ Hal tastaṭīʿu an tarā al-manzil? Evi görebiliyor musun?

  56. نَظَرَ إِلَى — bakmak
    نَظَرَ إِلَى naẓara ilā bakmak

    يحب آدم أن ينظر إلى الصور. yuḥibbu ādam an yanẓura ilā aṣ-ṣuwar. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. قَرَأَ — okumak
    قَرَأَ qara'a okumak

    يَقْرَأُ الطالب كتباً. yaqra'u at-taalibu kutuban. Öğrenci kitap okur.

  58. فَتَحَ — açmak
    فَتَحَ fataḥa açmak

    تفتح النافذة. Taftaḥu an-nāfidhah. O, pencereyi açıyor.

  59. أَغْلَقَ — kapatmak
    أَغْلَقَ aghlaqa kapatmak

    أنا أُغْلِقُ البابَ. ana ughliqu l-baab. Kapıyı kapatıyorum.

  60. جَاءَ — gelmek
    جَاءَ jā'a gelmek

    أنت تَجِيءُ إلى هنا كل يوم. Anta taji'u ila huna kulla yawm. Buraya her gün geliyorsun.

  61. مِنْ فَضْلِكَ — Lütfen
    مِنْ فَضْلِكَ min fadlik Lütfen

    من فضلك، افتح الباب. min faḍlika, iftaḥ al-bāb. Lütfen kapıyı açın.

  62. شُكْرًا — Teşekkür ederim
    شُكْرًا shukran Teşekkür ederim

    شُكراً على مُساعَدَتِك. shukran 'ala musā'adatik Yardımın için teşekkür ederim.

  63. عَفْوًا — Rica ederim
    عَفْوًا ʿafwan Rica ederim

    عَفْوًا. ʿafwan. Rica ederim.

  64. مَعْذِرَةً — Affedersiniz
    مَعْذِرَةً ma'dhiratan Affedersiniz

    مَعْذِرَةً، أَحْتَاجُ إِلَى الْمُسَاعَدَةِ. ma'dhiratan, ahtaju ila al-musa'ada. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. آسِف — Özür dilerim
    آسِف aasif Özür dilerim

    أنا آسِف. ana aasif. Özür dilerim.

  66. هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ — Bana yardım edebilir misin?
    هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ hal yumkinuka musāʿadatī? Bana yardım edebilir misin?

    هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ hal yumkinuka musāʿadatī? Bana yardım edebilir misin?

  67. أَعَادَ — Tekrar edebilir misin lütfen?
    أَعَادَ a'āda Tekrar edebilir misin lütfen?

    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُعِيدَ ذَلِكَ مِنْ فَضْلِكَ؟ hal yumkinuka an tu'īda dhalika min fadlika? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. بِبُطْءٍ — Daha yavaş konuşabilir misin?
    بِبُطْءٍ bi-buṭ' Daha yavaş konuşabilir misin?

    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تَتَحَدَّثَ بِبُطْءٍ أَكْثَرَ؟ hal yumkinuka an tataḥaddatha bi-buṭ'in akthar? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. هَلْ يُمْكِنُنِي الْحُصُولُ عَلَى...؟ — ... alabilir miyim lütfen?
    هَلْ يُمْكِنُنِي الْحُصُولُ عَلَى...؟ hal yumkinunī al-ḥuṣūlu ʿalā...? ... alabilir miyim lütfen?

    هل يمكنني الحصول على ماء من فضلك؟ Hal yumkinunī al-ḥuṣūl ʿalā māʾ min faḍlik? Su alabilir miyim lütfen?

  70. أَوَدُّ — ... istiyorum
    أَوَدُّ awaddu ... istiyorum

    أَوَدُّ المزيد من الشاي. awaddu al-mazīda mina ash-shāy. Biraz daha çay istiyorum.

  71. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — alabilir miyim
    هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ hal yumkinunī an...? alabilir miyim

    هل يمكنني أن أحصل على بعض الماء؟ Hal yumkinunī an aḥṣula ʿalā baʿḍ al-māʾ? Biraz su alabilir miyim?

  72. هَلْ يُمْكِنُ — Sakıncası var mı?
    هَلْ يُمْكِنُ hal yumkinu Sakıncası var mı?

    هل يمكنني أن أجلس؟ hal yumkinunī an ajlis? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. صِفْر — sıfır
    صِفْر ṣifr sıfır

    الصفر أقل من واحد. aṣ-ṣifr aqall min wāḥid. Sıfır birden küçüktür.

  74. وَاحِد — bir
    وَاحِد wāḥid bir

    عندي تفاحة واحدة. ʿindī tuffāḥa wāḥida. Bir elmam var.

  75. اِثْنَان — iki
    اِثْنَان ithnān iki

    هناك قطتان اثنتان. Hunāka qiṭṭatān ithnatān. İki kedi var.

  76. ثَلَاثَة — üç
    ثَلَاثَة thalātha üç

    لا، ثلاثة كثير جداً. Lā, thalātha kathīr jiddan. Hayır, üç çok fazla.

  77. أَرْبَعَة — dört
    أَرْبَعَة arbaʿa dört

    أعطني أربعة من فضلك. aʿṭinī arbaʿa min faḍlik. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. خَمْسَة — beş
    خَمْسَة khamsa beş

    عندي خمسة كلاب. ʿindī khamsa kilāb. Beş köpeğim var.

  79. سِتَّة — altı
    سِتَّة sitta altı

    جاء مع ستة أصدقاء. Ja'a ma'a sittati asdiqa'. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. سَبْعَة — yedi
    سَبْعَة sab'ah yedi

    أنا أَرْكُضُ سبعة كيلومترات. Ana arkudhu sab'ata kilumitrat. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. ثَمَانِيَة — sekiz
    ثَمَانِيَة thamāniya sekiz

    للعنكبوت ثماني أرجل. Lil-ʿankabūti thamānī arjul. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. تِسْعَة — dokuz
    تِسْعَة tis'ah dokuz

    تِسْعَة هُوَ رَقْمِي الْمَحْظُوظ. Tis'a huwa raqmī al-maḥẓūẓ. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. عَشَرَة — on
    عَشَرَة ʿashara on

    لدينا عشرة أصابع. Ladayna ʿasharatu aṣābiʿ. On parmağımız var.

  84. زَائِد — artı
    زَائِد zā'id artı

    اثنان زائد اثنين يساوي أربعة. ithnān zā'id ithnayn yusāwī arba'a İki artı iki dört eder.

  85. لَا أَفْهَمُ — Anlamıyorum
    لَا أَفْهَمُ la afham Anlamıyorum

    لا أفهم. la afham. Anlamıyorum.

  86. أَعَادَ — Tekrar edebilir misin lütfen?
    أَعَادَ a'āda Tekrar edebilir misin lütfen?

    هل يمكنك إعادة ذلك من فضلك؟ Hal yumkinuka i'ādatu dhālika min faḍlik? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. بِبُطْءٍ أَكْثَر — Daha yavaş lütfen
    بِبُطْءٍ أَكْثَر bi-buṭ'in akthar Daha yavaş lütfen

    ببطء أكثر، من فضلك. bibuṭʾin ʾakthar, min faḍlik. Daha yavaş lütfen.

  88. مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ — Bu ne demek?
    مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ mādha yaʿnī dhālik? Bu ne demek?

    مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ لَمْ أَفْهَمْ قَصْدَك. mādha yaʿnī dhālik? lam af-ham qaṣdak. Bu ne demek?

  89. كَيْفَ تَقُولُ ذَلِكَ بِـ — nasıl denir?
    كَيْفَ تَقُولُ ذَلِكَ بِـ kayfa taqūlu dhālika bi-... nasıl denir?

    كيف تَقُول ذلك بالإسبانية؟ kayfa taqūlu dhālika bil-'isbāniyya? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ — Bunu nasıl hecelersin?
    كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ kayfa tahju dhalik? Bunu nasıl hecelersin?

    كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ kayfa tahju dhalik? Bunu nasıl hecelersin?

  91. دَوَّنَ — Bunu yazabilir misin?
    دَوَّنَ dawwana Bunu yazabilir misin?

    هل يمكنك كتابته، من فضلك؟ hal yumkinuka kitābatahu, min faḍlik? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. تُرِيَنِي — Bana gösterebilir misin?
    تُرِيَنِي turiyanī Bana gösterebilir misin?

    هل يمكنك أن تريني الصورة؟ Hal yumkinuka an turīyanī aṣ-ṣūrah? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. هَلْ تَتَحَدَّثُ...؟ — ... konuşuyor musun?
    هَلْ تَتَحَدَّثُ...؟ hal tataḥaddath...? ... konuşuyor musun?

    هَلْ تَتَحَدَّثُ الإنجليزية؟ Hal tataḥaddathu al-injlīziyyah? İngilizce konuşuyor musun?

  94. لَحْظَةً مِنْ فَضْلِك — Bir dakika lütfen
    لَحْظَةً مِنْ فَضْلِك laḥẓatan min faḍlik Bir dakika lütfen

    لَحْظَة مِنْ فَضْلِك. laḥẓa min faḍlik. Bir dakika lütfen.

  95. أَعْتَقِدُ ذٰلِك — Öyle düşünüyorum
    أَعْتَقِدُ ذٰلِك aʿtaqidu dhalik Öyle düşünüyorum

    أعتقد ذلك أيضاً. a'taqidu dhalika aydan. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. لَا أَعْرِفُ — Bilmiyorum
    لَا أَعْرِفُ lā aʿrif Bilmiyorum

    لَا أَعْرِفُ. la a'rif. Bilmiyorum.

  97. هَذَا — bu
    هَذَا hādhā bu

    هَذِهِ سيارتي الحمراء. hādhihi sayyāratī al-ḥamrā'. Bu benim kırmızı arabam.

  98. ذٰلِكَ — o
    ذٰلِكَ dhālika o

    ذٰلِكَ الكلب ودود جداً. Dhalika al-kalbu wadudun jiddan. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. هُنَا — burada
    هُنَا huna burada

    أحب أن أكون هنا. Uḥibbu an akūna hunā. Burada olmayı seviyorum.

  100. هُنَاكَ — orada
    هُنَاكَ hunāka orada

    نلتقي هناك بعد العمل. Naltaqī hunāka baʿda al-ʿamal. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. آخَر — başka bir
    آخَر ākhar başka bir

    يُرِيدُ قِطْعَةَ كَعْكٍ أُخْرَى. yurīdu qiṭʿata kaʿkin ukhrā. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. نَفْس — aynı
    نَفْس nafs aynı

    نرتدي نفس القميص الأزرق. Nartadī nafs al-qamīṣ al-azraq. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. هَٰؤُلَاءِ — bunlar
    هَٰؤُلَاءِ ha'ula'i bunlar

    هذه التفاحات جاهزة للأكل. Hadhihi at-tuffahat jahiza lil-akl. Bunlar yemeye hazır.

  4. تِلْكَ — o
    تِلْكَ tilka o

    تبدو تلك الكوكيز لذيذة جداً. Tabdū tilka al-kūkīz ladhīdhah jiddan. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. هُنَا تَمَاماً — tam burada
    هُنَا تَمَاماً huna tamaman tam burada

    المفاتيح هُنَا تَمَاماً. al-mafātīḥu hunā tamāman. Anahtarlar tam burada.

  6. هُنَاكَ — orada
    هُنَاكَ hunāka orada

    حذائي هناك. ḥidhāʾī hunāk. Ayakkabılarım orada.

  7. فَوْقَ — üstünde
    فَوْقَ fawqa üstünde

    القطة فَوْقَ الطاولة. al-qiṭṭatu fawqa aṭ-ṭāwilah. Kedi masanın üstünde.

  8. تَحْت — altında
    تَحْت taḥt altında

    الكلب تَحْتَ الطاولة. al-kalb taḥta aṭ-ṭāwila. Köpek masanın altında.

  9. كَيْفَ تَسِيرُ الأُمُور؟ — Nasıl gidiyor?
    كَيْفَ تَسِيرُ الأُمُور؟ kayfa tasīr al-umūr? Nasıl gidiyor?

    كيف تسير الأمور؟ Kayfa tasīru al-umūr? Nasıl gidiyor?

  10. لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة lam naraka mundhu fatra tawila Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة. Lam naraka mundhu fatratin ṭawīlah. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. تَسْتَمْتِعُ — Nelerden hoşlanırsın?
    تَسْتَمْتِعُ tastamtiʿu Nelerden hoşlanırsın?

    بِمَاذَا تَسْتَمْتِعُ؟ bimādhā tastamtiʿu? Nelerden hoşlanırsın?

  12. مَاذَا تَفْعَلُ؟ — Neler yapıyorsun?
    مَاذَا تَفْعَلُ؟ mādha tafʿal? Neler yapıyorsun?

    مَاذَا تَفْعَلُ الآن؟ mādha tafʿal al-ān? Şu an neler yapıyorsun?

  13. أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا — İyi günler
    أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا atamannā laka yawman saʿīdan İyi günler

    أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا يا جون! atamannā laka yawman saʿīdan yā Jūn! İyi günler, John!

  14. اِنْتَبِهْ لِنَفْسِك — Kendine iyi bak
    اِنْتَبِهْ لِنَفْسِك intabih linafsik Kendine iyi bak

    اِنْتَبِهْ لِنَفْسِكَ. أراك غداً. Intabih linafsik. Araka ghadan. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. حَظّاً سَعِيداً — Bol şanslar
    حَظّاً سَعِيداً ḥaẓẓan saʿīdan Bol şanslar

    حَظّاً سَعِيداً! أنا أؤمن بك! ḥaẓẓan saʿīdan! ʾanā ʾuʾminu bik! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. مَبْرُوك — Tebrikler
    مَبْرُوك mabrūk Tebrikler

    مبروك! لقد أَنْهَيْتَ العمل الشاق. mabrūk! laqad anhayta al-ʿamal ash-shāqq. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. فِي صِحَّتِكَ — Şerefe!
    فِي صِحَّتِكَ fī ṣiḥḥatik Şerefe!

    فِي صِحَّتِكَ! Fi ṣiḥḥatika! Şerefe!

  18. لا مُشْكِلَة — Sorun değil.
    لا مُشْكِلَة la mushkila Sorun değil.

    لا مشكلة، يمكنني مساعدتك. lā mushkila, yumkinunī musāʿadatak. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. لَا تَقْلَقْ — Merak etme
    لَا تَقْلَقْ la taqlaq Merak etme

    لَا تَقْلَقْ، سَيَكُونُ كُلُّ شَيْءٍ بِخَيْر. la taqlaq, sayakunu kullu shay'in bikhayr. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. يَبْدُو جَيِّداً — Kulağa hoş geliyor
    يَبْدُو جَيِّداً yabdū jayyidan Kulağa hoş geliyor

    يَبْدُو جَيِّداً بالنسبة لي، شكراً! Yabdū jayyidan bin-nisbati lī, shukran! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. عَرَفَ — bilmek
    عَرَفَ ʿarafa bilmek

    أنت تَعْرِف الإجابة الآن. Anta taʿrif al-ijāba al-ʾān. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. سَأَلَ — sormak
    سَأَلَ sa'ala sormak

    يمكنك أن تَسْأَلَ أخاك. yumkinuka an tas'ala akhaka. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. سَمِعَ — duymak
    سَمِعَ samiʿa duymak

    هل تسمع ذلك الصوت؟ hal tasmaʿ dhālika ṣ-ṣawt? O sesi duyabiliyor musun?

  24. تَعَلَّمَ — öğrenmek
    تَعَلَّمَ ta'allama öğrenmek

    تَتَعَلَّمُ شيئاً جديداً كل يوم. Tataʿallamu shayʾan jadīdan kulla yawm. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. تَحَدَّثَ مَعَ — konuşmak
    تَحَدَّثَ مَعَ taḥaddatha ma'a konuşmak

    هل تحب أن تتحدث مع أصدقائك؟ hal tuḥibbu an tataḥaddatha maʿa aṣdiqā'ik? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. قَالَ — demek
    قَالَ qāla demek

    أريد أن أقول شيئاً. ureedu an aqoola shay'an. Bir şey demek istiyorum.

  27. اِخْتَارَ — seçmek
    اِخْتَارَ ikhtāra seçmek

    أنت تَخْتَارُ لونك المفضل. Anta takhtāru lawnaka al-mufaḍḍal. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. كَتَبَ — yazmak
    كَتَبَ kataba yazmak

    يَكْتُبُ الطلاب قصة. Yaktubu at-tullabu qissatan. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. اِتَّصَلَ — aramak
    اِتَّصَلَ ittaṣala aramak

    سأتصل بك. sa'attasilu bika. Seni arayacağım.

  30. اِسْتَمَعَ إِلَى — dinlemek
    اِسْتَمَعَ إِلَى istamaʿa ilā dinlemek

    أَسْتَمِعُ إِلَى الرَّادْيُو. astamiʿu ilā r-rādyū. Radyo dinliyorum.

  31. دَرَسَ — çalışmak
    دَرَسَ darasa çalışmak

    أدرس بجد لكل امتحان. Adrusu bijiddin likulli imtihaan. Her sınava çok çalışırım.

  32. أَخْبَرَ — söylemek
    أَخْبَرَ akhbara söylemek

    يخبرني باسمه. Yukhbirunī bismihi. Bana adını söylüyor.

  33. اِلْتَقَى — buluşmak
    اِلْتَقَى iltaqā buluşmak

    سَأَلْتَقِي بكَ غداً. sa-ʾaltaqī bika ghadan Seninle yarın buluşacağım.

  34. اِنْضَمَّ — katılmak
    اِنْضَمَّ inḍamma katılmak

    سوف تَنْضَمَّ إلى مجموعتنا. sawfa tanḍamma ilā majmūʿatinā Grubumuza katılacak.

  35. اِسْتَمْتَعَ — keyif almak
    اِسْتَمْتَعَ istamtaʿa keyif almak

    نحن نَسْتَمْتِعُ بالموسيقى. naḥnu nastamtiʿu bi-l-mūsīqā. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. وَصَفَ — betimlemek
    وَصَفَ waṣafa betimlemek

    وَصَفَ الوَلَدُ الحَيَوانَ. waṣafa al-waladu al-ḥayawān Çocuk hayvanı betimledi.

  37. شَرَحَ — açıklamak
    شَرَحَ sharaḥa açıklamak

    سوف تَشْرَحُ المُشكلة. sawfa tashraḥu al-mushkila. Sorunu o açıklayacak.

  38. عَلَّمَ — öğretmek
    عَلَّمَ ʿallama öğretmek

    أُعَلِّمُ الطُّلَّابَ الجُدُدَ. uʿallimu t-tullāba l-judud. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. قَدَّمَ — tanıştırmak
    قَدَّمَ qaddama tanıştırmak

    سَأُقَدِّمُ صَدِيقي لَكُم. sa-uqaddimu ṣadīqī lakum Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. قَبِلَ — kabul etmek
    قَبِلَ qabila kabul etmek

    هِيَ تَقْبَلُ الهَدِيَّةَ. hiya taqbalu al-hadiyya Hediyeyi kabul ediyor.

  41. رَفَضَ — reddetmek
    رَفَضَ rafaḍa reddetmek

    يَرْفُضُ الطِّفْلُ الطَّعَامَ. yarfuḍu-ṭ-ṭiflu-ṭ-ṭaʿām Çocuk yemeği reddediyor.

  42. وَعَدَ — söz vermek
    وَعَدَ waʿada söz vermek

    أَعِدُكَ أَنْ أُسَاعِدَكَ. Aʿiduka an usāʿidaka. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. نَاقَشَ — tartışmak
    نَاقَشَ nāqasha tartışmak

    هُم يُنَاقِشُونَ الخُطَّةَ الجَدِيدَة. hum yunāqishūn al-khuṭṭa al-jadīda Yeni planı tartışıyorlar.

  44. اِتَّصَلَ — iletişime geçmek
    اِتَّصَلَ ittaṣala iletişime geçmek

    سَأَتَّصِلُ بِالطَّبِيبِ. sa-attaṣilu biṭ-ṭabīb Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. ضَحِكَ — gülmek
    ضَحِكَ ḍaḥika gülmek

    يَضْحَكُ الأطفالُ بصوتٍ عالٍ. yaḍḥaku al-’aṭfālu bi-ṣawtin ‘ālin Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. صَرَخَ — bağırmak
    صَرَخَ ṣarakha bağırmak

    يَصْرُخُ الوَلَدُ طَلَبًا لِلْمُسَاعَدَةِ. yaṣrukhu al-waladu ṭalaban lil-musāʿada Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. هَمَسَ — fısıldamak
    هَمَسَ hamasa fısıldamak

    يَهْمِسُ في أُذُني. yahmisu fī udhunī Kulağıma fısıldıyor.

  48. يلوّح — el sallamak
    يلوّح yulawwiḥ el sallamak

    تلوّح بيدها للوداع. Tulawwiḥ bi-yadihā lil-wadāʿ. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. أَوْمَأَ — başını sallamak
    أَوْمَأَ awma'a başını sallamak

    تُومِئُ المرأةُ برأسِها. Tu'mi'u al-mar'atu bi-ra'siha. Kadın başını sallıyor.

  50. عَانَقَ — sarılmak
    عَانَقَ ʿānaqa sarılmak

    تُعَانِقُ الأُمُّ طِفْلَهَا. tuʿāniqu al-’ummu tiflaha Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. قَبَّلَ — öpmek
    قَبَّلَ qabbala öpmek

    تُقَبِّلُ الأُمُّ طِفْلَهَا. tuqabbilu al-’ummu tiflaha Anne çocuğunu öpüyor.

  52. أَشَارَ — işaret etmek
    أَشَارَ ashāra işaret etmek

    يُشِيرُ الطِّفْلُ إِلَى الكَلْبِ. yushīru t-ṭiflu ilā l-kalb Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. رَمَشَ — göz kırpmak
    رَمَشَ ramasha göz kırpmak

    يَرْمُشُ بِعَيْنَيْهِ بِسُرْعَةٍ. yarmushu bi-ʿaynayhi bi-surʿa. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. عَبَسَ — kaşlarını çatmak
    عَبَسَ ʿabasa kaşlarını çatmak

    يَعْبِسُ الأَبُ في وَجْهِ ابْنِهِ. yaʿbisu al-abu fī wajhi ibnihi Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. تَثَاءَبَ — esnemek
    تَثَاءَبَ tathā'aba esnemek

    الرَّجُلُ المُتْعَبُ يَتَثَاءَبُ. ar-rajulu l-mut'abu yatathā'abu. Yorgun adam esniyor.

  56. شَمَّ — koklamak
    شَمَّ shamma koklamak

    يشم الكلب الطعام. yashummu al-kalbu aṭ-ṭaʿām Köpek yemeği kokluyor.

  57. جَيِّد — iyi
    جَيِّد jayyid iyi

    هي شخص جيد. Hiya shakhṣ jayyid. O iyi bir insan.

  58. سَيِّئ — kötü
    سَيِّئ sayyi' kötü

    رائحة ذلك الحليب سيئة. Ra'ihat dhalik al-halib sayyi'a. O süt kötü kokuyor.

  59. كَبِير — büyük
    كَبِير kabīr büyük

    يستطيع الكلب الكبير أن يقفز. Yastaṭīʿ al-kalb al-kabīr an yaqfiz. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. صَغِير — küçük
    صَغِير ṣaghīr küçük

    لدى الطفل يدان صغيرتان. ladā aṭ-ṭifli yadāni ṣaghīratān. Bebeğin küçük elleri var.

  61. خَاطِئ — yanlış
    خَاطِئ khāṭi' yanlış

    إجابتك خاطئة. Ijābatuka khāti'ah. Cevabın yanlış.

  62. سَهْل — kolay
    سَهْل sahl kolay

    هذه المسألة الرياضية سهلة. hadhihi l-mas'alatu r-riyadiyyatu sahlah. Bu matematik problemi kolay.

  63. صَعْب — zor
    صَعْب ṣaʿb zor

    كان ذلك الامتحان صعباً. kāna ḏālika l-imtiḥān ṣaʿban. O sınav zordu.

  64. بِسُرْعَةٍ — hızlı
    بِسُرْعَةٍ bisur'a hızlı

    تَسِيرُ السَّيَّارَاتُ سَرِيعاً جِدّاً. tasīru as-sayyārātu sarīʿan jiddan. Arabalar çok hızlı gider.

  65. بَطِيء — yavaş
    بَطِيء baṭī' yavaş

    السلحفاة بطيئة جداً. as-sulaḥfāh baṭīʾah jiddan. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. جَدِيد — yeni
    جَدِيد jadīd yeni

    هذه سيارة جديدة. Hādhihi sayyārah jadīdah. Bu yeni bir araba.

  67. حَقِيقِيّ — doğru
    حَقِيقِيّ ḥaqīqī doğru

    هل هذه القصة حقيقية؟ Hal hadhihi al-qiṣṣa ḥaqīqiyya? Bu hikaye doğru mu?

  68. خَاطِئ — yanlış
    خَاطِئ khāṭiʾ yanlış

    الإجابة خاطئة. al-ijāba khāti'a. Cevap yanlış.

  69. أُرِيدُ أَنْ — istiyorum
    أُرِيدُ أَنْ urīdu an istiyorum

    أُرِيدُ أَنْ آكُلَ البيتزا. urīdu an ākula al-bītzā. Pizza yemek istiyorum.

  70. يَحْتَاجُ إِلَى — gerekiyor
    يَحْتَاجُ إِلَى yaḥtāju ilā gerekiyor

    أحتاج أن أتصل بها. aḥtāju ʾan ʾattaṣila bihā. Onu aramam gerekiyor.

  71. سَأَذْهَبُ — -eceğim
    سَأَذْهَبُ sa-adhhabu -eceğim

    سوف آكُل قريباً. sawfa 'ākulu qarīban. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. أَوَدُّ أَنْ — isterim
    أَوَدُّ أَنْ awaddu an isterim

    أود أن ألعب التنس. awaddu an alʿaba at-tinis. Tenis oynamak isterim.

  73. يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ — zorundayım
    يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ yajibu ʿalayya an zorundayım

    يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ أذهب الآن. yajibu ʿalayya an adh-haba al-aan. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — alabilir miyim
    هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ hal yumkinunī an...? alabilir miyim

    هل يمكنني أن أحصل على ماء، من فضلك؟ hal yumkinunī an aḥṣula ʿalā māʾ, min faḍlik? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. سَاعَدَ — bana yardım et
    سَاعَدَ sāʿada bana yardım et

    مِن فَضْلِكَ، سَاعِدْنِي فِي هَذِهِ الحَقِيبَةِ. min faḍlika, sāʿidnī fī hādhihi al-ḥaqībah. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. أَرِنِي كَيْفَ — bana nasıl ... göster
    أَرِنِي كَيْفَ Arinī kayfa bana nasıl ... göster

    أَرِنِي كَيْفَ أَفْعَلُ هَذَا. Arinī kayfa af'alu hādhā. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. لَا أَسْتَطِيعُ — şu an ...-amam
    لَا أَسْتَطِيعُ laa astaṭeeʿu şu an ...-amam

    لَا أَسْتَطِيعُ المساعدة الآن. lā astaṭīʿu l-musāʿada l-'āna. Şu an yardım edemem.

  78. أُحَاوِلُ أَنْ — -maya çalışıyorum
    أُحَاوِلُ أَنْ uḥāwilu an -maya çalışıyorum

    أُحَاوِلُ أَنْ أنام الآن. uḥāwilu an anāma al-ān. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. هَلْ مِنَ المُمْكِنِ أَنْ...؟ — ... mümkün mü?
    هَلْ مِنَ المُمْكِنِ أَنْ...؟ hal min al-mumkin an...? ... mümkün mü?

    هل من الممكن أن تَسْبَحَ هنا؟ hal mina l-mumkini an tasbaḥa hunā? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. أَيْنَ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — Nerede ...-ebilirim?
    أَيْنَ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ Ayna yumkinunī 'an...? Nerede ...-ebilirim?

    أين يمكنني أن أتناول الغداء؟ ayna yumkinunī an atanāwala al-ghadā'? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. الاِثْنَيْن — Pazartesi
    الاِثْنَيْن al-ithnayn Pazartesi

    الاِثْنَيْن هو اليوم الأول. al-ithnayn huwa al-yawm al-awwal. Pazartesi ilk gündür.

  82. الثُّلَاثَاء — Salı
    الثُّلَاثَاء ath-thulāthā’ Salı

    الثلاثاء ممتع دائماً. ath-thulāthā' mumtiʿ dā'iman. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. الأَرْبِعَاء — Çarşamba
    الأَرْبِعَاء al-arbi'ā' Çarşamba

    تَذْهَبُ إلى البيت يوم الأربعاء. tadhhabu ilā l-bayt yawm al-arbiʿā'. O çarşamba günü eve gider.

  84. الخَمِيس — Perşembe
    الخَمِيس al-khamīs Perşembe

    يأتي يوم الخميس. ya'tī yawma al-khamīs. Perşembe günü geliyor.

  85. الجُمُعَة — Cuma
    الجُمُعَة al-jumuʿah Cuma

    يوم الجمعة هو أفضل يوم. yawm al-jumʿa huwa afḍal yawm. Cuma en iyi gündür.

  86. السَّبْت — Cumartesi
    السَّبْت as-sabt Cumartesi

    أغادر يوم السبت. ughadiru yawma as-sabt. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. الأَحَد — Pazar
    الأَحَد al-aḥad Pazar

    سأرتاح يوم الأحد. sa-artāḥu yawma l-aḥad. Pazar günü dinleneceğim.

  88. يَوْمُ عَمَل — hafta içi
    يَوْمُ عَمَل yawm 'amal hafta içi

    تَعْمَلُ صباح كل يوم عمل. Taʿmalu ṣabāḥa kulli yawmi ʿamal. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوع — hafta sonu
    عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوع ʿutlat nihāyat al-usbūʿ hafta sonu

    مَنْ لَا يُحِبُّ عُطْلَةَ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ؟ Man lā yuḥibbu ʿuṭlata nihāyati l-usbūʿ? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. يَوْمِيّ — her gün
    يَوْمِيّ yawmiyy her gün

    نقرأ الجريدة يومياً. Naqra'u al-jareedata yawmiyyan. Gazeteyi her gün okuruz.

  91. أُسْبُوعِيّاً — haftalık
    أُسْبُوعِيّاً usbūʿiyyan haftalık

    عادةً ما أشاهد الأخبار أسبوعياً. ʿaadatan maa ushaahid al-akhbaar usbuuʿiyyan. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. شَهْرِيّ — aylık
    شَهْرِيّ shahriyy aylık

    يدفعون السعر الشهري. yadfaʿūn as-siʿr ash-shahriyy. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. يَوْم — gün
    يَوْم yawm gün

    انْتَظَرْنَا لِيَوْمٍ وَاحِدٍ. intadharnā li-yawmin wāḥid. Bir gün bekledik.

  94. لَيْل — gece
    لَيْل layl gece

    نحن ننام في اللَّيْلِ. naḥnu nanāmu fil-layl. Biz geceleri uyuruz.

  95. أُسْبُوع — hafta
    أُسْبُوع usbūʿ hafta

    أَقَمْنَا لِمُدَّةِ أسبوعٍ وَاحِد. aqamnā li-muddati usbūʿin wāḥid. Bir hafta kaldık.

  96. شَهْر — ay
    شَهْر shahr ay

    عَمِلَ لِمُدَّةِ شَهْرٍ وَاحِدٍ. ʿamila li-muddati shahrin wāḥid. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. سَنَة — yıl
    سَنَة sana yıl

    انْتَظَرْنَا لِمُدَّةِ سَنَةً وَاحِدَة. intazharnā li-muddati sanatan wāḥida Bir yıl bekledik.

  98. وَقْت — zaman
    وَقْت waqt zaman

    نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى وَقْتٍ أَطْوَل. naḥnu bi-ḥājatin ilā waqtin aṭwal Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. لَحْظَة — an
    لَحْظَة laḥẓa an

    انْتَظَرَ لَحْظَةً. intadhara laḥẓatan. Bir an bekledi.

  100. مُسْتَقْبَل — gelecek
    مُسْتَقْبَل mustaqbal gelecek

    أنا أُفَكِّرُ فِي الْمُسْتَقْبَلِ. ana ufakkiru fil-mustaqbal Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. سَاعَة — saat
    سَاعَة sā'ah saat

    أستيقظ في السَّاعَةِ السابعة. Astayqiẓu fī as-sā'ati as-sābi'ah. Saat yedide uyanırım.

  2. مُنْتَصَفُ اللَّيْل — gece yarısı
    مُنْتَصَفُ اللَّيْل muntasaf al-layl gece yarısı

    سَنُغَادِرُ فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْل. sanughādir fī muntasaf al-layl Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. مُنْتَصَفُ النَّهَار — öğle vakti
    مُنْتَصَفُ النَّهَار muntasaf an-nahār öğle vakti

    الشَّمْسُ حَارَّةٌ فِي مُنْتَصَفِ النَّهَار. ash-shamsu ḥārratun fī muntasaf an-nahār Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. اللَّيْلَة — bu gece
    اللَّيْلَة al-layla bu gece

    سَيَصِلُ الضُّيُوفُ اللَّيْلَةَ. sayasilu ad-duyoofu al-layla. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. سَاعَدَ — yardım
    سَاعَدَ sāʿada yardım

    النجدة! أنا في ورطة. an-najdah! ana fi warṭah. Yardım et! Başım dertte.

  6. خَطَر — tehlike
    خَطَر khaṭar tehlike

    نَحْنُ فِي خَطَر! Naḥnu fī khaṭar! Tehlikedeyiz!

  7. شُرْطَة — polis
    شُرْطَة shurṭa polis

    اِتَّصِلْ بِالشُّرْطَة! Ittaṣil bish-shurṭa! Polisi ara!

  8. طَبِيب — doktor
    طَبِيب ṭabīb doktor

    أحتاج إلى طبيب! Aḥtāju ilā ṭabīb! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. سَيَّارَةُ إِسْعَاف — ambulans
    سَيَّارَةُ إِسْعَاف sayyārat isʿāf ambulans

    اطْلُب سيارة إسعاف! Uṭlub sayyārat is'āf! Ambulans çağır!

  10. رَجُلُ إِطْفَاء — itfaiyeci
    رَجُلُ إِطْفَاء rajulu itfaa' itfaiyeci

    رجال الإطفاء أبطال. Rijaal al-itfaa' abtaal. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. حَادِث — kaza
    حَادِث ḥādith kaza

    تعرضت لحادث. Taʿarraḍtu li-ḥādith. Kaza yaptım.

  12. حَمَى — korumak
    حَمَى ḥamā korumak

    الشرطة تَحْمِينَا. ash-shurṭatu taḥmīnā. Polis bizi korur.

  13. حَذَّرَ — uyarmak
    حَذَّرَ ḥadhdhara uyarmak

    أحتاج أن أُحَذِّرَهُم! aḥtāju an uḥadhdhirahum! Onları uyarmam lazım!

  14. مُنَبِّه — alarm
    مُنَبِّه munabbih alarm

    رَنَّ المُنَبِّه! Ranna al-munabbih! Alarm çaldı!

  15. نَار — yangın
    نَار nār yangın

    هناك حريق! hunāka ḥarīq! Yangın var!

  16. دُخَان — duman
    دُخَان dukhān duman

    يخرج دخان من المبنى! Yakhruju dukhān min al-mabnā! Binadan duman çıkıyor!

  17. عَمِلَ كَـ — olarak çalışmak
    عَمِلَ كَـ ʿamila ka- olarak çalışmak

    يعملون كممرضين في المستشفى. Ya'maluna kamumarridina fil-mustashfa. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. اِشْتَرَى — satın almak
    اِشْتَرَى ishtara satın almak

    يمكنك أن تشتري الفاكهة هنا. Yumkinuka an tashtariya al-fākiha hunā. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. دَفَعَ — ödemek
    دَفَعَ dafaʿa ödemek

    يجب عليك أن تَدْفَعَ ثمن هذا. yajib ʿalayka an tadfaʿa thaman hādhā. Bunun için ödemelisin.

  20. بَاعَ — satmak
    بَاعَ bāʿa satmak

    يَبِيعُونَ فواكه طازجة هنا. Yabī'ūna fawākih ṭāzijah hunā. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. وَضَعَ — koymak
    وَضَعَ waḍaʿa koymak

    يَضَعُ الكتاب على الطاولة. Yaḍaʿu al-kitāba ʿalā aṭ-ṭāwilah. Kitabı masaya koyuyor.

  22. جَلَسَ — oturmak
    جَلَسَ jalasa oturmak

    تَجْلِسُ إيما على ذلك الكرسي. Tajlisu Emma ʿala dhalika al-kursi. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. وَقَفَ — durmak
    وَقَفَ waqafa durmak

    أَقِفُ بجانب الباب. Aqifu bijānib al-bāb. Kapının yanında duruyorum.

  24. سَبَحَ — yüzmek
    سَبَحَ sabaḥa yüzmek

    يمكنهم أن يسبحوا بسرعة. Yumkinuhum an yasbahu bi-sur'a. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. قَادَ — araba sürmek
    قَادَ qāda araba sürmek

    تحتاج إلى أن تقود بحذر. Taḥtāju ʾilā ʾan taqūda bi-ḥaḏar. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. خُطَّة — planlamak
    خُطَّة khuṭṭah planlamak

    يُخَطِّطُونَ للزيارة قريباً. yukhaṭṭiṭūna liz-ziyārati qarīban. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. أَنْهَى — bitirmek
    أَنْهَى anhā bitirmek

    يستطيع أن يُنْهِيَ الواجب لاحقاً. Yastaṭīʿu an yunhiya al-wājiba lāḥiqan. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. أَعْطَى — vermek
    أَعْطَى aʿṭā vermek

    أُعْطِي هدايا للأصدقاء. U'ṭī hadāyā lil-aṣdiqā'. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. أَحَدَ عَشَرَ — on bir
    أَحَدَ عَشَرَ aḥada 'ashar on bir

    أحصل دائماً على إحدى عشرة قطعة. aḥṣulu dā'iman ʿalā iḥdā ʿashrata qiṭʿa. Her zaman on bir parça alırım.

  30. اِثْنَا عَشَر — on iki
    اِثْنَا عَشَر ithnā ‘ashar on iki

    هناك اِثْنَتَا عَشْرَةَ بيضة في كرتونة. Hunāka ithnatā ʿashrata bayḍatan fī kartūnah. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. ثَلَاثَةَ عَشَرَ — on üç
    ثَلَاثَةَ عَشَرَ thalāthata 'ashar on üç

    الرقم ثلاثة عشر مشؤوم. ar-raqam thalāthata ʿashara mash'ūm. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. أَرْبَعَةَ عَشَرَ — on dört
    أَرْبَعَةَ عَشَرَ arbaʿata ʿashar on dört

    تحتوي العمارة على أربعة عشر طابقاً. taḥtawī al-'imāra 'alā arba'ata 'ashara ṭābiqan. Apartmanın on dört katı var.

  33. خَمْسَةَ عَشَرَ — on beş
    خَمْسَةَ عَشَرَ khamsata 'ashar on beş

    أفتح الكتاب على صفحة رقم خمسة عشر. Aftaḥu al-kitāba ʿalā ṣafḥati raqmi khamsata ʿashara. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. سِتَّةَ عَشَرَ — on altı
    سِتَّةَ عَشَرَ sittata 'ashar on altı

    هذا أكثر بستة عشر ضعفاً! Hatha akthar bi-sittata ʿashara diʿfan! Bu on altı kat daha fazla!

  35. سَبْعَةَ عَشَرَ — on yedi
    سَبْعَةَ عَشَرَ sab'ata 'ashar on yedi

    لَدَيْنَا سَبْعَةَ عَشَرَ قَلَماً. Ladayna sab'ata 'ashara qalaman. On yedi kalemimiz var.

  36. ثَمَانِيَةَ عَشَرَ — on sekiz
    ثَمَانِيَةَ عَشَرَ thamāniyata 'ashar on sekiz

    يبلغ ارتفاعه ثمانية عشر متراً. yablughu irtifaaʿuhu thamaaniyata ʿashara matran. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. تِسْعَةَ عَشَرَ — on dokuz
    تِسْعَةَ عَشَرَ tis'ata 'ashar on dokuz

    تسعة عشر هو رقمي المفضل. tis'ata 'ashar huwa raqmi al-mufaddal. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. عِشْرُونَ — yirmi
    عِشْرُونَ ʿishrūn yirmi

    تحتاج إلى عشرين تفاحة صغيرة. Taḥtāju ilā ʿishrīna tuffāḥatan ṣaghīrah. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. ثَلَاثُونَ — otuz
    ثَلَاثُونَ thalāthūn otuz

    عمره ثلاثون سنة. ʿumruhu thalāthūna sanah. O otuz yaşında.

  40. مِائَة — yüz
    مِائَة mi'ah yüz

    عَدَّ إلى مِائَة. ʿadda ilā mi'a. Yüze kadar saydı.

  41. أَرْبَعُونَ — kırk
    أَرْبَعُونَ arbaʿūn kırk

    لديها أربعون قلماً في المجموع. Ladayhā arbaʿūna qalaman fī al-majmūʿ. Toplamda kırk kalemi var.

  42. خَمْسُونَ — elli
    خَمْسُونَ khamsūn elli

    لديه خمسون دولاراً. ladayhi khamsoona doolaaran. Onun elli doları var.

  43. سِتُّونَ — altmış
    سِتُّونَ sittūn altmış

    عمر جون ستون عاماً. ʿumru Jūn sittūna ʿāman. John altmış yaşında.

  44. سَبْعُونَ — yetmiş
    سَبْعُونَ sabʿūn yetmiş

    جدي عمره سبعون عاماً. Jaddī ʿumruhu sabʿūna ʿāman. Dedem yetmiş yaşında.

  45. ثَمَانُونَ — seksen
    ثَمَانُونَ thamānūn seksen

    عِنْدِي ثَمَانُونَ غِرَاماً مِنَ السُّكَّرِ. ʿindī thamānūna ghirāman mina s-sukkar. Seksen gram şekerim var.

  46. تِسْعُونَ — doksan
    تِسْعُونَ tisʿūn doksan

    لَدَيْهِ تِسْعُونَ كتاباً ليقرأها. Ladayhi tisʿūna kitāban liyaqraʾahā. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. أَلْف — bin
    أَلْف alf bin

    الألف عدد كبير. al-alf ʿadad kabīr. Bin büyük bir sayıdır.

  48. مِلْيُون — milyon
    مِلْيُون milyūn milyon

    تكلف تلك السيارة مليون دولار. Tukallifu tilka as-sayyāratu milyūna dūlār. O araba bir milyon dolar.

  49. نِصْف — yarım
    نِصْف niṣf yarım

    أكل نصف البيتزا. Akala niṣfa al-bītzā. Yarım pizzayı yedi.

  50. رُبْع — çeyrek
    رُبْع rubʿ çeyrek

    لم يتبقَّ منهم سوى الرُّبْع. Lam yatabaqqa minhum siwa ar-rub'. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. دَسْتَة — düzine
    دَسْتَة dasta düzine

    أشتري دستة بيض من المتجر. ashtarī dasta bayḍ min al-matjar. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. زَوْج — çift
    زَوْج zawj çift

    ذلك الزوج من الأحذية نظيف. dhālika az-zawj min al-aḥdhiya naẓīf. O çift ayakkabı temiz.

  53. أَوَّل — birinci
    أَوَّل awwal birinci

    فاز بالمركز الأول بسهولة. Faza bil-markaz al-awwal bisuhulah. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. ثَانِي — ikinci
    ثَانِي thānī ikinci

    هذه مرتي الثانية هنا. Hādhihi marratī ath-thāniyah hunā. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. ثَالِث — üçüncü
    ثَالِث thālith üçüncü

    أنهوا في المركز الثالث. Anhaw fil-markaz ath-thaalith. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. رَابِع — dördüncü
    رَابِع rābiʿ dördüncü

    أنا الرابع في الطابور. Ana ar-rābiʿ fi aṭ-ṭābūr. Sırada dördüncüyüm.

  57. خَامِس — beşinci
    خَامِس khāmis beşinci

    هي في الصف الخامس. hiya fi as-saff al-khamis. O, beşinci sırada.

  58. سَادِس — altıncı
    سَادِس sādis altıncı

    هو الشخص السادس. Huwa ash-shakhs as-saadis. O, altıncı kişi.

  59. سَابِع — yedinci
    سَابِع sābiʿ yedinci

    يسكنون في الطابق السابع. Yaskunūna fī aṭ-ṭābiq as-sābiʿ. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. ثَامِن — sekizinci
    ثَامِن thāmin sekizinci

    هذه هي التفاحة الثامنة. Hādhihi hiya at-tuffāḥa ath-thāmina. Bu sekizinci elma.

  61. التَّاسِع — dokuzuncu
    التَّاسِع at-tāsiʿ dokuzuncu

    اليوم التَّاسِع عطلة. al-yawm at-tāsiʿ ʿuṭlah. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. عَاشِر — onuncu
    عَاشِر ʿāshir onuncu

    هي في المركز العاشر. hiya fil-markaz al-ʿāshir. O, onuncu sırada.

  63. الحَادِي عَشَر — on birinci
    الحَادِي عَشَر al-ḥādī ʿashar on birinci

    يحتفلون بذكراهم السنوية الحادية عشرة. yaḥtafilūna bi-dhikrāhum as-sanawiyyah al-ḥādiyah ʿashrah. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. الثَّانِي عَشَر — on ikinci
    الثَّانِي عَشَر ath-thānī ʿashar on ikinci

    ذلك هو الشهر الثاني عشر. dhālika huwa ash-shahru ath-thānī ʿashar. O, on ikinci ay.

  65. دَائِمًا — her zaman
    دَائِمًا dā'iman her zaman

    أشرب القهوة دَائِمًا في الصباح. ashrab al-qahwa dā'iman fi as-sabāḥ. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. عَادَةً — genellikle
    عَادَةً ʿādatan genellikle

    يتناول الغداء عادةً عند الظهر. yatanāwalu al-ghadā'a ʿādatan ʿinda aẓ-ẓuhr. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. غَالِبًا — sık sık
    غَالِبًا ghāliban sık sık

    يأكل الناس البيتزا هنا غَالِبًا. ya'kul an-nās al-bītzā hunā ghāliban. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. أَحْيَانًا — bazen
    أَحْيَانًا aḥyānan bazen

    تَذْهَبُ أَحْيَانًا إِلَى الْمَكْتَبَةِ. Tadhhabu aḥyānan ilā al-maktabah. Bazen kütüphaneye gider.

  69. نَادِرًا — nadiren
    نَادِرًا nādiran nadiren

    نَادِرًا ما آكل الوجبات السريعة. nādiran mā ʾākulu l-wajabāt as-sarīʿa. Nadiren fast food yerim.

  70. أَبَدًا — asla
    أَبَدًا abadan asla

    لا يذهبون إلى ذلك المتجر أَبَدًا. La yathhabuna ila dhalika al-matjar abadan. O mağazaya asla gitmezler.

  71. كُلَّ يَوْمٍ — her gün
    كُلَّ يَوْمٍ kulla yawm her gün

    نأكل الشوكولاتة كل يوم. Naʾkulu ash-shūkulātah kulla yawm. Her gün çikolata yeriz.

  72. كُلَّ أُسْبُوعٍ — her hafta
    كُلَّ أُسْبُوعٍ kulla usbūʿ her hafta

    تسبح كل أسبوع. tasbaḥu kulla 'usbūʿ. O her hafta yüzer.

  73. عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ — hafta sonları
    عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ ʿuṭlat nihāyat al-usbūʿ hafta sonları

    أسترخي في عطلات نهاية الأسبوع في المنزل. astarkhī fī ʿuṭlāti nihāyati l-ʾusbūʿi fī l-manzil. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. فِي الصَّبَاحِ — sabah
    فِي الصَّبَاحِ fi-ṣ-ṣabāḥ sabah

    يتناول الناس الفطور في الصباح. Yatanawalu an-nasu al-futura fi as-sabaah. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. لَيْلًا — gece
    لَيْلًا laylan gece

    ينامون لَيْلًا في أسرتهم. Yanāmūna laylan fī asiratihim. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. بَعْدَ العَمَلِ — işten sonra
    بَعْدَ العَمَلِ baʿda al-ʿamal işten sonra

    يَسْتَرْخِي بَعْدَ العَمَلِ كُلَّ يَوْم. yastarkhī baʿda al-ʿamal kulla yawm. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. مَرَّةً فِي — haftada bir
    مَرَّةً فِي marratan fī haftada bir

    أَذْهَبُ مَرَّةً فِي الأُسْبُوع. aḏhabu marratan fil-ʾusbūʿ. Haftada bir giderim.

  78. مَرَّتَيْنِ فِي — haftada iki kez
    مَرَّتَيْنِ فِي marratayn fi haftada iki kez

    يزور أبي مَرَّتَيْنِ فِي الأسبوع. Yazuru abi marratayni fi-l-usbu'. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. يَوْمٌ بَعْدَ يَوْم — iki haftada bir
    يَوْمٌ بَعْدَ يَوْم yawm ba'd yawm iki haftada bir

    يَزُورُونَ كُلَّ أُسْبُوعَيْن. yazūrūna kulla ʾusbūʿayn. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. عَلَى الْأَقَلّ — en az
    عَلَى الْأَقَلّ ʿala al-aqall en az

    يأكل تفاحة واحدة على الأقل يومياً. Yaʾkulu tuffāḥatan wāḥidatan ʿalā al-aqalli yawmiyyan. O her gün en az bir elma yer.

  81. عَلَى الأَكْثَر — en fazla
    عَلَى الأَكْثَر ʿala al-akthar en fazla

    سَأَشْتَرِي اثْنَيْنِ عَلَى الأَكْثَر. saʾashtarī ithnayn ʿalā al-ʾakthar. En fazla iki tane alacağım.

  82. أَكْثَرُ مِنْ — den fazla
    أَكْثَرُ مِنْ aktharu min den fazla

    هذا طعام أكثر من كافٍ. hadha ta'am akthar min kafin. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. أَقَلُّ مِنْ — den daha az
    أَقَلُّ مِنْ aqallu min den daha az

    حَصَلْتَ على أقل من المرة الماضية. Ḥaṣalta ʿalā aqalla min al-marrah al-māḍiyah. Geçen seferden daha az aldın.

  84. قَلِيل — biraz
    قَلِيل qalīl biraz

    يَحتاجُ إلى قليل من المساعدة. Yaḥtāju ʾilā qalīlin min al-musāʿada. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. قَلِيلًا — biraz
    قَلِيلًا qalīlan biraz

    أكلت قَلِيلًا من الكعكة. Akalat qalīlan min al-ka'kah. Biraz kek yedi.

  86. كَثِيراً — çok
    كَثِيراً kathīran çok

    أدرس كَثِيراً. Adrusu kathīran. Çok çalışıyorum.

  87. أَكْثَرَ مِنَ اللَّازِم — çok fazla
    أَكْثَرَ مِنَ اللَّازِم akthar min al-lazim çok fazla

    أكلوا كعكاً أكثر من اللازم. akalū kaʿkan akthara mina l-lāzim. Çok fazla kek yediler.

  88. غَيْرُ كَافٍ — yeterli değil
    غَيْرُ كَافٍ ghayru kāfin yeterli değil

    هذا المقدار غير كافٍ. Hādhā l-miqdār ghayru kāfin. Bu miktar yeterli değil.

  89. قَبْل — önce
    قَبْل qabl önce

    وَصَلْتُ قَبْلَ يَوْمَيْنِ. waṣaltu qabla yawmayn. İki gün önce geldim.

  90. قَرِيباً — yakında
    قَرِيباً qarīban yakında

    سَيَصِلُ صَدِيقي قَرِيباً. sayasilu sadiqi qariban. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. مَا زَالَ — hâlâ
    مَا زَالَ mā zāla hâlâ

    أنا ما زلتُ جائعاً. ana mā ziltu jā'iʿan Hâlâ açım.

  92. أَبَدًا — hiç
    أَبَدًا abadan hiç

    هَلْ رَأَيْتَ الْمُحِيطَ مِنْ قَبْلُ؟ hal ra'ayta al-muḥīṭa min qabl? Hiç okyanus gördün mü?

  93. بَعْدُ — henüz
    بَعْدُ ba'du henüz

    صديقي لم يصل بعدُ. Sadeeqi lam yaSil ba'du. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. فَوْرًا — hemen
    فَوْرًا fawran hemen

    أحتاجُ إلى المساعدة فَوْرًا. Aḥtāju ilā al-musāʿada fawran. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. رُبَّمَا — belki
    رُبَّمَا rubbamā belki

    رُبَّمَا ستأتي لاحقاً. rubbamā sata'tī lāḥiqan Belki o daha sonra gelir.

  96. وَقْتًا مَا — bir ara
    وَقْتًا مَا waqtan mā bir ara

    سوف نلتقي في وقت ما. sawfa naltaqī fī waqtin mā. Bir ara buluşuruz.

  97. أَيّ وَقْت — her zaman
    أَيّ وَقْت ayyi waqt her zaman

    يُمْكِنُكَ زِيَارَتُنَا فِي أَيِّ وَقْتٍ. yumkinuka ziyaratuna fi ayyi waqt. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. قَبْلَ — önce
    قَبْلَ qabla önce

    غادرنا قبل العاصفة. ghādarnā qabla l-ʿāṣifa Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. بَعْدَ — sonra
    بَعْدَ baʿda sonra

    سَنُغَادِرُ بَعْدَ الوَجْبَةِ. sanughādiru baʿda l-wajba Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. فِي هٰذِهِ الْأَيَّام — bugünlerde
    فِي هٰذِهِ الْأَيَّام fi hadhihi al-ayyam bugünlerde

    يُسَافِرُ النَّاسُ أَكْثَرَ فِي هٰذِهِ الْأَيَّام. yusafiru an-nasu akthara fi hadhihi al-ayyam. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. يَنَايِر — Ocak
    يَنَايِر yanāyir Ocak

    يَنَايِر هو الشهر الأول. Yanayir huwa ash-shahr al-awwal. Ocak birinci aydır.

  2. فِبْرَايِر — Şubat
    فِبْرَايِر fibrāyir Şubat

    فِبْرَايِر عَادَةً شَهْرٌ قَصِير. Fibrāyir ʿādatan shahr qaṣīr. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. مَارِس — Mart
    مَارِس māris Mart

    عادةً أزورهم في مارس. ʿādatan ʾazūruhum fī Māris. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. أَبْرِيل — Nisan
    أَبْرِيل Abrīl Nisan

    مباراة كرة السلة في أبريل. Mubārat kurat as-sallah fī Abrīl. Basketbol maçı nisanda.

  5. مَايُو — Mayıs
    مَايُو māyū Mayıs

    امتحاني النهائي في مايو. Imtiḥānī an-nihā'iyy fī Māyū. Final sınavım mayısta.

  6. يُونِيُو — Haziran
    يُونِيُو yūniyū Haziran

    سأعرف الإجابة بحلول يُونِيُو. Sa'aʿrif al-'ijāba bi-ḥulūl Yūniyū. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. يُولِيُو — Temmuz
    يُولِيُو yūliyū Temmuz

    يوليو عادةً شهر دافئ جداً. Yūliyū ʿādatan shahr dāfiʾ jiddan. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. أَغُسْطُس — Ağustos
    أَغُسْطُس aghusṭus Ağustos

    هل يمكننا أن نلتقي مرة أخرى في أغسطس؟ Hal yumkinuna an naltaqi marratan ukhra fi Aghustus? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. سِبْتَمْبِر — Eylül
    سِبْتَمْبِر sibtambir Eylül

    إجازتي في سبتمبر. ijāzatī fī sibtambir. Tatilim eylülde.

  10. أُكْتُوبَر — Ekim
    أُكْتُوبَر uktūbar Ekim

    هل عيد ميلادك في أكتوبر؟ Hal ʿīd mīlādika fī Uktūbar? Doğum günün ekimde mi?

  11. نُوفَمْبِر — Kasım
    نُوفَمْبِر nūfambir Kasım

    لِمَاذَا تُمْطِرُ فِي نُوفَمْبِر؟ Limādhā tumṭiru fī Nūfambir? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. دِيسَمْبِر — Aralık
    دِيسَمْبِر dīsambir Aralık

    دِيسَمْبِر هو الشهر الأخير. Dīsambir huwa ash-shahr al-akhīr. Aralık son aydır.

  13. فَوْقَ — üzerinden
    فَوْقَ fawqa üzerinden

    تقفز القطة فوق الصندوق. Taqfizu al-qittatu fawqa as-sunduq. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. تَحْتَ — altında
    تَحْتَ taḥta altında

    يعيشون تحت شجرة كبيرة. Yaʿīshūna taḥta shajaratin kabīrah. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. عَبْرَ — içinden
    عَبْرَ ʿabra içinden

    يَمْشِي عَبْرَ الباب. Yamshī ʿabra al-bāb. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. بِمُحَاذَاةِ — boyunca
    بِمُحَاذَاةِ bimuḥādhāt boyunca

    نمشي بمحاذاة الشاطئ. Namshī bi-muḥādhāti ash-shāṭiʾ. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. حَوْلَ — etrafında
    حَوْلَ ḥawla etrafında

    يمشي الناس حول الحديقة. Yamshī an-nāsu ḥawla al-ḥadīqah. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. عَبْرَ — karşıya
    عَبْرَ ʿabra karşıya

    أذهب عبر الشارع. adhhabu ʿabra ash-shāriʿ. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. إِلَى دَاخِلِ — içine
    إِلَى دَاخِلِ ila dakhil içine

    يمشي ببطء إلى داخل الغرفة. Yamshi bibut' ila dakhil al-ghurfa. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. خَارِج — dışarı
    خَارِج khārij dışarı

    يَرْكُضُ الطِّفْلُ إِلَى خَارِجِ الْمَدْرَسَةِ. yarkuḍu aṭ-ṭiflu ilā khāriji al-madrasah. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. أَعْلَى — yukarı
    أَعْلَى a'lā yukarı

    تنظر إلى الأعلى نحو السحب. Tanzuru ila al-a'la nahwa as-suhub. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. أَسْفَل — aşağı
    أَسْفَل asfal aşağı

    وَضَعَ الكَلْبُ الكُرَةَ أَرْضاً. Waḍaʿa l-kalbu l-kurata arḍan. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. فِي الطَّابَقِ العُلْوِيّ — üst kat
    فِي الطَّابَقِ العُلْوِيّ fi-t-tabaq al-ulwi üst kat

    أذهب إلى الطابق العلوي لأنام. adhhabu ilā aṭ-ṭābaq al-ʿulwiyy li-ʾanām. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. إِلَى الطَّابِقِ السُّفْلِيِّ — alt katta
    إِلَى الطَّابِقِ السُّفْلِيِّ ila al-ṭābiq as-suflī alt katta

    أسمع أصواتاً في الطابق السفلي. asmaʿ aṣwātan fī ṭ-ṭābiq as-suflī. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. أَحْضَرَ — getirmek
    أَحْضَرَ aḥḍara getirmek

    يُحضرون الطعام إلى الحفلة. Yuḥḍirūna aṭ-ṭaʿāma ʾilā l-ḥaflah. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. أَخَذَ — almak
    أَخَذَ akhadha almak

    أنت دائماً تأخذ قلمي. Anta dā'iman ta'khudh qalamī. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. حَمَلَ — taşımak
    حَمَلَ ḥamala taşımak

    يستطيع أن يحمل الصندوق. Yastatii'u an yahmila as-sunduuq. O kutuyu taşıyabilir.

  28. رَفَعَ — teslim almak
    رَفَعَ rafaʿa teslim almak

    هل يمكنك أن تَسْتَلِمَ الطرد؟ Hal yumkinuka an tastalima at-tard? Paketi teslim alabilir misin?

  29. أَسْقَطَ — düşürmek
    أَسْقَطَ asqaṭa düşürmek

    إذا أَسْقَطْتُ الهاتف، سينكسر. idha asqaṭtu al-hatif, sayankasir. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. نَاوَلَ — uzatmak
    نَاوَلَ nāwala uzatmak

    هل يمكنك أن تناولني الملح؟ Hal yumkinuka an tunāwilanī al-milḥ? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. وَضَعَ — yere koymak
    وَضَعَ waḍaʿa yere koymak

    وَضَعْنَا حقائب ظهرنا. waḍaʿnā ḥaqā'iba ẓahrinā. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. رَتَّبَ — kaldırmak
    رَتَّبَ rattaba kaldırmak

    رَتَّبْتُ أَلْعابِي. Rattabtu al'aabii. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. أَخْرَجَ — dışarı çıkarmak
    أَخْرَجَ akhraja dışarı çıkarmak

    سَتُخْرِجُ القمامة. satukhriju al-qumāma. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. أَغْلَقَ — asmak
    أَغْلَقَ aghlaqa asmak

    يُعَلِّقُونَ مَعَاطِفَهُمْ. yuʿalliqūna maʿāṭifahum. Onlar paltolarını asarlar.

  35. شَغَّلَ — açmak
    شَغَّلَ shaghghala açmak

    أنت تشغل الضوء. Anta tushaghghil ad-daw'. Işığı açıyorsun.

  36. أَطْفَأَ — kapatmak
    أَطْفَأَ atfa'a kapatmak

    هل يمكن لأحد أن يُطْفِئَ الراديو؟ Hal yumkin li-'aḥad 'an yuṭfi'a ar-rādiyū? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. قَفَزَ — atlamak
    قَفَزَ qafaza atlamak

    تَقْفِزُ القِطّةُ فَوْقَ الجِدارِ. taqfizu al-qiṭṭatu fawqa al-jidār Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. رَمَى — atmak
    رَمَى ramā atmak

    يَرْمِي الوَلَدُ الحَجَرَ. yarmī al-waladu al-ḥajar. Çocuk taşı atıyor.

  39. أَمْسَكَ — yakalamak
    أَمْسَكَ amsaka yakalamak

    يُمْسِكُ الكُرَةَ بِيَدَيْهِ. yumsiku l-kurata bi-yadayh. Topu yakalıyor.

  40. رَكِبَ — binmek
    رَكِبَ rakiba binmek

    يَرْكَبُ الوَلَدُ حِصَانًا. yarkabu al-waladu ḥiṣānan. Çocuk ata biniyor.

  41. طَارَ — uçmak
    طَارَ ṭāra uçmak

    تَطِيرُ الطُّيُورُ فِي السَّمَاءِ. Taṭīru aṭ-ṭuyūru fī as-samāʾ. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. حَبَا — emeklemek
    حَبَا ḥabā emeklemek

    يَحْبُو الطِّفْلُ عَلَى الأَرْضِ. yaḥbuṭ-ṭiflu ‘alal-arḍ Bebek yerde emekliyor.

  43. تَجَاوَزَ — atlamak
    تَجَاوَزَ tajāwaza atlamak

    تَجَاوَزَت الصَّفْحَةَ الأولى. tajāwazat as-safḥata al-ūlā İlk sayfayı atladı.

  44. رَكَلَ — tekmeler
    رَكَلَ rakala tekmeler

    يَرْكُلُ الطِّفْلُ الكُرَةَ. yarkulu t-tiflu l-kura Çocuk topu tekmeliyor.

  45. ارْتَدَّ — zıplamak
    ارْتَدَّ irtadda zıplamak

    تَرْتَدُّ الكُرَةُ عَلَى الأَرْضِ. tartaddu al-kuratu ʿala al-arḍ. Top yerde zıplıyor.

  46. تَسَلَّقَ — tırmanmak
    تَسَلَّقَ tasallaqa tırmanmak

    تتسلّق القطة الشجرة. tatasallaqu al-qiṭṭatu ash-shajarah Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. غَاصَ — dalmak
    غَاصَ ghāṣa dalmak

    يَغُوصُ الوَلَدُ فِي المَاءِ. yaghūṣu al-waladu fī al-mā'i Çocuk suya dalıyor.

  48. اِنْزَلَقَ — kaymak
    اِنْزَلَقَ inzalaqa kaymak

    يَنْزَلِقُ الصندوقُ على الأرض. yanzaliqu s-sandūqu ‘ala l-arḍ Kutu yerde kayıyor.

  49. قَرَصَ — çimdiklemek
    قَرَصَ qarasa çimdiklemek

    قَرَصَ ذِرَاعِي. qarasa dhiraa'ee Kolumu çimdikledi.

  50. عَصَرَ — sıkmak
    عَصَرَ ʿaṣara sıkmak

    تَعْصِرُ يَدِي بِقُوَّةٍ. taʿṣiru yadī bi-quwwah. Elimi sıkıyor.

  51. وَكَزَ — dürtmek
    وَكَزَ wakaza dürtmek

    وَكَزَ الطِّفْلُ ذِرَاعِي. wakaza t-tiflu dhiraa'ee Çocuk kolumu dürttü.

  52. يُرَبِّتُ — sevmek
    يُرَبِّتُ yurabbitu sevmek

    يُرَبِّتُ الوَلَدُ عَلَى الكَلْبِ. yurabbitu al-waladu ‘ala al-kalb Çocuk köpeği seviyor.

  53. فَرَكَ — ovmak
    فَرَكَ faraka ovmak

    أفركُ عينيَّ المتعبتين. afruku 'aynayya al-mut'abatayn Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. لَوَى — bükmek
    لَوَى lawā bükmek

    يَلْوِي الرَّجُلُ الحَبْلَ. yalwī ar-rajulu al-ḥabla Adam ipi büküyor.

  55. هَزَّ — sallamak
    هَزَّ hazza sallamak

    يَهُزُّ الرَّضيعُ اللُّعْبَةَ. yahuzzu ar-raḍīʿu al-luʿbah. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. طَوَى — katlamak
    طَوَى ṭawā katlamak

    أنا أطوي الورقة. ana aṭwī al-waraqa Kağıdı katlıyorum.

  57. ضَغَطَ — basmak
    ضَغَطَ ḍaghaṭa basmak

    تَضْغَطُ على الزر الأحمر. taḍghaṭu ‘ala az-zirr al-’aḥmar Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. رَبَطَ — bağlamak
    رَبَطَ rabaṭa bağlamak

    سَيَرْبُطُ الحَبْلَ. sayarbuṭu l-ḥabl İpi bağlayacak.

  59. سَحَبَ — çekmek
    سَحَبَ saḥaba çekmek

    يَسْحَبُ الرَّجُلُ الحَبْلَ الثَّقِيلَ. yas-ḥabu ar-rajulu al-ḥabla ath-thaqīl. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. حَزَمَ — hazırlamak
    حَزَمَ ḥazama hazırlamak

    أَحْزِمُ حَقِيبَتِي لِلسَّفَرِ. aḥzimu ḥaqībātī lis-safar. Çantamı hazırlıyorum.

  61. أَيْنَ...؟ — nerede
    أَيْنَ...؟ ayna...? nerede

    أين الفندق؟ Ayna al-funduq? Otel nerede?

  62. هَلْ هُنَاكَ ... قَرِيبٌ؟ — Yakınlarda bir ... var mı?
    هَلْ هُنَاكَ ... قَرِيبٌ؟ hal hunāka ... qarīb? Yakınlarda bir ... var mı?

    هل هناك بنك قريب؟ Hal hunaka bank qarib? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. كَيْفَ أَصِلُ إِلَى...؟ — nasıl giderim
    كَيْفَ أَصِلُ إِلَى...؟ Kayfa aṣilu ilā...? nasıl giderim

    كيف أَصِلُ إلى المدرسة؟ kayfa aṣilu ilā l-madrasah? Okula nasıl giderim?

  64. أَيُّ حَافِلَةٍ تَذْهَبُ إِلَى...؟ — ...'ya hangi otobüs gider?
    أَيُّ حَافِلَةٍ تَذْهَبُ إِلَى...؟ ayyu ḥāfilatin tadh-habu ilā...? ...'ya hangi otobüs gider?

    أي حافلة تذهب إلى المدينة؟ Ayyu ḥāfilatin tadhhabu ilā l-madīnah? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. أَيُّ خَطٍّ يَذْهَبُ إِلَى...؟ — Hangi hat ...'ya gider?
    أَيُّ خَطٍّ يَذْهَبُ إِلَى...؟ ayyu khaṭṭin yadh-habu ilā...? Hangi hat ...'ya gider?

    أي خط يذهب إلى المتحف؟ ayyu khaṭṭin yadhhabu ilā l-matḥaf? Hangi hat müzeye gider?

  66. كَمْ يَسْتَغْرِقُ؟ — Ne kadar sürer?
    كَمْ يَسْتَغْرِقُ؟ kam yastaghriq? Ne kadar sürer?

    أتساءل كم يستغرق الأمر. atsaa'alu kam yastaghriqu al-amr. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. كَمْ يَبْعُدُ — Ne kadar uzak?
    كَمْ يَبْعُدُ kam yabʿudu Ne kadar uzak?

    كَمْ يَبْعُدُ؟ kam yabʿud? Ne kadar uzak?

  68. هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُرِيَنِي — Haritada gösterebilir misin?
    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُرِيَنِي hal yumkinuka an turiyani Haritada gösterebilir misin?

    هل يمكنك أن تريني على الخريطة؟ hal yumkinuka an turiyani 'ala al-khareeta? Haritada gösterebilir misin?

  69. أَبْحَثُ عَنْ — aramak
    أَبْحَثُ عَنْ abḥathu ʿan aramak

    هم يبحثون عن دورة مياه. Hum yabḥathūna ʿan dawrat miyāh. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. أَقْرَب — En yakın
    أَقْرَب aqrab En yakın

    أقرب متجر هناك بالأسفل. Aqrab matjar hunak bil-asfal. En yakın mağaza aşağıda.

  71. هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى...؟ — Bu ...-e gider mi?
    هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى...؟ hal yadhabu hadha ila...? Bu ...-e gider mi?

    هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى المطعم؟ hal yadhhabu hādhā ilā l-maṭʿam? Bu restorana gider mi?

  72. أَيُّ مَحَطَّةٍ لِـ — ... için hangi durak?
    أَيُّ مَحَطَّةٍ لِـ ayyu maḥaṭṭatin li-... ... için hangi durak?

    أي محطة لوسط المدينة؟ ayyu maḥaṭṭatin li-wasaṭi l-madīnah? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. مَحَطَّة — istasyon
    مَحَطَّة maḥaṭṭa istasyon

    ينتظرون في محطة القطار. yantaẓirūna fī maḥaṭṭat al-qiṭār. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. مَوْقِفُ حَافِلَات — otobüs durağı
    مَوْقِفُ حَافِلَات mawqif ḥāfilāt otobüs durağı

    موقف الحافلات قريب. mawqif al-ḥāfilāt qarīb. Otobüs durağı yakında.

  75. مَحَطَّةُ مِتْرُو — metro istasyonu
    مَحَطَّةُ مِتْرُو maḥaṭṭat mitrū metro istasyonu

    محطة المترو هذه مزدحمة جداً. maḥaṭṭat al-mitrū hadhihi muzdaḥima jiddan. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. فُنْدُق — otel
    فُنْدُق funduq otel

    يمكنك حجز فندق عبر الإنترنت. Yumkinuka ḥajz funduq ʿabra al-intarnit. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. صَيْدَلِيَّة — eczane
    صَيْدَلِيَّة ṣaydaliyya eczane

    يعمل مارك في الصيدلية. Ya'mal Mark fi as-saydaliyya. Mark eczanede çalışıyor.

  78. مَصْرِف — banka
    مَصْرِف maṣrif banka

    يذهب إلى المصرف. yadhhabu ila al-maṣrif. Bankaya gidiyor.

  79. دَوْرَةُ مِيَاه — tuvalet
    دَوْرَةُ مِيَاه dawrat miyāh tuvalet

    هذه دورة مياه نظيفة. Hādhihi dawrat miyāh naẓīfah. Bu temiz bir tuvalet.

  80. سُوبَر مَارْكِت — süpermarket
    سُوبَر مَارْكِت sūbar mārkit süpermarket

    نشتري الطعام من السوبر ماركت. nashtarī aṭ-ṭaʿāma min as-sūbar mārkit. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. مَطْعَم — restoran
    مَطْعَم maṭʿam restoran

    هم يُحِبُّون ذلك المطعم كثيراً. Hum yuḥibbūna dhālika l-maṭʿam kathīran. O restoranı çok seviyorlar.

  82. مَقْهَى — kafe
    مَقْهَى maqhā kafe

    تعمل جين في المقهى. Ta'mal Jane fi al-maqha. Jane kafede çalışıyor.

  83. مُنْتَزَه — park
    مُنْتَزَه muntazah park

    تحب المنتزه الأخضر. Tuḥibbu al-muntazah al-akhḍar. Yeşil parkı seviyor.

  84. مُسْتَشْفَى — hastane
    مُسْتَشْفَى mustashfā hastane

    المستشفى يساعد المرضى. Al-mustashfa yusa'id al-marda. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. مَطَار — havalimanı
    مَطَار maṭār havalimanı

    وَصَلْنَا إِلَى الْمَطَارِ. waṣalnā ilā al-maṭār Havalimanına vardık.

  86. مَلْعَب — stadyum
    مَلْعَب malʿab stadyum

    ذَهَبْنَا إِلَى الْمَلْعَبِ لِمُشَاهَدَةِ الْمُبَارَاةِ. dhahabnā ilā al-malʿabi li-mushāhadati al-mubārāh. Stadyuma gittik.

  87. مَصْنَع — fabrika
    مَصْنَع maṣnaʿ fabrika

    يُنْتِجُ هَذَا المَصْنَعُ المَلَابِسَ. yuntiju hādha al-maṣnaʿu al-malābis Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. جَامِعَة — üniversite
    جَامِعَة jāmiʿa üniversite

    هِيَ تَدْرُسُ بِالْجَامِعَةِ. hiya tadrusu bil-jāmiʿa O, üniversitede okuyor.

  89. كُلِّيَّة — üniversite
    كُلِّيَّة kulliyya üniversite

    هِيَ تَدْرُسُ بِالْكُلِّيَّةِ. hiya tadrusu bil-kulliyya O, üniversitede okuyor.

  90. نَادِي — kulüp
    نَادِي nādī kulüp

    انْضَمَمْنَا إِلَى النَّادِي الرِّيَاضِيِّ. inḍamamna ila an-nādi ar-riyāḍi Spor kulübüne katıldık.

  91. سِجْن — hapishane
    سِجْن sijn hapishane

    هَرَبَ المُجْرِمُ مِنَ السِّجْنِ. haraba al-mujrimu mina as-sijni Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. بُرْج — kule
    بُرْج burj kule

    أَرَى الْبُرْجَ الْعَالِيَ. ara al-burja al-'ali Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. مَرْكَز تَسَوُّق — alışveriş merkezi
    مَرْكَز تَسَوُّق markaz tasawwuq alışveriş merkezi

    اشتريتُ حذاءً من مَرْكَزِ التَّسَوُّق. Ishtaraytu ḥidāʾan min markazi at-tasawwuq. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. مَبْنَى البَلَدِيَّة — belediye binası
    مَبْنَى البَلَدِيَّة mabnā al-baladiyya belediye binası

    اِلْتَقَيْنَا بِمَبْنَى البَلَدِيَّة. iltaqaynā bi-mabnā al-baladiyya Belediye binasında buluştuk.

  95. مَرْكَزُ شُرْطَة — karakol
    مَرْكَزُ شُرْطَة markaz shurṭa karakol

    أَرَى مَرْكَزَ الشُّرْطَةِ. Arā markaza ash-shurṭati. Karakolu görüyorum.

  96. مَحَطَّةُ إِطْفَاء — itfaiye istasyonu
    مَحَطَّةُ إِطْفَاء maḥaṭṭat iṭfā' itfaiye istasyonu

    أَسْكُنُ بِالقُرْبِ مِنْ مَحَطَّةِ الإِطْفَاءِ. askunu bil-qurbi min maḥaṭṭat il-iṭfā' İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. اِنْعَطِف يَسَارًا — Sola dön
    اِنْعَطِف يَسَارًا in'atif yasaran Sola dön

    اِنْعَطِف يَسَارًا هُنَا. in'atif yasaran huna. Burada sola dön.

  98. اِنْعَطِف يَمِينًا — sağa dön
    اِنْعَطِف يَمِينًا in'atif yaminan sağa dön

    اِنْعَطِف يَمِينًا عِنْدَ التَّقَاطُعِ. in'atif yaminan 'inda at-taqatu'. Kavşakta sağa dön.

  99. اِذْهَبْ — Dümdüz git
    اِذْهَبْ idhab Dümdüz git

    اذهب إلى الأمام مباشرة إلى المدرسة. idhhab ila l-amam mubasharatan ila l-madrasa. Okula dümdüz git.

  100. قَرِيب — yakın
    قَرِيب qarīb yakın

    إنه قريب. Innahu qarīb. Yakın.

Kelime 401–500

  1. بَعِيد — Uzak.
    بَعِيد baʿīd Uzak.

    إنه بعيد. innahu ba'eed. Uzak.

  2. عَبْرَ الشَّارِع — caddenin karşısında
    عَبْرَ الشَّارِع ʿabra ash-shāriʿ caddenin karşısında

    هو يسكن في الجهة المقابلة من الشارع. huwa yaskunu fil-jihati l-muqābilati mina sh-shāriʿ. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. عِنْدَ الزَّاوِيَةِ — Köşede
    عِنْدَ الزَّاوِيَةِ ʿinda az-zāwiya Köşede

    هي تَنْتَظِرُ عند الزاوية. Hiya tantaziru 'inda az-zawiyah. Köşede bekliyor.

  4. إِشَارَةُ المُرُورِ — Trafik ışığında
    إِشَارَةُ المُرُورِ ishārat al-murūr Trafik ışığında

    تَوَقَّفْنَا عِنْدَ إِشَارَةِ المُرُورِ. Tawaqqafnā ʿinda ishārat al-murūr. Trafik ışığında durduk.

  5. تَقَاطُع — Kavşakta
    تَقَاطُع taqāṭuʿ Kavşakta

    البار عِنْدَ التَّقَاطُع. Al-bār ʿinda t-taqāṭuʿ. Bar kavşakta.

  6. مَمَرُّ مُشَاة — yaya geçidi
    مَمَرُّ مُشَاة mamarr mushāh yaya geçidi

    ممر المشاة ذلك آمن جداً. mamarru l-mushāti dhālika āminun jiddan. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. عَلَى بُعْدِ مَرْبَعٍ سَكَنِيٍّ وَاحِدٍ — Bir blok ötede
    عَلَى بُعْدِ مَرْبَعٍ سَكَنِيٍّ وَاحِدٍ ʿala buʿdi marbaʿin sakaniyyin waḥid Bir blok ötede

    المتحف على بعد مربع سكني واحد. al-matḥaf ʿalā buʿdi murabbaʿ sakaniyy wāḥid. Müze bir blok ötede.

  8. اتَّبِعْ — Tabelaları takip et
    اتَّبِعْ ittabiʿ Tabelaları takip et

    اتَّبِعِ الإشارات إلى الأمان. ittabiʿi l-ishārāt ilā l-amān. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. حَقِيبَة — valiz
    حَقِيبَة ḥaqībah valiz

    هل حَزَمْتَ حقيبتك بالفعل؟ Hal ḥazamta ḥaqībataka bil-fiʿl? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. مِغْنَاطِيس — mıknatıs
    مِغْنَاطِيس mighnāṭīs mıknatıs

    المِغْنَاطِيس الصغير هدية. al-mighnāṭīs aṣ-ṣaghīr hadiyyah. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. فُرْشَاةُ شَعْر — saç fırçası
    فُرْشَاةُ شَعْر furshāt shaʿr saç fırçası

    لا تستطيع العثور على فرشاة شعرها. lā tastaṭīʿu al-ʿuthūra ʿalā furshāti shaʿrihā. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. وِسَادَة — yastık
    وِسَادَة wisāda yastık

    هذه الوسادة ناعمة ودافئة. Hādhihi al-wisāda nāʿima wa-dāfiʾa. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. بَطَّانِيَّة — battaniye
    بَطَّانِيَّة baṭṭāniyya battaniye

    خذ بطانية إذا كنت تشعر بالبرد. Khudh baṭṭāniyya idhā kunta tashʿur bil-bard. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. مَرْتَبَة — yatak
    مَرْتَبَة martaba yatak

    مرتبتنا الجديدة مريحة جداً. Martabatuna al-jadida muriha jiddan. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. سِتَارَة — perde
    سِتَارَة sitāra perde

    من فضلك افتح الستارة، الجو مظلم. min faḍlak iftaḥ as-sitāra, al-jaww muẓlim. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. سَتَائِر شَرَائِحِيَّة — jaluzi
    سَتَائِر شَرَائِحِيَّة sata'ir shara'ihiyya jaluzi

    عَادَةً مَا أُغْلِقُ السَّتَائِرَ الشَّرَائِحِيَّةَ فِي اللَّيْلِ. 'adatan ma ughliqu as-sata'ir ash-shara'ihiyya fi al-layl. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. سِجَّادَة — halı
    سِجَّادَة sijjāda halı

    هناك غبار تحت السِّجَّادَة. Hunāka ghubār taḥta as-sijjādah. Halının altında toz var.

  18. مِزْهَرِيَّة — vazo
    مِزْهَرِيَّة mizhariyya vazo

    تبدو هذه المزهرية غالية. tabdū hādhihi l-mizhariyya ghāliya. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. مِكْنَسَة — süpürge
    مِكْنَسَة miknasa süpürge

    هل في هذه الشقة مِكْنَسَة؟ Hal fī hādhihi ash-shaqqa miknasa? Bu dairede süpürge var mı?

  20. وَرَقُ حَمَّام — tuvalet kağıdı
    وَرَقُ حَمَّام waraq hammām tuvalet kağıdı

    يا إلهي، لقد نَفِدَ ورق الحمام! Yā ilāhī, laqad nafida waraq al-ḥammām! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. صُوف — yün
    صُوف ṣūf yün

    لِلخَرُوفِ صُوفٌ كَثِيفٌ. lil-kharūfi ṣūfun kathīf. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. مَعْدِن — metal
    مَعْدِن maʿdin metal

    نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى خَشَبٍ وَمَعْدِن. naḥnu bi-ḥājatin ilā khashabin wa-maʿdin. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. بلاستيكيّ — plastik
    بلاستيكيّ blāstīkī plastik

    تغسل الوعاء البلاستيكيّ. taghsil al-wiʿā’ al-blāstīkī Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. جِلْد — deri
    جِلْد jild deri

    اشتريتُ حقيبةً جديدةً من الجلد. ishtaraytu ḥaqībatan jadīdatan min al-jild. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. قُطْن — pamuk
    قُطْن quṭn pamuk

    يَزْرَعُ الْمُزَارِعُ الْقُطْنَ. yazraʿu al-muzāriʿu al-quṭna. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. حَرِير — ipek
    حَرِير ḥarīr ipek

    هذا الْحَرِيرُ ناعمٌ جداً. hādhā al-ḥarīru nāʿimun jiddan. Bu ipek çok yumuşak.

  27. مَطَّاط — kauçuk
    مَطَّاط maṭṭāṭ kauçuk

    الكرة مصنوعة من المَطَّاط. al-kura maṣnūʿa min al-maṭṭāṭ. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. دَنِيم — kot
    دَنِيم danīm kot

    اشترى قماشَ دَنِيم سَمِيكًا. ishtarā qumāsha danīm samīkan. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. خَزَفِيّ — seramik
    خَزَفِيّ khazafiyy seramik

    غَسَلَتِ الوِعاءَ الخَزَفِيّ. ghasalat al-wiʿāʾ al-khazafiyy Seramik kaseyi yıkadı.

  30. رُخَام — mermer
    رُخَام rukhām mermer

    قَطَعُوا الرُّخَامَ الأَبْيَضَ. qaṭaʿū ar-rukhāma al-abyaḍ. Beyaz mermeri kestiler.

  31. طُوبَة — tuğla
    طُوبَة ṭūba tuğla

    يُمْسِكُ طُوبَةً حَمْرَاءَ. yumsiku ṭūbatan ḥamrā’ Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. فُولاذ — çelik
    فُولاذ fūlādh çelik

    يَصْنَعُونَ الأدَوَاتِ مِنَ الفُولاذِ. yaṣnaʿūna al-ʾadawāti mina al-fūlādh Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. خَلْفَ — arkasında
    خَلْفَ khalfa arkasında

    هو خَلْفَ ذلك المبنى. huwa khalfa dhalika l-mabna. O, şu binanın arkasında.

  34. أَمَامَ — önünde
    أَمَامَ amāma önünde

    هي أمامي. Hiya amāmī. O benim önümde.

  35. بَيْنَ — arasında
    بَيْنَ bayna arasında

    الحديقة بَيْنَ منزلين. al-ḥadīqa bayna manzilayn. Park iki evin arasında.

  36. بِجَانِبِ — yanında
    بِجَانِبِ bijānibi yanında

    ذلك المتجر بجانب بيتي. Dhalika l-matjaru bijanibi bayti. O mağaza evimin yanında.

  37. عَكْس — ters
    عَكْس ʿaks ters

    نذهب في الاتجاه المعاكس. nadhhab fi al-ittijah al-mu'akis. Ters yöne gidiyoruz.

  38. مُقَابِل — karşısında
    مُقَابِل muqābil karşısında

    نسكن مقابل المتجر. naskunu muqābila al-matjar. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. عَلَى مَقْرُبَة — hemen köşede
    عَلَى مَقْرُبَة ʿala maqrubah hemen köşede

    هي تسكن على مقربة الآن. Hiya taskun ʿalā maqruba al-ʾān. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. نَحْوَ — -e doğru
    نَحْوَ naḥwa -e doğru

    يمشي الأطفال نحو الشجرة الكبيرة. yamshi al-atfal nahwa ash-shajara al-kabira. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. المَاضِي — yanından
    المَاضِي al-māḍī yanından

    عليك أن تذهب بعد الجسر. 'alayka an tadhhaba ba'da al-jisr. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. فِي نِهَايَةِ الشَّارِعِ — sokağın sonunda
    فِي نِهَايَةِ الشَّارِعِ fī nihāyat ash-shāriʿ sokağın sonunda

    أسكن في نهاية الشارع. askun fī nihāyat ash-shāriʿ. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. عَلَى اليَسَار — solda
    عَلَى اليَسَار ʿala al-yasar solda

    تَرْكُنُ سيارتها عَلَى اليَسَار. tarkunu sayyāratahā ʿalā l-yasār. Solda park ediyor.

  44. عَلَى اليَمِين — sağda
    عَلَى اليَمِين ʿala al-yamīn sağda

    هم على اليمين. Hum ʿala al-yameen. Onlar sağda.

  45. فَوْقَ — üzerinde
    فَوْقَ fawqa üzerinde

    الشمس فوق الجبل. ash-shamsu fawqa al-jabal Güneş dağın üzerindedir.

  46. تَحْتَ — aşağısında
    تَحْتَ taḥta aşağısında

    القَرْيَةُ تَقَعُ تَحْتَ الجَبَلِ. al-qaryatu taqaʿu taḥta al-jabal Köy dağın aşağısında.

  47. فَوْق — en üstte
    فَوْق fawq en üstte

    الصندوق موجود في الأعلى. as-sandūq mawjūd fī al-a'lā. Kutu en üstte.

  48. قُرْبَ — yakınında
    قُرْبَ qurba yakınında

    أَسْكُنُ بِالْقُرْبِ مِنَ النَّهْرِ. askunu bil-qurbi min an-nahr. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. فِي المُنْتَصَفِ — ortasında
    فِي المُنْتَصَفِ fi al-muntasaf ortasında

    يَقِفُ فِي المُنْتَصَفِ. yaqifu fi al-muntasaf. Tam ortasında duruyor.

  50. دَاخِل — içinde
    دَاخِل dākhil içinde

    الكَلْبُ دَاخِلَ المَنْزِلِ. al-kalbu dākhila al-manzil. Köpek evin içinde.

  51. مَكَان — yer
    مَكَان makān yer

    وَجَدْنَا مَكَانًا آمِنًا. wajadnā makānan āminā Güvenli bir yer bulduk.

  52. مَتْجَر — mağaza
    مَتْجَر matjar mağaza

    نحن نشتري الطعام من الْمَتْجَرِ. naḥnu nashtarī aṭ-ṭaʿām min al-matjar Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. بَيْت — ev
    بَيْت bayt ev

    تعيش العائلة في ذلك البيتِ. Taʿīshu al-ʿāʾilatu fī dhālika al-bayti. Aile o evde yaşıyor.

  54. مَحَطَّةُ حَافِلَات — otogar
    مَحَطَّةُ حَافِلَات maḥaṭṭat ḥāfilāt otogar

    أَنْتَظِرُ بِمَحَطَّةِ الحَافِلَات. antaẓiru bi-maḥaṭṭat al-ḥāfilāt Otogarda bekliyorum.

  55. وَسَطُ المَدِينَة — şehir merkezi
    وَسَطُ المَدِينَة wasat al-madina şehir merkezi

    أَسْكُنُ بِالقُرْبِ مِنْ وَسَطِ المَدِينَةِ. askunu bil-qurbi min wasati l-madina Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. مَرْكَزُ تَسَوُّق — alışveriş merkezi
    مَرْكَزُ تَسَوُّق markaz tasawwuq alışveriş merkezi

    مَرْكَزُ التَّسَوُّقِ كَبِيرٌ جِدًّا. markazu at-tasawwuqi kabīrun jiddan. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. نَافُورَة — çeşme
    نَافُورَة nāfūra çeşme

    تلك النافورة بها ماء صافٍ جداً. Tilka an-nāfūra bihā mā' ṣāfin jiddan. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. دُوَّار — döner kavşak
    دُوَّار duwwār döner kavşak

    هذا الدوار يسهل حركة المرور. hādhā ad-dawwār yusahhil ḥarakat al-murūr. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. مُفْتَرَق — kavşak
    مُفْتَرَق muftaraq kavşak

    توقفنا عند مفترق الطرق. Tawaqqafnā ʿinda muftaraq aṭ-ṭuruq. Kavşakta durduk.

  60. جِسْر — köprü
    جِسْر jisr köprü

    يمشي الناس عبر الجسر. yamshī an-nās ʿabra al-jisr. İnsanlar köprüden yürür.

  61. نَفَق — tünel
    نَفَق nafaq tünel

    تسير السيارة عبر نفق. tasīru as-sayyāratu ʿabra nafaq. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. إِشَارَةُ قِف — dur tabelası
    إِشَارَةُ قِف ishāratu qif dur tabelası

    يجب عليك احترام إشارة قف. yajibu ʿalayka iḥtirām ishārat qif. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. جِسْر عُلْوِيّ — üst geçit
    جِسْر عُلْوِيّ jisr 'ulwi üst geçit

    بَنَوْا جِسْراً عُلْوِيّاً بالقرب من المنزل. Banaw jisran ʿulwiyyan bil-qurbi mina l-manzil. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. نَفَقٌ — alt geçit
    نَفَقٌ nafaq alt geçit

    سنمشي عبر النفق. sanamshī ʿabra an-nafaq. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. مَعْلَم — simgesel yapı
    مَعْلَم maʿlam simgesel yapı

    المَعْلَم قَرِيب مِن النَّهْر. al-maʿlam qarīb min an-nahr. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. إِشَارَةُ مُرُور — trafik işareti
    إِشَارَةُ مُرُور ishārat murūr trafik işareti

    إشارة المرور هذه تعني قف. ishārat al-murūr hādhihi taʿnī qif. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. تِمْثَال — heykel
    تِمْثَال timthāl heykel

    رأى التمثال الجميل. Ra'a at-timthal al-jamil. Güzel heykeli gördü.

  68. نُصُب تَذْكَارِيّ — anıt
    نُصُب تَذْكَارِيّ nuṣub tadhkāriyy anıt

    زاروا النصب التذكاري العالي. Zārū an-nuṣub at-tadhkāriyy al-ʿālī. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. شَمَال — kuzey
    شَمَال shamāl kuzey

    شمال هذه المدينة مثير للاهتمام. shamālu hadhihi l-madīnati muthīrun lil-ihtimām. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. جَنُوب — güney
    جَنُوب janūb güney

    الريح تأتي من الجنوب. ar-rīḥ taʾtī min al-janūb. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. شَرْق — doğu
    شَرْق sharq doğu

    الريح تأتي من الشرق. ar-rīḥ taʾtī min ash-sharq. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. غَرْب — batı
    غَرْب gharb batı

    تَغْرُبُ الشَّمْسُ فِي الْغَرْبِ. taghrubu ash-shamsu fil-gharb. Güneş batıda batar.

  73. شَمَال شَرْقِيّ — kuzeydoğu
    شَمَال شَرْقِيّ shamāl sharqī kuzeydoğu

    يسكن بن في منطقة الشمال الشرقي. Yaskun Bin fī minṭaqat ash-shamāl ash-sharqiyy. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. شَمَال غَرْبِيّ — kuzeybatı
    شَمَال غَرْبِيّ shamāl gharbī kuzeybatı

    تلك الولاية في الشمال الغربي. tilka al-wilāya fī ash-shamāl al-gharbiyy. O eyalet kuzeybatıda.

  75. جَنُوب شَرْق — güneydoğu
    جَنُوب شَرْق janūb sharq güneydoğu

    يعيش في منطقة الجنوب الشرقي. yaʿīshu fī minṭaqat al-janūb ash-sharqī. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. جَنُوب غَرْبِيّ — güneybatı
    جَنُوب غَرْبِيّ janūb gharbī güneybatı

    قادوا إلى الجنوب الغربي. Qādū ilā al-janūb al-gharbī. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. دَوَرَانٌ لِلْخَلْف — U dönüşü
    دَوَرَانٌ لِلْخَلْف dawaran lil-khalf U dönüşü

    هذا دوران للخلف. Hādhā dawarān lil-khalf. Bu bir U dönüşü.

  78. طَرِيق مَسْدُود — çıkmaz sokak
    طَرِيق مَسْدُود ṭarīq masdūd çıkmaz sokak

    ذلك الشارع طريق مسدود. dhālika ash-shāriʿu ṭarīq masdūd. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. سُلَّمٌ مُتَحَرِّكٌ — yürüyen merdiven
    سُلَّمٌ مُتَحَرِّكٌ sullam mutaḥarrik yürüyen merdiven

    يأخذك السلم المتحرك إلى الطابق العلوي. ya'khudhuka as-sullam al-mutaḥarrik ilā aṭ-ṭābiq al-ʿulwī. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. مُنْحَدَر — rampa
    مُنْحَدَر munḥadar rampa

    تحتاج الكراسي المتحركة إلى مُنْحَدَرَات. taḥtāj al-karāsī al-mutaḥarrika ilā munḥadarāt. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. طَقْس — hava
    طَقْس ṭaqs hava

    الطقس لطيف اليوم. aṭ-ṭaqs laṭīf al-yawm. Bugün hava güzel.

  82. مُشْمِس — güneşli
    مُشْمِس mushmis güneşli

    يُحب يوماً مشمساً. yuḥibbu yawman mushmisan. Güneşli bir günü sever.

  83. غَائِم — bulutlu
    غَائِم ghā'im bulutlu

    يتوقعون أن يكون بعد الظهر غائماً. Yatawaqqa'ūna an yakūna ba'da aẓ-ẓuhri ghā'iman. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. مُمْطِر — yağmurlu
    مُمْطِر mumṭir yağmurlu

    قد يكون اليوم الممطر مريحاً. Qad yakūn al-yawm al-mumṭir murīḥan. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. عَاصِف — rüzgarlı
    عَاصِف ʿāṣif rüzgarlı

    الجو عاصف في الخارج. al-jaww ʿāṣif fil-khārij. Dışarısı rüzgarlı.

  86. سَاخِن — sıcak
    سَاخِن sākhin sıcak

    هذا الشاي سَاخِن جداً. hādhā ash-shāy sākhin jiddan. Bu çay çok sıcak.

  87. بَارِد — soğuk
    بَارِد bārid soğuk

    تَهُبّ الرياح الباردة في الشتاء. Tahubbu ar-riyāḥ al-bāridah fī ash-shitā'. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. دَافِئ — ılık
    دَافِئ dāfiʾ ılık

    كان الجو دَافِئاً على الشاطئ اليوم. Kāna al-jawwu dāfiʾan ʿalā ash-shāṭiʾ al-yawm. Bugün plaj ılıktı.

  89. رَبِيع — ilkbahar
    رَبِيع rabīʿ ilkbahar

    تحب الأزهار الربيع. Tuḥibb al-ʾazhār ar-rabīʿ. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. صَيْف — yaz
    صَيْف ṣayf yaz

    الصَّيْف فصل حار جداً. aṣ-ṣayf faṣl ḥārr jiddan. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. خَرِيف — sonbahar
    خَرِيف kharīf sonbahar

    الخريف هو فصلي المفضل. al-kharīf huwa faṣlī al-mufaḍḍal. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. شِتَاء — kış
    شِتَاء shitaa' kış

    قد يكون الشتاء بارداً جداً هنا. Qad yakūn ash-shitā' bāridan jiddan hunā. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. شَمْس — güneş
    شَمْس shams güneş

    تُشْرِقُ الشَّمْسُ فِي السَّمَاءِ. tushriqu ash-shamsu fis-samāʾ Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. قَمَر — ay
    قَمَر qamar ay

    أَرَى الْقَمَرَ الْمُنِيرَ. ara al-qamara al-muneer Parlak ayı görüyorum.

  95. نَجْم — yıldız
    نَجْم najm yıldız

    أرى نَجْمًا ساطعًا. Arā najman sāṭiʿan. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. سَمَاء — gökyüzü
    سَمَاء samāʾ gökyüzü

    تُحَلِّقُ الطُّيُورُ فِي السَّمَاءِ. tuḥalliquṭ-ṭuyūru fis-samāʾi Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. سَحَابَة — bulut
    سَحَابَة saḥāba bulut

    سَحَابَةٌ مُظْلِمَةٌ تُخْفِي الشَّمْسَ. saḥābatun muẓlima tukhfī ash-shams Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. مَطَر — yağmur
    مَطَر maṭar yağmur

    يَنْزِلُ الْمَطَرُ مِنَ السَّمَاءِ. yanzilu al-maṭaru min as-samā' Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. رِيح — rüzgar
    رِيح rīḥ rüzgar

    نَشْعُرُ بالرِّيحِ البَارِدَةِ. nashʿuru bir-rīḥi l-bāridah Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. عَاصِفَة — fırtına
    عَاصِفَة ʿāṣifa fırtına

    كَسَرَتِ الْعَاصِفَةُ الْقَوِيَّةُ الْأَشْجَارَ. kasarat al-ʿāṣifatu al-qawiyyatu al-ashjār Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kelime 501–600

  1. قَوْسُ قُزَح — gökkuşağı
    قَوْسُ قُزَح qaws quzaḥ gökkuşağı

    أرى قوس قزح في السماء. Arā qaws quzaḥ fis-samā’. Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum.

  2. ظِلّ — gölge
    ظِلّ ẓill gölge

    أَرى ظِلًّا مُظلِمًا. Arā ẓillan muẓliman. Karanlık bir gölge görüyorum.

  3. غُرُوب — gün batımı
    غُرُوب ghurūb gün batımı

    شاهدنا الغروب الجميل. shāhadnā al-ghurūb al-jamīl Güzel gün batımını izledik.

  4. رَعْد — gök gürültüsü
    رَعْد raʿd gök gürültüsü

    سَمِعْنَا الرَّعْدَ القَوِيَّ. samiʿnā ar-raʿda al-qawī Şiddetli gök gürültüsünü duyduk.

  5. مِظَلَّة — şemsiye
    مِظَلَّة miẓalla şemsiye

    لديها مِظَلَّة حمراء. Ladayhā miẓallah ḥamrā'. Onun kırmızı bir şemsiyesi var.

  6. مِعْطَفُ مَطَر — yağmurluk
    مِعْطَفُ مَطَر miʿṭaf maṭar yağmurluk

    معطف المطر هذا يبقيني دافئاً. Miʿṭafu l-maṭari hādhā yubqīnī dāfiʾan. Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor.

  7. تَنَبُّؤ — tahmin
    تَنَبُّؤ tanabbu' tahmin

    أُشَاهِدُ تنبؤات الطقس كل يوم. ushaahidu tanabbu'aati t-taqsi kulla yawm. Her gün hava tahminini izliyorum.

  8. ظِلّ — gölge
    ظِلّ ẓill gölge

    نحتاج إلى الظل في يوم حار. naḥtāju ilā aẓ-ẓill fī yawm ḥārr. Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var.

  9. عَاصِفَة رَعْدِيَّة — gök gürültülü fırtına
    عَاصِفَة رَعْدِيَّة ʿāṣifa raʿdiyya gök gürültülü fırtına

    تجلب عاصفة رعدية أمطاراً غزيرة. Tajlib ʿāṣifah raʿdiyyah amṭāran ghazīrah. Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir.

  10. بَرْق — şimşek
    بَرْق barq şimşek

    رأى برقاً ساطعاً الليلة الماضية. Ra'a barqan satiʿan al-laylata al-madiya. Dün gece parlak bir şimşek gördü.

  11. ضَبَاب — sis
    ضَبَاب ḍabāb sis

    قادوا عبر ضباب كثيف. Qādū ʿabra ḍabāb kathīf. Yoğun siste araba sürdüler.

  12. ثَلْج — kar
    ثَلْج thalj kar

    هذا ثلج أبيض جديد. Hadha thalj abyad jadid. Bu taze, beyaz kar.

  13. ثَلْج — buz
    ثَلْج thalj buz

    نضع الثلج في مشروباتنا. Naḍaʿu ath-thalja fī mashrūbātinā. İçeceklerimize buz koyarız.

  14. بَرَد — dolu
    بَرَد barad dolu

    هناك الكثير من البَرَد في الخارج. Hunaak al-kathiir min al-barad fil-khaarij. Dışarıda çok fazla dolu var.

  15. زَلِق — kaygan
    زَلِق zaliq kaygan

    سَقَطَتْ على الجليد الزَّلِق. Saqaṭat ʿalā al-jalīd az-zaliq. Kaygan buzda düştü.

  16. دَرَجَةُ الحَرَارَة — sıcaklık
    دَرَجَةُ الحَرَارَة darajat al-ḥarāra sıcaklık

    يَقيسون درجة الحرارة يومياً. Yaqīsūna darajat al-ḥarāra yawmiyyan. Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar.

  17. غَابَة — orman
    غَابَة ghāba orman

    الغابة مليئة بالأشجار. al-ghāba malī'a bil-ashjār. Orman ağaçlarla doludur.

  18. نَهْر — nehir
    نَهْر nahr nehir

    مياه النهر باردة وصافية. miyah an-nahr barida wa-safiya. Nehrin serin, berrak bir suyu var.

  19. بُحَيْرَة — göl
    بُحَيْرَة buḥayrah göl

    تَسْبَحُ في البُحَيْرَة العَمِيقَة. Tasbaḥu fi al-buḥayrati al-ʿamīqa. O derin gölde yüzüyor.

  20. جَبَل — dağ
    جَبَل jabal dağ

    تَسَلَّقوا الجبل العالي. Tasallaqu al-jabal al-ʿali. Yüksek dağa tırmandılar.

  21. طَبِيعَة — doğa
    طَبِيعَة ṭabīʿa doğa

    يُحِبُّ بيتر الطبيعة. Yuḥibbu Bītar aṭ-ṭabīʿa. Peter doğayı seviyor.

  22. شَاطِئ — sahil
    شَاطِئ shāṭiʾ sahil

    هذا ساحل جميل. hādhā sāḥil jamīl. Bu güzel bir sahil.

  23. جَزِيرَة — ada
    جَزِيرَة jazīrah ada

    يعيش على جزيرة صغيرة. yaʿīshu ʿalā jazīrah ṣaghīrah. Küçük bir adada yaşıyor.

  24. صَحْرَاء — çöl
    صَحْرَاء ṣaḥrā' çöl

    الصحراء مكان جاف جداً. aṣ-ṣaḥrāʾ makān jāff jiddan. Çöl çok kuru bir yerdir.

  25. وَادِي — vadi
    وَادِي wādī vadi

    الوادي أخضر وواسع. al-wādī 'akhḍar wa-wāsi'. Vadi yeşil ve geniş.

  26. شَلَّال — şelale
    شَلَّال shallāl şelale

    رأوا شلالاً جميلاً. Ra'aw shallālan jamīlan. Güzel bir şelale gördüler.

  27. جُرُف — uçurum
    جُرُف juruf uçurum

    ذلك الجرف مرتفع جداً. thalika al-jurfu murtafi'un jiddan. O uçurum çok yüksek.

  28. مَرْج — çayır
    مَرْج marj çayır

    تحب المشي في المروج. Tuḥibbu al-mashya fī al-murūj. Çayırlarda yürümeyi sever.

  29. شَجَرَة — ağaç
    شَجَرَة shajara ağaç

    يَنَامُ الكَلْبُ تَحْتَ الشَّجَرَةِ. yanāmu al-kalbu taḥta ash-shajara. Köpek ağacın altında uyuyor.

  30. زَهْرَة — çiçek
    زَهْرَة zahra çiçek

    الزهرة الحمراء جميلة. az-zahra al-ḥamrā' jamīla. Kırmızı çiçek çok güzel.

  31. وَرَقَة — yaprak
    وَرَقَة waraqah yaprak

    سَقَطَتْ وَرَقَةٌ مِنَ الشَّجَرَةِ. saqaṭat waraqatun min ash-shajarah Ağaçtan bir yaprak düştü.

  32. عُشْب — ot
    عُشْب ʿushb ot

    تَأْكُلُ الْبَقَرَةُ الْعُشْبَ. ta'kulu l-baqaratu l-ʿushba. İnek otu yiyor.

  33. نَبَات — bitki
    نَبَات nabāt bitki

    النَّبَاتُ لَهُ أَوْرَاقٌ خَضْرَاءُ. an-nabātu lahu awrāqun khaḍrā’ Bitkinin yeşil yaprakları var.

  34. صَخْرَة — kaya
    صَخْرَة ṣakhra kaya

    رَفَعَ الرَّجُلُ الصَّخْرَةَ الثَّقِيلَةَ. rafaʿa ar-rajulu aṣ-ṣakhrata ath-thaqīla. Adam ağır kayayı kaldırdı.

  35. حَجَر — taş
    حَجَر ḥajar taş

    وَجَدْتُ حَجَرًا ثَقِيلًا. wajadtu ḥajaran thaqīlan. Ağır bir taş buldum.

  36. غُصْن — dal
    غُصْن ghuṣn dal

    يَجْلِسُ الطَّائِرُ عَلَى الْغُصْنِ. yajlisu aṭ-ṭā'iru ‘ala l-ghuṣni Kuş dalda oturuyor.

  37. جِذْر — kök
    جِذْر jidhr kök

    لِهَذِهِ النَّبْتَةِ جِذْرٌ طَوِيلٌ. li-hadhihi an-nabtati jidhrun tawil. Bu bitkinin uzun bir kökü var.

  38. بِذْرَة — tohum
    بِذْرَة bidhrah tohum

    يَزرَعُ الفَلّاحُ البِذْرَةَ في التُّربة. yazraʿu al-fallāḥu al-bidhrata fi-t-turbah Çiftçi tohumu ekiyor.

  39. شُجَيْرَة — çalı
    شُجَيْرَة shujayrah çalı

    الطائر يختبئ في الشُجَيْرَة. at-ta'ir yakhtabi' fi ash-shujayrah Kuş, çalının içinde gizleniyor.

  40. خَشَب — odun
    خَشَب khashab odun

    أحتاجُ إلى خشبًا من أجلِ النار. aḥtāju ilā khashaban min ajli an-nār. Ateş için odun lazım.

  41. عَالَم — dünya
    عَالَم ʿālam dünya

    الْعَالَمُ كَبِيرٌ جِدًّا. al-ʿālamu kabīrun jiddan. Dünya çok büyüktür.

  42. مَدِينَة — şehir
    مَدِينَة madīnah şehir

    يَعِيشُ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ فِي الْمَدِينَةِ. yaʿīshu kathīrun min an-nāsi fī al-madīnah. Pek çok insan şehirde yaşıyor.

  43. بَلَد — ülke
    بَلَد balad ülke

    هو يعيش في بَلَدٍ آخَر. huwa yaʿīsh fī baladin ākhar O, başka bir ülkede yaşıyor.

  44. بَلْدَة — kasaba
    بَلْدَة balda kasaba

    نَحْنُ نَعِيشُ فِي بَلْدَةٍ صَغِيرَةٍ. naḥnu naʿīshu fī baldatin ṣaghīra. Küçük bir kasabada yaşıyoruz.

  45. طَرِيق — yol
    طَرِيق ṭarīq yol

    هذا الطَّرِيقُ طَوِيلٌ جِدًّا. Hādha aṭ-ṭarīqu ṭawīlun jiddan. Bu yol çok uzun.

  46. تَلّ — tepe
    تَلّ tall tepe

    يَقَعُ المَنْزِلُ عَلَى التَّلِّ. yaqaʿu al-manzilu ʿala at-talli. Ev tepede.

  47. أَرْض — kara
    أَرْض arḍ kara

    رأى البحارة الأرض. Ra'ā al-baḥḥāratu al-arḍ. Denizciler karayı gördü.

  48. هَوَاء — hava
    هَوَاء hawā' hava

    أَتَنَفَّسُ الْهَوَاءَ النَّقِيَّ. atanaffasu l-hawā’a n-naqiyy. Temiz havayı içime çekiyorum.

  49. مُحِيط — okyanus
    مُحِيط muḥīṭ okyanus

    تَعِيشُ الْأَسْمَاكُ فِي الْمُحِيطِ. taʿīshu al-asmāku fī al-muḥīṭ. Balıklar okyanusta yaşar.

  50. أَرْض — yer
    أَرْض arḍ yer

    يَجْلِسُ الرَّجُلُ عَلَى الْأَرْضِ. yajlisu ar-rajulu ‘ala al-arḍ Adam yerde oturuyor.

  51. إِقْلِيم — bölge
    إِقْلِيم iqlim bölge

    نَحْنُ نَعِيشُ فِي إِقْلِيمٍ بَارِدٍ. nahnu na'ishu fi iqlimin barid. Soğuk bir bölgede yaşıyoruz.

  52. مِنْطَقَة — alan
    مِنْطَقَة minṭaqa alan

    يَعِيشُ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ. yaʿīshu kathīrun min an-nās fī hādhihi al-minṭaqa. Bu alanda birçok insan yaşıyor.

  53. شَاطِئ — plaj
    شَاطِئ shāṭiʾ plaj

    أحب الشاطئ. uḥibbu ash-shāṭiʾ. Plajı seviyorum.

  54. بَحْر — deniz
    بَحْر baḥr deniz

    البحر أزرق. al-baḥr azraq. Deniz mavi.

  55. مَوْجَة — dalga
    مَوْجَة mawja dalga

    يشاهدون أمواج المحيط. Yushāhidūna amwāja al-muḥīṭ. Okyanus dalgalarını izliyorlar.

  56. رَمْل — kum
    رَمْل raml kum

    تُحِبُّ الرمل الدافئ الناعم. tuḥibbu ar-ramla ad-dāfi'a an-nā'im. Sıcak, yumuşak kumu sever.

  57. وَاقِي شَمْس — güneş kremi
    وَاقِي شَمْس wāqī shams güneş kremi

    أستخدم واقي الشمس في الأيام المشمسة. astakhdim waaqi ash-shams fil-ayyaam al-mushmisa. Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım.

  58. مِظَلَّةُ شَاطِئ — plaj şemsiyesi
    مِظَلَّةُ شَاطِئ miẓallat shāṭiʾ plaj şemsiyesi

    مِظَلَّةُ الشَّاطِئِ تِلْكَ مُلَوَّنَةٌ. miẓallatu ash-shāṭiʾi tilka mulawwanah. Şu plaj şemsiyesi renkli.

  59. شِبْشِب — parmak arası terlik
    شِبْشِب shibshib parmak arası terlik

    هذا الشِّبْشِب مريح. hādha ash-shibshib murīḥ. Bu parmak arası terlikler rahat.

  60. مَايُوه — mayo
    مَايُوه māyūh mayo

    لَدَيْهَا مَايُوه جَدِيد. ladayha mayoh jadid. Onun yeni bir mayosu var.

  61. سِرْوَالُ سِبَاحَة — deniz şortu
    سِرْوَالُ سِبَاحَة sirwāl sibāḥa deniz şortu

    لا تنسَ سروال السباحة. Lā tansa sirwāla s-sibāḥa. Deniz şortunu unutma.

  62. مُنْقِذ — cankurtaran
    مُنْقِذ munqidh cankurtaran

    يُحافِظ المُنْقِذ على سلامة السباحين. yuḥāfiẓ al-munqidh ʿalā salāmat as-sabbāḥīn. Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar.

  63. مَدّ — yüksek gelgit
    مَدّ madd yüksek gelgit

    المَدّ رطب جداً. al-maddu ratbun jiddan. Yüksek gelgit çok ıslaktır.

  64. حَرْقُ شَمْس — güneş yanığı
    حَرْقُ شَمْس ḥarqu shams güneş yanığı

    يبدو حرق الشمس ذاك مؤلماً جداً. yabdu ḥarqu sh-shamsi dhāka mu'liman jiddan. O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor.

  65. تَذْكِرَة — bilet
    تَذْكِرَة tadhkira bilet

    لديها تذكرة قطار. Ladayhā tadhkirat qiṭār. Onun bir tren bileti var.

  66. أَمْتِعَة — bagaj
    أَمْتِعَة amti'a bagaj

    أين نضع أمتعتنا؟ Ayna naḍaʿu amtiʿatanaa? Bagajlarımızı nereye koyuyoruz?

  67. آلَةُ تَذَاكِر — bilet makinesi
    آلَةُ تَذَاكِر aalat tadhaakir bilet makinesi

    سأشتريها من آلة التذاكر. sa'ashtarīhā min ālat at-tadhākir. Onu bilet makinesinden alacağım.

  68. رَصِيف — peron
    رَصِيف raṣīf peron

    ذلك رصيف القطار. dhalika raṣīf al-qiṭār. O, tren peronu.

  69. جَدْوَل مَوَاعِيد — tarife
    جَدْوَل مَوَاعِيد jadwal mawāʿīd tarife

    تَقْرَأ جَدْوَل الْمَوَاعِيد. Taqra' jadwal al-mawaa'eed. O, tarifeyi okuyor.

  70. حَافِلَة — otobüs
    حَافِلَة ḥāfila otobüs

    هل ننتظر حافلة؟ Hal nantaẓir ḥāfila? Otobüs mü bekliyoruz?

  71. قِطَار — tren
    قِطَار qiṭār tren

    القطار حديث جداً. Al-qiṭār ḥadīth jiddan. Tren çok modern.

  72. تِرَام — tramvay
    تِرَام Tirām tramvay

    أسرع طريقة هي بالترام. asraʿ ṭarīqa hiya bi-t-tirām. En hızlı yol tramvayla.

  73. تَاكْسِي — taksi
    تَاكْسِي tāksī taksi

    كم أجرة التاكسي؟ Kam ujrat at-tāksī? Taksi ne kadar tutuyor?

  74. في الوَقْتِ المُحَدَّد — zamanında
    في الوَقْتِ المُحَدَّد fi al-waqt al-muḥaddad zamanında

    من المهم الوصول في الوقت المحدد. Min al-muhimm al-wuṣūl fil-waqt al-muḥaddad. Zamanında varmak önemlidir.

  75. أَخَّرَ — rötarlı
    أَخَّرَ akh-khara rötarlı

    كانت تلك الرحلة متأخرة. Kānat tilka ar-riḥla muta'akhkhira. O uçuş rötarlıydı.

  76. مِتْرُو — metro
    مِتْرُو mitrū metro

    يسير المترو تحت الأرض. Yasīru al-mitrū taḥta al-arḍ. Metro yer altından gider.

  77. سَيَّارَة — araba
    سَيَّارَة sayyāra araba

    اشْتَرَى سَيَّارَةً جَدِيدَةً. ishtara sayyāratan jadīda. Yeni bir araba satın aldı.

  78. شَاحِنَة — kamyon
    شَاحِنَة shāḥina kamyon

    يَقودُ الرَّجُلُ شاحنةً كَبيرةً. yaqūdu ar-rajulu shāḥinatan kabīra Adam büyük bir kamyon sürüyor.

  79. دَرَّاجَة — bisiklet
    دَرَّاجَة darraaja bisiklet

    أَرْكَبُ دَرَّاجَتِي إِلَى المَدْرَسَةِ. arkabu darraajatii ilal-madrasa. Okula bisikletimle gidiyorum.

  80. جَرَّار — traktör
    جَرَّار jarrār traktör

    يَقودُ المزارعُ جَرَّارًا كَبيرًا. yaqūdu al-muzāriʿu jarrāran kabīran. Çiftçi büyük bir traktör sürüyor.

  81. دَرَّاجَة نَارِيَّة — motosiklet
    دَرَّاجَة نَارِيَّة darraaja naariyya motosiklet

    يَرْكَبُ دَرَّاجَةً نَارِيَّةً سَرِيعَةً. yarkabu darraajatan naariyyatan sarii'atan O, hızlı bir motosiklet kullanıyor.

  82. سْكُوتَر — scooter
    سْكُوتَر skūtar scooter

    يَرْكَبُ الطِّفْلُ سْكُوتَر. yarkabu t-ṭiflu skūtar. Çocuk scooter'a biniyor.

  83. فَان — minibüs
    فَان fān minibüs

    هُوَ يَقُودُ فَانًا كَبِيرًا. huwa yaqūdu fānan kabīran O, büyük bir minibüs kullanıyor.

  84. سَائِق — şoför
    سَائِق sā'iq şoför

    أوقف السَّائِقُ السيارة. awqafa as-sā'iqu as-sayyārah Şoför arabayı durdurdu.

  85. حَرَكَةُ المُرُور — trafik
    حَرَكَةُ المُرُور ḥarakat al-murūr trafik

    حركة المرور بطيئة جداً اليوم. ḥarakat al-murūr baṭī'a jiddan al-yawm Bugün trafik çok yavaş.

  86. عَجَلَة — tekerlek
    عَجَلَة ʿajala tekerlek

    أصلحَ الْعَجَلَةَ المكسورة. Aṣlaḥa al-ʿajala al-maksūra. Kırık tekerleği tamir etti.

  87. مَوْقِف — otopark
    مَوْقِف mawqif otopark

    وَجَدْنَا مَوْقِفًا لِلسَّيَّارَةِ. wajadna mawqifan lis-sayyarah. Bir otopark yeri bulduk.

  88. مَقْطُورَة — römork
    مَقْطُورَة maqṭūra römork

    تَسْحَبُ الشَّاحِنَةُ الْمَقْطُورَةَ. tasḥabu ash-shāḥinatu al-maqṭūra. Kamyon römorku çekiyor.

  89. طَائِرَة — uçak
    طَائِرَة ṭāʾirah uçak

    تهبط الطائرة في المطار. Tahbiṭu aṭ-ṭāʾirah fil-maṭār. Uçak havaalanına iniş yapıyor.

  90. قَارِب — tekne
    قَارِب qārib tekne

    أَرَى قَارِبًا صَغِيرًا. arā qāriban ṣaghīran. Küçük bir tekne görüyorum.

  91. سَفِينَة — gemi
    سَفِينَة safīnah gemi

    تَعْبُرُ السَّفِينَةُ الكَبِيرَةُ المُحِيطَ. taʿburu as-safīnatu al-kabīratu al-muḥīṭ. Büyük gemi okyanusu geçiyor.

  92. مِرْوَحِيَّة — helikopter
    مِرْوَحِيَّة mirwaḥiyya helikopter

    تُحَلِّقُ الْمِرْوَحِيَّةُ فِي السَّمَاءِ. tuḥalliqu l-mirwaḥiyyatu fis-samā’ Helikopter gökyüzünde uçuyor.

  93. صَارُوخ — roket
    صَارُوخ ṣārūkh roket

    يَنْطَلِقُ الصَّارُوخُ إِلَى السَّمَاءِ. yanṭaliqu ṣ-ṣārūkhu 'ila s-samā' Roket gökyüzüne doğru uçuyor.

  94. مَرْكَبَةُ فَضَاء — uzay gemisi
    مَرْكَبَةُ فَضَاء markabat faḍāʾ uzay gemisi

    هَبَطَتِ الْمَرْكَبَةُ الْفَضَائِيَّةُ عَلَى سَطْحِ الْقَمَرِ. habaṭat al-markaba al-faḍāʾiyya ʿalā saṭḥ al-qamar. Uzay gemisi aya iniş yaptı.

  95. سَيَّارَةُ إِطْفَاء — itfaiye aracı
    سَيَّارَةُ إِطْفَاء sayyārat iṭfāʾ itfaiye aracı

    تَحْمِلُ سَيَّارَةُ الإِطْفَاءِ المَاءَ. taḥmilu sayyāratu l-iṭfāʾi l-māʾ. İtfaiye aracı su taşır.

  96. طَائِرَة نَفَّاثَة — jet
    طَائِرَة نَفَّاثَة ṭā'ira naffātha jet

    تُحَلِّقُ الطائرةُ النفاثةُ بسرعةٍ كبيرةٍ جداً. tuḥalliqu aṭ-ṭā'iratu an-naffāthatu bi-surʿatin kabīratin jiddan Jet çok hızlı uçar.

  97. قَارِبُ الكَايَاك — kayak
    قَارِبُ الكَايَاك qārib al-kāyāk kayak

    تَجْلِسُ هِيَ بِقَارِبِ الكَايَاك. tajlisu hiya bi-qārib al-kāyāk. O, kayakta oturuyor.

  98. طَوْف — sal
    طَوْف ṭawf sal

    بَنَيْنَا طَوْفاً خَشَبِيّاً. banaynā ṭawfan khashabiyyan Tahtadan bir sal yaptık.

  99. زَوْرَق — kano
    زَوْرَق zawraq kano

    يُجَدِّفُ بِالزَّوْرَقِ الصَّغِيرِ. yujaddifu biz-zawraqi s-saghir Küçük kanoyu kürekle sürüyor.

  100. قَارِبٌ شِرَاعِيّ — yelkenli
    قَارِبٌ شِرَاعِيّ qarib shira'i yelkenli

    الرِيحُ تُحَرِّكُ القارب الشراعي. ar-rihu tuharriku al-qarib ash-shira'i Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor.

Kelime 601–700

  1. سِعْر — fiyat
    سِعْر siʿr fiyat

    هل ترى السعر؟ Hal tarā as-siʿr? Fiyatı görüyor musun?

  2. رَخِيص — ucuz
    رَخِيص rakhīṣ ucuz

    اشترى أحذية رخيصة. ishtarā aḥdhiya rakhīṣa. Ucuz ayakkabı aldı.

  3. غَالٍ — pahalı
    غَالٍ ghālin pahalı

    تبدو تلك السيارة غالية. Tabdū tilka as-sayyāratu ghāliyah. O araba pahalı görünüyor.

  4. نَقْد — nakit
    نَقْد naqd nakit

    أعتقد أنها بحاجة إلى بعض النقد. aʿtaqidu annahā bi-ḥājatin ilā baʿḍ an-naqd. Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var.

  5. بِطَاقَةُ اِئْتِمَان — kredi kartı
    بِطَاقَةُ اِئْتِمَان biṭāqat i'timān kredi kartı

    يمكنني الدفع ببطاقة الائتمان الخاصة بي. yumkinunī ad-dafʿu bi-biṭāqati al-iʾtimāni al-khāṣṣati bī. Kredi kartımla ödeyebilirim.

  6. إِيصَال — fiş
    إِيصَال īṣāl fiş

    هل يمكنني الحصول على الإيصال من فضلك؟ hal yumkinunī al-ḥuṣūl ʿalā al-iyṣāl min faḍlik? Fişi alabilir miyim lütfen?

  7. فَاتُورَة — hesap
    فَاتُورَة fātūra hesap

    مَنْ سَيَدْفَعُ الفاتورة؟ man sayadfaʿu al-fātūra? Hesabı kim ödeyecek?

  8. غَيَّرَ — para üstü
    غَيَّرَ ghayyara para üstü

    دَفَعْتُ وَأَخَذْتُ البَاقِي. dafaʿtu wa-'akhadhtu al-bāqī. Ödedim ve para üstü aldım.

  9. عُمْلَة مَعْدَنِيَّة — madeni para
    عُمْلَة مَعْدَنِيَّة ʿumla maʿdaniyya madeni para

    لَدَيَّ بِضْعُ عُمُلات مَعْدَنِيَّة. Ladayya biḍʿu ʿumlātin maʿdaniyyah. Birkaç tane madeni param var.

  10. وَرَقَة نَقْدِيَّة — banknot
    وَرَقَة نَقْدِيَّة waraqa naqdiyya banknot

    ما نوع هذه الورقة النقدية؟ Ma nawʿu hadhihi al-waraqa an-naqdiyya? O ne tür bir banknot?

  11. بِكَمْ هَذَا؟ — Bu ne kadar?
    بِكَمْ هَذَا؟ bikam hādha? Bu ne kadar?

    بِكَمْ هَذَا؟ bikam hādha? Bu ne kadar?

  12. بِالْبِطَاقَةِ — Kartla ödeyebilir miyim?
    بِالْبِطَاقَةِ bil-biṭāqa Kartla ödeyebilir miyim?

    هَلْ يُمْكِنُنِي الدَّفْعُ بِالْبِطَاقَةِ؟ hal yumkinunī ad-dafʿu bil-biṭāqa? Kartla ödeyebilir miyim?

  13. عُمْلَة — para birimi
    عُمْلَة ʿumla para birimi

    تلك العملة قوية جداً. Tilka al-ʿumla qawiyya jiddan. O para birimi çok güçlü.

  14. سِعْرُ الصَّرْف — döviz kuru
    سِعْرُ الصَّرْف siʿr as-sarf döviz kuru

    سعر الصرف هذا فظيع. siʿr aṣ-ṣarf hādhā faẓīʿ. Bu döviz kuru berbat.

  15. مَكْتَبُ صَيْرَفَة — döviz bürosu
    مَكْتَبُ صَيْرَفَة maktab ṣayrafa döviz bürosu

    نَحْتَاجُ إِلَى مَكْتَب صَيْرَفَة. Naḥtāju 'ilā maktab ṣayrafa. Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var.

  16. لَجْنَة — komisyon
    لَجْنَة lajnah komisyon

    هل يجب عليك دفع عمولة؟ Hal yajibu 'alayka daf' 'umūla? Komisyon ödemek zorunda mısın?

  17. عُمْلَةٌ أَجْنَبِيَّة — döviz
    عُمْلَةٌ أَجْنَبِيَّة ʿumla ajnabiyya döviz

    تلك عملة أجنبية. tilka ʿumla ajnabiyya. O döviz.

  18. الدَّفْعُ بِالْبِطَاقَةِ — kart ödemesi
    الدَّفْعُ بِالْبِطَاقَةِ ad-dafʿu bi-l-biṭāqah kart ödemesi

    تم الدفع بالبطاقة بنجاح. tamma ad-dafʿu bil-biṭāqati bi-najāḥ. Kart ödemesi onaylandı.

  19. لَاتَلَامُسِيّ — temassız
    لَاتَلَامُسِيّ lā-talāmusī temassız

    هذا دفع لاتلامسي. Hādhā dafʿ lā-talāmusiyy. Bu temassız bir ödeme.

  20. رَمْزُ التَّعْرِيفِ الشَّخْصِيّ — PIN kodu
    رَمْزُ التَّعْرِيفِ الشَّخْصِيّ ramz at-taʿrīf ash-shakhṣī PIN kodu

    نَسِيتُ رَمْزَ التَّعْرِيفِ الشَّخْصِيّ الخاصَّ بِي. Nasītu ramza at-taʿrīf ash-shakhṣī al-khāṣṣa bī. PIN kodumu unuttum.

  21. رُسُومُ السَّحْبِ — para çekme ücreti
    رُسُومُ السَّحْبِ rusūm as-saḥb para çekme ücreti

    دفعوا رسوم السحب. Dafaʿū rusūm as-saḥb. Para çekme ücretini ödediler.

  22. حَدٌّ يَوْمِيّ — günlük limit
    حَدٌّ يَوْمِيّ ḥadd yawmī günlük limit

    وصلت إلى الحد اليومي. Waṣalat ilā al-ḥadd al-yawmī. Günlük limite ulaştı.

  23. اِسْتِرْدَاد — para iadesi
    اِسْتِرْدَاد istirdād para iadesi

    ستحصل على استرداد. sataḥṣulu ʿalā istirdād. Para iadesi alacaksın.

  24. رَسْمُ خِدْمَة — servis ücreti
    رَسْمُ خِدْمَة rasm khidma servis ücreti

    رَسْمُ الخِدْمَةِ مَشْمُولٌ. rasmu l-khidmati mashmūl. Servis ücreti dahildir.

  25. مَحَلّ — mağaza
    مَحَلّ maḥall mağaza

    هذا مَحَلّي المفضل. Hādhā maḥallī al-mufaḍḍal. Bu benim en sevdiğim mağaza.

  26. أَمِين صُنْدُوق — kasiyer
    أَمِين صُنْدُوق amīn ṣundūq kasiyer

    هي أمينة الصندوق الجديدة. Hiya aminat as-sunduq al-jadida. O, yeni kasiyer.

  27. طَابُور — sıra
    طَابُور ṭābūr sıra

    هذا الطابور طويل جداً. hādhā aṭ-ṭābūr ṭawīl jiddan. Bu sıra çok uzun.

  28. فَتَحَ — açık
    فَتَحَ fataḥa açık

    المحل مفتوح اليوم. al-maḥall maftūḥ al-yawm. Dükkan bugün açık.

  29. أَغْلَقَ — kapalı
    أَغْلَقَ aghlaqa kapalı

    للأسف، الصيدلية مُغْلَقَة. lil-asaf, aṣ-ṣaydaliyya mughlaqa. Maalesef eczane kapalı.

  30. بِطَاقَةُ سِعْر — fiyat etiketi
    بِطَاقَةُ سِعْر biṭāqat siʿr fiyat etiketi

    رَأَوْا بِطَاقَةَ السِّعْرِ. Ra'aw biṭāqat as-siʿr. Fiyat etiketini gördüler.

  31. خَصْم — indirim
    خَصْم khaṣm indirim

    أُحِبُّ خصوماتهم. Uḥibbu khuṣūmātihim. İndirimlerini çok seviyorum.

  32. سِيَاسَةُ الِاسْتِرْجَاعِ — iade politikası
    سِيَاسَةُ الِاسْتِرْجَاعِ siyāsat al-istirjāʿ iade politikası

    تبدو سياسة الاسترجاع هذه عادلة. Tabdū siyāsat al-istirjāʿ hādhihi ʿādila. Bu iade politikası adil görünüyor.

  33. ضَمَان — garanti
    ضَمَان ḍamān garanti

    الضمان يحمي مشترياتك. aḍ-ḍamān yaḥmī mushtarayātak. Garanti, aldığın ürünü korur.

  34. غُرْفَةُ قِيَاس — deneme kabini
    غُرْفَةُ قِيَاس ghurfat qiyās deneme kabini

    اسْتَخْدَمُوا غُرْفَةَ الْقِيَاسِ. Istakhdamū ghurfat al-qiyās. Deneme kabinini kullandılar.

  35. عَرَبَةُ تَسَوُّق — alışveriş arabası
    عَرَبَةُ تَسَوُّق ʿarabat tasawwuq alışveriş arabası

    نَحْتَاجُ إلى عربة تسوق. Naḥtāju ʾilā ʿarabati tasawwuq. Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var.

  36. زَبُون — müşteri
    زَبُون zabūn müşteri

    الزبون دائماً على حق. az-zabūn dā'iman ʿalā ḥaqq. Müşteri her zaman haklıdır.

  37. طَاوِلَة — masa
    طَاوِلَة ṭāwila masa

    هل يمكنك أن تضع هذه السلطة على الطاولة؟ Hal yumkinuka an taḍaʿa hādhihi as-salaṭa ʿalā aṭ-ṭāwila? Bu salatayı masaya koyabilir misin?

  38. قَائِمَةُ الطَّعَام — menü
    قَائِمَةُ الطَّعَام qā'imat aṭ-ṭa'ām menü

    لديهم قائمة طعام كبيرة. Ladayhim qā'imat ṭaʿām kabīrah. Geniş bir menüleri var.

  39. حَجْز — rezervasyon
    حَجْز ḥajz rezervasyon

    لدينا حجز. Ladaynā ḥajz. Rezervasyonumuz var.

  40. خَادِم — garson
    خَادِم khādim garson

    الخوادم تعمل بجهد. al-khawādim taʿmal bijuhd. Garsonlar çok çalışıyor.

  41. أَمْر — sipariş
    أَمْر amr sipariş

    نُقَدِّمُ طَلَبَنَا الآن. nuqaddimu ṭalabana l-ʾān. Şimdi sipariş veriyoruz.

  42. مَاء — su
    مَاء mā' su

    تشرب ماءً بارداً. Tashrabu mā'an bāridan. O soğuk su içer.

  43. قَهْوَة — kahve
    قَهْوَة qahwa kahve

    يشربون قهوة قوية. Yashrabūn qahwa qawiyya. Onlar sert kahve içerler.

  44. شَاي — çay
    شَاي shāy çay

    الشاي الساخن في الشتاء هو الأفضل. ash-shāy as-sākhin fī ash-shitā' huwa al-afḍal. Kışın sıcak çay en iyisidir.

  45. بِيرَة — bira
    بِيرَة bīra bira

    أريد بيرة أخرى من فضلك. Urīdu bīra ukhrā min faḍlik. Bir bira daha alabilir miyim lütfen?

  46. نَبِيذ — şarap
    نَبِيذ nabīdh şarap

    هل يمكننا الحصول على هذا النبيذ، من فضلك؟ Hal yumkinunā al-ḥuṣūl ʿalā hādhā an-nabīdh, min faḍlik? Bu şarabı alabilir miyiz lütfen?

  47. الفَاتُورَة — Hesap, lütfen.
    الفَاتُورَة al-fātūra Hesap, lütfen.

    الفَاتُورَة، لَوْ سَمَحْت. al-fātūra, law samaḥt. Hesap, lütfen.

  48. لَذِيذ — lezzetli
    لَذِيذ ladhīdh lezzetli

    تلك الفطيرة لذيذة! Tilka al-faTeeratu ladheedha! O turta lezzetli!

  49. مُقَبِّلَات — başlangıç
    مُقَبِّلَات muqabbilāt başlangıç

    سنطلب مقبلات أولاً. Sanatlub muqabbilāt awwalan. Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz.

  50. طَبَقٌ رَئِيسِيّ — ana yemek
    طَبَقٌ رَئِيسِيّ ṭabaq ra'īsī ana yemek

    أحب الطبق الرئيسي. Uḥibbu aṭ-ṭabaq ar-ra'īsiyy. Ana yemeği seviyorum.

  51. حَلْوَى — tatlı
    حَلْوَى ḥalwā tatlı

    هِيَ تُحِبُّ الحَلْوَى. Hiya tuḥibbu l-ḥalwā. Tatlıyı seviyor.

  52. طَبَقُ اليَوْم — günün spesiyali
    طَبَقُ اليَوْم ṭabaq al-yawm günün spesiyali

    هذا طبق اليوم. Hādhā ṭabaq al-yawm. O, günün spesiyali.

  53. قَائِمَةُ اليَوْم — günün menüsü
    قَائِمَةُ اليَوْم qa'imat al-yawm günün menüsü

    لَدَيْهِم قَائِمَةُ اليَوْمِ. ladayhim qā'imatu l-yawm. Onlarda günün menüsü var.

  54. طَاوِلَة لِشَخْصَيْن — iki kişilik masa
    طَاوِلَة لِشَخْصَيْن tawila li-shakhsayn iki kişilik masa

    نحتاج طاولة لشخصين، من فضلك. naḥtāj tawila li-shakhsayn, min fadlak. İki kişilik masa istiyoruz.

  55. حَجْزٌ بِاسْمِ — adına rezervasyon
    حَجْزٌ بِاسْمِ ḥajz bi-ism adına rezervasyon

    لديها حجز باسم سميث. ladayhā ḥajz bi-ism smīth. Smith adına rezervasyon var.

  56. مَاءُ الصُّنْبُور — musluk suyu
    مَاءُ الصُّنْبُور ma'u as-sunbur musluk suyu

    عادةً أشرب ماء الصنبور. ʿādatan ashrabu mā' aṣ-ṣunbūr. Genelde musluk suyu içerim.

  57. تَقَاسَمَ الحِسَاب — hesabı paylaşmak
    تَقَاسَمَ الحِسَاب taqāsama al-ḥisāb hesabı paylaşmak

    يمكننا أن نتقاسم الحساب. Yumkinunā an nataqāsama al-ḥisāb. Hesabı paylaşmak mümkün.

  58. تَقَاسَمَ — beraber ödemek
    تَقَاسَمَ taqāsama beraber ödemek

    سَنَدْفَعُ مَعاً. sanadfaʿu maʿan. Beraber ödeyeceğiz.

  59. طَرَف — bahşiş
    طَرَف ṭaraf bahşiş

    أنا دائماً أعطي إكراميات كبيرة. ana dā'iman uʿṭī ikrāmīyāt kabīra. Her zaman bol bahşiş veririm.

  60. دَفَعَ عِنْدَ الصُّنْدُوق — kasada ödemek
    دَفَعَ عِنْدَ الصُّنْدُوق dafa'a 'inda as-sunduq kasada ödemek

    هل يمكننا أن ندفع عند الصندوق؟ Hal yumkinuna an nadfa'a 'inda as-sunduuq? Kasada ödeyebilir miyiz?

  61. حَجْم — beden
    حَجْم ḥajm beden

    هذا الحجم صغير جداً. hādha al-ḥajm ṣaghīr jiddan. Bu beden çok küçük.

  62. يُنَاسِبُ — olmak
    يُنَاسِبُ yunāsibu olmak

    ما زال بنطالها الجينز القديم يناسبها. Mā zāla binṭāluhā al-jīnz al-qadīmu yunāsibuhā. Eski kotu ona hâlâ oluyor.

  63. كَبِيرٌ جِدًّا — çok büyük
    كَبِيرٌ جِدًّا kabīrun jiddan çok büyük

    أَظُنُّ أن هذا القميص كَبِيرٌ جِدًّا. Aẓunnu anna hādha-l-qamīṣa kabīrun jiddan. Bence bu gömlek çok büyük.

  64. صَغِيرٌ جِدًّا — çok küçük
    صَغِيرٌ جِدًّا ṣaghīrun jiddan çok küçük

    لِلْأَسَف، هَذَا الحِذَاء صَغِيرٌ جِدًّا. lil-asaf, hādhā al-ḥidhā' ṣaghīrun jiddan. Maalesef, bu ayakkabı çok küçük.

  65. قَاسَ — denemek
    قَاسَ qāsa denemek

    نقيس قبعات جديدة. Naqeesu qubba'aatin jadeedah. Yeni şapkalar deniyoruz.

  66. أَسْوَد — siyah
    أَسْوَد aswad siyah

    يَرْتَدِي بِن قَمِيصًا أَسْوَدَ. Yartadī Bin qamīṣan aswada. Ben siyah bir gömlek giyer.

  67. أَبْيَض — beyaz
    أَبْيَض abyaḍ beyaz

    تَرْتَدِي بِنْطَالاً أَبْيَضَ. Tartadī binṭālan abyaḍa. O beyaz pantolon giyiyor.

  68. أَحْمَر — kırmızı
    أَحْمَر aḥmar kırmızı

    أليست الورود الحمراء هي الأفضل؟ A-laysat al-wurūd al-ḥamrā' hiya al-afḍal? Kırmızı güller en iyisi değil mi?

  69. أَزْرَق — mavi
    أَزْرَق azraq mavi

    هل الأَزْرَق هو لونك المفضل؟ Hal al-azraq huwa lawnuka al-mufaḍḍal? Mavi senin en sevdiğin renk mi?

  70. أَخْضَر — yeşil
    أَخْضَر akhḍar yeşil

    هل تأخذ الفستان الأخضر؟ Hal ta'khudh al-fustān al-akhḍar? Yeşil elbiseyi alır mıydın?

  71. أَصْفَر — sarı
    أَصْفَر aṣfar sarı

    هي تحب القمصان الصفراء. hiya tuḥibbu l-qumṣān aṣ-ṣafrā'. Sarı gömlekleri sever.

  72. لَوْن — renk
    لَوْن lawn renk

    أي لون تحب؟ Ayy lawn tuhibb? Hangi rengi seviyorsun?

  73. وَرْدِيّ — pembe
    وَرْدِيّ wardiyy pembe

    أَرَى زَهْرَةً وَرْدِيَّةً. Arā zahratan wardiyyah. Pembe bir çiçek görüyorum.

  74. بَنَفْسَجِيّ — mor
    بَنَفْسَجِيّ banafsajī mor

    أَرَى زَهْرَةً بَنَفْسَجِيَّةً. Arā zahratan banafsajiyyah. Mor bir çiçek görüyorum.

  75. بُنِّيّ — kahverengi
    بُنِّيّ bunniyy kahverengi

    أرى كَلباً بُنِّيّاً. Arā kalban bunniyyan. Kahverengi bir köpek görüyorum.

  76. رَمَادِيّ — gri
    رَمَادِيّ ramādiyy gri

    القطة رمادية. al-qiṭṭatu ramādiyya Kedi gri.

  77. ذهبي — altın rengi
    ذهبي dhahab altın rengi

    الخاتم ذهبي. al-khātam dhahabī. Yüzük altın rengi.

  78. فضي — gümüş rengi
    فضي fiḍḍī gümüş rengi

    السيارة فضية. As-sayyāra fiḍḍiyya. Araba gümüş rengi.

  79. بِيج — bej
    بِيج bīj bej

    هِيَ تَرْتَدِي قَمِيصاً بِيج. hiya tartadī qamīṣan bīj Bej bir gömlek giyiyor.

  80. كحلي — lacivert
    كحلي baḥriyya lacivert

    سترته كحلية. sutratuhu kuḥliyya. Ceketi lacivert.

  81. سَاطِع — parlak
    سَاطِع sāṭiʿ parlak

    الشَّمْسُ سَاطِعَةٌ جِدًّا. ash-shamsu sāṭiʿatun jiddan. Güneş çok parlak.

  82. شَاحِب — solgun
    شَاحِب shāḥib solgun

    الطِّفلُ المريضُ شاحبٌ. aṭ-ṭiflu l-marīḍu shāḥib. Hasta çocuğun yüzü solgun.

  83. مُظْلِم — karanlık
    مُظْلِم muẓlim karanlık

    الغُرْفَةُ مُظْلِمَةٌ جِدًّا. al-ghurfatu muẓlimatun jiddan. Oda çok karanlık.

  84. مُخَطَّط — çizgili
    مُخَطَّط mukhaṭṭaṭ çizgili

    يَرْتَدِي قَمِيصاً مُخَطَّطاً. yartadī qamīṣan mukhaṭṭaṭan Çizgili bir gömlek giyiyor.

  85. غُرْفَة — oda
    غُرْفَة ghurfah oda

    هل أنت سعيد بغرفتك؟ Hal anta sa'eed bi-ghurfatik? Odandan memnun musun?

  86. بَاب — kapı
    بَاب bāb kapı

    هذا الباب يحتاج إلى استبدال. Hādhā al-bāb yaḥtāju ilā istibdāl. Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor.

  87. مِفْتَاح — anahtar
    مِفْتَاح miftāḥ anahtar

    أعتقد أنني أضعت مفتاحي. aʿtaqidu annī aḍaʿtu miftāḥī. Sanırım anahtarımı kaybettim.

  88. نَافِذَة — pencere
    نَافِذَة nāfidha pencere

    النافذة نظيفة جداً. an-nāfidha naẓīfa jiddan. Pencere çok temiz.

  89. ضَوْء — ışık
    ضَوْء ḍaw' ışık

    هذه الغرفة يدخلها الكثير من الضوء. Hādhihi al-ghurfah yadkhuluhā al-kathīr min aḍ-ḍawʾ. Bu oda çok ışık alıyor.

  90. مفتاح — düğme
    مفتاح miftāḥ düğme

    مفتاح النور على الحائط. Miftāḥ an-nūr ʿalā al-ḥāʾiṭ. Işık düğmesi duvarda.

  91. سَرِير — yatak
    سَرِير sarīr yatak

    ما زلت أحتاج إلى شراء سرير. Mā ziltu aḥtāju ilā shirā'i sarīr. Hâlâ bir yatak almam gerekiyor.

  92. مَطْبَخ — mutfak
    مَطْبَخ maṭbakh mutfak

    هذا المطبخ نظيف جداً. hādhā al-maṭbakh naẓīf jiddan. Bu mutfak çok temiz.

  93. حَمَّام — banyo
    حَمَّام ḥammām banyo

    تستخدم الحمام كثيراً. tastakhdim al-ḥammām kathīran. O sık sık banyoyu kullanır.

  94. دُوش — duş
    دُوش dūsh duş

    يأخذون دوشاً يومياً. Ya'khudhūna dūshan yawmiyyan. Her gün duş alırlar.

  95. واي فاي — Wi-Fi
    واي فاي way-fay Wi-Fi

    هل يتوفر واي فاي في هذا البار؟ Hal yatawaffaru wāy fāy fī hādhā al-bār? Bu barda Wi-Fi var mı?

  96. عُنْوَان — adres
    عُنْوَان ʿunwān adres

    ما عنوانك؟ Mā ʿunwānuka? Adresin ne?

  97. صُدَاع — baş ağrısı
    صُدَاع ṣudāʿ baş ağrısı

    الصداع ليس ممتعاً أبداً. aṣ-ṣudāʿ laysa mumtiʿan abadan. Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir.

  98. حُمَّى — ateş
    حُمَّى ḥummā ateş

    لديه حمى شديدة. Ladayhi ḥummā shadīdah. Onun yüksek ateşi var.

  99. سَعَلَ — öksürük
    سَعَلَ saʿala öksürük

    سُعالي لا يزول. su'aalee laa yazool. Öksürüğüm geçmiyor.

  100. اِحْتِقَانُ الحَلْق — boğaz ağrısı
    اِحْتِقَانُ الحَلْق iḥtiqān al-ḥalq boğaz ağrısı

    تعاني ماري من احتقان الحلق. tuʿānī mārī min iḥtiqāni l-ḥalq. Marry'nin boğaz ağrısı var.

Kelime 701–800

  1. سَيَلَانُ الأَنْف — burun akıntısı
    سَيَلَانُ الأَنْف sayalān al-anf burun akıntısı

    ذلك سيلان الأنف. Dhalika sayalaanu l-anf. O bir burun akıntısı.

  2. دَائِخ — baş dönmesi
    دَائِخ dā'ikh baş dönmesi

    أشعر أنني دَائِخ بعد الدوران. ash'uru annani da'ikh ba'da ad-dawaran. Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum.

  3. مَرِيض — hasta
    مَرِيض marīḍ hasta

    تشعر بأنها مريضة جداً اليوم. tashʿur bi-annahā marīḍa jiddan al-yawm. Bugün kendini çok hasta hissediyor.

  4. دَوَاء — ilaç
    دَوَاء dawāʾ ilaç

    لا تنس أن تأخذ دواءك. La tansa an ta'khudha dawaa'ak. İlacını almayı unutma.

  5. وَصْفَة طِبِّيَّة — reçete
    وَصْفَة طِبِّيَّة waṣfa ṭibbiyya reçete

    هل هذه وصفتك الطبية يا سيدي؟ Hal hādhihi waṣfatuka aṭ-ṭibbiyya, yā sayyidī? Bu sizin reçeteniz mi, efendim?

  6. طَبِيب — doktor
    طَبِيب ṭabīb doktor

    يُساعِد الطبيب الكثير من الناس. yusāʿid aṭ-ṭabīb al-kathīr min an-nās. Bir doktor birçok insana yardım eder.

  7. صَيْدَلِيَّة — eczane
    صَيْدَلِيَّة ṣaydaliyya eczane

    نزور الصيدلية أحياناً. nazuru as-saydaliyya ahyanan. Bazen eczaneye gideriz.

  8. عِيَادَة — klinik
    عِيَادَة ʿiyādah klinik

    جدي حالياً في العيادة. Jaddī ḥāliyan fī al-ʿiyāda. Dedem şu anda klinikte.

  9. مَعْلُومَات سِيَاحِيَّة — turistik bilgi
    مَعْلُومَات سِيَاحِيَّة maʿlūmāt siyāḥiyya turistik bilgi

    تُوَفِّر اللافتة معلومات سياحية. Tuwaffir al-lāfita maʿlūmāt siyāḥiyya. Tabela turistik bilgi sağlıyor.

  10. مَكْتَبَة — kütüphane
    مَكْتَبَة maktaba kütüphane

    المكتبة مليئة بالناس. al-maktaba mali'a bin-nas. Kütüphane insanlarla dolu.

  11. مَصْرِف — banka
    مَصْرِف maṣrif banka

    ما زال أبي يحتاج إلى الذهاب إلى المصرف. ma zala abi yahtaju ila adh-dhahab ila al-masrif. Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor.

  12. حَلَّاق — kuaför
    حَلَّاق ḥallāq kuaför

    هي تحب مصفف الشعر. hiya tuḥibbu muṣaffifa ash-shaʿr. O kuaförü seviyor.

  13. حَلَّاق — berber
    حَلَّاق ḥallāq berber

    ذلك الحلاق يقص الشعر كل يوم. dhālika al-ḥallāq yaquṣṣ ash-shaʿr kulla yawm. O berber her gün saç keser.

  14. مَصْبَغَة — kuru temizlemeci
    مَصْبَغَة maṣbagha kuru temizlemeci

    تحتاج هذه البدلة إلى مُنَظِّف جاف. taḥtāju hadhihi al-badlatu ilā munaẓẓif jāff. Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor.

  15. وَرْشَةُ إِصْلَاح — tamirhane
    وَرْشَةُ إِصْلَاح warshat iṣlāḥ tamirhane

    هل ورشة الإصلاح مفتوحة اليوم؟ Hal warshat al-'iSlaaH maftuuHa al-yawm? Tamirhane bugün açık mı?

  16. مَحَلُّ هَوَاتِفَ نَقَّالَة — cep telefonu mağazası
    مَحَلُّ هَوَاتِفَ نَقَّالَة maḥall hawātif naqqāla cep telefonu mağazası

    هي تعمل في محل الهواتف النقالة. Hiya taʿmal fī maḥall al-hawātif an-naqqāla. O, cep telefonu mağazasında çalışıyor.

  17. خِدْمَةُ بَرِيدٍ سَرِيعٍ — kurye servisi
    خِدْمَةُ بَرِيدٍ سَرِيعٍ khidmatu barīdin sarīʿ kurye servisi

    أرسلنا الطرد عبر خدمة بريد سريع. arsalnā aṭ-ṭard ʿabra khidmat barīd sarīʿ. Paketi kurye servisiyle gönderdik.

  18. تَأْجِيرُ سَيَّارَات — araç kiralama
    تَأْجِيرُ سَيَّارَات ta'jeer sayyārāt araç kiralama

    حجزنا خدمة تأجير سيارات لعطلة نهاية الأسبوع. ḥajaznā khidmata ta'jīri sayyārāt liʿuṭlati nihāyati l-usbūʿ. Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık.

  19. مَحَلُّ تَأْجِيرِ دَرَّاجَاتٍ — bisiklet kiralama yeri
    مَحَلُّ تَأْجِيرِ دَرَّاجَاتٍ maḥallu ta'jīri darrājāt bisiklet kiralama yeri

    محل تأجير الدراجات هذا يبدو جديداً. maḥall taʾjīr ad-darrājāt hādhā yabdu jadīdan. Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor.

  20. طَبِيبٌ بَيْطَرِيّ — veteriner
    طَبِيبٌ بَيْطَرِيّ tabīb bayṭarī veteriner

    يَفْحَصُ الطبيب البيطري كلبنا كل شهر. yafḥaṣu aṭ-ṭabību al-bayṭariyyu kalbanā kulla shahr. Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder.

  21. أَضَاعَ — kaybetmek
    أَضَاعَ aḍāʿa kaybetmek

    أَضَعْتُ مفاتيحي في الحديقة. aḍaʿtu mafātīḥī fil-ḥadīqah. Anahtarlarımı parkta kaybettim.

  22. مِحْفَظَة — cüzdan
    مِحْفَظَة miḥfaẓah cüzdan

    فَقَدَ محفظته في الحافلة. Faqada miḥfaẓatahu fī al-ḥāfila. Cüzdanını otobüste kaybetti.

  23. هَاتِف — telefon
    هَاتِف hātif telefon

    من فضلك أغلِق هاتفك أثناء الحصة. Min faḍlika aghliq hātifaka athnā'a al-ḥiṣṣah. Lütfen ders sırasında telefonunu kapat.

  24. بِطَاقَةُ هُوِيَّة — kimlik kartı
    بِطَاقَةُ هُوِيَّة biṭāqat huwiyya kimlik kartı

    هل وجدت بطاقة هويتك؟ Hal wajadta biṭāqata huwiyyatik? Kimlik kartını buldun mu?

  25. حَقِيبَة — çanta
    حَقِيبَة ḥaqībah çanta

    حقيبتها دائماً ممتلئة. Ḥaqībatuhā dā'iman mumtali'a. Onun çantası her zaman dolu.

  26. تَقْرِير — rapor
    تَقْرِير taqrīr rapor

    كتبت تقريراً عن الاجتماع. Katabat taqrīran ʿan al-ijtimāʿ. Toplantı hakkında bir rapor yazdı.

  27. وَصْف — tarif
    وَصْف waṣf tarif

    هذا وصف مذهل. Hādhā waṣf mudhhil. Bu harika bir tarif.

  28. رَقْمُ التَّوَاصُلِ — iletişim numarası
    رَقْمُ التَّوَاصُلِ raqm at-tawāṣul iletişim numarası

    أحتاج إلى رقم التواصل الخاص بك. Aḥtāju ilā raqm at-tawāṣul al-khāṣṣ bik. İletişim numarası vermen gerekiyor.

  29. مَكْتَبُ المَفْقُودَات — kayıp eşya bürosu
    مَكْتَبُ المَفْقُودَات maktab al-mafqūdāt kayıp eşya bürosu

    وَجَدَتْهُ فِي مَكْتَبِ المَفْقُودَاتِ. wajadathu fī maktab al-mafqūdāt. Onu kayıp eşya bürosunda buldu.

  30. مفاتيح — anahtarlar
    مفاتيح mafātīḥ anahtarlar

    أضعت مفاتيحي أمس. Aḍaʿtu mafātīḥī ams. Dün anahtarlarımı kaybettim.

  31. عَادَ — iade etmek
    عَادَ ʿāda iade etmek

    ستعيد الكتاب غداً صباحاً. satuʿīdu al-kitāba ghadan ṣabāḥan. Yarın sabah kitabı iade edecek.

  32. صَاحِب — sahip
    صَاحِب ṣāḥib sahip

    هل تعرف المالك؟ Hal taʿrif al-mālik? Sahibini tanıyor musun?

  33. مُمَرِّض — hemşire
    مُمَرِّض mumarriḍ hemşire

    ساعَدَ المُمَرِّضُ المَرِيضَ. sāʿada al-mumarriḍu al-marīḍa Hemşire hastaya yardım etti.

  34. طَبِيبُ أَسْنَان — diş hekimi
    طَبِيبُ أَسْنَان tabeeb asnan diş hekimi

    أَصْلَحَ طَبِيبُ الأَسْنَانِ سِنِّي. aslaha tabeeb al-asnan sinni. Diş hekimi dişimi tedavi etti.

  35. نَادِل — garson
    نَادِل nādil garson

    أَحْضَرَ النَّادِلُ طَعَامَنَا. aḥḍara an-nādilu ṭaʿāmanā. Garson yemeğimizi getirdi.

  36. نَادِلَة — kadın garson
    نَادِلَة nādila kadın garson

    أَحْضَرَتِ النَّادِلَةُ طَعَامَنَا. aḥḍarati n-nādilatu ṭaʿāmanā. Kadın garson yemeğimizi getirdi.

  37. طَبَّاخ — şef
    طَبَّاخ ṭabbākh şef

    يَطْبُخُ الطَّبَّاخُ الوَجْبَةَ. yaṭbukhu aṭ-ṭabbākhu al-wajba Yemeği şef pişiriyor.

  38. مِيكَانِيكِيّ — tamirci
    مِيكَانِيكِيّ mīkānīkī tamirci

    أَصْلَحَ الْمِيكَانِيكِيُّ سَيَّارَتِي. aṣlaḥa al-mīkānīkīyu sayyāratī Tamirci arabamı düzeltti.

  39. سَاعِي بَرِيد — postacı
    سَاعِي بَرِيد sāʿī barīd postacı

    أحضر ساعي البريد رسالة. ʾaḥḍara sāʿī al-barīd risālah Postacı bir mektup getirdi.

  40. عَامِل نَظَافَة — temizlikçi
    عَامِل نَظَافَة ʿāmil naḍāfa temizlikçi

    غَسَلَ عَامِلُ النَّظَافَةِ الأَرْضِيَّةَ. Ghasala ʿāmilu an-naḍāfati al-arḍiyya. Temizlikçi yerleri yıkadı.

  41. بُسْتَانِيّ — bahçıvan
    بُسْتَانِيّ bustāniyy bahçıvan

    يَسْقِي البُسْتَانِيُّ النَّبَاتَاتِ. yasqī al-bustāniyyu an-nabātāt. Bahçıvan bitkileri suluyor.

  42. رَسَّام — ressam
    رَسَّام rassām ressam

    يَرْسُمُ الرَّسَّامُ لَوْحَةً جَمِيلَةً. yarsumu ar-rassāmu lawḥatan jamīlah. Ressam çok güzel bir tablo yapıyor.

  43. خَيَّاط — terzi
    خَيَّاط khayyāṭ terzi

    يَصْنَعُ الخَيَّاطُ مَلَابِسَ جَمِيلَةً. yaṣnaʿu l-khayyāṭu malābisa jamīla. Terzi güzel kıyafetler diker.

  44. أَمِينُ مَكْتَبَة — kütüphaneci
    أَمِينُ مَكْتَبَة ameen maktaba kütüphaneci

    يُنظمُ أمينُ المكتبة الكتبَ على الرفوف. yunazzimu ameenul-maktabati al-kutuba 'ala ar-rufoof Kütüphaneci kitapları düzenler.

  45. مُمَثِّل — oyuncu
    مُمَثِّل mumaththil oyuncu

    رأيتُ المُمَثِّلَ المشهور. Ra'aytu al-mumaththila al-mash-hūr. Ünlü oyuncuyu gördüm.

  46. مُمَثِّلَة — aktris
    مُمَثِّلَة mumaththila aktris

    رأيتُ الْمُمَثِّلَةَ المشهورة. Ra'aytu l-mumaththilata l-mashhūra. Ünlü aktrisi gördüm.

  47. فَنَّان — sanatçı
    فَنَّان fannān sanatçı

    يَرْسُمُ الفَنَّانُ لَوْحَةً. yarsumu al-fannānu lawḥa Sanatçı bir resim yapıyor.

  48. مُصَوِّر — fotoğrafçı
    مُصَوِّر muṣawwir fotoğrafçı

    التقط المُصَوِّرُ صورتي. iltaqaṭa al-muṣawwiru ṣūratī. Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti.

  49. كَاتِب — yazar
    كَاتِب kātib yazar

    أنهى الكاتبُ الكتابَ. Anha al-kātibu al-kitāb. Yazar kitabı bitirdi.

  50. مُدِير — müdür
    مُدِير mudīr müdür

    قَابَلْنَا الْمُدِيرَ الْجَدِيدَ. qābalnā al-mudīra al-jadīd. Yeni müdürle tanıştık.

  51. مُحَامٍ — avukat
    مُحَامٍ muḥāmin avukat

    أنا بحاجة إلى مُحَامٍ جَيّد. ana biḥāja ilā muḥāmin jayyid İyi bir avukata ihtiyacım var.

  52. سِكْرِتِير — sekreter
    سِكْرِتِير sikritīr sekreter

    يَعْمَلُ السِّكْرِتِيرُ فِي المَكْتَبِ. yaʿmalu as-sikritīru fī al-maktab. Sekreter ofiste çalışıyor.

  53. صُحُفِيّ — gazeteci
    صُحُفِيّ ṣuḥufiyy gazeteci

    يَكْتُبُ الصُّحُفِيُّ الأخبارَ. yaktubu ṣ-ṣuḥufiyyu l-akhbār. Gazeteci haberleri yazar.

  54. مُسَاعِد — asistan
    مُسَاعِد musāʿid asistan

    سَيُسَاعِدُكَ مُسَاعِدِي. sayusāʿiduka musāʿidī Asistanım size yardımcı olacak.

  55. مُرَاسِل — muhabir
    مُرَاسِل murāsil muhabir

    يَكْتُبُ المُرَاسِلُ الأَخْبَارَ. yaktubu l-murāsilu l-akhbār. Muhabir haberleri yazar.

  56. مُصَمِّم — tasarımcı
    مُصَمِّم muṣammim tasarımcı

    يَصْنَعُ الْمُصَمِّمُ مَلَابِسَ جَمِيلَةً. yaṣnaʿu l-muṣammimu malābisa jamīla. Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor.

  57. مُهَنْدِس — mühendis
    مُهَنْدِس muhandis mühendis

    أَصْلَحَ الْمُهَنْدِسُ الآلَةَ. aṣlaḥa al-muhandisu al-ālah Mühendis makineyi tamir etti.

  58. طَيَّار — pilot
    طَيَّار ṭayyār pilot

    يَقُودُ الطَّيَّارُ الطَّائِرَةَ. yaqūdu aṭ-ṭayyāru aṭ-ṭā'irah. Pilot uçağı uçuruyor.

  59. فَلَّاح — çiftçi
    فَلَّاح fallāḥ çiftçi

    يَعْمَلُ الفَلَّاحُ في الحَقْلِ. yaʿmalu al-fallāḥu fī al-ḥaqli Çiftçi tarlada çalışıyor.

  60. صَيَّاد — balıkçı
    صَيَّاد ṣayyād balıkçı

    أَمْسَكَ الصَّيَّادُ سَمَكَةً كَبِيرَةً. amsaka ṣ-ṣayyādu samakatan kabīrah. Balıkçı büyük bir balık yakaladı.

  61. عَالِم — bilim insanı
    عَالِم ʿālim bilim insanı

    اكْتَشَفَ الْعَالِمُ دَوَاءً جَدِيدًا. iktashafa al-ʿālimu dawāʾan jadīdan. Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti.

  62. مُبَرْمِج — programcı
    مُبَرْمِج mubarmíj programcı

    المُبَرْمِجُ يَكْتُبُ البَرْمَجِيَّات. al-mubarmíju yaktubu al-barmajiyyāt Programcı yazılımı yazar.

  63. ضَابِطُ شُرْطَة — polis memuru
    ضَابِطُ شُرْطَة ḍābiṭ shurṭa polis memuru

    أمسك ضابط الشرطة باللص. amsaka ḍābiṭ ash-shurṭa bil-liṣṣ Polis memuru hırsızı yakaladı.

  64. جُنْدِيّ — asker
    جُنْدِيّ jundiyy asker

    الْجُنْدِيُّ يَحْمِي الْمَدِينَةَ. al-jundiyyu yaḥmī al-madīnah Asker şehri koruyor.

  65. أُسْتَاذ — profesör
    أُسْتَاذ ustādh profesör

    يُدَرِّسُ الأستاذُ الطلابَ. yudarrisu al-ustādhu aṭ-ṭullāb. Profesör öğrencilere ders anlatıyor.

  66. بَنَّاء — inşaatçı
    بَنَّاء bannā' inşaatçı

    يَبْنِي الْبَنَّاءُ الْمَنْزِلَ الْجَدِيدَ. yabnī al-bannā'u al-manzila al-jadīda. İnşaatçı yeni evi inşa ediyor.

  67. خَبَّاز — fırıncı
    خَبَّاز khabbāz fırıncı

    الخَبَّازُ يَصْنَعُ خُبْزاً طَازَجاً كُلَّ يَوْمٍ. al-khabbāzu yaṣnaʿu khubzan ṭāzajan kulla yawm. Fırıncı taze ekmek yapar.

  68. رِيَاضِيّ — sporcu
    رِيَاضِيّ riyāḍiyy sporcu

    يَجْرِي الرِيَاضِيُّ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ جِدًّا. yajrī ar-riyāḍiyyu bi-surʿatin kabīratin jiddan. Sporcu çok hızlı koşuyor.

  69. مَخْرَج — Çıkış
    مَخْرَج makhraj Çıkış

    عفواً، أين المخرج؟ ʿafwan, ayna al-makhraj? Affedersiniz, çıkış nerede?

  70. مَدْخَل — giriş
    مَدْخَل madkhal giriş

    يُفترض أن يكون هذا هو المدخل. yuftaraḍ an yakūna hādhā huwa al-madkhal. Burası giriş olmalı.

  71. دَفَعَ — itmek
    دَفَعَ dafaʿa itmek

    يدفعون الباب الأحمر. yadfaʿūna al-bāb al-aḥmar. Kırmızı kapıyı itiyorlar.

  72. سَحَبَ — çekmek
    سَحَبَ saḥaba çekmek

    عليك أن تسحب الباب. ʿalayka an tasḥaba al-bāb. Kapıyı çekmen gerekiyor.

  73. مَمْنُوعُ التَّدْخِين — Sigara içilmez
    مَمْنُوعُ التَّدْخِين mamnūʿ at-tadkhīn Sigara içilmez

    مكتوب على هذه اللافتة ممنوع التدخين. Maktūbun ʿalā hādhihi l-lāfitati mamnūʿu t-tadkhīn. Bu tabelada sigara içilmez yazıyor.

  74. مَمْنُوعُ الوُقُوف — Park yasak
    مَمْنُوعُ الوُقُوف mamnūʿ al-wuqūf Park yasak

    عذراً، مَمْنُوعُ الوُقُوفِ هنا. ʿUdhran, mamnūʿ al-wuqūf hunā. Burada park yasak, üzgünüm.

  75. عَاطِلٌ عَنِ العَمَل — arızalı
    عَاطِلٌ عَنِ العَمَل ʿāṭil ʿan al-ʿamal arızalı

    ذلك المصعد مُعَطَّل. Thalika al-mis'adu mu'attal. O asansör arızalı.

  76. لِلْمُوَظَّفِينَ فَقَط — Sadece personel
    لِلْمُوَظَّفِينَ فَقَط lil-muwaḍḍafīn faqaṭ Sadece personel

    تلك المساحة للموظفين فقط. Tilka al-misāḥa lil-muwaẓẓafīn faqaṭ. O alan sadece personel içindir.

  77. مَخْرَجُ طَوَارِئ — acil çıkış
    مَخْرَجُ طَوَارِئ makhraj tawāri' acil çıkış

    يوجد في كل مبنى مخرج طوارئ. Yūjad fī kull mabnā makhraj ṭawāriʾ. Her binada bir acil çıkış vardır.

  78. مَعْلُومَة — Bilgi
    مَعْلُومَة maʿlūma Bilgi

    نحتاج إلى المزيد من المعلومات. naḥtāj ilā al-mazīd min al-maʿlūmāt. Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

  79. شُبَّاكُ التَّذَاكِرِ — Bilet gişesi
    شُبَّاكُ التَّذَاكِرِ shubbāk at-tadhākir Bilet gişesi

    ذلك شباك التذاكر. dhalika shubbaak at-tadhaakir. Şurası bilet gişesi.

  80. اِبْتَعِدْ عَن — Çimlere basmayın
    اِبْتَعِدْ عَن ibtaʿid ʿan Çimlere basmayın

    مِن فَضْلِكُمْ اِبْتَعِدُوا عَنِ العُشْبِ. min faḍlikum ibtaʿidū ʿani l-ʿushb. Lütfen çimlere basmayın.

  81. صَرَّافٌ آلِيّ — ATM
    صَرَّافٌ آلِيّ ṣarrāf ālī ATM

    أين الصراف الآلي؟ ayna aṣ-ṣarrāf al-ʾālī? ATM nerede?

  82. حِسَاب مَصْرِفِيّ — banka hesabı
    حِسَاب مَصْرِفِيّ ḥisāb maṣrifī banka hesabı

    لديها حساب مصرفي. Ladayhā ḥisāb maṣrifiyy. Onun bir banka hesabı var.

  83. بِطَاقَة مَصْرِفِيَّة — banka kartı
    بِطَاقَة مَصْرِفِيَّة biṭāqa maṣrifiyya banka kartı

    نستخدم دائماً بطاقة مصرفية. Nastakhdimu dā'iman biṭāqa maṣrifiyya. Her zaman banka kartı kullanırız.

  84. سَحَبَ نُقُوداً — nakit çekmek
    سَحَبَ نُقُوداً saḥaba nuqūdan nakit çekmek

    أسحب نقوداً كل أسبوع. asḥabu nuqūdan kulla usbūʿ. Her hafta nakit çekerim.

  85. أَوْدَعَ — nakit yatırmak
    أَوْدَعَ awdaʿa nakit yatırmak

    تودع نقداً في أجهزة الصراف الآلي. tudi'u naqdan fi ajhizat as-sarraf al-ali. ATM'lerde nakit yatırırsın.

  86. حَوَّلَ — para transfer etmek
    حَوَّلَ ḥawwala para transfer etmek

    يُحَوِّلُونَ أَمْوَالًا كُلَّ يَوْمٍ. yuḥawwilūna amwālan kulla yawm. Her gün para transfer ediyorlar.

  87. تَوَازُن — bakiye
    تَوَازُن tawāzun bakiye

    هي تتحقق من رصيد حسابها. Hiya tataḥaqqaq min raṣīd ḥisābihā. Hesap bakiyesini kontrol ediyor.

  88. بَيَان — ekstre
    بَيَان bayān ekstre

    أين كشف حسابك البنكي؟ Ayna kashfu ḥisābika l-bankī? Banka ekstren nerede?

  89. رَسْم — ücret
    رَسْم rasm ücret

    هل تُوجَد رسوم على هذه المعاملة؟ Hal tūjad rusūm ʿalā hādhihi al-muʿāmalah? Bu işlemin bir ücreti var mı?

  90. رَسْمٌ إِضَافِيٌّ — ek ücret
    رَسْمٌ إِضَافِيٌّ rasm iḍāfī ek ücret

    دفعت الرسم الإضافي بالفعل. Dafa'tu ar-rasm al-iḍāfī bil-fi'l. Ek ücreti zaten ödedim.

  91. حِسَابُ تَوْفِير — birikim hesabı
    حِسَابُ تَوْفِير ḥisāb tawfīr birikim hesabı

    فَتَحْنَا حساب توفير. Fataḥnā ḥisāba tawfīr. Bir birikim hesabı açtık.

  92. آمِن — kasa
    آمِن āmin kasa

    المال في الخزنة. al-maal fil-khaznah. Para kasada.

  93. أَرِيكَة — koltuk
    أَرِيكَة arīka koltuk

    هذه الأريكة مريحة جداً. hāthihi l-arīkatu murīḥatun jiddan. Bu koltuk çok rahat.

  94. طَاوِلَة — masa
    طَاوِلَة ṭāwila masa

    هل هذه طاولة جديدة؟ Hal hādhihi ṭāwila jadīda? Bu yeni bir masa mı?

  95. كُرْسِيّ — sandalye
    كُرْسِيّ kursī sandalye

    يجلس فريد دائماً على الكرسي. yajlisu farīd dā'iman ʿalā al-kursiyy. Fred her zaman sandalyede oturur.

  96. خِزَانَةُ مَلَابِس — gardırop
    خِزَانَةُ مَلَابِس khizānat malābis gardırop

    خزانة الملابس مليئة بالملابس. Khizānat al-malābis malī'a bil-malābis. Gardırop kıyafetlerle dolu.

  97. رَفّ — raf
    رَفّ raff raf

    أحتاج إلى تنظيف رَفّي. aḥtāju ilā tanẓīfi raffī. Rafımı temizlemem gerekiyor.

  98. ثَلَّاجَة — buzdolabı
    ثَلَّاجَة thallāja buzdolabı

    الثلاجة تَحْفَظ الطعام باردًا. ath-thallāja taḥfaẓ aṭ-ṭaʿām bāridan. Buzdolabı yemekleri soğuk tutar.

  99. مُجَمِّدَة — derin dondurucu
    مُجَمِّدَة mujammi-da derin dondurucu

    المُجَمِّدَة ممتلئة. Al-mujammida mumtali'a. Derin dondurucu dolu.

  100. مَوْقِد — ocak
    مَوْقِد mawqid ocak

    يستخدم الموقد غالباً. yastakhdim al-mawqid ghaliban. Ocağı sık sık kullanır.

Kelime 801–900

  1. فُرْن — fırın
    فُرْن furn fırın

    هذا الفرن يصبح ساخناً جداً. Hadha al-furn yusbih sakhinan jiddan. Bu fırın çok ısınıyor.

  2. غَرِقَ — lavabo
    غَرِقَ ghariqa lavabo

    الحوض مليء بالأطباق. al-ḥawḍ malīʾ bil-ʾaṭbāq. Lavabo tabaklarla dolu.

  3. مِصْبَاح — lamba
    مِصْبَاح miṣbāḥ lamba

    تستخدم أمي مصباحاً للقراءة. tastakhdimu ummī miṣbāḥan lil-qirā'ah. Annem okumak için lamba kullanıyor.

  4. سَلَّةُ نِفَايَات — çöp kutusu
    سَلَّةُ نِفَايَات sallat nifāyāt çöp kutusu

    أَفْرَغَ دانيال سلة النفايات. Afragha Dānyāl sallata an-nifāyāt. Daniel çöp kutusunu boşalttı.

  5. سَاعَة — saat
    سَاعَة sāʿah saat

    تُظْهِرُ السَّاعَةُ الوَقْتَ. tuẓhiru as-sāʿatu al-waqt. Saat zamanı gösteriyor.

  6. حَاسُوب — bilgisayar
    حَاسُوب ḥāsūb bilgisayar

    أَسْتَخْدِمُ حَاسُوبًا لِلْعَمَلِ. astakhdimu ḥāsūban lil-ʿamal İş için bir bilgisayar kullanıyorum.

  7. إِطَار — çerçeve
    إِطَار iṭār çerçeve

    دَهَنَ الإِطَارَ الخَشَبِيَّ. dahana al-iṭāra al-khashabī Ahşap çerçeveyi boyadı.

  8. مِذْيَاع — radyo
    مِذْيَاع midhyāʿ radyo

    أَنَا أَسْتَمِعُ بِالْمِذْيَاعِ. ana astamiʿu bil-midhyāʿ Radyo dinlerim.

  9. كَامِيرَا — fotoğraf makinesi
    كَامِيرَا kāmīrā fotoğraf makinesi

    اشْتَرَيْتُ كَامِيرَا جَدِيدَةً. ishtaraytu kāmīrā jadīdah. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım.

  10. مِدْفَأَة — şömine
    مِدْفَأَة midfa'a şömine

    تَشْتَعِلُ النَّارُ فِي الْمِدْفَأَةِ. tashta'ilu an-nāru fil-midfa'a Ateş şöminede yanıyor.

  11. كُرْسِيّ مُرِيح — koltuk
    كُرْسِيّ مُرِيح kursī murīḥ koltuk

    يَسْتَرِيحُ هُوَ بِالْكُرْسِيِّ الْمُرِيحِ. yastarīḥu huwa bil-kursī al-murīḥ. Koltukta dinleniyor.

  12. خِزَانَة — dolap
    خِزَانَة khizāna dolap

    الأطباقُ في الخِزَانَةِ. al-’aṭbāqu fil-khizāna. Tabaklar dolapta.

  13. خِزَانَةُ كُتُب — kitaplık
    خِزَانَةُ كُتُب khizānat kutub kitaplık

    اشْتَرَى خِزَانَةَ كُتُبٍ جَدِيدَة. ishtara khizānata kutubin jadīdah Yeni bir kitaplık satın aldı.

  14. دُرْج — çekmece
    دُرْج durj çekmece

    المفاتيح في الدُّرْجِ. al-mafātīḥ fid-durj Anahtarlar çekmecede.

  15. رُوَاق — koridor
    رُوَاق ruwāq koridor

    انْتَظَرْنَا فِي الرُّوَاقِ. intadharnā fir-ruwāq. Koridorda bekledik.

  16. سِجَّادَة — kilim
    سِجَّادَة sijjāda kilim

    تَنَامُ القِطَّةُ عَلَى السِّجَّادَةِ. tanāmu al-qiṭṭatu ‘ala as-sijjāda. Kedi kilimin üzerinde uyuyor.

  17. غُرْفَةُ الجُلُوس — oturma odası
    غُرْفَةُ الجُلُوس ghurfat al-juloos oturma odası

    هذه غرفة جلوسنا القديمة. Hādhihi ghurfatu julūsinā al-qadīmah. Bu bizim eski oturma odamız.

  18. غُرْفَةُ نَوْم — yatak odası
    غُرْفَةُ نَوْم ghurfat nawm yatak odası

    دهنوا غرفة النوم باللون الأزرق. Dahanū ghurfat an-nawm bil-lawn al-azraq. Yatak odasını maviye boyadılar.

  19. غُرْفَةُ الطَّعَام — yemek odası
    غُرْفَةُ الطَّعَام ghurfat aṭ-ṭaʿām yemek odası

    نَحْنُ نَأْكُلُ بِغُرْفَةِ الطَّعَام. naḥnu na'kulu bighurfat aṭ-ṭaʿām Yemek odasında yemek yeriz.

  20. رُوَاق — koridor
    رُوَاق ruwāq koridor

    ذلك الرواق طويل جداً. Dhalika ar-ruwaq tawil jiddan. O koridor çok uzun.

  21. شُرْفَة — balkon
    شُرْفَة shurfa balkon

    تُوَفِّر شُرْفَة إطلالات على المدينة. Tuwaffir shurfa iṭlālāt ʿalā al-madīna. Bir balkon şehir manzarası sunar.

  22. حَدِيقَة — bahçe
    حَدِيقَة ḥadīqah bahçe

    حديقته جميلة جداً. ḥadīqatuhu jamīla jiddan. Onun bahçesi çok güzel.

  23. سَاحَة — avlu
    سَاحَة sāḥah avlu

    يلعب الأطفال في الساحة. yalʿabu al-ʾaṭfālu fī as-sāḥa. Çocuklar avluda oynuyor.

  24. مِرْآب — garaj
    مِرْآب mir’āb garaj

    باب المِرْآب يُغْلَق تلقائياً. bāb al-mir'āb yughlaq tilqā'iyyan. Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor.

  25. قَبْو — bodrum
    قَبْو qabw bodrum

    هذا القبو نظيف جداً. hadha al-qabw nadhif jiddan. Bu bodrum çok temiz.

  26. سَقْف — tavan
    سَقْف saqf tavan

    طلينا السقف باللون الأبيض. Talayna as-saqf bil-lawn al-abyad. Tavanı beyaza boyadık.

  27. سَطْح — çatı
    سَطْح saṭḥ çatı

    ذلك السطح يبدو قديماً. dhālika s-saṭḥ yabdū qadīman. Şu çatı eski görünüyor.

  28. جِدَار — duvar
    جِدَار jidār duvar

    دَهَنَ الجِدَارَ بِاللَّوْنِ الأَزْرَقِ. Dahana al-jidāra bil-lawni al-azraq. Duvarı maviye boyadı.

  29. نَظِيف — temiz
    نَظِيف naẓīf temiz

    هي تريد بيتاً نظيفاً. Hiya turīdu baytan naẓīfan. Temiz bir ev istiyor.

  30. غَسَلَ — yıkamak
    غَسَلَ ghasala yıkamak

    سأغسل الأطباق الآن. sa'aghsil al-'atbaq al-'an. Şimdi bulaşık yıkayacağım.

  31. طَبَخَ — pişirmek
    طَبَخَ tabakha pişirmek

    يَطْبُخُونَ العشاء كل ليلة. yaṭbukhūna al-ʿashā' kulla layla. Onlar her gece akşam yemeği pişirirler.

  32. غَلَى — kaynatmak
    غَلَى ghalā kaynatmak

    أنت تَغْلِي الماء للشاي. Anta taghlī al-mā'a lish-shāy. Çay için su kaynatırsın.

  33. قَلَى — kızartmak
    قَلَى qalā kızartmak

    هل تقلي طعامك غالباً؟ Hal taqlee ta'aamaka ghaaliban? Yemeklerini sık sık kızartır mısın?

  34. خَبَزَ — pişirmek
    خَبَزَ khabaza pişirmek

    تَخْبِزُ الخبز اليوم. Takhbizu al-khubza al-yawm. O bugün ekmek pişiriyor.

  35. كَنَسَ — süpürmek
    كَنَسَ kanasa süpürmek

    أَكْنِسُ الأرض بشكل أسرع. aknusu l-arḍa bishaklin asraʿa. Yeri daha hızlı süpürürüm.

  36. مِمْسَحَة — paspas
    مِمْسَحَة mimsāḥa paspas

    يَسْتَخْدِمُ عَامِلُ النَّظَافَةِ المِمْسَحَةَ. Yastakhdimu ʿāmilu n-naẓāfati l-mimsaḥa. Temizlikçi paspası kullanıyor.

  37. فَرَاغ — elektrikli süpürgeyle süpürmek
    فَرَاغ farāgh elektrikli süpürgeyle süpürmek

    نَكْنِسُ غُرْفَةَ الْمَعِيشَةِ بِالْمِكْنَسَةِ الْكَهْرَبَائِيَّةِ. Naknisu ghurfat al-maʿīshah bil-miknasah al-kahrabā'iyyah. Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz.

  38. غُبَار — toz
    غُبَار ghubār toz

    تمسح الغبار. tamsaḥ al-ghubār. Tozu siliyor.

  39. سَقَى — sulamak
    سَقَى saqā sulamak

    يَسْقُونَ الحديقة أسبوعياً. yasqūna al-ḥadīqata usbūʿiyyan. Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar.

  40. أَطْفَأَ — kapatmak
    أَطْفَأَ atfa'a kapatmak

    هل يمكنك أن تطفئ الأنوار؟ Hal yumkinuka an tuṭfi'a al-anwār? Işıkları kapatabilir misin?

  41. صَبَّ — dökmek
    صَبَّ ṣabba dökmek

    تَصُبُّ الماءَ في الكوبِ. taṣubbu al-mā'a fī al-kūb Bardağa su döküyor.

  42. حَرَّكَ — karıştırmak
    حَرَّكَ ḥarraka karıştırmak

    أُحَرِّكُ الحَساءَ الساخِن. uḥarriku al-ḥasā’a as-sākhin Sıcak çorbayı karıştırıyorum.

  43. قَطَّعَ — doğramak
    قَطَّعَ qaṭṭaʿa doğramak

    يُقَطِّعُ الرَّجُلُ الخَشَبَ. yuqaṭṭiʿu ar-rajulu al-khashaba. Adam odunları doğruyor.

  44. غَمَسَ — batırmak
    غَمَسَ ghamasa batırmak

    تَغْمِسُ القِطْعَةَ مِنَ القُمَاشِ فِي المَاءِ. taghmisu al-qit'ata minal-qumashi fil-ma'. Bezi suya batırıyor.

  45. قَشَّرَ — soymak
    قَشَّرَ qashshara soymak

    تُقَشِّرُ البُرْتُقَالَةَ. tuqashshiru l-burtuqālah Portakalı soyuyor.

  46. بَشَرَ — rendelemek
    بَشَرَ bashara rendelemek

    تَبْشُرُ الخُضْرَاوَاتِ لِتَحْضِيرِ السَّلَطَةِ. tabshuru al-khudrawāti litahḍīri as-salaṭah. Sebzeleri rendeliyor.

  47. حَرَارَة — sıcaklık
    حَرَارَة ḥarāra sıcaklık

    أَشْعُرُ بِالْحَرَارَةَ النَّاتِجَةِ عَنِ النَّارِ. ash'uru bil-ḥarārati an-nātijati 'an an-nār. Ateşin sıcaklığını hissediyorum.

  48. خَلَطَ — karıştırmak
    خَلَطَ khalaṭa karıştırmak

    أخلطُ الملحَ والماءَ. akhluṭu al-milḥa wal-mā'. Tuz ve suyu karıştırıyorum.

  49. يدهن — sürmek
    يدهن yadhun sürmek

    تدهن الزبدة على الخبز. Tadhun az-zubda ʿalā al-khubz. Ekmeğe tereyağı sürüyor.

  50. أَذَابَ — eritmek
    أَذَابَ adhāba eritmek

    الشمس تُذِيبُ الجليد. ash-shamsu tudhību al-jalīd Güneş buzları eritir.

  51. قَاسَ — ölçmek
    قَاسَ qāsa ölçmek

    أَقِيسُ الْحَبْلَ الطَّوِيلَ. aqīsu l-ḥabla t-ṭawīl Uzun ipi ölçüyorum.

  52. مَلَأَ — doldurmak
    مَلَأَ mala'a doldurmak

    أَمْلَأُ الكُوبَ بِالمَاءِ. amla'u al-kūba bil-mā'. Bardağı suyla dolduruyorum.

  53. غَسَّالَة — çamaşır makinesi
    غَسَّالَة ghassāla çamaşır makinesi

    هذه الغسالة نظيفة. hadhihi l-ghassālatu naẓīfa. Bu çamaşır makinesi temiz.

  54. مُجَفِّف — kurutma makinesi
    مُجَفِّف mujaffif kurutma makinesi

    المُجَفِّف ساخن جداً. al-mujaffif saakhin jiddan. Kurutma makinesi çok sıcak.

  55. مُنَظِّف — deterjan
    مُنَظِّف munazzif deterjan

    نحتاج إلى المزيد من المنظف الآن. Naḥtāj ilā l-mazīd min al-munaẓẓif al-ān. Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var.

  56. مُنَعِّمُ الأَقْمِشَة — yumuşatıcı
    مُنَعِّمُ الأَقْمِشَة munaʿʿim al-aqmisha yumuşatıcı

    هي تستخدم مُنَعِّم الأَقْمِشَة دائماً. hiya tastakhdimu munaʿʿim al-aqmisha dā'iman. O her zaman yumuşatıcı kullanır.

  57. بُقْعَة — leke
    بُقْعَة buq'ah leke

    متى تلطخت بهذه البقعة؟ Mata talattaxta bi-hadhihi l-buqʿa? Bu leke ne zaman oldu?

  58. مُزِيلُ بُقَع — leke çıkarıcı
    مُزِيلُ بُقَع muzeel buqaʿ leke çıkarıcı

    مُزِيل البقع هذا يعمل بشكل جيد. muzīl al-buqaʿ hādhā yaʿmal bi-shakl jayyid. Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor.

  59. سَلَّة غَسِيل — çamaşır sepeti
    سَلَّة غَسِيل sallat ghasīl çamaşır sepeti

    نحتاج إلى سلة غسيل. naḥtāj ilā sallat ghasīl. Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var.

  60. عَلَّاقَة — askı
    عَلَّاقَة ʿallāqa askı

    لا أستطيع العثور على علاقة المعطف. lā astaṭīʿ al-ʿuthūr ʿalā ʿallāqat al-miʿṭaf. Elbise askısını bulamıyorum.

  61. مِشْبَكُ غَسِيل — mandal
    مِشْبَكُ غَسِيل mishbak ghasīl mandal

    هل تستخدم مشابك الغسيل؟ Hal tastakhdim mashaabik al-ghaseel? Mandal kullanıyor musun?

  62. حَبْلُ غَسِيل — çamaşır ipi
    حَبْلُ غَسِيل ḥabl ghasīl çamaşır ipi

    يحمل حبل الغسيل هذا الملابس المبللة. yaḥmil ḥabl al-ġasīl hādhā al-malābis al-muballala. Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır.

  63. طَاوِلَةُ مِكْوَاة — ütü masası
    طَاوِلَةُ مِكْوَاة ṭāwilat mikwāh ütü masası

    طاولة المكواة تعترض الطريق. ṭāwilat al-mikwāh taʿtariḍ aṭ-ṭarīq. Ütü masası ayak altında.

  64. حَدِيد — ütü
    حَدِيد ḥadīd ütü

    تَسْتَخْدِمُ مكواة ساخنة على ملابسها. Tastakhdimu mikwātan sākhinatan ʿalā malābisihā. Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor.

  65. مَكْسُور — bozuk
    مَكْسُور maksūr bozuk

    للأسف، تلك اللعبة مكسورة. Lil'asaf, tilka al-lu'ba maksūra. Maalesef, o oyuncak bozuk.

  66. أَصْلَحَ — tamir etmek
    أَصْلَحَ aṣlaḥa tamir etmek

    نُصْلِحُ الأشياء المكسورة هنا. Nuṣliḥu al-ashyā' al-maksūrah hunā. Burada bozuk eşyaları tamir ederiz.

  67. نَقَرَ — musluk
    نَقَرَ naqara musluk

    لا يزال صنبورنا يسرب. Lā yazālu ṣunbūrunā yusarrib. Musluğumuz hâlâ sızdırıyor.

  68. تَسَرَّبَ — sızıntı
    تَسَرَّبَ tasarraba sızıntı

    إنهم يصلحون التسرب أخيراً. Innahum yuṣliḥūna at-tasarrub akhīran. Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar.

  69. أُنْبُوب — boru
    أُنْبُوب unbūb boru

    أستطيع أن أرى الأنبوب. Astaṭīʿu an arā al-unbūb. Boruyu görebiliyorum.

  70. أَصْلَحَ — onarmak
    أَصْلَحَ aṣlaḥa onarmak

    هل تعرف كيف تُصْلِحَهُ؟ Hal taʿrif kayfa tuṣliḥahu? Onu nasıl onaracağını biliyor musun?

  71. سَبَّاك — tesisatçı
    سَبَّاك sabbāk tesisatçı

    اتَّصَلَت بِالسَّبَّاك اليَوْم. Ittaṣalat bis-sabbāk al-yawm. Bugün tesisatçıyı aradı.

  72. كَهْرَبَائِيّ — elektrikçi
    كَهْرَبَائِيّ kahrabāʾī elektrikçi

    وظفوا كهربائياً. Waẓẓafū kahrabā'iyyan. Bir elektrikçi tuttular.

  73. صَهَرَ — sigorta
    صَهَرَ ṣahara sigorta

    هذا المنصهر يحمي الدائرة الكهربائية. Hādhā al-munṣahir yaḥmī ad-dā'ira al-kahrabā'iyya. Bu sigorta devreyi korur.

  74. مِصْبَاحٌ كَهْرَبَائِيّ — ampul
    مِصْبَاحٌ كَهْرَبَائِيّ miṣbāḥ kahrabā'ī ampul

    هل لدينا مصباح كهربائي آخر؟ Hal ladaynā miṣbāḥ kahrabā'iyy ākhar? Başka bir ampulümüz var mı?

  75. اِسْتَبْدَلَ — değiştirmek
    اِسْتَبْدَلَ istabdala değiştirmek

    نَسْتَبْدِل الإطارات القديمة. nastabdil al-iṭārāt al-qadīmah. Eski lastikleri değiştiririz.

  76. صِيَانَة — bakım
    صِيَانَة ṣiyānah bakım

    يقومون بصيانة دورية. Yaqūmūna bi-ṣiyāna dawriyya. Düzenli bakım yapıyorlar.

  77. قَصَّةُ شَعْر — saç kesimi
    قَصَّةُ شَعْر qaṣṣat shaʿr saç kesimi

    أحتاج إلى قصة شعر قريباً. aḥtāju ilā qaṣṣati shaʿr qarīban. Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var.

  78. عِطْر — parfüm
    عِطْر ʿiṭr parfüm

    تُحِبّ ذلك العطر. Tuḥibbu dhālika l-ʿiṭr. O parfümü seviyor.

  79. شامْبُو — şampuan
    شامْبُو shāmbū şampuan

    هل عندك شامبو آخر؟ Hal ʿindaka shāmbū ākhar? Başka bir şampuanın var mı?

  80. صَابُون — sabun
    صَابُون ṣābūn sabun

    يجب أن تغتسل بالصابون. yajibu an taghtasila bi-ṣ-ṣābūn. Sabunla yıkanmalısın.

  81. فُرْشَاةُ أَسْنَان — diş fırçası
    فُرْشَاةُ أَسْنَان furshāt asnān diş fırçası

    كم عمر فرشاة أسنانك؟ Kam ʿumru furshāti ʾasnānik? Diş fırçan ne kadar eski?

  82. مَعْجُونُ أَسْنَان — diş macunu
    مَعْجُونُ أَسْنَان maʿjūn asnān diş macunu

    هذا أفضل معجون أسنان. Hādhā afḍal maʿjūn asnān. Bu en iyi diş macunu.

  83. مِنْشَفَة — havlu
    مِنْشَفَة minshafa havlu

    تُوجد مناشف نظيفة على الرف. tūjad manāshif naẓīfa ʿalā ar-raff. Temiz havlular rafta.

  84. شَفْرَة — tıraş bıçağı
    شَفْرَة shafrah tıraş bıçağı

    أستخدم شفرة جديدة في كل مرة. astakhdimu shafrah jadīdah fī kulli marrah. Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım.

  85. مُشْط — tarak
    مُشْط musht tarak

    تستخدم مشطاً يومياً. Tastakhdimu mushṭan yawmiyyan. O her gün tarak kullanır.

  86. مِرْآة — ayna
    مِرْآة mir'āh ayna

    هل نظّفت المرآة أمس؟ Hal naẓẓafta al-mir'āh ams? Dün aynayı temizledin mi?

  87. مُزِيلُ عَرَقٍ — deodorant
    مُزِيلُ عَرَقٍ muzīl ʿaraq deodorant

    أحتاج إلى مزيل عرق كل يوم. aḥtāju ʾilā muzīl ʿaraq kulla yawm. Her gün deodoranta ihtiyacım var.

  88. جِل الِاسْتِحْمَام — duş jeli
    جِل الِاسْتِحْمَام jil al-istiḥmām duş jeli

    جل الاستحمام هذا رائحته جميلة. jil al-istiḥmām hādhā rā'iḥatuhu jamīlah. Bu duş jeli güzel kokuyor.

  89. رَأْس — baş
    رَأْس ra's baş

    من فضلك احمِ رأسك. Min fadlak ihmi ra'sak. Lütfen başını koru.

  90. وَجْه — yüz
    وَجْه wajh yüz

    تغسل وجهك كل صباح. taghsilu wajhaka kulla ṣabāḥ. Her sabah yüzünü yıkarsın.

  91. قَدَم — ayak
    قَدَم qadam ayak

    هل تستطيع أن تلمس قدمك؟ hal tastaṭīʿu an talmisa qadamak? Ayağına dokunabilir misin?

  92. عَيْن — göz
    عَيْن ʿayn göz

    لَدَيْكَ عَيْنَانِ جَمِيلَتَان. Ladayka ʿaynāni jamīlatān. Güzel gözlerin var.

  93. ذِرَاع — kol
    ذِرَاع dhiraaʿ kol

    كَسَرَ ذراعه أمس. Kasara dhiraa'ahu ams. Dün kolunu kırdı.

  94. أَنْف — burun
    أَنْف anf burun

    من لديه الأنف الأكبر؟ Man ladayhi al-anfu al-akbar? Kimin burnu daha büyük?

  95. فَم — ağız
    فَم fam ağız

    وضعت الحلوى في فمها. Waḍaʿat al-ḥalwā fī famihā. Şekeri ağzına koydu.

  96. أَسْنَان — diş
    أَسْنَان asnān diş

    يُنَظِّفُونَ أَسْنَانَهُمْ يَوْمِيًّا. yunaẓẓifūna asnānahum yawmiyyan. Dişlerini her gün fırçalarlar.

  97. يَد — el
    يَد yad el

    غسل اليدين مهم جداً. ghasl al-yadayn muhimm jiddan. Elleri yıkamak çok önemlidir.

  98. أُذُن — kulak
    أُذُن udhun kulak

    هل لهذا الحيوان آذان؟ Hal li-hādhā l-ḥayawān ādhān? Bu hayvanın kulakları var mı?

  99. رِجْل — bacak
    رِجْل rijl bacak

    هل تؤلمك رِجْلُكَ؟ Hal tu'limuka rijluka? Bacağın ağrıyor mu?

  100. شَعْر — saç
    شَعْر shaʿr saç

    كم مرة تُمَشِّط شعرك؟ Kam marra tumashshiṭ sha'rak? Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın?

Kelime 901–1000

  1. جِسْم — vücut
    جِسْم jism vücut

    لَدَى الرَّجُلِ جِسْمٌ قَوِيٌّ. Lada ar-rajuli jismun qawiyy. Adamın güçlü bir vücudu var.

  2. اِبْتَسَمَ — gülümsemek
    اِبْتَسَمَ ibtasama gülümsemek

    الطِّفْلُ يَبْتَسِمُ لِي. aṭ-ṭiflu yabtasimu lī. Çocuk bana gülümsüyor.

  3. ظَهْر — sırt
    ظَهْر ẓahr sırt

    لَمَسَ ظَهْرِي. lamasa ẓahrī. Sırtıma dokundu.

  4. رَقَبَة — boyun
    رَقَبَة raqabah boyun

    لَمَسَتْ رَقَبَتَهَا. lamasat raqabataha. Boynuna dokundu.

  5. كَتِف — omuz
    كَتِف katif omuz

    لَمَسَ الطَّبِيبُ كَتِفِي. lamasa aṭ-ṭabību katifī. Doktor omzuma dokundu.

  6. مَعِدَة — mide
    مَعِدَة maʿida mide

    مَعِدَتِي تُؤْلِمُنِي. maʿidatī tuʾlimunī. Midem ağrıyor.

  7. صَدْر — göğüs
    صَدْر ṣadr göğüs

    شعر بألم في صدره. sha‘ara bi-’alam fī ṣadrihi Göğsünde bir ağrı hissetti.

  8. شَفَة — dudak
    شَفَة shafah dudak

    لَمَسَ الوَلَدُ شَفَتَهُ. lamasa al-waladu shafatahu. Çocuk dudağına dokundu.

  9. لِسَان — dil
    لِسَان lisān dil

    أَحْرَقَ الحَسَاءُ السَّاخِنُ لِسَانِي. aḥraqa al-ḥasā’u as-sākhinu lisānī Sıcak çorba dilimi yaktı.

  10. حَلْق — boğaz
    حَلْق ḥalq boğaz

    حَلْقي جافٌّ جِدّاً. ḥalqī jāffun jiddan. Boğazım çok kuru.

  11. شَارِب — bıyık
    شَارِب shārib bıyık

    أبي لديه شَارِبٌ كثيف. Abī ladayhi shāribun kathīf. Babamın bıyığı var.

  12. لِحْيَة — sakal
    لِحْيَة liḥya sakal

    لِلرَّجُلِ لِحْيَةٌ طَوِيلَةٌ. lir-rajuli liḥyatun ṭawīla. Adamın uzun bir sakalı var.

  13. إِصْبَع — parmak
    إِصْبَع iṣbaʿ parmak

    أَمْسَكَ الطِّفْلُ بِإِصْبَعِي. amsaka aṭ-ṭiflu bi-iṣbaʿī Bebek parmağımı yakaladı.

  14. إِبْهَام — başparmak
    إِبْهَام ibhām başparmak

    أشارَ بِإِبْهَامِهِ. ashāra bi-ibhāmihi Başparmağıyla işaret etti.

  15. إِصْبَعُ القَدَم — ayak parmağı
    إِصْبَعُ القَدَم iṣbaʿ al-qadam ayak parmağı

    أصبتُ بإصبع قدمي. aṣabtu bi-iṣbaʿ qadamī Ayak parmağımı incittim.

  16. رُكْبَة — diz
    رُكْبَة rukbah diz

    ثَنَى رُكْبَتَهُ اليُمْنَى. thana rukbatahu al-yumna. Sağ dizini büktü.

  17. مِرْفَق — dirsek
    مِرْفَق mirfaq dirsek

    فحص الطبيب مِرْفَقِي. faḥaṣa aṭ-ṭabību mirfaqī Doktor dirseğimi muayene etti.

  18. مِعْصَم — bilek
    مِعْصَم miʿṣam bilek

    أصبتُ بِمِعْصَمِي. aṣabtu bi-miʿṣamī Bileğimi incittim.

  19. كاحِل — ayak bileği
    كاحِل kāḥil ayak bileği

    أَصَابَتْ كاحِلَها في الحادث. aṣābat kāḥilaha fil-ḥādith. Ayak bileğini incitti.

  20. كَفّ — avuç
    كَفّ kaff avuç

    فَتَحَتْ كَفَّها. fataḥat kaffahā Avucunu açtı.

  21. عَقِب — topuk
    عَقِب ʿaqib topuk

    عَضَّ الكَلْبُ عَقِبِي. ʿaḍḍa al-kalbu ʿaqibī. Köpek topuğumu ısırdı.

  22. وَرِك — kalça
    وَرِك warik kalça

    يُؤْلِمُنِي وَرِكِي الأَيْسَر. yu'limunī warikī al-aysar Sol kalçam ağrıyor.

  23. خَصْر — bel
    خَصْر khaṣr bel

    رَبَطَ حَبْلًا حَوْلَ خَصْرِهِ. rabaṭa ḥablan ḥawla khaṣrihi. Belinin etrafına bir ip bağladı.

  24. عَضَلَة — kas
    عَضَلَة ʿaḍala kas

    عَضَلَةُ سَاقِي تُؤْلِمُنِي. ʿaḍalatu sāqī tuʾlimunī. Bacak kasım ağrıyor.

  25. تَمَرَّنَ — egzersiz
    تَمَرَّنَ tamarrana egzersiz

    هذا تمرين لياقة بدنية رائع. hādhā tamrīn liyāqa badaniyya rā'iʿ. Bu harika bir fitness egzersizi.

  26. صَالَةُ أَلْعَابٍ رِيَاضِيَّة — spor salonu
    صَالَةُ أَلْعَابٍ رِيَاضِيَّة ṣālat 'alʿāb riyāḍiyya spor salonu

    هل تَذْهَب إلى صالة الألعاب الرياضية؟ Hal tadhhab ilā ṣālat al-alʿāb ar-riyāḍiyyah? Spor salonuna gidiyor musun?

  27. تَمْرِين — antrenman
    تَمْرِين tamrīn antrenman

    التمرين المنتظم يُحافِظ على صحتك. at-tamrīn al-muntaẓam yuḥāfiẓ ʿalā ṣiḥḥatik. Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar.

  28. أَحْمَى — ısıtmak
    أَحْمَى aḥmā ısıtmak

    هذا يساعد على إحماء العضلات. Hādhā yusāʿidu ʿalā iḥmāʾ al-ʿaḍalāt. Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur.

  29. تَمَدَّدَ — esnemek
    تَمَدَّدَ tamaddada esnemek

    أَتَمَدَّدُ كل صباح. atamaddadu kull ṣabāḥ. Her sabah esnerim.

  30. رَكَضَ — koşmak
    رَكَضَ rakaḍa koşmak

    يركضون بسرعة كبيرة. yarkuḍūna bi-surʿatin kabīrah. Çok hızlı koşarlar.

  31. مَشَى — yürümek
    مَشَى masha yürümek

    تحب أن تمشي في المساء. Tuḥibbu an tamshiya fī al-masā'. Akşamları yürümeyi sever.

  32. رَفَعَ الأَثْقَالَ — ağırlık kaldırmak
    رَفَعَ الأَثْقَالَ rafaʿa al-athqāl ağırlık kaldırmak

    رَفْعُ الأَثْقَالِ يُنَمِّي عَضَلَاتِكَ. Raf'u al-athqaali yunammi 'adalaatik. Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür.

  33. اليُوغَا — yoga
    اليُوغَا al-yūghā yoga

    اليُوغَا مُهَدِّئَةٌ جِدّاً. al-yūghā muhaddi'ah jiddan. Yoga çok sakinleştirici.

  34. تَنَفَّسَ — nefes alma
    تَنَفَّسَ tanaffasa nefes alma

    نُمَارِسُ التَّنَفُّسَ بِعُمْق. Numārisu at-tanaffusa bi-ʿumq. Derin nefes alma çalışması yapıyoruz.

  35. حَافَظَ عَلَى لِيَاقَتِهِ — formda kalmak
    حَافَظَ عَلَى لِيَاقَتِهِ ḥāfaẓa ʿala liyāqatihi formda kalmak

    أُحَافِظُ على لياقتي بالجري. Uḥāfiẓu ʿalā liyāqatī bil-jary. Formda kalmak için koşuyorum.

  36. يَوْمُ رَاحَة — dinlenme günü
    يَوْمُ رَاحَة yawm rāḥa dinlenme günü

    تحتاج إلى يوم راحة. Taḥtāj 'ilā yawm rāḥah. Ona bir dinlenme günü lazım.

  37. خَرَجَ — dışarı çıkmak
    خَرَجَ kharaja dışarı çıkmak

    نخرج عادةً أيام الجمعة. nakhruju ʿādatan ayyām al-jumuʿa. Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız.

  38. مَلْهَىً لَيْلِيٌّ — gece kulübü
    مَلْهَىً لَيْلِيٌّ malhā laylī gece kulübü

    المَلْهَى اللَّيْلِيّ مُمْتَلِئ بَعْدَ مُنْتَصَف اللَّيْل. al-malha al-layliyy mumtali' ba'da muntasaf al-layl. Gece kulübü gece yarısından sonra doludur.

  39. قَضِيب — bar
    قَضِيب qaḍīb bar

    لِنَلْتَقِ فِي الحَانَةِ لاحقاً. Linaltaqi fī al-ḥānati lāḥiqan. Daha sonra barda buluşalım.

  40. سِيجَارَة — sigara
    سِيجَارَة sījāra sigara

    هو في الخارج، يدخن سيجارة. Huwa fil-khārij, yudakhkhin sījāra. Dışarıda sigara içiyor.

  41. مِنْفَضَة — küllük
    مِنْفَضَة minfaḍa küllük

    من فضلك استخدم المنفضة. Min faḍlika stakhdim al-minfaḍah. Lütfen küllüğü kullan.

  42. أَخَفّ — çakmak
    أَخَفّ akhaff çakmak

    هل عندك ولاعة؟ Hal ʿindaka wallāʿa? Sende çakmak var mı?

  43. كُحُول — alkol
    كُحُول kuḥūl alkol

    هي لا تشرب الكحول كثيراً. hiya lā tashrab al-kuḥūl kathīran. O çok sık alkol içmez.

  44. فَتَّاحَةُ زُجَاجَات — şişe açacağı
    فَتَّاحَةُ زُجَاجَات fattaahat zujaajaat şişe açacağı

    نَحْتَاج إلى فتاحة زجاجات لهذا. Naḥtāju 'ilā fattāḥat zujājāt li-hādhā. Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var.

  45. رَقَصَ — dans etmek
    رَقَصَ raqasa dans etmek

    أصدقائي يريدون دائماً أن يرقصوا. asdiqa'i yuriduna da'iman an yarqusu. Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar.

  46. سَكْرَان — sarhoş
    سَكْرَان sakrān sarhoş

    هو سَكْرَان، لذلك يمشي إلى البيت. Huwa sakrān, lidhālika yamshī ilā al-bayt. O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor.

  47. حَقِيبَةُ يَد — el çantası
    حَقِيبَةُ يَد ḥaqībat yad el çantası

    هاتفها داخل حقيبة اليد الحمراء. Hātifuhā dākhila ḥaqībat al-yad al-ḥamrā'. Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde.

  48. مُغَنٍّ — şarkıcı
    مُغَنٍّ mughannin şarkıcı

    كان المغني رائعاً الليلة. kāna al-mughannī rā'iʿan al-layla. Şarkıcı bu gece harikaydı.

  49. عَطْسَة — hapşırık
    عَطْسَة ʿaṭsah hapşırık

    كانت تلك العطسة عالية جداً. kānat tilka l-ʿaṭsa ʿāliya jiddan. O hapşırık çok gürültülüydü.

  50. عَضَلَاتٌ مُتَأَلِّمَة — kas ağrısı
    عَضَلَاتٌ مُتَأَلِّمَة ʿaḍalāt mutaʾallima kas ağrısı

    سَبَّبَ تدريبي عضلات متألمة. sabbaba tadrībī ʿaḍalāt mutaʾallimah. Antrenmanım kas ağrısı yaptı.

  51. تَشَنُّج — kramp
    تَشَنُّج tashannuj kramp

    تشنجات الساق هي الأسوأ. tashannujāt as-sāq hiya al-aswa'. Bacak krampları en kötüsü.

  52. تَصَلُّبُ الرَّقَبَة — boyun tutulması
    تَصَلُّبُ الرَّقَبَة taṣallub ar-raqaba boyun tutulması

    كيف أعالج تصلب الرقبة هذا؟ kayfa uʿālij taṣallub ar-raqaba hādhā? Bu boyun tutulması nasıl geçer?

  53. كَدْمَة — morluk
    كَدْمَة kadma morluk

    عندي كدمة كبيرة. ʿindī kadma kabīra. Büyük bir morluğum var.

  54. أَلَمٌ فِي المَعِدَة — karın ağrısı
    أَلَمٌ فِي المَعِدَة alam fi al-ma'ida karın ağrısı

    أَصَابَنِي ألم في المعدة أمس. aṣābanī alamun fī al-maʿidah ams. Dün karın ağrısı çektim.

  55. أَلَمُ أَسْنَان — diş ağrısı
    أَلَمُ أَسْنَان alam asnan diş ağrısı

    ذلك ألم أسنان شديد. Dhalika alam asnan shadid. O kötü bir diş ağrısı.

  56. أَلَمُ الظَّهْرِ — sırt ağrısı
    أَلَمُ الظَّهْرِ alam az-zahr sırt ağrısı

    تعاني جدتي من أَلَمِ الظَّهْرِ اليوم. tuʿānī jaddatī min alami ẓ-ẓahri al-yawm. Büyükannemin bugün sırt ağrısı var.

  57. أَلَمُ أُذُن — kulak ağrısı
    أَلَمُ أُذُن alam udhun kulak ağrısı

    لديه ألم أذن الآن. Ladayhi alamu udhunin al-aan. Onun şu an kulak ağrısı var.

  58. إِرْهَاق — yorgunluk
    إِرْهَاق irhāq yorgunluk

    يمكن أن يسبب عملك الإرهاق. yumkin an yusabbiba ʿamaluka al-irhāq. İşin yorgunluğa sebep olabilir.

  59. حَسَاسِيَّة — alerji
    حَسَاسِيَّة ḥasāsiyya alerji

    تكون حساسيتي في أسوأ حالاتها في الربيع. takūn ḥasāsiyatī fī aswa' ḥālātihā fi r-rabīʿ. Alerjim baharda en kötüdür.

  60. يُؤْلِمُ — Burası ağrıyor
    يُؤْلِمُ yu'limu Burası ağrıyor

    يُؤْلِمُنِي هُنَا. yu'limunī hunā. Burası ağrıyor.

  61. بَكَى — ağlamak
    بَكَى bakā ağlamak

    الطِّفْلُ الحَزِينُ يَبْكِي. aṭ-ṭiflu l-ḥazīnu yabkī. Üzgün çocuk ağlıyor.

  62. سَقَطَ — düşmek
    سَقَطَ saqaṭa düşmek

    تَسْقُطُ الفاكهةُ من الشجرة. tasquṭu al-fākihatu min ash-shajarah Meyve ağaçtan düşer.

  63. مَرِيض — hasta
    مَرِيض marīḍ hasta

    الطِّفْلُ مَرِيضٌ جِدّاً. aṭ-ṭiflu marīḍun jiddan Çocuk çok hasta.

  64. بِخَيْر — iyi
    بِخَيْر bikhayr iyi

    أَشْعُرُ أَنَّنِي بِخَيْر اليَوْم. ash'uru annani bikhayr al-yawm. Bugün kendimi iyi hissediyorum.

  65. قَطَعَ — kesmek
    قَطَعَ qaṭaʿa kesmek

    هِيَ تَقْطَعُ الخُبْزَ. hiya taqṭaʿu l-khubz Ekmeği kesiyor.

  66. ضِمَادَة — sargı
    ضِمَادَة ḍimādah sargı

    وَضَعَ ضِمَادَةً عَلَى الجُرْحِ. waḍaʿa ḍimādatan ʿala-l-jurḥ Yaranın üzerine bir sargı sardı.

  67. يَحْتَرِقُ — yanmak
    يَحْتَرِقُ yaḥtariqu yanmak

    الخشب الجاف يَحْتَرِقُ بسرعة. al-khashab al-jāf yaḥtariqu bi-sur'a. Kuru odun çabuk yanar.

  68. خَدَشَ — tırmalamak
    خَدَشَ khadasha tırmalamak

    خَدَشَتِ القِطَّةُ ذِراعي. khadashat il-qiṭṭatu dhiraa'ee Kedi kolumu tırmaladı.

  69. صَدَمَ — çarpmak
    صَدَمَ ṣadama çarpmak

    صَدَمْتُ رَأْسِي بِالْبَابِ. ṣadamtu ra'sī bil-bāb. Başımı çarptım.

  70. نُدْبَة — yara izi
    نُدْبَة nudba yara izi

    لَمَسَ النُّدْبَةَ القَدِيمَةَ. lamasa an-nudbata al-qadeemah Eski yara izine dokundu.

  71. تَعَافَى — toparlanmak
    تَعَافَى ta'āfā toparlanmak

    تَعَافَى مِنَ المَرَضِ تَمَاماً. ta'āfā minal-maraḍi tamāman. Hastalıktan toparlandı.

  72. يَلْتَئِمُ — iyileşmek
    يَلْتَئِمُ yalta'im iyileşmek

    الجُرْحُ العَميقُ سَيَلْتَئِمُ. al-jurḥu al-ʿamīqu sayalta'im. Derin yara iyileşecek.

  73. انْقِطَاعُ التَّيَّارِ الكَهْرَبَائِيِّ — elektrik kesintisi
    انْقِطَاعُ التَّيَّارِ الكَهْرَبَائِيِّ inqiṭāʿ at-tayyār al-kahrabāʾī elektrik kesintisi

    لحسن الحظ، كان انقطاع التيار الكهربائي قصيراً. li-ḥusn al-ḥaẓ, kāna inqiṭāʿ at-tayyār al-kahrabā'iyy qaṣīran. Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü.

  74. قَابِس — fiş
    قَابِس qābis fiş

    نسي أن يُوَصِّلَ شاحن الحاسوب المحمول. Nasiya an yuwaṣṣila shāḥina al-ḥāsūbi al-maḥmūl. Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu.

  75. مَقْبِس — priz
    مَقْبِس maqbis priz

    وصلت هاتفها بمقبس الحائط. waṣṣalat hātifahā bi-maqbis al-ḥā'iṭ. Telefonunu duvar prizine taktı.

  76. وُصْلَةُ كَهْرَبَاء — uzatma kablosu
    وُصْلَةُ كَهْرَبَاء wuṣlat kahrabā' uzatma kablosu

    وصلة الكهرباء هذه طويلة. Wuṣlat al-kahrabāʾ hādhihi ṭawīlah. Bu uzatma kablosu uzun.

  77. وُصْلَةُ كَهْرَبَاء — uzatma kablosu
    وُصْلَةُ كَهْرَبَاء wuṣlat kahrabā' uzatma kablosu

    وَصَّلَتْ حاسوبها بوصلة الكهرباء. Waṣṣalat ḥāsūbahā bi-wuṣlat al-kahrabāʾ. Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı.

  78. مُحَوِّلُ قَابِس — adaptör fişi
    مُحَوِّلُ قَابِس muḥawwil qābis adaptör fişi

    تحتاج إلى محول قابس. taḥtāju 'ilā muḥawwil qābis. Bir adaptör fişine ihtiyacın var.

  79. صُنْدُوقُ المَصَاهِر — sigorta kutusu
    صُنْدُوقُ المَصَاهِر ṣundūq al-maṣāhir sigorta kutusu

    صندوق المصاهر معطل. ṣundūq al-maṣāhir muʿaṭṭal. Sigorta kutusu bozuk.

  80. قَاطِعُ التَّيَّارِ — şalter
    قَاطِعُ التَّيَّارِ qāṭiʿ at-tayyār şalter

    فَصَلَ قاطع التيار أثناء العاصفة. faṣala qāṭiʿu t-tayyāri athnā'a l-ʿāṣifati. Fırtına sırasında şalter kapandı.

  81. جُهْد — voltaj
    جُهْد juhd voltaj

    يبدو هذا الجهد منخفضاً جداً. Yabdu hadha al-juhdu munkhafidan jiddan. Bu voltaj çok düşük görünüyor.

  82. بَطَّارِيَّة — pil
    بَطَّارِيَّة baṭṭāriyya pil

    تُشغِّل بطارية المصباح اليدوي. Tushaghghil baṭṭāriyya al-miṣbāḥ al-yadawī. Bir pil el fenerini çalıştırır.

  83. بَطَّارِيَّة فَارِغَة — bitmiş batarya
    بَطَّارِيَّة فَارِغَة baṭṭāriyya fārigha bitmiş batarya

    نحتاج إلى شحن البطارية الفارغة. naḥtāj ʾilā shaḥn al-baṭṭāriyya al-fārigha. Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor.

  84. اسْتَبْدَلَ — pili değiştirmek
    اسْتَبْدَلَ istabdala pili değiştirmek

    أنت تستبدل البطارية كثيراً. Anta tastabdilu al-baṭṭāriyyata kathīran. Sık sık pili değiştirirsin.

  85. كَهْرَبَاء — elektrik
    كَهْرَبَاء kahrabaa' elektrik

    نحتاج إلى الكهرباء للإضاءة. naḥtāju ilā al-kahrabā' li-l-iḍā'a. Işık için elektriğe ihtiyacımız var.

  86. غَاز — gaz
    غَاز ghāz gaz

    مَلَأَت رائحة الغاز المطبخ. Mala'at rā'iḥat al-ghāz al-maṭbakh. Gaz kokusu mutfağı doldurdu.

  87. مَوْعِدٌ نِهَائِيّ — son ödeme tarihi
    مَوْعِدٌ نِهَائِيّ mawʿid nihāʾī son ödeme tarihi

    يرجى التحقق من تاريخ الاستحقاق على الفاتورة. yurja at-tahaqquq min ta'rikh al-istiḥqaq 'ala al-fatura. Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et.

  88. تَسْخِين — ısıtma
    تَسْخِين taskhīn ısıtma

    هل يمكنك تشغيل التدفئة؟ Hal yumkinuka tashghīl at-tadfi'ah? Isıtmayı açabilir misin?

  89. إِنْتِرْنِت — internet
    إِنْتِرْنِت intirnit internet

    يستخدمون الإنترنت يومياً. yastakhdimūna al-intarnit yawmiyyan. Onlar her gün internet kullanıyorlar.

  90. فَاتُورَة — fatura
    فَاتُورَة fātūra fatura

    ما هو تاريخ استحقاق فاتورة المياه؟ Mā huwa tārīkh istiḥqāq fātūrat al-miyāh? Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman?

  91. فَنِّيّ — teknisyen
    فَنِّيّ fanniyy teknisyen

    جاء فني لفحص الخط. Jā'a fanniyy li-faḥṣ al-khaṭṭ. Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi.

  92. مُوَوِّد — tedarikçi
    مُوَوِّد muwarrid tedarikçi

    أرسل المُوَرِّد عقداً جديداً. arsala al-muwarrid ʿaqdan jadīdan. Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi.

  93. عَقْد — sözleşme
    عَقْد ʿaqd sözleşme

    انتهى العقد. Intaha al-ʿaqd. Sözleşmenin süresi doldu.

  94. مُزَوِّد — sağlayıcı
    مُزَوِّد muzawwid sağlayıcı

    غَيَّرْتُ مُزَوِّدَ الإنترنت الخاص بي. Ghayyartu muzawwida al-intarnit al-khass bi. İnternet sağlayıcımı değiştirdim.

  95. رَقْمُ الحِسَاب — hesap numarası
    رَقْمُ الحِسَاب raqm al-ḥisāb hesap numarası

    ما هو رقم حسابي؟ Mā huwa raqmu ḥisābī? Hesap numaram nedir?

  96. خِدْمَةُ العُمَلَاءِ — müşteri hizmetleri
    خِدْمَةُ العُمَلَاءِ khidmatu l-ʿumala' müşteri hizmetleri

    نُقَدِّمُ خدمة عملاء ممتازة. Nuqaddimu khidmat ʿumalāʾ mumtāza. Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz.

  97. نَمُوذَج — form
    نَمُوذَج namūdhaj form

    يَحْتَاجُ إلى نموذج مطبوع. Yaḥtāju ʾilā namūdhaj maṭbūʿ. Basılı bir forma ihtiyacı var.

  98. تَوْقِيع — imza
    تَوْقِيع tawqīʿ imza

    هل سيكون توقيعي كافياً؟ Hal sayakūnu tawqīʿī kāfiyan? İmzam yeterli olacak mı?

  99. جَوَاز سَفَر — pasaport
    جَوَاز سَفَر jawāz safar pasaport

    هل فقدت جواز سفرك؟ Hal faqadta jawāza safarik? Pasaportunu mu kaybettin?

  100. تَأْشِيرَة — vize
    تَأْشِيرَة ta'shīra vize

    تلك الدولة تتطلب تأشيرة. Tilka ad-dawla tatatallab ta'shīra. O ülke vize istiyor.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Bu 1000 Arapça kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.