가장 많이 쓰이는 터키어 단어 1,000개

모든 단어에 그림, 원어민 음성, 한국어 번역이 달린 예문이 있어요. 스피커를 누르면 단어나 예문을 들을 수 있어요.

단어 1,000개 전부 앱으로 익혀 보세요

그림과 원어민 음성, 그리고 잊기 직전에 다시 나오는 복습까지. iPhone·Android 무료.

무료로 받기
App Store에서 다운로드 하기 Google Play에서 다운로드 휴대폰 카메라로 스캔하세요

순위를 매긴 방법

Flashcardly 터키어 코스를 순서 그대로 정리한 목록이에요. 빈도와 일상에서 얼마나 유용한지를 기준으로, 언어 교사의 의견을 반영해 순서를 정했어요. 말뭉치 출현 횟수를 그대로 센 목록이 아니어서 “the”, “of” 같은 기능어가 상위권을 채우지 않아요(참고로 “남자” 단어의 순위는 13위).

단어 목록

오류 신고

무엇이 잘못됐는지 알려 주세요. 모든 신고를 확인합니다.

무엇이 잘못됐나요?

그림을 탭하면 발음을 들을 수 있어요.

1–100번째 단어

  1. Merhaba — 안녕하세요
    Merhaba 안녕하세요

    Merhaba, nasılsın? 안녕하세요, 어떻게 지내세요?

  2. hoş geldiniz — 환영합니다
    hoş geldiniz 환영합니다

    Evimize hoş geldiniz. 저희 집에 오신 것을 환영합니다.

  3. Günaydın — 좋은 아침이에요
    Günaydın 좋은 아침이에요

    Günaydın! 좋은 아침이에요!

  4. evet — 네
    evet 네

    Evet, anlıyorum. 네, 알겠어요.

  5. İyi akşamlar — 좋은 저녁이에요
    İyi akşamlar 좋은 저녁이에요

    İyi akşamlar! 좋은 저녁이에요!

  6. hayır — 아니요
    hayır 아니요

    Hayır dedi. 그녀는 아니요라고 말했어요.

  7. Hoşça kal — 안녕히 가세요
    Hoşça kal 안녕히 가세요

    Hoşça kal, Anna! 안녕히 가세요, 안나 씨!

  8. Tünaydın — 안녕하세요
    Tünaydın 안녕하세요

    Tünaydın! 안녕하세요!

  9. Yakında görüşürüz — 곧 봐요
    Yakında görüşürüz 곧 봐요

    Yakında görüşürüz, Mia! 미아 씨, 곧 봐요!

  10. Yarın görüşürüz — 내일 봐요
    Yarın görüşürüz 내일 봐요

    Yarın görüşürüz! 내일 봐요!

  11. Memnun oldum — 만나서 반가워요
    Memnun oldum 만나서 반가워요

    Ben de memnun oldum! 저도 만나서 반가워요.

  12. Nasılsın? — 어떻게 지내세요?
    Nasılsın? 어떻게 지내세요?

    Bugün nasılsın? 오늘 어떻게 지내세요?

  13. adam — 남자
    adam 남자

    Adam kitabı okuyor. 남자는 책을 읽어요.

  14. kadın — 여자
    kadın 여자

    Kadın şapka takıyor. 여자가 모자를 써요.

  15. erkek çocuk — 소년
    erkek çocuk 소년

    Erkek çocuk oyuncaklarla oynuyor. 소년이 장난감을 가지고 놀아요.

  16. kız — 소녀
    kız 소녀

    Kızın bir topu var. 소녀가 공을 가지고 있어요.

  17. kişi — 사람
    kişi 사람

    O iyi bir kişi. 그는 좋은 사람이에요.

  18. insanlar — 사람들
    insanlar 사람들

    İnsanlar çok mutlu. 사람들이 아주 행복해요.

  19. yetişkin — 성인
    yetişkin 성인

    Ben bir yetişkinim. 저는 성인이에요.

  20. bebek — 아기
    bebek 아기

    Bebeğin süte ihtiyacı var. 아기가 우유가 필요해요.

  21. Bay — 씨
    Bay 씨

    Bay Smith kitap okumayı sever. 스미스 씨는 책 읽는 것을 좋아해요.

  22. Bayan — 부인
    Bayan 부인

    Bayan Smith bir öğretmen. 스미스 부인은 선생님이에요.

  23. komşu — 이웃
    komşu 이웃

    Komşum çok cana yakın. 제 이웃은 아주 친절해요.

  24. arkadaş — 친구
    arkadaş 친구

    Arkadaşım kitap okumayı sever. 제 친구는 책 읽는 것을 좋아해요.

  25. bugün — 오늘
    bugün 오늘

    Bugün güzel bir gün. 오늘은 좋은 날이에요.

  26. yarın — 내일
    yarın 내일

    Yarın yeni bir gün. 내일은 새로운 날이에요.

  27. dün — 어제
    dün 어제

    Onu dün gördüm. 저는 어제 그녀를 봤어요.

  28. şimdi — 지금
    şimdi 지금

    Onu şimdi istiyor. 그는 지금 그것을 원해요.

  29. öğleden sonra — 오후
    öğleden sonra 오후

    Öğleden sonrayı severim. 저는 오후를 좋아해요.

  30. akşam — 저녁
    akşam 저녁

    Akşam sessiz. 저녁은 조용해요.

  31. dakika — 분
    dakika 분

    Beş dakikaya ihtiyacımız var. 저희는 오 분이 필요해요.

  32. sabah — 아침
    sabah 아침

    Sabah kahvaltı yaparım. 저는 아침에 아침을 먹어요.

  33. sonra — 나중에
    sonra 나중에

    Onu sonra yapacağım. 나중에 할 거예요.

  34. erken — 일찍
    erken 일찍

    O erken uyanır. 그녀는 일찍 일어나요.

  35. geç — 늦다
    geç 늦다

    O sık sık geç kalır. 그 사람은 자주 늦어요.

  36. saat — 시간
    saat 시간

    Ders bir saat sürüyor. 수업은 한 시간이에요.

  37. Adın ne? — 이름이 뭐예요?
    Adın ne? 이름이 뭐예요?

    Adın ne? 이름이 뭐예요?

  38. Benim adım — 제 이름은 ...예요
    Benim adım 제 이름은 ...예요

    Benim adım Emily. 제 이름은 에밀리예요.

  39. Nerelisin — 어디에서 왔어요?
    Nerelisin 어디에서 왔어요?

    Nerelisin? 어디에서 왔어요?

  40. Almanyalıyım — 에서 왔어요
    Almanyalıyım 에서 왔어요

    Ben Almanyalıyım. 저는 독일에서 왔어요.

  41. Nerede yaşıyorsun? — 어디에 살아요?
    Nerede yaşıyorsun? 어디에 살아요?

    Nerede yaşıyorsun? 어디에 살아요?

  42. ...'da yaşıyorum — 에 살다
    ...'da yaşıyorum 에 살다

    Japonya'da yaşıyorum. 저는 일본에 살아요.

  43. Hangi dilleri konuşuyorsun? — 어떤 언어를 하세요?
    Hangi dilleri konuşuyorsun? 어떤 언어를 하세요?

    Hangi dilleri konuşuyorsun? 어떤 언어를 하세요?

  44. konuşuyorum — 말하다
    konuşuyorum 말하다

    İngilizceyi iyi konuşuyorum. 저는 영어를 잘 말해요.

  45. Biraz konuşuyorum — 조금 하다
    Biraz konuşuyorum 조금 하다

    Fransızca biraz konuşuyorum. 저는 프랑스어를 조금 해요.

  46. Nerede doğdun — 어디에서 태어났어요?
    Nerede doğdun 어디에서 태어났어요?

    Nerede doğdun? 어디에서 태어났어요?

  47. Soyadın ne? — 성이 어떻게 되세요?
    Soyadın ne? 성이 어떻게 되세요?

    Soyadın ne? 성이 어떻게 되세요?

  48. Bu arkadaşım — 이쪽은 제 친구예요
    Bu arkadaşım 이쪽은 제 친구예요

    Bu arkadaşım Lisa. 이쪽은 제 친구 리사예요.

  49. yapmak — 만들다
    yapmak 만들다

    Güzel kahve yaparım. 저는 맛있는 커피를 만들어요.

  50. almak — 받다
    almak 받다

    O bir hediye aldı. 그는 선물을 받았어요.

  51. sahip olmak — 있다
    sahip olmak 있다

    Emma bir arabaya sahip. 엠마는 차가 있어요.

  52. yemek — 먹다
    yemek 먹다

    Onlar elma yiyorlar. 그들은 사과를 먹어요.

  53. içmek — 마시다
    içmek 마시다

    Kahve içer misin? 커피를 마셔요?

  54. uyumak — 자다
    uyumak 자다

    Şimdi uyumak istiyorum. 저는 지금 자고 싶어요.

  55. görmek — 보다
    görmek 보다

    Evi görebiliyor musun? 집을 볼 수 있어요?

  56. bakmak — 쳐다보다
    bakmak 쳐다보다

    Adam resimlere bakmayı sever. 아담은 사진을 쳐다보는 것을 좋아합니다.

  57. okumak — 읽다
    okumak 읽다

    Öğrenci kitap okur. 학생은 책을 읽어요.

  58. açmak — 열다
    açmak 열다

    O, pencereyi açıyor. 그녀는 창문을 열어요.

  59. kapatmak — 닫다
    kapatmak 닫다

    Kapıyı kapatıyorum. 저는 문을 닫아요.

  60. gelmek — 오다
    gelmek 오다

    Buraya her gün geliyorsun. 매일 여기에 와요.

  61. Lütfen — 주세요
    Lütfen 주세요

    Lütfen kapıyı açın. 문을 열어 주세요.

  62. Teşekkür ederim — 감사합니다
    Teşekkür ederim 감사합니다

    Yardımın için teşekkür ederim. 도와주셔서 감사합니다.

  63. Rica ederim — 천만에요
    Rica ederim 천만에요

    Rica ederim. 천만에요.

  64. Affedersiniz — 실례합니다
    Affedersiniz 실례합니다

    Affedersiniz, yardıma ihtiyacım var. 실례합니다, 도움이 필요해요.

  65. Özür dilerim — 죄송해요
    Özür dilerim 죄송해요

    Özür dilerim. 죄송해요.

  66. Bana yardım edebilir misin? — 도와주시겠어요?
    Bana yardım edebilir misin? 도와주시겠어요?

    Bana yardım edebilir misin? 저 좀 도와주시겠어요?

  67. Tekrar edebilir misin lütfen? — 다시 말씀해 주시겠어요?
    Tekrar edebilir misin lütfen? 다시 말씀해 주시겠어요?

    Onu tekrar edebilir misin lütfen? 그걸 다시 말씀해 주시겠어요?

  68. Daha yavaş konuşabilir misin? — 조금 더 천천히 말씀해 주시겠어요?
    Daha yavaş konuşabilir misin? 조금 더 천천히 말씀해 주시겠어요?

    Daha yavaş konuşabilir misin? 조금 더 천천히 말씀해 주시겠어요?

  69. ... alabilir miyim lütfen? — 주시겠어요?
    ... alabilir miyim lütfen? 주시겠어요?

    Su alabilir miyim lütfen? 물 좀 주시겠어요?

  70. ... istiyorum — 주세요
    ... istiyorum 주세요

    Biraz daha çay istiyorum. 차를 좀 더 주세요.

  71. alabilir miyim — 해도 돼요?
    alabilir miyim 해도 돼요?

    Biraz su alabilir miyim? 물 좀 마셔도 돼요?

  72. Sakıncası var mı? — 아도 되다
    Sakıncası var mı? 아도 되다

    Oturmamın sakıncası var mı? 앉아도 돼요?

  73. sıfır — 영
    sıfır 영

    Sıfır birden küçüktür. 영은 일보다 작아요.

  74. bir — 하나
    bir 하나

    Bir elmam var. 저는 사과가 하나 있어요.

  75. iki — 둘
    iki 둘

    İki kedi var. 고양이가 두 마리 있어요.

  76. üç — 셋
    üç 셋

    Hayır, üç çok fazla. 아니요, 셋은 너무 많아요.

  77. dört — 넷
    dört 넷

    Bana dört tane ver, lütfen. 네 개 주세요.

  78. beş — 다섯
    beş 다섯

    Beş köpeğim var. 저는 개가 다섯 마리 있어요.

  79. altı — 여섯
    altı 여섯

    Altı arkadaşıyla geldi. 그는 친구 여섯 명과 같이 왔어요.

  80. yedi — 칠
    yedi 칠

    Yedi kilometre koşuyorum. 저는 칠 킬로미터를 달려요.

  81. sekiz — 여덟
    sekiz 여덟

    Bir örümceğin sekiz bacağı vardır. 거미는 다리가 여덟 개 있어요.

  82. dokuz — 구
    dokuz 구

    Dokuz benim uğurlu sayımdır. 구는 제 행운의 숫자예요.

  83. on — 열
    on 열

    On parmağımız var. 우리는 손가락이 열 개 있어요.

  84. artı — 더하기
    artı 더하기

    İki artı iki dört eder. 이 더하기 이는 사예요.

  85. Anlamıyorum — 이해가 안 돼요
    Anlamıyorum 이해가 안 돼요

    Anlamıyorum. 이해가 안 돼요.

  86. Tekrar edebilir misin lütfen? — 다시 말씀해 주시겠어요?
    Tekrar edebilir misin lütfen? 다시 말씀해 주시겠어요?

    Tekrar edebilir misin lütfen? 다시 말씀해 주시겠어요?

  87. Daha yavaş lütfen — 더 천천히 말해 주세요
    Daha yavaş lütfen 더 천천히 말해 주세요

    Daha yavaş lütfen. 더 천천히 말해 주세요.

  88. Bu ne demek? — 그게 무슨 뜻이에요?
    Bu ne demek? 그게 무슨 뜻이에요?

    Bu ne demek? 그게 무슨 뜻이에요?

  89. nasıl denir? — ~로 뭐라고 해요?
    nasıl denir? ~로 뭐라고 해요?

    Bu İspanyolcada nasıl denir? 스페인어로 뭐라고 해요?

  90. Bunu nasıl hecelersin? — 철자가 어떻게 돼요?
    Bunu nasıl hecelersin? 철자가 어떻게 돼요?

    Bunu nasıl hecelersin? 철자가 어떻게 돼요?

  91. Bunu yazabilir misin? — 적어 주시겠어요?
    Bunu yazabilir misin? 적어 주시겠어요?

    Bunu yazabilir misin, lütfen? 좀 적어 주시겠어요?

  92. Bana gösterebilir misin? — 보여 줄 수 있어요?
    Bana gösterebilir misin? 보여 줄 수 있어요?

    Fotoğrafı bana gösterebilir misin? 사진을 보여 줄 수 있어요?

  93. ... konuşuyor musun? — ... 할 줄 알아요?
    ... konuşuyor musun? ... 할 줄 알아요?

    İngilizce konuşuyor musun? 영어 할 줄 알아요?

  94. Bir dakika lütfen — 잠시만요
    Bir dakika lütfen 잠시만요

    Bir dakika lütfen. 잠시만요.

  95. Öyle düşünüyorum — 그렇게 생각하다
    Öyle düşünüyorum 그렇게 생각하다

    Ben de öyle düşünüyorum. 저도 그렇게 생각해요.

  96. Bilmiyorum — 몰라요
    Bilmiyorum 몰라요

    Bilmiyorum. 몰라요.

  97. bu — 이것
    bu 이것

    Bu benim kırmızı arabam. 이것은 제 빨간 차예요.

  98. o — 그
    o 그

    O köpek çok arkadaş canlısı. 그 개는 아주 순해요.

  99. burada — 여기
    burada 여기

    Burada olmayı seviyorum. 저는 여기 있는 것을 좋아해요.

  100. orada — 거기
    orada 거기

    İşten sonra orada buluşuruz. 우리는 퇴근 후에 거기에서 만나요.

101–200번째 단어

  1. başka bir — 다른
    başka bir 다른

    Başka bir dilim pasta istiyor. 그는 다른 케이크 조각을 원해요.

  2. aynı — 같다
    aynı 같다

    Aynı mavi gömleği giyiyoruz. 우리는 같은 파란색 셔츠를 입어요.

  3. bunlar — 이
    bunlar 이

    Bunlar yemeye hazır. 이 사과들은 지금 먹기 좋아요.

  4. o — 그
    o 그

    O kurabiyeler çok güzel görünüyor. 그 쿠키 정말 맛있어 보여요.

  5. tam burada — 바로 여기
    tam burada 바로 여기

    Anahtarlar tam burada. 열쇠가 바로 여기에 있어요.

  6. orada — 저기
    orada 저기

    Ayakkabılarım orada. 제 신발은 저기에 있어요.

  7. üstünde — 위에
    üstünde 위에

    Kedi masanın üstünde. 고양이가 테이블 위에 있어요.

  8. altında — 밑
    altında 밑

    Köpek masanın altında. 강아지가 테이블 밑에 있어요.

  9. Nasıl gidiyor? — 어떻게 지내요?
    Nasıl gidiyor? 어떻게 지내요?

    Nasıl gidiyor? 어떻게 지내요?

  10. Görüşmeyeli uzun zaman oldu — 오랜만이에요
    Görüşmeyeli uzun zaman oldu 오랜만이에요

    Görüşmeyeli uzun zaman oldu. 오랜만이에요.

  11. Nelerden hoşlanırsın? — 무엇을 즐기세요?
    Nelerden hoşlanırsın? 무엇을 즐기세요?

    Nelerden hoşlanırsın? 무엇을 즐기세요?

  12. Neler yapıyorsun? — 뭐 해요?
    Neler yapıyorsun? 뭐 해요?

    Şu an neler yapıyorsun? 지금 뭐 해요?

  13. İyi günler — 좋은 하루 보내세요
    İyi günler 좋은 하루 보내세요

    İyi günler, John! 존 씨, 좋은 하루 보내세요!

  14. Kendine iyi bak — 조심해서 가세요
    Kendine iyi bak 조심해서 가세요

    Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz. 조심해서 가세요. 내일 봐요.

  15. Bol şanslar — 행운을 빌어요
    Bol şanslar 행운을 빌어요

    Bol şanslar! Sana inanıyorum! 행운을 빌어요! 저는 믿어요!

  16. Tebrikler — 축하해요
    Tebrikler 축하해요

    Tebrikler! Zor işi bitirdin. 축하해요! 힘든 일을 다 끝냈어요.

  17. Şerefe! — 건배해요
    Şerefe! 건배해요

    Şerefe! 건배해요!

  18. Sorun değil. — 괜찮아요
    Sorun değil. 괜찮아요

    Sorun değil, sana yardım edebilirim. 괜찮아요, 제가 도와줄 수 있어요.

  19. Merak etme — 걱정하지 마세요
    Merak etme 걱정하지 마세요

    Merak etme, her şey iyi olacak. 걱정하지 마세요, 다 괜찮을 거예요.

  20. Kulağa hoş geliyor — 좋아요
    Kulağa hoş geliyor 좋아요

    Kulağa hoş geliyor, teşekkürler! 저는 좋아요, 고마워요!

  21. bilmek — 알다
    bilmek 알다

    Cevabı şimdi biliyorsun. 이제 정답을 알아요.

  22. sormak — 물어보다
    sormak 물어보다

    Erkek kardeşine sorabilirsin. 남동생에게 물어볼 수 있어요.

  23. duymak — 들리다
    duymak 들리다

    O sesi duyabiliyor musun? 저 소리가 들려요?

  24. öğrenmek — 배우다
    öğrenmek 배우다

    Her gün yeni bir şey öğrenirsin. 매일 새로운 것을 배워요.

  25. konuşmak — 이야기하다
    konuşmak 이야기하다

    Arkadaşlarınla konuşmayı sever misin? 친구들과 이야기하는 것을 좋아해요?

  26. demek — 말하다
    demek 말하다

    Bir şey demek istiyorum. 저는 무언가를 말하고 싶어요.

  27. seçmek — 고르다
    seçmek 고르다

    En sevdiğin rengi seçersin. 가장 좋아하는 색을 골라요.

  28. yazmak — 쓰다
    yazmak 쓰다

    Öğrenciler bir hikaye yazıyor. 학생들은 이야기를 써요.

  29. aramak — 전화하다
    aramak 전화하다

    Seni arayacağım. 제가 전화할 거예요.

  30. dinlemek — 듣다
    dinlemek 듣다

    Radyo dinliyorum. 저는 라디오를 들어요.

  31. çalışmak — 공부하다
    çalışmak 공부하다

    Her sınava çok çalışırım. 저는 시험마다 열심히 공부해요.

  32. söylemek — 알려주다
    söylemek 알려주다

    Bana adını söylüyor. 그는 나에게 그의 이름을 알려줍니다.

  33. buluşmak — 만나다
    buluşmak 만나다

    Seninle yarın buluşacağım. 내일 만날게요.

  34. katılmak — 가입하다
    katılmak 가입하다

    Grubumuza katılacak. 그녀는 우리 그룹에 가입할 거예요.

  35. keyif almak — 즐기다
    keyif almak 즐기다

    Müzikten keyif alıyoruz. 우리는 음악을 즐겨요.

  36. betimlemek — 묘사하다
    betimlemek 묘사하다

    Çocuk hayvanı betimledi. 그 소년은 그 동물을 묘사했습니다.

  37. açıklamak — 설명하다
    açıklamak 설명하다

    Sorunu o açıklayacak. 그녀가 그 문제를 설명할 거예요.

  38. öğretmek — 가르치다
    öğretmek 가르치다

    Yeni öğrencilere ders öğretiyorum. 저는 새로운 학생들을 가르쳐요.

  39. tanıştırmak — 소개하다
    tanıştırmak 소개하다

    Arkadaşımı tanıştıracağım. 제 친구를 소개할게요.

  40. kabul etmek — 받다
    kabul etmek 받다

    Hediyeyi kabul ediyor. 그녀는 선물을 받아요.

  41. reddetmek — 거부하다
    reddetmek 거부하다

    Çocuk yemeği reddediyor. 그 아이는 음식을 거부해요.

  42. söz vermek — 약속하다
    söz vermek 약속하다

    Sana yardım edeceğime söz veriyorum. 제가 도와주기로 약속할게요.

  43. tartışmak — 논의하다
    tartışmak 논의하다

    Yeni planı tartışıyorlar. 그들은 새로운 계획을 논의합니다.

  44. iletişime geçmek — 연락하다
    iletişime geçmek 연락하다

    Doktorla iletişime geçeceğim. 의사 선생님께 연락할게요.

  45. gülmek — 웃다
    gülmek 웃다

    Çocuklar yüksek sesle gülüyorlar. 아이들이 크게 웃습니다.

  46. bağırmak — 소리치다
    bağırmak 소리치다

    Çocuk yardım için bağırıyor. 소년이 도와달라고 소리칩니다.

  47. fısıldamak — 속삭이다
    fısıldamak 속삭이다

    Kulağıma fısıldıyor. 그는 내 귀에 대고 속삭여요.

  48. el sallamak — 손을 흔들다
    el sallamak 손을 흔들다

    Vedalaşmak için el sallıyor. 그녀는 작별 인사로 손을 흔든다.

  49. başını sallamak — 끄덕이다
    başını sallamak 끄덕이다

    Kadın başını sallıyor. 여자가 고개를 끄덕입니다.

  50. sarılmak — 껴안다
    sarılmak 껴안다

    Anne çocuğuna sarılıyor. 어머니가 아이를 껴안습니다.

  51. öpmek — 뽀뽀하다
    öpmek 뽀뽀하다

    Anne çocuğunu öpüyor. 엄마가 아이에게 뽀뽀해요.

  52. işaret etmek — 가리키다
    işaret etmek 가리키다

    Çocuk köpeği işaret ediyor. 아이가 강아지를 가리킵니다.

  53. göz kırpmak — 깜빡이다
    göz kırpmak 깜빡이다

    Hızlıca göz kırpıyor. 그는 눈을 빠르게 깜빡입니다.

  54. kaşlarını çatmak — 찌푸리다
    kaşlarını çatmak 찌푸리다

    Baba, oğluna kaşlarını çatıyor. 아버지는 아들을 보고 얼굴을 찌푸립니다.

  55. esnemek — 하품하다
    esnemek 하품하다

    Yorgun adam esniyor. 피곤한 남자가 하품합니다.

  56. koklamak — 냄새를 맡다
    koklamak 냄새를 맡다

    Köpek yemeği kokluyor. 강아지가 음식의 냄새를 맡아요.

  57. iyi — 좋다
    iyi 좋다

    O iyi bir insan. 그녀는 좋은 사람이에요.

  58. kötü — 나쁘다
    kötü 나쁘다

    O süt kötü kokuyor. 그 우유는 냄새가 나빠요.

  59. büyük — 크다
    büyük 크다

    Büyük köpek zıplayabilir. 큰 개는 점프할 수 있어요.

  60. küçük — 작다
    küçük 작다

    Bebeğin küçük elleri var. 아기는 손이 작아요.

  61. yanlış — 틀리다
    yanlış 틀리다

    Cevabın yanlış. 대답이 틀렸어요.

  62. kolay — 쉽다
    kolay 쉽다

    Bu matematik problemi kolay. 이 수학 문제는 쉬워요.

  63. zor — 어렵다
    zor 어렵다

    O sınav zordu. 그 시험은 어려웠어요.

  64. hızlı — 빠르다
    hızlı 빠르다

    Arabalar çok hızlı gider. 차들이 아주 빨리 가요.

  65. yavaş — 느리다
    yavaş 느리다

    Kaplumbağa çok yavaş. 거북이는 매우 느려요.

  66. yeni — 새롭다
    yeni 새롭다

    Bu yeni bir araba. 이것은 새로운 차예요.

  67. doğru — 사실이다
    doğru 사실이다

    Bu hikaye doğru mu? 이 이야기는 사실이에요?

  68. yanlış — 틀리다
    yanlış 틀리다

    Cevap yanlış. 그 답은 틀려요.

  69. istiyorum — -고 싶다
    istiyorum -고 싶다

    Pizza yemek istiyorum. 피자를 먹고 싶어요.

  70. gerekiyor — 해야 하다
    gerekiyor 해야 하다

    Onu aramam gerekiyor. 그녀에게 전화해야 해요.

  71. -eceğim — ㄹ 거예요
    -eceğim ㄹ 거예요

    Birazdan yemek yiyeceğim. 곧 먹을 거예요.

  72. isterim — -기를 원하다
    isterim -기를 원하다

    Tenis oynamak isterim. 저는 테니스 치기를 원합니다.

  73. zorundayım — -아야 하다
    zorundayım -아야 하다

    Şimdi gitmek zorundayım. 지금 가야 해요.

  74. alabilir miyim — 해도 되다
    alabilir miyim 해도 되다

    Su alabilir miyim, lütfen? 물 좀 마셔도 돼요?

  75. bana yardım et — ... 좀 도와주세요
    bana yardım et ... 좀 도와주세요

    Lütfen bu çantayla bana yardım et. 이 가방 좀 도와주세요.

  76. bana nasıl ... göster — ...하는 방법을 알려주세요
    bana nasıl ... göster ...하는 방법을 알려주세요

    Bana bunu nasıl yapacağımı göster. 이거 하는 방법을 알려주세요.

  77. şu an ...-amam — 지금 ...ㄹ 수 없다
    şu an ...-amam 지금 ...ㄹ 수 없다

    Şu an yardım edemem. 지금 도와줄 수 없어요.

  78. -maya çalışıyorum — 으려고 노력하다
    -maya çalışıyorum 으려고 노력하다

    Şu an uyumaya çalışıyorum. 지금 자려고 노력하고 있어요.

  79. ... mümkün mü? — 가능하다
    ... mümkün mü? 가능하다

    Burada yüzmek mümkün mü? 여기서 수영이 가능해요?

  80. Nerede ...-ebilirim? — 어디에서 ...ㄹ 수 있어요?
    Nerede ...-ebilirim? 어디에서 ...ㄹ 수 있어요?

    Öğle yemeği nerede yiyebilirim? 어디에서 점심을 먹을 수 있어요?

  81. Pazartesi — 월요일
    Pazartesi 월요일

    Pazartesi ilk gündür. 월요일은 첫 번째 날이에요.

  82. Salı — 화요일
    Salı 화요일

    Salı her zaman eğlencelidir. 화요일은 항상 재미있어요.

  83. Çarşamba — 수요일
    Çarşamba 수요일

    O çarşamba günü eve gider. 그녀는 수요일에 집에 가요.

  84. Perşembe — 목요일
    Perşembe 목요일

    Perşembe günü geliyor. 그는 목요일에 와요.

  85. Cuma — 금요일
    Cuma 금요일

    Cuma en iyi gündür. 금요일이 가장 좋은 날이에요.

  86. Cumartesi — 토요일
    Cumartesi 토요일

    Cumartesi günü ayrılıyorum. 저는 토요일에 떠나요.

  87. Pazar — 일요일
    Pazar 일요일

    Pazar günü dinleneceğim. 저는 일요일에 쉴 거예요.

  88. hafta içi — 평일
    hafta içi 평일

    Hafta içi her sabah çalışıyor. 그녀는 평일 아침마다 일해요.

  89. hafta sonu — 주말
    hafta sonu 주말

    Hafta sonunu kim sevmez? 누가 주말을 안 좋아해요?

  90. her gün — 매일
    her gün 매일

    Gazeteyi her gün okuruz. 우리는 매일 신문을 읽어요.

  91. haftalık — 매주
    haftalık 매주

    Haberleri genellikle haftalık izlerim. 저는 보통 매주 뉴스를 봐요.

  92. aylık — 매달
    aylık 매달

    Aylık fiyatı ödüyorlar. 그들은 매달 요금을 내요.

  93. gün — 하루
    gün 하루

    Bir gün bekledik. 우리는 하루 동안 기다렸어요.

  94. gece — 밤
    gece 밤

    Biz geceleri uyuruz. 우리는 밤에 자요.

  95. hafta — 주
    hafta 주

    Bir hafta kaldık. 우리는 일주일 동안 머물렀어요.

  96. ay — 달
    ay 달

    Bir ay boyunca çalıştı. 그는 한 달 동안 일했습니다.

  97. yıl — 년
    yıl 년

    Bir yıl bekledik. 우리는 일 년 동안 기다렸어요.

  98. zaman — 시간
    zaman 시간

    Daha fazla zamana ihtiyacımız var. 우리는 시간이 더 필요해요.

  99. an — 잠시
    an 잠시

    Bir an bekledi. 그는 잠시 동안 기다렸습니다.

  100. gelecek — 미래
    gelecek 미래

    Geleceği düşünüyorum. 저는 미래에 대해 생각해요.

201–300번째 단어

  1. saat — 시
    saat 시

    Saat yedide uyanırım. 저는 일곱 시에 일어납니다.

  2. gece yarısı — 자정
    gece yarısı 자정

    Gece yarısı yola çıkacağız. 우리는 자정에 출발할 거예요.

  3. öğle vakti — 한낮
    öğle vakti 한낮

    Öğle vakti güneş sıcaktır. 한낮에는 태양이 뜨겁습니다.

  4. bu gece — 오늘 밤
    bu gece 오늘 밤

    Misafirler bu gece gelecekler. 손님들은 오늘 밤에 도착할 거예요.

  5. yardım — 도와주다
    yardım 도와주다

    Yardım et! Başım dertte. 도와주세요! 제가 곤란해요.

  6. tehlike — 위험
    tehlike 위험

    Tehlikedeyiz! 저희는 위험에 처해 있어요!

  7. polis — 경찰
    polis 경찰

    Polisi ara! 경찰을 불러요!

  8. doktor — 의사
    doktor 의사

    Bir doktora ihtiyacım var! 의사가 필요해요!

  9. ambulans — 구급차
    ambulans 구급차

    Ambulans çağır! 구급차를 부르세요!

  10. itfaiyeci — 소방관
    itfaiyeci 소방관

    İtfaiyeciler kahramandır. 소방관들은 영웅이에요.

  11. kaza — 사고
    kaza 사고

    Kaza yaptım. 제가 사고가 났어요.

  12. korumak — 보호하다
    korumak 보호하다

    Polis bizi korur. 경찰이 우리를 보호해요.

  13. uyarmak — 경고하다
    uyarmak 경고하다

    Onları uyarmam lazım! 제가 그들에게 경고해야 해요!

  14. alarm — 경보
    alarm 경보

    Alarm çaldı! 경보가 울렸어요!

  15. yangın — 불
    yangın 불

    Yangın var! 불이 났어요!

  16. duman — 연기
    duman 연기

    Binadan duman çıkıyor! 건물에서 연기가 나오고 있어요!

  17. olarak çalışmak — 일하다
    olarak çalışmak 일하다

    Onlar hastane hemşireleri olarak çalışıyorlar. 그들은 병원 간호사로 일해요.

  18. satın almak — 사다
    satın almak 사다

    Burada meyve satın alabilirsin. 여기서 과일을 살 수 있어요.

  19. ödemek — 내다
    ödemek 내다

    Bunun için ödemelisin. 이것은 돈을 내야 해요.

  20. satmak — 팔다
    satmak 팔다

    Burada taze meyve satıyorlar. 여기서 신선한 과일을 팔아요.

  21. koymak — 놓다
    koymak 놓다

    Kitabı masaya koyuyor. 그는 책을 테이블 위에 놓아요.

  22. oturmak — 앉다
    oturmak 앉다

    Emma o sandalyede oturuyor. 에마는 그 의자에 앉아요.

  23. durmak — 서다
    durmak 서다

    Kapının yanında duruyorum. 저는 문 옆에 서요.

  24. yüzmek — 수영하다
    yüzmek 수영하다

    Onlar hızlı yüzebilirler. 그들은 빨리 수영할 수 있어요.

  25. araba sürmek — 운전하다
    araba sürmek 운전하다

    Dikkatli araba sürmen gerekiyor. 조심해서 운전해야 해요.

  26. planlamak — 계획하다
    planlamak 계획하다

    Yakında ziyaret etmeyi planlıyorlar. 그들은 곧 방문을 계획해요.

  27. bitirmek — 끝내다
    bitirmek 끝내다

    Ödevini daha sonra bitirebilir. 그는 나중에 숙제를 끝낼 수 있어요.

  28. vermek — 주다
    vermek 주다

    Arkadaşlara hediyeler veririm. 저는 친구들에게 선물을 줘요.

  29. on bir — 열하나
    on bir 열하나

    Her zaman on bir parça alırım. 저는 항상 열한 개를 받아요.

  30. on iki — 열둘
    on iki 열둘

    Bir kartonda on iki yumurta var. 달걀 한 팩에 열두 개가 있어요.

  31. on üç — 십삼
    on üç 십삼

    On üç sayısı uğursuzdur. 숫자 십삼은 운이 나빠요.

  32. on dört — 십사
    on dört 십사

    Apartmanın on dört katı var. 아파트는 십사 층이에요.

  33. on beş — 십오
    on beş 십오

    Kitabı on beşinci sayfada açıyorum. 저는 책의 십오 페이지를 펴요.

  34. on altı — 십육
    on altı 십육

    Bu on altı kat daha fazla! 그것은 십육 배 더 많아요!

  35. on yedi — 열일곱
    on yedi 열일곱

    On yedi kalemimiz var. 저희는 연필이 열일곱 자루 있어요.

  36. on sekiz — 십팔
    on sekiz 십팔

    On sekiz metre yüksekliğinde. 그것은 높이가 십팔 미터예요.

  37. on dokuz — 열아홉
    on dokuz 열아홉

    On dokuz benim en sevdiğim sayı. 열아홉은 제가 제일 좋아하는 숫자예요.

  38. yirmi — 스물
    yirmi 스물

    Onun yirmi küçük elmaya ihtiyacı var. 그녀는 작은 사과 스무 개가 필요해요.

  39. otuz — 서른
    otuz 서른

    O otuz yaşında. 그는 서른 살이에요.

  40. yüz — 백
    yüz 백

    Yüze kadar saydı. 그는 백까지 세었어요.

  41. kırk — 마흔
    kırk 마흔

    Toplamda kırk kalemi var. 그녀는 연필을 모두 마흔 자루 가지고 있어요.

  42. elli — 오십
    elli 오십

    Onun elli doları var. 그는 오십 달러가 있어요.

  43. altmış — 육십
    altmış 육십

    John altmış yaşında. 존 씨는 육십 살이에요.

  44. yetmiş — 일흔
    yetmiş 일흔

    Dedem yetmiş yaşında. 우리 할아버지는 일흔 살이세요.

  45. seksen — 팔십
    seksen 팔십

    Seksen gram şekerim var. 저는 설탕 팔십 그램이 있어요.

  46. doksan — 구십
    doksan 구십

    Okuyacak doksan kitabı var. 그는 읽을 책이 구십 권 있어요.

  47. bin — 천
    bin 천

    Bin büyük bir sayıdır. 천은 큰 숫자예요.

  48. milyon — 백만
    milyon 백만

    O araba bir milyon dolar. 저 차는 백만 달러예요.

  49. yarım — 반
    yarım 반

    Yarım pizzayı yedi. 그는 피자 반을 먹었어요.

  50. çeyrek — 사분의 일
    çeyrek 사분의 일

    Onların sadece çeyreği kaldı. 그것들 중 사분의 일만 남았어요.

  51. düzine — 다스
    düzine 다스

    Marketten bir düzine yumurta alıyorum. 저는 가게에서 달걀 한 다스를 사요.

  52. çift — 켤레
    çift 켤레

    O çift ayakkabı temiz. 저 신발 한 켤레는 깨끗해요.

  53. birinci — 첫 번째
    birinci 첫 번째

    Birinci sırayı kolayca kazandı. 그는 쉽게 첫 번째 자리를 차지했어요.

  54. ikinci — 두 번째
    ikinci 두 번째

    Bu benim buradaki ikinci seferim. 여기는 제 두 번째예요.

  55. üçüncü — 세 번째
    üçüncü 세 번째

    Üçüncü sırada bitirdiler. 그들은 세 번째로 들어왔어요.

  56. dördüncü — 네 번째
    dördüncü 네 번째

    Sırada dördüncüyüm. 저는 줄에서 네 번째예요.

  57. beşinci — 다섯 번째
    beşinci 다섯 번째

    O, beşinci sırada. 그녀는 다섯 번째 줄에 있어요.

  58. altıncı — 여섯 번째
    altıncı 여섯 번째

    O, altıncı kişi. 그는 여섯 번째 사람이에요.

  59. yedinci — 일곱 번째
    yedinci 일곱 번째

    Yedinci katta oturuyorlar. 그들은 일곱 번째 층에 살아요.

  60. sekizinci — 여덟 번째
    sekizinci 여덟 번째

    Bu sekizinci elma. 이것은 여덟 번째 사과예요.

  61. dokuzuncu — 아홉째
    dokuzuncu 아홉째

    Dokuzuncu gün tatildir. 아홉째 날은 공휴일이에요.

  62. onuncu — 열 번째
    onuncu 열 번째

    O, onuncu sırada. 그녀는 열 번째예요.

  63. on birinci — 열한 번째
    on birinci 열한 번째

    On birinci yıl dönümlerini kutluyorlar. 그들은 열한 번째 기념일을 축하해요.

  64. on ikinci — 열두 번째
    on ikinci 열두 번째

    O, on ikinci ay. 그것은 열두 번째 달이에요.

  65. her zaman — 항상
    her zaman 항상

    Sabahları her zaman kahve içerim. 저는 아침에 항상 커피를 마셔요.

  66. genellikle — 보통
    genellikle 보통

    O genellikle öğle yemeğini öğlen yer. 그는 보통 정오에 점심을 먹어요.

  67. sık sık — 자주
    sık sık 자주

    İnsanlar burada sık sık pizza yer. 사람들은 여기서 자주 피자를 먹어요.

  68. bazen — 가끔
    bazen 가끔

    Bazen kütüphaneye gider. 그녀는 가끔 도서관에 가요.

  69. nadiren — 좀처럼
    nadiren 좀처럼

    Nadiren fast food yerim. 저는 패스트푸드를 좀처럼 안 먹어요.

  70. asla — 전혀
    asla 전혀

    O mağazaya asla gitmezler. 그 사람들은 그 가게에 전혀 가지 않아요.

  71. her gün — 매일
    her gün 매일

    Her gün çikolata yeriz. 저희는 매일 초콜릿을 먹어요.

  72. her hafta — 매주
    her hafta 매주

    O her hafta yüzer. 그녀는 매주 수영해요.

  73. hafta sonları — 주말에
    hafta sonları 주말에

    Hafta sonları evde dinlenirim. 저는 주말에 집에서 쉬어요.

  74. sabah — 아침에
    sabah 아침에

    İnsanlar sabah kahvaltı yapar. 사람들은 아침에 아침을 먹어요.

  75. gece — 밤에
    gece 밤에

    Onlar gece yataklarında uyurlar. 그들은 밤에 침대에서 자요.

  76. işten sonra — 퇴근 후에
    işten sonra 퇴근 후에

    Her gün işten sonra dinlenir. 그는 매일 퇴근 후에 쉬어요.

  77. haftada bir — 에 한 번
    haftada bir 에 한 번

    Haftada bir giderim. 저는 일주일에 한 번 가요.

  78. haftada iki kez — ~에 두 번
    haftada iki kez ~에 두 번

    Babam haftada iki kez ziyaret eder. 우리 아빠는 일주일에 두 번 방문해요.

  79. iki haftada bir — 격-
    iki haftada bir 격-

    İki haftada bir ziyaret ediyorlar. 그들은 격주로 방문해요.

  80. en az — 적어도
    en az 적어도

    O her gün en az bir elma yer. 그는 매일 사과를 적어도 한 개 먹어요.

  81. en fazla — 많아야
    en fazla 많아야

    En fazla iki tane alacağım. 많아야 두 개 살 거예요.

  82. den fazla — 이상
    den fazla 이상

    Bu, yeterinden fazla yemek. 이것은 충분한 양 이상의 음식이에요.

  83. den daha az — 보다 적다
    den daha az 보다 적다

    Geçen seferden daha az aldın. 지난번보다 적게 받았어요.

  84. biraz — 조금
    biraz 조금

    Biraz yardıma ihtiyacı var. 그는 도움이 조금 필요해요.

  85. biraz — 조금
    biraz 조금

    Biraz kek yedi. 그녀는 케이크를 조금 먹었어요.

  86. çok — 많이
    çok 많이

    Çok çalışıyorum. 저는 공부를 많이 해요.

  87. çok fazla — 너무 많이
    çok fazla 너무 많이

    Çok fazla kek yediler. 그들은 케이크를 너무 많이 먹었어요.

  88. yeterli değil — 부족하다
    yeterli değil 부족하다

    Bu miktar yeterli değil. 이 양은 부족해요.

  89. önce — 전
    önce 전

    İki gün önce geldim. 저는 이틀 전에 도착했어요.

  90. yakında — 곧
    yakında 곧

    Arkadaşım yakında gelecek. 제 친구가 곧 도착할 거예요.

  91. hâlâ — 여전히
    hâlâ 여전히

    Hâlâ açım. 저는 여전히 배가 고파요.

  92. hiç — 적
    hiç 적

    Hiç okyanus gördün mü? 바다를 본 적이 있나요?

  93. henüz — 아직
    henüz 아직

    Arkadaşım henüz gelmedi. 제 친구가 아직 도착하지 않았어요.

  94. hemen — 당장
    hemen 당장

    Hemen yardıma ihtiyacım var. 저는 당장 도움이 필요해요.

  95. belki — 아마
    belki 아마

    Belki o daha sonra gelir. 그녀는 아마도 나중에 올 거예요.

  96. bir ara — 언젠가
    bir ara 언젠가

    Bir ara buluşuruz. 우리 언젠가 만나요.

  97. her zaman — 언제든지
    her zaman 언제든지

    Bizi her zaman ziyaret edebilirsiniz. 언제든지 저희를 방문해 주세요.

  98. önce — 전에
    önce 전에

    Fırtınadan önce ayrıldık. 우리는 폭풍이 오기 전에 떠났습니다.

  99. sonra — 후에
    sonra 후에

    Yemekten sonra ayrılacağız. 우리는 식사 후에 출발할 거예요.

  100. bugünlerde — 요즘
    bugünlerde 요즘

    İnsanlar bugünlerde daha fazla seyahat ediyor. 요즘은 사람들이 여행을 더 많이 다녀요.

301–400번째 단어

  1. Ocak — 일월
    Ocak 일월

    Ocak birinci aydır. 일월은 첫 번째 달이에요.

  2. Şubat — 2월
    Şubat 2월

    Şubat genellikle kısa bir aydır. 2월은 보통 짧은 달이에요.

  3. Mart — 삼월
    Mart 삼월

    Onları genellikle Mart'ta ziyaret ederim. 저는 보통 삼월에 그들을 방문해요.

  4. Nisan — 4월
    Nisan 4월

    Basketbol maçı nisanda. 농구 경기는 4월에 있어요.

  5. Mayıs — 오월
    Mayıs 오월

    Final sınavım mayısta. 제 기말고사는 오월에 있어요.

  6. Haziran — 유월
    Haziran 유월

    Haziran'a kadar cevabı öğreneceğim. 저는 유월까지 답을 알 거예요.

  7. Temmuz — 칠월
    Temmuz 칠월

    Temmuz genellikle çok sıcak bir aydır. 칠월은 보통 매우 따뜻한 달이에요.

  8. Ağustos — 팔월
    Ağustos 팔월

    Ağustos'ta tekrar görüşebilir miyiz? 팔월에 다시 만날 수 있어요?

  9. Eylül — 구월
    Eylül 구월

    Tatilim eylülde. 제 휴가는 구월에 있어요.

  10. Ekim — 시월
    Ekim 시월

    Doğum günün ekimde mi? 생일이 시월이에요?

  11. Kasım — 11월
    Kasım 11월

    Neden kasımda yağmur yağar? 왜 11월에 비가 와요?

  12. Aralık — 12월
    Aralık 12월

    Aralık son aydır. 12월은 마지막 달이에요.

  13. üzerinden — 넘다
    üzerinden 넘다

    Kedi kutunun üzerinden atlıyor. 고양이가 상자를 뛰어넘어요.

  14. altında — 아래
    altında 아래

    Onlar büyük bir ağacın altında yaşıyorlar. 그들은 큰 나무 아래에 살아요.

  15. içinden — 통해
    içinden 통해

    Kapının içinden yürüyerek geçiyor. 그는 문을 통해 걸어가요.

  16. boyunca — 따라
    boyunca 따라

    Sahil boyunca yürüyoruz. 우리는 해변을 따라 걸어요.

  17. etrafında — 주변
    etrafında 주변

    İnsanlar parkın etrafında yürüyor. 사람들이 공원 주변을 걸어요.

  18. karşıya — 건너다
    karşıya 건너다

    Caddeden karşıya geçiyorum. 저는 길을 건너요.

  19. içine — 안으로
    içine 안으로

    O yavaşça odanın içine yürüyor. 그는 방 안으로 천천히 걸어 들어가요.

  20. dışarı — 밖으로
    dışarı 밖으로

    Çocuk okuldan dışarı koşuyor. 아이가 학교 밖으로 뛰어나가요.

  21. yukarı — 위
    yukarı 위

    Bulutlara doğru yukarı bakıyor. 그녀는 위를 보며 구름을 봐요.

  22. aşağı — 아래
    aşağı 아래

    Köpek topu aşağıya koydu. 강아지가 공을 아래로 내려놓았어요.

  23. üst kat — 위층
    üst kat 위층

    Uyumak için üst kata çıkıyorum. 저는 자러 위층에 가요.

  24. alt katta — 아래층
    alt katta 아래층

    Alt katta sesler duyuyorum. 아래층에서 소리가 들려요.

  25. getirmek — 가져오다
    getirmek 가져오다

    Partiye yemek getiriyorlar. 그들은 파티에 음식을 가져와요.

  26. almak — 가져가다
    almak 가져가다

    Sen her zaman kalemimi alıyorsun. 항상 제 펜을 가져가요.

  27. taşımak — 들다
    taşımak 들다

    O kutuyu taşıyabilir. 그는 상자를 들 수 있어요.

  28. teslim almak — 찾다
    teslim almak 찾다

    Paketi teslim alabilir misin? 택배를 찾을 수 있어요?

  29. düşürmek — 떨어뜨리다
    düşürmek 떨어뜨리다

    Telefonu düşürürsem kırılır. 제가 핸드폰을 떨어뜨리면 깨질 거예요.

  30. uzatmak — 건네다
    uzatmak 건네다

    Tuzu bana uzatabilir misin? 소금 좀 건네줄 수 있어요?

  31. yere koymak — 내려놓다
    yere koymak 내려놓다

    Sırt çantalarımızı yere koyduk. 저희는 배낭을 내려놨어요.

  32. kaldırmak — 치우다
    kaldırmak 치우다

    Oyuncaklarımı kaldırdım. 저는 제 장난감을 치워요.

  33. dışarı çıkarmak — 내놓다
    dışarı çıkarmak 내놓다

    Çöpü dışarı çıkaracak. 그녀는 쓰레기를 내놓을 거예요.

  34. asmak — 걸다
    asmak 걸다

    Onlar paltolarını asarlar. 그들은 코트를 걸어요.

  35. açmak — 켜다
    açmak 켜다

    Işığı açıyorsun. 불을 켜요.

  36. kapatmak — 끄다
    kapatmak 끄다

    Biri radyoyu kapatabilir mi? 누가 라디오를 꺼 줄 수 있어요?

  37. atlamak — 뛰어넘다
    atlamak 뛰어넘다

    Kedi duvarın üzerinden atlıyor. 고양이가 담장을 뛰어넘어요.

  38. atmak — 던지다
    atmak 던지다

    Çocuk taşı atıyor. 소년이 돌을 던집니다.

  39. yakalamak — 잡다
    yakalamak 잡다

    Topu yakalıyor. 그는 공을 잡아요.

  40. binmek — 타다
    binmek 타다

    Çocuk ata biniyor. 소년이 말을 탑니다.

  41. uçmak — 날다
    uçmak 날다

    Kuşlar gökyüzünde uçar. 새들이 하늘을 날아요.

  42. emeklemek — 기다
    emeklemek 기다

    Bebek yerde emekliyor. 아기가 바닥에서 기고 있어요.

  43. atlamak — 건너뛰다
    atlamak 건너뛰다

    İlk sayfayı atladı. 그녀는 첫 페이지를 건너뛰었습니다.

  44. tekmeler — 차다
    tekmeler 차다

    Çocuk topu tekmeliyor. 아이가 공을 찹니다.

  45. zıplamak — 튀다
    zıplamak 튀다

    Top yerde zıplıyor. 공이 바닥에서 튑니다.

  46. tırmanmak — 올라가다
    tırmanmak 올라가다

    Kedi ağaca tırmanıyor. 고양이가 나무에 올라가요.

  47. dalmak — 다이빙하다
    dalmak 다이빙하다

    Çocuk suya dalıyor. 소년이 물속으로 다이빙해요.

  48. kaymak — 미끄러지다
    kaymak 미끄러지다

    Kutu yerde kayıyor. 상자가 바닥에서 미끄러집니다.

  49. çimdiklemek — 꼬집다
    çimdiklemek 꼬집다

    Kolumu çimdikledi. 그가 제 팔을 꼬집었어요.

  50. sıkmak — 꽉 쥐다
    sıkmak 꽉 쥐다

    Elimi sıkıyor. 그녀는 내 손을 꽉 쥐어요.

  51. dürtmek — 찌르다
    dürtmek 찌르다

    Çocuk kolumu dürttü. 아이가 제 팔을 찔렀어요.

  52. sevmek — 쓰다듬다
    sevmek 쓰다듬다

    Çocuk köpeği seviyor. 소년이 강아지를 쓰다듬어요.

  53. ovmak — 비비다
    ovmak 비비다

    Yorgun gözlerimi ovuyorum. 저는 피곤한 눈을 비벼요.

  54. bükmek — 꼬다
    bükmek 꼬다

    Adam ipi büküyor. 그 남자는 밧줄을 꼽니다.

  55. sallamak — 흔들다
    sallamak 흔들다

    Bebek oyuncağı sallıyor. 아기가 장난감을 흔들어요.

  56. katlamak — 접다
    katlamak 접다

    Kağıdı katlıyorum. 저는 종이를 접어요.

  57. basmak — 누르다
    basmak 누르다

    Kırmızı düğmeye basıyor. 그녀는 빨간 버튼을 누릅니다.

  58. bağlamak — 매다
    bağlamak 매다

    İpi bağlayacak. 그는 밧줄을 맬 것입니다.

  59. çekmek — 당기다
    çekmek 당기다

    Adam ağır ipi çekiyor. 그 남자는 무거운 밧줄을 당깁니다.

  60. hazırlamak — 싸다
    hazırlamak 싸다

    Çantamı hazırlıyorum. 저는 가방을 쌉니다.

  61. nerede — ... 어디에 있어요?
    nerede ... 어디에 있어요?

    Otel nerede? 호텔이 어디에 있어요?

  62. Yakınlarda bir ... var mı? — 근처에 ... 있어요?
    Yakınlarda bir ... var mı? 근처에 ... 있어요?

    Yakınlarda bir banka var mı? 근처에 은행이 있어요?

  63. nasıl giderim — 어떻게 가요?
    nasıl giderim 어떻게 가요?

    Okula nasıl giderim? 학교에 어떻게 가요?

  64. ...'ya hangi otobüs gider? — 어느 버스가 가요?
    ...'ya hangi otobüs gider? 어느 버스가 가요?

    Merkeze hangi otobüs gider? 시내에 어느 버스가 가요?

  65. Hangi hat ...'ya gider? — 몇 호선이 ...에 가요?
    Hangi hat ...'ya gider? 몇 호선이 ...에 가요?

    Hangi hat müzeye gider? 박물관에 몇 호선이 가요?

  66. Ne kadar sürer? — 얼마나 걸려요?
    Ne kadar sürer? 얼마나 걸려요?

    Ne kadar sürer merak ediyorum. 얼마나 걸리는지 궁금해요.

  67. Ne kadar uzak? — 얼마나 멀어요?
    Ne kadar uzak? 얼마나 멀어요?

    Ne kadar uzak? 얼마나 멀어요?

  68. Haritada gösterebilir misin? — 지도에서 보여줄 수 있어요?
    Haritada gösterebilir misin? 지도에서 보여줄 수 있어요?

    Haritada gösterebilir misin? 지도에서 보여줄 수 있어요?

  69. aramak — 찾다
    aramak 찾다

    Onlar bir tuvalet arıyorlar. 그들은 화장실을 찾고 있어요.

  70. En yakın — 가장 가깝다
    En yakın 가장 가깝다

    En yakın mağaza aşağıda. 가장 가까운 가게는 저 아래에 있어요.

  71. Bu ...-e gider mi? — 에 가다
    Bu ...-e gider mi? 에 가다

    Bu restorana gider mi? 이거 식당에 가요?

  72. ... için hangi durak? — 어디서 내려요?
    ... için hangi durak? 어디서 내려요?

    Şehir merkezi için hangi durak? 시내에 가려면 어디서 내려요?

  73. istasyon — 역
    istasyon 역

    Tren istasyonunda bekliyorlar. 그들은 기차역에서 기다려요.

  74. otobüs durağı — 버스 정류장
    otobüs durağı 버스 정류장

    Otobüs durağı yakında. 버스 정류장이 근처에 있어요.

  75. metro istasyonu — 지하철역
    metro istasyonu 지하철역

    Bu metro istasyonu çok kalabalık. 이 지하철역은 아주 붐벼요.

  76. otel — 호텔
    otel 호텔

    İnternetten bir otel ayırtabilirsin. 온라인으로 호텔을 예약할 수 있어요.

  77. eczane — 약국
    eczane 약국

    Mark eczanede çalışıyor. 마크 씨는 약국에서 일해요.

  78. banka — 은행
    banka 은행

    Bankaya gidiyor. 그는 은행에 가요.

  79. tuvalet — 화장실
    tuvalet 화장실

    Bu temiz bir tuvalet. 여기는 깨끗한 화장실이에요.

  80. süpermarket — 슈퍼마켓
    süpermarket 슈퍼마켓

    Süpermarketten yiyecek alırız. 우리는 슈퍼마켓에서 음식을 사요.

  81. restoran — 식당
    restoran 식당

    O restoranı çok seviyorlar. 그들은 그 식당을 정말 좋아해요.

  82. kafe — 카페
    kafe 카페

    Jane kafede çalışıyor. 제인은 카페에서 일해요.

  83. park — 공원
    park 공원

    Yeşil parkı seviyor. 그녀는 초록색 공원을 좋아해요.

  84. hastane — 병원
    hastane 병원

    Hastane hasta insanlara yardım eder. 병원은 아픈 사람들을 도와줘요.

  85. havalimanı — 공항
    havalimanı 공항

    Havalimanına vardık. 우리는 공항에 도착했습니다.

  86. stadyum — 경기장
    stadyum 경기장

    Stadyuma gittik. 우리는 경기장에 갔어요.

  87. fabrika — 공장
    fabrika 공장

    Bu fabrika kıyafet üretiyor. 이 공장은 옷을 만들어요.

  88. üniversite — 대학교
    üniversite 대학교

    O, üniversitede okuyor. 그녀는 대학교에서 공부해요.

  89. üniversite — 대학교
    üniversite 대학교

    O, üniversitede okuyor. 그녀는 대학교에서 공부해요.

  90. kulüp — 동아리
    kulüp 동아리

    Spor kulübüne katıldık. 우리는 스포츠 동아리에 가입했습니다.

  91. hapishane — 교도소
    hapishane 교도소

    Suçlu hapishaneden kaçtı. 범죄자가 교도소에서 탈출했습니다.

  92. kule — 탑
    kule 탑

    Yüksek kuleyi görüyorum. 높은 탑이 보여요.

  93. alışveriş merkezi — 쇼핑몰
    alışveriş merkezi 쇼핑몰

    Ayakkabıları alışveriş merkezinden aldım. 저는 쇼핑몰에서 신발을 샀어요.

  94. belediye binası — 시청
    belediye binası 시청

    Belediye binasında buluştuk. 우리는 시청에서 만났어요.

  95. karakol — 경찰서
    karakol 경찰서

    Karakolu görüyorum. 경찰서가 보여요.

  96. itfaiye istasyonu — 소방서
    itfaiye istasyonu 소방서

    İtfaiye istasyonunun yakınında yaşıyorum. 저는 소방서 근처에 살아요.

  97. Sola dön — 좌회전하다
    Sola dön 좌회전하다

    Burada sola dön. 여기서 좌회전해요.

  98. sağa dön — 우회전하다
    sağa dön 우회전하다

    Kavşakta sağa dön. 교차로에서 우회전하세요.

  99. Dümdüz git — 똑바로 가다
    Dümdüz git 똑바로 가다

    Okula dümdüz git. 학교로 똑바로 가요.

  100. yakın — 가깝다
    yakın 가깝다

    Yakın. 가까워요.

401–500번째 단어

  1. Uzak. — 멀다
    Uzak. 멀다

    Uzak. 멀어요.

  2. caddenin karşısında — 길 건너편
    caddenin karşısında 길 건너편

    O, caddenin karşısında oturuyor. 그는 길 건너편에 살아요.

  3. Köşede — 모퉁이에서
    Köşede 모퉁이에서

    Köşede bekliyor. 그녀는 모퉁이에서 기다리고 있어요.

  4. Trafik ışığında — 신호등에서
    Trafik ışığında 신호등에서

    Trafik ışığında durduk. 우리는 신호등에서 멈췄어요.

  5. Kavşakta — 교차로에
    Kavşakta 교차로에

    Bar kavşakta. 술집은 교차로에 있어요.

  6. yaya geçidi — 횡단보도
    yaya geçidi 횡단보도

    O yaya geçidi çok güvenli. 저 횡단보도는 아주 안전해요.

  7. Bir blok ötede — 한 블록 떨어져
    Bir blok ötede 한 블록 떨어져

    Müze bir blok ötede. 박물관은 한 블록 떨어져 있어요.

  8. Tabelaları takip et — 표지판을 따라가다
    Tabelaları takip et 표지판을 따라가다

    Güvenliğe ulaşmak için tabelaları takip et. 안전한 곳으로 표지판을 따라가세요.

  9. valiz — 여행 가방
    valiz 여행 가방

    Valizini çoktan hazırladın mı? 벌써 여행 가방을 다 쌌어요?

  10. mıknatıs — 자석
    mıknatıs 자석

    Küçük mıknatıs bir hediye. 작은 자석은 선물이에요.

  11. saç fırçası — 머리빗
    saç fırçası 머리빗

    Saç fırçasını bulamıyor. 그녀는 머리빗을 못 찾아요.

  12. yastık — 베개
    yastık 베개

    Bu yastık yumuşak ve sıcak. 이 베개는 부드럽고 따뜻해요.

  13. battaniye — 담요
    battaniye 담요

    Üşüyorsan bir battaniye al. 추우면 담요를 가져가세요.

  14. yatak — 매트리스
    yatak 매트리스

    Yeni yatağımız gerçekten çok rahat. 우리 새 매트리스는 정말 편해요.

  15. perde — 커튼
    perde 커튼

    Lütfen perdeyi aç, karanlık. 커튼을 열어 주세요, 어두워요.

  16. jaluzi — 블라인드
    jaluzi 블라인드

    Genellikle geceleri jaluzileri kapatırım. 저는 보통 밤에 블라인드를 내려요.

  17. halı — 카펫
    halı 카펫

    Halının altında toz var. 카펫 아래에 먼지가 있어요.

  18. vazo — 꽃병
    vazo 꽃병

    Bu vazo pahalı görünüyor. 이 꽃병은 비싸 보여요.

  19. süpürge — 빗자루
    süpürge 빗자루

    Bu dairede süpürge var mı? 이 아파트에 빗자루가 있어요?

  20. tuvalet kağıdı — 휴지
    tuvalet kağıdı 휴지

    Eyvah, tuvalet kağıdı bitmiş! 이런, 휴지가 다 떨어졌어요!

  21. yün — 털
    yün 털

    Koyunun kalın bir yünü var. 그 양은 털이 아주 두껍습니다.

  22. metal — 금속
    metal 금속

    Odun ve metale ihtiyacımız var. 우리는 나무와 금속이 필요합니다.

  23. plastik — 플라스틱
    plastik 플라스틱

    Plastik kaseyi yıkıyor. 그녀는 플라스틱 그릇을 씻어요.

  24. deri — 가죽
    deri 가죽

    Yeni bir deri çanta aldım. 저는 새 가죽 가방을 샀어요.

  25. pamuk — 목화
    pamuk 목화

    Çiftçi pamuk yetiştiriyor. 농부는 목화를 재배합니다.

  26. ipek — 비단
    ipek 비단

    Bu ipek çok yumuşak. 이 비단은 매우 부드러워요.

  27. kauçuk — 고무
    kauçuk 고무

    Top kauçuktan yapılmıştır. 그 공은 고무로 만들어졌습니다.

  28. kot — 데님
    kot 데님

    Kalın bir kot kumaş satın aldı. 그는 두꺼운 데님 원단을 샀어요.

  29. seramik — 도자기
    seramik 도자기

    Seramik kaseyi yıkadı. 그녀는 도자기 그릇을 닦았습니다.

  30. mermer — 대리석
    mermer 대리석

    Beyaz mermeri kestiler. 그들은 하얀 대리석을 깎았습니다.

  31. tuğla — 벽돌
    tuğla 벽돌

    Elinde kırmızı bir tuğla tutuyor. 그는 빨간 벽돌을 들고 있습니다.

  32. çelik — 강철
    çelik 강철

    Aletleri çelikten yapıyorlar. 그들은 그 도구들을 강철로 만듭니다.

  33. arkasında — 뒤
    arkasında 뒤

    O, şu binanın arkasında. 저 건물 뒤에 있어요.

  34. önünde — 앞
    önünde 앞

    O benim önümde. 그녀는 제 앞에 있어요.

  35. arasında — 사이
    arasında 사이

    Park iki evin arasında. 공원은 두 집 사이에 있어요.

  36. yanında — 옆
    yanında 옆

    O mağaza evimin yanında. 저 가게는 우리 집 옆에 있어요.

  37. ters — 반대
    ters 반대

    Ters yöne gidiyoruz. 우리는 반대 방향으로 가요.

  38. karşısında — 맞은편
    karşısında 맞은편

    Mağazanın karşısında yaşıyoruz. 저희는 가게 맞은편에 살아요.

  39. hemen köşede — 모퉁이 근처
    hemen köşede 모퉁이 근처

    O şimdi hemen köşede yaşıyor. 그분은 이제 모퉁이 근처에 살아요.

  40. -e doğru — 쪽으로
    -e doğru 쪽으로

    Çocuklar büyük ağaca doğru yürüyorlar. 아이들이 큰 나무 쪽으로 걸어요.

  41. yanından — 지나가다
    yanından 지나가다

    Köprünün yanından geçmen gerekiyor. 다리를 지나가야 해요.

  42. sokağın sonunda — 길 끝
    sokağın sonunda 길 끝

    Sokağın sonunda yaşıyorum. 저는 길 끝에 살아요.

  43. solda — 왼쪽
    solda 왼쪽

    Solda park ediyor. 그녀는 왼쪽에 주차해요.

  44. sağda — 오른쪽에
    sağda 오른쪽에

    Onlar sağda. 오른쪽에 있어요.

  45. üzerinde — 위에
    üzerinde 위에

    Güneş dağın üzerindedir. 해가 산 위에 떠 있습니다.

  46. aşağısında — 아래에
    aşağısında 아래에

    Köy dağın aşağısında. 마을은 산 아래에 있습니다.

  47. en üstte — 맨 위에
    en üstte 맨 위에

    Kutu en üstte. 상자가 맨 위에 있어요.

  48. yakınında — 근처에
    yakınında 근처에

    Nehrin yakınında yaşıyorum. 저는 강 근처에 살아요.

  49. ortasında — 한가운데
    ortasında 한가운데

    Tam ortasında duruyor. 그는 한가운데에 서 있습니다.

  50. içinde — 안에
    içinde 안에

    Köpek evin içinde. 강아지가 집 안에 있어요.

  51. yer — 장소
    yer 장소

    Güvenli bir yer bulduk. 우리는 안전한 장소를 찾았습니다.

  52. mağaza — 가게
    mağaza 가게

    Yiyeceklerimizi mağazadan alıyoruz. 우리는 가게에서 음식을 사요.

  53. ev — 집
    ev 집

    Aile o evde yaşıyor. 그 가족은 저 집에 살아요.

  54. otogar — 버스 터미널
    otogar 버스 터미널

    Otogarda bekliyorum. 나는 버스 터미널에서 기다려요.

  55. şehir merkezi — 도심
    şehir merkezi 도심

    Şehir merkezine yakın bir yerde yaşıyorum. 저는 도심 근처에 살아요.

  56. alışveriş merkezi — 쇼핑몰
    alışveriş merkezi 쇼핑몰

    Alışveriş merkezi çok büyük. 그 쇼핑몰은 정말 커요.

  57. çeşme — 분수
    çeşme 분수

    O çeşmenin suyu çok berrak. 저 분수는 물이 매우 맑아요.

  58. döner kavşak — 회전교차로
    döner kavşak 회전교차로

    Bu döner kavşak trafiği rahatlatıyor. 이 회전교차로는 교통에 도움이 돼요.

  59. kavşak — 교차로
    kavşak 교차로

    Kavşakta durduk. 우리는 교차로에서 멈췄어요.

  60. köprü — 다리
    köprü 다리

    İnsanlar köprüden yürür. 사람들이 다리를 걸어서 건너요.

  61. tünel — 터널
    tünel 터널

    Araba bir tünelden geçiyor. 차가 터널을 지나가요.

  62. dur tabelası — 정지 표지판
    dur tabelası 정지 표지판

    Dur tabelasına uyman gerekiyor. 정지 표지판을 지켜야 해요.

  63. üst geçit — 육교
    üst geçit 육교

    Evin yakınına bir üst geçit yaptılar. 집 근처에 육교를 지었어요.

  64. alt geçit — 지하도
    alt geçit 지하도

    Alt geçitten yürüyeceğiz. 저희는 지하도로 걸어갈 거예요.

  65. simgesel yapı — 랜드마크
    simgesel yapı 랜드마크

    Simgesel yapı nehrin yakınındadır. 랜드마크는 강 근처에 있어요.

  66. trafik işareti — 교통 표지판
    trafik işareti 교통 표지판

    Bu trafik işareti dur anlamına geliyor. 이 교통 표지판은 정지라는 뜻이에요.

  67. heykel — 동상
    heykel 동상

    Güzel heykeli gördü. 그는 아름다운 동상을 봤어요.

  68. anıt — 기념비
    anıt 기념비

    Onlar yüksek anıtı ziyaret ettiler. 그들은 높은 기념비를 방문했어요.

  69. kuzey — 북쪽
    kuzey 북쪽

    Bu şehrin kuzeyi ilginç. 이 도시의 북쪽은 흥미로워요.

  70. güney — 남쪽
    güney 남쪽

    Rüzgâr güneyden geliyor. 바람이 남쪽에서 불어옵니다.

  71. doğu — 동쪽
    doğu 동쪽

    Rüzgâr doğudan geliyor. 바람이 동쪽에서 불어옵니다.

  72. batı — 서쪽
    batı 서쪽

    Güneş batıda batar. 해는 서쪽으로 져요.

  73. kuzeydoğu — 북동쪽
    kuzeydoğu 북동쪽

    Ben kuzeydoğu bölgesinde yaşıyor. 벤 씨는 북동쪽 지역에 살아요.

  74. kuzeybatı — 북서쪽
    kuzeybatı 북서쪽

    O eyalet kuzeybatıda. 그 주는 북서쪽에 있어요.

  75. güneydoğu — 남동쪽
    güneydoğu 남동쪽

    O, güneydoğu bölgesinde yaşıyor. 그는 남동쪽 지역에 살아요.

  76. güneybatı — 남서쪽
    güneybatı 남서쪽

    Güneybatıya doğru sürdüler. 그들은 남서쪽으로 운전해서 갔어요.

  77. U dönüşü — 유턴
    U dönüşü 유턴

    Bu bir U dönüşü. 이것은 유턴이에요.

  78. çıkmaz sokak — 막다른 길
    çıkmaz sokak 막다른 길

    O sokak bir çıkmaz sokak. 저 길은 막다른 길이에요.

  79. yürüyen merdiven — 에스컬레이터
    yürüyen merdiven 에스컬레이터

    Yürüyen merdiven seni en üst kata çıkarır. 에스컬레이터가 꼭대기 층까지 올라가요.

  80. rampa — 경사로
    rampa 경사로

    Tekerlekli sandalyeler rampa gerektirir. 휠체어는 경사로가 필요해요.

  81. hava — 날씨
    hava 날씨

    Bugün hava güzel. 오늘 날씨가 좋아요.

  82. güneşli — 화창하다
    güneşli 화창하다

    Güneşli bir günü sever. 그는 화창한 날을 좋아해요.

  83. bulutlu — 흐리다
    bulutlu 흐리다

    Bulutlu bir öğleden sonra bekliyorlar. 그들은 흐린 오후를 예상해요.

  84. yağmurlu — 비가 오다
    yağmurlu 비가 오다

    Yağmurlu bir gün huzurlu olabilir. 비가 오는 날은 아늑할 수 있어요.

  85. rüzgarlı — 바람이 불다
    rüzgarlı 바람이 불다

    Dışarısı rüzgarlı. 밖에 바람이 불어요.

  86. sıcak — 뜨겁다
    sıcak 뜨겁다

    Bu çay çok sıcak. 이 차는 아주 뜨거워요.

  87. soğuk — 차다
    soğuk 차다

    Kışın soğuk rüzgar eser. 겨울에는 찬 바람이 불어요.

  88. ılık — 따뜻하다
    ılık 따뜻하다

    Bugün plaj ılıktı. 오늘 해변은 따뜻했어요.

  89. ilkbahar — 봄
    ilkbahar 봄

    Çiçekler ilkbaharı sever. 꽃들은 봄을 좋아해요.

  90. yaz — 여름
    yaz 여름

    Yaz çok sıcak bir mevsimdir. 여름은 아주 더운 계절이에요.

  91. sonbahar — 가을
    sonbahar 가을

    Sonbahar en sevdiğim mevsimdir. 가을은 제가 제일 좋아하는 계절이에요.

  92. kış — 겨울
    kış 겨울

    Kış burada çok soğuk olabilir. 여기는 겨울이 아주 추울 수 있어요.

  93. güneş — 해
    güneş 해

    Güneş gökyüzünde parlıyor. 하늘에 해가 떠 있어요.

  94. ay — 달
    ay 달

    Parlak ayı görüyorum. 밝은 달이 보여요.

  95. yıldız — 별
    yıldız 별

    Parlak bir yıldız görüyorum. 밝은 별이 보여요.

  96. gökyüzü — 하늘
    gökyüzü 하늘

    Kuşlar gökyüzünde uçar. 새들이 하늘을 날아다녀요.

  97. bulut — 구름
    bulut 구름

    Karanlık bir bulut güneşi gizliyor. 먹구름이 해를 가리고 있어요.

  98. yağmur — 비
    yağmur 비

    Yağmur gökyüzünden yağıyor. 하늘에서 비가 내려요.

  99. rüzgar — 바람
    rüzgar 바람

    Soğuk rüzgarı hissediyoruz. 우리는 찬 바람을 느껴요.

  100. fırtına — 폭풍
    fırtına 폭풍

    Şiddetli fırtına ağaçları devirdi. 강한 폭풍이 나무들을 부러뜨렸습니다.

501–600번째 단어

  1. gökkuşağı — 무지개
    gökkuşağı 무지개

    Gökyüzünde bir gökkuşağı görüyorum. 하늘에 무지개가 떴어요.

  2. gölge — 그림자
    gölge 그림자

    Karanlık bir gölge görüyorum. 어두운 그림자가 보여요.

  3. gün batımı — 노을
    gün batımı 노을

    Güzel gün batımını izledik. 우리는 아름다운 노을을 구경했어요.

  4. gök gürültüsü — 천둥
    gök gürültüsü 천둥

    Şiddetli gök gürültüsünü duyduk. 우리는 커다란 천둥소리를 들었습니다.

  5. şemsiye — 우산
    şemsiye 우산

    Onun kırmızı bir şemsiyesi var. 그녀는 빨간 우산을 가지고 있어요.

  6. yağmurluk — 우비
    yağmurluk 우비

    Bu yağmurluk beni sıcak tutuyor. 이 우비는 저를 따뜻하게 해줘요.

  7. tahmin — 예보
    tahmin 예보

    Her gün hava tahminini izliyorum. 저는 매일 일기 예보를 봐요.

  8. gölge — 그늘
    gölge 그늘

    Sıcak bir günde gölgeye ihtiyacımız var. 더운 날에는 그늘이 필요해요.

  9. gök gürültülü fırtına — 뇌우
    gök gürültülü fırtına 뇌우

    Gök gürültülü fırtına şiddetli yağmur getirir. 뇌우는 많은 비를 동반해요.

  10. şimşek — 번개
    şimşek 번개

    Dün gece parlak bir şimşek gördü. 그는 어젯밤에 밝은 번개를 봤어요.

  11. sis — 안개
    sis 안개

    Yoğun siste araba sürdüler. 그들은 짙은 안개 속을 운전했어요.

  12. kar — 눈
    kar 눈

    Bu taze, beyaz kar. 이것은 깨끗하고 하얀 눈이에요.

  13. buz — 얼음
    buz 얼음

    İçeceklerimize buz koyarız. 우리는 음료수에 얼음을 넣어요.

  14. dolu — 우박
    dolu 우박

    Dışarıda çok fazla dolu var. 밖에 우박이 정말 많이 내려요.

  15. kaygan — 미끄럽다
    kaygan 미끄럽다

    Kaygan buzda düştü. 그녀는 미끄러운 얼음 위에서 넘어졌어요.

  16. sıcaklık — 기온
    sıcaklık 기온

    Sıcaklığı her gün kontrol ediyorlar. 그들은 매일 기온을 확인해요.

  17. orman — 숲
    orman 숲

    Orman ağaçlarla doludur. 숲은 나무로 가득해요.

  18. nehir — 강
    nehir 강

    Nehrin serin, berrak bir suyu var. 강은 시원하고 맑은 물이 있어요.

  19. göl — 호수
    göl 호수

    O derin gölde yüzüyor. 그녀는 깊은 호수에서 수영해요.

  20. dağ — 산
    dağ 산

    Yüksek dağa tırmandılar. 그들은 높은 산을 올랐어요.

  21. doğa — 자연
    doğa 자연

    Peter doğayı seviyor. 피터 씨는 자연을 사랑해요.

  22. sahil — 해안
    sahil 해안

    Bu güzel bir sahil. 이곳은 아름다운 해안이에요.

  23. ada — 섬
    ada 섬

    Küçük bir adada yaşıyor. 그는 작은 섬에 살아요.

  24. çöl — 사막
    çöl 사막

    Çöl çok kuru bir yerdir. 사막은 매우 건조한 곳이에요.

  25. vadi — 계곡
    vadi 계곡

    Vadi yeşil ve geniş. 계곡이 푸르고 넓어요.

  26. şelale — 폭포
    şelale 폭포

    Güzel bir şelale gördüler. 그들은 아름다운 폭포를 봤어요.

  27. uçurum — 절벽
    uçurum 절벽

    O uçurum çok yüksek. 저 절벽은 아주 높아요.

  28. çayır — 초원
    çayır 초원

    Çayırlarda yürümeyi sever. 그녀는 초원에서 걷는 것을 좋아해요.

  29. ağaç — 나무
    ağaç 나무

    Köpek ağacın altında uyuyor. 강아지가 나무 아래에서 자고 있어요.

  30. çiçek — 꽃
    çiçek 꽃

    Kırmızı çiçek çok güzel. 빨간 꽃이 아름다워요.

  31. yaprak — 나뭇잎
    yaprak 나뭇잎

    Ağaçtan bir yaprak düştü. 나무에서 나뭇잎이 떨어졌어요.

  32. ot — 풀
    ot 풀

    İnek otu yiyor. 소가 풀을 먹습니다.

  33. bitki — 식물
    bitki 식물

    Bitkinin yeşil yaprakları var. 그 식물은 초록색 잎을 가지고 있습니다.

  34. kaya — 바위
    kaya 바위

    Adam ağır kayayı kaldırdı. 그 남자는 무거운 바위를 들어 올렸습니다.

  35. taş — 돌
    taş 돌

    Ağır bir taş buldum. 저는 무거운 돌을 발견했어요.

  36. dal — 나뭇가지
    dal 나뭇가지

    Kuş dalda oturuyor. 새가 나뭇가지에 앉아 있어요.

  37. kök — 뿌리
    kök 뿌리

    Bu bitkinin uzun bir kökü var. 이 식물은 뿌리가 길어요.

  38. tohum — 씨앗
    tohum 씨앗

    Çiftçi tohumu ekiyor. 농부가 씨앗을 심습니다.

  39. çalı — 덤불
    çalı 덤불

    Kuş, çalının içinde gizleniyor. 새가 덤불 속에 숨어 있어요.

  40. odun — 나무
    odun 나무

    Ateş için odun lazım. 불을 피우려면 나무가 필요해요.

  41. dünya — 세상
    dünya 세상

    Dünya çok büyüktür. 세상은 정말 넓어요.

  42. şehir — 도시
    şehir 도시

    Pek çok insan şehirde yaşıyor. 많은 사람들이 도시에 살아요.

  43. ülke — 나라
    ülke 나라

    O, başka bir ülkede yaşıyor. 그는 다른 나라에 살고 있어요.

  44. kasaba — 마을
    kasaba 마을

    Küçük bir kasabada yaşıyoruz. 우리는 작은 마을에 살아요.

  45. yol — 도로
    yol 도로

    Bu yol çok uzun. 이 도로는 매우 깁니다.

  46. tepe — 언덕
    tepe 언덕

    Ev tepede. 그 집은 언덕 위에 있어요.

  47. kara — 육지
    kara 육지

    Denizciler karayı gördü. 선원들은 육지를 보았습니다.

  48. hava — 공기
    hava 공기

    Temiz havayı içime çekiyorum. 나는 깨끗한 공기를 마셔요.

  49. okyanus — 바다
    okyanus 바다

    Balıklar okyanusta yaşar. 물고기는 바다에 삽니다.

  50. yer — 땅
    yer 땅

    Adam yerde oturuyor. 그 남자는 땅에 앉아 있습니다.

  51. bölge — 지역
    bölge 지역

    Soğuk bir bölgede yaşıyoruz. 우리는 추운 지역에 살아요.

  52. alan — 구역
    alan 구역

    Bu alanda birçok insan yaşıyor. 많은 사람들이 이 구역에 삽니다.

  53. plaj — 해변
    plaj 해변

    Plajı seviyorum. 저는 해변을 좋아해요.

  54. deniz — 바다
    deniz 바다

    Deniz mavi. 바다가 파래요.

  55. dalga — 파도
    dalga 파도

    Okyanus dalgalarını izliyorlar. 그들은 바다 파도를 봐요.

  56. kum — 모래
    kum 모래

    Sıcak, yumuşak kumu sever. 그녀는 따뜻하고 부드러운 모래를 좋아해요.

  57. güneş kremi — 선크림
    güneş kremi 선크림

    Güneşli günlerde güneş kremi kullanırım. 저는 맑은 날에 선크림을 발라요.

  58. plaj şemsiyesi — 파라솔
    plaj şemsiyesi 파라솔

    Şu plaj şemsiyesi renkli. 저 파라솔은 알록달록해요.

  59. parmak arası terlik — 조리
    parmak arası terlik 조리

    Bu parmak arası terlikler rahat. 이 조리는 편해요.

  60. mayo — 수영복
    mayo 수영복

    Onun yeni bir mayosu var. 그녀는 새 수영복이 있어요.

  61. deniz şortu — 수영복
    deniz şortu 수영복

    Deniz şortunu unutma. 수영복을 잊지 마세요.

  62. cankurtaran — 인명 구조원
    cankurtaran 인명 구조원

    Cankurtaran yüzücüleri güvende tutar. 인명 구조원은 수영하는 사람들을 안전하게 지켜요.

  63. yüksek gelgit — 만조
    yüksek gelgit 만조

    Yüksek gelgit çok ıslaktır. 만조는 아주 축축해요.

  64. güneş yanığı — 일광 화상
    güneş yanığı 일광 화상

    O güneş yanığı oldukça acı verici görünüyor. 그 일광 화상이 꽤 아파 보여요.

  65. bilet — 표
    bilet 표

    Onun bir tren bileti var. 그녀는 기차표가 있어요.

  66. bagaj — 짐
    bagaj 짐

    Bagajlarımızı nereye koyuyoruz? 짐을 어디에 둬요?

  67. bilet makinesi — 티켓 판매기
    bilet makinesi 티켓 판매기

    Onu bilet makinesinden alacağım. 티켓 판매기에서 살 거예요.

  68. peron — 승강장
    peron 승강장

    O, tren peronu. 저기는 기차 승강장이에요.

  69. tarife — 시간표
    tarife 시간표

    O, tarifeyi okuyor. 그녀는 시간표를 읽어요.

  70. otobüs — 버스
    otobüs 버스

    Otobüs mü bekliyoruz? 우리 버스를 기다리고 있어요?

  71. tren — 기차
    tren 기차

    Tren çok modern. 기차가 아주 현대적이에요.

  72. tramvay — 트램
    tramvay 트램

    En hızlı yol tramvayla. 가장 빠른 방법은 트램이에요.

  73. taksi — 택시
    taksi 택시

    Taksi ne kadar tutuyor? 택시 요금이 얼마예요?

  74. zamanında — 제시간에
    zamanında 제시간에

    Zamanında varmak önemlidir. 제시간에 도착하는 것이 중요해요.

  75. rötarlı — 지연되다
    rötarlı 지연되다

    O uçuş rötarlıydı. 그 비행기는 지연됐어요.

  76. metro — 지하철
    metro 지하철

    Metro yer altından gider. 지하철은 지하로 다녀요.

  77. araba — 차
    araba 차

    Yeni bir araba satın aldı. 그는 새 차를 샀어요.

  78. kamyon — 트럭
    kamyon 트럭

    Adam büyük bir kamyon sürüyor. 그 남자는 큰 트럭을 운전합니다.

  79. bisiklet — 자전거
    bisiklet 자전거

    Okula bisikletimle gidiyorum. 나는 학교에 자전거를 타고 가요.

  80. traktör — 트랙터
    traktör 트랙터

    Çiftçi büyük bir traktör sürüyor. 농부는 커다란 트랙터를 운전합니다.

  81. motosiklet — 오토바이
    motosiklet 오토바이

    O, hızlı bir motosiklet kullanıyor. 그는 빠른 오토바이를 탑니다.

  82. scooter — 스쿠터
    scooter 스쿠터

    Çocuk scooter'a biniyor. 아이가 스쿠터를 타요.

  83. minibüs — 승합차
    minibüs 승합차

    O, büyük bir minibüs kullanıyor. 그는 커다란 승합차를 운전합니다.

  84. şoför — 운전사
    şoför 운전사

    Şoför arabayı durdurdu. 운전사가 차를 세웠습니다.

  85. trafik — 교통
    trafik 교통

    Bugün trafik çok yavaş. 오늘은 교통 흐름이 매우 느려요.

  86. tekerlek — 바퀴
    tekerlek 바퀴

    Kırık tekerleği tamir etti. 그는 고장 난 바퀴를 고쳤습니다.

  87. otopark — 주차
    otopark 주차

    Bir otopark yeri bulduk. 우리는 주차 공간을 찾았어요.

  88. römork — 트레일러
    römork 트레일러

    Kamyon römorku çekiyor. 트럭이 트레일러를 끌고 갑니다.

  89. uçak — 비행기
    uçak 비행기

    Uçak havaalanına iniş yapıyor. 비행기가 공항에 착륙합니다.

  90. tekne — 보트
    tekne 보트

    Küçük bir tekne görüyorum. 작은 보트가 보입니다.

  91. gemi — 배
    gemi 배

    Büyük gemi okyanusu geçiyor. 큰 배가 대양을 건너갑니다.

  92. helikopter — 헬리콥터
    helikopter 헬리콥터

    Helikopter gökyüzünde uçuyor. 헬리콥터가 하늘을 날아요.

  93. roket — 로켓
    roket 로켓

    Roket gökyüzüne doğru uçuyor. 로켓이 하늘로 날아갑니다.

  94. uzay gemisi — 우주선
    uzay gemisi 우주선

    Uzay gemisi aya iniş yaptı. 우주선이 달에 착륙했습니다.

  95. itfaiye aracı — 소방차
    itfaiye aracı 소방차

    İtfaiye aracı su taşır. 소방차는 물을 싣고 다닙니다.

  96. jet — 제트기
    jet 제트기

    Jet çok hızlı uçar. 제트기는 매우 빠르게 납니다.

  97. kayak — 카약
    kayak 카약

    O, kayakta oturuyor. 그녀는 카약에 앉아 있습니다.

  98. sal — 뗏목
    sal 뗏목

    Tahtadan bir sal yaptık. 우리는 나무 뗏목을 만들었습니다.

  99. kano — 카누
    kano 카누

    Küçük kanoyu kürekle sürüyor. 그는 작은 카누를 젓고 있습니다.

  100. yelkenli — 범선
    yelkenli 범선

    Rüzgar yelkenliyi hareket ettiriyor. 바람이 범선을 움직입니다.

601–700번째 단어

  1. fiyat — 가격
    fiyat 가격

    Fiyatı görüyor musun? 가격이 보여요?

  2. ucuz — 싸다
    ucuz 싸다

    Ucuz ayakkabı aldı. 그는 싼 신발을 샀어요.

  3. pahalı — 비싸다
    pahalı 비싸다

    O araba pahalı görünüyor. 저 차는 비싸 보여요.

  4. nakit — 현금
    nakit 현금

    Bence onun biraz nakit paraya ihtiyacı var. 그녀는 현금이 좀 필요한 것 같아요.

  5. kredi kartı — 신용카드
    kredi kartı 신용카드

    Kredi kartımla ödeyebilirim. 신용카드로 결제할 수 있어요.

  6. fiş — 영수증
    fiş 영수증

    Fişi alabilir miyim lütfen? 영수증 좀 주시겠어요?

  7. hesap — 계산서
    hesap 계산서

    Hesabı kim ödeyecek? 누가 계산서를 낼 거예요?

  8. para üstü — 거스름돈
    para üstü 거스름돈

    Ödedim ve para üstü aldım. 저는 돈을 내고 거스름돈을 받았어요.

  9. madeni para — 동전
    madeni para 동전

    Birkaç tane madeni param var. 저는 동전이 몇 개 있어요.

  10. banknot — 지폐
    banknot 지폐

    O ne tür bir banknot? 저것은 무슨 지폐예요?

  11. Bu ne kadar? — 이게 얼마예요?
    Bu ne kadar? 이게 얼마예요?

    Bu ne kadar? 이게 얼마예요?

  12. Kartla ödeyebilir miyim? — 카드로 결제할 수 있어요?
    Kartla ödeyebilir miyim? 카드로 결제할 수 있어요?

    Kartla ödeyebilir miyim? 카드로 결제할 수 있어요?

  13. para birimi — 통화
    para birimi 통화

    O para birimi çok güçlü. 그 통화는 매우 강해요.

  14. döviz kuru — 환율
    döviz kuru 환율

    Bu döviz kuru berbat. 이 환율은 정말 안 좋아요.

  15. döviz bürosu — 환전소
    döviz bürosu 환전소

    Bir döviz bürosuna ihtiyacımız var. 환전소가 필요해요.

  16. komisyon — 수수료
    komisyon 수수료

    Komisyon ödemek zorunda mısın? 수수료를 내야 해요?

  17. döviz — 외화
    döviz 외화

    O döviz. 저것은 외화예요.

  18. kart ödemesi — 카드 결제
    kart ödemesi 카드 결제

    Kart ödemesi onaylandı. 카드 결제가 되었어요.

  19. temassız — 비접촉식
    temassız 비접촉식

    Bu temassız bir ödeme. 이것은 비접촉식 결제예요.

  20. PIN kodu — 비밀번호
    PIN kodu 비밀번호

    PIN kodumu unuttum. 저는 비밀번호를 잊어버렸어요.

  21. para çekme ücreti — 출금 수수료
    para çekme ücreti 출금 수수료

    Para çekme ücretini ödediler. 그들은 출금 수수료를 냈어요.

  22. günlük limit — 일일 한도
    günlük limit 일일 한도

    Günlük limite ulaştı. 그녀는 일일 한도에 도달했어요.

  23. para iadesi — 환불
    para iadesi 환불

    Para iadesi alacaksın. 환불을 받으실 거예요.

  24. servis ücreti — 봉사료
    servis ücreti 봉사료

    Servis ücreti dahildir. 봉사료가 포함되어 있어요.

  25. mağaza — 가게
    mağaza 가게

    Bu benim en sevdiğim mağaza. 여기는 제가 가장 좋아하는 가게예요.

  26. kasiyer — 계산원
    kasiyer 계산원

    O, yeni kasiyer. 그분은 새로운 계산원이에요.

  27. sıra — 줄
    sıra 줄

    Bu sıra çok uzun. 이 줄이 아주 길어요.

  28. açık — 열다
    açık 열다

    Dükkan bugün açık. 가게가 오늘 문을 열어요.

  29. kapalı — 닫다
    kapalı 닫다

    Maalesef eczane kapalı. 아쉽게도 약국이 문을 닫았어요.

  30. fiyat etiketi — 가격표
    fiyat etiketi 가격표

    Fiyat etiketini gördüler. 그들은 가격표를 봤어요.

  31. indirim — 할인
    indirim 할인

    İndirimlerini çok seviyorum. 저는 여기 할인을 정말 좋아해요.

  32. iade politikası — 반품 규정
    iade politikası 반품 규정

    Bu iade politikası adil görünüyor. 이 반품 규정은 공정한 것 같아요.

  33. garanti — 보증
    garanti 보증

    Garanti, aldığın ürünü korur. 보증이 구매를 보호해요.

  34. deneme kabini — 탈의실
    deneme kabini 탈의실

    Deneme kabinini kullandılar. 그들은 탈의실을 이용했어요.

  35. alışveriş arabası — 쇼핑 카트
    alışveriş arabası 쇼핑 카트

    Bir alışveriş arabasına ihtiyacımız var. 쇼핑 카트가 필요해요.

  36. müşteri — 손님
    müşteri 손님

    Müşteri her zaman haklıdır. 손님은 항상 옳아요.

  37. masa — 테이블
    masa 테이블

    Bu salatayı masaya koyabilir misin? 이 샐러드를 테이블 위에 놓아 줄 수 있어요?

  38. menü — 메뉴
    menü 메뉴

    Geniş bir menüleri var. 그곳은 메뉴가 아주 많아요.

  39. rezervasyon — 예약
    rezervasyon 예약

    Rezervasyonumuz var. 저희 예약이 있어요.

  40. garson — 종업원
    garson 종업원

    Garsonlar çok çalışıyor. 종업원들이 열심히 일해요.

  41. sipariş — 주문
    sipariş 주문

    Şimdi sipariş veriyoruz. 저희는 지금 주문을 해요.

  42. su — 물
    su 물

    O soğuk su içer. 그녀는 차가운 물을 마셔요.

  43. kahve — 커피
    kahve 커피

    Onlar sert kahve içerler. 그들은 진한 커피를 마셔요.

  44. çay — 차
    çay 차

    Kışın sıcak çay en iyisidir. 겨울에 따뜻한 차가 최고예요.

  45. bira — 맥주
    bira 맥주

    Bir bira daha alabilir miyim lütfen? 맥주 하나 더 주세요.

  46. şarap — 와인
    şarap 와인

    Bu şarabı alabilir miyiz lütfen? 이 와인으로 주시겠어요?

  47. Hesap, lütfen. — 계산서 주세요
    Hesap, lütfen. 계산서 주세요

    Hesap, lütfen. 계산서 주세요.

  48. lezzetli — 맛있다
    lezzetli 맛있다

    O turta lezzetli! 그 파이는 맛있어요!

  49. başlangıç — 에피타이저
    başlangıç 에피타이저

    Önce bir başlangıç sipariş edeceğiz. 먼저 에피타이저를 주문할게요.

  50. ana yemek — 메인 요리
    ana yemek 메인 요리

    Ana yemeği seviyorum. 저는 메인 요리를 정말 좋아해요.

  51. tatlı — 디저트
    tatlı 디저트

    Tatlıyı seviyor. 그녀는 디저트를 좋아해요.

  52. günün spesiyali — 오늘의 특선
    günün spesiyali 오늘의 특선

    O, günün spesiyali. 저것은 오늘의 특선이에요.

  53. günün menüsü — 오늘의 메뉴
    günün menüsü 오늘의 메뉴

    Onlarda günün menüsü var. 오늘의 메뉴가 있어요.

  54. iki kişilik masa — 두 명 자리
    iki kişilik masa 두 명 자리

    İki kişilik masa istiyoruz. 두 명 자리가 필요해요.

  55. adına rezervasyon — ~ 이름으로 예약하다
    adına rezervasyon ~ 이름으로 예약하다

    Smith adına rezervasyon var. 스미스 씨 이름으로 예약했어요.

  56. musluk suyu — 수돗물
    musluk suyu 수돗물

    Genelde musluk suyu içerim. 저는 보통 수돗물을 마셔요.

  57. hesabı paylaşmak — 나누어 내다
    hesabı paylaşmak 나누어 내다

    Hesabı paylaşmak mümkün. 우리는 나누어 낼 수 있어요.

  58. beraber ödemek — 같이 계산하다
    beraber ödemek 같이 계산하다

    Beraber ödeyeceğiz. 저희가 같이 계산할 거예요.

  59. bahşiş — 팁
    bahşiş 팁

    Her zaman bol bahşiş veririm. 저는 항상 팁을 많이 줘요.

  60. kasada ödemek — 카운터에서 계산하다
    kasada ödemek 카운터에서 계산하다

    Kasada ödeyebilir miyiz? 카운터에서 계산할 수 있어요?

  61. beden — 사이즈
    beden 사이즈

    Bu beden çok küçük. 이 사이즈는 너무 작아요.

  62. olmak — 맞다
    olmak 맞다

    Eski kotu ona hâlâ oluyor. 그녀는 아직도 예전 청바지가 맞아요.

  63. çok büyük — 너무 크다
    çok büyük 너무 크다

    Bence bu gömlek çok büyük. 이 셔츠는 너무 큰 것 같아요.

  64. çok küçük — 너무 작다
    çok küçük 너무 작다

    Maalesef, bu ayakkabı çok küçük. 아쉽게도 이 신발은 너무 작아요.

  65. denemek — 써 보다
    denemek 써 보다

    Yeni şapkalar deniyoruz. 저희는 새 모자를 써 봐요.

  66. siyah — 검은색
    siyah 검은색

    Ben siyah bir gömlek giyer. 벤 씨는 검은색 셔츠를 입어요.

  67. beyaz — 하얗다
    beyaz 하얗다

    O beyaz pantolon giyiyor. 그녀는 하얀 바지를 입어요.

  68. kırmızı — 빨갛다
    kırmızı 빨갛다

    Kırmızı güller en iyisi değil mi? 빨간 장미가 최고이지 않나요?

  69. mavi — 파란색
    mavi 파란색

    Mavi senin en sevdiğin renk mi? 파란색이 가장 좋아하는 색이에요?

  70. yeşil — 초록색
    yeşil 초록색

    Yeşil elbiseyi alır mıydın? 초록색 드레스로 하실래요?

  71. sarı — 노랗다
    sarı 노랗다

    Sarı gömlekleri sever. 그녀는 노란 셔츠를 좋아해요.

  72. renk — 색깔
    renk 색깔

    Hangi rengi seviyorsun? 무슨 색깔을 좋아해요?

  73. pembe — 분홍색
    pembe 분홍색

    Pembe bir çiçek görüyorum. 분홍색 꽃이 보여요.

  74. mor — 보라색
    mor 보라색

    Mor bir çiçek görüyorum. 보라색 꽃이 보여요.

  75. kahverengi — 갈색
    kahverengi 갈색

    Kahverengi bir köpek görüyorum. 저는 갈색 개를 보고 있어요.

  76. gri — 회색
    gri 회색

    Kedi gri. 그 고양이는 회색이에요.

  77. altın rengi — 금색
    altın rengi 금색

    Yüzük altın rengi. 반지는 금색이에요.

  78. gümüş rengi — 은색
    gümüş rengi 은색

    Araba gümüş rengi. 자동차는 은색이에요.

  79. bej — 베이지색
    bej 베이지색

    Bej bir gömlek giyiyor. 그녀는 베이지색 셔츠를 입고 있어요.

  80. lacivert — 남색
    lacivert 남색

    Ceketi lacivert. 그의 재킷은 남색이에요.

  81. parlak — 밝다
    parlak 밝다

    Güneş çok parlak. 햇빛이 정말 밝아요.

  82. solgun — 창백하다
    solgun 창백하다

    Hasta çocuğun yüzü solgun. 아픈 아이가 창백합니다.

  83. karanlık — 어둡다
    karanlık 어둡다

    Oda çok karanlık. 방이 아주 어두워요.

  84. çizgili — 줄무늬의
    çizgili 줄무늬의

    Çizgili bir gömlek giyiyor. 그는 줄무늬 셔츠를 입고 있어요.

  85. oda — 방
    oda 방

    Odandan memnun musun? 방이 마음에 들어요?

  86. kapı — 문
    kapı 문

    Bu kapının değiştirilmesi gerekiyor. 이 문은 교체해야 해요.

  87. anahtar — 열쇠
    anahtar 열쇠

    Sanırım anahtarımı kaybettim. 열쇠를 잃어버린 것 같아요.

  88. pencere — 창문
    pencere 창문

    Pencere çok temiz. 창문이 아주 깨끗해요.

  89. ışık — 빛
    ışık 빛

    Bu oda çok ışık alıyor. 이 방은 빛이 많이 들어와요.

  90. düğme — 스위치
    düğme 스위치

    Işık düğmesi duvarda. 전등 스위치는 벽에 있어요.

  91. yatak — 침대
    yatak 침대

    Hâlâ bir yatak almam gerekiyor. 저는 아직 침대를 사야 해요.

  92. mutfak — 부엌
    mutfak 부엌

    Bu mutfak çok temiz. 이 부엌은 아주 깨끗해요.

  93. banyo — 화장실
    banyo 화장실

    O sık sık banyoyu kullanır. 그녀는 화장실을 자주 사용해요.

  94. duş — 샤워
    duş 샤워

    Her gün duş alırlar. 그들은 매일 샤워를 해요.

  95. Wi-Fi — 와이파이
    Wi-Fi 와이파이

    Bu barda Wi-Fi var mı? 이 바에 와이파이 있어요?

  96. adres — 주소
    adres 주소

    Adresin ne? 주소가 뭐예요?

  97. baş ağrısı — 두통
    baş ağrısı 두통

    Baş ağrısı hiç eğlenceli değildir. 두통은 절대 즐겁지 않아요.

  98. ateş — 열
    ateş 열

    Onun yüksek ateşi var. 그는 열이 심해요.

  99. öksürük — 기침
    öksürük 기침

    Öksürüğüm geçmiyor. 제 기침이 안 멈춰요.

  100. boğaz ağrısı — 목이 아프다
    boğaz ağrısı 목이 아프다

    Marry'nin boğaz ağrısı var. 메리 씨는 목이 아파요.

701–800번째 단어

  1. burun akıntısı — 콧물
    burun akıntısı 콧물

    O bir burun akıntısı. 저건 콧물이에요.

  2. baş dönmesi — 어지럽다
    baş dönmesi 어지럽다

    Döndükten sonra baş dönmesi hissediyorum. 빙글빙글 돌고 나서 어지러워요.

  3. hasta — 아프다
    hasta 아프다

    Bugün kendini çok hasta hissediyor. 그녀는 오늘 아주 아파요.

  4. ilaç — 약
    ilaç 약

    İlacını almayı unutma. 약을 먹는 것을 잊지 마세요.

  5. reçete — 처방전
    reçete 처방전

    Bu sizin reçeteniz mi, efendim? 손님, 이게 처방전이에요?

  6. doktor — 의사
    doktor 의사

    Bir doktor birçok insana yardım eder. 의사는 많은 사람들을 도와요.

  7. eczane — 약국
    eczane 약국

    Bazen eczaneye gideriz. 우리는 가끔 약국에 가요.

  8. klinik — 의원
    klinik 의원

    Dedem şu anda klinikte. 할아버지는 지금 의원에 계세요.

  9. turistik bilgi — 관광 정보
    turistik bilgi 관광 정보

    Tabela turistik bilgi sağlıyor. 표지판은 관광 정보를 제공해요.

  10. kütüphane — 도서관
    kütüphane 도서관

    Kütüphane insanlarla dolu. 도서관은 사람들로 가득해요.

  11. banka — 은행
    banka 은행

    Babamın hâlâ bankaya gitmesi gerekiyor. 아빠는 아직 은행에 가야 해요.

  12. kuaför — 미용사
    kuaför 미용사

    O kuaförü seviyor. 그녀는 미용사를 좋아해요.

  13. berber — 이발사
    berber 이발사

    O berber her gün saç keser. 저 이발사는 매일 머리를 잘라요.

  14. kuru temizlemeci — 세탁소
    kuru temizlemeci 세탁소

    Bu takım elbise için bir kuru temizlemeci gerekiyor. 이 정장은 세탁소에 맡겨야 해요.

  15. tamirhane — 수리점
    tamirhane 수리점

    Tamirhane bugün açık mı? 오늘 수리점이 문을 열어요?

  16. cep telefonu mağazası — 휴대폰 매장
    cep telefonu mağazası 휴대폰 매장

    O, cep telefonu mağazasında çalışıyor. 그녀는 휴대폰 매장에서 일해요.

  17. kurye servisi — 택배
    kurye servisi 택배

    Paketi kurye servisiyle gönderdik. 저희는 택배로 소포를 보냈어요.

  18. araç kiralama — 렌터카
    araç kiralama 렌터카

    Hafta sonu için bir araç kiralama rezervasyonu yaptık. 우리는 주말에 렌터카를 예약했어요.

  19. bisiklet kiralama yeri — 자전거 대여소
    bisiklet kiralama yeri 자전거 대여소

    Bu bisiklet kiralama yeri yeni görünüyor. 이 자전거 대여소는 새것 같아요.

  20. veteriner — 수의사
    veteriner 수의사

    Veteriner her ay köpeğimizi kontrol eder. 수의사가 매달 우리 개를 진찰해요.

  21. kaybetmek — 잃어버리다
    kaybetmek 잃어버리다

    Anahtarlarımı parkta kaybettim. 공원에서 열쇠를 잃어버렸어요.

  22. cüzdan — 지갑
    cüzdan 지갑

    Cüzdanını otobüste kaybetti. 그는 버스에서 지갑을 잃어버렸어요.

  23. telefon — 휴대폰
    telefon 휴대폰

    Lütfen ders sırasında telefonunu kapat. 수업 시간에는 휴대폰을 꺼 주세요.

  24. kimlik kartı — 신분증
    kimlik kartı 신분증

    Kimlik kartını buldun mu? 신분증을 찾았어요?

  25. çanta — 가방
    çanta 가방

    Onun çantası her zaman dolu. 그녀의 가방은 항상 가득해요.

  26. rapor — 보고서
    rapor 보고서

    Toplantı hakkında bir rapor yazdı. 그녀는 회의에 대한 보고서를 썼어요.

  27. tarif — 설명
    tarif 설명

    Bu harika bir tarif. 이것은 정말 놀라운 설명이에요.

  28. iletişim numarası — 연락처
    iletişim numarası 연락처

    İletişim numarası vermen gerekiyor. 연락처가 필요해요.

  29. kayıp eşya bürosu — 분실물 센터
    kayıp eşya bürosu 분실물 센터

    Onu kayıp eşya bürosunda buldu. 그녀는 그것을 분실물 센터에서 찾았어요.

  30. anahtarlar — 열쇠
    anahtarlar 열쇠

    Dün anahtarlarımı kaybettim. 어제 열쇠를 잃어버렸어요.

  31. iade etmek — 돌려주다
    iade etmek 돌려주다

    Yarın sabah kitabı iade edecek. 그녀는 내일 아침에 그 책을 돌려줄 거예요.

  32. sahip — 주인
    sahip 주인

    Sahibini tanıyor musun? 주인을 알아요?

  33. hemşire — 간호사
    hemşire 간호사

    Hemşire hastaya yardım etti. 간호사가 환자를 도왔습니다.

  34. diş hekimi — 치과의사
    diş hekimi 치과의사

    Diş hekimi dişimi tedavi etti. 치과의사가 제 치아를 고쳐주었어요.

  35. garson — 웨이터
    garson 웨이터

    Garson yemeğimizi getirdi. 웨이터가 음식을 가져다주었습니다.

  36. kadın garson — 웨이트리스
    kadın garson 웨이트리스

    Kadın garson yemeğimizi getirdi. 웨이트리스가 우리 음식을 가져다주었습니다.

  37. şef — 요리사
    şef 요리사

    Yemeği şef pişiriyor. 요리사가 음식을 요리합니다.

  38. tamirci — 정비사
    tamirci 정비사

    Tamirci arabamı düzeltti. 정비사가 제 차를 고쳤어요.

  39. postacı — 우체부
    postacı 우체부

    Postacı bir mektup getirdi. 우체부님이 편지를 가져다주셨어요.

  40. temizlikçi — 청소부
    temizlikçi 청소부

    Temizlikçi yerleri yıkadı. 청소부가 바닥을 닦았습니다.

  41. bahçıvan — 정원사
    bahçıvan 정원사

    Bahçıvan bitkileri suluyor. 정원사가 식물에 물을 줍니다.

  42. ressam — 화가
    ressam 화가

    Ressam çok güzel bir tablo yapıyor. 화가는 아름다운 그림을 그립니다.

  43. terzi — 재단사
    terzi 재단사

    Terzi güzel kıyafetler diker. 재단사는 아름다운 옷을 만듭니다.

  44. kütüphaneci — 사서
    kütüphaneci 사서

    Kütüphaneci kitapları düzenler. 사서가 책들을 정리합니다.

  45. oyuncu — 배우
    oyuncu 배우

    Ünlü oyuncuyu gördüm. 저는 그 유명한 배우를 봤어요.

  46. aktris — 여배우
    aktris 여배우

    Ünlü aktrisi gördüm. 저는 그 유명한 여배우를 봤어요.

  47. sanatçı — 화가
    sanatçı 화가

    Sanatçı bir resim yapıyor. 화가는 그림을 그립니다.

  48. fotoğrafçı — 사진작가
    fotoğrafçı 사진작가

    Fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekti. 사진작가가 제 사진을 찍어 주었어요.

  49. yazar — 작가
    yazar 작가

    Yazar kitabı bitirdi. 작가는 책을 다 썼습니다.

  50. müdür — 매니저
    müdür 매니저

    Yeni müdürle tanıştık. 우리는 새로운 매니저를 만났습니다.

  51. avukat — 변호사
    avukat 변호사

    İyi bir avukata ihtiyacım var. 저는 유능한 변호사가 필요해요.

  52. sekreter — 비서
    sekreter 비서

    Sekreter ofiste çalışıyor. 비서는 사무실에서 일합니다.

  53. gazeteci — 언론인
    gazeteci 언론인

    Gazeteci haberleri yazar. 언론인은 뉴스를 씁니다.

  54. asistan — 비서
    asistan 비서

    Asistanım size yardımcı olacak. 제 비서가 도와드릴 거예요.

  55. muhabir — 기자
    muhabir 기자

    Muhabir haberleri yazar. 기자는 뉴스를 씁니다.

  56. tasarımcı — 디자이너
    tasarımcı 디자이너

    Tasarımcı çok güzel kıyafetler yapıyor. 그 디자이너는 아름다운 옷을 만듭니다.

  57. mühendis — 엔지니어
    mühendis 엔지니어

    Mühendis makineyi tamir etti. 엔지니어가 기계를 고쳤습니다.

  58. pilot — 조종사
    pilot 조종사

    Pilot uçağı uçuruyor. 조종사가 비행기를 조종합니다.

  59. çiftçi — 농부
    çiftçi 농부

    Çiftçi tarlada çalışıyor. 농부는 들판에서 일합니다.

  60. balıkçı — 어부
    balıkçı 어부

    Balıkçı büyük bir balık yakaladı. 어부가 큰 물고기를 잡았습니다.

  61. bilim insanı — 과학자
    bilim insanı 과학자

    Bilim insanı yeni bir ilaç keşfetti. 그 과학자가 새로운 약을 발견했습니다.

  62. programcı — 프로그래머
    programcı 프로그래머

    Programcı yazılımı yazar. 프로그래머는 소프트웨어를 작성합니다.

  63. polis memuru — 경찰관
    polis memuru 경찰관

    Polis memuru hırsızı yakaladı. 경찰관이 도둑을 잡았습니다.

  64. asker — 군인
    asker 군인

    Asker şehri koruyor. 그 군인이 도시를 보호합니다.

  65. profesör — 교수
    profesör 교수

    Profesör öğrencilere ders anlatıyor. 교수님은 학생들을 가르칩니다.

  66. inşaatçı — 건설 노동자
    inşaatçı 건설 노동자

    İnşaatçı yeni evi inşa ediyor. 건설 노동자가 새 집을 짓습니다.

  67. fırıncı — 제빵사
    fırıncı 제빵사

    Fırıncı taze ekmek yapar. 제빵사는 갓 구운 빵을 만듭니다.

  68. sporcu — 운동선수
    sporcu 운동선수

    Sporcu çok hızlı koşuyor. 그 운동선수는 매우 빠르게 달립니다.

  69. Çıkış — 출구
    Çıkış 출구

    Affedersiniz, çıkış nerede? 실례합니다, 출구가 어디예요?

  70. giriş — 입구
    giriş 입구

    Burası giriş olmalı. 여기가 입구일 거예요.

  71. itmek — 밀다
    itmek 밀다

    Kırmızı kapıyı itiyorlar. 그들은 빨간 문을 밀어요.

  72. çekmek — 당기다
    çekmek 당기다

    Kapıyı çekmen gerekiyor. 문을 당겨야 해요.

  73. Sigara içilmez — 금연
    Sigara içilmez 금연

    Bu tabelada sigara içilmez yazıyor. 이 표지판에 금연이라고 쓰여 있어요.

  74. Park yasak — 주차 금지
    Park yasak 주차 금지

    Burada park yasak, üzgünüm. 여기는 주차 금지예요, 죄송해요.

  75. arızalı — 고장 나다
    arızalı 고장 나다

    O asansör arızalı. 저 엘리베이터는 고장 났어요.

  76. Sadece personel — 직원 전용
    Sadece personel 직원 전용

    O alan sadece personel içindir. 그 공간은 직원 전용이에요.

  77. acil çıkış — 비상구
    acil çıkış 비상구

    Her binada bir acil çıkış vardır. 모든 건물에는 비상구가 있어요.

  78. Bilgi — 정보
    Bilgi 정보

    Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var. 저희는 정보가 더 필요해요.

  79. Bilet gişesi — 매표소
    Bilet gişesi 매표소

    Şurası bilet gişesi. 저기는 매표소예요.

  80. Çimlere basmayın — 잔디밭에 들어가지 않다
    Çimlere basmayın 잔디밭에 들어가지 않다

    Lütfen çimlere basmayın. 잔디밭에 들어가지 마세요.

  81. ATM — 현금 인출기
    ATM 현금 인출기

    ATM nerede? 현금 인출기가 어디에 있어요?

  82. banka hesabı — 은행 계좌
    banka hesabı 은행 계좌

    Onun bir banka hesabı var. 그녀는 은행 계좌가 있어요.

  83. banka kartı — 은행 카드
    banka kartı 은행 카드

    Her zaman banka kartı kullanırız. 저희는 항상 은행 카드를 사용해요.

  84. nakit çekmek — 현금을 인출하다
    nakit çekmek 현금을 인출하다

    Her hafta nakit çekerim. 저는 매주 현금을 인출해요.

  85. nakit yatırmak — 현금을 입금하다
    nakit yatırmak 현금을 입금하다

    ATM'lerde nakit yatırırsın. 현금 인출기에서 현금을 입금해요.

  86. para transfer etmek — 송금하다
    para transfer etmek 송금하다

    Her gün para transfer ediyorlar. 그들은 매일 송금해요.

  87. bakiye — 잔액
    bakiye 잔액

    Hesap bakiyesini kontrol ediyor. 그녀는 계좌 잔액을 확인해요.

  88. ekstre — 명세서
    ekstre 명세서

    Banka ekstren nerede? 은행 명세서가 어디에 있어요?

  89. ücret — 수수료
    ücret 수수료

    Bu işlemin bir ücreti var mı? 이 거래는 수수료가 있어요?

  90. ek ücret — 추가 요금
    ek ücret 추가 요금

    Ek ücreti zaten ödedim. 저는 이미 추가 요금을 지불했습니다.

  91. birikim hesabı — 예금 계좌
    birikim hesabı 예금 계좌

    Bir birikim hesabı açtık. 저희는 예금 계좌를 만들었어요.

  92. kasa — 금고
    kasa 금고

    Para kasada. 돈이 금고에 있어요.

  93. koltuk — 소파
    koltuk 소파

    Bu koltuk çok rahat. 이 소파는 아주 편해요.

  94. masa — 테이블
    masa 테이블

    Bu yeni bir masa mı? 이게 새 테이블이에요?

  95. sandalye — 의자
    sandalye 의자

    Fred her zaman sandalyede oturur. 프레드는 항상 의자에 앉아요.

  96. gardırop — 옷장
    gardırop 옷장

    Gardırop kıyafetlerle dolu. 옷장에 옷이 가득해요.

  97. raf — 선반
    raf 선반

    Rafımı temizlemem gerekiyor. 저는 제 선반을 청소해야 해요.

  98. buzdolabı — 냉장고
    buzdolabı 냉장고

    Buzdolabı yemekleri soğuk tutar. 냉장고는 음식을 차갑게 유지해요.

  99. derin dondurucu — 냉동실
    derin dondurucu 냉동실

    Derin dondurucu dolu. 냉동실이 가득 찼어요.

  100. ocak — 가스레인지
    ocak 가스레인지

    Ocağı sık sık kullanır. 그는 가스레인지를 자주 사용해요.

801–900번째 단어

  1. fırın — 오븐
    fırın 오븐

    Bu fırın çok ısınıyor. 이 오븐은 아주 뜨거워져요.

  2. lavabo — 싱크대
    lavabo 싱크대

    Lavabo tabaklarla dolu. 싱크대에 접시가 가득해요.

  3. lamba — 램프
    lamba 램프

    Annem okumak için lamba kullanıyor. 우리 엄마는 책을 읽을 때 램프를 사용해요.

  4. çöp kutusu — 쓰레기통
    çöp kutusu 쓰레기통

    Daniel çöp kutusunu boşalttı. 다니엘 씨는 쓰레기통을 비웠어요.

  5. saat — 시계
    saat 시계

    Saat zamanı gösteriyor. 시계가 시간을 가리킵니다.

  6. bilgisayar — 컴퓨터
    bilgisayar 컴퓨터

    İş için bir bilgisayar kullanıyorum. 저는 업무를 위해 컴퓨터를 사용합니다.

  7. çerçeve — 틀
    çerçeve 틀

    Ahşap çerçeveyi boyadı. 그는 나무 틀을 칠했습니다.

  8. radyo — 라디오
    radyo 라디오

    Radyo dinlerim. 저는 라디오를 들어요.

  9. fotoğraf makinesi — 카메라
    fotoğraf makinesi 카메라

    Yeni bir fotoğraf makinesi aldım. 저는 새 카메라를 샀어요.

  10. şömine — 벽난로
    şömine 벽난로

    Ateş şöminede yanıyor. 불이 벽난로에서 타고 있습니다.

  11. koltuk — 안락의자
    koltuk 안락의자

    Koltukta dinleniyor. 그는 안락의자에 앉아 쉽니다.

  12. dolap — 찬장
    dolap 찬장

    Tabaklar dolapta. 접시들은 찬장에 있어요.

  13. kitaplık — 책장
    kitaplık 책장

    Yeni bir kitaplık satın aldı. 그는 새 책장을 샀어요.

  14. çekmece — 서랍
    çekmece 서랍

    Anahtarlar çekmecede. 열쇠는 서랍 안에 있어요.

  15. koridor — 복도
    koridor 복도

    Koridorda bekledik. 우리는 복도에서 기다렸습니다.

  16. kilim — 러그
    kilim 러그

    Kedi kilimin üzerinde uyuyor. 고양이가 러그 위에서 잠을 자요.

  17. oturma odası — 거실
    oturma odası 거실

    Bu bizim eski oturma odamız. 이곳은 저희의 오래된 거실이에요.

  18. yatak odası — 침실
    yatak odası 침실

    Yatak odasını maviye boyadılar. 그들은 침실을 파란색으로 칠했어요.

  19. yemek odası — 식당
    yemek odası 식당

    Yemek odasında yemek yeriz. 우리는 식당에서 밥을 먹어요.

  20. koridor — 복도
    koridor 복도

    O koridor çok uzun. 저 복도는 아주 길어요.

  21. balkon — 발코니
    balkon 발코니

    Bir balkon şehir manzarası sunar. 발코니에서 도시 전망을 볼 수 있어요.

  22. bahçe — 정원
    bahçe 정원

    Onun bahçesi çok güzel. 그의 정원은 정말 아름다워요.

  23. avlu — 마당
    avlu 마당

    Çocuklar avluda oynuyor. 아이들이 마당에서 놀고 있어요.

  24. garaj — 차고
    garaj 차고

    Garaj kapısı otomatik olarak kapanıyor. 차고 문이 자동으로 닫혀요.

  25. bodrum — 지하실
    bodrum 지하실

    Bu bodrum çok temiz. 이 지하실은 아주 깨끗해요.

  26. tavan — 천장
    tavan 천장

    Tavanı beyaza boyadık. 저희는 천장을 하얗게 칠했어요.

  27. çatı — 지붕
    çatı 지붕

    Şu çatı eski görünüyor. 저 지붕은 낡아 보여요.

  28. duvar — 벽
    duvar 벽

    Duvarı maviye boyadı. 그는 벽을 파란색으로 칠했어요.

  29. temiz — 깨끗하다
    temiz 깨끗하다

    Temiz bir ev istiyor. 그녀는 깨끗한 집을 원해요.

  30. yıkamak — 설거지하다
    yıkamak 설거지하다

    Şimdi bulaşık yıkayacağım. 저는 지금 설거지할 거예요.

  31. pişirmek — 요리하다
    pişirmek 요리하다

    Onlar her gece akşam yemeği pişirirler. 그들은 매일 밤 저녁을 요리해요.

  32. kaynatmak — 끓이다
    kaynatmak 끓이다

    Çay için su kaynatırsın. 차를 마시려고 물을 끓여요.

  33. kızartmak — 튀기다
    kızartmak 튀기다

    Yemeklerini sık sık kızartır mısın? 음식을 자주 튀겨요?

  34. pişirmek — 굽다
    pişirmek 굽다

    O bugün ekmek pişiriyor. 그녀는 오늘 빵을 구워요.

  35. süpürmek — 쓸다
    süpürmek 쓸다

    Yeri daha hızlı süpürürüm. 저는 바닥을 더 빨리 쓸어요.

  36. paspas — 대걸레
    paspas 대걸레

    Temizlikçi paspası kullanıyor. 청소부가 대걸레를 사용해요.

  37. elektrikli süpürgeyle süpürmek — 청소기를 돌리다
    elektrikli süpürgeyle süpürmek 청소기를 돌리다

    Oturma odasını elektrikli süpürgeyle süpürüyoruz. 저희는 거실에서 청소기를 돌려요.

  38. toz — 먼지
    toz 먼지

    Tozu siliyor. 그녀는 먼지를 닦아내요.

  39. sulamak — 물을 주다
    sulamak 물을 주다

    Onlar bahçeyi her hafta suluyorlar. 그들은 매주 정원에 물을 줘요.

  40. kapatmak — 끄다
    kapatmak 끄다

    Işıkları kapatabilir misin? 불을 꺼 줄래요?

  41. dökmek — 따르다
    dökmek 따르다

    Bardağa su döküyor. 그녀는 컵에 물을 따라요.

  42. karıştırmak — 젓다
    karıştırmak 젓다

    Sıcak çorbayı karıştırıyorum. 저는 뜨거운 수프를 저어요.

  43. doğramak — 패다
    doğramak 패다

    Adam odunları doğruyor. 그 남자는 장작을 팹니다.

  44. batırmak — 적시다
    batırmak 적시다

    Bezi suya batırıyor. 그녀는 천을 물에 적십니다.

  45. soymak — 까다
    soymak 까다

    Portakalı soyuyor. 그녀는 오렌지를 까고 있어요.

  46. rendelemek — 갈다
    rendelemek 갈다

    Sebzeleri rendeliyor. 그녀는 채소를 갈아요.

  47. sıcaklık — 열기
    sıcaklık 열기

    Ateşin sıcaklığını hissediyorum. 불에서 나오는 열기가 느껴져요.

  48. karıştırmak — 섞다
    karıştırmak 섞다

    Tuz ve suyu karıştırıyorum. 저는 소금과 물을 섞어요.

  49. sürmek — 바르다
    sürmek 바르다

    Ekmeğe tereyağı sürüyor. 그녀는 빵에 버터를 바른다.

  50. eritmek — 녹이다
    eritmek 녹이다

    Güneş buzları eritir. 태양이 얼음을 녹여요.

  51. ölçmek — 재다
    ölçmek 재다

    Uzun ipi ölçüyorum. 나는 긴 밧줄을 잽니다.

  52. doldurmak — 채우다
    doldurmak 채우다

    Bardağı suyla dolduruyorum. 저는 컵에 물을 채워요.

  53. çamaşır makinesi — 세탁기
    çamaşır makinesi 세탁기

    Bu çamaşır makinesi temiz. 이 세탁기는 깨끗해요.

  54. kurutma makinesi — 건조기
    kurutma makinesi 건조기

    Kurutma makinesi çok sıcak. 건조기가 아주 뜨거워요.

  55. deterjan — 세제
    deterjan 세제

    Şimdi daha fazla deterjana ihtiyacımız var. 지금 세제가 더 필요해요.

  56. yumuşatıcı — 섬유 유연제
    yumuşatıcı 섬유 유연제

    O her zaman yumuşatıcı kullanır. 그녀는 항상 섬유 유연제를 사용해요.

  57. leke — 얼룩
    leke 얼룩

    Bu leke ne zaman oldu? 이 얼룩은 언제 묻었어요?

  58. leke çıkarıcı — 얼룩 제거제
    leke çıkarıcı 얼룩 제거제

    Bu leke çıkarıcı iyi iş çıkarıyor. 이 얼룩 제거제는 효과가 좋아요.

  59. çamaşır sepeti — 빨래 바구니
    çamaşır sepeti 빨래 바구니

    Bir çamaşır sepetine ihtiyacımız var. 빨래 바구니가 필요해요.

  60. askı — 옷걸이
    askı 옷걸이

    Elbise askısını bulamıyorum. 옷걸이를 못 찾겠어요.

  61. mandal — 빨래집게
    mandal 빨래집게

    Mandal kullanıyor musun? 빨래집게를 사용해요?

  62. çamaşır ipi — 빨랫줄
    çamaşır ipi 빨랫줄

    Bu çamaşır ipi ıslak çamaşırları taşır. 이 빨랫줄에 젖은 빨래가 걸려 있어요.

  63. ütü masası — 다리미판
    ütü masası 다리미판

    Ütü masası ayak altında. 다리미판이 방해가 돼요.

  64. ütü — 다리미
    ütü 다리미

    Kıyafetlerinde sıcak bir ütü kullanıyor. 그녀는 옷에 뜨거운 다리미를 사용해요.

  65. bozuk — 고장 나다
    bozuk 고장 나다

    Maalesef, o oyuncak bozuk. 아쉽게도 그 장난감은 고장 났어요.

  66. tamir etmek — 고치다
    tamir etmek 고치다

    Burada bozuk eşyaları tamir ederiz. 저희는 여기서 고장 난 것들을 고쳐요.

  67. musluk — 수도꼭지
    musluk 수도꼭지

    Musluğumuz hâlâ sızdırıyor. 우리 수도꼭지가 아직도 새요.

  68. sızıntı — 누수
    sızıntı 누수

    Sonunda sızıntıyı tamir ediyorlar. 드디어 누수를 고치고 있어요.

  69. boru — 파이프
    boru 파이프

    Boruyu görebiliyorum. 파이프가 보여요.

  70. onarmak — 수리하다
    onarmak 수리하다

    Onu nasıl onaracağını biliyor musun? 그거 어떻게 수리하는지 알아요?

  71. tesisatçı — 배관공
    tesisatçı 배관공

    Bugün tesisatçıyı aradı. 그녀는 오늘 배관공을 불렀어요.

  72. elektrikçi — 전기 기사
    elektrikçi 전기 기사

    Bir elektrikçi tuttular. 그들은 전기 기사를 고용했어요.

  73. sigorta — 퓨즈
    sigorta 퓨즈

    Bu sigorta devreyi korur. 이 퓨즈가 회로를 보호해요.

  74. ampul — 전구
    ampul 전구

    Başka bir ampulümüz var mı? 다른 전구가 있어요?

  75. değiştirmek — 교체하다
    değiştirmek 교체하다

    Eski lastikleri değiştiririz. 우리는 오래된 타이어를 교체해요.

  76. bakım — 정비
    bakım 정비

    Düzenli bakım yapıyorlar. 정기적인 정비를 해요.

  77. saç kesimi — 이발
    saç kesimi 이발

    Yakında bir saç kesimine ihtiyacım var. 곧 이발을 해야 해요.

  78. parfüm — 향수
    parfüm 향수

    O parfümü seviyor. 그녀는 그 향수를 좋아해요.

  79. şampuan — 샴푸
    şampuan 샴푸

    Başka bir şampuanın var mı? 다른 샴푸 있어요?

  80. sabun — 비누
    sabun 비누

    Sabunla yıkanmalısın. 비누로 씻어야 해요.

  81. diş fırçası — 칫솔
    diş fırçası 칫솔

    Diş fırçan ne kadar eski? 칫솔이 얼마나 오래됐어요?

  82. diş macunu — 치약
    diş macunu 치약

    Bu en iyi diş macunu. 이게 제일 좋은 치약이에요.

  83. havlu — 수건
    havlu 수건

    Temiz havlular rafta. 깨끗한 수건들이 선반 위에 있어요.

  84. tıraş bıçağı — 면도기
    tıraş bıçağı 면도기

    Her seferinde yeni bir tıraş bıçağı kullanırım. 저는 매번 새 면도기를 사용해요.

  85. tarak — 빗
    tarak 빗

    O her gün tarak kullanır. 그녀는 매일 빗을 사용해요.

  86. ayna — 거울
    ayna 거울

    Dün aynayı temizledin mi? 어제 거울을 닦았어요?

  87. deodorant — 데오도란트
    deodorant 데오도란트

    Her gün deodoranta ihtiyacım var. 저는 매일 데오도란트가 필요해요.

  88. duş jeli — 샤워젤
    duş jeli 샤워젤

    Bu duş jeli güzel kokuyor. 이 샤워젤은 냄새가 좋아요.

  89. baş — 머리
    baş 머리

    Lütfen başını koru. 머리를 보호해 주세요.

  90. yüz — 얼굴
    yüz 얼굴

    Her sabah yüzünü yıkarsın. 매일 아침 얼굴을 씻어요.

  91. ayak — 발
    ayak 발

    Ayağına dokunabilir misin? 발을 만질 수 있어요?

  92. göz — 눈
    göz 눈

    Güzel gözlerin var. 눈이 정말 아름다워요.

  93. kol — 팔
    kol 팔

    Dün kolunu kırdı. 그는 어제 팔이 부러졌어요.

  94. burun — 코
    burun 코

    Kimin burnu daha büyük? 누가 코가 더 커요?

  95. ağız — 입
    ağız 입

    Şekeri ağzına koydu. 그녀는 입에 사탕을 넣었어요.

  96. diş — 이
    diş 이

    Dişlerini her gün fırçalarlar. 그들은 매일 이를 닦아요.

  97. el — 손
    el 손

    Elleri yıkamak çok önemlidir. 손을 씻는 것은 매우 중요해요.

  98. kulak — 귀
    kulak 귀

    Bu hayvanın kulakları var mı? 이 동물은 귀가 있어요?

  99. bacak — 다리
    bacak 다리

    Bacağın ağrıyor mu? 다리가 아파요?

  100. saç — 머리카락
    saç 머리카락

    Saçlarını ne sıklıkla fırçalarsın? 머리카락을 얼마나 자주 빗어요?

901–1000번째 단어

  1. vücut — 몸
    vücut 몸

    Adamın güçlü bir vücudu var. 그 남자는 몸이 튼튼합니다.

  2. gülümsemek — 미소 짓다
    gülümsemek 미소 짓다

    Çocuk bana gülümsüyor. 그 아이가 저를 보고 미소 짓습니다.

  3. sırt — 등
    sırt 등

    Sırtıma dokundu. 그가 제 등을 만졌어요.

  4. boyun — 목
    boyun 목

    Boynuna dokundu. 그녀는 자신의 목을 만졌습니다.

  5. omuz — 어깨
    omuz 어깨

    Doktor omzuma dokundu. 의사 선생님이 제 어깨를 만지셨어요.

  6. mide — 배
    mide 배

    Midem ağrıyor. 배가 아파요.

  7. göğüs — 가슴
    göğüs 가슴

    Göğsünde bir ağrı hissetti. 그는 가슴에 통증을 느꼈습니다.

  8. dudak — 입술
    dudak 입술

    Çocuk dudağına dokundu. 그 소년은 자신의 입술을 만졌습니다.

  9. dil — 혀
    dil 혀

    Sıcak çorba dilimi yaktı. 뜨거운 국물에 혀를 데었어요.

  10. boğaz — 목구멍
    boğaz 목구멍

    Boğazım çok kuru. 목이 너무 건조해요.

  11. bıyık — 콧수염
    bıyık 콧수염

    Babamın bıyığı var. 우리 아버지는 콧수염이 있으세요.

  12. sakal — 수염
    sakal 수염

    Adamın uzun bir sakalı var. 그 남자는 수염이 길어요.

  13. parmak — 손가락
    parmak 손가락

    Bebek parmağımı yakaladı. 아기가 제 손가락을 잡았어요.

  14. başparmak — 엄지손가락
    başparmak 엄지손가락

    Başparmağıyla işaret etti. 그는 엄지손가락으로 가리켰습니다.

  15. ayak parmağı — 발가락
    ayak parmağı 발가락

    Ayak parmağımı incittim. 발가락을 다쳤어요.

  16. diz — 무릎
    diz 무릎

    Sağ dizini büktü. 그는 오른쪽 무릎을 굽혔다.

  17. dirsek — 팔꿈치
    dirsek 팔꿈치

    Doktor dirseğimi muayene etti. 의사 선생님이 제 팔꿈치를 진찰하셨어요.

  18. bilek — 손목
    bilek 손목

    Bileğimi incittim. 저는 손목을 다쳤어요.

  19. ayak bileği — 발목
    ayak bileği 발목

    Ayak bileğini incitti. 그녀는 발목을 다쳤어요.

  20. avuç — 손바닥
    avuç 손바닥

    Avucunu açtı. 그녀는 손바닥을 폈습니다.

  21. topuk — 뒤꿈치
    topuk 뒤꿈치

    Köpek topuğumu ısırdı. 강아지가 제 뒤꿈치를 물었어요.

  22. kalça — 고관절
    kalça 고관절

    Sol kalçam ağrıyor. 왼쪽 고관절이 아파요.

  23. bel — 허리
    bel 허리

    Belinin etrafına bir ip bağladı. 그는 허리에 밧줄을 묶었습니다.

  24. kas — 근육
    kas 근육

    Bacak kasım ağrıyor. 다리 근육이 아파요.

  25. egzersiz — 운동
    egzersiz 운동

    Bu harika bir fitness egzersizi. 이것은 정말 대단한 운동이에요.

  26. spor salonu — 헬스장
    spor salonu 헬스장

    Spor salonuna gidiyor musun? 헬스장에 가요?

  27. antrenman — 체력 단련
    antrenman 체력 단련

    Düzenli antrenman seni sağlıklı tutar. 규칙적인 체력 단련은 당신을 건강하게 유지해 줍니다.

  28. ısıtmak — 워밍업하다
    ısıtmak 워밍업하다

    Bu, kasları ısıtmaya yardımcı olur. 이것은 근육을 워밍업하는 데 도움이 돼요.

  29. esnemek — 스트레칭하다
    esnemek 스트레칭하다

    Her sabah esnerim. 저는 매일 아침 스트레칭해요.

  30. koşmak — 달리다
    koşmak 달리다

    Çok hızlı koşarlar. 그들은 매우 빨리 달려요.

  31. yürümek — 걷다
    yürümek 걷다

    Akşamları yürümeyi sever. 그녀는 저녁에 걷는 것을 좋아해요.

  32. ağırlık kaldırmak — 무게를 들다
    ağırlık kaldırmak 무게를 들다

    Ağırlık kaldırmak kaslarını büyütür. 무게를 드는 것은 근육을 키워요.

  33. yoga — 요가
    yoga 요가

    Yoga çok sakinleştirici. 요가는 마음을 정말 편안하게 해 줘요.

  34. nefes alma — 호흡
    nefes alma 호흡

    Derin nefes alma çalışması yapıyoruz. 우리는 깊게 호흡하는 연습을 해요.

  35. formda kalmak — 건강을 유지하다
    formda kalmak 건강을 유지하다

    Formda kalmak için koşuyorum. 저는 달리기로 건강을 유지해요.

  36. dinlenme günü — 휴식일
    dinlenme günü 휴식일

    Ona bir dinlenme günü lazım. 그녀는 휴식일이 필요해요.

  37. dışarı çıkmak — 나가다
    dışarı çıkmak 나가다

    Cuma günleri genellikle dışarı çıkarız. 저희는 보통 금요일에 나가요.

  38. gece kulübü — 나이트클럽
    gece kulübü 나이트클럽

    Gece kulübü gece yarısından sonra doludur. 나이트클럽은 자정 이후에 꽉 차요.

  39. bar — 바
    bar 바

    Daha sonra barda buluşalım. 나중에 바에서 만나요.

  40. sigara — 담배
    sigara 담배

    Dışarıda sigara içiyor. 그는 밖에서 담배를 피우고 있어요.

  41. küllük — 재떨이
    küllük 재떨이

    Lütfen küllüğü kullan. 재떨이를 사용해 주세요.

  42. çakmak — 라이터
    çakmak 라이터

    Sende çakmak var mı? 라이터 있어요?

  43. alkol — 술
    alkol 술

    O çok sık alkol içmez. 그녀는 술을 자주 안 마셔요.

  44. şişe açacağı — 병따개
    şişe açacağı 병따개

    Bunun için bir şişe açacağına ihtiyacımız var. 이거에 병따개가 필요해요.

  45. dans etmek — 춤추다
    dans etmek 춤추다

    Arkadaşlarım her zaman dans etmek istiyorlar. 제 친구들은 항상 춤추고 싶어 해요.

  46. sarhoş — 취하다
    sarhoş 취하다

    O sarhoş, bu yüzden eve yürüyor. 그는 취해서 집에 걸어가요.

  47. el çantası — 핸드백
    el çantası 핸드백

    Onun telefonu kırmızı el çantasının içinde. 그녀의 핸드폰은 빨간 핸드백 안에 있어요.

  48. şarkıcı — 가수
    şarkıcı 가수

    Şarkıcı bu gece harikaydı. 오늘 가수가 정말 멋졌어요.

  49. hapşırık — 재채기
    hapşırık 재채기

    O hapşırık çok gürültülüydü. 그 재채기 소리가 아주 컸어요.

  50. kas ağrısı — 근육통
    kas ağrısı 근육통

    Antrenmanım kas ağrısı yaptı. 훈련 때문에 근육통이 생겼어요.

  51. kramp — 쥐
    kramp 쥐

    Bacak krampları en kötüsü. 다리에 쥐가 나면 최악이에요.

  52. boyun tutulması — 목이 뻐근하다
    boyun tutulması 목이 뻐근하다

    Bu boyun tutulması nasıl geçer? 목이 뻐근한데 어떻게 고칠까요?

  53. morluk — 멍
    morluk 멍

    Büyük bir morluğum var. 저는 큰 멍이 들었어요.

  54. karın ağrısı — 배탈
    karın ağrısı 배탈

    Dün karın ağrısı çektim. 어제 배탈이 났어요.

  55. diş ağrısı — 치통
    diş ağrısı 치통

    O kötü bir diş ağrısı. 치통이 아주 심해요.

  56. sırt ağrısı — 요통
    sırt ağrısı 요통

    Büyükannemin bugün sırt ağrısı var. 할머니는 오늘 요통이 있으세요.

  57. kulak ağrısı — 귀 통증
    kulak ağrısı 귀 통증

    Onun şu an kulak ağrısı var. 그는 지금 귀 통증이 있어요.

  58. yorgunluk — 탈진
    yorgunluk 탈진

    İşin yorgunluğa sebep olabilir. 직업이 탈진을 유발할 수 있어요.

  59. alerji — 알레르기
    alerji 알레르기

    Alerjim baharda en kötüdür. 제 알레르기는 봄에 가장 심해요.

  60. Burası ağrıyor — 여기가 아파요
    Burası ağrıyor 여기가 아파요

    Burası ağrıyor. 여기가 아파요.

  61. ağlamak — 울다
    ağlamak 울다

    Üzgün çocuk ağlıyor. 슬픈 아이가 울고 있어요.

  62. düşmek — 떨어지다
    düşmek 떨어지다

    Meyve ağaçtan düşer. 과일이 나무에서 떨어집니다.

  63. hasta — 아프다
    hasta 아프다

    Çocuk çok hasta. 그 아이는 아주 많이 아파요.

  64. iyi — 괜찮다
    iyi 괜찮다

    Bugün kendimi iyi hissediyorum. 오늘은 몸 상태가 괜찮아요.

  65. kesmek — 자르다
    kesmek 자르다

    Ekmeği kesiyor. 그녀는 빵을 잘라요.

  66. sargı — 붕대
    sargı 붕대

    Yaranın üzerine bir sargı sardı. 그는 상처에 붕대를 감았어요.

  67. yanmak — 타다
    yanmak 타다

    Kuru odun çabuk yanar. 마른 나무는 빨리 탑니다.

  68. tırmalamak — 할퀴다
    tırmalamak 할퀴다

    Kedi kolumu tırmaladı. 고양이가 제 팔을 할퀴었어요.

  69. çarpmak — 부딪히다
    çarpmak 부딪히다

    Başımı çarptım. 머리를 부딪혔어요.

  70. yara izi — 흉터
    yara izi 흉터

    Eski yara izine dokundu. 그는 오래된 흉터를 만졌습니다.

  71. toparlanmak — 회복하다
    toparlanmak 회복하다

    Hastalıktan toparlandı. 그는 병에서 회복했습니다.

  72. iyileşmek — 낫다
    iyileşmek 낫다

    Derin yara iyileşecek. 깊은 상처가 곧 나을 거예요.

  73. elektrik kesintisi — 정전
    elektrik kesintisi 정전

    Neyse ki elektrik kesintisi kısa sürdü. 다행히 정전이 짧았어요.

  74. fiş — 플러그
    fiş 플러그

    Dizüstü bilgisayarın şarj cihazını fişe takmayı unuttu. 그는 노트북 충전기 플러그를 꽂는 것을 잊어버렸어요.

  75. priz — 콘센트
    priz 콘센트

    Telefonunu duvar prizine taktı. 그녀는 휴대폰을 벽 콘센트에 꽂았어요.

  76. uzatma kablosu — 연장선
    uzatma kablosu 연장선

    Bu uzatma kablosu uzun. 이 연장선은 길어요.

  77. uzatma kablosu — 멀티탭
    uzatma kablosu 멀티탭

    Bilgisayarını uzatma kablosuna bağladı. 그녀는 컴퓨터를 멀티탭에 연결했어요.

  78. adaptör fişi — 어댑터 플러그
    adaptör fişi 어댑터 플러그

    Bir adaptör fişine ihtiyacın var. 어댑터 플러그가 필요해요.

  79. sigorta kutusu — 두꺼비집
    sigorta kutusu 두꺼비집

    Sigorta kutusu bozuk. 두꺼비집이 고장 났어요.

  80. şalter — 차단기
    şalter 차단기

    Fırtına sırasında şalter kapandı. 폭풍우 때 차단기가 내려갔어요.

  81. voltaj — 전압
    voltaj 전압

    Bu voltaj çok düşük görünüyor. 이 전압은 아주 낮은 것 같아요.

  82. pil — 배터리
    pil 배터리

    Bir pil el fenerini çalıştırır. 배터리가 손전등을 작동시켜요.

  83. bitmiş batarya — 방전된 배터리
    bitmiş batarya 방전된 배터리

    Bitmiş bataryayı şarj etmemiz gerekiyor. 방전된 배터리를 충전해야 해요.

  84. pili değiştirmek — 배터리를 교체하다
    pili değiştirmek 배터리를 교체하다

    Sık sık pili değiştirirsin. 자주 배터리를 교체해요.

  85. elektrik — 전기
    elektrik 전기

    Işık için elektriğe ihtiyacımız var. 빛을 위해 전기가 필요해요.

  86. gaz — 가스
    gaz 가스

    Gaz kokusu mutfağı doldurdu. 가스 냄새가 주방을 가득 채웠어요.

  87. son ödeme tarihi — 납부 기한
    son ödeme tarihi 납부 기한

    Lütfen faturadaki son ödeme tarihini kontrol et. 고지서에서 납부 기한을 확인해 주세요.

  88. ısıtma — 난방
    ısıtma 난방

    Isıtmayı açabilir misin? 난방을 켤 수 있어요?

  89. internet — 인터넷
    internet 인터넷

    Onlar her gün internet kullanıyorlar. 그들은 매일 인터넷을 사용해요.

  90. fatura — 청구서
    fatura 청구서

    Su faturasının son ödeme tarihi ne zaman? 수도 요금 청구서의 납부 기한이 언제예요?

  91. teknisyen — 기술자
    teknisyen 기술자

    Bir teknisyen hattı kontrol etmeye geldi. 기술자가 선을 점검하러 왔어요.

  92. tedarikçi — 공급 업체
    tedarikçi 공급 업체

    Tedarikçi yeni bir sözleşme gönderdi. 공급 업체가 새 계약서를 보냈어요.

  93. sözleşme — 계약
    sözleşme 계약

    Sözleşmenin süresi doldu. 계약이 만료되었어요.

  94. sağlayıcı — 제공업체
    sağlayıcı 제공업체

    İnternet sağlayıcımı değiştirdim. 저는 인터넷 제공업체를 바꿨어요.

  95. hesap numarası — 계좌 번호
    hesap numarası 계좌 번호

    Hesap numaram nedir? 제 계좌 번호가 뭐예요?

  96. müşteri hizmetleri — 고객 서비스
    müşteri hizmetleri 고객 서비스

    Harika müşteri hizmetleri sunuyoruz. 저희는 훌륭한 고객 서비스를 제공해요.

  97. form — 서식
    form 서식

    Basılı bir forma ihtiyacı var. 그는 인쇄된 서식이 필요해요.

  98. imza — 서명
    imza 서명

    İmzam yeterli olacak mı? 제 서명이 충분할까요?

  99. pasaport — 여권
    pasaport 여권

    Pasaportunu mu kaybettin? 여권을 잃어버렸어요?

  100. vize — 비자
    vize 비자

    O ülke vize istiyor. 그 나라는 비자가 필요해요.

개인 학습과 수업에 무료로 쓸 수 있어요.

미니 퀴즈

처음 100개 단어로 5문제를 풀어 보세요.

터키어 단어 1,000개를 순서대로 익혀 보세요.

앱이 그림과 음성으로 한 번에 12개씩 가르치고, 잊어버리기 전에 다시 보여 줘요. iPhone과 Android에서 무료.

휴대폰 카메라로 스캔하면 앱을 받을 수 있어요.