En çok kullanılan 500 Arapça kelime

Her kelime resmi, doğal telaffuzu ve Türkçe çevirili bir örnek cümleyle. Kelimeyi ya da cümleyi dinlemek için hoparlöre dokun.

Bu 500 kelimeyi uygulamada öğren

Resimli, doğal telaffuzlu kartlar; her kelime tam unutmak üzereyken yeniden karşına çıkar. iPhone ve Android için ücretsiz.

Ücretsiz indir
App Store'dan İndirin Google Play'den indirin Telefonunun kamerasıyla tara

Bu liste nasıl sıralandı?

Liste, Flashcardly Arapça kursunun sırasını izler: sıklığa ve günlük hayattaki faydasına göre, dil öğretmenlerinin katkısıyla. Ham bir derlem sayımı değildir; bu yüzden listenin başı “ve”, “bir” gibi küçük kelimelerin karşılıklarıyla dolmaz, “adam” ise 13. sırada yer alır.

Liste

Hata bildir

Neyin yanlış göründüğünü yaz. Her bildirimi inceliyoruz.

Sorun ne?

Dinlemek için bir resme dokun.

Kelime 1–100

  1. مَرْحَبًا — Merhaba
    مَرْحَبًا marḥaban Merhaba

    مَرْحَبًا، كيف حالك؟ Marḥaban, kayfa ḥāluka? Merhaba, nasılsın?

  2. أَهْلًا وَسَهْلًا — hoş geldiniz
    أَهْلًا وَسَهْلًا ahlan wa-sahlan hoş geldiniz

    أهلًا وسهلًا بكم في بيتنا. ahlan wa-sahlan bikum fī baytinā. Evimize hoş geldiniz.

  3. صَبَاحُ الخَيْر — Günaydın
    صَبَاحُ الخَيْر ṣabāḥ al-khayr Günaydın

    صباح الخير! ṣabāḥ al-khayr! Günaydın!

  4. نَعَمْ — evet
    نَعَمْ na'am evet

    نعم، أفهم. naʿam, afham. Evet, anlıyorum.

  5. مَسَاءُ الخَيْر — İyi akşamlar
    مَسَاءُ الخَيْر masa' al-khayr İyi akşamlar

    مَسَاءُ الخَيْر! masā' al-khayr! İyi akşamlar!

  6. لَا — hayır
    لَا lā hayır

    قالَتْ لَا. Qaalat laa. Hayır dedi.

  7. مَعَ السَّلَامَة — Hoşça kal
    مَعَ السَّلَامَة maʿa as-salāma Hoşça kal

    مع السلامة يا آنا! maʿa as-salāma yā Ānā! Hoşça kal, Anna!

  8. نَهَارُكَ سَعِيد — Tünaydın
    نَهَارُكَ سَعِيد nahāruka saʿīd Tünaydın

    نَهَارُكَ سَعِيد! nahāruka saʿīd! Tünaydın!

  9. أَرَاكَ قَرِيبًا — Yakında görüşürüz
    أَرَاكَ قَرِيبًا arāka qarīban Yakında görüşürüz

    أَرَاكِ قَرِيبًا يَا مِيَا! arāki qarīban yā miyā! Yakında görüşürüz, Mia!

  10. أَرَاكَ غَدًا — Yarın görüşürüz
    أَرَاكَ غَدًا arāka ghadan Yarın görüşürüz

    أراك غدًا! arāka ghadan! Yarın görüşürüz!

  11. تَشَرَّفْنَا — Memnun oldum
    تَشَرَّفْنَا tasharrafnā Memnun oldum

    تَشَرَّفْنَا بِكَ أيضاً! tasharrafna bika aydan! Ben de memnun oldum!

  12. كَيْفَ حَالُكَ؟ — Nasılsın?
    كَيْفَ حَالُكَ؟ kayfa ḥāluka? Nasılsın?

    كيف حالك اليوم؟ Kayfa ḥāluka al-yawm? Bugün nasılsın?

  13. رَجُل — adam
    رَجُل rajul adam

    يَقْرَأُ الرجل الكتاب. Yaqra'u ar-rajul al-kitab. Adam kitabı okuyor.

  14. اِمْرَأَة — kadın
    اِمْرَأَة imra'a kadın

    ترتدي المرأة قبعة. Tartadī al-mar'atu qubba'ah. Kadın şapka takıyor.

  15. وَلَد — erkek çocuk
    وَلَد walad erkek çocuk

    يلعب الولد بالألعاب. Yal'abu al-waladu bil-al'aab. Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor.

  16. بِنْت — kız
    بِنْت bint kız

    لدى البنت كرة. lada al-binti kura. Kızın bir topu var.

  17. شَخْص — kişi
    شَخْص shakhṣ kişi

    هو شخص لطيف. Huwa shakhs lateef. O iyi bir kişi.

  18. نَاس — insanlar
    نَاس nās insanlar

    النَّاس سعداء جداً. an-nās suʿadāʾ jiddan. İnsanlar çok mutlu.

  19. بَالِغ — yetişkin
    بَالِغ bāligh yetişkin

    أَنَا بَالِغ. ana bāligh. Ben bir yetişkinim.

  20. رَضِيع — bebek
    رَضِيع raḍīʿ bebek

    يحتاج الرضيع إلى الحليب. Yaḥtāj ar-raḍīʿ 'ilā al-ḥalīb. Bebeğin süte ihtiyacı var.

  21. سَيِّد — Bay
    سَيِّد sayyid Bay

    يُحِبُّ السَّيِّد سْمِيث قِرَاءَة الكُتُب. yuḥibbu as-sayyid smīth qirā'at al-kutub. Bay Smith kitap okumayı sever.

  22. سَيِّدَة — Bayan
    سَيِّدَة sayyida Bayan

    السيدة سميث معلمة. As-sayyidah Smith mu'allimah. Bayan Smith bir öğretmen.

  23. جَار — komşu
    جَار jār komşu

    سَاعَدَنِي جاري. sāʿadanī jārī. Komşum çok cana yakın.

  24. صَدِيق — arkadaş
    صَدِيق ṣadīq arkadaş

    صَدِيقِي يُحِبُّ قِرَاءَةَ الكُتُب. Ṣadīqī yuḥibbu qirā'ata l-kutub. Arkadaşım kitap okumayı sever.

  25. اليَوْم — bugün
    اليَوْم al-yawm bugün

    اليوم يوم جميل. al-yawm yawm jameel. Bugün güzel bir gün.

  26. غَدًا — yarın
    غَدًا ghadan yarın

    غَدًا يَوْمٌ جَدِيد. Ghadan yawmun jadid. Yarın yeni bir gün.

  27. أَمْسِ — dün
    أَمْسِ amsi dün

    رأيتُها أَمْسِ. ra'aytuha amsi. Onu dün gördüm.

  28. الآنَ — şimdi
    الآنَ al-’ān şimdi

    يُريدُهُ الآن. Yurīduhu al-ān. Onu şimdi istiyor.

  29. بَعْدَ الظُّهْر — öğleden sonra
    بَعْدَ الظُّهْر ba'da az-zuhr öğleden sonra

    أُحِبُّ فترة ما بَعْدَ الظُّهْر. Uḥibbu fatrata mā baʿda aẓ-ẓuhr. Öğleden sonrayı severim.

  30. مَسَاء — akşam
    مَسَاء masāʾ akşam

    المَسَاء هادئ. al-masā' hādi'. Akşam sessiz.

  31. دَقِيقَة — dakika
    دَقِيقَة daqīqa dakika

    نحتاج إلى خمس دقائق. Naḥtāju 'ilā khamsi daqā'iq. Beş dakikaya ihtiyacımız var.

  32. صَبَاح — sabah
    صَبَاح ṣabāḥ sabah

    أتناول الفطور في الصباح. Atanāwalu al-fuṭūr fī aṣ-ṣabāḥ. Sabah kahvaltı yaparım.

  33. لَاحِقاً — sonra
    لَاحِقاً lāḥiqan sonra

    سأفعله لاحقاً. sa'af'aluhu lāḥiqan. Onu sonra yapacağım.

  34. مُبَكِّرًا — erken
    مُبَكِّرًا mubakkiran erken

    تستيقظ مُبَكِّرًا. tastayqiẓu mubakkiran. O erken uyanır.

  35. مُتَأَخِّر — geç
    مُتَأَخِّر muta'akhkhir geç

    هو غالباً مُتَأَخِّر. Huwa ghaliban muta'akhkhir. O sık sık geç kalır.

  36. سَاعَة — saat
    سَاعَة sāʿa saat

    تستمر الحصة ساعة واحدة. Tastamirru al-ḥiṣṣatu sāʿa wāḥida. Ders bir saat sürüyor.

  37. مَا اسْمُكَ؟ — Adın ne?
    مَا اسْمُكَ؟ ma ismuka? Adın ne?

    مَا اسْمُكَ؟ ma ismuka? Adın ne?

  38. اِسْمِي — Benim adım
    اِسْمِي ismi Benim adım

    اِسْمِي إيميلي. ismi emili. Benim adım Emily.

  39. مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ — Nerelisin
    مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ min ayna anta? Nerelisin

    مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ min ayna anta? Nerelisin?

  40. أَنَا مِنْ — Almanyalıyım
    أَنَا مِنْ ana min Almanyalıyım

    أنا من ألمانيا. Ana min Almanya. Ben Almanyalıyım.

  41. أَيْنَ تَسْكُنُ؟ — Nerede yaşıyorsun?
    أَيْنَ تَسْكُنُ؟ ayna taskun? Nerede yaşıyorsun?

    أَيْنَ تَسْكُنُ؟ ayna taskun? Nerede yaşıyorsun?

  42. أَسْكُنُ فِي — ...'da yaşıyorum
    أَسْكُنُ فِي askunu fī ...'da yaşıyorum

    أَسْكُنُ فِي اليابان. askunu fil-yaban. Japonya'da yaşıyorum.

  43. أَيَّ لُغَاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ — Hangi dilleri konuşuyorsun?
    أَيَّ لُغَاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ ayya lughātin tataḥaddathu? Hangi dilleri konuşuyorsun?

    أيَّ لُغاتٍ تَتَحَدَّثُ؟ ayya lughātin tataḥaddath? Hangi dilleri konuşuyorsun?

  44. أَتَحَدَّثُ — konuşuyorum
    أَتَحَدَّثُ atahaddathu konuşuyorum

    أتحدث الإنجليزية جيداً. ataḥaddathu al-injilīziyyata jayyidan. İngilizceyi iyi konuşuyorum.

  45. أَتَحَدَّثُ القَلِيلَ مِن — Biraz konuşuyorum
    أَتَحَدَّثُ القَلِيلَ مِن ataḥaddathu al-qalīla min Biraz konuşuyorum

    أتحدث القليل من الفرنسية. ataḥaddathu l-qalīla mina l-faransiyyah. Fransızca biraz konuşuyorum.

  46. أَيْنَ وُلِدْتَ؟ — Nerede doğdun
    أَيْنَ وُلِدْتَ؟ ayna wulidta? Nerede doğdun

    أَيْنَ وُلِدْتَ؟ ayna wulidta? Nerede doğdun?

  47. مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ — Soyadın ne?
    مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ mā ismu ʿāʾilatika? Soyadın ne?

    مَا اسْمُ عَائِلَتِكَ؟ mā ismu ʿāʾilatika? Soyadın ne?

  48. هَذِهِ صَدِيقَتِي — Bu arkadaşım
    هَذِهِ صَدِيقَتِي hādhihi ṣadīqatī Bu arkadaşım

    هَذِهِ صَدِيقَتِي ليزا. Hadhihi sadiqati Liza. Bu arkadaşım Lisa.

  49. صَنَعَ — yapmak
    صَنَعَ ṣanaʿa yapmak

    أَصْنَعُ قهوة جيدة. Aṣnaʿu qahwa jayyida. Güzel kahve yaparım.

  50. حَصَلَ عَلَى — almak
    حَصَلَ عَلَى ḥaṣala ʿala almak

    حَصَلَ عَلَى هدية. ḥaṣala ʿalā hadiyyah. O bir hediye aldı.

  51. عِنْدَ — sahip olmak
    عِنْدَ ʿinda sahip olmak

    عِنْدَ إيما سيارة. ʿinda Īmā sayyārah. Emma bir arabaya sahip.

  52. أَكَلَ — yemek
    أَكَلَ akala yemek

    هم يأكلون التفاح. hum ya'kulūna at-tuffāḥ. Onlar elma yiyorlar.

  53. شَرِبَ — içmek
    شَرِبَ shariba içmek

    هل تَشْرَب القهوة؟ Hal tashrab al-qahwa? Kahve içer misin?

  54. نَامَ — uyumak
    نَامَ nāma uyumak

    أريد أن أنام الآن. ureedu an anaama al-aan. Şimdi uyumak istiyorum.

  55. رَأَى — görmek
    رَأَى ra'ā görmek

    هل تستطيع أن تَرَى المنزل؟ Hal tastaṭīʿu an tarā al-manzil? Evi görebiliyor musun?

  56. نَظَرَ إِلَى — bakmak
    نَظَرَ إِلَى naẓara ilā bakmak

    يحب آدم أن ينظر إلى الصور. yuḥibbu ādam an yanẓura ilā aṣ-ṣuwar. Adam resimlere bakmayı sever.

  57. قَرَأَ — okumak
    قَرَأَ qara'a okumak

    يَقْرَأُ الطالب كتباً. yaqra'u at-taalibu kutuban. Öğrenci kitap okur.

  58. فَتَحَ — açmak
    فَتَحَ fataḥa açmak

    تفتح النافذة. Taftaḥu an-nāfidhah. O, pencereyi açıyor.

  59. أَغْلَقَ — kapatmak
    أَغْلَقَ aghlaqa kapatmak

    أنا أُغْلِقُ البابَ. ana ughliqu l-baab. Kapıyı kapatıyorum.

  60. جَاءَ — gelmek
    جَاءَ jā'a gelmek

    أنت تَجِيءُ إلى هنا كل يوم. Anta taji'u ila huna kulla yawm. Buraya her gün geliyorsun.

  61. مِنْ فَضْلِكَ — Lütfen
    مِنْ فَضْلِكَ min fadlik Lütfen

    من فضلك، افتح الباب. min faḍlika, iftaḥ al-bāb. Lütfen kapıyı açın.

  62. شُكْرًا — Teşekkür ederim
    شُكْرًا shukran Teşekkür ederim

    شُكراً على مُساعَدَتِك. shukran 'ala musā'adatik Yardımın için teşekkür ederim.

  63. عَفْوًا — Rica ederim
    عَفْوًا ʿafwan Rica ederim

    عَفْوًا. ʿafwan. Rica ederim.

  64. مَعْذِرَةً — Affedersiniz
    مَعْذِرَةً ma'dhiratan Affedersiniz

    مَعْذِرَةً، أَحْتَاجُ إِلَى الْمُسَاعَدَةِ. ma'dhiratan, ahtaju ila al-musa'ada. Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var.

  65. آسِف — Özür dilerim
    آسِف aasif Özür dilerim

    أنا آسِف. ana aasif. Özür dilerim.

  66. هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ — Bana yardım edebilir misin?
    هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ hal yumkinuka musāʿadatī? Bana yardım edebilir misin?

    هَلْ يُمْكِنُكَ مُسَاعَدَتِي؟ hal yumkinuka musāʿadatī? Bana yardım edebilir misin?

  67. أَعَادَ — Tekrar edebilir misin lütfen?
    أَعَادَ a'āda Tekrar edebilir misin lütfen?

    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُعِيدَ ذَلِكَ مِنْ فَضْلِكَ؟ hal yumkinuka an tu'īda dhalika min fadlika? Onu tekrar edebilir misin lütfen?

  68. بِبُطْءٍ — Daha yavaş konuşabilir misin?
    بِبُطْءٍ bi-buṭ' Daha yavaş konuşabilir misin?

    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تَتَحَدَّثَ بِبُطْءٍ أَكْثَرَ؟ hal yumkinuka an tataḥaddatha bi-buṭ'in akthar? Daha yavaş konuşabilir misin?

  69. هَلْ يُمْكِنُنِي الْحُصُولُ عَلَى...؟ — ... alabilir miyim lütfen?
    هَلْ يُمْكِنُنِي الْحُصُولُ عَلَى...؟ hal yumkinunī al-ḥuṣūlu ʿalā...? ... alabilir miyim lütfen?

    هل يمكنني الحصول على ماء من فضلك؟ Hal yumkinunī al-ḥuṣūl ʿalā māʾ min faḍlik? Su alabilir miyim lütfen?

  70. أَوَدُّ — ... istiyorum
    أَوَدُّ awaddu ... istiyorum

    أَوَدُّ المزيد من الشاي. awaddu al-mazīda mina ash-shāy. Biraz daha çay istiyorum.

  71. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — alabilir miyim
    هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ hal yumkinunī an...? alabilir miyim

    هل يمكنني أن أحصل على بعض الماء؟ Hal yumkinunī an aḥṣula ʿalā baʿḍ al-māʾ? Biraz su alabilir miyim?

  72. هَلْ يُمْكِنُ — Sakıncası var mı?
    هَلْ يُمْكِنُ hal yumkinu Sakıncası var mı?

    هل يمكنني أن أجلس؟ hal yumkinunī an ajlis? Oturmamın sakıncası var mı?

  73. صِفْر — sıfır
    صِفْر ṣifr sıfır

    الصفر أقل من واحد. aṣ-ṣifr aqall min wāḥid. Sıfır birden küçüktür.

  74. وَاحِد — bir
    وَاحِد wāḥid bir

    عندي تفاحة واحدة. ʿindī tuffāḥa wāḥida. Bir elmam var.

  75. اِثْنَان — iki
    اِثْنَان ithnān iki

    هناك قطتان اثنتان. Hunāka qiṭṭatān ithnatān. İki kedi var.

  76. ثَلَاثَة — üç
    ثَلَاثَة thalātha üç

    لا، ثلاثة كثير جداً. Lā, thalātha kathīr jiddan. Hayır, üç çok fazla.

  77. أَرْبَعَة — dört
    أَرْبَعَة arbaʿa dört

    أعطني أربعة من فضلك. aʿṭinī arbaʿa min faḍlik. Bana dört tane ver, lütfen.

  78. خَمْسَة — beş
    خَمْسَة khamsa beş

    عندي خمسة كلاب. ʿindī khamsa kilāb. Beş köpeğim var.

  79. سِتَّة — altı
    سِتَّة sitta altı

    جاء مع ستة أصدقاء. Ja'a ma'a sittati asdiqa'. Altı arkadaşıyla geldi.

  80. سَبْعَة — yedi
    سَبْعَة sab'ah yedi

    أنا أَرْكُضُ سبعة كيلومترات. Ana arkudhu sab'ata kilumitrat. Yedi kilometre koşuyorum.

  81. ثَمَانِيَة — sekiz
    ثَمَانِيَة thamāniya sekiz

    للعنكبوت ثماني أرجل. Lil-ʿankabūti thamānī arjul. Bir örümceğin sekiz bacağı vardır.

  82. تِسْعَة — dokuz
    تِسْعَة tis'ah dokuz

    تِسْعَة هُوَ رَقْمِي الْمَحْظُوظ. Tis'a huwa raqmī al-maḥẓūẓ. Dokuz benim uğurlu sayımdır.

  83. عَشَرَة — on
    عَشَرَة ʿashara on

    لدينا عشرة أصابع. Ladayna ʿasharatu aṣābiʿ. On parmağımız var.

  84. زَائِد — artı
    زَائِد zā'id artı

    اثنان زائد اثنين يساوي أربعة. ithnān zā'id ithnayn yusāwī arba'a İki artı iki dört eder.

  85. لَا أَفْهَمُ — Anlamıyorum
    لَا أَفْهَمُ la afham Anlamıyorum

    لا أفهم. la afham. Anlamıyorum.

  86. أَعَادَ — Tekrar edebilir misin lütfen?
    أَعَادَ a'āda Tekrar edebilir misin lütfen?

    هل يمكنك إعادة ذلك من فضلك؟ Hal yumkinuka i'ādatu dhālika min faḍlik? Tekrar edebilir misin lütfen?

  87. بِبُطْءٍ أَكْثَر — Daha yavaş lütfen
    بِبُطْءٍ أَكْثَر bi-buṭ'in akthar Daha yavaş lütfen

    ببطء أكثر، من فضلك. bibuṭʾin ʾakthar, min faḍlik. Daha yavaş lütfen.

  88. مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ — Bu ne demek?
    مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ mādha yaʿnī dhālik? Bu ne demek?

    مَاذَا يَعْنِي ذَلِك؟ لَمْ أَفْهَمْ قَصْدَك. mādha yaʿnī dhālik? lam af-ham qaṣdak. Bu ne demek?

  89. كَيْفَ تَقُولُ ذَلِكَ بِـ — nasıl denir?
    كَيْفَ تَقُولُ ذَلِكَ بِـ kayfa taqūlu dhālika bi-... nasıl denir?

    كيف تَقُول ذلك بالإسبانية؟ kayfa taqūlu dhālika bil-'isbāniyya? Bu İspanyolcada nasıl denir?

  90. كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ — Bunu nasıl hecelersin?
    كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ kayfa tahju dhalik? Bunu nasıl hecelersin?

    كَيْفَ تَهْجُو ذَلِكَ؟ kayfa tahju dhalik? Bunu nasıl hecelersin?

  91. دَوَّنَ — Bunu yazabilir misin?
    دَوَّنَ dawwana Bunu yazabilir misin?

    هل يمكنك كتابته، من فضلك؟ hal yumkinuka kitābatahu, min faḍlik? Bunu yazabilir misin, lütfen?

  92. تُرِيَنِي — Bana gösterebilir misin?
    تُرِيَنِي turiyanī Bana gösterebilir misin?

    هل يمكنك أن تريني الصورة؟ Hal yumkinuka an turīyanī aṣ-ṣūrah? Fotoğrafı bana gösterebilir misin?

  93. هَلْ تَتَحَدَّثُ...؟ — ... konuşuyor musun?
    هَلْ تَتَحَدَّثُ...؟ hal tataḥaddath...? ... konuşuyor musun?

    هَلْ تَتَحَدَّثُ الإنجليزية؟ Hal tataḥaddathu al-injlīziyyah? İngilizce konuşuyor musun?

  94. لَحْظَةً مِنْ فَضْلِك — Bir dakika lütfen
    لَحْظَةً مِنْ فَضْلِك laḥẓatan min faḍlik Bir dakika lütfen

    لَحْظَة مِنْ فَضْلِك. laḥẓa min faḍlik. Bir dakika lütfen.

  95. أَعْتَقِدُ ذٰلِك — Öyle düşünüyorum
    أَعْتَقِدُ ذٰلِك aʿtaqidu dhalik Öyle düşünüyorum

    أعتقد ذلك أيضاً. a'taqidu dhalika aydan. Ben de öyle düşünüyorum.

  96. لَا أَعْرِفُ — Bilmiyorum
    لَا أَعْرِفُ lā aʿrif Bilmiyorum

    لَا أَعْرِفُ. la a'rif. Bilmiyorum.

  97. هَذَا — bu
    هَذَا hādhā bu

    هَذِهِ سيارتي الحمراء. hādhihi sayyāratī al-ḥamrā'. Bu benim kırmızı arabam.

  98. ذٰلِكَ — o
    ذٰلِكَ dhālika o

    ذٰلِكَ الكلب ودود جداً. Dhalika al-kalbu wadudun jiddan. O köpek çok arkadaş canlısı.

  99. هُنَا — burada
    هُنَا huna burada

    أحب أن أكون هنا. Uḥibbu an akūna hunā. Burada olmayı seviyorum.

  100. هُنَاكَ — orada
    هُنَاكَ hunāka orada

    نلتقي هناك بعد العمل. Naltaqī hunāka baʿda al-ʿamal. İşten sonra orada buluşuruz.

Kelime 101–200

  1. آخَر — başka bir
    آخَر ākhar başka bir

    يُرِيدُ قِطْعَةَ كَعْكٍ أُخْرَى. yurīdu qiṭʿata kaʿkin ukhrā. Başka bir dilim pasta istiyor.

  2. نَفْس — aynı
    نَفْس nafs aynı

    نرتدي نفس القميص الأزرق. Nartadī nafs al-qamīṣ al-azraq. Aynı mavi gömleği giyiyoruz.

  3. هَٰؤُلَاءِ — bunlar
    هَٰؤُلَاءِ ha'ula'i bunlar

    هذه التفاحات جاهزة للأكل. Hadhihi at-tuffahat jahiza lil-akl. Bunlar yemeye hazır.

  4. تِلْكَ — o
    تِلْكَ tilka o

    تبدو تلك الكوكيز لذيذة جداً. Tabdū tilka al-kūkīz ladhīdhah jiddan. O kurabiyeler çok güzel görünüyor.

  5. هُنَا تَمَاماً — tam burada
    هُنَا تَمَاماً huna tamaman tam burada

    المفاتيح هُنَا تَمَاماً. al-mafātīḥu hunā tamāman. Anahtarlar tam burada.

  6. هُنَاكَ — orada
    هُنَاكَ hunāka orada

    حذائي هناك. ḥidhāʾī hunāk. Ayakkabılarım orada.

  7. فَوْقَ — üstünde
    فَوْقَ fawqa üstünde

    القطة فَوْقَ الطاولة. al-qiṭṭatu fawqa aṭ-ṭāwilah. Kedi masanın üstünde.

  8. تَحْت — altında
    تَحْت taḥt altında

    الكلب تَحْتَ الطاولة. al-kalb taḥta aṭ-ṭāwila. Köpek masanın altında.

  9. كَيْفَ تَسِيرُ الأُمُور؟ — Nasıl gidiyor?
    كَيْفَ تَسِيرُ الأُمُور؟ kayfa tasīr al-umūr? Nasıl gidiyor?

    كيف تسير الأمور؟ Kayfa tasīru al-umūr? Nasıl gidiyor?

  10. لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة — Görüşmeyeli uzun zaman oldu
    لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة lam naraka mundhu fatra tawila Görüşmeyeli uzun zaman oldu

    لَمْ نَرَكَ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَة. Lam naraka mundhu fatratin ṭawīlah. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

  11. تَسْتَمْتِعُ — Nelerden hoşlanırsın?
    تَسْتَمْتِعُ tastamtiʿu Nelerden hoşlanırsın?

    بِمَاذَا تَسْتَمْتِعُ؟ bimādhā tastamtiʿu? Nelerden hoşlanırsın?

  12. مَاذَا تَفْعَلُ؟ — Neler yapıyorsun?
    مَاذَا تَفْعَلُ؟ mādha tafʿal? Neler yapıyorsun?

    مَاذَا تَفْعَلُ الآن؟ mādha tafʿal al-ān? Şu an neler yapıyorsun?

  13. أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا — İyi günler
    أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا atamannā laka yawman saʿīdan İyi günler

    أَتَمَنَّى لَكَ يَوْمًا سَعِيدًا يا جون! atamannā laka yawman saʿīdan yā Jūn! İyi günler, John!

  14. اِنْتَبِهْ لِنَفْسِك — Kendine iyi bak
    اِنْتَبِهْ لِنَفْسِك intabih linafsik Kendine iyi bak

    اِنْتَبِهْ لِنَفْسِكَ. أراك غداً. Intabih linafsik. Araka ghadan. Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz.

  15. حَظّاً سَعِيداً — Bol şanslar
    حَظّاً سَعِيداً ḥaẓẓan saʿīdan Bol şanslar

    حَظّاً سَعِيداً! أنا أؤمن بك! ḥaẓẓan saʿīdan! ʾanā ʾuʾminu bik! Bol şanslar! Sana inanıyorum!

  16. مَبْرُوك — Tebrikler
    مَبْرُوك mabrūk Tebrikler

    مبروك! لقد أَنْهَيْتَ العمل الشاق. mabrūk! laqad anhayta al-ʿamal ash-shāqq. Tebrikler! Zor işi bitirdin.

  17. فِي صِحَّتِكَ — Şerefe!
    فِي صِحَّتِكَ fī ṣiḥḥatik Şerefe!

    فِي صِحَّتِكَ! Fi ṣiḥḥatika! Şerefe!

  18. لا مُشْكِلَة — Sorun değil.
    لا مُشْكِلَة la mushkila Sorun değil.

    لا مشكلة، يمكنني مساعدتك. lā mushkila, yumkinunī musāʿadatak. Sorun değil, sana yardım edebilirim.

  19. لَا تَقْلَقْ — Merak etme
    لَا تَقْلَقْ la taqlaq Merak etme

    لَا تَقْلَقْ، سَيَكُونُ كُلُّ شَيْءٍ بِخَيْر. la taqlaq, sayakunu kullu shay'in bikhayr. Merak etme, her şey iyi olacak.

  20. يَبْدُو جَيِّداً — Kulağa hoş geliyor
    يَبْدُو جَيِّداً yabdū jayyidan Kulağa hoş geliyor

    يَبْدُو جَيِّداً بالنسبة لي، شكراً! Yabdū jayyidan bin-nisbati lī, shukran! Kulağa hoş geliyor, teşekkürler!

  21. عَرَفَ — bilmek
    عَرَفَ ʿarafa bilmek

    أنت تَعْرِف الإجابة الآن. Anta taʿrif al-ijāba al-ʾān. Cevabı şimdi biliyorsun.

  22. سَأَلَ — sormak
    سَأَلَ sa'ala sormak

    يمكنك أن تَسْأَلَ أخاك. yumkinuka an tas'ala akhaka. Erkek kardeşine sorabilirsin.

  23. سَمِعَ — duymak
    سَمِعَ samiʿa duymak

    هل تسمع ذلك الصوت؟ hal tasmaʿ dhālika ṣ-ṣawt? O sesi duyabiliyor musun?

  24. تَعَلَّمَ — öğrenmek
    تَعَلَّمَ ta'allama öğrenmek

    تَتَعَلَّمُ شيئاً جديداً كل يوم. Tataʿallamu shayʾan jadīdan kulla yawm. Her gün yeni bir şey öğrenirsin.

  25. تَحَدَّثَ مَعَ — konuşmak
    تَحَدَّثَ مَعَ taḥaddatha ma'a konuşmak

    هل تحب أن تتحدث مع أصدقائك؟ hal tuḥibbu an tataḥaddatha maʿa aṣdiqā'ik? Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin?

  26. قَالَ — demek
    قَالَ qāla demek

    أريد أن أقول شيئاً. ureedu an aqoola shay'an. Bir şey demek istiyorum.

  27. اِخْتَارَ — seçmek
    اِخْتَارَ ikhtāra seçmek

    أنت تَخْتَارُ لونك المفضل. Anta takhtāru lawnaka al-mufaḍḍal. En sevdiğin rengi seçersin.

  28. كَتَبَ — yazmak
    كَتَبَ kataba yazmak

    يَكْتُبُ الطلاب قصة. Yaktubu at-tullabu qissatan. Öğrenciler bir hikaye yazıyor.

  29. اِتَّصَلَ — aramak
    اِتَّصَلَ ittaṣala aramak

    سأتصل بك. sa'attasilu bika. Seni arayacağım.

  30. اِسْتَمَعَ إِلَى — dinlemek
    اِسْتَمَعَ إِلَى istamaʿa ilā dinlemek

    أَسْتَمِعُ إِلَى الرَّادْيُو. astamiʿu ilā r-rādyū. Radyo dinliyorum.

  31. دَرَسَ — çalışmak
    دَرَسَ darasa çalışmak

    أدرس بجد لكل امتحان. Adrusu bijiddin likulli imtihaan. Her sınava çok çalışırım.

  32. أَخْبَرَ — söylemek
    أَخْبَرَ akhbara söylemek

    يخبرني باسمه. Yukhbirunī bismihi. Bana adını söylüyor.

  33. اِلْتَقَى — buluşmak
    اِلْتَقَى iltaqā buluşmak

    سَأَلْتَقِي بكَ غداً. sa-ʾaltaqī bika ghadan Seninle yarın buluşacağım.

  34. اِنْضَمَّ — katılmak
    اِنْضَمَّ inḍamma katılmak

    سوف تَنْضَمَّ إلى مجموعتنا. sawfa tanḍamma ilā majmūʿatinā Grubumuza katılacak.

  35. اِسْتَمْتَعَ — keyif almak
    اِسْتَمْتَعَ istamtaʿa keyif almak

    نحن نَسْتَمْتِعُ بالموسيقى. naḥnu nastamtiʿu bi-l-mūsīqā. Müzikten keyif alıyoruz.

  36. وَصَفَ — betimlemek
    وَصَفَ waṣafa betimlemek

    وَصَفَ الوَلَدُ الحَيَوانَ. waṣafa al-waladu al-ḥayawān Çocuk hayvanı betimledi.

  37. شَرَحَ — açıklamak
    شَرَحَ sharaḥa açıklamak

    سوف تَشْرَحُ المُشكلة. sawfa tashraḥu al-mushkila. Sorunu o açıklayacak.

  38. عَلَّمَ — öğretmek
    عَلَّمَ ʿallama öğretmek

    أُعَلِّمُ الطُّلَّابَ الجُدُدَ. uʿallimu t-tullāba l-judud. Yeni öğrencilere ders öğretiyorum.

  39. قَدَّمَ — tanıştırmak
    قَدَّمَ qaddama tanıştırmak

    سَأُقَدِّمُ صَدِيقي لَكُم. sa-uqaddimu ṣadīqī lakum Arkadaşımı tanıştıracağım.

  40. قَبِلَ — kabul etmek
    قَبِلَ qabila kabul etmek

    هِيَ تَقْبَلُ الهَدِيَّةَ. hiya taqbalu al-hadiyya Hediyeyi kabul ediyor.

  41. رَفَضَ — reddetmek
    رَفَضَ rafaḍa reddetmek

    يَرْفُضُ الطِّفْلُ الطَّعَامَ. yarfuḍu-ṭ-ṭiflu-ṭ-ṭaʿām Çocuk yemeği reddediyor.

  42. وَعَدَ — söz vermek
    وَعَدَ waʿada söz vermek

    أَعِدُكَ أَنْ أُسَاعِدَكَ. Aʿiduka an usāʿidaka. Sana yardım edeceğime söz veriyorum.

  43. نَاقَشَ — tartışmak
    نَاقَشَ nāqasha tartışmak

    هُم يُنَاقِشُونَ الخُطَّةَ الجَدِيدَة. hum yunāqishūn al-khuṭṭa al-jadīda Yeni planı tartışıyorlar.

  44. اِتَّصَلَ — iletişime geçmek
    اِتَّصَلَ ittaṣala iletişime geçmek

    سَأَتَّصِلُ بِالطَّبِيبِ. sa-attaṣilu biṭ-ṭabīb Doktorla iletişime geçeceğim.

  45. ضَحِكَ — gülmek
    ضَحِكَ ḍaḥika gülmek

    يَضْحَكُ الأطفالُ بصوتٍ عالٍ. yaḍḥaku al-’aṭfālu bi-ṣawtin ‘ālin Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar.

  46. صَرَخَ — bağırmak
    صَرَخَ ṣarakha bağırmak

    يَصْرُخُ الوَلَدُ طَلَبًا لِلْمُسَاعَدَةِ. yaṣrukhu al-waladu ṭalaban lil-musāʿada Çocuk yardım için bağırıyor.

  47. هَمَسَ — fısıldamak
    هَمَسَ hamasa fısıldamak

    يَهْمِسُ في أُذُني. yahmisu fī udhunī Kulağıma fısıldıyor.

  48. يلوّح — el sallamak
    يلوّح yulawwiḥ el sallamak

    تلوّح بيدها للوداع. Tulawwiḥ bi-yadihā lil-wadāʿ. Vedalaşmak için el sallıyor.

  49. أَوْمَأَ — başını sallamak
    أَوْمَأَ awma'a başını sallamak

    تُومِئُ المرأةُ برأسِها. Tu'mi'u al-mar'atu bi-ra'siha. Kadın başını sallıyor.

  50. عَانَقَ — sarılmak
    عَانَقَ ʿānaqa sarılmak

    تُعَانِقُ الأُمُّ طِفْلَهَا. tuʿāniqu al-’ummu tiflaha Anne çocuğuna sarılıyor.

  51. قَبَّلَ — öpmek
    قَبَّلَ qabbala öpmek

    تُقَبِّلُ الأُمُّ طِفْلَهَا. tuqabbilu al-’ummu tiflaha Anne çocuğunu öpüyor.

  52. أَشَارَ — işaret etmek
    أَشَارَ ashāra işaret etmek

    يُشِيرُ الطِّفْلُ إِلَى الكَلْبِ. yushīru t-ṭiflu ilā l-kalb Çocuk köpeği işaret ediyor.

  53. رَمَشَ — göz kırpmak
    رَمَشَ ramasha göz kırpmak

    يَرْمُشُ بِعَيْنَيْهِ بِسُرْعَةٍ. yarmushu bi-ʿaynayhi bi-surʿa. Hızlıca göz kırpıyor.

  54. عَبَسَ — kaşlarını çatmak
    عَبَسَ ʿabasa kaşlarını çatmak

    يَعْبِسُ الأَبُ في وَجْهِ ابْنِهِ. yaʿbisu al-abu fī wajhi ibnihi Baba, oğluna kaşlarını çatıyor.

  55. تَثَاءَبَ — esnemek
    تَثَاءَبَ tathā'aba esnemek

    الرَّجُلُ المُتْعَبُ يَتَثَاءَبُ. ar-rajulu l-mut'abu yatathā'abu. Yorgun adam esniyor.

  56. شَمَّ — koklamak
    شَمَّ shamma koklamak

    يشم الكلب الطعام. yashummu al-kalbu aṭ-ṭaʿām Köpek yemeği kokluyor.

  57. جَيِّد — iyi
    جَيِّد jayyid iyi

    هي شخص جيد. Hiya shakhṣ jayyid. O iyi bir insan.

  58. سَيِّئ — kötü
    سَيِّئ sayyi' kötü

    رائحة ذلك الحليب سيئة. Ra'ihat dhalik al-halib sayyi'a. O süt kötü kokuyor.

  59. كَبِير — büyük
    كَبِير kabīr büyük

    يستطيع الكلب الكبير أن يقفز. Yastaṭīʿ al-kalb al-kabīr an yaqfiz. Büyük köpek zıplayabilir.

  60. صَغِير — küçük
    صَغِير ṣaghīr küçük

    لدى الطفل يدان صغيرتان. ladā aṭ-ṭifli yadāni ṣaghīratān. Bebeğin küçük elleri var.

  61. خَاطِئ — yanlış
    خَاطِئ khāṭi' yanlış

    إجابتك خاطئة. Ijābatuka khāti'ah. Cevabın yanlış.

  62. سَهْل — kolay
    سَهْل sahl kolay

    هذه المسألة الرياضية سهلة. hadhihi l-mas'alatu r-riyadiyyatu sahlah. Bu matematik problemi kolay.

  63. صَعْب — zor
    صَعْب ṣaʿb zor

    كان ذلك الامتحان صعباً. kāna ḏālika l-imtiḥān ṣaʿban. O sınav zordu.

  64. بِسُرْعَةٍ — hızlı
    بِسُرْعَةٍ bisur'a hızlı

    تَسِيرُ السَّيَّارَاتُ سَرِيعاً جِدّاً. tasīru as-sayyārātu sarīʿan jiddan. Arabalar çok hızlı gider.

  65. بَطِيء — yavaş
    بَطِيء baṭī' yavaş

    السلحفاة بطيئة جداً. as-sulaḥfāh baṭīʾah jiddan. Kaplumbağa çok yavaş.

  66. جَدِيد — yeni
    جَدِيد jadīd yeni

    هذه سيارة جديدة. Hādhihi sayyārah jadīdah. Bu yeni bir araba.

  67. حَقِيقِيّ — doğru
    حَقِيقِيّ ḥaqīqī doğru

    هل هذه القصة حقيقية؟ Hal hadhihi al-qiṣṣa ḥaqīqiyya? Bu hikaye doğru mu?

  68. خَاطِئ — yanlış
    خَاطِئ khāṭiʾ yanlış

    الإجابة خاطئة. al-ijāba khāti'a. Cevap yanlış.

  69. أُرِيدُ أَنْ — istiyorum
    أُرِيدُ أَنْ urīdu an istiyorum

    أُرِيدُ أَنْ آكُلَ البيتزا. urīdu an ākula al-bītzā. Pizza yemek istiyorum.

  70. يَحْتَاجُ إِلَى — gerekiyor
    يَحْتَاجُ إِلَى yaḥtāju ilā gerekiyor

    أحتاج أن أتصل بها. aḥtāju ʾan ʾattaṣila bihā. Onu aramam gerekiyor.

  71. سَأَذْهَبُ — -eceğim
    سَأَذْهَبُ sa-adhhabu -eceğim

    سوف آكُل قريباً. sawfa 'ākulu qarīban. Birazdan yemek yiyeceğim.

  72. أَوَدُّ أَنْ — isterim
    أَوَدُّ أَنْ awaddu an isterim

    أود أن ألعب التنس. awaddu an alʿaba at-tinis. Tenis oynamak isterim.

  73. يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ — zorundayım
    يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ yajibu ʿalayya an zorundayım

    يَجِبُ عَلَيَّ أَنْ أذهب الآن. yajibu ʿalayya an adh-haba al-aan. Şimdi gitmek zorundayım.

  74. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — alabilir miyim
    هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ hal yumkinunī an...? alabilir miyim

    هل يمكنني أن أحصل على ماء، من فضلك؟ hal yumkinunī an aḥṣula ʿalā māʾ, min faḍlik? Su alabilir miyim, lütfen?

  75. سَاعَدَ — bana yardım et
    سَاعَدَ sāʿada bana yardım et

    مِن فَضْلِكَ، سَاعِدْنِي فِي هَذِهِ الحَقِيبَةِ. min faḍlika, sāʿidnī fī hādhihi al-ḥaqībah. Lütfen bu çantayla bana yardım et.

  76. أَرِنِي كَيْفَ — bana nasıl ... göster
    أَرِنِي كَيْفَ Arinī kayfa bana nasıl ... göster

    أَرِنِي كَيْفَ أَفْعَلُ هَذَا. Arinī kayfa af'alu hādhā. Bana bunu nasıl yapacağımı göster.

  77. لَا أَسْتَطِيعُ — şu an ...-amam
    لَا أَسْتَطِيعُ laa astaṭeeʿu şu an ...-amam

    لَا أَسْتَطِيعُ المساعدة الآن. lā astaṭīʿu l-musāʿada l-'āna. Şu an yardım edemem.

  78. أُحَاوِلُ أَنْ — -maya çalışıyorum
    أُحَاوِلُ أَنْ uḥāwilu an -maya çalışıyorum

    أُحَاوِلُ أَنْ أنام الآن. uḥāwilu an anāma al-ān. Şu an uyumaya çalışıyorum.

  79. هَلْ مِنَ المُمْكِنِ أَنْ...؟ — ... mümkün mü?
    هَلْ مِنَ المُمْكِنِ أَنْ...؟ hal min al-mumkin an...? ... mümkün mü?

    هل من الممكن أن تَسْبَحَ هنا؟ hal mina l-mumkini an tasbaḥa hunā? Burada yüzmek mümkün mü?

  80. أَيْنَ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ — Nerede ...-ebilirim?
    أَيْنَ يُمْكِنُنِي أَنْ...؟ Ayna yumkinunī 'an...? Nerede ...-ebilirim?

    أين يمكنني أن أتناول الغداء؟ ayna yumkinunī an atanāwala al-ghadā'? Öğle yemeği nerede yiyebilirim?

  81. الاِثْنَيْن — Pazartesi
    الاِثْنَيْن al-ithnayn Pazartesi

    الاِثْنَيْن هو اليوم الأول. al-ithnayn huwa al-yawm al-awwal. Pazartesi ilk gündür.

  82. الثُّلَاثَاء — Salı
    الثُّلَاثَاء ath-thulāthā’ Salı

    الثلاثاء ممتع دائماً. ath-thulāthā' mumtiʿ dā'iman. Salı her zaman eğlencelidir.

  83. الأَرْبِعَاء — Çarşamba
    الأَرْبِعَاء al-arbi'ā' Çarşamba

    تَذْهَبُ إلى البيت يوم الأربعاء. tadhhabu ilā l-bayt yawm al-arbiʿā'. O çarşamba günü eve gider.

  84. الخَمِيس — Perşembe
    الخَمِيس al-khamīs Perşembe

    يأتي يوم الخميس. ya'tī yawma al-khamīs. Perşembe günü geliyor.

  85. الجُمُعَة — Cuma
    الجُمُعَة al-jumuʿah Cuma

    يوم الجمعة هو أفضل يوم. yawm al-jumʿa huwa afḍal yawm. Cuma en iyi gündür.

  86. السَّبْت — Cumartesi
    السَّبْت as-sabt Cumartesi

    أغادر يوم السبت. ughadiru yawma as-sabt. Cumartesi günü ayrılıyorum.

  87. الأَحَد — Pazar
    الأَحَد al-aḥad Pazar

    سأرتاح يوم الأحد. sa-artāḥu yawma l-aḥad. Pazar günü dinleneceğim.

  88. يَوْمُ عَمَل — hafta içi
    يَوْمُ عَمَل yawm 'amal hafta içi

    تَعْمَلُ صباح كل يوم عمل. Taʿmalu ṣabāḥa kulli yawmi ʿamal. Hafta içi her sabah çalışıyor.

  89. عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوع — hafta sonu
    عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوع ʿutlat nihāyat al-usbūʿ hafta sonu

    مَنْ لَا يُحِبُّ عُطْلَةَ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ؟ Man lā yuḥibbu ʿuṭlata nihāyati l-usbūʿ? Hafta sonunu kim sevmez?

  90. يَوْمِيّ — her gün
    يَوْمِيّ yawmiyy her gün

    نقرأ الجريدة يومياً. Naqra'u al-jareedata yawmiyyan. Gazeteyi her gün okuruz.

  91. أُسْبُوعِيّاً — haftalık
    أُسْبُوعِيّاً usbūʿiyyan haftalık

    عادةً ما أشاهد الأخبار أسبوعياً. ʿaadatan maa ushaahid al-akhbaar usbuuʿiyyan. Haberleri genellikle haftalık izlerim.

  92. شَهْرِيّ — aylık
    شَهْرِيّ shahriyy aylık

    يدفعون السعر الشهري. yadfaʿūn as-siʿr ash-shahriyy. Aylık fiyatı ödüyorlar.

  93. يَوْم — gün
    يَوْم yawm gün

    انْتَظَرْنَا لِيَوْمٍ وَاحِدٍ. intadharnā li-yawmin wāḥid. Bir gün bekledik.

  94. لَيْل — gece
    لَيْل layl gece

    نحن ننام في اللَّيْلِ. naḥnu nanāmu fil-layl. Biz geceleri uyuruz.

  95. أُسْبُوع — hafta
    أُسْبُوع usbūʿ hafta

    أَقَمْنَا لِمُدَّةِ أسبوعٍ وَاحِد. aqamnā li-muddati usbūʿin wāḥid. Bir hafta kaldık.

  96. شَهْر — ay
    شَهْر shahr ay

    عَمِلَ لِمُدَّةِ شَهْرٍ وَاحِدٍ. ʿamila li-muddati shahrin wāḥid. Bir ay boyunca çalıştı.

  97. سَنَة — yıl
    سَنَة sana yıl

    انْتَظَرْنَا لِمُدَّةِ سَنَةً وَاحِدَة. intazharnā li-muddati sanatan wāḥida Bir yıl bekledik.

  98. وَقْت — zaman
    وَقْت waqt zaman

    نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى وَقْتٍ أَطْوَل. naḥnu bi-ḥājatin ilā waqtin aṭwal Daha fazla zamana ihtiyacımız var.

  99. لَحْظَة — an
    لَحْظَة laḥẓa an

    انْتَظَرَ لَحْظَةً. intadhara laḥẓatan. Bir an bekledi.

  100. مُسْتَقْبَل — gelecek
    مُسْتَقْبَل mustaqbal gelecek

    أنا أُفَكِّرُ فِي الْمُسْتَقْبَلِ. ana ufakkiru fil-mustaqbal Geleceği düşünüyorum.

Kelime 201–300

  1. سَاعَة — saat
    سَاعَة sā'ah saat

    أستيقظ في السَّاعَةِ السابعة. Astayqiẓu fī as-sā'ati as-sābi'ah. Saat yedide uyanırım.

  2. مُنْتَصَفُ اللَّيْل — gece yarısı
    مُنْتَصَفُ اللَّيْل muntasaf al-layl gece yarısı

    سَنُغَادِرُ فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْل. sanughādir fī muntasaf al-layl Gece yarısı yola çıkacağız.

  3. مُنْتَصَفُ النَّهَار — öğle vakti
    مُنْتَصَفُ النَّهَار muntasaf an-nahār öğle vakti

    الشَّمْسُ حَارَّةٌ فِي مُنْتَصَفِ النَّهَار. ash-shamsu ḥārratun fī muntasaf an-nahār Öğle vakti güneş sıcaktır.

  4. اللَّيْلَة — bu gece
    اللَّيْلَة al-layla bu gece

    سَيَصِلُ الضُّيُوفُ اللَّيْلَةَ. sayasilu ad-duyoofu al-layla. Misafirler bu gece gelecekler.

  5. سَاعَدَ — yardım
    سَاعَدَ sāʿada yardım

    النجدة! أنا في ورطة. an-najdah! ana fi warṭah. Yardım et! Başım dertte.

  6. خَطَر — tehlike
    خَطَر khaṭar tehlike

    نَحْنُ فِي خَطَر! Naḥnu fī khaṭar! Tehlikedeyiz!

  7. شُرْطَة — polis
    شُرْطَة shurṭa polis

    اِتَّصِلْ بِالشُّرْطَة! Ittaṣil bish-shurṭa! Polisi ara!

  8. طَبِيب — doktor
    طَبِيب ṭabīb doktor

    أحتاج إلى طبيب! Aḥtāju ilā ṭabīb! Bir doktora ihtiyacım var!

  9. سَيَّارَةُ إِسْعَاف — ambulans
    سَيَّارَةُ إِسْعَاف sayyārat isʿāf ambulans

    اطْلُب سيارة إسعاف! Uṭlub sayyārat is'āf! Ambulans çağır!

  10. رَجُلُ إِطْفَاء — itfaiyeci
    رَجُلُ إِطْفَاء rajulu itfaa' itfaiyeci

    رجال الإطفاء أبطال. Rijaal al-itfaa' abtaal. İtfaiyeciler kahramandır.

  11. حَادِث — kaza
    حَادِث ḥādith kaza

    تعرضت لحادث. Taʿarraḍtu li-ḥādith. Kaza yaptım.

  12. حَمَى — korumak
    حَمَى ḥamā korumak

    الشرطة تَحْمِينَا. ash-shurṭatu taḥmīnā. Polis bizi korur.

  13. حَذَّرَ — uyarmak
    حَذَّرَ ḥadhdhara uyarmak

    أحتاج أن أُحَذِّرَهُم! aḥtāju an uḥadhdhirahum! Onları uyarmam lazım!

  14. مُنَبِّه — alarm
    مُنَبِّه munabbih alarm

    رَنَّ المُنَبِّه! Ranna al-munabbih! Alarm çaldı!

  15. نَار — yangın
    نَار nār yangın

    هناك حريق! hunāka ḥarīq! Yangın var!

  16. دُخَان — duman
    دُخَان dukhān duman

    يخرج دخان من المبنى! Yakhruju dukhān min al-mabnā! Binadan duman çıkıyor!

  17. عَمِلَ كَـ — olarak çalışmak
    عَمِلَ كَـ ʿamila ka- olarak çalışmak

    يعملون كممرضين في المستشفى. Ya'maluna kamumarridina fil-mustashfa. Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar.

  18. اِشْتَرَى — satın almak
    اِشْتَرَى ishtara satın almak

    يمكنك أن تشتري الفاكهة هنا. Yumkinuka an tashtariya al-fākiha hunā. Burada meyve satın alabilirsin.

  19. دَفَعَ — ödemek
    دَفَعَ dafaʿa ödemek

    يجب عليك أن تَدْفَعَ ثمن هذا. yajib ʿalayka an tadfaʿa thaman hādhā. Bunun için ödemelisin.

  20. بَاعَ — satmak
    بَاعَ bāʿa satmak

    يَبِيعُونَ فواكه طازجة هنا. Yabī'ūna fawākih ṭāzijah hunā. Burada taze meyve satıyorlar.

  21. وَضَعَ — koymak
    وَضَعَ waḍaʿa koymak

    يَضَعُ الكتاب على الطاولة. Yaḍaʿu al-kitāba ʿalā aṭ-ṭāwilah. Kitabı masaya koyuyor.

  22. جَلَسَ — oturmak
    جَلَسَ jalasa oturmak

    تَجْلِسُ إيما على ذلك الكرسي. Tajlisu Emma ʿala dhalika al-kursi. Emma o sandalyede oturuyor.

  23. وَقَفَ — durmak
    وَقَفَ waqafa durmak

    أَقِفُ بجانب الباب. Aqifu bijānib al-bāb. Kapının yanında duruyorum.

  24. سَبَحَ — yüzmek
    سَبَحَ sabaḥa yüzmek

    يمكنهم أن يسبحوا بسرعة. Yumkinuhum an yasbahu bi-sur'a. Onlar hızlı yüzebilirler.

  25. قَادَ — araba sürmek
    قَادَ qāda araba sürmek

    تحتاج إلى أن تقود بحذر. Taḥtāju ʾilā ʾan taqūda bi-ḥaḏar. Dikkatli araba sürmen gerekiyor.

  26. خُطَّة — planlamak
    خُطَّة khuṭṭah planlamak

    يُخَطِّطُونَ للزيارة قريباً. yukhaṭṭiṭūna liz-ziyārati qarīban. Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar.

  27. أَنْهَى — bitirmek
    أَنْهَى anhā bitirmek

    يستطيع أن يُنْهِيَ الواجب لاحقاً. Yastaṭīʿu an yunhiya al-wājiba lāḥiqan. Ödevini daha sonra bitirebilir.

  28. أَعْطَى — vermek
    أَعْطَى aʿṭā vermek

    أُعْطِي هدايا للأصدقاء. U'ṭī hadāyā lil-aṣdiqā'. Arkadaşlara hediyeler veririm.

  29. أَحَدَ عَشَرَ — on bir
    أَحَدَ عَشَرَ aḥada 'ashar on bir

    أحصل دائماً على إحدى عشرة قطعة. aḥṣulu dā'iman ʿalā iḥdā ʿashrata qiṭʿa. Her zaman on bir parça alırım.

  30. اِثْنَا عَشَر — on iki
    اِثْنَا عَشَر ithnā ‘ashar on iki

    هناك اِثْنَتَا عَشْرَةَ بيضة في كرتونة. Hunāka ithnatā ʿashrata bayḍatan fī kartūnah. Bir kartonda on iki yumurta var.

  31. ثَلَاثَةَ عَشَرَ — on üç
    ثَلَاثَةَ عَشَرَ thalāthata 'ashar on üç

    الرقم ثلاثة عشر مشؤوم. ar-raqam thalāthata ʿashara mash'ūm. On üç sayısı uğursuzdur.

  32. أَرْبَعَةَ عَشَرَ — on dört
    أَرْبَعَةَ عَشَرَ arbaʿata ʿashar on dört

    تحتوي العمارة على أربعة عشر طابقاً. taḥtawī al-'imāra 'alā arba'ata 'ashara ṭābiqan. Apartmanın on dört katı var.

  33. خَمْسَةَ عَشَرَ — on beş
    خَمْسَةَ عَشَرَ khamsata 'ashar on beş

    أفتح الكتاب على صفحة رقم خمسة عشر. Aftaḥu al-kitāba ʿalā ṣafḥati raqmi khamsata ʿashara. Kitabı on beşinci sayfada açıyorum.

  34. سِتَّةَ عَشَرَ — on altı
    سِتَّةَ عَشَرَ sittata 'ashar on altı

    هذا أكثر بستة عشر ضعفاً! Hatha akthar bi-sittata ʿashara diʿfan! Bu on altı kat daha fazla!

  35. سَبْعَةَ عَشَرَ — on yedi
    سَبْعَةَ عَشَرَ sab'ata 'ashar on yedi

    لَدَيْنَا سَبْعَةَ عَشَرَ قَلَماً. Ladayna sab'ata 'ashara qalaman. On yedi kalemimiz var.

  36. ثَمَانِيَةَ عَشَرَ — on sekiz
    ثَمَانِيَةَ عَشَرَ thamāniyata 'ashar on sekiz

    يبلغ ارتفاعه ثمانية عشر متراً. yablughu irtifaaʿuhu thamaaniyata ʿashara matran. On sekiz metre yüksekliğinde.

  37. تِسْعَةَ عَشَرَ — on dokuz
    تِسْعَةَ عَشَرَ tis'ata 'ashar on dokuz

    تسعة عشر هو رقمي المفضل. tis'ata 'ashar huwa raqmi al-mufaddal. On dokuz benim en sevdiğim sayı.

  38. عِشْرُونَ — yirmi
    عِشْرُونَ ʿishrūn yirmi

    تحتاج إلى عشرين تفاحة صغيرة. Taḥtāju ilā ʿishrīna tuffāḥatan ṣaghīrah. Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var.

  39. ثَلَاثُونَ — otuz
    ثَلَاثُونَ thalāthūn otuz

    عمره ثلاثون سنة. ʿumruhu thalāthūna sanah. O otuz yaşında.

  40. مِائَة — yüz
    مِائَة mi'ah yüz

    عَدَّ إلى مِائَة. ʿadda ilā mi'a. Yüze kadar saydı.

  41. أَرْبَعُونَ — kırk
    أَرْبَعُونَ arbaʿūn kırk

    لديها أربعون قلماً في المجموع. Ladayhā arbaʿūna qalaman fī al-majmūʿ. Toplamda kırk kalemi var.

  42. خَمْسُونَ — elli
    خَمْسُونَ khamsūn elli

    لديه خمسون دولاراً. ladayhi khamsoona doolaaran. Onun elli doları var.

  43. سِتُّونَ — altmış
    سِتُّونَ sittūn altmış

    عمر جون ستون عاماً. ʿumru Jūn sittūna ʿāman. John altmış yaşında.

  44. سَبْعُونَ — yetmiş
    سَبْعُونَ sabʿūn yetmiş

    جدي عمره سبعون عاماً. Jaddī ʿumruhu sabʿūna ʿāman. Dedem yetmiş yaşında.

  45. ثَمَانُونَ — seksen
    ثَمَانُونَ thamānūn seksen

    عِنْدِي ثَمَانُونَ غِرَاماً مِنَ السُّكَّرِ. ʿindī thamānūna ghirāman mina s-sukkar. Seksen gram şekerim var.

  46. تِسْعُونَ — doksan
    تِسْعُونَ tisʿūn doksan

    لَدَيْهِ تِسْعُونَ كتاباً ليقرأها. Ladayhi tisʿūna kitāban liyaqraʾahā. Okuyacak doksan kitabı var.

  47. أَلْف — bin
    أَلْف alf bin

    الألف عدد كبير. al-alf ʿadad kabīr. Bin büyük bir sayıdır.

  48. مِلْيُون — milyon
    مِلْيُون milyūn milyon

    تكلف تلك السيارة مليون دولار. Tukallifu tilka as-sayyāratu milyūna dūlār. O araba bir milyon dolar.

  49. نِصْف — yarım
    نِصْف niṣf yarım

    أكل نصف البيتزا. Akala niṣfa al-bītzā. Yarım pizzayı yedi.

  50. رُبْع — çeyrek
    رُبْع rubʿ çeyrek

    لم يتبقَّ منهم سوى الرُّبْع. Lam yatabaqqa minhum siwa ar-rub'. Onların sadece çeyreği kaldı.

  51. دَسْتَة — düzine
    دَسْتَة dasta düzine

    أشتري دستة بيض من المتجر. ashtarī dasta bayḍ min al-matjar. Marketten bir düzine yumurta alıyorum.

  52. زَوْج — çift
    زَوْج zawj çift

    ذلك الزوج من الأحذية نظيف. dhālika az-zawj min al-aḥdhiya naẓīf. O çift ayakkabı temiz.

  53. أَوَّل — birinci
    أَوَّل awwal birinci

    فاز بالمركز الأول بسهولة. Faza bil-markaz al-awwal bisuhulah. Birinci sırayı kolayca kazandı.

  54. ثَانِي — ikinci
    ثَانِي thānī ikinci

    هذه مرتي الثانية هنا. Hādhihi marratī ath-thāniyah hunā. Bu benim buradaki ikinci seferim.

  55. ثَالِث — üçüncü
    ثَالِث thālith üçüncü

    أنهوا في المركز الثالث. Anhaw fil-markaz ath-thaalith. Üçüncü sırada bitirdiler.

  56. رَابِع — dördüncü
    رَابِع rābiʿ dördüncü

    أنا الرابع في الطابور. Ana ar-rābiʿ fi aṭ-ṭābūr. Sırada dördüncüyüm.

  57. خَامِس — beşinci
    خَامِس khāmis beşinci

    هي في الصف الخامس. hiya fi as-saff al-khamis. O, beşinci sırada.

  58. سَادِس — altıncı
    سَادِس sādis altıncı

    هو الشخص السادس. Huwa ash-shakhs as-saadis. O, altıncı kişi.

  59. سَابِع — yedinci
    سَابِع sābiʿ yedinci

    يسكنون في الطابق السابع. Yaskunūna fī aṭ-ṭābiq as-sābiʿ. Yedinci katta oturuyorlar.

  60. ثَامِن — sekizinci
    ثَامِن thāmin sekizinci

    هذه هي التفاحة الثامنة. Hādhihi hiya at-tuffāḥa ath-thāmina. Bu sekizinci elma.

  61. التَّاسِع — dokuzuncu
    التَّاسِع at-tāsiʿ dokuzuncu

    اليوم التَّاسِع عطلة. al-yawm at-tāsiʿ ʿuṭlah. Dokuzuncu gün tatildir.

  62. عَاشِر — onuncu
    عَاشِر ʿāshir onuncu

    هي في المركز العاشر. hiya fil-markaz al-ʿāshir. O, onuncu sırada.

  63. الحَادِي عَشَر — on birinci
    الحَادِي عَشَر al-ḥādī ʿashar on birinci

    يحتفلون بذكراهم السنوية الحادية عشرة. yaḥtafilūna bi-dhikrāhum as-sanawiyyah al-ḥādiyah ʿashrah. On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar.

  64. الثَّانِي عَشَر — on ikinci
    الثَّانِي عَشَر ath-thānī ʿashar on ikinci

    ذلك هو الشهر الثاني عشر. dhālika huwa ash-shahru ath-thānī ʿashar. O, on ikinci ay.

  65. دَائِمًا — her zaman
    دَائِمًا dā'iman her zaman

    أشرب القهوة دَائِمًا في الصباح. ashrab al-qahwa dā'iman fi as-sabāḥ. Sabahları her zaman kahve içerim.

  66. عَادَةً — genellikle
    عَادَةً ʿādatan genellikle

    يتناول الغداء عادةً عند الظهر. yatanāwalu al-ghadā'a ʿādatan ʿinda aẓ-ẓuhr. O genellikle öğle yemeğini öğlen yer.

  67. غَالِبًا — sık sık
    غَالِبًا ghāliban sık sık

    يأكل الناس البيتزا هنا غَالِبًا. ya'kul an-nās al-bītzā hunā ghāliban. İnsanlar burada sık sık pizza yer.

  68. أَحْيَانًا — bazen
    أَحْيَانًا aḥyānan bazen

    تَذْهَبُ أَحْيَانًا إِلَى الْمَكْتَبَةِ. Tadhhabu aḥyānan ilā al-maktabah. Bazen kütüphaneye gider.

  69. نَادِرًا — nadiren
    نَادِرًا nādiran nadiren

    نَادِرًا ما آكل الوجبات السريعة. nādiran mā ʾākulu l-wajabāt as-sarīʿa. Nadiren fast food yerim.

  70. أَبَدًا — asla
    أَبَدًا abadan asla

    لا يذهبون إلى ذلك المتجر أَبَدًا. La yathhabuna ila dhalika al-matjar abadan. O mağazaya asla gitmezler.

  71. كُلَّ يَوْمٍ — her gün
    كُلَّ يَوْمٍ kulla yawm her gün

    نأكل الشوكولاتة كل يوم. Naʾkulu ash-shūkulātah kulla yawm. Her gün çikolata yeriz.

  72. كُلَّ أُسْبُوعٍ — her hafta
    كُلَّ أُسْبُوعٍ kulla usbūʿ her hafta

    تسبح كل أسبوع. tasbaḥu kulla 'usbūʿ. O her hafta yüzer.

  73. عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ — hafta sonları
    عُطْلَةُ نِهَايَةِ الأُسْبُوعِ ʿuṭlat nihāyat al-usbūʿ hafta sonları

    أسترخي في عطلات نهاية الأسبوع في المنزل. astarkhī fī ʿuṭlāti nihāyati l-ʾusbūʿi fī l-manzil. Hafta sonları evde dinlenirim.

  74. فِي الصَّبَاحِ — sabah
    فِي الصَّبَاحِ fi-ṣ-ṣabāḥ sabah

    يتناول الناس الفطور في الصباح. Yatanawalu an-nasu al-futura fi as-sabaah. İnsanlar sabah kahvaltı yapar.

  75. لَيْلًا — gece
    لَيْلًا laylan gece

    ينامون لَيْلًا في أسرتهم. Yanāmūna laylan fī asiratihim. Onlar gece yataklarında uyurlar.

  76. بَعْدَ العَمَلِ — işten sonra
    بَعْدَ العَمَلِ baʿda al-ʿamal işten sonra

    يَسْتَرْخِي بَعْدَ العَمَلِ كُلَّ يَوْم. yastarkhī baʿda al-ʿamal kulla yawm. Her gün işten sonra dinlenir.

  77. مَرَّةً فِي — haftada bir
    مَرَّةً فِي marratan fī haftada bir

    أَذْهَبُ مَرَّةً فِي الأُسْبُوع. aḏhabu marratan fil-ʾusbūʿ. Haftada bir giderim.

  78. مَرَّتَيْنِ فِي — haftada iki kez
    مَرَّتَيْنِ فِي marratayn fi haftada iki kez

    يزور أبي مَرَّتَيْنِ فِي الأسبوع. Yazuru abi marratayni fi-l-usbu'. Babam haftada iki kez ziyaret eder.

  79. يَوْمٌ بَعْدَ يَوْم — iki haftada bir
    يَوْمٌ بَعْدَ يَوْم yawm ba'd yawm iki haftada bir

    يَزُورُونَ كُلَّ أُسْبُوعَيْن. yazūrūna kulla ʾusbūʿayn. İki haftada bir ziyaret ediyorlar.

  80. عَلَى الْأَقَلّ — en az
    عَلَى الْأَقَلّ ʿala al-aqall en az

    يأكل تفاحة واحدة على الأقل يومياً. Yaʾkulu tuffāḥatan wāḥidatan ʿalā al-aqalli yawmiyyan. O her gün en az bir elma yer.

  81. عَلَى الأَكْثَر — en fazla
    عَلَى الأَكْثَر ʿala al-akthar en fazla

    سَأَشْتَرِي اثْنَيْنِ عَلَى الأَكْثَر. saʾashtarī ithnayn ʿalā al-ʾakthar. En fazla iki tane alacağım.

  82. أَكْثَرُ مِنْ — den fazla
    أَكْثَرُ مِنْ aktharu min den fazla

    هذا طعام أكثر من كافٍ. hadha ta'am akthar min kafin. Bu, yeterinden fazla yemek.

  83. أَقَلُّ مِنْ — den daha az
    أَقَلُّ مِنْ aqallu min den daha az

    حَصَلْتَ على أقل من المرة الماضية. Ḥaṣalta ʿalā aqalla min al-marrah al-māḍiyah. Geçen seferden daha az aldın.

  84. قَلِيل — biraz
    قَلِيل qalīl biraz

    يَحتاجُ إلى قليل من المساعدة. Yaḥtāju ʾilā qalīlin min al-musāʿada. Biraz yardıma ihtiyacı var.

  85. قَلِيلًا — biraz
    قَلِيلًا qalīlan biraz

    أكلت قَلِيلًا من الكعكة. Akalat qalīlan min al-ka'kah. Biraz kek yedi.

  86. كَثِيراً — çok
    كَثِيراً kathīran çok

    أدرس كَثِيراً. Adrusu kathīran. Çok çalışıyorum.

  87. أَكْثَرَ مِنَ اللَّازِم — çok fazla
    أَكْثَرَ مِنَ اللَّازِم akthar min al-lazim çok fazla

    أكلوا كعكاً أكثر من اللازم. akalū kaʿkan akthara mina l-lāzim. Çok fazla kek yediler.

  88. غَيْرُ كَافٍ — yeterli değil
    غَيْرُ كَافٍ ghayru kāfin yeterli değil

    هذا المقدار غير كافٍ. Hādhā l-miqdār ghayru kāfin. Bu miktar yeterli değil.

  89. قَبْل — önce
    قَبْل qabl önce

    وَصَلْتُ قَبْلَ يَوْمَيْنِ. waṣaltu qabla yawmayn. İki gün önce geldim.

  90. قَرِيباً — yakında
    قَرِيباً qarīban yakında

    سَيَصِلُ صَدِيقي قَرِيباً. sayasilu sadiqi qariban. Arkadaşım yakında gelecek.

  91. مَا زَالَ — hâlâ
    مَا زَالَ mā zāla hâlâ

    أنا ما زلتُ جائعاً. ana mā ziltu jā'iʿan Hâlâ açım.

  92. أَبَدًا — hiç
    أَبَدًا abadan hiç

    هَلْ رَأَيْتَ الْمُحِيطَ مِنْ قَبْلُ؟ hal ra'ayta al-muḥīṭa min qabl? Hiç okyanus gördün mü?

  93. بَعْدُ — henüz
    بَعْدُ ba'du henüz

    صديقي لم يصل بعدُ. Sadeeqi lam yaSil ba'du. Arkadaşım henüz gelmedi.

  94. فَوْرًا — hemen
    فَوْرًا fawran hemen

    أحتاجُ إلى المساعدة فَوْرًا. Aḥtāju ilā al-musāʿada fawran. Hemen yardıma ihtiyacım var.

  95. رُبَّمَا — belki
    رُبَّمَا rubbamā belki

    رُبَّمَا ستأتي لاحقاً. rubbamā sata'tī lāḥiqan Belki o daha sonra gelir.

  96. وَقْتًا مَا — bir ara
    وَقْتًا مَا waqtan mā bir ara

    سوف نلتقي في وقت ما. sawfa naltaqī fī waqtin mā. Bir ara buluşuruz.

  97. أَيّ وَقْت — her zaman
    أَيّ وَقْت ayyi waqt her zaman

    يُمْكِنُكَ زِيَارَتُنَا فِي أَيِّ وَقْتٍ. yumkinuka ziyaratuna fi ayyi waqt. Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz.

  98. قَبْلَ — önce
    قَبْلَ qabla önce

    غادرنا قبل العاصفة. ghādarnā qabla l-ʿāṣifa Fırtınadan önce ayrıldık.

  99. بَعْدَ — sonra
    بَعْدَ baʿda sonra

    سَنُغَادِرُ بَعْدَ الوَجْبَةِ. sanughādiru baʿda l-wajba Yemekten sonra ayrılacağız.

  100. فِي هٰذِهِ الْأَيَّام — bugünlerde
    فِي هٰذِهِ الْأَيَّام fi hadhihi al-ayyam bugünlerde

    يُسَافِرُ النَّاسُ أَكْثَرَ فِي هٰذِهِ الْأَيَّام. yusafiru an-nasu akthara fi hadhihi al-ayyam. İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor.

Kelime 301–400

  1. يَنَايِر — Ocak
    يَنَايِر yanāyir Ocak

    يَنَايِر هو الشهر الأول. Yanayir huwa ash-shahr al-awwal. Ocak birinci aydır.

  2. فِبْرَايِر — Şubat
    فِبْرَايِر fibrāyir Şubat

    فِبْرَايِر عَادَةً شَهْرٌ قَصِير. Fibrāyir ʿādatan shahr qaṣīr. Şubat genellikle kısa bir aydır.

  3. مَارِس — Mart
    مَارِس māris Mart

    عادةً أزورهم في مارس. ʿādatan ʾazūruhum fī Māris. Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim.

  4. أَبْرِيل — Nisan
    أَبْرِيل Abrīl Nisan

    مباراة كرة السلة في أبريل. Mubārat kurat as-sallah fī Abrīl. Basketbol maçı nisanda.

  5. مَايُو — Mayıs
    مَايُو māyū Mayıs

    امتحاني النهائي في مايو. Imtiḥānī an-nihā'iyy fī Māyū. Final sınavım mayısta.

  6. يُونِيُو — Haziran
    يُونِيُو yūniyū Haziran

    سأعرف الإجابة بحلول يُونِيُو. Sa'aʿrif al-'ijāba bi-ḥulūl Yūniyū. Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim.

  7. يُولِيُو — Temmuz
    يُولِيُو yūliyū Temmuz

    يوليو عادةً شهر دافئ جداً. Yūliyū ʿādatan shahr dāfiʾ jiddan. Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır.

  8. أَغُسْطُس — Ağustos
    أَغُسْطُس aghusṭus Ağustos

    هل يمكننا أن نلتقي مرة أخرى في أغسطس؟ Hal yumkinuna an naltaqi marratan ukhra fi Aghustus? Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz?

  9. سِبْتَمْبِر — Eylül
    سِبْتَمْبِر sibtambir Eylül

    إجازتي في سبتمبر. ijāzatī fī sibtambir. Tatilim eylülde.

  10. أُكْتُوبَر — Ekim
    أُكْتُوبَر uktūbar Ekim

    هل عيد ميلادك في أكتوبر؟ Hal ʿīd mīlādika fī Uktūbar? Doğum günün ekimde mi?

  11. نُوفَمْبِر — Kasım
    نُوفَمْبِر nūfambir Kasım

    لِمَاذَا تُمْطِرُ فِي نُوفَمْبِر؟ Limādhā tumṭiru fī Nūfambir? Neden kasımda yağmur yağar?

  12. دِيسَمْبِر — Aralık
    دِيسَمْبِر dīsambir Aralık

    دِيسَمْبِر هو الشهر الأخير. Dīsambir huwa ash-shahr al-akhīr. Aralık son aydır.

  13. فَوْقَ — üzerinden
    فَوْقَ fawqa üzerinden

    تقفز القطة فوق الصندوق. Taqfizu al-qittatu fawqa as-sunduq. Kedi kutunun üzerinden atlıyor.

  14. تَحْتَ — altında
    تَحْتَ taḥta altında

    يعيشون تحت شجرة كبيرة. Yaʿīshūna taḥta shajaratin kabīrah. Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar.

  15. عَبْرَ — içinden
    عَبْرَ ʿabra içinden

    يَمْشِي عَبْرَ الباب. Yamshī ʿabra al-bāb. Kapının içinden yürüyerek geçiyor.

  16. بِمُحَاذَاةِ — boyunca
    بِمُحَاذَاةِ bimuḥādhāt boyunca

    نمشي بمحاذاة الشاطئ. Namshī bi-muḥādhāti ash-shāṭiʾ. Sahil boyunca yürüyoruz.

  17. حَوْلَ — etrafında
    حَوْلَ ḥawla etrafında

    يمشي الناس حول الحديقة. Yamshī an-nāsu ḥawla al-ḥadīqah. İnsanlar parkın etrafında yürüyor.

  18. عَبْرَ — karşıya
    عَبْرَ ʿabra karşıya

    أذهب عبر الشارع. adhhabu ʿabra ash-shāriʿ. Caddeden karşıya geçiyorum.

  19. إِلَى دَاخِلِ — içine
    إِلَى دَاخِلِ ila dakhil içine

    يمشي ببطء إلى داخل الغرفة. Yamshi bibut' ila dakhil al-ghurfa. O yavaşça odanın içine yürüyor.

  20. خَارِج — dışarı
    خَارِج khārij dışarı

    يَرْكُضُ الطِّفْلُ إِلَى خَارِجِ الْمَدْرَسَةِ. yarkuḍu aṭ-ṭiflu ilā khāriji al-madrasah. Çocuk okuldan dışarı koşuyor.

  21. أَعْلَى — yukarı
    أَعْلَى a'lā yukarı

    تنظر إلى الأعلى نحو السحب. Tanzuru ila al-a'la nahwa as-suhub. Bulutlara doğru yukarı bakıyor.

  22. أَسْفَل — aşağı
    أَسْفَل asfal aşağı

    وَضَعَ الكَلْبُ الكُرَةَ أَرْضاً. Waḍaʿa l-kalbu l-kurata arḍan. Köpek topu aşağıya koydu.

  23. فِي الطَّابَقِ العُلْوِيّ — üst kat
    فِي الطَّابَقِ العُلْوِيّ fi-t-tabaq al-ulwi üst kat

    أذهب إلى الطابق العلوي لأنام. adhhabu ilā aṭ-ṭābaq al-ʿulwiyy li-ʾanām. Uyumak için üst kata çıkıyorum.

  24. إِلَى الطَّابِقِ السُّفْلِيِّ — alt katta
    إِلَى الطَّابِقِ السُّفْلِيِّ ila al-ṭābiq as-suflī alt katta

    أسمع أصواتاً في الطابق السفلي. asmaʿ aṣwātan fī ṭ-ṭābiq as-suflī. Alt katta sesler duyuyorum.

  25. أَحْضَرَ — getirmek
    أَحْضَرَ aḥḍara getirmek

    يُحضرون الطعام إلى الحفلة. Yuḥḍirūna aṭ-ṭaʿāma ʾilā l-ḥaflah. Partiye yemek getiriyorlar.

  26. أَخَذَ — almak
    أَخَذَ akhadha almak

    أنت دائماً تأخذ قلمي. Anta dā'iman ta'khudh qalamī. Sen her zaman kalemimi alıyorsun.

  27. حَمَلَ — taşımak
    حَمَلَ ḥamala taşımak

    يستطيع أن يحمل الصندوق. Yastatii'u an yahmila as-sunduuq. O kutuyu taşıyabilir.

  28. رَفَعَ — teslim almak
    رَفَعَ rafaʿa teslim almak

    هل يمكنك أن تَسْتَلِمَ الطرد؟ Hal yumkinuka an tastalima at-tard? Paketi teslim alabilir misin?

  29. أَسْقَطَ — düşürmek
    أَسْقَطَ asqaṭa düşürmek

    إذا أَسْقَطْتُ الهاتف، سينكسر. idha asqaṭtu al-hatif, sayankasir. Telefonu düşürürsem kırılır.

  30. نَاوَلَ — uzatmak
    نَاوَلَ nāwala uzatmak

    هل يمكنك أن تناولني الملح؟ Hal yumkinuka an tunāwilanī al-milḥ? Tuzu bana uzatabilir misin?

  31. وَضَعَ — yere koymak
    وَضَعَ waḍaʿa yere koymak

    وَضَعْنَا حقائب ظهرنا. waḍaʿnā ḥaqā'iba ẓahrinā. Sırt çantalarımızı yere koyduk.

  32. رَتَّبَ — kaldırmak
    رَتَّبَ rattaba kaldırmak

    رَتَّبْتُ أَلْعابِي. Rattabtu al'aabii. Oyuncaklarımı kaldırdım.

  33. أَخْرَجَ — dışarı çıkarmak
    أَخْرَجَ akhraja dışarı çıkarmak

    سَتُخْرِجُ القمامة. satukhriju al-qumāma. Çöpü dışarı çıkaracak.

  34. أَغْلَقَ — asmak
    أَغْلَقَ aghlaqa asmak

    يُعَلِّقُونَ مَعَاطِفَهُمْ. yuʿalliqūna maʿāṭifahum. Onlar paltolarını asarlar.

  35. شَغَّلَ — açmak
    شَغَّلَ shaghghala açmak

    أنت تشغل الضوء. Anta tushaghghil ad-daw'. Işığı açıyorsun.

  36. أَطْفَأَ — kapatmak
    أَطْفَأَ atfa'a kapatmak

    هل يمكن لأحد أن يُطْفِئَ الراديو؟ Hal yumkin li-'aḥad 'an yuṭfi'a ar-rādiyū? Biri radyoyu kapatabilir mi?

  37. قَفَزَ — atlamak
    قَفَزَ qafaza atlamak

    تَقْفِزُ القِطّةُ فَوْقَ الجِدارِ. taqfizu al-qiṭṭatu fawqa al-jidār Kedi duvarın üzerinden atlıyor.

  38. رَمَى — atmak
    رَمَى ramā atmak

    يَرْمِي الوَلَدُ الحَجَرَ. yarmī al-waladu al-ḥajar. Çocuk taşı atıyor.

  39. أَمْسَكَ — yakalamak
    أَمْسَكَ amsaka yakalamak

    يُمْسِكُ الكُرَةَ بِيَدَيْهِ. yumsiku l-kurata bi-yadayh. Topu yakalıyor.

  40. رَكِبَ — binmek
    رَكِبَ rakiba binmek

    يَرْكَبُ الوَلَدُ حِصَانًا. yarkabu al-waladu ḥiṣānan. Çocuk ata biniyor.

  41. طَارَ — uçmak
    طَارَ ṭāra uçmak

    تَطِيرُ الطُّيُورُ فِي السَّمَاءِ. Taṭīru aṭ-ṭuyūru fī as-samāʾ. Kuşlar gökyüzünde uçar.

  42. حَبَا — emeklemek
    حَبَا ḥabā emeklemek

    يَحْبُو الطِّفْلُ عَلَى الأَرْضِ. yaḥbuṭ-ṭiflu ‘alal-arḍ Bebek yerde emekliyor.

  43. تَجَاوَزَ — atlamak
    تَجَاوَزَ tajāwaza atlamak

    تَجَاوَزَت الصَّفْحَةَ الأولى. tajāwazat as-safḥata al-ūlā İlk sayfayı atladı.

  44. رَكَلَ — tekmeler
    رَكَلَ rakala tekmeler

    يَرْكُلُ الطِّفْلُ الكُرَةَ. yarkulu t-tiflu l-kura Çocuk topu tekmeliyor.

  45. ارْتَدَّ — zıplamak
    ارْتَدَّ irtadda zıplamak

    تَرْتَدُّ الكُرَةُ عَلَى الأَرْضِ. tartaddu al-kuratu ʿala al-arḍ. Top yerde zıplıyor.

  46. تَسَلَّقَ — tırmanmak
    تَسَلَّقَ tasallaqa tırmanmak

    تتسلّق القطة الشجرة. tatasallaqu al-qiṭṭatu ash-shajarah Kedi ağaca tırmanıyor.

  47. غَاصَ — dalmak
    غَاصَ ghāṣa dalmak

    يَغُوصُ الوَلَدُ فِي المَاءِ. yaghūṣu al-waladu fī al-mā'i Çocuk suya dalıyor.

  48. اِنْزَلَقَ — kaymak
    اِنْزَلَقَ inzalaqa kaymak

    يَنْزَلِقُ الصندوقُ على الأرض. yanzaliqu s-sandūqu ‘ala l-arḍ Kutu yerde kayıyor.

  49. قَرَصَ — çimdiklemek
    قَرَصَ qarasa çimdiklemek

    قَرَصَ ذِرَاعِي. qarasa dhiraa'ee Kolumu çimdikledi.

  50. عَصَرَ — sıkmak
    عَصَرَ ʿaṣara sıkmak

    تَعْصِرُ يَدِي بِقُوَّةٍ. taʿṣiru yadī bi-quwwah. Elimi sıkıyor.

  51. وَكَزَ — dürtmek
    وَكَزَ wakaza dürtmek

    وَكَزَ الطِّفْلُ ذِرَاعِي. wakaza t-tiflu dhiraa'ee Çocuk kolumu dürttü.

  52. يُرَبِّتُ — sevmek
    يُرَبِّتُ yurabbitu sevmek

    يُرَبِّتُ الوَلَدُ عَلَى الكَلْبِ. yurabbitu al-waladu ‘ala al-kalb Çocuk köpeği seviyor.

  53. فَرَكَ — ovmak
    فَرَكَ faraka ovmak

    أفركُ عينيَّ المتعبتين. afruku 'aynayya al-mut'abatayn Yorgun gözlerimi ovuyorum.

  54. لَوَى — bükmek
    لَوَى lawā bükmek

    يَلْوِي الرَّجُلُ الحَبْلَ. yalwī ar-rajulu al-ḥabla Adam ipi büküyor.

  55. هَزَّ — sallamak
    هَزَّ hazza sallamak

    يَهُزُّ الرَّضيعُ اللُّعْبَةَ. yahuzzu ar-raḍīʿu al-luʿbah. Bebek oyuncağı sallıyor.

  56. طَوَى — katlamak
    طَوَى ṭawā katlamak

    أنا أطوي الورقة. ana aṭwī al-waraqa Kağıdı katlıyorum.

  57. ضَغَطَ — basmak
    ضَغَطَ ḍaghaṭa basmak

    تَضْغَطُ على الزر الأحمر. taḍghaṭu ‘ala az-zirr al-’aḥmar Kırmızı düğmeye basıyor.

  58. رَبَطَ — bağlamak
    رَبَطَ rabaṭa bağlamak

    سَيَرْبُطُ الحَبْلَ. sayarbuṭu l-ḥabl İpi bağlayacak.

  59. سَحَبَ — çekmek
    سَحَبَ saḥaba çekmek

    يَسْحَبُ الرَّجُلُ الحَبْلَ الثَّقِيلَ. yas-ḥabu ar-rajulu al-ḥabla ath-thaqīl. Adam ağır ipi çekiyor.

  60. حَزَمَ — hazırlamak
    حَزَمَ ḥazama hazırlamak

    أَحْزِمُ حَقِيبَتِي لِلسَّفَرِ. aḥzimu ḥaqībātī lis-safar. Çantamı hazırlıyorum.

  61. أَيْنَ...؟ — nerede
    أَيْنَ...؟ ayna...? nerede

    أين الفندق؟ Ayna al-funduq? Otel nerede?

  62. هَلْ هُنَاكَ ... قَرِيبٌ؟ — Yakınlarda bir ... var mı?
    هَلْ هُنَاكَ ... قَرِيبٌ؟ hal hunāka ... qarīb? Yakınlarda bir ... var mı?

    هل هناك بنك قريب؟ Hal hunaka bank qarib? Yakınlarda bir banka var mı?

  63. كَيْفَ أَصِلُ إِلَى...؟ — nasıl giderim
    كَيْفَ أَصِلُ إِلَى...؟ Kayfa aṣilu ilā...? nasıl giderim

    كيف أَصِلُ إلى المدرسة؟ kayfa aṣilu ilā l-madrasah? Okula nasıl giderim?

  64. أَيُّ حَافِلَةٍ تَذْهَبُ إِلَى...؟ — ...'ya hangi otobüs gider?
    أَيُّ حَافِلَةٍ تَذْهَبُ إِلَى...؟ ayyu ḥāfilatin tadh-habu ilā...? ...'ya hangi otobüs gider?

    أي حافلة تذهب إلى المدينة؟ Ayyu ḥāfilatin tadhhabu ilā l-madīnah? Merkeze hangi otobüs gider?

  65. أَيُّ خَطٍّ يَذْهَبُ إِلَى...؟ — Hangi hat ...'ya gider?
    أَيُّ خَطٍّ يَذْهَبُ إِلَى...؟ ayyu khaṭṭin yadh-habu ilā...? Hangi hat ...'ya gider?

    أي خط يذهب إلى المتحف؟ ayyu khaṭṭin yadhhabu ilā l-matḥaf? Hangi hat müzeye gider?

  66. كَمْ يَسْتَغْرِقُ؟ — Ne kadar sürer?
    كَمْ يَسْتَغْرِقُ؟ kam yastaghriq? Ne kadar sürer?

    أتساءل كم يستغرق الأمر. atsaa'alu kam yastaghriqu al-amr. Ne kadar sürer merak ediyorum.

  67. كَمْ يَبْعُدُ — Ne kadar uzak?
    كَمْ يَبْعُدُ kam yabʿudu Ne kadar uzak?

    كَمْ يَبْعُدُ؟ kam yabʿud? Ne kadar uzak?

  68. هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُرِيَنِي — Haritada gösterebilir misin?
    هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُرِيَنِي hal yumkinuka an turiyani Haritada gösterebilir misin?

    هل يمكنك أن تريني على الخريطة؟ hal yumkinuka an turiyani 'ala al-khareeta? Haritada gösterebilir misin?

  69. أَبْحَثُ عَنْ — aramak
    أَبْحَثُ عَنْ abḥathu ʿan aramak

    هم يبحثون عن دورة مياه. Hum yabḥathūna ʿan dawrat miyāh. Onlar bir tuvalet arıyorlar.

  70. أَقْرَب — En yakın
    أَقْرَب aqrab En yakın

    أقرب متجر هناك بالأسفل. Aqrab matjar hunak bil-asfal. En yakın mağaza aşağıda.

  71. هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى...؟ — Bu ...-e gider mi?
    هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى...؟ hal yadhabu hadha ila...? Bu ...-e gider mi?

    هَلْ يَذْهَبُ هَذَا إِلَى المطعم؟ hal yadhhabu hādhā ilā l-maṭʿam? Bu restorana gider mi?

  72. أَيُّ مَحَطَّةٍ لِـ — ... için hangi durak?
    أَيُّ مَحَطَّةٍ لِـ ayyu maḥaṭṭatin li-... ... için hangi durak?

    أي محطة لوسط المدينة؟ ayyu maḥaṭṭatin li-wasaṭi l-madīnah? Şehir merkezi için hangi durak?

  73. مَحَطَّة — istasyon
    مَحَطَّة maḥaṭṭa istasyon

    ينتظرون في محطة القطار. yantaẓirūna fī maḥaṭṭat al-qiṭār. Tren istasyonunda bekliyorlar.

  74. مَوْقِفُ حَافِلَات — otobüs durağı
    مَوْقِفُ حَافِلَات mawqif ḥāfilāt otobüs durağı

    موقف الحافلات قريب. mawqif al-ḥāfilāt qarīb. Otobüs durağı yakında.

  75. مَحَطَّةُ مِتْرُو — metro istasyonu
    مَحَطَّةُ مِتْرُو maḥaṭṭat mitrū metro istasyonu

    محطة المترو هذه مزدحمة جداً. maḥaṭṭat al-mitrū hadhihi muzdaḥima jiddan. Bu metro istasyonu çok kalabalık.

  76. فُنْدُق — otel
    فُنْدُق funduq otel

    يمكنك حجز فندق عبر الإنترنت. Yumkinuka ḥajz funduq ʿabra al-intarnit. İnternetten bir otel ayırtabilirsin.

  77. صَيْدَلِيَّة — eczane
    صَيْدَلِيَّة ṣaydaliyya eczane

    يعمل مارك في الصيدلية. Ya'mal Mark fi as-saydaliyya. Mark eczanede çalışıyor.

  78. مَصْرِف — banka
    مَصْرِف maṣrif banka

    يذهب إلى المصرف. yadhhabu ila al-maṣrif. Bankaya gidiyor.

  79. دَوْرَةُ مِيَاه — tuvalet
    دَوْرَةُ مِيَاه dawrat miyāh tuvalet

    هذه دورة مياه نظيفة. Hādhihi dawrat miyāh naẓīfah. Bu temiz bir tuvalet.

  80. سُوبَر مَارْكِت — süpermarket
    سُوبَر مَارْكِت sūbar mārkit süpermarket

    نشتري الطعام من السوبر ماركت. nashtarī aṭ-ṭaʿāma min as-sūbar mārkit. Süpermarketten yiyecek alırız.

  81. مَطْعَم — restoran
    مَطْعَم maṭʿam restoran

    هم يُحِبُّون ذلك المطعم كثيراً. Hum yuḥibbūna dhālika l-maṭʿam kathīran. O restoranı çok seviyorlar.

  82. مَقْهَى — kafe
    مَقْهَى maqhā kafe

    تعمل جين في المقهى. Ta'mal Jane fi al-maqha. Jane kafede çalışıyor.

  83. مُنْتَزَه — park
    مُنْتَزَه muntazah park

    تحب المنتزه الأخضر. Tuḥibbu al-muntazah al-akhḍar. Yeşil parkı seviyor.

  84. مُسْتَشْفَى — hastane
    مُسْتَشْفَى mustashfā hastane

    المستشفى يساعد المرضى. Al-mustashfa yusa'id al-marda. Hastane hasta insanlara yardım eder.

  85. مَطَار — havalimanı
    مَطَار maṭār havalimanı

    وَصَلْنَا إِلَى الْمَطَارِ. waṣalnā ilā al-maṭār Havalimanına vardık.

  86. مَلْعَب — stadyum
    مَلْعَب malʿab stadyum

    ذَهَبْنَا إِلَى الْمَلْعَبِ لِمُشَاهَدَةِ الْمُبَارَاةِ. dhahabnā ilā al-malʿabi li-mushāhadati al-mubārāh. Stadyuma gittik.

  87. مَصْنَع — fabrika
    مَصْنَع maṣnaʿ fabrika

    يُنْتِجُ هَذَا المَصْنَعُ المَلَابِسَ. yuntiju hādha al-maṣnaʿu al-malābis Bu fabrika kıyafet üretiyor.

  88. جَامِعَة — üniversite
    جَامِعَة jāmiʿa üniversite

    هِيَ تَدْرُسُ بِالْجَامِعَةِ. hiya tadrusu bil-jāmiʿa O, üniversitede okuyor.

  89. كُلِّيَّة — üniversite
    كُلِّيَّة kulliyya üniversite

    هِيَ تَدْرُسُ بِالْكُلِّيَّةِ. hiya tadrusu bil-kulliyya O, üniversitede okuyor.

  90. نَادِي — kulüp
    نَادِي nādī kulüp

    انْضَمَمْنَا إِلَى النَّادِي الرِّيَاضِيِّ. inḍamamna ila an-nādi ar-riyāḍi Spor kulübüne katıldık.

  91. سِجْن — hapishane
    سِجْن sijn hapishane

    هَرَبَ المُجْرِمُ مِنَ السِّجْنِ. haraba al-mujrimu mina as-sijni Suçlu hapishaneden kaçtı.

  92. بُرْج — kule
    بُرْج burj kule

    أَرَى الْبُرْجَ الْعَالِيَ. ara al-burja al-'ali Yüksek kuleyi görüyorum.

  93. مَرْكَز تَسَوُّق — alışveriş merkezi
    مَرْكَز تَسَوُّق markaz tasawwuq alışveriş merkezi

    اشتريتُ حذاءً من مَرْكَزِ التَّسَوُّق. Ishtaraytu ḥidāʾan min markazi at-tasawwuq. Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım.

  94. مَبْنَى البَلَدِيَّة — belediye binası
    مَبْنَى البَلَدِيَّة mabnā al-baladiyya belediye binası

    اِلْتَقَيْنَا بِمَبْنَى البَلَدِيَّة. iltaqaynā bi-mabnā al-baladiyya Belediye binasında buluştuk.

  95. مَرْكَزُ شُرْطَة — karakol
    مَرْكَزُ شُرْطَة markaz shurṭa karakol

    أَرَى مَرْكَزَ الشُّرْطَةِ. Arā markaza ash-shurṭati. Karakolu görüyorum.

  96. مَحَطَّةُ إِطْفَاء — itfaiye istasyonu
    مَحَطَّةُ إِطْفَاء maḥaṭṭat iṭfā' itfaiye istasyonu

    أَسْكُنُ بِالقُرْبِ مِنْ مَحَطَّةِ الإِطْفَاءِ. askunu bil-qurbi min maḥaṭṭat il-iṭfā' İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum.

  97. اِنْعَطِف يَسَارًا — Sola dön
    اِنْعَطِف يَسَارًا in'atif yasaran Sola dön

    اِنْعَطِف يَسَارًا هُنَا. in'atif yasaran huna. Burada sola dön.

  98. اِنْعَطِف يَمِينًا — sağa dön
    اِنْعَطِف يَمِينًا in'atif yaminan sağa dön

    اِنْعَطِف يَمِينًا عِنْدَ التَّقَاطُعِ. in'atif yaminan 'inda at-taqatu'. Kavşakta sağa dön.

  99. اِذْهَبْ — Dümdüz git
    اِذْهَبْ idhab Dümdüz git

    اذهب إلى الأمام مباشرة إلى المدرسة. idhhab ila l-amam mubasharatan ila l-madrasa. Okula dümdüz git.

  100. قَرِيب — yakın
    قَرِيب qarīb yakın

    إنه قريب. Innahu qarīb. Yakın.

Kelime 401–500

  1. بَعِيد — Uzak.
    بَعِيد baʿīd Uzak.

    إنه بعيد. innahu ba'eed. Uzak.

  2. عَبْرَ الشَّارِع — caddenin karşısında
    عَبْرَ الشَّارِع ʿabra ash-shāriʿ caddenin karşısında

    هو يسكن في الجهة المقابلة من الشارع. huwa yaskunu fil-jihati l-muqābilati mina sh-shāriʿ. O, caddenin karşısında oturuyor.

  3. عِنْدَ الزَّاوِيَةِ — Köşede
    عِنْدَ الزَّاوِيَةِ ʿinda az-zāwiya Köşede

    هي تَنْتَظِرُ عند الزاوية. Hiya tantaziru 'inda az-zawiyah. Köşede bekliyor.

  4. إِشَارَةُ المُرُورِ — Trafik ışığında
    إِشَارَةُ المُرُورِ ishārat al-murūr Trafik ışığında

    تَوَقَّفْنَا عِنْدَ إِشَارَةِ المُرُورِ. Tawaqqafnā ʿinda ishārat al-murūr. Trafik ışığında durduk.

  5. تَقَاطُع — Kavşakta
    تَقَاطُع taqāṭuʿ Kavşakta

    البار عِنْدَ التَّقَاطُع. Al-bār ʿinda t-taqāṭuʿ. Bar kavşakta.

  6. مَمَرُّ مُشَاة — yaya geçidi
    مَمَرُّ مُشَاة mamarr mushāh yaya geçidi

    ممر المشاة ذلك آمن جداً. mamarru l-mushāti dhālika āminun jiddan. O yaya geçidi çok güvenli.

  7. عَلَى بُعْدِ مَرْبَعٍ سَكَنِيٍّ وَاحِدٍ — Bir blok ötede
    عَلَى بُعْدِ مَرْبَعٍ سَكَنِيٍّ وَاحِدٍ ʿala buʿdi marbaʿin sakaniyyin waḥid Bir blok ötede

    المتحف على بعد مربع سكني واحد. al-matḥaf ʿalā buʿdi murabbaʿ sakaniyy wāḥid. Müze bir blok ötede.

  8. اتَّبِعْ — Tabelaları takip et
    اتَّبِعْ ittabiʿ Tabelaları takip et

    اتَّبِعِ الإشارات إلى الأمان. ittabiʿi l-ishārāt ilā l-amān. Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et.

  9. حَقِيبَة — valiz
    حَقِيبَة ḥaqībah valiz

    هل حَزَمْتَ حقيبتك بالفعل؟ Hal ḥazamta ḥaqībataka bil-fiʿl? Valizini çoktan hazırladın mı?

  10. مِغْنَاطِيس — mıknatıs
    مِغْنَاطِيس mighnāṭīs mıknatıs

    المِغْنَاطِيس الصغير هدية. al-mighnāṭīs aṣ-ṣaghīr hadiyyah. Küçük mıknatıs bir hediye.

  11. فُرْشَاةُ شَعْر — saç fırçası
    فُرْشَاةُ شَعْر furshāt shaʿr saç fırçası

    لا تستطيع العثور على فرشاة شعرها. lā tastaṭīʿu al-ʿuthūra ʿalā furshāti shaʿrihā. Saç fırçasını bulamıyor.

  12. وِسَادَة — yastık
    وِسَادَة wisāda yastık

    هذه الوسادة ناعمة ودافئة. Hādhihi al-wisāda nāʿima wa-dāfiʾa. Bu yastık yumuşak ve sıcak.

  13. بَطَّانِيَّة — battaniye
    بَطَّانِيَّة baṭṭāniyya battaniye

    خذ بطانية إذا كنت تشعر بالبرد. Khudh baṭṭāniyya idhā kunta tashʿur bil-bard. Üşüyorsan bir battaniye al.

  14. مَرْتَبَة — yatak
    مَرْتَبَة martaba yatak

    مرتبتنا الجديدة مريحة جداً. Martabatuna al-jadida muriha jiddan. Yeni yatağımız gerçekten çok rahat.

  15. سِتَارَة — perde
    سِتَارَة sitāra perde

    من فضلك افتح الستارة، الجو مظلم. min faḍlak iftaḥ as-sitāra, al-jaww muẓlim. Lütfen perdeyi aç, karanlık.

  16. سَتَائِر شَرَائِحِيَّة — jaluzi
    سَتَائِر شَرَائِحِيَّة sata'ir shara'ihiyya jaluzi

    عَادَةً مَا أُغْلِقُ السَّتَائِرَ الشَّرَائِحِيَّةَ فِي اللَّيْلِ. 'adatan ma ughliqu as-sata'ir ash-shara'ihiyya fi al-layl. Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım.

  17. سِجَّادَة — halı
    سِجَّادَة sijjāda halı

    هناك غبار تحت السِّجَّادَة. Hunāka ghubār taḥta as-sijjādah. Halının altında toz var.

  18. مِزْهَرِيَّة — vazo
    مِزْهَرِيَّة mizhariyya vazo

    تبدو هذه المزهرية غالية. tabdū hādhihi l-mizhariyya ghāliya. Bu vazo pahalı görünüyor.

  19. مِكْنَسَة — süpürge
    مِكْنَسَة miknasa süpürge

    هل في هذه الشقة مِكْنَسَة؟ Hal fī hādhihi ash-shaqqa miknasa? Bu dairede süpürge var mı?

  20. وَرَقُ حَمَّام — tuvalet kağıdı
    وَرَقُ حَمَّام waraq hammām tuvalet kağıdı

    يا إلهي، لقد نَفِدَ ورق الحمام! Yā ilāhī, laqad nafida waraq al-ḥammām! Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş!

  21. صُوف — yün
    صُوف ṣūf yün

    لِلخَرُوفِ صُوفٌ كَثِيفٌ. lil-kharūfi ṣūfun kathīf. Koyunun kalın bir yünü var.

  22. مَعْدِن — metal
    مَعْدِن maʿdin metal

    نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى خَشَبٍ وَمَعْدِن. naḥnu bi-ḥājatin ilā khashabin wa-maʿdin. Odun ve metale ihtiyacımız var.

  23. بلاستيكيّ — plastik
    بلاستيكيّ blāstīkī plastik

    تغسل الوعاء البلاستيكيّ. taghsil al-wiʿā’ al-blāstīkī Plastik kaseyi yıkıyor.

  24. جِلْد — deri
    جِلْد jild deri

    اشتريتُ حقيبةً جديدةً من الجلد. ishtaraytu ḥaqībatan jadīdatan min al-jild. Yeni bir deri çanta aldım.

  25. قُطْن — pamuk
    قُطْن quṭn pamuk

    يَزْرَعُ الْمُزَارِعُ الْقُطْنَ. yazraʿu al-muzāriʿu al-quṭna. Çiftçi pamuk yetiştiriyor.

  26. حَرِير — ipek
    حَرِير ḥarīr ipek

    هذا الْحَرِيرُ ناعمٌ جداً. hādhā al-ḥarīru nāʿimun jiddan. Bu ipek çok yumuşak.

  27. مَطَّاط — kauçuk
    مَطَّاط maṭṭāṭ kauçuk

    الكرة مصنوعة من المَطَّاط. al-kura maṣnūʿa min al-maṭṭāṭ. Top kauçuktan yapılmıştır.

  28. دَنِيم — kot
    دَنِيم danīm kot

    اشترى قماشَ دَنِيم سَمِيكًا. ishtarā qumāsha danīm samīkan. Kalın bir kot kumaş satın aldı.

  29. خَزَفِيّ — seramik
    خَزَفِيّ khazafiyy seramik

    غَسَلَتِ الوِعاءَ الخَزَفِيّ. ghasalat al-wiʿāʾ al-khazafiyy Seramik kaseyi yıkadı.

  30. رُخَام — mermer
    رُخَام rukhām mermer

    قَطَعُوا الرُّخَامَ الأَبْيَضَ. qaṭaʿū ar-rukhāma al-abyaḍ. Beyaz mermeri kestiler.

  31. طُوبَة — tuğla
    طُوبَة ṭūba tuğla

    يُمْسِكُ طُوبَةً حَمْرَاءَ. yumsiku ṭūbatan ḥamrā’ Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor.

  32. فُولاذ — çelik
    فُولاذ fūlādh çelik

    يَصْنَعُونَ الأدَوَاتِ مِنَ الفُولاذِ. yaṣnaʿūna al-ʾadawāti mina al-fūlādh Aletleri çelikten yapıyorlar.

  33. خَلْفَ — arkasında
    خَلْفَ khalfa arkasında

    هو خَلْفَ ذلك المبنى. huwa khalfa dhalika l-mabna. O, şu binanın arkasında.

  34. أَمَامَ — önünde
    أَمَامَ amāma önünde

    هي أمامي. Hiya amāmī. O benim önümde.

  35. بَيْنَ — arasında
    بَيْنَ bayna arasında

    الحديقة بَيْنَ منزلين. al-ḥadīqa bayna manzilayn. Park iki evin arasında.

  36. بِجَانِبِ — yanında
    بِجَانِبِ bijānibi yanında

    ذلك المتجر بجانب بيتي. Dhalika l-matjaru bijanibi bayti. O mağaza evimin yanında.

  37. عَكْس — ters
    عَكْس ʿaks ters

    نذهب في الاتجاه المعاكس. nadhhab fi al-ittijah al-mu'akis. Ters yöne gidiyoruz.

  38. مُقَابِل — karşısında
    مُقَابِل muqābil karşısında

    نسكن مقابل المتجر. naskunu muqābila al-matjar. Mağazanın karşısında yaşıyoruz.

  39. عَلَى مَقْرُبَة — hemen köşede
    عَلَى مَقْرُبَة ʿala maqrubah hemen köşede

    هي تسكن على مقربة الآن. Hiya taskun ʿalā maqruba al-ʾān. O şimdi hemen köşede yaşıyor.

  40. نَحْوَ — -e doğru
    نَحْوَ naḥwa -e doğru

    يمشي الأطفال نحو الشجرة الكبيرة. yamshi al-atfal nahwa ash-shajara al-kabira. Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar.

  41. المَاضِي — yanından
    المَاضِي al-māḍī yanından

    عليك أن تذهب بعد الجسر. 'alayka an tadhhaba ba'da al-jisr. Köprünün yanından geçmen gerekiyor.

  42. فِي نِهَايَةِ الشَّارِعِ — sokağın sonunda
    فِي نِهَايَةِ الشَّارِعِ fī nihāyat ash-shāriʿ sokağın sonunda

    أسكن في نهاية الشارع. askun fī nihāyat ash-shāriʿ. Sokağın sonunda yaşıyorum.

  43. عَلَى اليَسَار — solda
    عَلَى اليَسَار ʿala al-yasar solda

    تَرْكُنُ سيارتها عَلَى اليَسَار. tarkunu sayyāratahā ʿalā l-yasār. Solda park ediyor.

  44. عَلَى اليَمِين — sağda
    عَلَى اليَمِين ʿala al-yamīn sağda

    هم على اليمين. Hum ʿala al-yameen. Onlar sağda.

  45. فَوْقَ — üzerinde
    فَوْقَ fawqa üzerinde

    الشمس فوق الجبل. ash-shamsu fawqa al-jabal Güneş dağın üzerindedir.

  46. تَحْتَ — aşağısında
    تَحْتَ taḥta aşağısında

    القَرْيَةُ تَقَعُ تَحْتَ الجَبَلِ. al-qaryatu taqaʿu taḥta al-jabal Köy dağın aşağısında.

  47. فَوْق — en üstte
    فَوْق fawq en üstte

    الصندوق موجود في الأعلى. as-sandūq mawjūd fī al-a'lā. Kutu en üstte.

  48. قُرْبَ — yakınında
    قُرْبَ qurba yakınında

    أَسْكُنُ بِالْقُرْبِ مِنَ النَّهْرِ. askunu bil-qurbi min an-nahr. Nehrin yakınında yaşıyorum.

  49. فِي المُنْتَصَفِ — ortasında
    فِي المُنْتَصَفِ fi al-muntasaf ortasında

    يَقِفُ فِي المُنْتَصَفِ. yaqifu fi al-muntasaf. Tam ortasında duruyor.

  50. دَاخِل — içinde
    دَاخِل dākhil içinde

    الكَلْبُ دَاخِلَ المَنْزِلِ. al-kalbu dākhila al-manzil. Köpek evin içinde.

  51. مَكَان — yer
    مَكَان makān yer

    وَجَدْنَا مَكَانًا آمِنًا. wajadnā makānan āminā Güvenli bir yer bulduk.

  52. مَتْجَر — mağaza
    مَتْجَر matjar mağaza

    نحن نشتري الطعام من الْمَتْجَرِ. naḥnu nashtarī aṭ-ṭaʿām min al-matjar Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz.

  53. بَيْت — ev
    بَيْت bayt ev

    تعيش العائلة في ذلك البيتِ. Taʿīshu al-ʿāʾilatu fī dhālika al-bayti. Aile o evde yaşıyor.

  54. مَحَطَّةُ حَافِلَات — otogar
    مَحَطَّةُ حَافِلَات maḥaṭṭat ḥāfilāt otogar

    أَنْتَظِرُ بِمَحَطَّةِ الحَافِلَات. antaẓiru bi-maḥaṭṭat al-ḥāfilāt Otogarda bekliyorum.

  55. وَسَطُ المَدِينَة — şehir merkezi
    وَسَطُ المَدِينَة wasat al-madina şehir merkezi

    أَسْكُنُ بِالقُرْبِ مِنْ وَسَطِ المَدِينَةِ. askunu bil-qurbi min wasati l-madina Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum.

  56. مَرْكَزُ تَسَوُّق — alışveriş merkezi
    مَرْكَزُ تَسَوُّق markaz tasawwuq alışveriş merkezi

    مَرْكَزُ التَّسَوُّقِ كَبِيرٌ جِدًّا. markazu at-tasawwuqi kabīrun jiddan. Alışveriş merkezi çok büyük.

  57. نَافُورَة — çeşme
    نَافُورَة nāfūra çeşme

    تلك النافورة بها ماء صافٍ جداً. Tilka an-nāfūra bihā mā' ṣāfin jiddan. O çeşmenin suyu çok berrak.

  58. دُوَّار — döner kavşak
    دُوَّار duwwār döner kavşak

    هذا الدوار يسهل حركة المرور. hādhā ad-dawwār yusahhil ḥarakat al-murūr. Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor.

  59. مُفْتَرَق — kavşak
    مُفْتَرَق muftaraq kavşak

    توقفنا عند مفترق الطرق. Tawaqqafnā ʿinda muftaraq aṭ-ṭuruq. Kavşakta durduk.

  60. جِسْر — köprü
    جِسْر jisr köprü

    يمشي الناس عبر الجسر. yamshī an-nās ʿabra al-jisr. İnsanlar köprüden yürür.

  61. نَفَق — tünel
    نَفَق nafaq tünel

    تسير السيارة عبر نفق. tasīru as-sayyāratu ʿabra nafaq. Araba bir tünelden geçiyor.

  62. إِشَارَةُ قِف — dur tabelası
    إِشَارَةُ قِف ishāratu qif dur tabelası

    يجب عليك احترام إشارة قف. yajibu ʿalayka iḥtirām ishārat qif. Dur tabelasına uyman gerekiyor.

  63. جِسْر عُلْوِيّ — üst geçit
    جِسْر عُلْوِيّ jisr 'ulwi üst geçit

    بَنَوْا جِسْراً عُلْوِيّاً بالقرب من المنزل. Banaw jisran ʿulwiyyan bil-qurbi mina l-manzil. Evin yakınına bir üst geçit yaptılar.

  64. نَفَقٌ — alt geçit
    نَفَقٌ nafaq alt geçit

    سنمشي عبر النفق. sanamshī ʿabra an-nafaq. Alt geçitten yürüyeceğiz.

  65. مَعْلَم — simgesel yapı
    مَعْلَم maʿlam simgesel yapı

    المَعْلَم قَرِيب مِن النَّهْر. al-maʿlam qarīb min an-nahr. Simgesel yapı nehrin yakınındadır.

  66. إِشَارَةُ مُرُور — trafik işareti
    إِشَارَةُ مُرُور ishārat murūr trafik işareti

    إشارة المرور هذه تعني قف. ishārat al-murūr hādhihi taʿnī qif. Bu trafik işareti dur anlamına geliyor.

  67. تِمْثَال — heykel
    تِمْثَال timthāl heykel

    رأى التمثال الجميل. Ra'a at-timthal al-jamil. Güzel heykeli gördü.

  68. نُصُب تَذْكَارِيّ — anıt
    نُصُب تَذْكَارِيّ nuṣub tadhkāriyy anıt

    زاروا النصب التذكاري العالي. Zārū an-nuṣub at-tadhkāriyy al-ʿālī. Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler.

  69. شَمَال — kuzey
    شَمَال shamāl kuzey

    شمال هذه المدينة مثير للاهتمام. shamālu hadhihi l-madīnati muthīrun lil-ihtimām. Bu şehrin kuzeyi ilginç.

  70. جَنُوب — güney
    جَنُوب janūb güney

    الريح تأتي من الجنوب. ar-rīḥ taʾtī min al-janūb. Rüzgâr güneyden geliyor.

  71. شَرْق — doğu
    شَرْق sharq doğu

    الريح تأتي من الشرق. ar-rīḥ taʾtī min ash-sharq. Rüzgâr doğudan geliyor.

  72. غَرْب — batı
    غَرْب gharb batı

    تَغْرُبُ الشَّمْسُ فِي الْغَرْبِ. taghrubu ash-shamsu fil-gharb. Güneş batıda batar.

  73. شَمَال شَرْقِيّ — kuzeydoğu
    شَمَال شَرْقِيّ shamāl sharqī kuzeydoğu

    يسكن بن في منطقة الشمال الشرقي. Yaskun Bin fī minṭaqat ash-shamāl ash-sharqiyy. Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor.

  74. شَمَال غَرْبِيّ — kuzeybatı
    شَمَال غَرْبِيّ shamāl gharbī kuzeybatı

    تلك الولاية في الشمال الغربي. tilka al-wilāya fī ash-shamāl al-gharbiyy. O eyalet kuzeybatıda.

  75. جَنُوب شَرْق — güneydoğu
    جَنُوب شَرْق janūb sharq güneydoğu

    يعيش في منطقة الجنوب الشرقي. yaʿīshu fī minṭaqat al-janūb ash-sharqī. O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor.

  76. جَنُوب غَرْبِيّ — güneybatı
    جَنُوب غَرْبِيّ janūb gharbī güneybatı

    قادوا إلى الجنوب الغربي. Qādū ilā al-janūb al-gharbī. Güneybatıya doğru sürdüler.

  77. دَوَرَانٌ لِلْخَلْف — U dönüşü
    دَوَرَانٌ لِلْخَلْف dawaran lil-khalf U dönüşü

    هذا دوران للخلف. Hādhā dawarān lil-khalf. Bu bir U dönüşü.

  78. طَرِيق مَسْدُود — çıkmaz sokak
    طَرِيق مَسْدُود ṭarīq masdūd çıkmaz sokak

    ذلك الشارع طريق مسدود. dhālika ash-shāriʿu ṭarīq masdūd. O sokak bir çıkmaz sokak.

  79. سُلَّمٌ مُتَحَرِّكٌ — yürüyen merdiven
    سُلَّمٌ مُتَحَرِّكٌ sullam mutaḥarrik yürüyen merdiven

    يأخذك السلم المتحرك إلى الطابق العلوي. ya'khudhuka as-sullam al-mutaḥarrik ilā aṭ-ṭābiq al-ʿulwī. Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır.

  80. مُنْحَدَر — rampa
    مُنْحَدَر munḥadar rampa

    تحتاج الكراسي المتحركة إلى مُنْحَدَرَات. taḥtāj al-karāsī al-mutaḥarrika ilā munḥadarāt. Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir.

  81. طَقْس — hava
    طَقْس ṭaqs hava

    الطقس لطيف اليوم. aṭ-ṭaqs laṭīf al-yawm. Bugün hava güzel.

  82. مُشْمِس — güneşli
    مُشْمِس mushmis güneşli

    يُحب يوماً مشمساً. yuḥibbu yawman mushmisan. Güneşli bir günü sever.

  83. غَائِم — bulutlu
    غَائِم ghā'im bulutlu

    يتوقعون أن يكون بعد الظهر غائماً. Yatawaqqa'ūna an yakūna ba'da aẓ-ẓuhri ghā'iman. Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar.

  84. مُمْطِر — yağmurlu
    مُمْطِر mumṭir yağmurlu

    قد يكون اليوم الممطر مريحاً. Qad yakūn al-yawm al-mumṭir murīḥan. Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir.

  85. عَاصِف — rüzgarlı
    عَاصِف ʿāṣif rüzgarlı

    الجو عاصف في الخارج. al-jaww ʿāṣif fil-khārij. Dışarısı rüzgarlı.

  86. سَاخِن — sıcak
    سَاخِن sākhin sıcak

    هذا الشاي سَاخِن جداً. hādhā ash-shāy sākhin jiddan. Bu çay çok sıcak.

  87. بَارِد — soğuk
    بَارِد bārid soğuk

    تَهُبّ الرياح الباردة في الشتاء. Tahubbu ar-riyāḥ al-bāridah fī ash-shitā'. Kışın soğuk rüzgar eser.

  88. دَافِئ — ılık
    دَافِئ dāfiʾ ılık

    كان الجو دَافِئاً على الشاطئ اليوم. Kāna al-jawwu dāfiʾan ʿalā ash-shāṭiʾ al-yawm. Bugün plaj ılıktı.

  89. رَبِيع — ilkbahar
    رَبِيع rabīʿ ilkbahar

    تحب الأزهار الربيع. Tuḥibb al-ʾazhār ar-rabīʿ. Çiçekler ilkbaharı sever.

  90. صَيْف — yaz
    صَيْف ṣayf yaz

    الصَّيْف فصل حار جداً. aṣ-ṣayf faṣl ḥārr jiddan. Yaz çok sıcak bir mevsimdir.

  91. خَرِيف — sonbahar
    خَرِيف kharīf sonbahar

    الخريف هو فصلي المفضل. al-kharīf huwa faṣlī al-mufaḍḍal. Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

  92. شِتَاء — kış
    شِتَاء shitaa' kış

    قد يكون الشتاء بارداً جداً هنا. Qad yakūn ash-shitā' bāridan jiddan hunā. Kış burada çok soğuk olabilir.

  93. شَمْس — güneş
    شَمْس shams güneş

    تُشْرِقُ الشَّمْسُ فِي السَّمَاءِ. tushriqu ash-shamsu fis-samāʾ Güneş gökyüzünde parlıyor.

  94. قَمَر — ay
    قَمَر qamar ay

    أَرَى الْقَمَرَ الْمُنِيرَ. ara al-qamara al-muneer Parlak ayı görüyorum.

  95. نَجْم — yıldız
    نَجْم najm yıldız

    أرى نَجْمًا ساطعًا. Arā najman sāṭiʿan. Parlak bir yıldız görüyorum.

  96. سَمَاء — gökyüzü
    سَمَاء samāʾ gökyüzü

    تُحَلِّقُ الطُّيُورُ فِي السَّمَاءِ. tuḥalliquṭ-ṭuyūru fis-samāʾi Kuşlar gökyüzünde uçar.

  97. سَحَابَة — bulut
    سَحَابَة saḥāba bulut

    سَحَابَةٌ مُظْلِمَةٌ تُخْفِي الشَّمْسَ. saḥābatun muẓlima tukhfī ash-shams Karanlık bir bulut güneşi gizliyor.

  98. مَطَر — yağmur
    مَطَر maṭar yağmur

    يَنْزِلُ الْمَطَرُ مِنَ السَّمَاءِ. yanzilu al-maṭaru min as-samā' Yağmur gökyüzünden yağıyor.

  99. رِيح — rüzgar
    رِيح rīḥ rüzgar

    نَشْعُرُ بالرِّيحِ البَارِدَةِ. nashʿuru bir-rīḥi l-bāridah Soğuk rüzgarı hissediyoruz.

  100. عَاصِفَة — fırtına
    عَاصِفَة ʿāṣifa fırtına

    كَسَرَتِ الْعَاصِفَةُ الْقَوِيَّةُ الْأَشْجَارَ. kasarat al-ʿāṣifatu al-qawiyyatu al-ashjār Şiddetli fırtına ağaçları devirdi.

Kişisel ve sınıf içi kullanım için ücretsiz.

Mini test

İlk 100 kelimeden beş soru.

Bu 500 Arapça kelimeyi sırasıyla öğren.

Uygulama bunları 12’şerli gruplar hâlinde, resim ve sesle öğretir; her birini unutmadan önce yeniden karşına çıkarır. iPhone ve Android için ücretsiz.

Uygulamayı indirmek için telefonunun kamerasıyla tara.